GÜNDEM - 25 Şubat 2026 Çarşamba 15:03

Yer altından geleceğe: TEKNOFEST 2026’da yeni bir yarışma

A
A
A
Yer altından geleceğe: TEKNOFEST 2026’da yeni bir yarışma

Dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali TEKNOFEST, 2026 yılında teknoloji yarışmalarına yepyeni bir başlık daha ekliyor. Bu yıl ilk kez düzenlenecek olan Maden Teknolojileri Yarışması, madencilik sektöründe dijitalleşmeyi hızlandırmayı, otonom üretim sistemlerini yaygınlaştırmayı ve yerli mühendislik çözümlerini güçlendirmeyi hedefliyor.


T3 Vakfı ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ana yürütücülüğünde düzenlenen Dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali TEKNOFEST, 2026 yılında teknoloji yarışmalarına yepyeni bir başlık daha ekliyor. Yürütücülüğünü Türk Altın İşletmeleri AŞ’nin üstlendiği yarışma; nadir toprak elementleri, lityum ve bor gibi kritik hammaddelerde dışa bağımlılığı azaltacak, çevre dostu ve yüksek katma değerli milli teknolojilerin geliştirilmesini amaçlıyor. Genç mühendisleri bu dönüşümün merkezine yerleştiren yarışma, madenciliği yalnızca bir çıkarım faaliyeti değil; ileri teknoloji, yapay zeka ve sürdürülebilirlik ekseninde yeniden tanımlanan stratejik bir alan olarak konumlandırıyor.


Yarışma kapsamında katılımcılardan; ileri cevher işleme teknolojileri, yerli yazılım ile tasarlanmış arama, izleme ve ölçme sistemleri, otonom madencilik uygulamaları, yapay zekâ entegrasyonu, iş güvenliği çözümleri ve çevreye duyarlı üretim modelleri üzerine projeler geliştirmeleri bekleniyor. Stratejik madenlerin uç ürüne dönüştürülmesinden akıllı ve otonom maden araçlarına, yapay zekâ destekli planlama yazılımlarından atık ve e-atıklardan değerli metal geri kazanımına kadar geniş bir vizyon sunan yarışma; sürdürülebilir su yönetimi ve rehabilitasyon çözümlerini de kapsayarak çevresel sorumluluğu merkeze alıyor.


Türkiye ve yurt dışında öğrenim gören üniversite öğrencileri; lisans, ön lisans, yüksek lisans, doktora ve açık öğretim dahil olmak üzere yarışmaya başvurabiliyor. Bunun yanı sıra mezunlar, girişimler ve özel sektör temsilcileri de bu büyük teknoloji hamlesinin bir parçası olabiliyor. Böylece akademi, sanayi ve girişimcilik ekosistemi aynı hedef doğrultusunda buluşuyor.


Yarışmada dereceye giren takımları ise Cumhuriyet altını ile ödüller bekliyor. Birinci olan ekip 18 Cumhuriyet Altını, ikinci 12 Cumhuriyet Altını, üçüncü ise 6 Cumhuriyet Altını kazanacak. Ancak bu yarışmada en büyük ödül; Türkiye’nin stratejik maden alanındaki teknoloji bağımsızlığına katkı sunmak ve milli mühendislik çözümlerine imza atmak olacak.


Son başvuru tarihi 28 Şubat


Madencilikte dijital dönüşümün, yapay zekâ destekli üretimin ve çevre dostu mühendisliğin öncüsü olmak isteyen tüm gençleri ve teknoloji girişimcilerini TEKNOFEST 2026 Maden Teknolojileri Yarışması’na başvurmaya davet ediyoruz.



Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Memişoğlu: "Madde bağımlılığı alanında yaklaşık 552 bin danışmanlık hizmeti verilmiştir" Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Madde bağımlılığı alanında danışmanlık hizmeti sunan Alo 191 Danışma Hattı aracılığıyla yaklaşık 552 bin danışmanlık hizmeti verilmiştir" dedi. TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu, AK Parti İstanbul Milletvekili Müşerref Pervin Tuba Durgut başkanlığında toplandı. Komisyon toplantısına katılan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sunum yaparak milletvekillerini bilgilendirdi. Sağlık Bakanlığı olarak çocukların bedensel, ruhsal ve sosyal yönden sağlıklı bireyler olarak yetişmelerini, toplumsal yaşama güçlü biçimde katılmalarını temel bir sorumluluk olarak gördüklerini belirten Memişoğlu, "Çocuk sağlığını yalnızca tedavi hizmetleriyle sınırlı bir alan olarak değil; koruma, erken müdahale ve rehabilitasyon süreçlerinin bütünlüğü içinde ele alıyoruz. Çocukluk dönemi bireyin gelişiminin en hassas evresidir. Bu dönemde karşılaşılan ihmal, istismar, bağımlılık riski veya ruhsal sorunlar, ilerleyen yaşlarda sosyal uyum problemlerine ve suça sürüklenmeye zemin hazırlayabilmektedir. Bu nedenle birinci basamak sağlık hizmetlerimizi sürekli güçlendiriyoruz. Aile hekimliği sistemi kapsamında yürütülen izlem programlarıyla çocuklarımızın büyüme ve gelişimleri düzenli olarak takip edilmekte, riskli durumlar erken aşamada tespit edilerek ilgili birimlere yönlendirme yapılmaktadır. Bu çalışmaların önemli bir ayağını 0-6 Yaş Çocuğun Psikososyal Gelişimini Destekleme Programı oluşturmaktadır. Program kapsamında aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanları tarafından gebelerin sağlık durumları ile 0-6 yaş aralığındaki çocukların gelişimleri bütüncül bir yaklaşımla izlenmektedir. 2025 yılı içerisinde bu program kapsamında 675 bin 815 bebek ve çocuğumuzun psikososyal izlemi gerçekleştirilmiştir. Programın ülke genelinde etkin biçimde uygulanabilmesi amacıyla 40 bin 87 hekim ile 44 bin 296 ebe ve hemşire olmak üzere toplam 84 bin 383 sağlık personeline eğitim verilmiştir" ifadelerini kullandı. "70 ilimizde toplam 74 Çocuk İzlem Merkezi faaliyet göstermektedir" Çocuk ve ergen ruh sağlığı hizmetlerini yaygınlaştırmaya devam ettiklerini dile getiren Memişoğlu, "Ülkemizde çocuk ve ergen ruh sağlığı alanında kamu, özel ve üniversitelerde toplam 2 bin 260 çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanı hizmet vermektedir. 711 çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanı ile 441 asistan hekim, Bakanlığımıza bağlı 229 sağlık tesisinde aktif olarak hizmet sunmaktadır. Bu hizmetler çok disiplinli ekip anlayışıyla yürütülmektedir. Bakanlığımız bünyesinde görev yapan bin 40 psikolog, 963 sosyal çalışmacı ve 534 çocuk gelişimci, çocuklarımızın ruhsal iyilik hâlinin korunması ve güçlendirilmesinde önemli rol üstlenmektedir. Gençlerin ruhsal dayanıklılığını artırmaya yönelik çalışmalarımızı da kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu kapsamda üniversiteler ve öğrenci yurtlarında yürütülen gençlik ruh sağlığı faaliyetleri kapsamında stant çalışmaları, el rehberleri ve ‘Kendime İyi Bak’ ile ’Psikolojik Dayanıklılık’ başlıklı eğitim programları düzenlenmektedir. Bu çerçevede 2025 yılı içerisinde 144 bin 478 gencimize eğitim ve danışmanlık hizmeti sağladık. Çocukların korunmasına yönelik önemli yapılardan biri de Çocuk İzlem Merkezleridir. Adli süreçlere konu olan çocukların olumsuz etkilenmesini önlemek amacıyla çok disiplinli bir yaklaşımla hizmet sunulmaktadır. Hâlihazırda 70 ilimizde toplam 74 Çocuk İzlem Merkezi faaliyet göstermekte olup, ülke genelinde yaygınlaştırma çalışmalarımız süratle devam etmektedir. Çocuk ihmali ve istismarının önlenmesine yönelik farkındalık faaliyetleri de düzenli olarak yürütülmektedir" dedi. "Madde bağımlılığı alanında danışmanlık hizmeti sunan Alo 191 Danışma Hattı aracılığıyla yaklaşık 552 bin danışmanlık hizmeti verilmiştir" Son bir yılda "Dijital Dünyada Ebeveyn/Çocuk ve Genç Olmak" temasıyla "An Sende Kalsın" sloganı kapsamında yürütülen eğitim ve farkındalık çalışmalarıyla yıl içinde toplam 1 milyon 418 bin 612 kişiye ulaşıldığı bilgisini veren Memişoğlu, "Ayrıca Sağlıklı Hayat Merkezlerinde psiko-sosyal danışmanlık, sigara bırakma danışmanlığı ve bağımlılıkla mücadele danışmanlığı hizmetleri sunulmaktadır. Bunun yanı sıra akran zorbalığı, ergenlik dönemi sorunları, aile içi iletişim, çocuk ihmali ve istismarı, psikososyal kriz durumları ve sınav kaygısı gibi konularda da çocuklara ve ailelerine destek verilmektedir. Madde bağımlılığı alanında danışmanlık hizmeti sunan Alo 191 Danışma Hattı aracılığıyla bugüne kadar yaklaşık 552 bin danışmanlık hizmeti verilmiştir. Bağımlılıkla karşı karşıya kalan vatandaşlarımız için tedavi ve rehabilitasyon altyapımızı sürekli güçlendiriyoruz. Ülke genelinde 64’ü yataklı, 79’u ayaktan olmak üzere toplam 143 Amatem ve Çematem’de bin 582 yatak kapasitesiyle hizmet sunulmaktadır. Çocuk ve ergenlere yönelik hizmetler 22 ilde bulunan 24 Çematem’ler aracılığıyla yürütülmektedir. Bu merkezlerin 15’i yataklı olup, toplam 242 yatak kapasitesine sahiptir. Geride bıraktığımız bir yıllık süre içerisinde bu merkezlere 8 bin 772 ayaktan başvuru yapılmış, bin 128 çocuk ve ergen yatarak tedavi görmüştür. Başvuruların büyük oranı ‘yüzde 77,7’si’ birden fazla madde kullanımına ilişkindir" diye konuştu.
Samsun Boşanmalar çocukları vuruyor: 193 bin 793 çocuk etkilendi Türkiye İstatistik Kurumu(TÜİK) Samsun Bölge Müdürlüğü, 2025 yılı Evlenme ve Boşanma İstatistiklerini açıkladı. Verilere göre Türkiye genelinde artan boşanmalar, en çok çocukları etkiledi. Kesinleşen davalar sonucunda 193 bin 793 çift boşanırken, 191 bin 371 çocuğun velayeti karara bağlandı. Samsun’da 8 bin 588 evlilik TÜİK Samsun Bölge Müdürlüğü 2025 Yılı Evlenme ve Boşanma İstatistiklerinden "Samsun İli, Evlenme ve Boşanma İstatistikleri" konusunda bir basın bülteni hazırladı. Türkiye genelinde evlenen çiftlerin sayısı 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 3,2 azalarak 552 bin 237’ye geriledi. Samsun’da ise evlilik sayısı yüzde 3,99 düşüşle 8 bin 588 oldu. Evlilik sayısında İstanbul ilk sırada yer alırken, Samsun 8 bin 588 evlilik ile 16’ncı sırada bulundu. Kaba evlenme hızı Türkiye genelinde binde 6,43 olarak gerçekleşirken, Samsun’da bu oran binde 6,19 oldu ve il sıralamasında 45’inci sırada yer aldı. Samsun’da 2025 yılında ortalama ilk evlenme yaşı erkeklerde 28,2, kadınlarda ise 26,0 olarak hesaplandı. İlk evlenmede yaş farkı 2,2 oldu. Türkiye genelinde ise erkeklerde ortalama ilk evlenme yaşı 28,5, kadınlarda 26,0 olarak kaydedildi. Samsun’da 3 bin 42 boşanma 2025 yılında boşanma sayıları ise artış gösterdi. Türkiye genelinde boşanan çiftlerin sayısı yüzde 2,6 artarak 193 bin 793’e yükseldi. Samsun’da boşanma sayısı yüzde 6,44 artışla 3 bin 42 oldu. Samsun, boşanma sayısında 19’uncu sırada yer aldı. Kaba boşanma hızı Türkiye genelinde binde 2,26 olurken, Samsun’da binde 2,19 olarak gerçekleşti. Samsun bu oranla 38’inci sırada bulundu. Boşanmaların süresine bakıldığında Türkiye genelinde boşanmaların önemli bir kısmının evliliğin ilk 5 yılı içinde gerçekleştiği görüldü. Samsun’da da boşanmaların yüzde 31,2’si evliliğin ilk 5 yılında meydana geldi. Kentte 69 çift evliliğinin ilk yılını doldurmadan boşandı. Son bir yıl içindeki boşanma olaylarından 193 bin 793 çocuk etkilendi Türkiye genlinde kesinleşen boşanma davaları sonucunda 2025 yılında 193 bin 793 çift boşanırken, 191 bin 371 çocuk velayete verildi. Boşanma davaları sonucu, çocukların velayetinin çoğunlukla anneye verildiği görüldü. Çocukların velayetinin 2025 yılında anneye, yüzde 25,4’ü babaya verildi.