Yerel Haberler
Antalya
07 Nisan 2026 Salı - 17:38 Eski SGK müdürü ve 2 başmüfettişin yargılandığı davada müştekiden dikkat çeken ifade: "Düpedüz rüşvet istiyorlar" Antalya’da denetlemeye gittikleri özel hastaneden 90 bin euro rüşvet aldıkları iddiasıyla gözaltına alınan eski Antalya SGK İl Müdürü ile 2 SGK iş başmüfettişi hakkında açılan davanın görülmesine başlandı. Eski SGK İl Müdürü Selim E., teftiş öncesi belge hazırlama ve 2024 yılındaki hastane devrine ilişkin işlemler karşılığında 90 bin euro aldığını savunurken, başmüfettiş Erdoğan Ö. ise herhangi bir para taleplerinin bulunmadığını öne sürdü. Müşteki H.U. ise, "Bankalardan kredi alamadık, personelin maaşını verecektik o anda. Biz o kadar sıkıştık ki personelin parasını döviz yaptırıp, bunlara verdik" dedi. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan 54 sayfalık iddianameye göre, İş Başmüfettişleri Erdoğan Ö. ile Murat Ayhan B., 2025 yılı sağlık sektörüne yönelik programlı teftiş kapsamında Antalya’da görevlendirildi. İki müfettişe 3 özel hastanede denetim görevi verildi. İddianameye göre müfettişler 9 Mayıs 2025 tarihinde daha önceden tanıdıkları ve danışmanlık şirketi de bulunan eski SGK Antalya İl Müdürü Selim E. ile iletişime geçti. Savcılığın tespitlerine göre iki müfettiş, Antalya’da sağlık alanında danışmanlık hizmeti veren Selim E.’ye denetleyecekleri hastanelerin isimlerini vererek "hazırlıklı olmalarını" istedi. İddianamede, müfettişler ile eski il müdürü arasında zımni bir anlaşma yapıldığı, bu anlaşmayla müfettişlerin hastanelerde denetim ve teftişi güçleştirerek "ölümü gösterecekleri", Selim E.’nin ise iş yerlerini "hastalığa razı edeceği", yani kişisel menfaat karşılığında denetim sürecini sorunsuz geçirmelerini sağlayarak yaşanan sıkıntıları çözeceği kaydedildi. Görev emirlerinde olmayan 2 hastaneye gittikleri öne sürüldü İddianamede, şüpheli İş Başmüfettişi Erdoğan Ö.’nün ilk olarak görev emirlerinde yer almayan ancak Selim E.’nin danışmanlık hizmeti verdiği Özel Antalya Meydan Tıp Merkezi ile Özel Çallı Meydan Tıp Merkezi’ne gittiği belirtildi. Erdoğan Ö.’nün Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı’nı arayarak bu hastanelere "yanlışlıkla" gittiklerini ve teftişe başladıklarını bildirdiği, ardından bu 2 hastanenin de denetim görevinin kendisine verilmesini sağladığı iddia edildi. Savcılığa göre müfettişler, denetim yaptıkları hastanelerde resmi tutanak düzenlemeden sözlü uyarılarla işverenleri baskı altına aldı. Hastanelere eksikliklerin giderilmemesi halinde 45 ila 50 milyon TL idari para cezası, teşvik iptalleri ve hatta kapatma riskiyle karşı karşıya kalabilecekleri yönünde uyarılar yapıldığı öne sürüldü. İddianamede müfettişler adına iki hastane sahibiyle pazarlık yapan Selim E.’nin, "40-40-40 olmak üzere toplamda 120 bin istiyorlar. 40 bin müfettişin biri, 40 bin müfettişin biri ve 40 bin de komisyon için" dediği yer aldı. Şikayet sonrası polis takibe aldı Antalya Meydan Tıp Merkezi ile Çallı Meydan Hastanesi sahipleri H.U.’nun şikayeti üzerine Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’nca soruşturma başlatıldığı belirtildi. Soruşturma kapsamında Antalya Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Mali Suçlar Büro Amirliği ekiplerinin 3 Temmuz 2025 tarihinde Selim E.’nin gittiği Çallı Meydan Tıp Merkezi’ne gizli kamera yerleştirdiği kaydedildi. İddianameye göre Selim E., olay günü hastane sahibinin odasında 90 bin euroyu poşet içerisinde teslim aldı. İşletme müdürü V.D.’nin daha önceden seri numaraları alınmış 90 bin euroyu Selim E.’ye verirken, "Şu 30 bin komisyon, şu 30 bin, her biri 30 bin, Murat" dediği anların kayda yansıdığı belirtildi. Bu sırada aynı hastane içerisinde bulunan Başmüfettiş Murat Ayhan B.’yi arayan Selim E.’nin, "Üstadım şimdi Hidayet Bey’in yanına geldim, emanetinizi aldım. Ben ofise doğru geçiyorum" dediği, tüm bu anların polisin yerleştirdiği gizli kamerayla kayda alındığı ifade edildi. Hastaneden ayrılan Selim E.’ye aracına binmek istediği sırada Antalya İl Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Müdürlüğü ekiplerince suçüstü yapıldı. Selim E.’nin elindeki poşetten 90 bin euro çıktı. Selim E. ile İş Başmüfettişleri Erdoğan Ö. ve Murat Ayhan B. gözaltına alınarak, 4 Temmuz 2025’te tutuklandı. Duruşma başladı Rüşvet almaya teşebbüs iddiasıyla Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmaya başlayan tutuklu sanıklar Selim E., Erdoğan Ö. ve Murat Ayhan B. ile müştekiler H.U. ve V.D. ve taraf avukatlarının katıldığı duruşmada, sanık ve müşteki yakınları da hazır bulundu. "90 bin euro danışmanlık ve belge hazırlama ücretidir" Duruşmada ilk olarak sanık savunmaları dinlendi. Eski SGK İl Müdürü Selim E., 2008 yılından 2016 yılına kadar il müdürlüğü yaptığını, 2016 yılında görevinden istifa ederek aynı yıl iş hukuku ve sosyal güvenlik danışmanlığı alanında şirket kurduğunu anlattı. Suçlamaları kabul etmeyen Selim E., "Suçlamalara katılmıyorum. 1995 yılında Ankara’da SGK müfettişi olarak göreve başladım. 2008 yılına kadar başmüfettiş olarak görev yaptım. 2008 yılı Ocak ayında Antalya’ya il müdürü olarak atandım, 2016 yılı Nisan ayına kadar da müdürlük yaptım. Kendi isteğimle istifa ederek 2016 Nisan’da görevimden ayrıldım. 2016 Ekim ayında da şirketimi kurdum. Bahse konu iş yerine iş hukuku ve sosyal güvenlik danışmanlığı alanında 8 yıldır hizmet veriyoruz. Her yıl sözleşme yenilenmektedir. Yıllık sözleşmelerin bedeli sözleşmeyle belirlenmiştir, iş yeri teftişten geçerse ek ücret alınacağı da sözleşmede belirtilmiştir" dedi. "Bu para sunduğumuz danışmanlık ücretinin karşılığıdır" Çallı Tıp Merkezi yöneticilerinin teftiş öncesi kendilerinden destek istediğini öne süren Selim E., "Olaya gelecek olursak, Çallı Tıp Merkezi’nin müdürü V.D. iş yerimize gelerek, ‘SGK müfettişleri denetime gelebilir’ diyerek bizden yardım talep etti. Kim gelecek dediğimde Erdoğan Ö. olduğunu söyledi. Daha önce yaptığım görevlerimden dolayı müfettişlerin çoğunu tanırım. Erdoğan Ö.’yü 2008 yılından beri tanırım. Kendisine sorduğumda 2024-2025 yılları için iş haklarıyla ilgili denetim olacağını belirtti. Bunun üzerine V.D.’ye gerekli hazırlıkların yapılacağını söyledim. Bu işleri yapmak için 4 milyon TL artı KDV talepte bulundum, o da kabul ettiklerini söyledi" diye konuştu. Daha sonra ödeme şeklinin değiştirildiğini savunan Selim E., "Daha sonra V.D. beni aradı, ‘Yönetim Kurulu Başkanımız H.U. ile görüştüm, elden nakit ödeyelim, fatura istemiyoruz’ dedi. Ardından H.U.’nun kalp hastası olduğunu söyledi ve ‘Ne derse tamam deyin, gönlünü hoş tutun’ dedi. 3 Temmuz sabahı V.D. beni aradı, ‘Sizi H.U. ile ofise bekliyoruz’ dedi. Gittiğimde H.U. beni sürekli mobbingle baskı altına alarak telkinlerde bulundu. V.D. ise H.U.’nun söylediklerine aldırmamam yönünde kaş göz işareti yaptı. Beni baskı altına aldıkları için her şeye tamam dedim. Akabinde V.D., 90 bin euroyu bana teslim etti. Bu para sunduğumuz danışmanlık ücretinin karşılığıdır" ifadelerini kullandı. Selim E., 90 bin euronun içeriğine ilişkin de, "Sabit danışmanlık ücretimizi her ay alıyoruz. 2024 yılındaki hastane devrinden alacağımız mevcut. Ayrıca teftiş için belge hazırlama karşılığında aldığımız ücret 90 bin eurodur. Alacağımı almak için müfettişler para istiyor demedim. Müfettişlere müdahalem olmadı, varsa da Hidayet Bey’in baskısıyla WhatsApp üzerinden aradım. 4 milyon TL’yi ben talep ettim, onlar 90 bin euroda anlaşalım dediler, anlaşıldı. Eğer bu bir rüşvet parasıysa benim parayı kime götüreceğimin takibi yapılabilirdi. ‘Teftişte bir sıkıntı olmayacak’ şeklindeki sözüm de hazırladığımız belgeler doğrultusunda teftişte bir sorun olmayacağına dairdi" dedi. "Emanet" savunması: Biri fide, diğeri rakı açıklaması Telefon kayıtlarında geçen "emanet" ifadesine ilişkin de açıklama yapan Selim E., Erdoğan Ö.’nün kendisine daha önce böğürtlen fidesini nereden alabileceğini sorduğunu, bu nedenle bir tarım firmasından fide bulduğunu öne sürdü. Selim E., "Erdoğan Ö. için çalıştığım bir tarım firmasından böğürtlen fidesi buldum, bu nedenle ‘emanet’ dedim" diye konuştu. Murat Ayhan B. ile yaptığı görüşmeye ilişkin ise Selim E., "Murat Ayhan B., Saki marka rakının mor üzüm serisini bulamadığını söyledi. Saki Rakı’nın da danışmanlığını yapıyoruz. Saki Rakı’nın sahibiyle görüştüm, eşim iş yerlerine giderek bir koli rakı aldı. Emanet kelimesini bu konu için kullandım" savunmasını yaptı. "Görevimi yaparken suç işlemedim" Tutuklanmadan önce SGK İş Başmüfettişi olarak görev yapan Murat Ayhan B. ise 1993 yılından bu yana müfettiş ve başmüfettiş olarak çalıştığını söyledi. Murat Ayhan B., "2024 yılının sonunda, 2025 yılında yapılacak denetimlerin nasıl gerçekleştirileceği belirlendi. Biz de Erdoğan Ö. ile birlikte Antalya’ya görevlendirildik. İşimizi yaptığımız sırada gözaltına alındık. Tutuklanmamızdan sonra hastane denetimleri sona erdi, bahse konu iş yerinin denetimi yarıda kaldı. Mevzuata uygun olarak hareket ettim, görevimi yaparken suç işlemedim, kimseden menfaat temin etmedim, kimseyle herhangi bir anlaşma yapmadım, rüşvet anlaşması yapmadım, kesinlikle rüşvet almadım, almaya da teşvik etmedim" dedi. Kendisinin Selim E.’den herhangi bir para talep etmediğini savunan Murat Ayhan B., "Selim E. adlı kişiden para talep etmedim. Telefon kayıtlarından benim dışımda yapılan görüşmelerden savcılık aşamasında haberim oldu. Gerçeği yansıtmayan iddiaları kabul etmiyorum. 9 aydan beridir tutukluyum. Tutukluluğumun kaldırılmasını ve beraatimi talep ediyorum" diye konuştu. Tape kayıtlarında geçen "emanet" ifadesine ilişkin de açıklama yapan Murat Ayhan B., "Daha önce ‘emanet’ kelimesini duymadığımı ifade etmiştim. Bunun tarafı ben değilim. Ses kayıtlarından hastane sahiplerinin ‘ara’ dediği anlaşılıyor. Rakı konusunu parası karşılığında istemiştim. Emanet kelimesini duysam bile rakı konusunu anlardım" dedi. "Yargılanması gereken biz değil onlardır" Tutuklanmadan önce SGK İş Başmüfettişi olarak görev yapan Erdoğan Ö. ise, 40 yılı aşkın süredir görev yaptığını, rüşvet iddiasıyla ilgisinin bulunmadığını öne sürdü. Erdoğan Ö., "1985 yılından beri iş başmüfettişi olarak çalışıyorum. 40 yılı aşkındır görev yapıyorum. Herhangi bir soruşturma geçirmedim, adli sicilimde böyle bir kayıt yoktur. Bakanlık tarafından zaman zaman ihtiyaç duyulan yerlere görevlendiriliriz. Antalya iline de Murat Ayhan B. ile göreve geldik. Bu görevi yaparken sebebini bilmediğimiz bir şekilde özellikle Çallı Tıp Merkezi’nde denetim yapmaktayken gözaltına alındık" dedi. "Bir kez bile telefonla görüşmüş müyüz ama rüşvet istemişiz" Hastane sahibiyle yalnızca tanışma toplantısında görüştüğünü savunan Erdoğan Ö., "Yapmış olduğum denetimde H.U. ile tanışma toplantısı yaptık, onun dışında H.U. ile telefonla ya da yüz yüze görüşmem olmadı. Çallı Tıp Merkezi’ne denetime gittiğimizde H.U.’nun çalışma odasının yanındaki oda bize çalışma odası olarak verildi. Denetimlerde hastane müdürü V.D. yardımcı oldu. Müştekilerin ifadelerini okuduğumda, ifadeleri arasında çelişki olduğunu gördüm. Tamamen soruşturma aşamasında mahkemeyi yanıltıcı bilgiler içermektedir" diye konuştu. Soruşturma dosyasındaki tarihlere de değinen Erdoğan Ö., "2 Haziran 2025 tarihinde ben yurt dışındaydım, ailemle birlikte tatildeydim. 2 Haziran’da telefonum tamamen kapalıydı. 3 Haziran saat 15.30’da telefonu açtım. Dolayısıyla çelişkili ifadelerle yıllardır kamu görevi yapmış olan insanları heba etme çalışması içindeler. Biz orada birkaç gün çalıştık. Yan yana bulunan odalarımız vardı. Bir kez bile çay kahve içmek için yanımıza gelmişler mi, bir kez bile telefonla görüşmüş müyüz ama rüşvet istemişiz; bu hayatın olağan akışına aykırıdır. Kendilerinin ticari faaliyetleri sebebiyle 2 ticari erbabının alacak verecek ilişkisi kaynaklı biz kamu görevimizi yapmadık, yargılanması gereken biz değil onlardır. Tapelerde ve kayıtlarda gözüktüğü gibi Selim E. beni 11 kez aramıştır. Bu 11 aramanın 9’unu cevapsız bıraktım. Üzerime atılan suçu kabul etmiyorum, herhangi bir rüşvet talebim olmamıştır, beraatımı talep ediyorum. 90 bin euro para alındığını KOM Şube beni polis merkezine götürdüğünde avukatım huzurunda öğrendim. Benim alınan parayla herhangi bir ilişkim yoktur. Bu parayı kimden ne için aldığını bilmiyorum. Bizim adımızı kullanmış ve para talep etmiş olabilir, ancak bu konuyla bizim alakamız yoktur" dedi. "Emanet" ifadesi için fide açıklaması yaptı Kayıtlarda geçen "emanet" kelimesine ilişkin de açıklama yapan Erdoğan Ö., daha önce Selim E.’yi tanıdığı için böğürtlen fidesi talebinde bulunduğunu söyledi. Erdoğan Ö., "Daha önceden Selim’i tanıdığım, böğürtlen işiyle ilgilendiğini bildiğim ve daha önce de bana sebze fidesi gönderdiği için buraya geldiğimizde fide istedim. 28 Haziran’da beni B. Tarım adlı bir yere yönlendirdi. Cumartesi gidip fideleri aldım. Böğürtlen fidesi alamadım dedim, o da beni başka bir yere yönlendirdi fakat ben oraya gidene kadar kapanmıştı. Ben bunu Selim Bey&e bildirdiğimde kendisi temin edip uçakla gönderebileceğini söyledi. ‘Emanet’ kelimesini sadece fide olarak duymuştum" dedi. "120 bin euro istediklerini söylediler" Hastanenin genel müdür yardımcısı olduğunu belirten V.D. ise sürecin Antalya Meydan Tıp Merkezi’ne yapılacağı bildirilen denetim öncesinde başladığını anlattı. V.D., "Hastanenin genel müdür yardımcısıyım. 20 Mayıs günü Antalya Meydan Tıp Merkezi’nin işletme müdürünü arayarak, kendilerinin bir iş müfettişini arayarak denetim olacağını söyledi. 21 Mayıs’ta tekrar aranıp denetimin iptal olduğunu söylemişler. 22 Mayıs’ta Erdoğan Ö. Meydan Tıp Merkezi’ne gelip ‘Biz sizi denetleyeceğiz’ diyerek 4-5 gün sonra geleceklerini bildirdi" dedi. Denetim süreciyle ilgili danışmak amacıyla 2 Haziran’da Selim E.’nin yanına gittiğini söyleyen V.D., "Meydan’a müfettiş geldiğini, nelere dikkat etmemiz gerektiğini sordum. Selim Bey müfettişleri sordu. Sıdıka Hanım da müfettişin isminin Erdoğan olduğunu söyledi. Bunun üzerine Selim Bey, Erdoğan Ö.’yü arayarak, ‘Üstadım, Meydan Tıp Merkezi’ni siz mi denetliyorsunuz’ dedi. Erdoğan Bey’in numarasını WhatsApp’tan gönderdi, herhangi bir aksilik olursa bana bilgi verin dedi" diye konuştu. V.D., denetim sırasında yüksek para cezası tehdidinin dile getirildiğini öne sürerek, "Daha sonra denetimlerin Çallı’da devam edeceğini, müfettişlerle ters düşmemem gerektiğini, herhangi bir cezada 5-10 milyon bedel çıkacağını söyledi. 13 Haziran sabahı Erdoğan Ö. beni aradı, bana konum atarak kendilerini almamı istedi. Aldık, kendilerine çalışma ofisi gösterdik. Yağmurlama sisteminin olup olmadığını sordu, olmadığını, itfaiyeden gerekli raporu aldığımızı söyledim. O gün 5-6 çalışanın ifadelerini aldılar ve gittiler" dedi. "İki yol olduğunu söylediler 17 Haziran’da yapılan görüşmede ceza ihtimalinin daha açık şekilde dillendirildiğini savunan V.D., "Daha sonra 17 Haziran’da tekrar geldiler. Çalışma sürelerinin uzun olduğunu, çalışan maaşlarının TÜİK verilerine göre verilmediğini, bir laborantın TÜİK verilerine göre 80 bin TL maaş aldığını, buna göre işlem yapılırsa 40-50 milyon gibi bir ceza ortaya çıkacağını, sonra teftişe devam edeceklerini söylediler. Bunun için iki yol olduğunu söylediler. Birinci yolun, TÜİK verilerine göre işlem yapılırsa 40-50 milyon gibi bir ceza olacağını belirttiler. İkinci yol ise istediğimizi yaparsanız o şekilde devam edeceklerini söylediler. Yanlışlık yapabileceğimizi, yanlışlık varsa en kısa sürede düzelteceğimizi söyledim. Müfettişler bana tek yetkili olup olmadığımı sordu. Ben de tek yetkili olduğumu, ancak böyle bir kararı yönetime sormam gerektiğini söyledim. Bu konuşmalar geçerken Erdoğan Ö. ile muhatap oldum, Murat B. bey de yanındaydı" dedi. "Bunlar düpedüz rüşvet istiyor, suçüstü yakalatmak lazım" Yönetime bilgi verdiğinde tepkiyle karşılaştığını anlatan V.D., "Yönetime müfettişlerin taleplerini ilettiğimde, ‘Olur mu böyle bir şey, biz işçilerimizle sözleşme yapıyoruz, ona göre maaş veriyoruz, öyle bir şey olsa bizi uyarırlardı’ denildi. Bunun üzerine 18 Haziran’da Selim E.’yi aradım. Selim Bey 18 Haziran’da iş yerine geldi. Selim Bey, mesailerin uzun olduğunu, fazla mesai yönünde müfettişlerin beyanı bulunduğunu, 7 buçuk saatin dışında mesai bulunamayacağını söyledi. Sağlık sektöründe iş kanunu ve daha önceki mahkeme kararlarını gösterdim, bunu müfettişlerle görüşmesini istedim" diye konuştu. Ertesi gün Selim E.’nin kendisine bir tablo gösterdiğini söyleyen V.D., "Ertesi günü Selim beni arayarak, ‘5 dakikaya geliyorum’ dedi. Selim Bey geldiğinde Excel tablosu gösterdi. Müfettişlerin 50-60 milyon ceza çıkardıklarını, buna karşılık 40 komisyon, 40 bir müfettiş, 40 da diğer müfettiş için olmak üzere 120 bin Euro istediklerini söyledi. TL mi Euro mu diye sordum, Euro dedi. Bunun çok olduğunu, yönetimin kabul etmeyeceğini ama yine de yönetime ileteceğimi aktardım" dedi. Bu talebi H.U.’ya ilettiğinde "Bunlar düpedüz rüşvet istiyor, bu yapılır mı, yazıklar olsun, bunları suçüstü yakalatmak lazım" dediğini belirten V.D., ardından Başsavcılığa gidildiğini, 23 Haziran’da KOM Şube’ye gidilerek müfettişlerden şikayetçi olunduğunu söyledi. V.D., "25 Haziran’da polisler iş yerimize gelip ses ve görüntü cihazı yerleştirdi. Bu görüşmede polisler bizim pazarlık yapmamızı istedi. 26 Haziran’da Selim’i arayarak pazarlık yaptım, 30 bin euro verebileceğimizi, 10-10-10 şeklinde olabileceğini söyledim. Selim E. ise ‘Ben görüşeyim’ diyerek ofisten ayrıldı. 27 Haziran’da ise Selim E., 90 bin euroya ikna ettiğini, 40-40 şeklinde kendisi pay almadan anlaşmaya vardığını anlattı" diye konuştu. Paranın hazırlanma sürecine de değinen V.D., "Ben de bankadan kredi çekeceğimizi, raporun bitmesine yönelik parayı hazırlayacağımızı söyledim. 28 Haziran’da Selim E. beni WhatsApp’tan arayarak parayı peşin istediklerini, parayı almadan işe başlamayacaklarını söyledi. 1 Temmuz günü Erdoğan beni arayarak iş yerine geleceğini söyledi. Saat 14.30 gibi geldi, işi nasıl hızlandırırız onu konuştuk. 2 Temmuz günü Erdoğan Ö. ve Murat Ayhan B. işçilerin ifadesini alacaktı. 2 Temmuz’da Erdoğan Meydan’daki, Murat ise Çallı’daki işçilerin ifadesini aldı. Çallı’daki ifadeleri alırken Murat, şube müdürü S.K.’ya daha önceki ifadeleri yırttığını, yeniden ifade alacağını söyledi. O gün de 6-7 ifade alındı. 3 Temmuz günü rapor tamamlandı. Saat 11.00 gibi Selim geldi. Geldiği zaman parayı verdim. 30 bin komisyon, 30 bin Murat, 30 bin de Erdoğan’ın parası olmak üzere 90 bin euro para verdim. Emniyetten paranın poşetlenip 30-30-30 ayrı hazırlanması istendiği için ayrı hazırladım. Selim E., ‘Müfettişlerle ters düşmeyelim, her dediklerine tamam diyelim’ demişti. Şikayetçiyim" dedi. "Rüşvet olaylarını duyunca üzülüyordum, aynı şey başıma gelince bunu kendi üzerime borç bildim" Hastane yönetim kurulu başkanı müşteki H.U. ise ilk kez böyle bir olayla karşılaştığını belirterek, istenen para karşısında büyük şaşkınlık yaşadıklarını anlattı. H.U., "70 yaşında insanım, tansiyonum yüksek. İlk defa böyle bir şeyle karşılaştık. V.D., 120 bin euro istediklerini söyleyince şaşırdık kaldık. 120 bin euro para istiyorlar, vermezsek 40-50 milyon para ceza yazılacağını söylediler. Rüşvet olaylarını duyunca üzülüyordum, aynı şey başıma gelince bunu kendi üzerime borç bildim. Kardeşlerim de ‘Bize neye mal olacak olursa olsun bunun üzerine gidelim’ dedi" şeklinde konuştu. Başsavcılığa ve ardından emniyete giderek şikayetçi olduklarını belirten H.U., "Başsavcılığa gittim, daha sonra emniyete giderek şikayetçi olduk. Selim E., ‘Benim alakam yok’ dediği için ilk başta ondan şikayetçi olmadık. Şimdiki ifadelerine inanamadık. Daha sonra emniyete dilekçe verdik, ses ve görüntü kaydı için. Sonrasında Selim E.’nin de bu işin içinde olduğunu anladım. O nedenle tansiyonum inip çıktı" dedi. "Personelin maaşını döviz yaptırıp bunlara verdik" Maddi sıkışmışlık içinde olduklarını da vurgulayan H.U., "Bankalardan kredi alamadık, personelin maaşını verecektik o anda. Biz o kadar sıkıştık ki personelin parasını döviz yaptırıp bunlara verdik. Görüntü almamın amacı, müfettişlerin rüşvet istediğini kanıtlamaktı" ifadelerini kullandı.
Başkan Uysal’dan kenetlenme çağrısı
05 Nisan 2026 Pazar - 11:44 Başkan Uysal’dan kenetlenme çağrısı Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, Kepez Kitap Fuarı’nda gerçekleştirdiği "Güncel Siyasi ve Hukuki Gelişmeler" başlıklı söyleşide toplumsal kenetlenme çağrısında bulundu. "İnsanları olduğu gibi kabul etmemiz gerekiyor. Birlik ve beraberlik içinde olmazsak bu süreçten güçlenerek çıkamayız" dedi. Mimar Sinan Kongre Merkezi’nde gerçekleşen söyleşiye Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, meclis üyeleri, siyasi temsilciler ve çok sayıda kent sakini katıldı. Birlik ve beraberlik vurgusu Başkan Uysal, söyleşide toplumsal birlik ve beraberliğin zorunluluğunun altını çizdi. Güçlü bir toplumsal kenetlenmeye ihtiyaç olduğunu vurgulayan Uysal, şunları söyledi: "Çok ciddi, çok kapsamlı bir birlik ve beraberliği toplumsal tabandan yükselterek ortaya koymak durumundayız. Ülkemizi dünyanın iddialı ülkeleri arasına getirmek zorundayız. Bizim insanları olduğu gibi kabul etmemiz gerekiyor. Birlik ve beraberlik içinde olmazsak bu süreçten güçlenerek çıkamayız." Demokratik ve hukuki zeminin önemine dikkat çeken Başkan Uysal, "Yine demokratik zeminde, hukuk zemininde siyaset kurumunu da bu eksene getirecek olan biziz" sözleriyle sorumluluğun topluma ait olduğunu dile getirdi. Bağımsızlığın temeli dijital egemenlik Başkan Uysal teknolojik dönüşümün kaçınılmaz olduğunu ifade ederek dijital bağımsızlığın önemine de dikkat çekti. Yeni dünya düzenine uyum sağlanması gerektiğini belirten Uysal, "Dijital egemenlik olmadan bir ülkenin bağımsız kalması artık mümkün değil. Yapay zeka dünyasına uyum sağlamak zorundayız" ifadelerini kullandı. Başkan Uysal ayrıca, fuar kapsamında okurlarıyla bir araya geldi. Uysal, Cumhuriyet Kitaplarından çıkan "21. Yüzyılda Yeniden Cumhuriyet" isimli kitabı için imza günü düzenledi.
Hırsızdan pes dedirten takas kamerada: Çaldığı bisikleti bırakıp motosiklet çaldı
05 Nisan 2026 Pazar - 11:29 Hırsızdan pes dedirten takas kamerada: Çaldığı bisikleti bırakıp motosiklet çaldı Antalya’nın Serik ilçesinde çaldığı bisikletle seyir halindeyken gözüne park halindeki motosikleti kestiren hırsızlık şüphelisi, çaldığı bisikleti bırakıp yoluna motosikletle devam etti. Hırsızın pes dedirten takası güvenlik kamerasına anbean yansıdı. Orta Mahalle’de yaşanan hırsızlık olayı, sabah saatlerinde motosikletini evinin önüne park eden Kerem Ayhan’ın, akşam saatlerinde yerinde bulamamasıyla ortaya çıktı. Durumun bildirilmesi üzerine bölgeye gelen polis ekipleri, hırsızın olay yerine gelirken kullandığı bisikletin de çalıntı olduğunu tespit etti. Güvenlik kameralarına yansıyan görüntülerde; şüphelinin bisikletle geçerken motosikleti fark ettiği, bir süre çevreyi kontrol ettikten sonra bisikleti bırakıp motosiklete binerek hızla uzaklaştığı görüldü. Olay sonrası polis ekipleri, şüpheliyi yakalamak ve çalınan motosikleti bulmak için çalışma başlattı. Çalınan motosiklet sahibi Kerem Ayhan, "Sabah 10-11 civarlarında ağabeyimi işe bıraktım. Geri dönüp, motosikleti evin girişine bıraktım ve yukarı çıktım. Hava da yağmurluydu. Akşam da 8 gibi dışarı çıktığımda bir baktım motosikletim yok. Hemen ağabeyimi aradım, ’Ağabey sen mi aldın’ dedim, ’yok’ dedi. Sonra etrafa baktık, bulamadık. Daha sonra polise gittik ve ifade verdik. Olay yeri inceleme ekipleri geldi. Yaptıkları incelemede bisikletin de çalıntı olduğunu öğrendik. Kamera kaydına baktığımızda şahıs bisikletle geliyor. Geçerken herhalde gözüne motosikleti kestiriyor. Geri dönüyor ve etrafı kolaçan ettikten sonra geldiği bisikleti bırakıp, motosikleti alıyor. Daha sonra gaza basıp gidiyor" şeklinde konuştu.
Kitabının satış geliri köy okulunun yapımına bağışlandı
05 Nisan 2026 Pazar - 10:18 Kitabının satış geliri köy okulunun yapımına bağışlandı Kepez Kitap Fuarı’na katılan Yazar Hacı Yusuf Sayın, yeni romanı Zengibar’ın Gölgesini okurlarıyla buluşturdu. Sayın, yeni kitabının fuardaki gelirini Kirişçiler köyünde yapımı devam eden köy okuluna bağışladı. Kepez Kitap Fuarı, yazarlarla söyleşiler, imza günleri ve etkinliklerle devam ediyor. Kepez Kitap Fuarı’nın konuğu olan yazar Hacı Yusuf Sayın yaptığı söyleşi ile yeni romanı Zengibar’ın Gölgesi’ni tanıtarak imza gününde okurlarıyla bir araya geldi. Kitabının baş karakteri Hamza’nın tokatla Ereğli’ye, rüya ile İzmir’e ve bir mektupla Zengibar’a uzanan sürükleyici yolculuğunu anlatan Sayın, romanın yazım sürecinde yaşadığı zorluklardan bahsetti. Romanı yazmaya 2020 yılında başladığını belirten Sayın, "Dünyanın başına gelen Korona salgını ve Maraş depremi gibi yıkıcı olaylar sırasında kimi zaman durdum, kimi zaman tıkandım, kimi zaman yazmaktan vazgeçtim. Yazım sürecinde yaşadığım bu gelgitleri ailem ve sevdiklerimin desteğiyle aştım. Nihayet, yıllardır süren çalışmamın ürününü bugün sizlerle paylaşmanın mutluluğunu yaşıyorum" dedi. Gelirini köy okulunun yapımına bağışladı Söyleşi de gençlere seslenen Sayın, "Bu iş bir sevda, bir aşk işi. İçinizde en ufak bir kıpırtı varsa, ertelemeyin, hayal kurun ve yazın. Bir gün sizin de romanınız, hikayeniz veya şiir kitabınız yayınlansa güzel olmaz mı? Şimdi buradan çıktığınızda evinize ya da iş yerinize gittiğinizde lütfen yazamaya başlayın" diye konuştu. Yazar ayrıca, Zengibar’ın Gölgesi’nin kitabının fuar gelirinin Kirişçiler köyünde yapımı devam eden köy okuluna bağışlanacağını açıkladı. "Kitabımın bugünkü gelirini okulumuza bağışlamak istiyorum. Sizler de bu gayreti destek vermek isterseniz çok sevinirim" dedi.
Polenler bahar aylarında alerjik şikayetleri arttırıyor
05 Nisan 2026 Pazar - 09:42 Polenler bahar aylarında alerjik şikayetleri arttırıyor Bahar aylarında özellikle ağaç, çiçek ve çimen polenlerinin havaya karışmasının duyarlı kişilerde bağışıklık sistemini harekete geçirdiğine değinen Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Doğukan Aydenizöz, "Bağışıklık sistemi bu polenleri zararlı algılayıp tepki verdiğinde, burun mukozalarında inflamasyon oluşur ve hapşırma, akıntı, kaşıntı gibi belirtiler ortaya çıkar. Bu süreçte gözlerde sulanma, kızarma ve hatta yorgunluk ile uyku kalitesinde bozulma gibi ek problemler de görülebilir" dedi. Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Doğukan Aydenizöz, bahar aylarında artan alerjik rinit şikayetleri ve alınabilecek önlemler hakkında açıklamalarda bulundu. Bahar aylarının gelmesiyle birlikte doğanın canlanmasının birçok kişi için keyifli bir dönem olduğunu dile getiren Op. Dr. Aydenizöz, "Ancak alerjik rinit hastaları için bu dönem tam tersi bir tablo oluşturabilir. Antalya gibi bitki çeşitliliği ve polen yoğunluğu yüksek bölgelerde, alerjik rinit şikayetleri Türkiye ortalamasının çok üzerinde görülebilir. Alerjik rinit, burun akıntısı, tıkanıklık, gözlerde yaşarma, hapşırma ve kaşıntı gibi belirtilerle kendini gösterir ve günlük yaşamı ciddi şekilde etkileyebilir" diye konuştu. Alerjik rinit neden artıyor Op. Dr. Aydenizöz, bahar aylarında özellikle ağaç, çiçek ve çimen polenlerinin havaya karışmasının duyarlı kişilerde bağışıklık sistemini harekete geçirdiğini ifade ederek, "Bağışıklık sistemi bu polenleri zararlı algılayıp tepki verdiğinde, burun mukozalarında inflamasyon oluşur ve hapşırma, akıntı, kaşıntı gibi belirtiler ortaya çıkar. Bu süreçte gözlerde sulanma, kızarma ve hatta yorgunluk ile uyku kalitesinde bozulma gibi ek problemler de görülebilir" dedi. "Uzman hekime danışılması gereken durumlar" Aydenizöz, alerjik rinit şikayetlerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirterek, "Şikâyetler iş yaşamını, okul başarısını veya günlük konsantrasyonu etkiliyorsa, uyku düzenini bozuyorsa, sık sinüzit veya kulak problemleri gelişiyorsa ya da mevcut ilaçlarla rahatlama sağlanamıyorsa mutlaka doktora başvurulmalıdır" dedi. "Tedavi ve hekim kontrolü" Alerjik rinit tedavisinde antihistaminikler, burun spreyleri ve bazı durumlarda immünoterapi (aşı tedavisi) kullanılabildiğini ifade eden Op. Dr. Aydenizöz, "Tedavi planı mutlaka uzman hekimler tarafından kişiye özel olarak hazırlanmalıdır. Her hastanın şikayetleri ve hassasiyeti farklıdır. Özellikle şikayetler uzun sürüyorsa veya günlük yaşamı etkiliyorsa, profesyonel destek almak önemlidir" şeklinde konuştu. "Günlük yaşamda alınabilecek önlemler" Op. Dr. Aydenizöz, alerjik rinitin kontrolünde günlük önlemlerin büyük önem taşıdığını vurgulayarak şunları söyledi: "Kapalı alanlarda koku kontrolü: Ofis veya ev gibi kapalı ortamlarda parfüm, deodorant, oda spreyi, tütsü, sigara ve dumanlı ürünlerden uzak durulmalıdır. Kokuları sınırlamak: Evde parfüm ve deodorantları duş bölgesinde kullanıp kapıyı kapatmak, saç spreyi ve yoğun kokuları sınırlamak rahatlama sağlar. Çok ihmal edilen bir diğer konu da sigara içmek veya kapalı ortamlarda dumanına maruz kalmak da yine alerjik rinit ile beraber burun etlerinde şişmelere neden olup belirtileri daha da artıracaktır. Bunların birlikteliği erişkin ve çocuk fark etmeksizin tüm yaş gruplarında fazlaca görülmekle beraber, çocuklarda daha bariz olmak üzere geniz eti büyümesi, ağız açık uyuma ve horlama ile dolaylı olarak sık kulak iltihaplanmalarına sebep olup operasyonlara kadar giden sürece katkıda bulunabilmektedir. Polen yoğunluğu dönemlerinde dikkat: Özellikle polen yoğunluğunun yüksek olduğu sabah saatlerinde mümkünse dışarı çıkılmamalıdır. Temizlik önlemleri: Dışarıdan geldikten sonra kıyafet değiştirilmesi ve duş alınması önerilir. Evde cam ve klima kullanımı: Evde camları özellikle rüzgârlı havalarda kapalı tutmak, polen filtreli klima veya hava temizleyici kullanmak faydalıdır. Çamaşırların kurutulması: Çamaşırları dış ortamda kurutmamak, polenlerin giysilere yapışmasını önler." Alerjik rinitin, doğru önlemler ve uygun tedavi ile kontrol altında tutulabileceğine dikkat çeken Op. Dr. Aydenizöz, "Bahar aylarını daha konforlu geçirmek için belirtileri hafife almamak ve gerekirse sağlık kuruluşlarına başvurmak son derece önemlidir. Unutulmamalıdır ki, şikayetlerin göz ardı edilmesi hem yaşam kalitesini düşürür hem de uzun vadede komplikasyon riskini artırabilir" diyerek açıklamalarını sonlandırdı.
Sinema oyuncusu Ercan Kesal, Kepez Kitap Fuarı’nda okumanın önemine dikkat çekti
04 Nisan 2026 Cumartesi - 22:59 Sinema oyuncusu Ercan Kesal, Kepez Kitap Fuarı’nda okumanın önemine dikkat çekti Oyuncu senarist ve yazar Ercan Kesal, Kepez Kitap Fuarı’nda gerçekleştirilen söyleşide hem oyunculuk hem de yazarlık deneyimlerini paylaştı. Kesal, bugüne kadar canlandırdığı karakterlerle kendini tanımladığını belirterek, "Bu karakterleri içtenlikle ve sürdürebilmemi sağlayan şey edebiyat. Sinemaya duyduğum hevesi gerçekçi kılan kitaplar oldu" dedi. Kepez Kitap Fuarı, söyleşiler, imza günleriyle dolu dolu geçiyor. Fuar, dokuzuncu gününde ziyaretçilerini birbirinden kıymetli yazarlarla buluşturmaya devam etti. Kepez Kitap Fuarı etkinlikleri kapsamında; oyuncu senarist ve yazar Ercan Kesal, düzenlenen söyleşide oyunculuk ve yazarlık deneyimlerini katılımcılarla paylaştı. Kesal, "Bu karakterleri içtenlikle ve sürdürebilmemi sağlayan şey her zaman edebiyat oldu. Sinemaya duyduğum hevesi gerçekçi kılan ise kitaplar oldu" dedi. Çocuklara hayal kurmayı öğretmenin önemine değinen Kesal, ebeveynlere şu mesajı verdi: "Çocuklarınıza hayal kurmayı öğretin ve onların hayallerine kulak verin. Modern yaşam çoğu zaman çocukların hayallerine ket vuruyor; biz ise başarıyı yalnızca not, derece ve para üzerinden ölçüyoruz." Okuma ve yazma alışkanlıklarına dair de tavsiyelerde bulunan sanatçı, "Okumak yazmanın başlangıcıdır. Çok okuyan biri mutlaka yazmaya başlar. Yazmanın tek reçetesi, disiplinli okumak ve yazmaktır. Kendi üslubunuzu bulduğunuzda ustalığa ulaşırsınız" ifadelerini kullandı. Ercan Kesal, yazarlık sürecinde disiplinin ve kendi üslubunu bulmanın önemine de dikkat çekti. "Yazmak sadece profesyonel kitaplar bastırmak veya yazar olarak anılmak değildir. Yazmak iyi geliyorsa ondan vazgeçmemelisiniz. Bazen kafamda şekillenen yazılar kağıda dökülmediğinde ara veririm, kitap okurum, eski hikayeleri tekrar gözden geçiririm" diyen Kesal, yazarlığın sürekli bir emek ve okuma süreci gerektirdiğini vurguladı. Söyleşinin ardından Kesal, soruları yanıtladı ve okurlarına kitaplarını imzaladı.