GÜNDEM - 25 Şubat 2026 Çarşamba 11:56

Bilecik’te iftar sofrasında binlerce kişi buluşuyor

A
A
A
Bilecik’te iftar sofrasında binlerce kişi buluşuyor

Bilecik Belediyesi tarafından şehir merkezinde kurulan iftar çadırında binlerce kişi aynı sofrada buluşuyor.


Ramazan ayının ilk gününden bu yana kurulan iftar sofrası vatandaşlardan yoğun ilgi görüyor. Bilecik Belediyesi çalışanları tarafından hazırlanan iftar programında Ramazan ayının bereketi paylaşılırken, Bilecik’teki iş insanları ve firma sahipleri de kurulan sofraya katkı sağlıyor. Bilecik Kayı Gıda Temizlik Turizm Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi katkılarıyla hazırlanan iftar sofrasında Melek Mızrak Subaşı da vatandaşlara yemek ikram ederek orucunu açtı. Vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılanan Belediye Başkanı Melek Mızrak Subaşı, masaları tek tek dolaşarak talep ve görüşleri dinledi.


Belediye Başkanı Melek Mızrak Subaşı, "İftar sofralarımızda hemşerilerimizle aynı ekmeği bölüşmenin huzurunu yaşıyoruz. Ramazan ayının birlik ve beraberliğimizi daha da güçlendirmesini diliyor, tutulan oruçların ve edilen duaların kabul olmasını temenni ediyorum" dedi.



Bilecik’te iftar sofrasında binlerce kişi buluşuyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Yer altından geleceğe: TEKNOFEST 2026’da yeni bir yarışma Dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali TEKNOFEST, 2026 yılında teknoloji yarışmalarına yepyeni bir başlık daha ekliyor. Bu yıl ilk kez düzenlenecek olan Maden Teknolojileri Yarışması, madencilik sektöründe dijitalleşmeyi hızlandırmayı, otonom üretim sistemlerini yaygınlaştırmayı ve yerli mühendislik çözümlerini güçlendirmeyi hedefliyor. T3 Vakfı ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ana yürütücülüğünde düzenlenen Dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali TEKNOFEST, 2026 yılında teknoloji yarışmalarına yepyeni bir başlık daha ekliyor. Yürütücülüğünü Türk Altın İşletmeleri AŞ’nin üstlendiği yarışma; nadir toprak elementleri, lityum ve bor gibi kritik hammaddelerde dışa bağımlılığı azaltacak, çevre dostu ve yüksek katma değerli milli teknolojilerin geliştirilmesini amaçlıyor. Genç mühendisleri bu dönüşümün merkezine yerleştiren yarışma, madenciliği yalnızca bir çıkarım faaliyeti değil; ileri teknoloji, yapay zeka ve sürdürülebilirlik ekseninde yeniden tanımlanan stratejik bir alan olarak konumlandırıyor. Yarışma kapsamında katılımcılardan; ileri cevher işleme teknolojileri, yerli yazılım ile tasarlanmış arama, izleme ve ölçme sistemleri, otonom madencilik uygulamaları, yapay zekâ entegrasyonu, iş güvenliği çözümleri ve çevreye duyarlı üretim modelleri üzerine projeler geliştirmeleri bekleniyor. Stratejik madenlerin uç ürüne dönüştürülmesinden akıllı ve otonom maden araçlarına, yapay zekâ destekli planlama yazılımlarından atık ve e-atıklardan değerli metal geri kazanımına kadar geniş bir vizyon sunan yarışma; sürdürülebilir su yönetimi ve rehabilitasyon çözümlerini de kapsayarak çevresel sorumluluğu merkeze alıyor. Türkiye ve yurt dışında öğrenim gören üniversite öğrencileri; lisans, ön lisans, yüksek lisans, doktora ve açık öğretim dahil olmak üzere yarışmaya başvurabiliyor. Bunun yanı sıra mezunlar, girişimler ve özel sektör temsilcileri de bu büyük teknoloji hamlesinin bir parçası olabiliyor. Böylece akademi, sanayi ve girişimcilik ekosistemi aynı hedef doğrultusunda buluşuyor. Yarışmada dereceye giren takımları ise Cumhuriyet altını ile ödüller bekliyor. Birinci olan ekip 18 Cumhuriyet Altını, ikinci 12 Cumhuriyet Altını, üçüncü ise 6 Cumhuriyet Altını kazanacak. Ancak bu yarışmada en büyük ödül; Türkiye’nin stratejik maden alanındaki teknoloji bağımsızlığına katkı sunmak ve milli mühendislik çözümlerine imza atmak olacak. Son başvuru tarihi 28 Şubat Madencilikte dijital dönüşümün, yapay zekâ destekli üretimin ve çevre dostu mühendisliğin öncüsü olmak isteyen tüm gençleri ve teknoloji girişimcilerini TEKNOFEST 2026 Maden Teknolojileri Yarışması’na başvurmaya davet ediyoruz.
İstanbul "İstanbul’da Tasavvufi Hayat" sergisi sanatseverlerle buluştu İstanbul’da tasavvuf kültürünü sanatsal ve estetik yönleriyle ele alan "İstanbul’da Tasavvufi Hayat" sergisi 5’inci kez kapılarını sanatseverlere açtı. 1945’ten bu yana gelenekten aldığı ilhamı geleceğe taşıyan İstanbul Beyoğlu Refia Övüç Olgunlaşma Enstitüsü tarafından hazırlanan sergi, yoğun ilgi gördü. Tasavvuf anlayışını bir duyuş ve kavrayış biçimi olarak ele alan sergide; mutasavvıfların sade yaşamları, incelikli gündelik hayatları ve kullandıkları eşyaların zarafeti sanat aracılığıyla ziyaretçilere sunuldu. İstanbul’un köklü manevi mirasına ışık tutan sergide, tasavvuf kültürü sanatsal, mimari ve estetik bir zeminde ele alındı. Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü’ne bağlı olarak faaliyetlerini sürdüren enstitünün geniş kapsamlı proje çalışmaları kapsamında hazırlanan sergide; nakış, hat ve tezhip, giyim üretim teknolojileri, kuyumculuk ve el sanatları atölyelerinde üretilen 110 parça eser yer aldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü ile Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü iş birliğiyle düzenlenen sergi, Ramazan ayı dolayısıyla beşinci kez sanatseverlerle buluştu. Sergi, 13 Mart 2026 tarihine kadar Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde ziyaret edilebilecek. "Tüm eserler birebir aslına uygun yapılmıştır" Beyoğlu Refia Övüç Olgunlaşma Enstitüsü Kurum Müdürü Hatice Pamukoğlu, sergide bulunan tüm eserlerin birebir aslına uygun yapıldığını ifade ederek, "Milli Eğitim Bakanlığımızın başlatmış olduğu ’Maarif’in Kalbinde Ramazan’ şiarıyla yürütülen etkinlikler kapsamında bizler de Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğümüze bağlı kurumlar olarak; gelenekten el alıp geleceğe yön veren, kültürümüzü tanıtan Olgunlaşma Enstitülerimizin yürütmüş olduğu çalışmalar arasında yer alan sergilerimiz mevcut. Bu sergilerimizden bir tanesi de "Tasavvufi Hayatı" sergimiz. İstanbul’da tasavvufi hayatı ele aldığımız, geniş bir yelpazeden baktığımız, tasavvufi hayata sanatsal ve kültürel açıdan yaklaşarak çalışılan eserlerden oluşan sergimiz; beşinci defa İstanbul’da ziyaretçileriyle buluşacak. Bu sergi içerisinde tasavvufi hayatın gündelik hayat içerisinde yer alan, kullanımlarında olan ürünlerin yer aldığı tüm eserler kurumumuz atölyelerinde üretilmiştir. Moda Tasarımı Atölyesinde kostümler, kuyumculuk atölyesinde aksesuarlar, el sanatları atölyemizde başlıklar, geleneksel sanatlar atölyemizde tablolar ve hat çalışmalarımız mevcuttur. Bütün çalışmalarımızda, danışmanlık eden alanında yetkili kıymetli hocalarımız olmuştur. Biz, ’incitmeme ve incinmeme’ şiarı denilen tasavvuf kültürünü ele aldık ve bu kültürle beraber tasavvufi hayat içerisinde yer alan obje ve nesnelerin birebir orijinallerine uygun replikalarını çalıştık. Burada bulunan tüm eserler; tablolar, kostümler danışman hocalarımızın nezaretinde birebir aslına uygun olarak yapılmıştır. İşte kostümlerin üzerindeki desenlerden kullanılan malzemelere varana kadar, onların renklerine varana kadar hepsinin bir sembolü var ve ifade ettiği değerler var. Ve bu değerler aslına uygun olarak çalışılmıştır. Bizim medeniyetimizin bir kültürü olan tasavvuf kültürü ve bunun özellikle İstanbul’da yaşayan son tekkeleri ele alınmıştır. Hat tablolarımızda, minyatür tablomuzda İstanbul’da faaliyetlerini sürdüren bu tekkelerin yerine getirdiği uhrevi görevleri etkili olarak, onların yaptığı çalışmaları inceleyerek günümüze aktarmak ve bunu gelecek nesillere taşımak için bu sergiyi gerçekleştirmiş bulunuyoruz" dedi. Açılışta konuşan Beyoğlu Kaymakamı Atakan Atasoy ise, "Kısa bir vaktinizi ayırıp muhakkak ailelerinize, arkadaşlarınıza ve yakın çevrenize de Refia Övüç Olgunlaşma Enstitüsü’nde yapılan bu güzel çalışmaları görmelerini tavsiye edin. Onlara tavsiye etmeniz zaten alışkanlık yapacaktır; çünkü bize alışkanlık yaptı. Orada yapılan eserlerin resmen ilmek ilmek işlendiğini, belki o küçük ayrıntılarda gizlenen güzelliklerin orada nasıl yapıldığını biz gururla gördük. Ben tekrar emeklerinden dolayı ve gayretlerinden dolayı Refia Övüç’ümüzün çok kıymetli müdür hanımına, emek veren o kıymetli hocalarına, kıymetli çalışanlarına ve destek veren, ismiyle hatırlayamadığım ya da söyleyemediğim kim varsa hepsine şükranlarımı arz ediyorum. Başarılar diliyorum. Allah hayırlı, uğurlu etsin diyorum" diye konuştu. Projenin danışmanlığını; sanat tarihçisi Prof. Dr. Nurhan Atasoy, besteci ve müzikolog Prof. Dr. Ruhi Ayangil, hattat Prof. Dr. Süleyman Berk, minyatür sanatçısı Nilgün Gencer, mimar Dr. M. Sinan Genim, Tekstil Sanatçısı ve Tasarımcı Elisabeth Strub Madzar ve Kültür ve Turizm Bakanlığı Tac-ı Şerif Sanatkarı Gökhan Parçalı üstlendi.