GÜNDEM - 11 Mayıs 2026 Pazartesi 11:03

Didim’de turizm sezonu öncesi gıda denetimleri sıklaştı

A
A
A
Didim’de turizm sezonu öncesi gıda denetimleri sıklaştı

Aydın’ın turizm merkezlerinden Didim ilçesinde, yaklaşan turizm sezonu ve Kurban Bayramı öncesinde gıda işletmelerine yönelik denetimler artırıldı.



Didim İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri tarafından ilçede faaliyet gösteren gıda işletmelerine yönelik kontrol ve denetim çalışmaları hız kesmeden sürdürülüyor. Özellikle turizm sezonunun yaklaşmasıyla birlikte yoğunlaştırılan denetimlerde, işletmelerin hijyen şartlarını, ürün muhafazası ve mevzuata uygunluk durumları inceleniyor. Bayram öncesi denetim sayılarını artıran ekipler, işletme sahipleri ve çalışanlarına da gıda mevzuatı hakkında bilgilendirmelerde bulunuyor. Yetkililer, vatandaşların güvenilir ve sağlıklı gıdaya ulaşmasını sağlamak amacıyla denetimlerin sezon boyunca aralıksız devam edeceğini belirtti.



Didim’de turizm sezonu öncesi gıda denetimleri sıklaştı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Milletvekili Baki Ersoy: "Bizim varlığımızdan rahatsız olanların sorumluluk alma vakti geldi" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Kayseri Milletvekili Baki Ersoy; Kayserispor’un ligden düşmesinin kesinleşmesinin ardından açıklamalarda bulundu. Ersoy; "Bizim varlığımızdan rahatsız olanların sorumluluk alma vakti geldi" dedi. Süper Lig’de Alanyaspor’a 3-1 mağlup olan ve bu sonuçla ligden düşmesi kesinleşen Kayserispor ile ilgili açıklamalarda bulunan MHP Kayseri Milletvekili Baki Ersoy; "Sevdamız Kayserispor için; Erol Bedir, Berna Gözbaşı, Ali Çamlı ve son olarak Nurettin Açıkalın dönemleri olmak üzere geride kalan 9 sezonda şahsımın siyasi kimliğini, makamımı ve unvanlarımı bir kenara bırakarak bu büyük camia için neler yaptığımı bugün çıkıp tek tek anlatacak değilim. Çünkü bazı emekler anlatılmaz, yaşanır Bazı fedakârlıklar ise sadece Allah ile kul arasında kalır. Ama şunu herkes iyi bilir ki; bu kulübün en sıkıntılı, en karanlık, en çaresiz dönemlerinde biz hiçbir zaman arkamızı dönüp gitmedik. Herkesin sustuğu yerde konuşmaya, herkesin geri çekildiği yerde yük almaya çalıştık. Çünkü mesele sadece bir futbol kulübü değildi Mesele, bu şehrin umudu, çocukların hayali, tribünlerde büyüyen gençlerin sevdasıydı. Ben deplasman yollarında yalnız tribünde değil, otobüs şoföründen minibüsçüsüne kadar kimseyi kapının dışında bırakmamış, bu camianın her ferdini aynı sofrada, aynı mücadelede görmüş bir insanım. Yağmurda, karda, galibiyette, mağlubiyette; omuz omuza yürüdük. Kavgaya da girdik, sevince de ortak olduk. Çünkü bizim için mesele sadece futbol değil, bir şehrin onuru ve aidiyet duygusuydu. Bugün sahte hesaplarla, algılarla ve iftiralarla şahsım ile ilgili farklı hesapların peşine düşenler olabilir. Ancak samimi bir şekilde bu arma için üzülen, düşüncesini taraftarlık duygusuyla dile getiren ve sosyal medya platformlarından binlerce destek mesajı gönderen başta Kapalı Kale olmak üzere tüm büyük Kayserispor taraftarlarına selam ve saygılarımı sunuyorum" ifadelerini kullandı. "Hiçbir zaman sorumluluktan kaçmadım" Kayserispor ile ilgili sorumluluktan kaçmadığını aktaran Ersoy; "Ben hiçbir zaman sorumluluktan kaçmadım. Dün nasıl bu kulübün en zor günlerinde geri durmadıysam, yarın da şehrimizin ve kulübümüzün bana ihtiyacı olduğu anda yine geri durmam. Çünkü biz bu armayı sadece tribünde sevmedik; yükü ağır olduğunda da sahip çıktık. İhtiyaç olduğunda, dün olduğu gibi bugün de elimizi değil, başımızı taşın altına koymaktan hiçbir zaman çekinmeyiz. Çünkü mesele Kayserispor olduğunda hesap yapılmaz, fedakârlık yapılır. Bu arma için yorgunluk da unutulur, kırgınlık da unutulur. Geriye sadece aidiyet, vefa ve memleket sevgisi kalır. Ancak bugün gelinen noktada artık herkesin elini vicdanına koyması gereken bir dönemdeyiz. Kayserispor, birkaç kişinin şahsi meselesi değil; bu şehrin ortak değeri, çocuklarımızın hayali, milyonların sevdasıdır. Bu yüzden artık günü kurtaran tartışmaların değil, kalıcı birlik ve beraberliğin zamanı gelmiştir. Şehrimizin önde gelenlerinin yapacağı toplantıyı ben de büyük bir dikkat ve merak içerisinde bekliyorum. Temennim; kırgınlıkların değil ortak aklın, ayrışmanın değil birlik ruhunun hâkim olduğu, geniş tabanlı bir iradenin ortaya çıkmasıdır. Çünkü Kayserispor’u ayağa kaldıracak olan şey yalnızca maddi destek değil; samimiyet, fedakârlık ve aidiyet duygusudur. Belki de bizim varlığımızdan rahatsız olanların sorumluluk alma vakti gelmiştir diye düşünüyorum. Bugün bazı şeyleri konuşmuyoruz, anlatmıyoruz. Ama herkes şunu bilsin ki; gecesini gündüzüne katıp bu arma için mücadele edenlerin vicdanı da, geçmişi de rahattır. Biz hiçbir zaman alkış için değil, Kayserispor ayakta kalsın diye mücadele ettik. Ve eğer bugün bir veda cümlesi kurulacaksa, bu asla bir küskünlüğün vedası değildir. Bu; emeğin, fedakârlığın ve yıllarca verilen mücadelenin sessiz bir muhasebesidir. Çünkü bazı hikâyeler yüksek sesle anlatılmaz; yaşayan bilir, şahit olan bilir" dedi. Son olarak taraftara teşekkürlerini ileten Baki Ersoy; "Biz gelir, geçeriz belki. Ama önemli olan; bu şehrin çocuklarının yarın da gururla ’Ben Kayserisporluyum’ diyebilmesidir. İşte bütün mücadelemiz, bütün yorgunluğumuz ve bütün sevdamız bunun içindi. Çünkü bazı sevdalar makamla, unvanla ya da çıkarla taşınmaz. Bazı sevdalar ömür boyudur. Ve bizim sevdamızın adı da dün olduğu gibi bugün de yarın da sonsuza kadar Kayserispor’dur. Ve son olarak; başta Kapalı Kale olmak üzere, iyi günde kötü günde bu armanın peşinden koşan, kilometrelerce yolu sadece bir forma uğruna aşan, bazen cebindeki son parayı deplasman bileti için harcayan, yağmurda, karda, soğukta takımını yalnız bırakmayan tüm gerçek Kayserispor taraftarlarına yürekten teşekkür ediyorum. Sizler sadece bir taraftar topluluğu değil, bu kulübün gerçek ruhusunuz. Tribünlerde yanan meşale, sokaklarda dolaşan umut, Kayserispor’un en zor zamanlarında bile ayakta kalmasını sağlayan en büyük güç oldunuz. Belki bazen üzüldünüz, kırıldınız, öfkelendiniz Ama hiçbir zaman bu armadan vazgeçmediniz. İşte gerçek sevda da budur. Karşılıksız, hesapsız ve tertemiz bir bağlılık. Bu şehir, bu arma ve bu tribün kültürü sizlerle güzel. İyi ki varsınız, iyi ki bu sevdaya sahip çıktınız, kalın sağlıcakla. Allah hepinizden razı olsun" ifadelerine yer verdi.
Antalya Kepez’de Engelsiz Festival coşkusu Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, Engelliler Haftası kapsamında düzenlenen, "Kepez ENFES 2026 Engelsiz Festivali"nde özel bireyler ve aileleriyle bir araya geldi. Dokumapark’ta gerçekleştirilen festivalde konuşan Başkan Kocagöz, "Engelleri sevgiyle, dayanışmayla ve birlikte aşacağız" mesajı verdi. Kepez ENFES 2026’da özel bireyler ve aileleri müzik, sanat ve dayanışma dolu unutulmaz bir gün yaşadı. Kepez Belediyesi tarafından Engelliler Haftası kapsamında düzenlenen "Kepez ENFES 2026 Engelsiz Festivali", Dokumapark’ta yoğun katılımla gerçekleştirildi. "Bir Nefes Ver Hayatıma" sloganıyla düzenlenen festivalde özel bireyler ve aileleri, konserler, atölyeler, tiyatro gösterileri ve çeşitli etkinliklerle keyifli anlar yaşadı. Gün boyu süren etkinliklerde birlik, beraberlik ve farkındalık mesajları öne çıktı. Festival kapsamında Engelsiz Evde Sanat Eğitimi Sergisi ziyaretçilerin beğenisine sunulurken, özel bireylerin hazırladığı eserler büyük ilgi gördü. Atölye çalışmaları, illüzyon gösterileri, tiyatro etkinlikleri ve maskot gösterileriyle renklenen festival alanında vatandaşlar doyasıya eğlendi. Grup Lokomotif ve sanatçı Görkem Durmaz konserleri de festivale coşku kattı. Festivalde konuşan Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, Engelliler Haftası’nın toplumsal farkındalık açısından büyük önem taşıdığını belirterek, engellerin sevgi, anlayış ve dayanışmayla aşılabileceğini vurguladı. "Engel insanın kendisinde değildir" Başkan Kocagöz konuşmasında, "Biz inanıyoruz ki engel insanın kendisinde değildir. Engel, kimi zaman kaldırımda, kimi zaman ulaşımda, kimi zaman anlayışta, kimi zaman da duyarsızlıktadır. Bize düşen görev ise bu engelleri kaldırmak ve herkesin eşit, özgür ve güvenle yaşayabildiği bir Kepez’i hep birlikte inşa etmektir" dedi. "Sizler hayatın tam ortasındasınız" Özel bireylere seslenen Başkan Kocagöz, "Sizler hayatın kenarında değil, hayatın tam ortasındasınız" diyerek Kepez Belediyesinin erişilebilirlik ve sosyal destek çalışmalarına devam ettiğini ifade etti. Ailelerin yaşadığı zorlukları bildiklerini belirten Kocagöz, "Kepez’de bir kardeşiniz, bir ağabeyiniz var. Her zaman yanınızdayız" sözleriyle vatandaşlara destek mesajı verdi. "Engelsiz projeler bir bir hayata geçiyor" Kepez Belediyesinin engelli bireyler ve ailelerine yönelik çalışmalarını da anlatan Başkan Kocagöz, Engelli Koordinasyon Merkezi’nin kurulduğunu, "Bir Nefes Ver Hayatıma" projesinin başlatıldığını ve Engelsiz Mola Evleri’nin hizmete açıldığını söyledi. Otizmli ve Down sendromlu bireyler için hazırlanan özel parkın da yakında hizmete sunulacağını belirtti. "En kıymetli hizmet insana dokunan hizmettir" Göreve geldikleri günden bu yana Kepez’in kaynaklarını doğru yönettiklerini ifade eden Başkan Kocagöz, sosyal belediyecilik anlayışıyla vatandaşların hayatına dokunan projeleri hayata geçirdiklerini söyledi. Kocagöz, "Bir çocuğun tebessümü, bir annenin duası, bir ailenin yükünün hafiflemesi bizim en büyük kazancımızdır. Bizim için en kıymetli hizmet insana dokunan hizmettir" ifadelerini kullandı. Anneler Günü mesajı Konuşmasında Anneler Günü’ne de değinen Başkan Kocagöz, tüm annelerin gününü kutlayarak, "Evladının hayata tutunması için gece gündüz emek veren, sevgisiyle, sabrıyla ve fedakârlığıyla mücadele eden annelerimizin iki elinden öpüyorum" dedi.
Ankara Ankara’da 2 çocuğu yaralayan pitbull cinsi köpeğin sahibi tahliye oldu Ankara’nın Etimesgut ilçesinde 2 çocuğun pitbull cinsi köpeğin saldırısında yaralanmasına ilişkin görülen davada tutuklu yargılanan köpek sahibi sanık kadın, adli kontrol şartıyla tahliye edildi. Ankara Batı 3. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, tutuklu sanık Fatma Tuğçe Özbek Erol, müştekiler Adem Öztürk ile Belkıs Öztürk ve taraf avukatları katıldı. Duruşmada müşteki Belkıs Öztürk, olay günü pazar dönüşü eşiyle birlikte eve geldiklerini, çocuklarla apartmana çıktıkları sırada sanığın annesini dış kapının hafif aralık olduğu sırada ayakkabılarını bağlarken gördüğünü söyledi. Sanık ve annesiyle herhangi bir husumetlerinin olmadığını belirten Öztürk, "Sanığın annesine ‘Köpeği mi çıkaracaksınız? Kapıyı kapatın’ dedim, bana cevap vermedi. Birden köpek dışarı çıktı arbede oldu, çocuklara saldırdı. Kapıyı normal zamanlarda açtığımda çöpü bıraktığım zamanlarda da köpek evin içerisinden hareketleri algılayıp havlıyordu. Birkaç defa apartman koridorunda çöpü koyarken karşılaştığımızda köpek aniden üstüme doğru saldırıyordu. Çöpü bırakıp kapıyı kapatıyordum hemen. Genellikle ağızlıklı oluyordu" dedi Öztürk, şikayetçi olduğunu belirtti. Sanık Fatma Tuğçe Özbek Erol ise olay nedeniyle üzgün olduğunu ve aileden bir kez daha özür dilediğini ifade ederek, köpeğini 8 yıl boyunca ağızlıksız ve tasmasız gezdirmediğini, daha önce hiçbir canlıya saldırmadığını savundu. Yaşanan olayın ardından psikolojik olarak kötü durumda olduğunu söyleyen Erol, "Babamın vefatından sonra ailemin maddi, manevi sorumluluğunu ben üstlendim. İşimi kaybetmek üzereyim. Tahliyemi talep ediyorum. Ömrüm boyunca çocuklar ve aile için elimden geleni yapmak istiyorum" diye konuştu. Sanık avukatı da olayın öngörülemez olduğunu belirterek, müvekkilinin tutuklu bulunduğu süre dikkate alınarak tahliyesini talep etti. Tanık olarak dinlenen A.K. ise olay günü bağırma sesleri üzerine kapıyı açtığını, Belkıs Öztürk’ün iki çocuğuyla birlikte panik halinde eve girmeye çalıştığını gördüğünü anlattı. Köpeğin saldırgan hareketlerde bulunduğunu ve sanığın annesinin köpeği durdurmaya çalıştığını söyleyen A.K., "O anda Belkıs Hanım’ın kapıyı açabilmesiyle içeri girdiler. ‘Şükür kurtuldular’ diye düşünerek kapıyı kapattım ancak 40-45 saniye sonra tekrar Belkıs Hanım’ın ‘Çocuğumu mahvettiler’ diye çığlıklarını duydum. Tekrar kapıyı açtığımda çocuk kucağındaydı ve ağzı yüzü kan içerisindeydi" ifadelerini kullandı. Cumhuriyet savcısı, dosyadaki eksikliklerin giderilmesini ve sanığın tutukluluk halinin devamını talep etti. Ara kararını açıklayan mahkeme, sanığın annesi Ayşe Ö. hakkında Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılan suç duyurusunun sonucunun beklenmesine hükmetti. "Tahliye edildi" Mahkeme ayrıca, "bilinçli taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma" suçundan yargılanan tutuklu sanık Fatma Tuğçe Özbek Erol’un, suçun vasıf ve mahiyeti, dosyanın geldiği aşama ve tutuklulukta geçirdiği süreyi dikkate alarak, yurt dışına çıkış yasağı ve imza atma şeklindeki adli kontrol şartıyla tahliyesine karar verdi. Dava 7 Temmuz’a ertelendi.
Sakarya Ev hanımından öğretmenine herkes kovan başında Sakarya’nın Hendek ilçesinde düzenlenen arı yetiştiriciliği kursu, farklı meslek grubu vatandaşlardan yoğun ilgi görüyor. Arıcılığın püf noktalarını hem teorik hem de uygulamalı olarak öğrenen kursiyerler, 84 saatlik eğitimin ardından sertifika alarak profesyonel arıcılığa adım atmaya hazırlanıyor. Hendek Halk Eğitim Merkezi bünyesinde açılan ve usta öğretici Temel Ata tarafından verilen eğitimlerde; arı bakımı, kovan yönetimi ve arıyla temas teknikleri detaylı şekilde işleniyor. Hendek Kazımiye Mahallesi’nde gerçekleştirilen uygulamalı derslerde kursiyerler, koruyucu kıyafetlerini giyerek kovan başına geçiyor. 2026 yılının ikinci döneminde de 30 kursiyerin katılımıyla devam eden eğitimlerde, özellikle emekli adayları ve arıcılığı ata mesleği olarak devam ettirmek isteyen gençlerin yoğunluğu dikkat çekiyor. "Kursiyerlerin yüzde 80’i arıcılığa başladı" Eğitim süreci hakkında bilgi veren usta öğretici Temel Ata, "Kursumuz Hendek Halk Eğitim Merkezi tarafından 2026 yılında 2 dönem olarak açıldı. Bu son dönem. Her iki kursta da 30 arıcı adayı ile derslere devam ettik. Bugün itibariyle kursumuzu bitireceğiz. 84 saat kurs sonucunda Halk Eğitim Merkezi tarafından belgelendirme yapılıyor. Benim tespitim 2008’den beri Hendek’te kurs verdiğim arıcılardan yaklaşık yüzde 80’i arıcılığa başladı" dedi. "Babamın öğrettikleriyle hocamızın bilgileri arasında farklar oluyor" Ata mesleğini bilimsel yöntemlerle sürdürmek istediğini belirten kursiyer Neslihan Törün, "Arıcılığa dair her türlü konuyu eğitmenimiz bize öğretiyor. Arıları daha iyi tanıyoruz. Benim de babam arıcılık mesleğinde. Arılara merakım çocukluktan başladı. Şu anda elime fırsat geçince kursa katılıp arıları daha iyi tanımak istedim. Babamın öğrettikleri ile hocamızın öğrettikleri arasında çok bir fark olmasa da oluyor. Hocamız ile arının en temelinden öğreniyoruz. Babamda ise nesilden nesile geçen bilgilerden dolayı biraz farklılıklar olabiliyor" diye konuştu. "Emekliliğimizde de arıcılığın peşinde koşarız" Emeklilikten sonra arıcılık yapmayı hedefleyen öğretmen kursiyer Ramazan İncibölen ise şu ifadeleri kullandı: "Artık 57 yaşındayım, emekliliğe doğru yol alıyoruz. Emekliliğimizde de arıcılığın peşinde koşarız diye kursa katıldık. Hocamız teorik bilgileri aktardı. Zaten babam da arıcıydı. 150 kovanı vardı, rahmetli oldu. Babam rahmetli olunca kardeşlerim bütün arıları sattı. Şimdi ben de emekli olunca yapmayı düşünüyorum. Bu yörede biraz zormuş ama artık biz de gezerek bir arıcı olacağız emeklilikte. Hocamızın öğrettikleri ile bizim bildiklerimiz arasında farklılıklar değil de, yöreden yöreye değişiklikler oluyor. Babamdan öğrendiğimiz kovanı taşıma gibi, etrafını temizlemeyi, kovanı indirmeyi öğrendim. Ben öğretmen olduğum için babamın yanında fazla duramadım, kardeşlerim daha fazla ilgileniyordu ama burada teorik bilgileri daha fazla öğrenmiş olduk. Tabii uygulama konusunda kendimizi geliştireceğiz."