EĞİTİM - 24 Ekim 2025 Cuma 15:19

BARÜ ev sahipliğinde "17. Uluslararası Dünya Dili Türkçe Sempozyumu" başladı

A
A
A
BARÜ ev sahipliğinde "17. Uluslararası Dünya Dili Türkçe Sempozyumu" başladı

Bartın Üniversitesi (BARÜ) ev sahipliğinde düzenlenen "17. Uluslararası Dünya Dili Türkçe Sempozyumu" görkemli bir törenle başladı.


Bartın Üniversitesi (BARÜ) ev sahipliğinde Türkçe ve Türk kültürü ile ilgili araştırma alanlarını farklı boyutlarıyla ele almak hedefiyle düzenlenen "17. Uluslararası Dünya Dili Türkçe Sempozyumu" görkemli bir törenle başladı. Tören, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından BARÜ’nün ana hatlarıyla tanıtıldığı kısa film gösterisi ile devam etti.


Programda sahne alan Kırım Ailesi Halk Dansları grubu gösterisi ve mini konser ile izleyicilerden büyük beğeni topladı.



"Türkçeyi korumak ortak sorumluluğumuzdur"


Gösterinin ardından geçilen açılış konuşmalarında ilk olarak BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, Türkçenin evrensel değerini ve kültürel mirasını vurguladı. Rektör Akkaya, "Bizler bugün bir medeniyetin hafızasını, bir milletin ruhunu yansıtan Türkçemizi konuşmak üzere buradayız. Küreselleşen dünyada, diller arasındaki etkileşim kaçınılmazdır. Ancak bu etkileşim içinde Türkçenin özgün sesini, estetiğini ve düşünme biçimini korumak bizlerin ortak sorumluluğudur. Çünkü bir dili yaşatmak o dili sevgiyle, bilinçle ve üretkenlikle kullanan çocuklar yetiştirmek sayesinde olur. Bu da çocuklarımıza iyi bir eğitim vermekten geçer. Bugün sempozyum kapsamında sunulacak bilim insanlarının çalışmaları, Türkçemizi sadece korumakla kalmayacak dilimizi geleceğe taşımaya katkı sunacak." dedi.



17. Uluslararası Dünya Dili Türkçe Sempozyumu Onursal Başkanı Prof. Dr. Abdurrahman Güzel adına hazırlanan kısa filmin gösteriminin ardından Prof. Dr. Güzel, bir konuşma yaptı. Güzel, Türkçenin gençlere doğru öğretilmesinin önemini vurguladı. Türkçenin dünyanın en önemli dillerinden biri olduğunu belirten Prof. Dr. Güzel, "Türkçe bir bilim, fikir, kültür dilidir. Dünyanın en önemli dillerinden biridir. Büyük bir Türk milleti var ve bu milletin dili de Türkçedir. Türkçeyi unutmayalım, günlük dilde yabancı kelimeler kullanmamaya özen gösterelim. Türkçeyi ön plana almamız gerekiyor. Türkçeyi Kaşgarlı Mahmut, Ali Şîr Nevaî, İsmail Hakkı Bursevî, Atatürk de ön plana almıştır. Yetiştireceğimiz öğretmenlerle çocuklarımıza, gençlerimize dilimizi güzel öğretelim. Türkçeyi kültürel olarak sadece kendimizle kalmayıp dünyaya yaymak mecburiyetindeyiz" diye konuştu.



Doç. Dr. Şenel, Yunus Emre Enstitüsünün Türkçeyi dünyaya tanıtmaktaki rolüne değindi. Yunus Emre Enstitüsü Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Cahid Şenel ise "Türkçe: Bir Dilin Küresel Serüveni ve Yunus Emre Enstitüsünün Rolü" başlıklı bir sunum yaparak Enstitünün Türkçenin tanıtılmasına yönelik faaliyetlerini anlattı. Doç. Dr. Şenel, "Yunus Emre Enstitüsü uluslararası arenada Türkçeyi tanıtmak üzere hayata geçirilmiş bir kurumdur. Bu kurumun 15 yılı aşkındır göstermiş olduğu faaliyetler giderek artan bir ivmeyle hem çeşitlilik hem de dünyaya yaygınlık bakımından büyük bir kazanıma dönüşmüştür. Şu an 70’i aşkın ülkede 90’ın üzerinde merkezi bulunan bir kurumdur. Kurumumuzda Türkçe öğretimi, Türk kültürü ve sanatı dünyaya tanıtılmaktadır. Amacımız ‘Gelin tanış olalım’ sözünden yola çıkarak uluslararası arenada insanların gönlüne girmektir. Türk’e dair ne varsa Türk dili üzerinden bunu dünyaya tanıtmaktır." ifadelerini kullandı.


Prof. Dr. Bölükbaş Kaya, Türk Dil Kurumunun Türkçeye dair çalışmalarını anlattı


Türk Dil Kurumu Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Fatma Bölükbaş Kaya, yürütülen çalışmalardan bahsederek "Türk Dil Kurumu Türkçenin yazılı ve sözlü ürünlerini bilime dayalı araştırmalar yapmak suretiyle incelemektedir. Türkçenin bilim, sanat, edebiyat ve öğretim dili olarak gelişmesini ve her alanda doğru şekilde kullanılmasını sağlamaktadır. Türk dilinin zenginliğini ortaya çıkararak onu Türk kültür coğrafyasında iletişim dili olmasını sağlamak hedefiyle çalışmalarını sürdürmektedir. Bu noktada yapılan 17. Uluslararası Dünya Dili Türkçe Sempozyumu’nda sunulacak bildirilerin gençlerimize katkı sağlayacağını umuyor, başarılı bir şekilde tamamlanmasını diliyorum" dedi.


"Türkçeyi yaşatmak her vatandaşın ortak sorumluluğudur"


Türkçeyi yaşatmanın her vatandaşın ortak sorumluluğu olduğunu ifade eden Bartın Valisi Dr. Nurtaç Arslan, "Türkçe, tarih boyunca farklı kültürlerle etkileşim halinde gelişmiş, kelime hazinesiyle insanlık tarihinin en köklü dillerinden biri haline gelmiştir. Türkçeyi yaşatmak, yalnızca dil bilimcilerin değil öğretmenlerin, sanatçıların, bilim insanlarının ve her bir vatandaşımızın ortak görevidir. Gençlerimize Türkçenin güzelliğini sevdirmek ve kendilerini doğru, etkili ifade etmeye yönlendirmek, kültürel mirasımızı yarınlara taşımanın en güzel yolu olacaktır. Bartın Üniversitesinin ev sahipliğinde düzenlenen bu uluslararası sempozyumun Türkçenin gücünü ve zenginliğini bir kez daha ortaya koyacağına ülkemizin bilim, kültür ve eğitim hayatına önemli katkılar sunacağına yürekten inanıyorum." ifadelerini kullandı.


Açılış töreni, "Türkçenin Dünü, Bugünü ve Yarını" başlıklı panel ile devam etti. Panelin oturum başkanlığını Prof. Dr. Abdurrahman Güzel yaparken Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun, Prof. Dr. Ali Yakıcı, Prof. Dr. Nodirkhon Khasanov, Prof. Dr. Davut Orazsahedov ve Prof. Dr. Halit Karatay konuşmacı olarak yer aldı.


Bartın Valiliği, Türk Dil Kurumu, Yunus Emre Enstitüsü, Yurtdışı Türkler ve Akrabalar Topluluğu Başkanlığı, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı ve TRT Avaz destekleriyle gerçekleştirilen 17. Uluslararası Dünya Dili Türkçe Sempozyumu farklı konularda oturumlarla devam edecek.




BARÜ ev sahipliğinde "17. Uluslararası Dünya Dili Türkçe Sempozyumu" başladı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Palandöken:"Yüksek nakit dolaşımı sahte para riskini artırıyor" Yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde kurban pazarlarında yaşanabilecek risklere dikkat çeken TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Kurban bayramı yaklaşıyor. Bu yıl tahminime göre 850 bin büyükbaş, yaklaşık 2,5 milyon da küçükbaş hayvan kesilecek" dedi. Kurbanlık fiyatlarının bu yıl oldukça yüksek seviyelere ulaştığına işaret eden Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Bu sene fiyatlar biraz daha yüksek olacak. İstanbul’da 500-550 olarak kilogramı büyükbaşın. Yine küçükbaşlarda da 25 ile 40 bin TL arası. Bunun için tabi yanınızda o miktardaki paraları taşırken de büyük risk veyahut işte hayvanları emanet edilirken ki sağlıklı bir şekilde emniyet ettiğiniz insanların kimlikleri vesairelerini de kontrol etmek lazım. Ama yine yerel yönetimler, kolluk güçleri, hem de mobil araçlarda çok dikkat etmek lazım. En önemlisi tabi bu vecibeleri yerine getirirken üzüntüye girmemeniz için hem sağlıklı hayvan, hem de söylediğim gibi alışverişler biliyorsunuz biraz daha nakit oluyor. Nakit para taşırken yanınızda bildiğiniz üzere çok büyük miktarlardaki paralar olduğu için herhangi bir kapkaççının, herhangi bir yan kesiciyle karşılaşmadan inşallah ki bu kurban bayramını güzel şekilde geçirmenize neden olacak" şeklinde konuştu. "Gerekirse mobil denetim noktaları oluşturulmalı" Kurban pazarlarında sahte paraya karşı denetimlerin artırılması gerektiğini vurgulayan Palandöken, "Tabii esnaf açısından bizim oradaki bulunan ilde, ilçede kurban pazarlarındaki esnaf sanatçılarının kimlik belgeleri olanlar tercih edilirse otokontrol sistemi olmuş olur. Yine aynı şekilde söylediğim gibi emniyet güçleri, aynı şekilde yerel yönetimleri, zabıta denetimleri, bu hijyen bakımından da hem kontrolü hem de sağlıktan kontrolleri de önemli. Herkese şimdiden bu bayramların bu güzel ulvi duygularını yerine getirebilecek imkanları olanların komşularıyla, yakınlarıyla, akrabalarıyla paylaşacakları bu kurban bayramının şimdiden hayırlara vesile olmasını diliyorum. Aman ha diyorum dikkatli bu tür kalabalık alanlara girip çıkarken de emniyetli bir şekilde hatta yanınızda çocuğunuz, eşiniz, arkadaşınız böyle kontrollü bir şekilde bu para sayma olayını söylediğim güvenilir olmayı kontrol etmek lazım" ifadelerini kullandı.
Hatay Yürek ısıtan mağazada vitrin kedilerin güneşlenme alanı oldu HATAY (İHA) – Hatay’da sokak kedilerine yuva olan mağazada kediler rahatlıkla gezinebilirken vitrinde güneşlenebiliyorlar. İlgi çeken görüntülerin oluştuğu kedi dostu mağaza, müşterilerden de takdir topluyor. İskenderun ilçesi Savaş Mahallesinde bulunan 3 katlı giyim mağazasında iş yeri çalışanları sayıları 10’u bulan sokak kedilerine ve mağazaya ait cins kedilere bakıyorlar. Mağazada keyiflerine göre gezebilen kediler, yiyeceklerini, içeceklerini ve barınma ihtiyaçlarını da mağazadan karşılıyorlar. Yürek ısıtan görüntülerin oluştuğu mağazanın reyonunda ve raflarda dolaşan kediler, alışveriş yapanlarında dikkatlerini çekiyorlar. Müşterilerden olumlu dönüş alan mağaza, sokak kedilerine adeta yuva oldu. Kediler için mağazayı ziyaret edenlerin olduğunu söyleyen mağaza çalışanları özellikle ’Leblebi’ adlı kedilerinin ün saldığını söyledi. "Vitrinde yaşayan kedimizin adı Leblebi ve mağazada yaşayan 3 kedimiz var" Mağazanın kedilerle anılmaya başladığını söyleyen Nuray Esin, ’’Bu kediler 3 yıl oluyor bizimle birlikte yaşıyorlar. Bu katta 3 tane var, kapıda baktıklarımız da 3 tane. Sayıları değişiyor gelen oluyor, giden oluyor ve sahiplenilen var. Buradan sahiplenmek isteyenler oluyor. Vitrinde yaşayan kedimizin adı Leblebi ve mağazada yaşayan 3 kedimiz var. Badem, Mişa ve Maşa. Siyam kedileri. Onları seven ağırlıkta, resim çekilmeye gelenler var. Özellikle onlar için gelenler var, sevmeyenler için de hassasiyet gösteriyoruz. Depoda özel yerleri var. Kumlarının olduğu, mamalarının olduğu. Genelde 3-4 saat zaten geziniyorlar ve bütün gün uyuyorlar. Vitrinde olan Leblebi’miz var ve insanların en çok tanıdığı kedimiz" dedi.
Hatay Baraj sınırları içerisindeki köyler aşırı yağışlarla sular içerisinde kaldı Hatay’da aşırı yağışlarla birlikte debisi artan Reyhanlı Barajı, baraj sınırları içerisinde yer alan ve geçmiş yıllarda boşaltılan 2 köyü sular içerisinde bıraktı. Uzun yıllar sonra baraj sularının artmasıyla su içinde kalan köylerin görüntüsü dikkat çekti. Hatay’ın Reyhanlı ve Kumlu ilçelerinde yer alan Reyhanlı Barajı’nın temeli 2010 yılında atılmıştı ve çalışmalar 2019 yılında tamamlanmıştı. Amik Ovası’nda yer alan bereketli arazilerin sulanması ve taşkınların önlenmesi amaçlanarak inşa edilen Reyhanlı Barajı,3 Ekim 2020 yılında açıldı. Reyhanlı Barajının sınırları içerisinde kalan Karakaya ve Acer Köyü sakinleri de yıllarca yaşam sürdükleri, yuvalarından ayrılmak zorunda kalmışlardı. Tahliye edilen evlerin maddi karşılığını alan vatandaşlar, baraj sınırlarına yakın bir noktada yer alan Mehmetbeyli Mahallesi’ne yerleştiler. Uzun yıllardır dolmayan Reyhanlı Barajı, bu yıl etkili olan aşırı yağışlarla birlikte Tahtaköprü Barajı ile Afrin Çayından gelen sularla doldu. Yağışların etkisiyle debisi artan Reyhanlı Barajındaki sular, baraj sınırları içerisinde yer alan 2 köyü içine alarak Mehmetbeyli Mahallesi’ne kadar dayanmış durumda. Geçen yıl kuraklığın etkisiyle görünür olan olan evler ve tarım arazileri, bu yılki yağışlarla birlikte sular altında kaldı. Yıllarca yaşadığı köyün sular altında kaldığını gören Halit Atlar, köyün sular altında kaldığını ilk defa gördüğünü ve iki katlı evlerin sular altında kaybolduğunu söyledi. Geçtiğimiz yıl kuraklığın etkili olduğunu ifade eden Halil Atlar, bu yıl yaşanan aşırı yağışla baraj sınırları içerisinde kalan köylerin su içinde kaldığını belirterek, "Reyhanlı ilçesi Mehmetbeyli Mahallesindeyiz. Burada geçen yıl bu kadar su yoktu ama bu yıl bereketli oldu. Sular çok olunca yolumuz kalmadı. Bu sular bize Afrin Çayından ve Tahtaköprü Barajından geliyor. Geçen yıl burada bir damla bile su yoktu kuraklık vardı. Bu yılda bereketli olunca doldu. Bu durumu ilk defa böyle görüyorum ve sular köye dayandı. Buradaki sular altında kalan evlerin paraları 10 yıl önce ödendi. Bundan dolayı kimsede mağdur olmadı. Karşıda olan iki köydeki insanlarda sular altında kalınca hepsi buraya taşındı. Burada benim zeytin bahçem var ama yol olmadığı için o tarafa gidemiyorum. Buraya yol yapılırsa güzel olur. Suların olmasıyla çok güzel manzarası var. Bu manzarayla sanki Antalya’da oturuyormuş gibi hissediyorsun" dedi.
Hatay Hatay’da depremin ardından inşa edilen 232’inci okulun açılışı gerçekleştirildi Hatay’da depremin ardından inşa edilen 232 ‘inci okul hizmete açıldı. Vali Mustafa Masatlı, il genelinde depremde 210 okulun yıkıldığını belirterek 232’inci okulla birlikte hizmete alınan derslik sayısının 2 bin 594 olduğunu söyledi. Kahramanmaraş merkezli depremlerde en çok yıkıma uğrayan Hatay’da binlerce bina yerle bir olurken kentteki bazı okul binaları da zarar görmüştü. Asrın felaketinde Hatay’da bin 604 eğitim kurumundan 210 tanesi deprem anında yıkılmış, 180 tanesi orta hasar almıştı. Orta hasar alan yapılardan 141 tanesinde güçlendirme kararı alınmıştı. Depremin izlerinin silindiği kentte yeni eğitim yuvaları inşa edilmeye devam ediliyor. Antakya ilçesi Serinyol Mahallesi’nde hayırseverlerin destekleriyle yapımı tamamlanan Gazi Mustafa Kemal Ortaokulu, düzenlenen törenle eğitim-öğretime açıldı. Vali Mustafa Masatlı, depremin ardından inşa edilen 232’inci okulun açılışının gerçekleştirildiğini belirterek "Okullarımızla ilgili, bu zamana kadar hemen hemen görülmemiş bir ihya, inşa ve imar çalışması başlattık. Hatay’da 6 Şubat depreminde yıkılmış olan 210 okulun yerine, bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz Gazi Mustafa Kemal Ortaokulu ile birlikte 232. okulumuzu açmış bulunuyoruz. Diğer taraftan, 61 okulumuzun inşaatı ise halen devam etmektedir. Tabii bu noktada, özellikle hayırseverlerimize çok teşekkür ediyoruz. Yeni açtığımız 232 okulumuzun 78 tanesi hayırseverlerimizin destekleriyle yapıldı. İnşaatı süren 61 okulumuzun 17 tanesi de yine hayırseverler tarafından inşa edilmektedir. Hatay’da yürüttüğümüz imar, ihya ve inşa sürecine destek olan ve katkı sunan başta sayın Cumhurbaşkanımıza, Milli Eğitim Bakanlığımıza çok teşekkür ederim" dedi.