GÜNDEM - 19 Nisan 2026 Pazar 13:12

Nazilli’nin ’Mobil Masal Bahçesi’ projesi Türkiye birincisi oldu

A
A
A
Nazilli’nin ’Mobil Masal Bahçesi’ projesi Türkiye birincisi oldu

Nazilli Belediyesi, sosyal belediyecilik alanında hayata geçirdiği örnek projelerle adından söz ettirmeye devam ediyor. Bu kapsamda geliştirilen Mobil Masal Bahçesi Projesi, Türkiye genelinden çok sayıda belediyenin katıldığı prestijli organizasyonda birincilik ödülüne layık görülerek büyük bir başarıya imza attı.



Akdeniz Belediyeler Birliği tarafından Antalya’da düzenlenen yarışmada, sosyal belediyecilik alanında geliştirilen projeler kıyasıya rekabet ederken; Nazilli Belediyesi’nin çocuk odaklı vizyonu ve yenilikçi yaklaşımı jüri tarafından en başarılı proje olarak değerlendirildi. Elde edilen bu önemli derece, Nazilli’nin yalnızca yerelde değil, ulusal ölçekte de örnek bir belediyecilik anlayışı sergilediğini bir kez daha ortaya koydu.



"Bu başarı, çocuklarımız için kurduğumuz hayalin karşılığıdır"


Kazanılan birincilik ödülüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Nazilli Belediye Başkanı Dr. Ertuğrul Tetik, duyduğu gururu şu sözlerle ifade etti:


"Bu ödül, sadece bir projenin başarısı değil; Nazilli’de çocuklarımız için kurduğumuz hayalin, emeğin ve inancın bir sonucudur. Türkiye genelinde birçok güçlü projenin yer aldığı bir organizasyonda birinci olmak bizim için son derece kıymetlidir. Bu başarı, geleceğimiz olan çocuklarımız için doğru yolda ilerlediğimizin en somut göstergesidir."



170 mahallede 2 bin 117 çocuğa ulaşıldı


Mobil Masal Bahçesi’nin sahadaki etkisine de dikkat çeken Başkan Tetik, projenin özellikle kırsal mahallelerde büyük bir ihtiyaca cevap verdiğini vurgulayarak, "Okul öncesi eğitime erişimi sınırlı olan çocuklarımıza ulaşmak bizim önceliğimizdi. Bugüne kadar 170 mahallede 2 bin 117 çocuğumuza ulaşmış olmak, bu projenin ne kadar doğru ve gerekli olduğunu açıkça ortaya koyuyor" dedi.



"Sosyal belediyecilik, geleceğe yapılan en güçlü yatırımdır"


Nazilli Belediyesi’nin sosyal belediyeciliği bir hizmetten öte, toplumsal dönüşümün anahtarı olarak gördüğünü belirten Tetik, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Bu ödül bizim için bir sonuç değil, daha iyisini yapmak adına güçlü bir motivasyondur. Çocuklarımızın hayatına dokunan, onların gelişimine katkı sunan projeler üretmeye kararlılıkla devam edeceğiz. Çünkü biz biliyoruz ki sosyal belediyecilik, geleceğe yapılan en güçlü yatırımdır."



Gezici anaokulu modeliyle fırsat eşitliği sağlanıyor


Kullanılmayan bir otobüsün dönüştürülmesiyle hayata geçirilen Mobil Masal Bahçesi; oyun alanı, kitap köşesi, sanat atölyesi ve masal bölümleriyle donatılmış gezici bir anaokulu olarak hizmet veriyor. Proje sayesinde çocuklar; masal saatleri, özgün drama etkinlikleri, sanat çalışmaları ve eğitsel faaliyetlerle hem eğleniyor hem de çok yönlü gelişim imkanı buluyor.



22 Eylül 2025 tarihinde başlatılan proje, özellikle kırsal mahallelerde yaşayan ve okul öncesi eğitime erişimde dezavantajlı durumda bulunan çocuklara ulaşarak eğitimde fırsat eşitliğine güçlü bir katkı sunuyor. Aynı zamanda ailelere yönelik bilgilendirme çalışmalarıyla erken çocukluk eğitimi konusunda farkındalık oluşturulması hedefleniyor.



Nazilli Belediyesi’nin bu örnek projesi, yerel yönetimlerin sosyal sorumluluk alanında atabileceği adımlar için ilham kaynağı olurken; elde edilen Türkiye birinciliği, ilçenin vizyonunu ve geleceğe yönelik güçlü adımlarını da gözler önüne seriyor.



Nazilli’nin ’Mobil Masal Bahçesi’ projesi Türkiye birincisi oldu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Tunceli Gülistan Doku soruşturmasında Mustafa Türkay Sonel’in ifadeleri ortaya çıktı Tunceli’de kayıp üniversite öğrencisi Gülistan Doku soruşturması kapsamında tutuklanan Mustafa Türkay Sonel’in ifadeleri ortaya çıktı. Tunceli’de 5 Ocak 2020’den bu yana kayıp olan Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişim Bölümü 2. sınıf öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında cinayet şüphesiyle 7 ilde operasyonlar düzenlenmiş ve 13 şüpheli gözaltına alınmıştı. Soruşturma kapsamında 10 şüpheli tutuklanırken, 3 kişi hakkında ise adli kontrol kararı verildi. Son tutuklanan isim ise dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel olmuştu. Sonel’in jandarmadaki ifadeleri ortaya çıktı. Umut Altaş’ı lise arkadaşı olmasından dolayı tanıdığını aktaran Mustafa Türkay Sonel, "Umut Altaş’ın aile düzeni bozuktur. Bunu da şahit olduğum beraber olduğumuz bir ortamda anne babasının sürekli kavga ettiğini ve durumlardan çok rahatsız olduğunu hatta 2 dayanılmaz bir hale gelerek bileğini cama vurarak kestiğinden dolayı biliyorum. Umut Altaş’ın abisi Sidar Altaş’ın ismini bilmediğim sevgilisi benim hakkımda Umut’a yönelik olarak sürekli ‘valinin oğlu ile arkadaşlık mı yapılır’ dediğini başkalarından duymuştum. Ancak Sidar Altaş kız arkadaşının dediği konulara hiçbir zaman katılmamış, bana boş ver onun söylediklerine takılma demiştir. Umut Altaş’ın babası Celal Altaş da arkadaşımın babası olmasından dolayı tanırım. Umut Altaş ile Tunceli’den ayrıldıktan sonra çok görüşmedim ancak üniversiteye başladığım zaman bana hayırlı olsuna Uğurcan Açıkgöz, Umut Altaş, Ercem Çelebi ziyarete İstanbul’a bir kaz defa gelmişlerdi. Umut Altaş ile son fiziki görüşmem o tarihtir" "Bu tecavüz olayı varsa yapan kişi aşağılık birisidir" Gülistan Doku’yu tanıyor musun sorusuna Sonel, "Ben Gülistan Doku’yu şahsen tanımam. Her hangi bir yerde herhangi bir sürekle görüşmedim. Hiçbir şekilde iletişim olmadı. Sadece kaybından sonda herkes gibi bende basından duyduğum kadarıyla tanıdım. Ben Gülistan Doku’nun kayıp olması haberlerine kadar ismini bile duymadım. Benim bildiğim kadarıyla arkadaş grubumdan hiç birisi Gülistan Doku tanımazdı. Umut Altaş ve Uğurcan Açıkgöz’ün 2019-2020 yıllarında kullandıkları hatlardan başka hatları veya patates hat diye tabir edilen hatlar konusunda ne desem yalan olur, bilmiyorum çünkü. Mesela benim numaram çocukluğumdan beri aynıdır, hiç değişmedi, yıllardır da benden başkası bu hattı kullanmaz" diye konuştu. Alınan tanık beyanlarında bir kadını hamile bıraktığının sorulması üzerine Sonel, "Böyle bir durum söz konusu bile olamaz, öyle bir durum varsa ispatlasınlar" dedi. "Benim ateşli silahım yoktur" Umut Altaş’ın "Türkay yanımda bir gün silahını çıkartarak ben bu silahla birisini vurdum" ifadelerine yanıt veren Sonel, "Umut ile aramızda böyle bir konuşma geçmedi. Benim ateşli silahım yoktur. Bana AİRSOFT sporunu lise arkadaşım olan o dönem MİT müdürünün oğlu Oğulcan öğretmişti. Bu spor hobilerim arasında olduğu için bu sporda kullanılan boncuk atan (fosforlu, kırmızı, yeşil, beyaz renk) Hatta bu spora ait evin bahçesinde oynadığımıza dair birçok fotoğraf ve video telefonumda mevcuttur hatta bu sporda kullanılan silahların hepsinin faturası mevuttur. Bu sporda kullanılan silahları İzmir Av Market Airsoft isimli sarı renkli internet sitesinden sipariş verirdik. Hatta bu sporda kullanılan silahların boncuklarını da bu siteden sipariş verirdik. Bu silahlarda kullanılan boncuklara B.B denir ve pahalı olduğu için bir sonraki için kullandığımız zamanlarda tekrar yerden toplardık" cümlelerini kullandı. "Gençlik merkezine gidip gitmediğimi tam olarak hatırlamıyorum" Gençlik merkezine gidip gitmediği sorulan Sonel, "Ben gençlik merkezine gidip gitmediğimi tam olarak hatırlamıyorum ancak büyük ihtimalle gitmemişimdir. Ben o dönem arkadaşlarımla okuduğum Özel Uğur Temel Lisesinin karşısında bulunan kütüphaneye ders çalışmaya giderdik. Bu kütüphaneye genelde soy ismini hatırlamadığım Ünsal, Uğurcan, Şafak ve hatırlayamadığım birkaç dershane ve okul arkadaşlarımla giderdim" Ardında ekipler, daraltılmış baz raporunda gençlik merkezi binasında bulunduğunun tespit edildiği ve kimlerle ne amaçla gittiğini sorması üzerine Sonel, aradan çok zaman geçtiği için bu konuyla ilgili bir fikrinin olmadığını söyledi. "Tecavüz olayı ile benim hiçbir bilgim ve alakam yoktur" Uğurcan Açıkgöz ile 04 Ocak 2020 günü 54 saniyelik görüşme ve gizli tanık beyanındaki tecavüz olayı soruldu. Sonel ifadesinde, "Bana bahsettiğiniz telefon konuşmalarının içeriklerini uzun zaman geçtiği için hatırlamıyorum. Gizli tanığın beyanındaki tecavüz olayı ile benim hiçbir bilgim ve alakam yoktur. Bu konu çok korkunç ve iğrenç bir durumdur. Benim de bir kız kardeşim var. Yanlış hatırlamıyorsam bahsettiğiniz Hanımeli cafenin sahibinin oğlu Sidar Elma bizim arkadaş grubunda okul arkadaşımdır. Hatta kendisine apple diyerek takılırdık. Bu arada ben bu hanımeli isimli kafeye bir yada iki kere gitmişimdir. O da arkadaşlarım Umut Altaş ve Ekincan’ın bu kafenin tatlılarını sevmeleridir. Ben zaten tatlı seven bir insan değilim geçerken onlar için oraya uğrar paket olarak tatlıları alırdık. Hatta bana da tatlı yememi ısrar ederlerdi ancak ben tatlı yemezdim. Ben en çok Balkon isimli kafeye giderdim" diye konuştu. "Gülistanın gözü yaşlı annenin bir damla gözyaşına ben kurban olurum" Umut Altaş ile yapılan telefon görüşmelerinin yönetilmesi sonrası Sonel, "Ben bu konuşmaların içeriklerini aradan uzun zaman geçtiği hatırlamam mümkün değildir. Belki bir oyun ile ilgili, belki sınav dönemi ile ilgili, belki üniversite seçimi ile ilgili olarak konuşmuş olabilirim. Birisinin doğum günü için konuşmuş olabilirim. Bahse konu tecavüz olayı ile ilgili hiçbir bilgim ve ilgim yoktur. Bunu duydukça midem bulanıyor ve tiksiniyorum. Bu tecavüz olayı varsa yapan kişi aşağılık birisidir. Tekrar ediyorum benimde bir kız kardeşim var. Böyle bir itham ile adımın yan yana gelmesi çok zoruma gidiyor. Bende bir üniversite öğrencisiyim benimde çevrem, komşularım, kız ve erkek arkadaşlarım var. Umarım bu gerçekleri en kısa zamanda ortaya çıkar, Gülistanın gözü yaşlı annenin bir damla gözyaşına ben kurban olurum. Ben doku ailesine kızmıyorum çünkü onların acıları var ve empati yapıyorum"
Hakkari Meralardan sınıflara: Yüksekovalı çiftçiler bu kez sıralarda ter döktü Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde yıllardır tarlada ve merada ter döken eller, bu kez kalem tutarak sınav kağıtlarını doldurdu. Yüksekova İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğü iş birliğiyle düzenlenen "Sürü Yönetimi Elemanı" kursuna katılan 110 çiftçi, eğitimlerini tamamlayarak büyük sınavda yarıştı. 17 Ocak’ta başlayan ve yoğun bir müfredatla devam eden eğitimin sonunda, kadın ve erkek yetiştiriciler 50. Yıl Ortaokulu’nun sıralarına oturarak hayatlarında bir ilki gerçekleştirdiler. Geleneksel hayvancılık yöntemlerini modern teknolojiyle birleştirmeyi hedefleyen kurs kapsamında, 112 kursiyer başvuru yaptı. Teknik ve pratik eğitimlerin ardından gerçekleştirilen 30 soruluk sınavda çiftçiler, öğrendiklerini kağıda dökmek için büyük heyecan yaşadı. Kursiyerlere sadece teknik bilgi değil, aynı zamanda dijital takip sistemleri, hayvan hastalıkları ve aşı takibi, Atatürk ilkeleri ve inkılap tarihi ile kaza ve afetlere karşı acil durum müdahale eğitimleri verildi. Sınav merkezini ziyaret ederek kursiyerlerin heyecanına ortak olan Yüksekova İlçe Tarım ve Orman Müdürü Murat İnan, ilçedeki tarımsal kalkınma hamlesine dair önemli açıklamalarda bulundu. İnan, "Bugün Yüksekova’da hayvancılığın çehresini değiştirecek çok özel bir güne şahitlik ediyoruz. 17 Ocak’ta başlattığımız Sürü Yönetimi Elemanı kursumuzun meyvelerini bugün gerçekleştirilen sınavla topluyoruz. Amacımız, işletmelerimizde verimliliği dijital yazılımlar ve modern yöntemlerle maksimum seviyeye çıkarmaktır. Çiftçilerimizin o heyecanı, öğrenme azmi bizlere doğru yolda olduğumuzu bir kez daha gösterdi. Sadece sürü yönetimi değil; büyükbaş yetiştiriciliği, süt sığırcılığı, kanatlı hayvan yetiştiriciliği ve hatta salep ile safran gibi alternatif ürün yetiştiriciliği konularında da eğitimlerimiz hız kesmeden devam edecek. Bu süreçte bizlere kapılarını açan ve desteğini esirgemeyen İlçe Milli Eğitim Müdürlüğümüze, Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğümüze, 50. Yıl Okulu yönetimimize, rehberlik araştırma merkezine, bilgileriyle yetiştiricilerimize ışık tutan değerli veteriner hekimlerimize ve özveriyle çalışan tüm mesai arkadaşlarıma teşekkürlerimi sunuyorum. Yüksekova üretecek, Yüksekova gelişecek" dedi. Sınav salonunda ter döken çiftçiler, bu eğitimin kendileri için sadece bir belge değil, aynı zamanda bir vizyon değişimi olduğunu vurguladılar. Hayatlarında ilk kez öğrenci sıralarında sınav heyecanı yaşayan çiftçiler, duygularını şu sözlerle ifade ettiler: "Biz yıllardır bu işi dedelerimizden, babalarımızdan gördüğümüz usullerle yapıyorduk. Ancak bugün anladık ki; emek vermek kadar, o emeği bilgiyle birleştirmek de önemliymiş. Sürü yönetimi, doğru besleme ve sağlık tedbirlerini öğrendiğimizde aslında ne kadar çok şeyi eksik yaptığımızı fark ettik. Bugün bu sıralarda oturmak bizim için bir gurur vesilesidir. Bizler artık sadece emek veren değil, bilinçli üreten çiftçileriz. Devletimizin bize sunduğu bu imkanlar sayesinde, ahırlarımızda daha sağlıklı hayvanlar yetiştirecek, Yüksekova’nın bereketine bereket katacağız. Bizlere bu kapıları açan, bize birer öğrenci gibi değer veren tüm hocalarımıza ve müdürlüğümüze teşekkür ediyoruz."