Yerel Haberler
Antalya
12 Ocak 2026 Pazartesi - 16:23 Akdeniz Üniversitesi’nde tarımsal öğretimin 180. yılı kutlandı Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi ev sahipliğinde, Türkiye’de tarımsal eğitim ve öğretimin 180. yıl dönümü düzenlenen tören ve etkinliklerle kutlandı. Antalya Ziraat Mühendisleri Odası iş birliğiyle gerçekleştirilen program, akademisyenleri, sektör temsilcilerini, öğrencileri ve meslek mensuplarını bir araya getirdi. Her yıl geleneksel olarak Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi tarafından düzenlenen tarımsal öğretimin yıl dönümü etkinlikleri, Akdeniz Üniversitesi Tören Alanı’nda Atatürk Anıtı’na çelenk sunulmasıyla başladı. Program, daha sonra Ziraat Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen etkinliklerle devam etti. Program kapsamında Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğretim elemanları tarafından müzik dinletisi sunulurken katılımcılardan da beğeni topladı. "Tarımsal eğitim teknolojik dönüşüme uyum sağlamalı" Akdeniz Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şükrü Özen, tarımsal eğitimin teknolojik dönüşümle birlikte yeniden ele alınması gerektiğini belirtti. Yapay zekâ, uydu sistemleri, drone ve yazılım tabanlı uygulamaların tarımda giderek yaygınlaştığını ifade eden Prof. Dr. Özen, üniversitelerin bu dönüşüme ayak uydurmasının kaçınılmaz olduğunu söyledi. Prof. Dr. Şükrü Özen, tarımda nitelikli istihdam ve teknoloji okuryazarlığının önemine dikkat çekti. "İklim değişikliği tarımsal üretimi tehdit ediyor" Akdeniz Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cengiz Toker ise konuşmasında iklim değişikliğinin tarım üzerindeki etkilerine vurgu yaptı. Su kaynaklarının azalması ve sıcaklık artışlarının tarımsal üretim açısından ciddi riskler oluşturduğunu belirten Toker, özellikle stratejik ürünlerde dışa bağımlılığın azaltılması için daha fazla araştırma ve proje desteğine ihtiyaç olduğunu ifade etti. "Ziraat eğitimi 180 yıllık köklü bir miras" Açılış konuşmasını yapan Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Erkan, Türkiye’de ziraat öğretiminin 180 yıllık bir geçmişe sahip olduğunu belirtti. Tarımsal eğitimin Ayamama Çiftliği’nde kurulan Ziraat Mektebi ile başladığını hatırlatan Erkan, bugün Türkiye genelinde 48 ziraat fakültesinde eğitim verildiğini söyledi. Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nin 1980 yılında kurulduğunu ifade eden Erkan, fakültenin yaklaşık 6 bin 500 ziraat mühendisi mezun ettiğini kaydetti. "Ziraat mühendisliği kamusal bir sorumluluktur" TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Ebru Kaçın da konuşmasında, ziraat fakültesi mezunu olmanın yalnızca bir diploma değil, toprağa, üreticiye, çevreye ve topluma karşı büyük bir sorumluluk anlamı taşıdığını ifade etti. Antalya’nın tarım ve turizmin iç içe geçtiği stratejik bir üretim merkezi olduğuna dikkat çeken Kaçın, akademik bilginin sahaya aktarılmasının tarımın gelişiminde belirleyici olduğunu vurguladı. Turizmin tarıma etkisi ele alındı Açılış konuşmalarının ardından ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman tarafından "Turizmin Tarım Sektörüne Etkisi" başlıklı konferans sunumu gerçekleştirildi. Sunumda, tarımsal ürünlerin turizm sektörü aracılığıyla katma değere dönüşme süreci değerlendirildi. Meslekte 30. yılını dolduran mühendislere plaket Programın devamında, meslekte 30. yılını tamamlayan ziraat mühendislerine plaket takdim edildi. Uzun yıllar tarım sektörüne emek veren meslek mensupları, alkışlar eşliğinde onurlandırıldı. Tarımsal eğitim ve öğretimin 180. yıl dönümü etkinlikleri, aynı günün akşamı Ziraat Mühendisleri Odası Antalya Şubesi’nde verilen kokteyl ile sona erdi. Etkinliğe, Akdeniz Üniversitesi Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Cengiz Toker ve Prof. Dr. Şükrü Özen, Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Erkan, ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman, Antalya Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Ebru Kaçın, Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp, Antalya Ticaret Borsası Başkan Vekili Ragıp Gök, Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği Başkanı Ümit Mirza Çavuşoğlu, Tarım İl Müdürü Şakir Fırat ile kamu ve özel sektör temsilcileri, öğretim üyeleri ve öğrenciler katıldı.
İlkokul öğretmenine 19 öğrenciye istismardan yaklaşık 500 yıl hapis
14 Kasım 2025 Cuma - 23:04 İlkokul öğretmenine 19 öğrenciye istismardan yaklaşık 500 yıl hapis Antalya’da ilkokulda görev yaptığı dönemde 28 öğrencisine cinsel istismarda bulunduğu suçlamasıyla daha önce 636 yıl hapse mahkum edilen ve kararı Yargıtay tarafından kısmen bozulan öğretmen, yeniden görülen davada 19 çocuk yönünden toplam 465 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı. Kepez ilçesindeki bir ilkokulda 8 yıl önce öğrencilerine yönelik nitelikli cinsel istismar suçlamasıyla tutuklanan öğretmen Mahmut Aydın K.’nın yargılandığı davada yeni karar açıklandı. Mahmut Aydın K., 28 öğrenciye yönelik suçlamalar nedeniyle yargılandığı ilk davada Antalya 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 27 çocuk için toplam 621 yıl, aynı dosyada bir öğrenci için 15 yıl olmak üzere toplam 636 yıl hapis cezası almış ve hiçbir indirim uygulanmadan mahkûm edilmişti. Ayrıca öğretmenlikten de men edilmişti. Kararın istinaf incelemesinde 6 çocuk yönünden rapor eksikliği, 12 çocuk yönünden ise "hükmü etkileyecek nitelikte hukuka aykırılıklar ve delil yetersizliği" tespit edilince dosya Yargıtay 9’uncu Ceza Dairesi tarafından bozuldu. Rapor eksikliği bulunan 6 çocuk yönünden yeniden başlayan yargılama, yargıtaydan dönen 12 çocuğun dosyasıyla birleştirildi. Antalya 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen karar duruşmasına sanık Mahmut Aydın K., SEGBİS aracılığıyla katılırken taraf avukatları ile çok sayıda mağdur çocuğun anne ve babası salonda hazır bulundu. Sanık Mahmut Aydın K., duruşmada önceki savunmalarını tekrar ederek aleyhindeki iddiaları kabul etmediğini, avukatlarının tahliye talebine katıldığını ve Bölge Adliye Mahkemesi’nin kısmi bozma ilamına bir diyeceği olmadığını söyledi. Aileler ise ortak beyanlarında şikayetlerinin devam ettiğini belirtti. Mahkeme heyeti, dosyanın birleşmesiyle birlikte yeniden değerlendirdiği 19 çocuk yönünden sanık Mahmut Aydın K.’yı "çocukların nitelikli cinsel istismarı" ve çeşitli suçlardan mahkum etti. Sanığa, 12 öğrenci için 30’ar yıl, 4 öğrenci için 16 yıl 10 ay 15’er gün, bir öğrenci için 18 yıl 9 ay, bir öğrenci için 13 yıl 6 ay ve bir öğrenci için 6 yıl hapis cezası verilerek toplam ceza 465 yıl 9 ay olarak açıklandı. Böylece mahkeme, yaklaşık 500 yıla karşılık gelen yeni mahkumiyet kararını hükme bağlamış oldu.
Alanya’da sokakta bir kadına yumruk atıp, makasla yüzünü yaralayan şahıs tutuklandı
14 Kasım 2025 Cuma - 13:36 Alanya’da sokakta bir kadına yumruk atıp, makasla yüzünü yaralayan şahıs tutuklandı Antalya’nın Alanya ilçesinde yolda yürüyen bir kadını önce yumruklayıp, ardından makasla yüzünü çizen zanlı, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Zanlının ifadesinde "Psikolojim çok kötüydü. Bir anda kadına vurdum ve sürüklemeye başladım. Ne yaptığımın farkında değildim. Çok pişmanım, özür dilerim" dediği öğrenildi. Olay, geçtiğimiz günlerde Alanya’nın Cikcilli Mahallesi Azakoğlu Caddesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, yolda yürüyen A.H. isimli Ukrayna uyruklu kadın, karşı yönden gelen Abdulmutalip T. (27) ile karşılaştı. Henüz bilinmeyen bir nedenle şahıs, kadına önce yumrukla saldırdı, ardından elindeki makasla kadının yüzünü çizdi. Saldırının ardından şüpheli olay yerinden hızla uzaklaştı. Saldırıya uğrayan kadının yüzüne dikiş atılırken, sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi. Polis ekipleri, güvenlik kamerası kayıtlarından saldırganın Abdulmutalip T. olduğunu belirledi. Polis ekipleri, şüpheliyi akşam saatlerinde evinde yakalayarak gözaltına aldı. Alanya İlçe Emniyet Müdürlüğü’ndeki işlemlerinin ardından zanlı, sabah saatlerinde Alanya Adliyesi’ne sevk edildi. "Özür dilerim" Kadına saldırıda bulunan Abdulmutalip T.’nin ifadesinde, "Kısa süre önce iş bulmak amacıyla Alanya’ya geldim. Sezon bittiği için iş bulamadım. Sokaklarda hurda toplamaya başladım. Olay günü sabah yine hurda toplamak için çıktığımda karşıma hiç tanımadığım bu kadın çıktı. Psikolojim çok kötüydü. Bir anda kadına vurdum ve sürüklemeye başladım. Ne yaptığımın farkında değildim. Çok pişmanım. Özür dilerim" dediği öğrenildi. Abdulmutalip T., Alanya Sulh Ceza Hakimliğince tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Anayasa Mahkemesi Başkanı: "Bireysel başvuru, anayasa yargısının ayrılmaz bir parçası hâline geldi"
14 Kasım 2025 Cuma - 12:40 Anayasa Mahkemesi Başkanı: "Bireysel başvuru, anayasa yargısının ayrılmaz bir parçası hâline geldi" Antalya’da düzenlenen Balkan Anayasa Mahkemeleri Forumu’nda anayasa yargısının bölgesel rolü ele alındı. Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Kadir Özkaya, "Bireylerin anayasal haklarının ihlal edildiği iddiasıyla doğrudan anayasa mahkemelerine erişimlerini sağlayan anayasa şikâyeti veya bireysel başvuru da gittikçe yaygınlaşarak anayasa yargısının parçası hâline gelmiş bir uygulamadır. İnsan haklarını korumak, yalnızca bir yargı görevi değil; aynı zamanda insanlığın ortak vicdanına verilen bir sözdür" dedi. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Muhsin Şentürk ise, "İnsan hakları, hukukun üstünlüğü ve demokrasi çağımızın evrensel ve vazgeçilmez değerleridir" ifadelerini kullandı. Anayasa Mahkemesi tarafından düzenlenen "İnsan Haklarının Standardizasyonu ve Anayasa Yargısının Rolü" temalı Balkan Anayasa Mahkemeleri Forumu 3. Konferansı, Antalya’da gerçekleştirildi. Farklı Balkan ülkelerinin anayasa mahkemeleri ile yüksek yargı temsilcilerinin katıldığı toplantıda, insan hakları, hukuk devleti ilkesi, anayasa yargısının işlevi ve bölgesel iş birliği konuları ele alındı. Açılış konuşmasını yapan Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, forumun Antalya’da düzenlenmesinin sembolik önemine dikkat çekerek, kentin tarih boyunca farklı medeniyetlere ve kültürlere ev sahipliği yaptığını vurguladı. Özkaya, "Antalya ile Balkanlar arasında doğal bir bağ kurmak mümkündür: Her ikisi de çoğulculuğun, birlikte yaşama kültürünün ve karşılıklı anlayışın sembolü olmuş yerlerdir" dedi. Özkaya, insan haklarının korunmasının toplumların ortak vicdanını şekillendiren evrensel bir dil niteliği taşıdığını belirterek, Balkan ülkelerinin ortak tarihî ve kültürel yakınlıklarına atıf yaptı. Özkaya, "Bizi bir araya getiren şey, işte bu ortak geçmişin üzerine inşa edilen hukukun üstünlüğü, demokrasi ve insan haklarına saygı idealleridir" diyerek, bu ideallerin korunmasında anayasa yargısının kritik rol oynadığını ifade etti. "Bireysel başvuru, anayasa yargısının parçası hâline geldi" İkinci Dünya Savaşı sonrasında anayasa yargısının demokratik toplum düzenini koruma konusunda önemli bir misyona sahip olduğuna değinen Özkaya, anayasa mahkemelerinin temel görevinin, temel hak ve özgürlükleri güvence altına almak olduğunu hatırlattı. Özkaya, "Anayasa yargısının varlık nedeni anayasalarda yer alan temel değerlerin, ilkelerin, esas ve hükümlerin korunmasıdır" dedi. Günümüzde demokratik ülkelerin büyük kısmında yasaların anayasaya uygunluğunu denetleyen anayasa mahkemelerinin bulunduğunu belirten Özkaya, şöyle devam etti: "Bireylerin anayasal haklarının ihlal edildiği iddiasıyla doğrudan anayasa mahkemelerine erişimlerini sağlayan anayasa şikâyeti veya bireysel başvuru da gittikçe yaygınlaşarak anayasa yargısının parçası hâline gelmiş bir uygulamadır. Bu yönüyle anayasa mahkemeleri, yalnızca hukuku uygulayan değil, aynı zamanda toplumsal barışı ve adalet idealini yaşatan kurumlar olarak da büyük bir sorumluluk üstlenmektedirler." Küresel ölçekte anayasa yargısı iş birlikleri Özkaya, anayasa yargısının artık yalnızca ulusal sınırlarla sınırlı olmadığını, uluslararası hukuk normları ve yüksek yargı içtihatlarıyla şekillendiğini vurguladı. Bu nedenle farklı ülkelerin anayasa mahkemeleri arasındaki iş birliğinin önemine dikkat çeken Özkaya, bunun hukukun üstünlüğünü güçlendireceğini ve bireysel hakların daha etkin korunmasına katkı sağlayacağını söyledi. Balkan Anayasa Mahkemeleri Forumu’nun, bölgenin kültürel çeşitliliğini bir zenginlik olarak gören bir diyalog zemini sunduğunu belirten Özkaya, forumun yalnızca yargısal deneyim paylaşımı değil, aynı zamanda ortak ilkelere dayalı bir hukuk kültürü oluşturma amacı taşıdığını söyledi. Özkaya, insan haklarının korunmasının artık yalnızca ulusal sınırların konusu olmaktan çıktığını, uluslararası ve bölgesel düzeyde ortak standartlarla şekillendiğini belirtti. Bu kapsamda Balkan ülkelerinde anayasal değerlerin korunması, demokrasi ve insan haklarının güçlendirilmesi amacıyla 27 Ekim 2023’te Sofya’da imzalanan Balkan Anayasa Mahkemeleri Forumu Mutabakat Zaptı’nın önemine değindi. Türkiye, Arnavutluk, Bulgaristan, Karadağ, Kosova ve Kuzey Makedonya’nın forumun kurucu üyeleri arasında yer aldığını hatırlattı. Türkiye’nin uluslararası anayasa yargısı çalışmalarındaki rolü Özkaya, Türkiye’nin hukuk devleti ve temel hak ve özgürlüklere ilişkin evrensel ilke ve standartları benimsemiş bir ülke olduğunu vurgulayarak, "Türkiye, hukuk devleti, temel hak ve özgürlüklere ilişkin evrensel ilke ve standartları içselleştirmiş; Avrupa Konseyi’ne ilk üye olan ülkelerden biri olmuştur. Ülkemiz, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne 1954 yılında taraf olmuş; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine bireysel başvuru hakkını 1987’de, Mahkemenin kararlarının bağlayıcılığını ise 1990 yılında kabul etmiştir. Bu gelişmelerin ardından 2004 yılında başta Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi olmak üzere, Türkiye’nin taraf olduğu temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası sözleşmelere üstünlük tanıyan anayasa değişikliğini gerçekleştirmiştir" şeklinde konuştu. Özkaya, Balkan Anayasa Mahkemeleri Forumu’nun bölgesel düzeyde anayasal diyalogun güçlenmesinde önemli bir dönüm noktası olacağını vurguladı. Bu mekanizmanın, ortak anayasal sorunların tartışılmasına, hukukun üstünlüğü ve insan haklarının korunmasına yönelik ortak ilkelerin geliştirilmesine katkı sunacağını belirtti. Özkaya, konuşmasının sonunda "İnsan haklarını korumak, yalnızca bir yargı görevi değil; aynı zamanda insanlığın ortak vicdanına verilen bir sözdür" diyerek, konferansın yeni ufuklar açmasını diledi. "Bu forum ortak hukuki değerlerimizin buluşmasıdır" Danıştay Başsavcısı Cevdet Erkan, forumun Balkan ülkeleri arasında kurumsal dayanışmayı güçlendirdiğini belirtti. Erkan, "Bu forum yalnızca yargı organlarımız arasındaki kurumsal dayanışmayı güçlendiren bir toplantı niteliğinde değil, aynı zamanda ortak hukuki değerlerimizin, demokratik ilkelerimizin ve insan haklarına dayalı adalet anlayışımızın buluşmasıdır" dedi. "Demokrasi yalnızca seçim süreçlerinden ibaret değildir" Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Muhsin Şentürk, konuşmasında çağımızın insan hakları tehditleri üzerinde durdu. Savaşlar, soykırımlar, zorunlu göçler ve iklim krizinin insan haklarını daha da kırılgan hale getirdiğini belirten Şentürk, adaletin tesisi ve hukukun üstünlüğünün korunmasının toplumların barış ve istikrarı için kritik önemde olduğunu vurgulayarak, şu ifadelere yer verdi: "İnsan hakları, hukukun üstünlüğü ve demokrasi çağımızın evrensel ve vazgeçilmez değerleridir . Demokrasi yalnızca seçim süreçlerinde ibaret değildir. Demokrasinin gerçek anlamı yargının bağımsızlığıyla temel hakların güvence altına alınmasıyla ve hukukun üstünlüğünün titizlikle korunmasıyla hayattadır." Anayasa mahkemelerinin toplum vicdanında adalet duygusunu pekiştirdiğini belirten Şentürk, "Anayasa mahkemeleri kararlarıyla sadece hukuku uygulamakla kalmaz; insan haklarının evrensel gelişimine katkı sunar" ifadelerini kullandı. "Temel hakların korunmasını ortak bir anayasal ufuk güçlendirir" Arnavutluk Anayasa Mahkemesi Üyesi Sonila Bejtja, konuşmasında Balkan ülkelerinin Avrupa standartlarıyla uyum sürecine değindi. Bejtja, toplantının önemli bir konuya odaklandığını belirterek, "Bizler, Anayasa’nın koruyucuları olarak, hem kendi iç hukuklarımızda güvence altına alınan temel hakları koruma hem de bu hakların uluslararası insan hakları hukukunun gelişen standartlarıyla uyumunu sağlama gibi ikili bir sorumluluk taşıyoruz" dedi. Temel hakların farklı anayasal yapılarda farklı biçimlerde uygulandığını kaydeden Bejtja, "Standardizasyon fikri tek tip hâle getirme anlamına gelmez. Hakların farklı yargı alanlarında tutarlı şekilde anlaşılmasını, korunmasını ve geliştirilmesini sağlayan ortak bir anayasal ufuk oluşturmayı hedefler" ifadelerini kullandı. Bejtja, anayasa mahkemelerinin yalnızca uyuşmazlık çözen kurumlar değil, anayasal değerleri toplum adına ifade eden yapılar olduğunu vurguladı. "Standardizasyon tekdüzelik değil, ortak koruma standardına yakınsama sürecidir" Bulgaristan Anayasa Mahkemesi Başkanı ve Forum Daimî Sekretaryası Pavlina Panova, konuşmasında 2023 yılında imzalanan Mutabakat Muhtırası’nın Balkan ülkeleri arasındaki uzun vadeli iş birliğini güçlendirdiğini belirtti. Panova, "İnsan haklarının standardizasyonu ve anayasal adaletin rolü, bizleri anayasa mahkemeleri olarak birleştiren şeylerin ve ortak bir Avrupa hukuk uygarlığının üyeleri olarak bizi bağlayan değerlerin tam merkezinde yer almaktadır" dedi. Standardizasyonun tekdüzelik anlamına gelmediğini vurgulayan Panova, "Bu süreç, farklı hukuk sistemlerinin diyalog ve içtihat yoluyla insan haklarının ortak koruma standartlarına yakınsaması süreci olarak görülmelidir" ifadelerini kullandı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadının yol gösterici rolüne dikkat çeken Panova, anayasa mahkemelerinin uluslararası normların ulusal düzeyde somutluk kazanmasını sağlayan temel aktörler olduğunu belirtti. Program, aile fotoğrafıyla sona erdi.
Engelsiz hizmet aracı hayat kolaylaştırıyor
14 Kasım 2025 Cuma - 12:33 Engelsiz hizmet aracı hayat kolaylaştırıyor Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin kentte yaşayan engelli bireylerin kamu kurumlarındaki işlerini kolaylaştırmak amacıyla hayata geçirdiği ‘Engelsiz Hizmet Aracı’ hayat kolaylaştırıyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi, sosyal belediyecilik çalışmaları kapsamında engelli bireylerin kamu kurumlarındaki ve hastane randevuları gibi işlerini kolaylaştırmak amacıyla hayata geçirdiği "Engelsiz Hizmet Aracı" hizmetini sürdürüyor. Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen proje kapsamında, engelli vatandaşlar randevu sistemiyle hizmetten faydalanabiliyor. Vatandaşlar, kendisine refakatçi eşliğinde evlerinden alınarak gitmek istedikleri kamu kurumuna bırakılıyor. İşleri tamamlandığında ise yine aynı araçla evlerine tekrar ulaştırılıyor. Resmi işlemleri aksatmadan yapabiliyorlar Özellikle toplu taşıma araçlarını kullanmakta zorluk çeken ortopedik ve görme engelli vatandaşlar için büyük bir kolaylık sağlayan Engelsiz Hizmet Aracı, kamu kurum ve kuruluşlarına erişimde öncelik tanıyor. Bu sayede engelli vatandaşlar, resmi işlemlerini aksatmadan ve herhangi bir ulaşım sıkıntısı yaşamadan halledebiliyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin bu duyarlı adımı, engelli vatandaşların sosyal hayata daha aktif katılımını teşvik ederken, onların yaşam kalitesini artırmayı hedefliyor.
Başkan Güngör: "Manavgat, 24 milyon gecelemeyle rekor kırdı"
14 Kasım 2025 Cuma - 12:28 Başkan Güngör: "Manavgat, 24 milyon gecelemeyle rekor kırdı" Manavgat Ticaret ve Sanayi Odası (MATSO) Başkanı Seydi Tahsin Güngör, 2025’in ilk 9 ayında Türkiye genelinde gerçekleşen 120 milyon yabancı gecelemenin yaklaşık yüzde 20’sinin Manavgat’ta yapıldığını söyledi. Turizm Databank verilerine göre, Manavgat 24 milyon geceleme ile İstanbul, Muğla, Aydın ve İzmir gibi turizmde öncü illeri geride bırakarak, Antalya’dan sonra Türkiye genelinde en fazla geceleme yapılan destinasyon oldu. Antalya’nın ilçeleri arasında da açık ara lider konumda olan Manavgat yüzde 19,9’luk pay ile Alanya’yı (yüzde14,8) ile Kemer’i (yüzde 9,8) ile ve Serik’i (Belek) (yüzde 9,3) gibi güçlü turizm merkezlerini geride bıraktı. Manavgat Ticaret ve Sanayi Odası (MATSO) Başkanı Seydi Tahsin Güngör, 2025’in ilk 9 ayında Türkiye genelinde gerçekleşen 120 milyon yabancı gecelemenin yaklaşık beşte birinin Manavgat’ta yapıldığını açıkladı. Başkan Güngör, Manavgat’ın güçlü konaklama altyapısı, doğal güzellikleri, kültürel zenginliği ve çeşitlenen turizm alternatifleri ile ülke turizminin gerçek yükünü omuzlayan, fark oluşturan bir destinasyon olduğunu vurguladı. Manavgat turizmde lokomotif konumunu sürdürüyor Manavgat’ın yıllardır Türkiye turizminin lokomotifi konumunu güçlendirdiğini vurgulayan MATSO Başkanı Seydi Tahsin Güngör, 2025 yılı itibarıyla ilçede elde edilen 24 milyon gecelemenin, Manavgat’ın sahip olduğu turizm potansiyelinin somut bir göstergesi olduğunu söyledi. Güngör, "Bu başarı, turizmi sadece bir konaklama faaliyeti olarak görmeyip, deneyim, kültür, doğa ve misafirperverliği bir araya getiren bütüncül bir anlayışla yönettiğimizin kanıtıdır. Manavgat’ı sürdürülebilir turizm anlayışıyla geliştirmeye devam ederken hem yerel ekonomiye değer katıyor hem de ülkemizin turizmdeki itibarını artırıyoruz" ifadelerini kullandı. Güngör sözlerini şöyle sürdürdü: "Manavgat’ın başarısı tesadüf değildir; yerel işletmelerimizin turizme olan katkısı ve kültürel mirasımızın korunması, ilçemizi ulusal ve uluslararası platformda öne çıkardı. Bu başarı yalnızca sayısal büyüklükle ölçülemez; turistlerin kentimizden aldıkları deneyimlerin kalitesi ve tekrar ziyaret oranları, Manavgat’ın sürdürülebilir bir turizm destinasyonu olduğunu gösteriyor." Turizmde deneyim ve çeşitlilik MATSO Başkanı Seydi Tahsin Güngör, Manavgat’ı ziyaret eden turistlerin ilçeden sadece keyifli bir tatil değil, aynı zamanda kültürel, doğa ve gastronomi deneyimleriyle ayrılmasının en önemli kriterleri arasında olduğunu vurguladı. Güngör, "Bu anlayışla hareket ederek turizmin çeşitlenmesini ve derinleşmesini sağlıyoruz. Manavgat’ta her ziyaretçi, Türkiye’nin kültürel ve doğal zenginliğinin bir parçasını deneyimliyor. Bu vizyonla çalışmaya devam ederek hem turizm kalitesini hem de çeşitliliği artırarak turizm gelirini yükselteceğiz" ifadelerini kullandı. Manavgat’ın turizm başarısında emeği geçenlere teşekkür Başkan Güngör, Manavgat’ın turizmde elde ettiği başarıda en büyük payın turizm yatırımcıları ve Manavgat iş dünyası ait olduğunu belirterek, bu başarıya katkı sağlayan herkese teşekkür etti. Güngör, "Manavgat’ın bugün turizmde ulaştığı konum, son yıllarda sektöre çok önemli katkılar sağlayan başta Kültür ve Turizm Bakanımız Mehmet Nuri Ersoy olmak üzere, yıllardır özveriyle çalışan, yatırım yapan ve ilçemizi dünya turizminin önemli merkezlerinden biri haline getiren üyelerimizin gayretiyle mümkün olmuştur. Turizmin her alanında emek veren tüm işletmecilerimize ve yatırımcılarımıza teşekkür ediyorum. Hep birlikte bu başarıyı daha da ileriye taşıyacağız" dedi.
Muratpaşa Belediyesi, İstanbul Çevre Dostu Şehir Ödülleri’nde 4’üncülük elde etti
14 Kasım 2025 Cuma - 12:23 Muratpaşa Belediyesi, İstanbul Çevre Dostu Şehir Ödülleri’nde 4’üncülük elde etti Antalya’nın Muratpaşa Belediyesi, Birleşmiş Milletler Çevre Programı Akdeniz Eylem Planı Sekreteryası tarafından verilen İstanbul Çevre Dostu Şehir Ödülleri’nde (IEFCA) 4’üncü oldu. Barselona Sözleşmesi’ne taraf olan ve Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerin katıldığı yarışmada Muratpaşa Belediyesi, Çevreci Komşu Kart, SECAP İklim Eylem Planı, Genç İklim Liderleri Programı ve +0,5C Akdeniz’in Geleceği çalıştayları gibi projelerle yer aldı. Belediyenin sunum dosyasında ayrıca ‘Falezler Bizim Evimiz’ deniz dibi temizliği projesi, bu yıl 10’uncu kez Mavi Bayrak almaya hak kazanan falez plajları, 500’ün üzerinde parkta akıllı sulama sistemi, yeni imar alanlarında gri su ve yağmur suyu zorunluluğu ile Avrupa’nın en büyük sivil toplum merkezi ASSİM’de yürütülen girişimcilik ve yeşil iş destekleri yer aldı. Değerlendirme sürecinde başvurular önce teknik komite tarafından incelendi, ardından Barcelona Sözleşmesi Akit Taraflar Bürosu ve Akdeniz Sürdürülebilir Kalkınma Komisyonu Başkanından oluşan jüri tarafından onaylandı. Muratpaşa Belediyesi, yarışmada 10 azaltım ve 26 uyum tedbirinden oluşan bir İklim Değişikliği Azaltım Planı ile 2030’a kadar sera gazı emisyonlarını yüzde 40 azaltma ve 2050’ye kadar karbon nötrlüğe ulaşma hedefleri ile öne çıktı. Geleceğe yönelik planlar, son on yılda kaydettiği ilerleme ve özellikle iklim dayanıklılığı konusunda sürdürülebilirliğe katkıda bulunmasıyla jürinin beğenisini toplayan Muratpaşa Belediyesi, İstanbul Çevre Dostu Şehir Ödülleri (IEFCA) kapsamında 4’üncülük elde ederek, ödülün sahibi oldu. İstanbul Çevre Dostu Şehir Ödülleri, Akdeniz’e kıyısı olan şehirlerde çevre ve yaşam kalitesini iyileştirmek ve sürdürülebilir kalkınmayı teşvik etmek amacıyla veriliyor.
Büyükşehir deniz ekosistemini "Yapay Resif Projesi" ile koruyacak
14 Kasım 2025 Cuma - 12:13 Büyükşehir deniz ekosistemini "Yapay Resif Projesi" ile koruyacak Antalya Büyükşehir Belediyesi, Çevre Kurulu Toplantısı’nda Düden Çayı’nın Akdeniz’e döküldüğü Aşağı Düden Şelalesi açıklarında deniz biyoçeşitliliğini korumak ve yerel balık popülasyonunu artırmak amacıyla hayata geçireceği ‘Yapay Resif Projesi’ni ele aldı. Proje kapsamında kurulacak olan yapay resifler sayesinde Antalya kıyılarında deniz canlıları için sürdürülebilir yaşam alanları oluşturulacak. Antalya Büyükşehir Belediyesi, denizleri korumak ve gelecek kuşaklara daha temiz bir çevre sunmak amacıyla ortak akılla projeler üretmeye devam ediyor. Bu kapsamda Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Akdeniz Üniversitesi iş birliğiyle başlatılan "Yapay Resif Projesi" deniz ekosistemini koruma ve biyoçeşitliliği artırmaya yardımcı olacak. Proje kapsamında Düden Çayı’nın denize akan "Aşağı Düden Şelalesi" açıklarında kurulacak olan resifler yöntemiyle Antalya kıyılarında deniz canlıları için sürdürülebilir yaşam alanları oluşturulacak. Yapay Resif Projesi’ne ilişkin Büyükşehir Belediyesi Çevre Kurulu Başkanı ve aynı zamanda Başkanı Danışmanı Lokman Atasoy başkanlığında ilgili kamu kurumları, meslek odaları ve STK temsilcileriyle çalışmalar hakkında değerlendirme toplantısı yapıldı. Büyükşehir’den deniz ekosistemine destek Toplantıda konuşan ABB Çevre Kurulu Başkanı Yüksek Çevre Mühendisi Lokman Atasoy, yapay resiflerin uzun süredir titizlikle yürütülen bir çalışma olduğunu amaçlarının deniz ekosistemini güçlendirmek, balık popülasyonunu artırmak ve balıkçılığın sürdürülebilirliğini sağlamak olduğunu söyledi. Proje kapsamında gerekli tüm bilimsel ve teknik dokümanların tamamlanarak ilgili bakanlığa sunduklarını açıklayan Lokman Atasoy, "Olumlu yanıt aldıktan sonra belirlenen bölgede yapay resifleri denizle buluşturacağız. Projemizde inovasyon, çevre teknolojileri ve yapay zekâ gibi unsurlardan da yararlanıyoruz. Bu yönüyle çalışmamızın hem Türkiye’de hem de dünyada fark oluşturacağına inanıyoruz" dedi. "Deniz dengesini yapay resifler kurtaracak" Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Olgaç Güven ise proje kapsamında ilk yapay resif alanı olarak Düden Şelalesi’nin denize döküldüğü bölgenin açıklarının seçildiğini aktardı. Doç. Dr. Güven, "Bu bölgenin hem tatlı su girdisine sahip olması hem de Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin kurduğu Elektronik Gemi Denetim Sistemi ile sürekli izlenebilmesi nedeniyle stratejik bir konumu bulunuyor. Proje ile deniz altına yerleştirilecek yapay resiflerin, zamanla mikroorganizmalar ve bitkisel canlılarla kaplanarak balık popülasyonlarını destekleyeceği öngörülüyor" diye konuştu. Toplantıda hataya geçirilmesi planlanan yapay resif projesine ilişkin ilgili kamu kuruluşları değerlendirmelerde bulunarak, görüşlerini açıkladı.
Gizli şekerleri tanımak diyabetten koruyor
14 Kasım 2025 Cuma - 12:10 Gizli şekerleri tanımak diyabetten koruyor Uzm. Dr. Konul Faramarzi, diyabetten korunma yöntemleri hakkında bilgi vererek, gıda ürünlerinde yer alan gizli şekerleri tanımanın önemine değindi. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre bugün dünyada yaklaşık 540 milyon yetişkin diyabetle yaşıyor. Uzmanlar bu sayının 2045 yılına kadar 780 milyonu aşmasını beklerken, Türkiye’de de diyabetli birey sayısının son 20 yılda hızla artarak 9 milyona ulaştığı tahmin ediliyor. Diyabetin her geçen gün daha yaygın hale geldiğini söyleyen Medstar Antalya Hastanesi Endokrinoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Konul Faramarzi, özellikle gizli şekerlerin fark edilmesinin diyabetten korunmada önemli bir adım olduğunu belirtti. Şekerin (glikoz) vücudun temel enerji kaynağı olduğunu belirten Uzm. Dr. Faramarzi, modern beslenme alışkanlıklarının gereksinimin çok üzerinde şeker tüketimine yol açtığını kaydetti. Günümüzde birçok bireyin günde 90–100 gramdan fazla serbest şeker tükettiğine dikkat çeken Faramarzi, "DSÖ günlük serbest şeker miktarının toplam enerjinin yüzde 10’unu, yani yaklaşık 25–30 gramı geçmemesini öneriyor. Oysa birçok kişi sadece bir kahvaltıda bu miktarı aşmış oluyor" dedi. "Gıda etiketi okumak gizli şekerleri ortaya çıkarıyor" "Şeker tüketmiyorum" diyen birçok kişinin farkında olmadan yüksek miktarda şeker aldığını söyleyen Faramarzi, şekerin tatlıların dışında hazır gıdalarda "gizli" şekilde bulunduğunu hatırlattı. Kahvaltılık gevrekler, aromalı yoğurtlar, soslar, paketli atıştırmalıklar, hazır meyve suları ve soğuk çayların yüksek miktarda gizli şeker içerdiğini ifade eden Faramarzi, "Etiketlerde glikoz şurubu, fruktoz, dekstroz, maltoz, sakkaroz, invert şeker şurubu gibi farklı isimlerle karşımıza çıkar. Bu nedenle gıda etiketi okumak birinci adımdır" diye konuştu. Günlük alınan şekeri fark ettirmeden artıran alışkanlıklar Gün içerisinde zararsız gibi görünen alışkanlıkların şeker tüketimini üç-dört kat artırabileceğini dile getiren Faramarzi, "Kahveye eklenen şeker ve aromalı şuruplar, sık tüketilen meyve suları, hazır tatlılar, küçük kaçamakların sık tekrarı ve yemek sonrası tatlı isteğiyle yapılan atıştırmalar, günlük şekeri kolayca 100 gramın üzerine çıkarır" dedi. "Bu 8 belirti diyabetin habercisi olabilir" Diyabet riskinin bazı belirtilerle kendini gösterebildiğini belirten Faramarzi, şu belirtilere dikkat çekti: "Sık idrara çıkma, aşırı susama, açlık hissi, yorgunluk ve halsizlik, görmede bulanıklık, kilo değişiklikleri, ciltte yaraların geç iyileşmesi, mantar veya enfeksiyonlar, el ve ayaklarda uyuşma ya da karıncalanma." Belirtilerden bir veya birkaçının aynı anda görülebileceğini söyleyen Faramarzi, erken tanı ve doktor takibinin önem taşıdığını vurguladı.