GÜNDEM - 24 Mart 2025 Pazartesi 11:00

Karaköyspor tarih yazdı

A
A
A
Karaköyspor tarih yazdı

Bilecik 1. Amatör Ligi’nde gösterdiği üstün performansla dikkat çeken Karaköyspor, büyük bir başarıya imza atarak play-off’a çıkmaya hak kazandı.


Bilecik 1. Amatör Ligi A Grubu’nda yer alan Karaköyspor, 14 haftada topladığı 22 puanla ligi 3’üncü sırada bitirerek, adını play-off’a yazdırdı. Karaköyspor Kulübü Başkanı İsmail Sert, kulübün elde ettiği bu büyük başarının ardındaki azim, mücadele ve takım ruhuna vurgu yaparak şunları söyledi:


"Bizlere büyük bir gurur ve heyecan yaşatan Karaköysporumuz, Bilecik 1. Amatör Ligi’nde gösterdiğimiz azim, mücadele ve takım ruhu sayesinde ligi 3. sırada tamamlayarak Play-Off’a kalmamız, Karaköyspor’un yükselen başarısının en büyük göstergesidir. Bu başarıda emeği geçen oyuncularına, teknik ekibine ve her zaman destek veren Karaköyspor taraftarına teşekkür ederim. Karaköyspor’un, Bilecik 1. Amatör Ligi’nde gruplarda gösterdiği başarılarının yanı sıra, play-off’a hak kazanan tek köy takımı olarak da tarihi bir başarıya imza attı. Play-off tarihi açıklandığında, tüm camiamızı bu büyük mücadelede takımımızın yanında olmaya davet ediyoruz. Hep birlikte daha büyük zaferlere ulaşmak dileğiyle. Karaköyspor’un bu başarıyı yakalamadaki azmi ve kararlılığı, futbolseverlere örnek olacak nitelikte. Bu tarihi an, yalnızca kulüp için değil, Pazaryeri ilçesi için de büyük bir gurur kaynağı oldu" dedi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Düzce Tatlı bayramı zehir etmesin: Uzmanından "porsiyon" uyarısı Ramazan Bayramı’nda çocukların fazla şeker tüketiminin sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirten Dr. Özge Yurtseven, aileleri porsiyon kontrolü konusunda uyardı. Bayramın vazgeçilmezleri arasında yer alan tatlılar ve şekerler, özellikle çocukların ilgisini çekiyor. Kapı kapı dolaşıp şeker toplayan çocukların fazla tüketim yapması ise sağlık açısından risk oluşturabiliyor. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Düzce Atatürk Devlet Hastanesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Özge Yurtseven, ailelere önemli uyarılarda bulundu. "Sağlıklı alternatifler sunarak çocukların ilgisini bu ürünlere çekebiliriz" Dr. Yurtseven, tatlıyı tamamen yasaklamanın doğru bir yaklaşım olmadığını belirterek, "Bayram geldi. Tatlıyı tamamen kaldırmak veya yasaklamak mümkün değil, zaten doğru da değil. Burada önemli olan, aşırı tüketimi önlemek. Çocukları hazır gıdalar yerine doğal şeker içeren besinlere yönlendirmek daha sağlıklı olacaktır. Kuru incir, kuru meyve, ceviz, badem gibi sağlıklı alternatifler sunarak çocukların ilgisini bu ürünlere çekebiliriz. Ayrıca tabakları renklendirerek, kuru üzüm ve muzdan gülen surat figürleri yapabilir ya da meyveleri kurabiye kalıplarıyla keserek daha cazip hale getirebiliriz. Eğer dışarıda tatlı tüketilecekse, şerbetli tatlılar yerine sütlü veya daha hafif tatlılar tercih edilmeli" dedi. "Çocuklar en fazla 1-2 dilim baklava tüketmeli" Tatlı tüketiminin sınırlandırılması gerektiğini vurgulayan Dr. Yurtseven, sağlıklı bir çocuk için günlük önerilen şeker miktarının 5 küp şekeri geçmemesi gerektiğini ifade etti. Yurtseven, "Bunu baklava üzerinden düşünecek olursak, çocuklar en fazla 1-2 dilim baklava tüketmeli. Porsiyonları küçük tutmak önemli. Sağlıklı çocuklar için bir gün fazla yemek büyük bir sorun oluşturmaz ancak uzun vadede olumsuz etkileri olabilir" diye konuştu. Özellikle diyabet, obezite, tansiyon veya kronik hastalığı olan çocukların tatlı tüketimi konusunda daha dikkatli olması gerektiğini belirten Yurtseven, "Diyabet hastası çocuklar tatlı tüketirse, kan şekerlerinin mutlaka ölçülmesi gerekir. Aileler bu konuda ekstra dikkatli olmalı" şeklinde konuştu.
Trabzon Prof. Dr. Fatma Gültekin: "Türkiye’de maden sularının yüzde 96’sı boşa akıyor" Türkiye’nin maden suyu konusunda oldukça zengin kaynaklara sahip olduğu ancak bu kaynakların yüzde 96 gibi yüksek bir oranının boşa aktığı belirtildi. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Jeoloji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Fatma Gültekin, maden suyunun (mineralli su), yerkabuğunun çeşitli derinliklerinde uygun jeolojik şartlarda doğal olarak oluşan, bir veya daha fazla kaynaktan yeryüzüne kendiliğinden veya teknik usullerle çıkartılan, mineral içeriği, kalıntı elementleri ve diğer bileşenleri ile her türlü kirlenme risklerine karşı korunmuş yer altı suları olduğunu söyledi. Gültekin "Sular yeraltına sızarken ve yukarıya çıkarken temas ettikleri değişik türdeki kayaçlardan farklı mineralleri bünyelerine alırlar. Böylece maden suyu özelliği kazanmış olurlar. Bu suları diğer sulardan ayıran en önemli özellik bünyelerinde normal sulardan daha fazla çözünmüş madde bulundurmalarıdır. Bu özelliklerinden dolayı maden suları, sağlıklı yaşam desteği ve sağlığı koruma, bazı hastalıkların doğrudan veya destekleyici tedavisi, bazı rahatsızlıkların giderilmesi ve önlenmesi gibi alanlarda kullanılır. Bunun için günlük sıvı ihtiyacının bir kısmını maden suyu içerek karşılamak gerekir" dedi. "Mineralli sular ülkemizde maalesef yeteri kadar rağbet görmüyor" Avrupa’da bebek mamalarının hazırlanmasından, sporcu beslenmesine, ileri yaştakilerin kullanımına kadar günlük sıvı tüketiminde rutinde kullanılan mineralli suların ülkemizde maalesef yeteri kadar rağbet görmediğine dikkat çeken Gültekin "Uzmanlar çocukluk döneminden itibaren insan metabolizmasına olan faydalarının olduğunu belirtirken ülkemizde tüketim oldukça kısıtlıdır. Bunun nedeni maden suyu ile sodanın karıştırılmasıdır. Oysa maden suyu, doğal yollardan elde edilen birçok çözünmüş madde ve eser element içeren şifalı bir su iken; soda işlenmiş suya litresinde en az 750 mg olacak şekilde soda (sodyum bikarbonat) ve litresinde 2-4 g düzeyde karbondioksit katılıp şişelenerek üretilen yapay bir içecektir. Türkiye maden suyu konusunda oldukça zengin kaynaklara sahiptir, ancak bu kaynakların yüzde 96 gibi yüksek bir oranı boşa akmaktadır. Maden sularının kozmetik uygulamaları, insan psikolojisi üzerine etkisi, mutfak uygulamalarında kullanımı, çocuk ve sporcu beslenmesindeki önemi nedeniyle günden güne kişi başı kullanımı artmaktadır. Ancak bu oran Avrupa ülkelerine göre ülkemizde 10 kat daha düşüktür" diye konuştu. "Trabzon’da yaklaşık 20 civarında maden suyu kaynağı bulunuyor" Trabzon’da çıkartılarak işlenen bir kaç bilinen maden suyunun dışında hemen her ilçede yöre halkı tarafından kullanılan ve şifalı su olarak kabul edilen kaynaklar bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Fatma Gültekin "Bu kaynakların bir kısmı ile ilgili çalışmalar bulunsa da kısıtlıdır. Çünkü bu tür kaynak sularının kullanıma sunulmadan önce ilgili yönetmelikler gereği çok sayıda parametre açısından analiz edilmesi gerekir. Bu analizlerin maliyeti yüksek olduğu için özellikle debisi ekonomik açıdan önemli olanlar değerlendirilmeye alınmaktadır. Trabzon il sınırları içerisinde Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü tarafından tespit edilmiş yaklaşık 20 civarında maden suyu kaynağı bulunmaktadır. Bu kaynakların çoğunun debileri çok düşük olduğu için ayrıntılı kimyasal analizleri yapılmamıştır. Bu kaynaklar bir proje kapsamında ele alınarak tekrar çalışılır ve kullanım alanları belirlenerek halkın kullanımına sunulursa yöreye ekonomik gelir sağlayabilirler. Maden suyu özelliği gösteren bu tür kaynaklar debileri açısından ekonomik değer taşımazlarsa bile içmece olarak kullanılabilirler. Bu şekilde belirlenen kaynaklar Sağlık Bakanlığının ilgili yönetmelikleri gereğince takip edildikleri için halkın sağlıklı su tüketimine de katkı olacaktır. Doğal güzellikleri ile dikkat çeken Trabzon’un maden suyu kaynaklarının araştırılması, mevcut kaynakların her türlü analizlerinin yapılarak ekonomiye kazandırılması turizmin çeşitlenmesi açısından da son derece önemlidir. Bu konuda karar vericiler ile araştırmacıların birlikte yapacakları çalışmalar olumlu sonuçlar verebilir" ifadelerini kullandı.