TEKNOLOJİ - 13 Ocak 2026 Salı 16:36

SSB’den kritik teknolojilerde 14 yeni Ar-Ge projesi için imzalar atıldı

A
A
A
SSB’den kritik teknolojilerde 14 yeni Ar-Ge projesi için imzalar atıldı

Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) tarafından yürütülen 2025 Yılı AR-GE Projeleri kapsamında savunma ve güvenlik alanında kritik teknolojilere odaklanan 14 yeni projenin sözleşmeleri imzalandı.


Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) tarafından savunma ve güvenlik alanında kritik teknolojilerin geliştirilmesine yönelik yürütülen 2025 Yılı Ar-Ge Projeleri kapsamında hayata geçirilen projelerin sözleşme imza töreni gerçekleştirildi.


SSB Ar-Ge ve Teknoloji Yönetimi Daire Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen çalışmalar çerçevesinde yurt içi ve yurt dışındaki kurum ve kuruluşların yol haritaları analiz edilerek Türk Silahlı Kuvvetleri ile emniyet ve güvenlik birimlerinin mevcut ve gelecekteki ihtiyaçları doğrultusunda teknoloji odaklı projeler oluşturuldu. OTAĞ (Odak Teknoloji Ağları) yapısı ve Ar-Ge Paneli mekanizması ile belirlenen projelerin sözleşmeleri düzenlenen törenle imzalandı.


Törende konuşan Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün sahadaki caydırıcılık masadaki itibar ve ekonomide sürdürülebilir gücün yalnızca üretilen platform sayısıyla sınırlı olmadığını vurguladı. Görgün kritik teknolojilerde söz sahibi olma kapasitesi ile yeni bilginin ürüne dönüştürülme hızının belirleyici hale geldiğini söyledi.


Savunma sanayiinde rekabetin platform yarışının ötesine geçtiğine işaret eden Görgün "Rekabetin merkezinde artık veri malzeme bilimi mikroelektronik yüksek frekans siber direnç ve kuantum ufku var. Bu tablo Ar-Ge’yi bir tercih olmaktan çıkarıp ulusal güvenliğin zorunlu bir bileşeni haline getirdi" dedi.


Küresel ölçekte Ar-Ge harcamalarının hızla arttığını ifade eden Görgün 2023 itibarıyla savunma alanındaki küresel Ar-Ge harcamalarının 130 milyar doların üzerine çıktığını ABD ve Çin’in bu alanda diğer ülkelere kıyasla çok daha yüksek bütçeler ayırdığını kaydetti.


Görgün siber güvenlik ileri malzemeler itki ve enerji teknolojileri ile kuantum başlıklarının önümüzdeki dönemin öncelikli alanları olduğunu belirterek "Biz de bu konularda faaliyet gösteren, gösterecek olan, altyapısı ve insan kıymeti ve bir takım kritik kitlesi oluşmuş enstitülerimizle, üniversitelerimizle ve şirketlerimizle 14 tane yeni projenin imzasını bugün gerçekleştiriyoruz. Türkiye’nin stratejik konumuna geldiğimizde bizim için asıl mesele kendi ihtiyaçlarımızdan doğan özgün çözüm, problemlere oluşturulacak çözümlere ve özgün mühendislik çözümlerini üreterek aslında neticede ulaşmaya çalıştığımız kalıcı bir kabiliyet, kalıcı bir araştırma geliştirme dinamizmine sahip insan yetkinliğinin sürdürülebilir kılmasında" şeklinde konuştu.


Savunma sanayii şirketlerinin Ar-Ge konusundaki kararlılığına dikkati çeken Görgün, "Sektörümüzün Ar-Ge konusunda kararlılığına baktığımızda tüm şirketlerimizin savunma sanayi sektöründe faaliyet gösteren tüm firmaların, araştırma kurumlarının ilgisi olan üniversitelerin, akademisyenlerin bu anlamda ürettikleri bu kararlılığı desteklemekte. Vakıf şirketlerimiz, ASELSAN, ROKETSAN, HAVELSAN, İŞBİR, ASPİLSAN, TUSAŞ ve TUSAŞ’ın yine şirketi olan TEİ’nin bu anlamdaki faaliyetlerini arkadaşlarıma rakamlar olarak çıkartın dediğimde 3 milyar 340 milyon dolarlık bir Ar-Ge bütçesine ulaştığını ve yürütmekte olan Ar-Ge proje sayısının da bin 600’ün üzerine çıktığını bana raporladılar" ifadelerini kullandı.



SSB’nin Ar-Ge portföyünde yapay zeka destekli komuta kontrol ve karar destek sistemlerinden otonom hava ve deniz platformlarına elektronik harpten hipersonik kabiliyetlere kadar geniş bir yelpaze bulunduğunu ifade eden Görgün bu çalışmaların ihracata yansımasından memnuniyet duyduklarını söyledi.


Ar-Ge’nin yalnızca bir harcama kalemi olmadığını belirten Görgün bunun caydırıcılık ve ihracat kapasitesinde kalıcı büyüme sağlayan stratejik bir yatırım olduğunu kaydetti.


Görgün 2024-2028 dönemini kapsayan 12. Kalkınma Planı’nda savunma ve güvenlik alanında milli teknolojilere dayalı Ar-Ge faaliyetlerinin desteklenmesinin vurgulandığını hatırlatarak "Milli Teknoloji Hamlesi hedefleri doğrultusunda ortak aklı esas alan, beraber karar vermeyi, Türk Silahlı Kuvvetlerimiz ile Emniyet Güçlerimizin ihtiyaçları doğrultusunda şekillendirmeyi odağında tutan bir yaklaşım ile yine 3373 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile Ar-Ge paneli faaliyetlerimize devam etmekteyiz" diye konuştu.


İmzalanan projelerde 13 firma 5 üniversite ve 5 araştırma kurumu ile enstitünün ana yüklenici veya alt yüklenici olarak yer aldığını belirten Görgün toplam proje büyüklüğünün yaklaşık 44 milyon dolar seviyesinde olduğunu ifade etti. Projelerin önemli bir bölümünün TÜBİTAK araştırma enstitüleri ve üniversitelerle birlikte yürütülmesinin memnuniyet verici olduğunu sözlerine ekledi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Fenerbahçe ile CEV arasında ev sahipliği için imzalar atıldı Fenerbahçe’nin CEV Zeren Group Şampiyonlar Ligi Final Four’a iki sene boyunca ev sahipliği yapacağı ile ilgili bugün basın toplantısı düzenlendi. Avrupa voleybolunun en üst düzey organizasyonu olan CEV Şampiyonlar Ligi’nde Final Four, 2-3 Mayıs 2026 tarihlerinde Ülker Spor ve Etkinlik Salonu’nda düzenlenecek. Anlaşmanın imza töreni Fenerbahçe Başkanı Sadettin Saran, CEV Başkanı Roko Sikiric, Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Mehmet Akif Üstündağ, Fenerbahçe Genel Sekreteri Orhan Demirel, CEV Genel Direktörü Vuk Karanovic’in katılımıyla gerçekleştirildi. Sadettin Saran: "Türk sporunu Avrupa sahnesinde en iyi şekilde temsil etmeye devam edeceğiz" Organizasyona yönelik düşüncelerini aktaran Fenerbahçe Başkanı Sadettin Saran, "Bugün burada Türk voleybolunun Avrupa’daki konumunu daha da güçlendirecek önemli bir süreci birlikte değerlendirmek adına bir araya geldik. Fenerbahçe Spor Kulübü olarak yer aldığımız tüm branşlarda yalnızca rekabet eden değil, standart belirleyen, liderlik eden ve çıtayı yukarı taşıyan bir kulüp olma sorumluluğuyla hareket ediyoruz. Bu yaklaşımı dönemsel değil, kalıcı bir duruş olarak görüyoruz. Bu anlayışla Avrupa voleybolunun en prestijli organizasyonlarından biri olan CEV Şampiyonlar Ligi Final Four’a ev sahipliği yapacak olmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. İstanbul bu organizasyona geçmiş yıllarda federasyonumuzun ev sahipliğinde sahne olmuştur. Bu kez ise Fenerbahçe Spor Kulübü olarak, CEV Şampiyonlar Ligi Final Four’una kulüp düzeyinde ev sahipliği yapacak olmanın sorumluluğunu ve gururunu taşıyoruz. 2022 yılında Kadın Basketbol Takımımız yine Ülker Spor ve Etkinlik Salonu’nda EuroLeague Women Final-Four’una ev sahipliği yapmıştı. Bu sene de böylesi bir organizasyona ev sahipliği yapacak olmaktan büyük gurur ve mutluluk duyuyoruz. İstanbul’un Ülker Spor ve Etkinlik Salonu’nu bu ölçekte bir organizasyonu başarıyla gerçekleştirecek altyapıya, deneyime ve organizasyon gücüne sahip olduğuna inancımız tam. Amacımız sahada rekabet eden, organizasyonlarda ise örnek gösterilen bir kulüp duruşunu sürdürmek. Bu süreçte başta federasyonumuz olmak üzere, konfederasyon ve voleybol yönetiminde emeği geçen tüm paydaşlarına teşekkür ediyorum. Fenerbahçe olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Türk sporunu ve Türk voleybolunu Avrupa sahnesinde en iyi şekilde temsil etmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Roko Sikiric: "Hem Final Four’un hem de Euro Voley’in İstanbul’da düzenlenecek olması burayı merkez haline getirecektir" CEV Başkanı Roko Sikiric ise, "CEV Zeren Final Four 2026 etkinliği stratejik bir karardı. Hem Türkiye hem de Avrupa Voleybolu için çok önemliydi. Etkinliğimize yardımcı olmanızla birlikte hem İstanbul hem de Türkiye kadın voleybolunda bir merkez noktası olacak. En iyi takımlar ve en iyi oyuncular gelecekler. Başkanımıza da bizim vizyonumuza destek oldukları için çok teşekkür ediyoruz. Fenerbahçe Spor Kulübü voleybola hem kadınlarda hem de erkeklerde epey yatırım yapmakta. Bununla birlikte Fenerbahçe’nin de vizyonu ileriye gidecektir. Bu stratejik kararı bizimle birlikte almışlardır ve bize partner olmuşlardır. Burada başkanımıza ve federasyonumuza tekrar teşekkür ediyorum. Aynı zamanda bu voleybol camiasına da bir birliktelik getirecektir. Hem kulüpler, hem ulusal federasyonlar hem de Avrupa voleybolu için çok önemli olacaktır. Paydaşlarımız için bir dönüm noktası olacaktır. Hem Final Four’un hem de Euro Voley’in İstanbul’da düzenlenecek olması burayı merkez haline getirecektir. Taraftarlarımızı takımlarını desteklemek için İstanbul’a bekliyoruz" dedi. Mehmet Akif Üstündağ: "Fenerbahçe’nin en iyi şekilde bu organizasyonu yapacağından hiç kimsenin şüphesi olmasın" Organizasyonu değerlendiren Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanını Mehmet Akif Üstündağ, "Avrupa’nın en prestijli en güzel turnuvası CEV’in Türkiye organizasyonu için buradayız. Türkiye’nin Avrupa’da olduğu gibi dünya da gerçekçiliğini kabul edecek. İşte bu federasyon ve kulüp dayanışmasının ispatıdır. Fenerbahçe Spor Kulübü’nün ev sahipliği yapacağı Ülker Spor ve Etkinlik Salonu’ndaki organizasyonda katılacak tüm takımlara başarılar diliyorum. Fenerbahçe’nin en iyi ve en güzel şekilde bu organizasyonu yapacağından hiç kimsenin şüphesi olmasın" diye konuştu. Vuk Karanovic: "İstanbul’u kadın voleybolunun başkenti yapacağız" Toplantıya katılım sağlayan kulüpler ve voleybol federasyonuna teşekkürleri ileten CEV Genel Direktörü Vuk Karanovic, "Fenerbahçe’nin desteğiyle birlikte İstanbul’u kadın voleybolunun başkenti yapacağız. Bunun için iki adımlı bir strateji belirlemiştik. Birincisini zaten belirlemiştik. Devamlılık ve stabiliteyle birlikte taraftarların her seferinde gelip iyi bir deneyim edinmesi için. Türkiye bu tarz turnuvalar için her zaman çok iyi bir ev sahibi olmuştur. 2-3 Mayıs için de taraftarları çekecek olan aslında bu beklentidir. Yine Türkiye Voleybol Federasyonu’na da çok teşekkür ediyoruz destekleri için. Yaz ayında EuroVolley İstanbul’da yapılacak yine. O yüzden mayıs ayı için çok heyecanlıyız. Aynı zamanda bu taraftarlar ve dijital aktivizasyon için de çok önemli olacak. Ümit ediyorum ki 3 Mayıs’tan sonra organizasyonun ne kadar başarılı geçtiğini görürüz ve bir sonraki yıl için de çalışmalara başlarız" ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından imzalar atıldı.
Bursa Pahalılık gıda güvenliğini tehdit ediyor Nilüfer’de düzenlenen panelde, artan hayat maliyetlerinin halk sağlığı üzerindeki etkileri ve gıda sahtekârlığı ele alındı. Sağlıklı gıdaya erişimin temel bir insan hakkı olduğu vurgulanan programda, veteriner hekim denetiminin önemi, kayıt dışı ekonomiyle mücadele ve tarımsal üretimde planlama öne çıktı. Nilüfer Kent Konseyi ve Bursa Veteriner Hekimler Odası iş birliğiyle "Gıda Güvenliği ve Güvencesi" paneli düzenlendi. Bursalıların yoğun ilgi gösterdiği panelin açılışında konuşan Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Doç. Dr. Mustafa Berkay Aydın, Türkiye’deki hayat pahalılığının mutfaklardaki güvenliği nasıl tehdit ettiğini rakamlarla ortaya koydu. Dünyada gıda enflasyonu ortalamasının yüzde 3 civarında olduğunu ifade eden Aydın, "Ülkemizde ise bu oran resmi verilerde bile yüzde 25-30 bandında seyrediyor. Hissedilen enflasyon ise bunun çok daha üzerinde. Bu fahiş maliyet artışları, gıda güvenliğini doğrudan riske atıyor" dedi. Nilüfer Kent Konseyi Genel Sekreteri Doç. Dr. Elifhan Köse Çal ise her vatandaşın sağlıklı ve güvenilir gıdaya ulaşma hakkının anayasal bir sorumluluk olduğunu hatırlattı. Bursa Veteriner Hekimler Odası Başkanı Melike Baysal, moderatörlüğünü üstlendiği panelde veteriner hekimlerin gıda zincirindeki hayati önemine değindi. Hayvansal gıdanın sağlıklı olabilmesi için sürecin hayvanın beslenmesi ve sağlığıyla başladığını belirten Baysal; et, süt, yumurta, bal ve su ürünleri gibi tüm süreçlerde veteriner hekimlerin imza ve denetim yetkisinin kritik olduğunu vurguladı. Veteriner hekim Nejlet Filiz de, ekonomik dar boğazın halk sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekti. Artan maliyetler nedeniyle piyasada taklit ve tağşiş vakalarının arttığını belirten Filiz, trans yağlar ve pestisit tehlikesine karşı uyardı. Filiz, "Kayıt dışı ekonomiyle mücadele edilmeli; denetimler daha etkin ve yetkin meslek grupları üzerinden yürütülmeli" dedi. Gıda krizinden kurtulmak ve güvenli gıdaya erişimin mümkün olduğunu söyleyen Dr. Nejlet Filiz, şu önerilerde bulundu: "Tarım girdi maliyetleri aşağı çekilmeli. Verimlilik odaklı bir tarım politikası izlenmeli. Zorunlu bir kamusal tarım sigorta sistemi kurulmalı. Döviz kuru ve para politikasında istikrar sağlanmalı. Gıda güvenliği yönetimi tek bir çatı altında toplanmalı. Rekabetçi piyasada küçük üretici korunmalı. Hal ve perakende satış noktalarında etkin denetim yapılmalı. Harcamalarda gerçekçi tasarruf tedbirleri uygulanmalı." Panel; gıda okuryazarlığı, doğru etiket okuma teknikleri ve mutfak güvenliği üzerine yapılan bilgilendirmelerle sona erdi.
Kütahya DPÜ Rektörü Kızıltoprak gazetecilerle bir araya geldi Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla Kütahya’da yayın yapan yerel ve ulusal medya kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya geldi. Kütahya Dumlupınar Üniversitesinde düzenlenen ve Bedesten’de gerçekleştirilen programa; Rektör Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak’ın yanı sıra Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ayhan Kahraman, Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Erkan Sağlam, Kütahya Gazeteciler Birliği Başkanı Cavit Kocaçay ile Kütahya’dan yayın yapan ulusal ve yerel medya kuruluşlarının temsilcileri katıldı. Toplantının açılışında konuşan Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak, basının demokrasinin vazgeçilmez unsurlarından biri olduğunu vurgulayarak, gazetecilerin şehir adına önemli ve kıymetli hizmetler sunduğunu ifade etti. Gazeteciliğin sorumluluk, özveri ve cesaret gerektiren bir meslek olduğunu belirten Kızıltoprak, akademisyenler ile gazetecilerin toplumu doğru bilgiyle buluşturma noktasında ortak bir misyona sahip olduklarını dile getirdi. Gazetecilerin toplumsal hafızanın güçlenmesine katkı sunduğunu ifade eden Kızıltoprak, düzenlenen buluşmanın hem bir kutlama hem de medya mensuplarına yönelik bir teşekkür niteliği taşıdığını kaydetti. Rektör Kızıltoprak’ın ardından söz alan medya kuruluşlarının temsilcileri de sektördeki güncel gelişmeler ile üniversiteyle yürütülen iş birliklerine ilişkin görüşlerini paylaştı. Katılımcılar, davet ve ev sahipliği dolayısıyla Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak’a teşekkür etti. Programın sonunda, Rektör Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak’ın davetiyle katılımcılar, açılışı geçtiğimiz hafta Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır tarafından gerçekleştirilen Milli Teknoloji Atölyesi’ni ziyaret etti.
Tunceli Fırat EDAŞ son yılların en sert kışında Tunceli’de sahada Tunceli’de etkili olan yoğun kar yağışı ve tipi nedeniyle enerji altyapısında yaşanabilecek aksaklıklara karşı Fırat EDAŞ, 130 personel ve 50 araçla elektrik arzının sürekliliğini sağlamak amacıyla sahadaki çalışmalarını sürdürüyor. Doğu Anadolu Bölgesi’nde elektrik dağıtım hizmeti veren Fırat Elektrik Dağıtım A.Ş. (Fırat EDAŞ), son yılların en sert kışının yaşandığı Tunceli’de enerji arzının kesintisiz sağlanması için sahadaki çalışmalarına devam ediyor. Günlerdir aralıksız devam eden yoğun kar yağışı, tipi ve buzlanma nedeniyle özellikle yüksek rakımlı bölgelerde ulaşımda aksamalar yaşanırken, resmi verilere göre il genelinde 287 köy yolu ulaşıma kapandı. Zorlu hava şartları enerji altyapısını da etkileyerek yer yer elektrik kesintilerine neden olabiliyor. Oluşabilecek kesinti ve arızalara hızlı müdahale edebilmek amacıyla Fırat EDAŞ ekipleri, Ovacık, Pülümür, Nazımiye ve Mazgirt ilçeleri başta olmak üzere il genelinde sahada aktif görev yapıyor. Enerji arzının sürekliliğinin sağlanması için ekipler, zorlu kış şartlarına rağmen çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Kar kalınlığının yer yer 1,5 metreyi bulduğu Tunceli’de, hava şartlarının nispeten daha elverişli olduğu çevre illerden personel ve araç desteği sağlandı. Bu kapsamda Fırat EDAŞ, 130 personel ve 50 araçla sahada görev yaparak, yol ve hava şartlarının elverdiği ölçüde arızalara hızlı ve etkin şekilde müdahale ediyor.