ASAYİŞ
’Maskeliler’ suç örgütü iddianamesinin detayları ortaya çıktı: Örgüt liderine 187 yıla kadar hapis talebi
04 Mart 2026 Çarşamba - 23:23 ’Maskeliler’ suç örgütü iddianamesinin detayları ortaya çıktı: Örgüt liderine 187 yıla kadar hapis talebi Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca, uyuşturucu ve silah ticareti suçlarına karışan ‘Maskeliler’ isimli suç örgütü üyesi 7 şüpheliye yönelik iddianamenin detaylarına ulaşıldı. İddianamede, suç örgütü üyelerinin geçimlerinin önemli bir kısmını uyuşturucu ticareti ve yağma eylemleri sayesinde sağladıkları aktarılırken, örgüt lideri hakkında toplam 8 suçtan 187 yıla kadar hapsi istendi. Bağcılar, Bakırköy, Esenler, Beylikdüzü ve Esenyurt ilçelerinde, uyuşturucu ticareti ve silah ticareti suçlarını işledikleri belirlenen ve gerçekleştirecekleri silahlı eylemler öncesinde yabancı uyruklu kişiler adına kayıtlı yurt dışı GSM hatları ve uygulamalar üzerinden hedeflerine koydukları kişileri arayıp tehdit ederek maddi menfaat talep eden "Maskeliler" suç örgütüne yönelik Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nca başlatılan soruşturma kapsamında düzenlenen iddianamenin detaylarına ulaşıldı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu’nca hazırlanan iddianamede, 3 kişi ’müşteki’, 7 şahıs ise ’şüpheli’ sıfatıyla yer aldı. Örgütün geçimini uyuşturucu ve yağmadan sağlandığı vurgusu Soruşturma başlangıç aşamasının aktarıldığı iddianamede, 15 Şubat 2025 tarihinde sabah saat 07.40 sıralarında Yakuplu Mahallesi Mareşal Fevzi Çakmak Caddesi’nde bir iş yerinin kurşunlanmasında, 25 Şubat 2025 tarihinde sabaha karşı Fatih’te gerçekleşen bir tekel bayi kurşunlama olayında da Kara Maskeliler suç örgütünün yöneticisi İsa Ş.’nin isminin geçtiği belirtildi. İddianamede, ‘Kara Maskeliler’ suç örgütünün, ’uyuşturucu ticareti, tehdit, iş yeri kurşunlama suretiyle yağma’ eylemlerini yaparak kendilerine yer edinmeye çalıştıkları aktarıldı. Suç örgütü üyelerinin geçimlerinin önemli bir kısmını soruşturma konusu; uyuşturucu ticareti ve yağma eylemleri sayesinde sağladıkları, suçtan elde ettikleri haksız kazanç ile yaşam standartlarının üzerinde lüks bir yaşam tarzı içerisinde oldukları, örgüt üyelerinin örgüt adına eylemler gerçekleştirdikleri vurgulandı. Örgüt yapısı Örgütün hiyerarşik yapısı da iddianamede yer aldı. Örgüt liderliğini Murat K.’nin yaptığı, örgüt yöneticiliğini İsa Ş.’nin yaptığı belirtildi. ‘Karamaskeliler ve Karanın Maskelileri’ isimli silahlı suç örgütünün sosyal medya hesaplarından propaganda yapıp Anadolu’dan gelen gençleri örgüte tetikçi olarak aldığının tespit edildiği bilgisi verildi. Hazırlanan iddianamede, şahıslara yönelik düzenlenen operasyonlarda, şüphelilerin adreslerinden 18 kilo 710 gram uyuşturucu maddenin ele geçirildiği belirtilirken, 5 şüpheli örgüt üyesi sıfatıyla yer aldı. Şüpheli şahısların fikir ve eylem birliği içerisinde "Karamaskeliler" silahlı suç örgütü adına suçları iştirak halinde birlikte işledikleri, örgütün yasa dışı finansal gelir kaynaklarının uyuşturucu madde, silah ticareti ve yağma suretiyle alınan paralar olduğunun tespit edildiği aktarıldı. Örgüt liderinin 187 yıla kadar hapsi istendi Hazırlanan iddianamede, örgüt lideri Murat K. hakkında, ’kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak’, ’suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak gece vaktinde yağma’ ve ’izinsiz olarak ateşli silah ve mermileri ülkeye sokma, imal etme, nakletme ve satma’ ile ’suç işlemek amacıyla örgüt kurma’ başta olmak üzere çeşitli suçlardan 88 yıl 3 aydan 187 yıl 6 aya kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi. Murat K. için ayrıca, ’uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama’ suçundan 30 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması istendi. Tamamlanan iddianame, değerlendirilmek üzere Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.
Sinan Ateş cinayeti davasında sanıkların yargılanmasına devam edildi
04 Mart 2026 Çarşamba - 22:21 Sinan Ateş cinayeti davasında sanıkların yargılanmasına devam edildi Sinan Ateş cinayetinde dosyaları ana dosyadan ayrılan 10 sanığın yargılanmasına devam edildi. Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya tutuksuz sanıklardan Suat Yılmazzobu ve Talha Atalay ile Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş, ablası Selma Ateş, Sevda Ateş ve taraf avukatları katıldı. Tutuksuz sanıklar Burak Kılıç ve Gökhan Türkmen ise duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı. Sanık Burak Kılıç, mahkeme başkanının Sinan Ateş’in evinin bulunduğu yerin fotoğrafını Tolgahan Demirbaş’a neden gönderdiğini sorması üzerine, "Bunu benden kimse istemedi. İsteseydi mutlaka hatırlardım. Olayın üzerinden çok zaman geçtiği için hatırlamıyorum. Maktulün yaşadığı sitede birden fazla bina vardır. Maktulün tam nerede yaşayıp yaşamadığını bilmiyorum. Görüntüleri çekip çekmediğimi de hatırlamıyorum, sosyal medyadan, internetten bulmuş olabilirim" dedi. Kılıç, Sinan Ateş’i birebir tanımadığını belirterek, "Bir husumetim yok. Tolgahan Demirbaş ile mesajlaşmalardaki ‘S.A.’ Sinan Ateş değildir, kim olduğunu hatırlamıyorum" diye konuştu. Ana davada yargılanan Doğukan Çep’in konakladığı otelin sahibi olan tutuksuz sanık Gökhan Türkmen ise, "Doğukan Çep olay günü otelimize sahte kimlikle giriş yapmıştır. Kimliğin sahte olup olmadığını tespit etmek bizim yetkimizde değildir. Sahte kimlik adına yapılmış ödememiz de mevcuttur. Ben olay günü zaten şehir dışındaydım. Bu nedenle beraatımı talep ediyorum" dedi. Ankara Emniyet Müdürlüğü Trafik Şubesi’nde görevden uzaklaştırılan Komiser Atalay da cinayetle bir alakası bulunmadığını iddia ederek, "Tolgahan Demirbaş ile aynı camiadan olmamız sebebiyle suçlanıyorum" dedi. Sinan Ateş’in ablası Sevda Ateş, sanıkların ifadelerine tepki göstererek, "Hatırlamıyorum diyorlar. Adalete güvenim sonsuz. Eminim ki bu olayın her saniyesi akıllarındadır. Bu savunmaların yalan olduğuna eminim" diye konuştu. Ara kararını açıklayan mahkeme, bilirkişi raporunun beklenmesine, sanık avukat Serdar Öktem’in 6 Ekim’de İstanbul’da öldürülmesi nedeniyle dosyasının ayrılmasına karar verdi. Sanık Yunus Hasar hakkındaki adli kontrol tedbirinin kaldırılmasına ve diğer sanıkların adli kontrol tedbirlerinin devamına karar veren mahkeme, duruşmayı 24 Haziran’a erteledi.
ATSO Başkanı Ali Bahar’ın ölümüne ilişkin davada savcı mütalaasını açıkladı
04 Mart 2026 Çarşamba - 21:34 ATSO Başkanı Ali Bahar’ın ölümüne ilişkin davada savcı mütalaasını açıkladı Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Ali Bahar’ın denizde hayatını kaybetmesine ilişkin davada Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmada savcı esasa ilişkin mütalaasını açıkladı. Savcı, sanık M.S.Ç.’nin "taksirle ölüme neden olma" suçundan cezalandırılmasını talep ederken, sanık Y.C.Ç.’nin ise beraatini istedi. Bahar’ın eşi Şebnem Bahar, "Bu olay kaza değil. Ali’nin o şekilde suya düşmesi mümkün değil" diyerek sanıklardan şikayetçi olduğunu söyledi. Antalya Organize Sanayi Bölgesi ve ATSO Başkanı Ali Bahar, 18 Temmuz 2024 akşamı kendisine ait "Alber" isimli tekneyle iki arkadaşıyla birlikte denize açıldı. Geceyi denizde geçiren üçlü, sabah saatlerinde limana dönmek üzere hareket etti. İddiaya göre Bahar, marinaya yanaştıkları sırada teknede oturmak için kullanılan ve "armut koltuk" olarak bilinen minderin denize düşmesi üzerine suya atladı. Tekneyi kullanan arkadaşı M.S.Ç.’nin manevra yaptığı sırada Bahar motor pervanelerinin arasında kaldı. Durumun fark edilmesinin ardından 112 Acil Çağrı Merkezi’nden yardım istendi. Sahil Güvenlik ekipleri tarafından sudan çıkarılan Bahar, ambulansla Kemer’deki özel bir hastaneye kaldırıldı. Ağır yaralı olarak hastaneye götürülen Bahar, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Ali Bahar’ın cenazesi, ATSO’da düzenlenen törenin ardından Uncalı Mezarlığı’nda toprağa verildi. "Kanlar içinde suda gördüm" Kemer Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, M.S.Ç. ve Y.C.Ç. hakkında "taksirle ölüme neden olma" suçundan 2 yıldan 6’şar yıla kadar hapis cezası talep edildi. Şüpheli M.S.Ç., iddianameye yansıyan ifadesinde olay gününü şu sözlerle anlattı: "Tekneyi Ali Bahar kullandı. Phaselis koyuna demirledik. Birlikte yemek yedik, alkol aldık ve denize girdik. Sabah Kemer’e doğru hareket ettik. Marinaya yaklaşırken armut minderlerden birinin denize düştüğünü söyledi. Mindere yaklaşmak için manevra yaptım. Tornistan yapmamı istedi. Tornistan hareket ettikten birkaç saniye sonra Ali’yi göremedim. Motoru durdurup arkaya koştum. Ali’yi kanlar içerisinde suda gördüm." "Üçümüz de birbirimize fiziksel olarak yakın değildik" Teknede bulunan Y.C.Ç. ise olay sırasında herhangi bir temas yaşanmadığını belirterek şu ifadeleri kullandı: "Olay günü herhangi bir tartışmamız olmadı. Olay anında hiçbir temasım olmadı. Ne o bana temas etti ne de ben onu ittim. Üçümüz de birbirimize olay anında fiziksel olarak yakın değildik. Teknede hiçbir şekilde ve hiç kimse arasında yakınlık olmadı. Bizim aramızdaki yakınlığın olay anı ve sonucu ile de bir bağı yoktur. Olay anında sevgi amaçlı veya şakalaşma amaçlı dahi olsa herhangi bir temasım olmadı." "Davacı ve şikayetçiyim" Müşteki Şebnem Bahar’ın Cumhuriyet Başsavcılığında alınan beyanı da dosyaya girdi. Bahar ifadesinde şu sözlere yer verdi: "Ali Bahar benim 1992 yılında resmi nikah ile evlendiğim eşimdir. Kendisi uzun yıllardır denizci lisansına sahiptir. Sık sık denize açılır. Tecrübeli bir denizcidir. Olayı öğrendiğim gün yaşadığım şok nedeniyle tansiyonum yükseldi ve alelacele alınan ifadede Sahil Güvenlik personeline şikayetçi olmadığımı söyledim. Ancak o sırada çevremdeki insanların baskı kurması sebebiyle böyle bir ifade vermem gerektiği söylendi. Bu olay neticesinde çeşitli sağlık problemleri yaşadım ve hayati nitelikte bir ameliyat oldum. Olay anına ilişkin bana verilen bilgiler ile dosyadaki bilgiler arasında ciddi farklılıklar olduğunu öğrendim. Tekne kaptanımız Fatih beyden aldığım bilgi doğrultusunda teknemiz karaya vites tornistanda, kontak kapatılmış vaziyette sahil güvenliğe teslim edilmiştir. Tarafımın da uzun yıllardır denizcilik tecrübesi bulunması sebebiyle bu hususun tekneyi o an kullanan M.S.Ç.’nin kusurlu hareketi olduğu kanaatindeyim. Bu hususun incelenmesini talep ediyorum. Olay günü teknede bulunan M.S.Ç. ve Y.C.Ç. isimli şahıslardan ve daha sonra tespit edilecek diğer şahıs veya şahıslardan davacı ve şikayetçiyim." Mahkeme dosyayı ağır cezaya göndermişti Dosya ilk olarak Kemer 4. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından görülmeye başlandı. Ancak mahkeme, olayda "kasten öldürme" ihtimali bulunduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vererek dosyayı Antalya Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi. Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmaya müştekiler, avukatlar ve tutuksuz sanık M.S.Ç. katılırken, sanık Y.C.Ç. duruşmaya SEGBİS aracılığıyla bağlandı. "En yakın arkadaşımı kaybettim" Tutuksuz sanık M.S.Ç., duruşmada yaptığı savunmada Kemer’de görülen önceki duruşmalarda verdiği beyanları tekrar ettiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: "Daha önce Kemer’de verdiğim beyanlara ilavem yoktur. Ali çok eski ve özel arkadaşımdır. 30 yılı aşan bir dostluğumuz vardı. Haftanın iki üç günü görüşürdük, her gün telefonla konuşurduk. Nikah şahidimdi. Oğlunun doğduğu günü bildiğim bir insandı. En yakın arkadaşımı ve dostumu kaybettiğim için derin bir üzüntü içerisindeyim. Orada bulunmuş olmaktan dolayı çok üzgünüm ve çok pişmanım. Kendisi çok ısrarcı bir kişilikti. Kazanın meydana geldiği tarihte organize ettiği tekne turuna beni sürekli arayarak davet etti. Tüm ısrarlara rağmen katılmak istemediğimi belirtmeme rağmen kendisini çok sevdiğim için tekne turuna katıldım. Tekne turuna katıldığım için büyük pişmanlık duyuyorum. Bu turun gerçekleşmemesi için her zaman itiraz ettim. Ta ki 13 Temmuz haftasına kadar. Çok yakın bir arkadaşımın annesi vefat edince 1 hafta erteledik. Bu seyahatin yapılması konusunda çok istekli ve çok ısrarcıydı. Bu durumun ortaya çıkmaması adına orada bulundum. Bunun dışında orada bulunduğum için çok pişman ve üzgünüm. Arkadaşlığı korumak adına çelişkili bir ifadem olmuştu fakat daha sonra açıklamamı düzelttim. Bu durumu Ali Bahar’ın vefatından sonra, ilk duruşmadan önce eşi Şebnem hanımın hayati bir operasyonu vardı, daveti üzerine kendisiyle görüştüm ve her şeyi o operasyondan önce anlattım. Olayın o anını içimde her zaman yaşadım. Bir türlü kamera kayıtlarına bakamadım. Ancak bu duruşmaya çıkmadan bir hafta önce kamera kayıtlarına baktım. Kamera kayıtlarındaki dakikalar, sanık C.’nin 112 ile konuşmaları ve orada yaşanan can pazarını tekrar izledim. Anlattıklarımla kamera kayıtlarının örtüştüğünü gördüm. En yakın arkadaşımı kaybettiğim ve o ortamda bulunduğum için pişmanım. Beraatimi istiyorum." "25-30 yıllık denizcilik geçmişim var" Müşteki avukatının olay anında tornistan yapıp yapmadığına ilişkin sorusunu da yanıtlayan M.S.Ç., şöyle devam etti: "Ben C.’nin verdiği beyanları bilmiyorum. Çünkü kendisi teknede bayılmıştı. Teknede yaşadığı korku anı 112 kayıtlarına yansımıştır. 25-30 yıllık denizcilik geçmişim vardır. Bu anlamda tekne kullanımına ilişkin yeterli tecrübeye sahibim. Diğer sanık C.’nin, Ali Bahar denize atladıktan sonra benim tornistan manevrası yaptığıma dair beyanına diyeceğim yok." "Bir can pazarı yaşadık" Tutuksuz sanık Y.C.Ç. ise savunmasını SEGBİS aracılığıyla yaptı. Bodrum’da sabit bir düzeni ve evi bulunduğunu belirten Y.C.Ç., Ali Bahar’ın davetlisi olarak teknede bulunduğunu söyleyerek suçlamaları reddetti. Olayın kendisi için de ağır bir travma olduğunu dile getiren Y.C.Ç., şu ifadeleri kullandı: "Bodrum ilçesinde sabit bir düzenim ve evim var. Savunmamı SEGBİS üzerinden yapacağım. Ali beyin arkadaşı ve davetlisi olarak teknedeydim. Suçlamaları reddediyorum. Hâlâ bu konuyu konuşmak benim için çok güç. Kimsenin şahit olmaması gereken çok üzücü, çok ağır bir hadise yaşandı. Bunun etkileri benim üzerimde de hala devam ediyor. Gelişen olaylar silsilesi içerisinde orada bir can pazarı yaşadık. Bu bir kazaydı. Elimden geleni yaptım. Olay çok ani gelişti. Olayın ardından çok ciddi bir çaba sarf ettik. Bunu yaşayan bilir. Allah düşmanımın başına vermesin. Keşke böyle olmasaydı. Elimizden geleni yaptık. Ali bey çok kıymetli bir insandı, benim için de çok kıymetliydi. Ben hayatımda hiç kaza geçirmedim, herhangi bir kaza anına da tanıklık etmedim. Ne önemli ne de önemsiz bir kazaya dair hiçbir bilgim yok. Ben de M. gibi cesaretimi yeni toplayarak olay görüntülerini yeni izledim ve konuşmaları yeni dinledim. Yardım isteme sebebiyle o an insanlara yalvarıyordum. Olay yaşandıktan sonra defalarca platforma inerek Ali’yi tekneye çıkarmaya çalıştım. Başaramayacağımı anlayınca tekrar yukarı çıktım. Onu kurtarmak için elimden geleni yaptım ama başaramadım. Ali beyi oturduğum yerden son gördüğüm yer, teknenin arka kısmında platforma geçilecek kapının önüydü. Bence arka platforma indi. Ondan sonra alkollü olduğu için düştü ya da atladı, o anı bilmiyorum. Düştüğü ana dair bir ses duymadım. Kaza olan yer marinanın önüdür. Güvenlik kameralarının orayı görmemesi düşünülebilir değil. Çok büyük bir şanssızlık." "Bu olay kaza değil" Duruşmada söz alan Ali Bahar’ın eşi Şebnem Bahar ise yaşadıkları sürecin çok ağır olduğunu belirterek sanıklardan şikayetçi olduğunu söyledi. Şebnem Bahar, şu ifadeleri kullandı: "Daha önce hiç adliyeye gelmedim. İlk kez eşimin ölümüyle ilgili buraya geldim. Ali bey Antalya için çok değerli bir insandı. Son bir buçuk yıldır yaşadıklarımızı kelimelerle anlatamam. Çok ciddi sağlık sorunları yaşadım, ölümden döndüm. Çocuklarım için ayakta duruyorum. Duyduklarıma ve gördüklerime inanamıyorum. M.’nin söylediği ‘yakın arkadaş’ kelimesine inanamıyorum. Son nefesime kadar her iki sanıktan da şikayetçiyim. Ben denizci kızıyım, çocukluğum okyanuslarda geçti. Bu olay kaza değil. Ali beyi gördükleri yer çelişkili. Orası bizim üçüncü odamız gibiydi. Ben o teknede her şeyi biliyorum. Anlattıkları her şey yalan. Ali’nin o suya o şekilde düşmesi mümkün değil." Bahar ayrıca sanık Y.C.Ç.’nin olay günü teknede madde kullandığını öğrendiğini öne sürerek, "C. teknede sabah saat 08.00’de madde kullanmış. Bilirkişi raporu Ali’nin tek başına düşmediğini ispatlıyor. Duymamalarına, görmemelerine ihtimal yok" dedi. Şebnem Bahar, duruşma salonundan çıkarıldı Müşteki Şebnem Bahar, eşi Ali Bahar’ın teknenin arka kısmındaki platforma düşme anının çıkardığı sesi gösterebilmek için duruşma sırasında masaya vurdu. Mahkeme başkanı, duruşma düzenini bozduğu gerekçesiyle Şebnem Bahar’ın salondan çıkarılmasına karar verdi. Savcı mütalaasını açıkladı Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmada savcı esasa ilişkin mütalaasını açıkladı. Savcı, sanık M.S.Ç.’nin "taksirle ölüme neden olma" suçundan cezalandırılmasını, sanık Y.C.Ç.’nin ise beraatini talep etti. Mahkeme heyeti, sanıkların adli kontrol tedbirlerinin kaldırılması taleplerini reddederken, müşteki avukatının dosyaya yansıyan ses kayıtlarının çözümlenmesi talebini kabul etti. Diğer talepler ise reddedildi. Mahkeme heyeti duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.