EĞİTİM - 03 Nisan 2026 Cuma 10:38

Nazilli’de ’Genç Yaşta Finansal Okuryazarlık’ söyleşisi gerçekleştirildi

A
A
A
Nazilli’de ’Genç Yaşta Finansal Okuryazarlık’ söyleşisi gerçekleştirildi

Nazilli Beşeylül Ortaokulu’nda öğrenci ve öğretmenlerine yönelik ’Genç Yaşta Finansal Okuryazarlık’ konulu söyleşi gerçekleştirildi.



Nazilli Belediyesi Mehmet Yüzügüler Kültür Merkezi Tiyatro Salonunda ADÜ Dr. Öğretim Görevlisi Hatice Can tarafından gerçekleştirilen ’Genç Yaşta Finansal Okuryazarlık’ konulu söyleşiye Nazilli İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü Arif Tokmak’ın yanı sıra ilçe genelindeki okul müdürleri de katıldı. Söyleşide, finansal okuryazarlığın önemi, bireylerin erken yaşta bilinçli tüketim alışkanlıkları kazanmasının gerekliliği ve tasarruf bilincinin geliştirilmesi gibi konular ele alındı. Öğrencilerin günlük yaşamlarında karşılaşabilecekleri finansal kararlar üzerine örnekler verilerek farkındalık oluşturuldu. Katılımcılar, öğrencilerin finansal bilinç kazanmasına yönelik bu tür etkinliklerin önemine vurgu yaptı. Söyleşi sonunda öğrenciler merak ettikleri soruları yöneltme fırsatı bulurken, etkinlik hem öğretici hem de ilham verici bir atmosferde tamamlandı. Nazilli Beşeylül Ortaokulu yönetiminde yapılan bilgilendirmede, öğrencilerin akademik gelişimlerinin yanı sıra hayat becerilerini destekleyen etkinliklere devam edileceği ifade edildi.



Nazilli’de ’Genç Yaşta Finansal Okuryazarlık’ söyleşisi gerçekleştirildi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Yükseköğretimde dönüşüm BAU’da düzenlenen çalıştayda konuşuldu Yükseköğretimde lisans eğitimi sürelerinde değişiklik, kontenjanlarda güncelleme, staj yerine uygulamalı eğitim, sektörlerin insan kaynağı ihtiyacı olan programların açılması gibi gündemde olan konular Bahçeşehir Üniversitesi’nde düzenlenen Yükseköğretimde Dönüşüm Çalıştayı’nda konuşuldu. Yükseköğretimde mevcut durum, stratejik hedefler ve dönüşüm, Bahçeşehir Üniversitesi’nde gerçekleşen çalıştayda masaya yatırıldı. BAU Campus’de gerçekleşen Yükseköğretimde Dönüşüm Çalıştayı’na, YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Erol Arcaklıoğlu, Almanya’nın Kassel Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ulrich Teichler, Bahçeşehir Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Enver Yücel, BAU Rektörü Prof. Dr. Esra Hatipoğlu, Prof. Dr. Atilla Arkan, Prof. Dr. Nafiz Arıca, akademisyenler ve akreditasyon kuruluşlarının temsilcileri katıldı. YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Erol Arcaklıoğlu, açılış konuşmasında, 2030’a Doğru Türk Yükseköğretim Vizyonu kapsamında atılan adımlar hakkında bilgilendirmelerde bulundu. Yükseköğretim sistemlerinin yalnızca kendi iç dinamikleri üzerinden değil, küresel eğilimler doğrultusunda yeniden şekillendiğini belirten Arcaklıoğlu, dünyada yükseköğretime devam eden 250 milyon öğrenci sayısının 2040’lı yıllarda 600 milyona ulaşacağının öngörüldüğünü söyledi. Arcaklıoğlu, bu büyümenin yükseköğretimi sadece erişim açısından değil kalite, sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve kapsayıcılık bakımından da yeniden ele almayı zorunlu kıldığını, Türkiye’nin de bu dönüşüme kayıtsız kalmadan dünyanın önde gelen ülkeleriyle rekabet edecek şekilde bir sistem inşasına başladığını vurguladı. "Sadece bilgi aktaran değil uygulamaya önem veren eğitim" Prof. Dr. Arcaklıoğlu, 2030’a Doğru Türk Yükseköğretim Vizyonu’nda üniversiteler için ortaya konan dört ana başlığın "Kalite odaklı süreç yönetimi ve liderlik", "Dijital dönüşüm ve veriye dayalı yönetim", "Ulusal ve uluslararası görünürlük" ve "Girişimci ve yenilikçi üniversite anlayışı olduğuna dikkat çekti. Günümüzde üniversitelerin başarısının artık kontenjan doluluk oranlarıyla değil mezunlarının iş dünyasına geçiş süreleri, sektörel uyum düzeyleri, araştırma kapasitesi ve toplumsal katkılarıyla birlikte değerlendirildiğini vurgulayan Arcaklıoğlu, "Artık, yükseköğretimde öğrencilere verilen bilgi kadar bu bilgiyi öğrencinin uygulamada ne kadar pratik anlamda kullanabildiği, yeni konulara uyarlayabildiği konusu önem kazanmıştır" dedi. Kısa süreli staj yerine uygulamalı eğitim hedefi Müfredatta sadeleştirme çalışmasına başlandığını belirten Arcaklıoğlu, kontenjan planlamasının ise günübirlik ihtiyaçlara göre değil programların iş gücü piyasasıyla ilişkisi, eğitimin sürdürebilirliği, akademik kapasite ve mezunların istihdam ihtimalleri gibi parametreler dikkate alınarak çok boyutlu ve veriye dayalı yaklaşımla ele alınması gerektiğini söyledi. Sağlık, adalet, eğitim ve sanayi gibi alanlarda, ilgili bakanlıkların insan kaynağı planlaması verilerini dikkate alarak kontenjan güncellemesi yapmasının doğru olduğunu belirten Arcaklıoğlu, "Temel hedefimiz öğrencilerin iş ortamını öğrenciyken deneyimlemesi, mezuniyet sonrasındaki sektöre adaptasyonunu daha hızlı yapmasına imkan sağlamasıdır. Türkiye’de yedi il pilot bölge olarak seçilerek çalışma başlatıldı. Ayrıca, sektörlerin insan kaynağı ihtiyacı olan dijital dönüşüm ve yeni teknolojiler, yapay zeka, siber güvenlik programlarının yanı sıra yeşil dönüşüm, karbon yönetimi, doğa koruma, tarımda dijital teknolojiler, hassas tarım, uzaktan sağlık sistemleri gibi kritik konularda da programların açıldığını dile getirdi. Lisans eğitiminin süresiyle ilgili çalışmalar devam ediyor Arcaklıoğlu, lisans eğitiminin süresine yönelik çalışmaların sadece süre tartışması olarak ele alınmasının doğru olmadığını, burada temel amacın eğitimin niteliğini düşürmeden müfredatta birtakım sadeleştirmelere giderek ve uygulamalı eğitime ağırlık vererek bir dönüşüm hedeflendiğini söyledi. Arcaklıoğlu, lisans programlarının süresi konusu üzerinde çalışmaya devam edileceğini vurguladı. Prof. Dr. Hatipoğlu: "Dönüşüm tartışılmaya devam etmeli" BAU Rektörü Prof. Dr. Esra Hatipoğlu ise açılışta yaptığı konuşmada, yükseköğretimde dönüşümün en çok tartışılan konulardan biri haline geldiğini söyledi. Prof. Dr. Hatipoğlu, şöyle konuştu: "Yükseköğretimde küresel gelişmeler çerçevesinde; üniversitelerin temel misyonunun dönüşümü, üniversite ve istihdam arasındaki ilişkinin yeniden tanımlanması, yapay zeka ve akıllı sistemlerin kurumsal dönüşüm aracı haline gelmesi, eğitim araştırma ve toplumsal katkı süreçlerinin birbirine entegre edilme gerekliliği, etki odaklı çalışmalara ihtiyacın artması, üniversitelerin markalaşma süreçleri ve görünürlüğünün yeniden ele alınması konuları öne çıkmaktadır. Biz üniversite olarak, söz konusu eğilimleri ve 2030’a doğru Türk Yükseköğretim Vizyonunu dikkate alarak; üniversite liderlerini, akreditasyon kuruluşlarını ve uluslararası iyi örnek uygulamalarını gerçekleştiren yöneticileri çalıştayda bir araya getirmek istedik. Bu konu tek bir çalıştayla sınırlı kalsın istemiyoruz. Dönüşüm konusunu tüm paydaşlarla bir araya gelip hep birlikte tartışmaya devam edeceğiz." Çalıştayda "Üniversitelerin Dönüşüm Gündemi" oturumunda konuşan Prof. Dr. Atilla Arkan ve Prof. Dr. Nafiz Arıca eğitim sistemlerinin yapay zekaya uyumlu hale getirilmesi, karşılaşılan zorluklar, beceriler ve yetkinliklerin önemi başta olmak üzere yükseköğretimde dönüşüm süreciyle ilgili görüşlerini açıkladılar. "Yükseköğretimde Dönüşüm: Akreditasyonun Geleceği", oturumunda akreditasyon kuruluşları temsilcileri, "Üniversitelerde Dönüşüm: Avrupa’dan Örnekler" başlıklı oturumunda ise akademisyenler yaptıkları konuşmalarla çalıştaya katkı verdi.
Samsun Samsun’da tarım, hayvancılık ve kırsal kalkınmaya 3 milyar TL üzerinde destek Samsun’da 2023-2025 yılları arasında tarım ve hayvancılık başta olmak üzere çeşitli alanlarda çiftçilere ve üreticilere toplam yaklaşık 3,06 milyar TL destek sağlandı. Samsun Valiliği, il genelinde tarımsal üretimin artırılması, üreticilerin desteklenmesi ve gıda arz güvenliğinin sağlanması amacıyla yürütülen çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü açıkladı. Verimli Bafra, Çarşamba, Vezirköprü ve Ladik ovalarıyla Türkiye’nin önemli tarım merkezlerinden biri olan Samsun’da, alın teri ve emeğin toprağın bereketiyle buluştuğu vurgulandı. Valilikten yapılan açıklamada, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün, Tarım ve Orman Bakanlığı destekleri ve valilik koordinasyonunda, tarımsal üretimde verimlilik ve kaliteyi artırmaya yönelik faaliyetlerine aralıksız devam ettiği belirtildi. Edinilen bilgiye göre, Samsun’da toplam 380 bin hektar tarım arazisi bulunuyor. Bunun 285 bin hektarında ise Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı 77 bin 242 çiftçi üretim gerçekleştiriyor. Destekler 2023-2025 yılları arasında bitkisel üretime yönelik desteklemeler kapsamında çiftçilere toplam 2,33 milyar TL ödeme yapıldı. Kahverengi kokarca ile mücadele kapsamında 19 milyon TL bütçe ayrılırken, 60 bin yapının ilaçlanması için 24 bin litre biyosidal ürün ve 900 litre bitki koruma ürünü temin edildi. Ayrıca 26 bin 400 feromon tuzağı alınırken, biyolojik mücadele kapsamında 300 bin samuray arıcığı doğaya salındı. Mera alanlarına yönelik çalışmalar kapsamında 157 bin dekar alanın tespit, tahdit ve tahsis işlemleri tamamlanırken, 71 proje ile 68 bin 557 dekar mera alanında ıslah çalışması yapıldı. 3 bin 715 dekar alanı kapsayan 6 projenin ise devam ettiği öğrenildi. Bitkisel üretimde modern yöntemlerin yaygınlaştırılması amacıyla örtü altı yetiştiriciliği ve bal çiçeği ayçiçeği projeleri başta olmak üzere toplam 116 milyon TL bütçeli projeler hayata geçirildi. Hayvancılığa 525 milyon TL destek Hayvancılık alanında çiftçilere 525 milyon TL destek sağlanırken, sektörün ihracata katkısı da dikkat çekti. Bu kapsamda hayvancılık sektöründe 14,8 milyon dolar, su ürünleri sektöründe ise 283 milyon dolar ihracat gerçekleştirildi. Hayvan sağlığı çalışmaları kapsamında 3,58 milyon hayvan aşılanırken, 661 bin büyükbaş ve küçükbaş hayvana küpeleme yapıldı. Ayrıca 177 bin suni tohumlama ve 5,4 milyon sağlık taraması gerçekleştirildi. Uygulanan biyogüvenlik tedbirleri sonucunda 12 işletme hastalıktan ari işletme belgesi aldı. 365 kişiye istihdam sağlandı Su ürünleri alanında Türkiye’de önde gelen iller arasında yer alan Samsun’da 169 bin ton avcılık, 41 bin ton ise yetiştiricilik üretimi gerçekleştirildi. Son üç yılda su ürünleri alanında 11 bin 518 denetim yapıldı. Gıda güvenliği kapsamında 188 denetçi tarafından 66 bin 853 denetim gerçekleştirilirken, 6 bin 379 numune alınarak analiz edildi. Kırsal kalkınma destekleri kapsamında bireysel sulama sistemlerine yönelik 36 projeye 1,9 milyon TL hibe desteği sağlanarak 142 kişiye istihdam oluşturuldu. Ekonomik ve altyapı yatırımları kapsamında ise 200 projeye 71,7 milyon TL hibe desteği verilerek 365 kişiye istihdam sağlandı. Eğitim çalışmaları çerçevesinde düzenlenen 4 bin 920 faaliyete 139 bin 567 çiftçi katıldı.
Sinop Sinop’ta öğrenciler devlet kurumlarının işleyişini yerinde öğrendi Sinop’un Boyabat ilçesinde, Fatih İlkokulu öğrencileri "Hayat Bilgisi" dersi kapsamında yerel yönetim birimlerini yakından tanımak amacıyla teknik gezi gerçekleştirdi. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli doğrultusunda düzenlenen etkinlikte öğrenciler, sınıf öğretmenleri rehberliğinde ilçedeki önemli kurumları ziyaret ederek teorik bilgilerini pratikte görme fırsatı buldu. Gezi kapsamında ilk olarak Boyabat Kaymakamlığı’nı ziyaret eden öğrenciler, Kaymakam Enver Yılmaz tarafından makamda kabul edildi. Öğrenciler burada, ilçede yürütülen kamu hizmetleri, güvenlik, eğitim ve kalkınma çalışmaları hakkında bilgi aldı. Minikler ayrıca kaymakamlık mesleği ve devletin işleyişine dair merak ettikleri soruları yöneltme imkânı buldu. Programın devamında Boyabat Belediyesi’ni ziyaret eden öğrenciler, Belediye Başkanı Hasan Kara ile bir araya geldi. Öğrencilere belediyecilik faaliyetleri, yerel yönetimlerin görevleri ve şehir yönetimi hakkında bilgiler verildi. Ziyaretlerin ardından açıklamada bulunan İlçe Milli Eğitim Müdürü Osman Özkan, öğrencilerin okul dışı öğrenme ortamlarında edindikleri deneyimlerin önemine dikkat çekerek, "Öğrencilerimizin toplumsal yapıyı ve yönetim birimlerini yerinde tanımaları, vatandaşlık bilincinin gelişmesi açısından büyük önem taşıyor. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile çocuklarımızı hayatın merkezinde yetiştirmeye devam ediyoruz" dedi.
Eskişehir Kampüste "Otizm İçin Kırmızı Kampüs Yürüyüşü" Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Özel Eğitim Bölümü Otizm Spektrum Bozukluğu Eğitimi Anabilim Dalı tarafından, Dünya Otizm Farkındalık Günü kapsamında "Otizm İçin Kırmızı Kampüs Yürüyüşü" gerçekleştirildi. Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İbrahim Halil Diken ile Özel Eğitim Bölüm Başkanı ve Otizm Spektrum Bozukluğu Eğitimi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sezgin Vuran’ın katılımıyla düzenlenen yürüyüşte, kampüs genelinde farkındalık oluşturulması hedeflendi. Dünya Otizm Farkındalık Günü kapsamında düzenlenen "Otizm için Kırmızı Kampüs Yürüyüşü" ile otizm spektrum bozukluğuna dikkat çekildi. Üniversitenin Otizm Spektrum Bozukluğu Anabilim Dalı tarafından organize edilen etkinlikte, kampüs içinde farkındalık oluşturulması ve otizmli bireylerin yaşadığı sosyal ve iletişim temelli zorluklara dikkat çekilmesi amaçlandı. Birleşmiş Milletler tarafından Nisan ayının farkındalık ayı olarak kabul edilmesiyle gerçekleştirilen etkinlikte, otizmin nöro-gelişimsel bir farklılık olduğu vurgulanırken, eğitim ve toplumsal destekle bireylerin sosyal yaşama daha aktif katılım sağlayabileceğine dikkat çekildi. Katılımcıların yoğun ilgi gösterdiği yürüyüşte, kırmızı renk temasıyla farkındalık mesajı verildi. Prof. Dr. Diken: "Bu etkinlik, Anadolu Üniversitesinin birikiminin yansımasıdır" Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İbrahim Halil Diken, yürüyüşün üniversite açısından önemine değinerek şu ifadeleri kullandı: "Bu yürüyüş, üniversitemizin 40 yıllık özel eğitim birikiminin bir yansımasıdır. Anadolu Üniversitesi; özel bireylere yönelik hizmetler, merkezler ve programlar açısından hem Türkiye’de hem Avrupa’da örnek gösterilen bir yapıya sahiptir. Eğitim alanındaki başarımızda, özel eğitim bölümümüzün ve bu alanda çalışan akademisyenlerimizin katkısı büyüktür." Farkındalığın toplumsal dönüşüm için kritik olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Diken, kapsayıcı bir toplum için bu tür etkinliklerin sürdürüleceğini belirtti ve sözlerine şunları ekledi: "Bu sadece otizm için değil; serebral palsi için, diğer motor kısıtlar için, işitme yetersizliği, görme yetersizliği için. Yani açıkçası zedelenmenin yetersizliğe dönüştürdüğü, kişilerin uzuvları veya merkezi sinir sistemini etkilediği her durumu engele dönüştürmemek için toplumun önlemler alması gerekiyor. İlgili karar alıcılar, politika yapıcılar ve yöneticiler bu farkındalığı sağladığında; nasıl ki tekerlekli sandalye kullanan bir birey için tüm fiziksel mekânlarda erişilebilirlik sağlandığında engeller ortadan kalkıyor ve birey ‘engelli’ olmaktan çıkıyorsa, aynı anlayışın toplumun tüm kesimlerine yayılması için de bu farkındalığın oluşturulması gerekmektedir." Prof. Dr. Vuran: "Hedefimiz farkındalığı yaygınlaştırmak" Özel Eğitim Bölüm Başkanı ve Otizm Spektrum Bozukluğu Eğitimi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sezgin Vuran ise otizm farkındalığının artırılmasının temel hedefleri olduğunu ifade ederek, "2 Nisan Otizm Farkındalık Günü, nisan ayı ise farkındalık ayı olarak kabul ediliyor. Biz de öncelikle kampüsümüzde bu konuda bilinç oluşturmayı amaçladık. Daha geniş ölçekte hedefimiz, Eskişehir’de otizmin tanınmasını sağlamak ve ailelere yönelik duyarlılığı artırmak." dedi. Yürüyüşün temel amacının kampüs içinde farkındalık oluşturmak olduğunu belirten Prof. Dr. Vuran, otizmin toplumda hâlâ yeterince bilinmediğine dikkat çekti. Otizmin bir spektrum olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Sezgin Vuran, şu bilgileri paylaştı: "Otizm bir yelpazedir. Otizmli bireylerin yaklaşık yüzde 30’u zihin yetersizliğine sahipken, yüzde 70’i bu durumu yaşamaz; hatta üstün yetenekler gösterebilir. Bu nedenle toplumda doğru bilginin yayılması büyük önem taşır." Prof. Dr. Vuran, otizmli bireylerin toplumsal yaşamda hâlâ çeşitli zorluklarla karşılaştığını belirterek, bu durumun aşılması için hem eğitim hem de toplumsal kabulün gerekli olduğunu ifade etti ve kamusal alanların erişilebilir hâle getirilmesi ve bireylerin oldukları gibi kabul edilmesinin önemine dikkat çekti. "Farkındalık her gün sürmeli" Anadolu Üniversitesi Öğrenci Kulüpleri Koordinatörlüğüne bağlı Engelsiz Anadolu Kulübü Başkanı Şeyma Ataş ise akademisyenlerle iş birliği içinde gerçekleştirilen etkinliğin kulüp üyeleri için önemli bir motivasyon kaynağı olduğunu belirtti. Farkındalığın sürekliliğine vurgu yapan Ataş, "Farkındalık yalnızca bir günle sınırlı kalmamalı. Her zaman, her ortamda otizmli bireylerin yanında olmalıyız." ifadelerini kullandı.
Van Bakan Bolat, Van TSO’da müjdeyi verdi Van Ticaret ve Sanayi Odası’nda (TSO) düzenlenen ’Van İş Dünyası İstişare Toplantısı’nda konuşan Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, finansman desteği müjdesini verdi. Bir takım program ve ziyaret kapsamında Van’a gelen Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat ve bakanlık yetkilileri, Van Ticaret ve Sanayi Odası’nda düzenlenen programlara katıldı. İlk olarak Van TSO ev sahipliğinde düzenlenen "2026 Yılı Mart Ayı Dış Ticaret Verileri Basın Açıklaması" programına katılan Bakan Bolat, ev sahipliğinden dolayı Van TSO’ya ve Van TSO Yönetim Kurulu Başkanı Necdet Takva’ya teşekkür etti. Bakan Bolat ve ekibi daha sonra Van TSO tarafından düzenlenen "Van İş Dünyası İstişare Toplantısı"na katıldı. Van TSO organ üyeleri, sivil toplum kuruluşları, meslek odaları ve iş dünyası ile bir araya gelen Bakan Bolat, Kapıköy Gümrük Kapısı’nın sürekli gündemlerinde olduğunu ifade etti. Van TSO Başkanı Necdet Takva’nın finansman desteği talebine de değinen Bolat, "Van’daki esnaf ve sanatkarlarımızın istifadelerine sunulmak üzere; TESKOMB desteğiyle, 100 milyon TL tutarında esnaf kredisini göndereceğiz" müjdesini verdi. 2026 Mart ayı dış ticaret verileri Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, bakanlık yetkilileri, ilgili kurum temsilcileri ve il protokolünün katılımıyla Van Ticaret ve Sanayi Odası’nda düzenlenen toplantıda açıklandı. Bakan Bolat konuşmasına ev sahipliğinden dolayı Van Ticaret ve Sanayi Odası ile Van TSO Yönetim Kurulu Başkanı Necdet Takva’ya teşekkür etti. Van TSO’da Yönetim Kurulu, meclis divanı, meclis üyeleri ve oda organ üyeleri tarafından karşılanan Bakan Bolat ilk olarak Şeref Defterini imzaladı. Van TSO Yönetimi ile bir araya gelen Bolat’a Başkan Takva tarafından sorun ve taleplerin yer aldığı "Van İli Raporu" sunuldu. Bolat, Van TSO Yönetim Kurulu ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından "Van İş Dünyası İstişare Toplantısı"na katıldı. Toplantı moderatörü Van TSO Başkanı Necdet Takva, bir açılış konuşması gerçekleştirdi. "Van’ın Düşman İşgalinden Kurtuluşunun 108. Yıldönümü ve Dünya Vanlılar Günü’nde sizleri odamızda ağırlamaktan memnuniyet duyduğumuzu ifade ediyor; bu vesileyle bugün yanımızda olan Bakanımız Ömer Bolat başta olmak üzere herkesin Dünya Vanlılar Günü’nü kutluyorum" diyen Başkan Takva; "Bakanımızın teşrifleriyle gerçekleşen programın; bu kıymetli günün tarihi misyonuna katkı sağlayacağını ve ilerleyen dönemlerde daha kıymetli gelişmelere vesile olacağını ümit ediyorum. Öncelikle; ulaşılabilirliğiniz, samimiyetiniz, temsiliyetiniz, çözüm odaklı yaklaşımlarınız ve her zaman yanımızda olmanızdan dolayı zat-ı aliniz başta olmak üzere, bakan yardımcılarımız ve tüm bürokratlarınıza müteşekkir olduğumuzu ifade etmek isterim. Ticaret Bakanlığı, bizim TOBB ile birlikte en çok temas kurduğumuz, ilgi gördüğümüz, destek aldığımız evimizdir. Bu anlamda kapınızı her zaman bize açmanızdan dolayı teşekkürümüzü yineliyorum. İç barışımızın muhkem hale getirilmeye çalışıldığı ve maalesef bunun yanında komşumuz İran’da yaşanan yakıcı savaş günlerinde devletimizi temsilen zat-ı alinize temas edebildiğimiz için çok şanslı olduğumuzu düşünüyorum" ifadelerini kullandı. "İç barışı inşa ederken ekonomik altyapının oluşturulması elzemdir" Son 50 yılda bölgede yaşanan savaşın birinci derece şahidi, hafızası, acı çeken ve zarar gören kentinin Van olduğunu ifade eden Başkan Takva, şunları söyledi: "Yarım asırdır süren bölgesel kaosun, çatışmaların, kanın, sosyal kırılmaların, göçün, ayrılıkların, acıların ve daha birçok sıkıntının son bulması amacıyla başlatılan süreci desteklediğimizi belirtmek isteriz. Dolayısıyla süreç itibariyle kilit kentlerden biri olarak ele alınması gerektiğini düşünüyoruz. İç barışı inşa ederken; ekonomik altyapının oluşturulması elzemdir. Bu konuda devletimizin yoğun bir çaba içerisinde olduğunu biliyoruz." ABD ve İsrail’in İran’a saldırıları sonucu başlayan savaşın Van’ı olumsuz yönde etkilediğini ifade eden Takva, "Bölgesel avantajları; genç nüfus, dış ticaret, turizm, tarım-hayvancılık, yenilenebilir enerji, madencilik ve birçok potansiyelimizle Van’ın Yeni Türkiye’nin Pilot Uygulama Kenti olarak ele alınmasını talep ediyoruz. ABD ve İsrail’in haksız-hukuksuz yere İran’a saldırması bizleri iki başlıkta derinden etkilemiştir. Komşuluk hukuku; yaklaşık 400 yıldır değişmeyen bir sınır boyunda Vanlılar ile İran İslam Cumhuriyeti halkının bir birlikteliği var. Akrabalığı var. Arkadaşlığı-dostluğu, komşuluğu var. Son 12 yıldır Van kenti tüm yatırım planlamasını İran üzerinden dizayn etmiş ve hizmetler sektörü özelinde yeni bir iktisadi şekillenmeye gitmiştir. Bunu, kentin yüzde 63’lük hizmetler sektörü üzerinden şekillenmesinden anlayabiliriz. Bunanla birlikte, dış ticaret, üretim, eğitim, taşımacılık ve daha birçok alan İran ile gerçekleşen ticari faaliyetlere bağlantılı şekillenmiştir" dedi. "Devletimizin şefkatli eline her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyoruz" Turizm alanında İran’ın Van için olmazsa olmaz olduğunu aktaran Takva, konuşmasını şöyle sürdürdü: "İran ile olan ilişkilerimizden kaynaklı yıllık sadece turizm sektörü üzerinden 500-600 milyon dolarlık bir gelir elde ediyoruz. Savaşın devam etmesi durumunda büyük kayıplarla karşı-karşıya kalacağız. Ülkemizde bu savaşın en çok etkileneni Van olmuştur; Van tüccarı, turizm sezonu için tüm hazırlıklarını tamamlamışken derin bir yara aldı. Stoklarını artıran, finansman ihtiyacını bulup-buluşturan, borçlanan, araçlarını-teçhizatını yenileyen, hizmet binasını veya vitrinini güncelleyen; otel-mağaza-restoran, acente vb. tüm işletmeler bir şok ile karşılaşmışlardır. Van esnafı zor durumda. Devam eden savaşın ağır ekonomik faturasını ödemek istemiyoruz. Van esnafına can suyu niteliğinde bir motivasyon planlanmalıdır." Başkan Takva, Van’ın bugün tarihi bir eşikte olduğunu vurgulayarak, "Bizler 108 yıl önce olduğu gibi bugün de her türlü zorluğun üstesinden gelecek azme sahibiz; ancak küresel ve bölgesel krizlerin yerel tüccarımızın omuzlarına bindiği bu dönemde devletimizin şefkatli eline her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyoruz. Sınır komşumuzda yaşananlar, Van ekonomisinin ne kadar hassas bir dengede olduğunu bir kez daha göstermiştir. Bu dengenin korunması ve Van’ın bir "istikrar adası" olarak kalabilmesi için; esnafımıza nefes aldıracak finansal desteklerin, sınır ticaretini modernize edecek adımların ve kentimizi üretimde öncü kılacak teşviklerin takipçisi olacağınıza inanıyoruz. Bakanımızın vizyonu ve çözüm odaklı yaklaşımı, bu dar boğazdan çıkış biletimiz olacaktır" diye konuştu. "Van, savaştan kaynaklı İran turizminden olumsuz etkilendi" Takva’nın açılış konuşmasının ardından değerlendirmelerde bulunan Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, 2 ay önce Ticaret Bakanlığı’na yapılan ve Van TSO heyetinin de içinde yer aldığı ziyaret sonrası Van’a gelme kararı aldıklarını söyledi. Bakan Bolat, "Bizim her zaman gündemimizde Van Kapıköy Gümrük Kapısı’nın İran tarafına ticarete açılması var. Ama bu gümrük işlemleri bir tarafın istediği ile olmuyor. İki tarafında aynı şekilde anlaşması lazım, bir mutabakata varmaları lazım ve tesis kurulmalı. Biz Kapıköy’e 2019’da harika bir tesis kurmuşuz. Ticaret Bakanlığımız, Gümrük Genel Müdürlüğümüz ve TOBB Gümrük Turizm İşletmeleri (GTİ) iş birliği ile örnek güzel bir tesisimiz var. Bu projeye, yatırıma emek vermiş olan büyüklerimiz, önceki bakanlarımız, genel müdürlerimiz hayırlı güzel bir iş yapmışlar ve sürekli de yenileniyor. Ben inanıyorum ki İran tarafı barış dönemi başlayınca buradan ticaretin artması ve ihtiyaçlarının karşılanması için bu ticari araç geçişine izin vermek durumunda kalacak" dedi. Başkan Takva’nın "İran ile ilgili gelişmelerden büyük üzüntü duyuyoruz" söylemini destekleyen Bolat, "Gerçekten öyle. Çok yanlış, haksız bombalama eylemi ile başlayan bu sürecin bir an evvel sona ermesini temenni ediyoruz. 400 yıldır tek bir kurşun atmadan, savaşmadan, dostça komşuluk içinde yaşadığımız komşumuz İran’ın bu işten daha fazla zarar görmeden bu işin bitmesi en büyük temennimiz. Van, savaştan kaynaklı İran turizminden olumsuz etkilendi. Bu noktada bütün dünya ülkeleriyle diploması yapılarak çözüm bulunmaya çalışılıyor. Yılın daha 9 ayı var. Ateşkes geldikten sonra eminim İran da yaralarını sarmaya başlayınca tedariklerini Türkiye’den daha fazla talep etmeye başlayacaktır. Mali gücü olanlar yine Van’a gelecek, Türkiye’ye gelecek. Bunları toparlayacağız" ifadelerini kullandı. Finansman desteği talebi üzerine konuşan Bakan Bolat, Van TSO’da müjdeyi verdi. Bolat ,müjdesini şu sözlerle açıkladı: "Geçen yıl Van’da esnafımıza 1.3 milyar lira esnaf kredisi verildi. Biliyorsunuz bunlar Hazine tarafından yüzde 50 faiz sübvansiyonlu. Bizim iktidarda olduğumuz 23 yıl boyunca da 5.7 milyar liralık destek verilmiş ve tam 37 bin kullandırma olmuş. Buraya gelmeden önce dün TESKOMB ve Halk Bank Genel Müdürüyle görüştüm. Yarın sabah itibarıyla Van’daki esnaf ve sanatkârlarımızın istifadelerine sunulmak üzere; TESKOMB desteğiyle 100 milyon TL tutarında esnaf kredisini göndermiş olacağız. Bir defaya mahsus değil, önümüzdeki aylarda da devam edecek." "Özel sektörümüz olan sizler Türkiye’nin büyümesinde lokomotif görevi gördünüz" İç barışın tesisi noktasında hayata geçirilen çözüm sürecine değinen Bolat, "Cumhurbaşkanımız ve kadroları, milletvekillilerimiz, teşkilatlarımız, il başkanlarımız, Cumhur İttifakımızda MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve kadroları; Türkiye’mizin bu çetin coğrafyada suhuletle, istikrarlı şekilde yönetilmesinde çok büyük pay sahipleri oldu. Özel sektörümüz olan sizler Türkiye’nin büyümesinde lokomotif görevi gördünüz. Bizlerin aldıkları kararlar, mecliste çıkarılan kanunlar ve kararlarla sizlerin işleri kolaylaştırıldı, pazar büyüdü, milli gelirimiz dolar bazında 6 katı büyütüldü. Sular durulduğunda Türkiye’ye yönelik yatırımlar, turizm ve ticaret daha da artacak. Buna inanıyoruz. Ben Van depremini hep şöyle hatırlarım. Türkiye’de bizi millet olma bilincimizin en kuvvetlendiği, milli birliğimizin tavan yaptığı bir müessir felaket derim. Türkiye’nin geleceği çok parlak, önü açık. Bütün kabine üyeleri arkadaşlarımız, bakanlıklarımız herkes canla başla çalışıyor. Van’da kurtuluş gününde sizlerin mutluluğunu paylaşmaktan çok büyük bir sevinç duyduk. Van’a ayak bastığımızdan itibaren gördüğümüz büyük birlik ve kardeşlik tablosu Van Valimiz, milletvekillerimiz, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanımız, il başkanımız ve STK’larımızın başkanları, iş dünyası, halkımız ve törendeki büyük iştiyak, coşku bizleri çok sevindirdi. Gerçekten çok mutlu oldum. Van’ın güzelliğini içinde görünce daha çok mutlu olduk" şeklinde konuştu. Bakan Bolat’ın Van heyetinde; Ticaret Bakan Yardımcıları Sezai Uçarmak, Özgür Volkan Ağar ve Mustafa Tuzcu, İhracat Genel Müdürü Mehmet Ali Kılıçkaya, İthalat Genel Müdürü Mehmet Azgın, İç Ticaret Genel Müdürü Adem Başar, Gümrükler Genel Müdürü Mustafa Gümüş, Uluslararası Anlaşmalar ve AB Genel Müdürü Hüsnü Dilemre, Uluslararası Hizmet Ticareti Genel Müdürü Tarık Sönmez, Ticaret Araştırmaları ve Risk Değerlendirme Genel Müdürü Raif Can, Gümrükler Muhafaza Genel Müdür Yardımcısı Yaşar Baltacı, Ticaret Araştırmaları ve Risk Değerlendirme Genel Müdür Yardımcısı Ersay Cete, Destek Hizmetleri, Tasfiye İşleri ve Döner Sermaye Genel Müdür Yardımcısı Barış Nalçacı, Personel Genel Müdür Yardımcısı Buğrahan Manav, Daire Başkanları Çağlayan Arslan ve Mustafa Ersin Aydın yer aldı.