GÜNDEM - 13 Ocak 2026 Salı 14:12

Aydın’da Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi taşındı, eski hastaneye gelenler yönlendirme eksikliğinden dert yandı

A
A
A
Aydın’da Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi taşındı, eski hastaneye gelenler yönlendirme eksikliğinden dert yandı

Aydın Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi’nin yapımı tamamlanan Aydın Şehir Hastanesi’ne taşınmasının ardından, eski hastane binasında herhangi bir yönlendirici bilgilendirme yapılmaması vatandaşları mağdur etti. Hastanenin taşındığından habersiz olan bazı aileler, kapıya kadar geldikten sonra geri dönmek zorunda kaldı.



12 Ocak 2026 Pazartesi günü saat 08.00 itibarıyla Aydın Şehir Hastanesi’nde doktorların kadın doğum ve çocuk hasta kabulüne başlamasıyla birlikte, İzmir Bulvarı üzerinde bulunan eski hastane adeta sessizliğe büründü. Sadece palyatif ünitesi ile çocuk yoğun bakım servisinin faaliyetlerini sürdürdüğü hastanede ve çevresindeki iş yerlerinde insan yoğunluğunun yok denecek kadar azaldığı gözlendi. Aldıkları randevu, rutin tedavi, muayene ve acil durumları için, Aydın Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi’ne gelenler hastanenin taşındığını öğrenince ne yapacaklarını şaşırdı. Özellikle özel aracı olmayanlar ve ulaşımı toplu taşıma ile sağlayan vatandaşlar Şehir Hastanesi’ne nasıl ve hangi araçlarla gidebileceklerini bilmedikleri için sıkıntı yaşadılar. Taşınan hastanede muhatap bulamadıklarını belirten vatandaşlar, "hastanenin taşındığından haberimiz yoktu. Geldik kimse yok. Şimdi Şehir Hastanesi’ne gitmemiz gerekiyor. Buradan hangi araç gider, ulaşımı nasıl sağlayacağız hiçbir şey bilmiyoruz. En azından acil ve poliklinik girişlerine bilgilendirci yazı ya da halkı yönlendirecek bir görevli bırakılabilirdi" diyerek bir süre eski hastaneye gelen hastalara rehberlik edilmesini istediler.



Aydın’da Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi taşındı, eski hastaneye gelenler yönlendirme eksikliğinden dert yandı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Vali Akbıyık: "Teknoloji bağımlılığı toplumu tehdit ediyor" Muğla Valisi Dr. İdris Akbıyık, son yıllarda toplumda çok değişik alanlarda bağımlılık konusunda yaşanan artış sonrası ‘Hatalardan kurtulma projesi’ olarak da adlandırdıkları ‘Arınma’ projesi çalışmalarının devam ettiğini açıkladı. Vali Akbıyık, ilgili kurumlar ile işbirliği içinde devam eden proje çerçevesinde uyuşturucu kadar teknoloji bağımlılığının toplumu tehdit ettiğini açıkladı. "Bağımlılığın en tehlikelisi teknoloji bağımlığı" Bağımlılık denilince akla sadece uyuşturucu gelmemesi gerektiğinin altını çizen Muğla Valisi Dr. İdris Akbıyık, "Bizim projemiz Bakanımızın da talimatlarıyla ‘Arınma projesi’ koyduk adını. Her insan hata yapabilir. Hatalarımızdan kurtulma projesi diyelim. Özelinde de madde bağımlıları, teknoloji bağımlıları, yani sadece uyuşturucu gelmesin aklınıza. Uyuşturucu, alkol, işte ne bileyim teknolojik bağımlılık, başka bir sürü bağımlılık çeşitleri var. En önemlisi tabi tehdit eden toplumu, dünyayı teknoloji bağımlılığı ve uyuşturucu. Buna tabi mücadele bir üretimden, tüketimine kadar tüketenlerin yani talebinden, ardından talebine kadar her kesimde, her yerde mücadele etmek gerekiyor. Yani işte topluma sunumunda diyelim veya bu maddeyi tercih edenlere, ardından sınırdan itibaren sınırın ötesinde de güvenlik güçlerimiz her türlü tedbir alıyor. Burada işte kullanıcılara dönük de sürekli operasyonlar oluyor. İşte arkadaşlar çıkartıyor. Ama maalesef biz istesek de, istemesek de bağımlı olanlar da var. Bununla ilgili kuruluşlar var. YEDAM var mesela Yeşilay. Yine bizim madde bağımlılığına dönük Üniversitemizde de, Eğitim Araştırma Hastanemizde, Sağlık Müdürlüğümüzde de çalışmalar yapılıyor. Ama biz genel olarak bir toplumsal farkındalık tabi oluşturmak istiyoruz. Onların sosyal hayatta kazandırılması, istihdam sağlanması, işte insan neyle uğraşırsa bence o konuda uzmanlaşır. Mesela bunları spora yönlendirebiliriz. Çeşitli eğitimlere yönlendirebiliriz. Tüm kurumlarımızla, sivil toplum kuruluşlarıyla beraber bu çerçevede neler yapabiliriz onu eğitimde farkındalık oluşturmaya, yine somut sonuçlara kadar projeler yapıyoruz" dedi. "Teknoloji bağımlılığı hayal edemeyeceğimiz düzeyde" Bağımlılık alanında en önemli sıkıntının uyuşturucun yanında teknoloji bağımlılığı olduğunu belirten Vali Akbıyık, "En önemlisi tabi uyuşturucu ve teknoloji bağımlılığı, sosyal medya bağımlılığı, internet bağımlılığı. Bu toplumda bizim hayal edemeyeceğimiz düzeyde. Uyuşturucunun hepimiz farkındayız. Toplumsal olarak da kurum kuruluşlarımızla mücadele etmeye çalışıyoruz. Ama telefon bağımlılığı had safhada artık çocuklarımız kitap okumuyor. Herkes internet bakıyor, TikTok bakıyor, işte ne bileyim sanal dünyada geziyor. Kimse gerçek hayatı görmüyor. Muğla’nın bu güzelliklerini görmüyorlar. Onun için onları da bizim esas çoğunluk kalabalık kesim orası. Yani hepimiz farkında olmadan bağımlı olmuş olabiliriz. Nedir? Aile içerisinde iletişiminiz azalıyorsa, işte okulla ilgili iletişiminiz azalıyorsa, bazı çocuklar yemek yemeyi unutuyor şey bakmaktan, oyun oynamaktan ya da diğer bağımlılıklardan. Hedefimiz doğal olana, normal olana. Bizim tarihimiz, kültürümüz, değerlerimiz içerisinde insanımızı tutabilmek" dedi.
Kahramanmaraş Yeşil dönüşüm teknik destek programından destek almaya hak kazanan 3 firma incelendi Doğu Akdeniz Kalkınma Ajansı, 2025 Yılı Yeşil Dönüşüm Teknik Destek Programı kapsamında Kahramanmaraş’ta destek almaya hak kazanan ve değerlendirme aşamasında olan firmalara yönelik saha incelemesi gerçekleştirdi. Doğu Akdeniz Kalkınma Ajansı (DOĞAKA) Kahramanmaraş, Hatay ve Osmaniye illerinde bölgesel kalkınmayı desteklemek amacıyla çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. DOĞAKA ekibi ve TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM) uzman ekibi, 2025 Yılı Yeşil Dönüşüm Teknik Destek Programı kapsamında 7 Ocak ve 9 Ocak 2026 tarihleri arasında Kahramanmaraş’ta program kapsamında destek almaya hak kazanan ve değerlendirme aşamasında olan firmalara yönelik saha ziyaretleri ve teknik incelemeler gerçekleştirildi. Bu kapsamda 3 günde 3 firma ziyaret edildi. Gerçekleştirilen ziyaretlerde firmaların mevcut üretim süreçleri yerinde incelenerek yeşil dönüşüm sürecine katkı sağlayacak verilerin toplanmasına yönelik teknik değerlendirmeler yapıldı. TÜBİTAK MAM uzmanları tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında, firmaların üretim altyapıları hakkında detaylı bilgiler alınarak, yeşil dönüşüm sürecinde uygulanabilecek iyileştirme alanlarına ilişkin ön tespitlerde bulunuldu. Doğu Akdeniz Kalkınma Ajansı tarafından yürütülen 2025 Yılı Yeşil Dönüşüm Teknik Destek Programı kapsamında gerçekleştirilen bu saha ziyaretleri sonucunda elde edilecek analiz ve değerlendirme raporlarının, firmalara yeşil dönüşüm yol haritası sunmasının yanı sıra TR63 Bölgesi’nde sürdürülebilir üretim ve yeşil dönüşüm kapsamındaki sanayi uygulamalarının yaygınlaşmasına önemli katkılar sağlaması hedefleniyor.
Ankara SSB’den kritik teknolojilerde 14 yeni Ar-Ge projesi için imzalar atıldı Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) tarafından yürütülen 2025 Yılı AR-GE Projeleri kapsamında savunma ve güvenlik alanında kritik teknolojilere odaklanan 14 yeni projenin sözleşmeleri imzalandı. Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) tarafından savunma ve güvenlik alanında kritik teknolojilerin geliştirilmesine yönelik yürütülen 2025 Yılı Ar-Ge Projeleri kapsamında hayata geçirilen projelerin sözleşme imza töreni gerçekleştirildi. SSB Ar-Ge ve Teknoloji Yönetimi Daire Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen çalışmalar çerçevesinde yurt içi ve yurt dışındaki kurum ve kuruluşların yol haritaları analiz edilerek Türk Silahlı Kuvvetleri ile emniyet ve güvenlik birimlerinin mevcut ve gelecekteki ihtiyaçları doğrultusunda teknoloji odaklı projeler oluşturuldu. OTAĞ (Odak Teknoloji Ağları) yapısı ve Ar-Ge Paneli mekanizması ile belirlenen projelerin sözleşmeleri düzenlenen törenle imzalandı. Törende konuşan Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün sahadaki caydırıcılık masadaki itibar ve ekonomide sürdürülebilir gücün yalnızca üretilen platform sayısıyla sınırlı olmadığını vurguladı. Görgün kritik teknolojilerde söz sahibi olma kapasitesi ile yeni bilginin ürüne dönüştürülme hızının belirleyici hale geldiğini söyledi. Savunma sanayiinde rekabetin platform yarışının ötesine geçtiğine işaret eden Görgün "Rekabetin merkezinde artık veri malzeme bilimi mikroelektronik yüksek frekans siber direnç ve kuantum ufku var. Bu tablo Ar-Ge’yi bir tercih olmaktan çıkarıp ulusal güvenliğin zorunlu bir bileşeni haline getirdi" dedi. Küresel ölçekte Ar-Ge harcamalarının hızla arttığını ifade eden Görgün 2023 itibarıyla savunma alanındaki küresel Ar-Ge harcamalarının 130 milyar doların üzerine çıktığını ABD ve Çin’in bu alanda diğer ülkelere kıyasla çok daha yüksek bütçeler ayırdığını kaydetti. Görgün siber güvenlik ileri malzemeler itki ve enerji teknolojileri ile kuantum başlıklarının önümüzdeki dönemin öncelikli alanları olduğunu belirterek "Biz de bu konularda faaliyet gösteren, gösterecek olan, altyapısı ve insan kıymeti ve bir takım kritik kitlesi oluşmuş enstitülerimizle, üniversitelerimizle ve şirketlerimizle 14 tane yeni projenin imzasını bugün gerçekleştiriyoruz. Türkiye’nin stratejik konumuna geldiğimizde bizim için asıl mesele kendi ihtiyaçlarımızdan doğan özgün çözüm, problemlere oluşturulacak çözümlere ve özgün mühendislik çözümlerini üreterek aslında neticede ulaşmaya çalıştığımız kalıcı bir kabiliyet, kalıcı bir araştırma geliştirme dinamizmine sahip insan yetkinliğinin sürdürülebilir kılmasında" şeklinde konuştu. Savunma sanayii şirketlerinin Ar-Ge konusundaki kararlılığına dikkati çeken Görgün, "Sektörümüzün Ar-Ge konusunda kararlılığına baktığımızda tüm şirketlerimizin savunma sanayi sektöründe faaliyet gösteren tüm firmaların, araştırma kurumlarının ilgisi olan üniversitelerin, akademisyenlerin bu anlamda ürettikleri bu kararlılığı desteklemekte. Vakıf şirketlerimiz, ASELSAN, ROKETSAN, HAVELSAN, İŞBİR, ASPİLSAN, TUSAŞ ve TUSAŞ’ın yine şirketi olan TEİ’nin bu anlamdaki faaliyetlerini arkadaşlarıma rakamlar olarak çıkartın dediğimde 3 milyar 340 milyon dolarlık bir Ar-Ge bütçesine ulaştığını ve yürütmekte olan Ar-Ge proje sayısının da bin 600’ün üzerine çıktığını bana raporladılar" ifadelerini kullandı. SSB’nin Ar-Ge portföyünde yapay zeka destekli komuta kontrol ve karar destek sistemlerinden otonom hava ve deniz platformlarına elektronik harpten hipersonik kabiliyetlere kadar geniş bir yelpaze bulunduğunu ifade eden Görgün bu çalışmaların ihracata yansımasından memnuniyet duyduklarını söyledi. Ar-Ge’nin yalnızca bir harcama kalemi olmadığını belirten Görgün bunun caydırıcılık ve ihracat kapasitesinde kalıcı büyüme sağlayan stratejik bir yatırım olduğunu kaydetti. Görgün 2024-2028 dönemini kapsayan 12. Kalkınma Planı’nda savunma ve güvenlik alanında milli teknolojilere dayalı Ar-Ge faaliyetlerinin desteklenmesinin vurgulandığını hatırlatarak "Milli Teknoloji Hamlesi hedefleri doğrultusunda ortak aklı esas alan, beraber karar vermeyi, Türk Silahlı Kuvvetlerimiz ile Emniyet Güçlerimizin ihtiyaçları doğrultusunda şekillendirmeyi odağında tutan bir yaklaşım ile yine 3373 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile Ar-Ge paneli faaliyetlerimize devam etmekteyiz" diye konuştu. İmzalanan projelerde 13 firma 5 üniversite ve 5 araştırma kurumu ile enstitünün ana yüklenici veya alt yüklenici olarak yer aldığını belirten Görgün toplam proje büyüklüğünün yaklaşık 44 milyon dolar seviyesinde olduğunu ifade etti. Projelerin önemli bir bölümünün TÜBİTAK araştırma enstitüleri ve üniversitelerle birlikte yürütülmesinin memnuniyet verici olduğunu sözlerine ekledi.