Yerel Haberler
Antalya
Antalya sahillerinde bayram yoğunluğu ikinci günde artarak devam etti 28 Mayıs 2026 Perşembe - 15:57:39 Antalya’nın dünyaca ünlü Konyaaltı Sahili Kurban Bayramı’nın ikinci gününde yerli ve yabancı tatilcilerle doldu. Hava sıcaklığının 27, deniz suyu sıcaklığının ise 25 derece ölçüldüğü kentte, rüzgara rağmen tatilciler denize girip güneşlendi. İstanbul’dan tatile gelen Efe Kaya, "İstanbul’a yaz gelmemiş, Antalya’ya gelmiş. Gideceğimiz için o kadar üzgünüz ki yemin ederim iş bulsak gitmeyeceğiz İstanbul’a" dedi. Kurban Bayramı’nın 9 günlük tatille birleşmesiyle turizmin başkenti Antalya’da sahillerde yaşanan yoğunluk bayramın ikinci gününde de devam etti. Kentte hava sıcaklığı 27, deniz suyu sıcaklığı ise 25 derece ölçülürken, nem oranıysa yüzde 74 olarak kayıtlara geçti. Hafif rüzgarın zaman zaman etkili olduğu Konyaaltı Sahili’nde yerli ve yabancı tatilciler, sabah saatlerinden itibaren sahile gelerek denizin ve güneşin keyfini çıkardı. Sahile gelen vatandaşların bazıları denize girerek serinlerken, bazıları kumsalda güneşlenmeyi, bazıları ise çimlerin üzerinde piknik yapmayı tercih etti. Su sporları ve yamaç paraşütü renkli görüntüler oluşturdu Konyaaltı Sahili’nde denize girenlerin yanı sıra su sporları yapan tatilciler de dikkat çekti. Bazı tatilciler SUP olarak bilinen ayakta kürek sörfü yaparak denizin keyfini çıkarırken, gökyüzünde yamaç paraşütü yapanlar da görüntülendi. "Yaz buraya gelmiş" İstanbul’dan Antalya’ya tatile gelen 18 yaşındaki Yusuf Eroğlu, kentteki havayı ve denizi çok beğendiklerini söyledi. Eroğlu, "İstanbul’dan tatile geldik. Havalar ısınıyor dediler. İstanbul’da biz hırka giyiyorduk. Orada da sıcaktı ama buraya geldik, yaz buraya gelmiş, daha İstanbul’a gelmemiş. Deniz suyu on numara, denizi de tertemiz. Beğendik buraları. Arkadaşlar ‘hayatı yaşıyorsun’ diyorlar" ifadelerini kullandı. "Gideceğimiz için o kadar üzgünüz ki" Tatil için Antalya’ya gelen 18 yaşındaki Efe Kaya ise 5 gündür kentte olduklarını belirterek, Antalya’daki ortamdan memnun kaldıklarını söyledi. Kaya, "Biz 5 gündür buradayız. Geziyoruz, insanlar kendi halinde. Kimse kimseye bulaşmıyor. Herkes kendi keyfinde, neşesinde. Huzur var, insanların içi rahat. İstanbul’da şu telefonu buraya koyarken bile insan tedirgin oluyor ama burada hiçbir şey yok. Herkes iyi davranıyor, tanısan da tanımasan da kız olsun erkek olsun herkes çok iyi" dedi. Antalya’nın denizini, sahil düzenini ve fiyatlarını da beğendiklerini söyleyen Kaya, "Denizi temiz, yolları temiz. Sahilin her yerinde tuvaletler var. Fiyatları çok ucuz. İstanbul’a göre burası cennet, 2 günümüz kaldı. Gideceğimiz için o kadar üzgünüz ki; yemin ederim iş bulsak gitmeyeceğiz İstanbul’a. O kadar fark var" diye konuştu.
28 Mayıs 2026 Perşembe - 15:37 Antalya sahillerinde bayram yoğunluğu ikinci gününde de artarak devam etti Antalya’da Kurban Bayramı’nın ikinci gününde dünyaca ünlü Konyaaltı Sahili yerli ve yabancı tatilcilerle doldu. Hava sıcaklığının 27, deniz suyu sıcaklığının ise 25 derece ölçüldüğü kentte, rüzgara rağmen tatilciler denize girip güneşlendi. İstanbul’dan tatile gelen Efe Kaya, "İstanbul’a yaz gelmemiş, Antalya’ya gelmiş. Gideceğimiz için o kadar üzgünüz ki; yemin ederim iş bulsak gitmeyeceğiz İstanbul’a" dedi. Kurban Bayramı’nın 9 günlük tatille birleşmesiyle turizmin başkenti Antalya’da sahillerde yaşanan yoğunluk bayramın ikinci gününde de devam etti. Kentte hava sıcaklığı 27, deniz suyu sıcaklığı ise 25 derece ölçülürken, nem oranıysa yüzde 74 olarak kayıtlara geçti. Hafif rüzgarın zaman zaman etkili olduğu Konyaaltı Sahili’nde yerli ve yabancı tatilciler, sabah saatlerinden itibaren sahile gelerek denizin ve güneşin keyfini çıkardı. Sahile gelen vatandaşların bazıları denize girerek serinlerken, bazıları kumsalda güneşlenmeyi, bazıları ise çimlerin üzerinde piknik yapmayı tercih etti. Su sporları ve yamaç paraşütü renkli görüntüler oluşturdu Konyaaltı Sahili’nde denize girenlerin yanı sıra su sporları yapan tatilciler de dikkat çekti. Bazı tatilciler SUP olarak bilinen ayakta kürek sörfü yaparak denizin keyfini çıkarırken, gökyüzünde yamaç paraşütü yapanlar da görüntülendi. "Yaz buraya gelmiş" İstanbul’dan Antalya’ya tatile gelen 18 yaşındaki Yusuf Eroğlu, kentteki havayı ve denizi çok beğendiklerini söyledi. Eroğlu, "İstanbul’dan tatile geldik. Havalar ısınıyor dediler. İstanbul’da biz hırka giyiyorduk. Orada da sıcaktı ama buraya geldik, yaz buraya gelmiş, daha İstanbul’a gelmemiş. Deniz suyu on numara, denizi de tertemiz. Beğendik buraları. Arkadaşlar ‘hayatı yaşıyorsun’ diyorlar" ifadelerini kullandı. "Gideceğimiz için o kadar üzgünüz ki" Tatil için Antalya’ya gelen 18 yaşındaki Efe Kaya ise 5 gündür kentte olduklarını belirterek, Antalya’daki ortamdan memnun kaldıklarını söyledi. Kaya, "Biz 5 gündür buradayız. Geziyoruz, insanlar kendi halinde. Kimse kimseye bulaşmıyor. Herkes kendi keyfinde, neşesinde. Huzur var, insanların içi rahat. İstanbul’da şu telefonu buraya koyarken bile insan tedirgin oluyor ama burada hiçbir şey yok. Herkes iyi davranıyor, tanısan da tanımasan da kız olsun erkek olsun herkes çok iyi" dedi. Antalya’nın denizini, sahil düzenini ve fiyatlarını da beğendiklerini söyleyen Kaya, "Denizi temiz, yolları temiz. Sahilin her yerinde tuvaletler var. Fiyatları çok ucuz. İstanbul’a göre burası cennet, 2 günümüz kaldı. Gideceğimiz için o kadar üzgünüz ki; yemin ederim iş bulsak gitmeyeceğiz İstanbul’a O kadar fark var" diye konuştu. (BA-
28 Mayıs 2026 Perşembe - 14:16 AFAD’dan Göynük Kanyonu’nda film gibi yaralı tahliyesi Tatil için geldiği Antalya’da Göynük Kanyonu’nda yürüyüşe çıkan ve ayağını kıran yabancı uyruklu turist AFAD ekiplerince bulunduğu yerden kurtarılarak sağlık ekiplerine teslim edildi. Olay, Kemer ilçesi Beldibi Mahallesi Çomaklar mevkiinde bulunan ve Türkiye’nin en etkileyici doğal miraslarından biri olan Göynük Kanyonu’nda meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, tatil için Antalya’ya gelen Rupert Edward Charles Brannan, yaklaşık 4,5 km’lik bir etaba sahip Göynük Kanyonu’na günübirlik gezi turu ve kanyon yürüyüşü için geldi. Grup ile birlikte Göynük Kanyonu içerisinde yürüyüşe başlayan Rupert Edward Charles Brannan, kanyonun orta kısımlarına geldiğinde düşerek ayağını kırdı. Ayağı kırılan turisti AFAD tahliye etti Olayın 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirilmesi üzerine ayağı kırılan ve sarp kayalık alanda mahsur kalan turisti kurtarmak için bölgeye AFAD, Jandarma ve UMKE ekipleri sevk edildi. Göynük Kanyonu’na gelen ekipler yaklaşık 2 kilometrelik zorlu yürüyüşün ardından mahsur kalan turiste ulaşmayı başardı. Ekiplerin yaptığı kontrolün ardından kırılan ayağı sabitlenen ve sedyeye alınan Rupert Edward Charles Brannan, iple bulunduğu yerden tahliye edilerek bota alındı. Botla kanyon girişine getirilen turist sağlık ekipleri tarafından ambulansla hastaneye kaldırıldı.
28 Mayıs 2026 Perşembe - 13:47 Çekirdek karpuzun hasadı başladı: 3 ayda hasat ediliyor, 1 ayda tükeniyor Antalya’nın Kumluca ilçesine bağlı Karacaören’de yetiştirilen çekirdek karpuzunun hasadı başladı. Kumluca İlçesine bağlı Karacaören Mahallesinde dar bir alanda üretilen çekirdek karpuzda beklenen hasat başladı. Alakır Çayı havzasında dar bir alanda üretilen karpuzlar sabahın erken saatlerinde seralardan hasat ediliyor ve ilçe merkezinde satışa sunuluyor. Şubat ayında toprakla buluşan karpuz fidanları 3 ay içinde oluşup hasat edilecek hale geliyor. Çekirdek karpuz, kilosu 60 TL’den satılıyor. Yaklaşık 20 yıl önce mahallede ilk defa kış mevsiminde karpuz yetiştirmeyi deneyen Halil Çatal; "Bu çekirdek karpuzun rengi pembe, içi pamuk şekeri gibi ağızda eriyen bir çeşittir. Biraz kabuğu kalın olsa da bu karpuzun orijinali bu şekildedir. Bu her yerde olmaz. Bizim buraya has olduğu için Karacaören çekirdek karpuzu olarak Kumluca halkına sunmaktayız. 20 Mayısta başlar 20 Haziranda biter. Çok kısa bir periyodda bulunur. Ama tat ve şeker oranı yüksek olduğu için halkımızın tercih ettiği bir karpuzdur" dedi. "Dönümden 4 ton civarında karpuz hasat ediyoruz" Karpuzların sadece ilçe halkına yeterli olduğunu ve dışarıya satılmadığını belirten Çatal, "Kumluca halkına ancak yeter. Fazla bir rekolte yok. Dışarı satmıyoruz. Çünkü kendi ilçemiz e ancak yetiyor. Karacaören karpuzunu gören fiyatın bakmaz. Tadına bakar. Karacaören karpuzu olduğunu bilen de fiyat sormaz. 20 Şubat’ta dikiyoruz, 20 Mayıs’ta hasat ediyoruz. Dönümden 4 ton civarında karpuz hasat ediyoruz. Aşı karpuz olsa dönümden 8 ile 10 ton karpuz çıkar. Ama biz tatlı olsun az olsun diyoruz" dedi.
Muratpaşa’dan şehit aileleri ve gazilere yürekten destek
25 Ağustos 2025 Pazartesi - 12:39 Muratpaşa’dan şehit aileleri ve gazilere yürekten destek Antalya Muratpaşa Belediyesi, şehit aileleri ve gazilere yönelik hizmetlerin daha hızlı ve verimli yürütülmesi amacıyla Abdullah Sevimçok Sivil Toplum ve İnovasyon Merkezi’nde (ASSİM) Şehit ve Gazi Hizmetleri Birimi’ni açtı. ASSİM’de gerçekleşen açılış töreninde Muratpaşa Belediyesi Başkanvekili Canan Keleş, hizmet birimiyle şehit aileleri ve gazilerin her daim yanında olmayı, taleplere hızlıca çözüm üretmeyi amaçladıklarını söyledi. Keleş, şöyle konuştu: "Şehitlerimiz ülkemizin bağımsızlığı ve onurunun simgesidir. Gazilerimiz, dimdik ayakta duran irademizin, cesaretimizin ve vatan sevgimizin canlı ifadeleridir. Bizim için en kutsal görev, şehitlerimizin emanetine; gazilerimizin onuruna sahip çıkabilmektir. Birimimizin sizlere güç ve destek katacağına inanıyor, aziz şehitlerimizi rahmetle anıyor ve kahraman gazilerimizin önünde bir kez daha minnet ve saygıyla eğiliyoruz". ASSİM çatısı altındaki Şehit ve Gazi Hizmetleri Birimi, sadece bir hizmet noktası değil; dayanışmanın, vefanın ve minnetin simgesi olmayı hedefliyor. Birim, şehit ve gazi ailelerinin sosyal hayattaki zorluklarına çözüm bulacak, hakları konusunda rehberlik edecek, toplumsal uyumu güçlendirecek etkinlikler düzenleyecek. Çocukların eğitimi, mesleki gelişim ve psiko-sosyal destekle ailelerin geleceğe umutla bakması sağlanacak; acil durumlarda ise hızlı ve etkin hizmet sunulacak. Törende, Başkanvekili Canan Keleş, Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Antalya Şube Başkanı Mehmet Yurdakul, Antalya Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği Başkan Vekili Zülfü Aydemir, Emniyet Teşkilatı Vazife Malulü ve Şehit Aileleri Vakfı Antalya İl Başkanı Fatih Selek, 15 Temmuz Vatan Şehitleri, Gazileri ve Terör Mağdurları Adını Yaşatma ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Zeki Kılıç ve ASSİM’de yer alan sivil toplum kuruluşu temsilcileri yer aldı.
Halkın tercihi halk ekmek oldu
25 Ağustos 2025 Pazartesi - 11:06 Halkın tercihi halk ekmek oldu Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Döşemealtı’nda yer alan EKDAĞ Halk Ekmek Fabrikasında modern şartlar, hijyenik ortam ve son teknoloji cihazlarla üretilen 25 çeşit ekmek Muratpaşa, Kepez, Konyaaltı, Döşemealtı, Aksu ilçelerinde bulunan Halk Ekmek Büfelerinde Antalyalılara sunulmaya devam ediyor. Halk Ekmek büfelerinde 200 gram normal ekmek 10 TL, 200 gr. kepekli ekmek 12,5 TL, 350 gr. tam buğday, çavdarlı, sarı buğday, tost ekmeği ve çok tahıllı ekmek çeşitleri 27,5 TL ve 300 gr. köy ekmeği 18 TL satılıyor. Bu ürünlerin yanında sandviç, tost, hamburger, pide ve roll ekmek çeşitleriyle 25 türde ürün halk ekmek büfelerinde satışa sunuluyor. Günlük ekmek ihtiyacını Halk Ekmek’ten karşıladığını söyleyen Adnan Acar, "Halk Ekmek besleyici, doyurucu, güvenilir ve dışarıya göre fiyatları gayet ekonomik. Emekli bir memur olarak Halk Ekmek’i tercih ederek bütçemize katkı sağlayabiliyorum. Normal ekmek piyasada 15 TL’den başlıyor, kepekli ekmekler 20 TL civarında. Halk Ekmek’te normal ekmek 10 TL. Halkımız için gayet uygun olduğunu düşünüyorum" dedi. "Satışlarımız iyi" Halk Ekmek büfesi sahibi Recep Birol İsli ise şöyle konuştu: "Her sabah Halk Ekmek büfemi 06.30’da açıyorum. Akşam 17.00’ye kadar açık kalıyor. Halk Ekmek fabrikasından ekmeklerimiz son derece düzenli bir şekilde zamanında geliyor. Yaz ayları olduğu için günde 400-500 arası bir ekmek satışım var. Eylül ayından sonra satışlarımız artar. Satışımız günde 800 ekmeğe kadar çıkıyor " dedi.
Külle kaynayan lezzet, imece usulüyle sofralara taşınıyor
25 Ağustos 2025 Pazartesi - 10:33 Külle kaynayan lezzet, imece usulüyle sofralara taşınıyor Antalya’nın Gazipaşa ilçesinde, geleneksel pekmez üretimi başladı. Aileler, bağlardan topladıkları üzümleri imeceyle işliyor, asırlık yöntemlerle saatlerce süren emeğin sonunda pekmeze dönüştürüyor. Gazipaşa ilçesine bağlı Göçük Mahallesi’nde geleneksel üzüm pekmezi yapımı başladı. Ailelerin imece usulüyle sürdürdüğü bu kültürel üretim, üzüm bağlarından başlayan uzun bir sürecin ürünü. Önce üzüm bağlarında olgunlaşan salkımlar özenle toplanıyor. Kovalarla evlere taşınan üzümler, mahallede ’şırakmana’ olarak bilinen, beton zeminle kaplı küçük havuzlara boşaltılıyor. Burada çürüklerinden ayıklanan üzümler, daha sonra çizme giyilerek ayakla eziliyor. Ezme işlemiyle birlikte akan üzüm suyu, yani ’şıra’, özel kanallardan süzülerek kazana aktarılıyor. Külle kaynayan lezzet Kazanda toplanan üzüm şırasına birer avuç odun külü ekleniyor. Bu işlem, şıranın berraklaşmasını sağlarken kaynama sürecini de destekliyor. Yavaş yavaş kaynamaya başlayan karışımın üzerinde oluşan siyah köpükler sürekli alınarak saflaştırma sağlanıyor. İlk kaynatmanın ardından şıra, birkaç saat dinlenmeye bırakılıyor. Dinlenme sürecinde tortular dibe çökerken, yüzeye çıkan berrak sıvı yeniden hortumla alınarak ikinci kez büyük tavada kaynatılıyor. Bu son aşamada şıranın koyuluğu, rengi ve kıvamı sık sık kontrol ediliyor. Olgunlaşan pekmez, soğutularak cam veya plastik kaplara dolduruluyor. Bir süre dinlendirildikten sonra tüketilmeye hazır hale geliyor. Yapım aşamasını anlattı Göçük Mahallesi sakini Ahmet Kaplan, bu süreci yıllardır aynı şekilde sürdürdüklerini belirterek, "Çocuklarımızı topladık, kovalarımızı, paketlerimizi getirdik. Üzümlerimizi toplamaya başladık. Betondan bir yer yaparız, burada şırakmana deriz. Onun içine dökeriz, çürüğünü ayıklarız. Ondan sonra ayaklarımıza birer çizme giyer, dep ederiz, tepmenin gözünü. Şıra akmaya başlar. Üzümün içinde şıra bitinceye kadar teperiz. Sonra onu bir kazana koyarız. Kazana bir avuç kül atarız. Kül attıktan sonra onu ocakta kaynatırız. Siyah bir köpük gelir üstüne. Tam biraz kaynar, kaynadıktan sonra indiririz. İndirdikten sonra o çöküme alınır. Orada iki üç saat var. İstersen bir akşam, istersen akşamla indir, sabahla. Çökümü al. Oradan, o çöktü müydü ya, içine bir hortum atarız. Şıra temizce gelir. Şıra geldi miydi, onu getiririz" dedi. "2-3 saat kaynar" Zorlu emeğin ardından üzüm şıralarının 3 saat kaynatıldığını söyleyen Kaplan, "Tavamıza döker, başlarız ateşlemeye. Ateşleriz. Kayna babam, kayna babam, iki üç saat kaynar. Kaynadıktan sonra pekmezin rengine bakarız. Cıvıklığına, katılaşmasına, koyulaşmasına, onlara bakarız. Olmuşsa onu indiririz. Tam manasıyla kaynattığımız pekmezleri temiz bir kaba koyarız. Pekmezimizi bir yerde 15 gün bekletiriz. Ondan sonra yüzünden alırsın fıçılara katarsın, eşine dostuma verirsin, yersin, içersin, böylece işimizi bitiririz" ifadelerini kullandı. Baba ocağında pekmez mesaisi Kaplan’ın kızı Elmas Bayrakçı da aile üretimine katkı vermek üzere baba ocağına döndüğünü söyledi. Bayrakçı, "Bugün pekmez kaynatıyorum baba ocağında. Önce üzümleri makasla topluyoruz. Sonra şırakmanaya döküyoruz, çiğniyoruz. Kazana süzülen şıraları alıp kül ekliyoruz. Dinlendirdikten sonra tavalarda kaynatıyor ve pekmez haline getiriyoruz" şeklinde konuştu.