Yerel Haberler
Antalya
18 Şubat 2026 Çarşamba - 12:46 AÜ Rektörü Prof. Dr. Özkan’dan Antalya’ya susuzluk uyarısı: "Şehre rehberlik yapacak yegane kurum üniversitedir" Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Antalya’nın karşı karşıya olduğu en kritik tehdidin su kıtlığı olduğunu belirterek, çevresel sürdürülebilirlik konusunda uyarılarda bulundu. Susuzluk riskiyle birlikte yeşil alan kaybına da dikkat çeken Özkan, "Her alanda şehre rehberlik yapacak yegane kurum üniversitedir. Bizden başka bu rehberliği üstlenecek bir yapı da yok. Turizmle ilgili bir sorun varsa üniversite orada olmalı, göçle ilgili bir sorun varsa sosyoloji bölümümüz var; çocuk çalışmalarımız, çocuk hakları, hukuk, psikoloji, elimizde geniş bir uzmanlık alanı var. Bizi en yakın zamanda tehdit edecek en önemli sorun susuzluk. Yeşilliği katlediyoruz. Belek’te kesilen ağaçları gördükçe içim acıyor" dedi. Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, tıp alanındaki yenilikler, üniversite hastanesinin mevcut durumu ve Antalya’nın öncelikli sorunlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İhlas Haber Ajansı Antalya Bölge Müdürlüğü’nü ziyaret eden Özkan, rahim naklinde dünya çapında elde edilen başarıdan yapay zekânın tıptaki rolüne, yeni hastane yatırımından su kıtlığına kadar birçok başlıkta dikkat çeken mesajlar verdi. Rahim naklinde dünya literatürüne giren başarı Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin 2011 yılında dünyadaki ilk kadavradan rahim naklini gerçekleştirdiğini hatırlatan Prof. Dr. Özlenen Özkan, bu yöntemin dünya genelinde birçok merkeze örnek olduğunu söyledi. Özkan, "Biz 2011 yılında ilk rahim naklini yaptıktan sonra dünyada birçok ülke bu alana yöneldi. Önce İsveç, ardından Amerika’yı takip eden Almanya, Çin, Hindistan gibi ülkelerde rahim nakli deneyimleri gerçekleştirildi. Dünyada bugün 100’ün üzerinde rahim nakli yapıldı ve bu nakillerden doğan çocuklar var. Bunun öncüsü olmak bizim için büyük bir onur" dedi. Rahim nakli çalışmasının ilk dönemde kamuoyunda geniş yankı uyandırdığını belirten Özkan, proje hazırlıklarının uzun süre göz önünde olmadığını vurgulayarak, "Çalışmalarımızın büyük bölümü bilimsel altyapı aşamasında ilerledi. Naklin gerçekleştirilmesi dünya genelinde güçlü bir etki oluşturdu" dedi. "Deneysel aşamadan klinik gerçekliğe ulaştı" Robotik, laparoskopik yaklaşımlar ile canlı ve kadavradan nakiller gibi yeni yöntemler gelişse de temel tekniğin aynı kaldığını ifade eden Özkan, "2011’de ilk deneysel aşamada olan rahim nakli, bugün klinik gerçeklik düzeyine ulaştı. Robotik cerrahi var, laparoskopik yöntemler var. Canlıdan ve kadavradan nakiller yapılıyor. Ancak kullanılan temel teknik hâlâ ’Özkan tekniği’" şeklinde konuştu. Üniversite bünyesinde bugüne kadar iki rahim nakli gerçekleştirildiğini söyleyen Özkan, her iki vakada da başarılı sonuçlar alındığını ve bir erkek ile bir kız çocuğunun dünyaya geldiğini kaydetti. Özkan, seri nakiller yerine hasta güvenliği ve yaşam kalitesine odaklandıklarını vurguladı. Kafa ve beyin nakli tartışmaları Kamuoyunda zaman zaman gündeme gelen kafa ve beyin nakli konularına da değinen Özkan, mevcut bilimsel sınırlamalara işaret ederek, "Bugün için en büyük engel sinir iyileşmesi. Merkezi sinir sistemindeki bir kesi sonrası iletimi yeniden sağlamak mümkün olmuyor. Hayati fonksiyonları ya da hareketi geri getiremiyoruz. Dünyada bu konuda yoğun çalışmalar var, ancak şu an için uygulanabilir bir tablo yok. Bilimsel engeller aşılmadan bu konular teorik düzeyde kalmaya devam ediyor" dedi. "Yapay zekâya hiçbir alan tamamen devredilmedi" Tıpta yapay zekâ kullanımının giderek arttığını belirten Özkan, özellikle veri analizi ve tanı süreçlerindeki katkıya dikkat çekti. Özkan, "Yapay zekâ bize en çok verileri analiz etme noktasında hız kazandırıyor. Doğru yönlendirme sağlıyor. Ancak sistem, girilen veri doğrultusunda çalışır. Veri olmadan doğru sonuç üretmesi mümkün değil. Onkoloji alanında ise bazı ‘pathway’leri, yani biyolojik yolakları tespit etmek amacıyla yapay zekâdan yararlanıyoruz. Yapay zekânın aktif kullanıldığı alanlar var ancak bugün itibarıyla hiçbir alanı tamamen yapay zekâya bırakmış değiliz" şeklinde konuştu. Özkan, yakın gelecekte yapay zekânın en yoğun kullanılacağı alanların radyoloji ve patoloji gibi görüntüleme temelli branşlar olacağını da sözlerine ekledi. Yeni hastane yatırımı Üniversite hastanesinde randevu ve ameliyat bekleme sürelerine ilişkin değerlendirmede bulunan Özkan, nisan ayında yaşanan yangının kapasiteyi etkilediğini belirtti. Özkan, "Yangın sonrası küçülmeye gitmek zorunda kaldık. Akdeniz Üniversitesi sadece Antalya’ya değil, birçok şehre hizmet veren bir hastane. Bundan gurur duyuyorum. Ancak bu yer sıkıntısı bizi bir hayli üzüyor. 900 yataklı yeni hastaneyi 2026 sonunda devralabilirsek önemli bir rahatlama sağlanacak" dedi. MR çekim sürelerinde belirgin iyileşme sağlandığını söyleyen Özkan, hedeflerinin daha kısa bekleme süresi olduğunu vurgulayarak, "Göreve geldiğimizde MR için aylar süren randevular vardı. Şimdi birkaç güne indi. Hedefimiz aynı gün ya da ertesi gün çekim" diye konuştu. Hasta memnuniyeti ve ‘güler yüz’ hassasiyeti Sağlık hizmetinde insan faktörünün belirleyici olduğunu ifade eden Özkan, hasta memnuniyetinin yalnızca tıbbi sonuçlarla sınırlı olmadığını söyleyerek, "Bizim işimiz insan. En doğru tedaviyi sunsanız bile iletişimde eksiklik varsa farklı algılanabiliyor. Güler yüzü bu nedenle çok önemsiyorum" ifadelerini kullandı. "Üniversite rehberlik yapmak zorunda" Akdeniz Üniversitesi’nin şehirle olan ilişkisine değinen Özkan, üniversitelerden yalnızca eğitim ve bilim üretmek konusunda faydalanılmaması gerektiğine işaret ederek, şu ifadelere yer verdi: "Üniversitelerin her zaman ifade ettiğim gibi iki temel görevi var: Birincisi eğitim, ikincisi bilim üretmek. Bilim üretirken de ortaya koyduğunuz çalışmanın havada kalmaması gerekir, insanlığa ve topluma somut fayda sağlaması gerekir. Üç yıl önce çok ciddi bir deprem yaşadık, ardından Covid süreci geçti. Covid döneminde çok iyi bilim insanlarımız, doktorlarımız vardı. Aynı şekilde çok nitelikli jeologlarımız, mimarlarımız, bölge planlamacılarımız var. Bu birikimin şehirde 7 gün 24 saat rehberlik yapması gerekiyor. Göç başta olmak üzere sosyolojiyle ilgili pek çok ciddi sorunla karşı karşıyayız. Bu noktada rehberlik yapacak yegâne kurum üniversitedir, bundan kaçış yok. Bizden başka bu rehberliği üstlenecek bir yapı da yok. Turizmle ilgili bir sorun varsa üniversite orada olmalı. Çünkü turizm paydaşlarımızla birlikte bu şehrin temel alanlarından biri. Göçle ilgili bir sorun varsa sosyoloji bölümümüz var; çocuk çalışmalarımız, çocuk hakları, hukuk, psikoloji, elimizde geniş bir uzmanlık alanı var." "En büyük tehlike susuzluk" Antalya’nın en önemli riskinin su kıtlığı olduğunu vurgulayan Özkan, çevresel sürdürülebilirlik çağrısı yaptı. Özkan, "Bence şu anda bölgemizde çok ciddi bir susuzluk riski var. Su sadece içmek için değil; tarım ve turizm için de zorunlu. Tarım kentiyiz, sulama gerekiyor. Turizm kentiyiz, su olmadan turizm olmaz. Bu nedenle imar planlamasını da bu gerçeğe göre yapmak zorundayız. Önümüzdeki dönemde en büyük tehlikenin susuzluk olduğunu düşünüyorum. Buna bir an önce çare bulmalıyız. Yeşilliği katlediyoruz. Kundu’da oturuyorum; Belek’te kesilen ağaçları gördükçe içim acıyor. Biz ne diyoruz, insanlar ne yapıyor açıkçası? Bu anlamda bence bizi en yakın zamanda tehdit edecek en önemli sorun susuzluk ve yeşilliği katletmemiz" dedi. Toplumsal konularda üniversitenin görüşlerinin zaman zaman alındığını ancak bu görüşlerin hayata ne kadar geçtiğinden emin olmadıklarını ifade eden Özkan, sorunların çözümünde herkesin sorumluluk alması ve ortaklaşa hareket edilmesi gerektiğine dikkat çekerek, sözlerini şu şekilde sonlandırdı: "Eğer bu sürece hep birlikte katkı sunabilirsek ortaya çok daha güçlü sonuçlar çıkacaktır. Belki hemen değil, ancak yapılan bu çağrıların karşılığı ilerleyen dönemde mutlaka görülecektir. Burada hiç kimsenin kötü niyetli olduğunu düşünmüyorum. Bazı konular zaman zaman gözden kaçabiliyor. Temennimiz geç kalınmaması. Biz her zaman iş birliğine hazırız. Bir adım atılsın, biz koşmaya hazırız."
18 Şubat 2026 Çarşamba - 12:41 AÜ Rektörü Prof.Dr.Özkan:" Şehre rehberlik yapacak yegane kurum üniversitedir" Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Antalya’nın karşı karşıya olduğu en kritik tehdidin su kıtlığı olduğunu belirterek çevresel sürdürülebilirlik konusunda uyarılarda bulundu. Susuzluk riskiyle birlikte yeşil alan kaybına da dikkat çeken Özkan, "Her alanda şehre rehberlik yapacak yegane kurum üniversitedir. Bizden başka bu rehberliği üstlenecek bir yapı da yok. Turizmle ilgili bir sorun varsa üniversite orada olmalı, göçle ilgili bir sorun varsa sosyoloji bölümümüz var; çocuk çalışmalarımız, çocuk hakları, hukuk, psikoloji, elimizde geniş bir uzmanlık alanı var. Bizi en yakın zamanda tehdit edecek en önemli sorun susuzluk. Yeşilliği katlediyoruz. Belek’te kesilen ağaçları gördükçe içim acıyor" dedi. Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, tıp alanındaki yenilikler, üniversite hastanesinin mevcut durumu ve Antalya’nın öncelikli sorunlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Rahim naklinde dünya çapında elde edilen başarıdan yapay zekânın tıptaki rolüne, yeni hastane yatırımından su kıtlığına kadar birçok başlıkta konuşan Özkan, dikkat çeken mesajlar verdi. Rahim naklinde dünya literatürüne giren başarı Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin 2011 yılında dünyadaki ilk kadavradan rahim naklini gerçekleştirdiğini hatırlatan Prof. Dr. Özlenen Özkan, bu yöntemin dünya genelinde birçok merkeze örnek olduğunu söyledi. Özkan, sürece ilişkin şu ifadeleri kullandı: "Biz 2011 yılında ilk rahim naklini yaptıktan sonra dünyada birçok ülke bu alana yöneldi. Önce İsveç, ardından Amerika’yı takip eden Almanya, Çin, Hindistan gibi ülkelerde rahim nakli deneyimleri gerçekleştirildi. Dünyada bugün 100’ün üzerinde rahim nakli yapıldı ve bu nakillerden doğan çocuklar var. Bunun öncüsü olmak bizim için büyük bir onur." Rahim nakli çalışmasının ilk dönemde kamuoyunda geniş yankı uyandırdığını belirten Özkan, proje hazırlıklarının uzun süre göz önünde olmadığını vurgulayarak, "Çalışmalarımızın büyük bölümü bilimsel altyapı aşamasında ilerledi. Naklin gerçekleştirilmesi dünya genelinde güçlü bir etki oluşturdu" dedi. "Deneysel aşamadan klinik gerçekliğe ulaştı" Robotik, laparoskopik yaklaşımlar ile canlı ve kadavradan nakiller gibi yeni yöntemler gelişse de, temel tekniğin aynı kaldığını ifade eden Özkan, "2011’de ilk deneysel aşamada olan rahim nakli, bugün klinik gerçeklik düzeyine ulaştı. Robotik cerrahi var, laparoskopik yöntemler var. Canlıdan ve kadavradan nakiller yapılıyor. Ancak kullanılan temel teknik hâlâ Özkan Tekniği" şeklinde konuştu. Üniversite bünyesinde bugüne kadar iki rahim nakli gerçekleştirildiğini söyleyen Özkan, her iki vakada da başarılı sonuçlar alındığını ve bir erkek ile bir kız çocuğunun dünyaya geldiğini kaydetti. Seri nakiller yerine hasta güvenliği ve yaşam kalitesine odaklandıklarını vurguladı. Kafa ve beyin nakli tartışmaları Kamuoyunda zaman zaman gündeme gelen kafa ve beyin nakli konularına da değinen Özkan, mevcut bilimsel sınırlamalara şu şekilde işaret etti: "Bugün için en büyük engel sinir iyileşmesi. Merkezi sinir sistemindeki bir kesi sonrası iletimi yeniden sağlamak mümkün olmuyor. Hayati fonksiyonları ya da hareketi geri getiremiyoruz. Dünyada bu konuda yoğun çalışmalar var, ancak şu an için uygulanabilir bir tablo yok. Bilimsel engeller aşılmadan bu konular teorik düzeyde kalmaya devam ediyor." "Yapay zekâya hiçbir alan tamamen devredilmedi" Tıpta yapay zekâ kullanımının giderek arttığını belirten Özkan, özellikle veri analizi ve tanı süreçlerindeki katkıya dikkat çekti. Özkan, "Yapay zekâ bize en çok verileri analiz etme noktasında hız kazandırıyor. Doğru yönlendirme sağlıyor. Ancak sistem, girilen veri doğrultusunda çalışır. Veri olmadan doğru sonuç üretmesi mümkün değil. Onkoloji alanında ise bazı ‘pathway’leri, yani biyolojik yolakları tespit etmek amacıyla yapay zekâdan yararlanıyoruz. Yapay zekânın aktif kullanıldığı alanlar var; ancak bugün itibarıyla hiçbir alanı tamamen yapay zekâya bırakmış değiliz" şeklinde konuştu. Özkan, yakın gelecekte yapay zekânın en yoğun kullanılacağı alanların radyoloji ve patoloji gibi görüntüleme temelli branşlar olacağını da sözlerine ekledi. Yeni hastane yatırımı Üniversite hastanesinde randevu ve ameliyat bekleme sürelerine ilişkin değerlendirmede bulunan Özkan, Nisan ayında yaşanan yangının kapasiteyi etkilediğini belirtti. Özkan, "Yangın sonrası küçülmeye gitmek zorunda kaldık. Akdeniz Üniversitesi sadece Antalya’ya değil, birçok şehre hizmet veren bir hastane, bundan gurur duyuyorum. Ancak bu yer sıkıntısı bizi bir hayli üzüyor.900 yataklı yeni hastaneyi 2026 sonunda devralabilirsek önemli bir rahatlama sağlanacak" dedi. MR çekim sürelerinde belirgin iyileşme sağlandığını söyleyen Özkan, hedeflerinin daha kısa bekleme süresi olduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu: "Göreve geldiğimizde MR için aylar süren randevular vardı. Şimdi birkaç güne indi. Hedefimiz aynı gün ya da ertesi gün çekim." Hasta memnuniyeti ve ‘güler yüz’ hassasiyeti Sağlık hizmetinde insan faktörünün belirleyici olduğunu ifade eden Özkan, hasta memnuniyetinin yalnızca tıbbi sonuçlarla sınırlı olmadığını söyleyerek, "Bizim işimiz insan. En doğru tedaviyi sunsanız bile iletişimde eksiklik varsa farklı algılanabiliyor. Güler yüzü bu nedenle çok önemsiyorum" ifadelerini kullandı. "Üniversite rehberlik yapmak zorunda" Akdeniz Üniversitesi’nin şehirle olan ilişkisine değinen Özkan, üniversitelerden yalnızca eğitim ve bilim üretmek konusunda faydalanılmaması gerektiğine işaret ederek, şu ifadelere yer verdi: "Üniversitelerin, her zaman ifade ettiğim gibi, iki temel görevi var: Birincisi eğitim, ikincisi bilim üretmek. Bilim üretirken de ortaya koyduğunuz çalışmanın havada kalmaması gerekir; insanlığa ve topluma somut fayda sağlaması gerekir. Üç yıl önce çok ciddi bir deprem yaşadık, ardından Covid süreci geçti. Covid döneminde çok iyi bilim insanlarımız, doktorlarımız vardı. Aynı şekilde çok nitelikli jeologlarımız, mimarlarımız, bölge planlamacılarımız var. Bu birikimin şehirde 7 gün 24 saat rehberlik yapması gerekiyor. Göç başta olmak üzere sosyolojiyle ilgili pek çok ciddi sorunla karşı karşıyayız. Bu noktada rehberlik yapacak yegâne kurum üniversitedir; bundan kaçış yok. Bizden başka bu rehberliği üstlenecek bir yapı da yok. Turizmle ilgili bir sorun varsa üniversite orada olmalı; çünkü turizm paydaşlarımızla birlikte bu şehrin temel alanlarından biri. Göçle ilgili bir sorun varsa sosyoloji bölümümüz var; çocuk çalışmalarımız, çocuk hakları, hukuk, psikoloji, elimizde geniş bir uzmanlık alanı var." "En büyük tehlike susuzluk" Antalya’nın en önemli riskinin su kıtlığı olduğunu vurgulayan Özkan, çevresel sürdürülebilirlik çağrısı yaptı. Özkan, "Bence şu anda bölgemizde çok ciddi bir susuzluk riski var. Su sadece içmek için değil; tarım ve turizm için de zorunlu. Tarım kentiyiz, sulama gerekiyor. Turizm kentiyiz, su olmadan turizm olmaz. Bu nedenle imar planlamasını da bu gerçeğe göre yapmak zorundayız. Önümüzdeki dönemde en büyük tehlikenin susuzluk olduğunu düşünüyorum. Buna bir an önce çare bulmalıyız. Yeşilliği katlediyoruz. Kundu’da oturuyorum; Belek’te kesilen ağaçları gördükçe içim acıyor. Biz ne diyoruz, insanlar ne yapıyor açıkçası? Bu anlamda bence bizi en yakın zamanda tehdit edecek en önemli sorun susuzluk ve yeşilliği katletmemiz" dedi. Toplumsal konularda üniversitenin görüşlerinin zaman zaman alındığını ancak bu görüşlerin hayata ne kadar geçtiğinden emin olmadıklarını ifade eden Özkan, sorunların çözümünde herkesin sorumluluk alması ve ortaklaşa hareket edilmesi gerektiğine dikkat çekerek, sözlerini şu şekilde sonlandırdı: "Eğer bu sürece hep birlikte katkı sunabilirsek, ortaya çok daha güçlü sonuçlar çıkacaktır. Belki hemen değil, ancak yapılan bu çağrıların karşılığı ilerleyen dönemde mutlaka görülecektir. Burada hiç kimsenin kötü niyetli olduğunu düşünmüyorum; bazı konular zaman zaman gözden kaçabiliyor. Temennimiz, geç kalınmaması. Biz her zaman iş birliğine hazırız. Bir adım atılsın, biz koşmaya hazırız."
18 Şubat 2026 Çarşamba - 12:18 Kalp hastalarına Ramazan uyarısı Kalp hastalarının oruç tutup tutamayacağına ilişkin genel bir kural olmadığını belirten Kardiyoloji Uzmanı Dr. Erdal Durmuş, "Her hasta kendi kardiyoloji hekimi tarafından bireysel olarak değerlendirilmelidir" dedi. Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Erdal Durmuş, Ramazan ayı öncesinde kalp hastalarının dikkat etmesi gereken hususlara ilişkin açıklamalarda bulundu. Oruç tutmanın iyi kolesterolü (HDL) artırabildiğini, kötü kolesterolü (LDL) düşürebildiğini kaydeden Durmuş, "Oruç, tansiyonu düşürerek kalp hastalığı riskini azaltabilir. Ayrıca vücuttaki enflamasyonu azaltarak kalp sağlığı üzerinde olumlu etkiler gösterebilir. Her hasta kendi kardiyoloji hekimi tarafından bireysel olarak değerlendirilmelidir" ifadelerini kullandı. "Kalp yetersizliği olanlar risk altında" Kalp yetersizliği bulunan hastaların oruç tutmasının sakıncalı olabileceğini vurgulayan Uzm. Durmuş, "Bu hastalar genellikle yoğun şekilde idrar söktürücü ilaç kullanır. Uzun süreli açlık ve susuzluk, böbrek fonksiyonlarında bozulmaya ve ciddi tansiyon düşüklüğüne yol açabilir. Kalp fonksiyonu ileri derecede bozulmuş hastaların oruç tutmaması gerekir" şeklinde konuştu. "Kontrolsüz tansiyon hastalarına uyarı" Kontrolsüz yüksek tansiyonu olan hastaların da dikkatli olması gerektiğine dikkat çeken Uzm. Dr. Durmuş, "Uzun süreli açlık ve iftarda fazla miktarda besin tüketimi sağlığı tehdit edebilir. Ancak tansiyonu ilaç tedavisiyle kontrol altında olan hastalarda, ilaç saatleri iftar ve sahura göre düzenlenirse oruç tutulabilir" diye konuştu. Uzm. Durmuş, güncel yaklaşıma göre tedaviyle kontrol altına alınmış tansiyonun ortalama 135/85 mmHg’nin altında olması gerektiğini ifade etti. "Kalp damar tıkanıklığı olanlar dikkat etmeli" Kalp damar tıkanıklığı bulunan hastaların da risk grubunda olduğunu dile getiren Uzm. Durmuş, "Son 6 ay içinde kalp krizi geçiren, bypass ya da koroner stent yapılan hastaların oruç tutması önerilmez. Bu hastalar ikili kan sulandırıcı kullandığı için uzun süreli açlık ve susuzluk pıhtılaşma riskini artırabilir" dedi. Hastalığın kontrol altına alındığı ve tekli kan sulandırıcıya geçildiği dönemde, hekim onayıyla oruç tutulabileceğini belirten Uzm. Durmuş, aktif göğüs ağrısı veya ciddi nefes darlığı olan kişilerin de oruç tutmadan önce mutlaka doktora başvurması gerektiğini söyledi. "Ritim bozukluğu ve kapak hastaları için risk" Kalbinde kontrolsüz ritim bozukluğu ya da ciddi kapak hastalığı bulunan kişilerin de oruç tutarken dikkatli olması gerektiğini kaydeden Dr. Durmuş, "Özellikle metal kapak takılmış ve kan sulandırıcı (oral antikoagülan) ilaç kullanan hastalarda, beslenme düzenindeki değişiklik ve susuzluk ilaç düzeyini bozabilir. Bu durum kanamaya ya da kalp kapağında pıhtı oluşmasına yol açabilir. Ritmi kontrol altında olan ve beslenmeden etkilenmeyen ilaç kullanan hastalar ise doktor kontrolünde oruç tutabilir" açıklamasında bulundu. Kalp pili olanlar oruç tutabilir mi Kalp pili olan hastaların iki gruba ayrıldığını söyleyen Uzm. Durmuş, "Kalp yetersizliği nedeniyle pil takılan ve yoğun ilaç kullanan hastalar için oruç uygun olmayabilir. Ritim bozukluğu nedeniyle pil takılan ve yoğun ilaç kullanmayan hastalar ise genel durumları uygunsa oruç tutabilir" dedi. "Ramazan’da beslenme önerileri" Ramazan ayında kalp hastalarının beslenmesine de dikkat etmesi gerektiğini belirten Uzm. Dr. Durmuş, "Aşırı yağlı ve ağır et yemeklerinden uzak durulmalıdır. Sebze ağırlıklı Akdeniz tipi beslenme tercih edilmelidir. İftar ile sahur arasında yeterli miktarda su içilmeli, çay ve kahve gibi idrar söktürücü içeceklerin tüketimi azaltılmalıdır" dedi.
2026’nın en iyi destinasyonlarına Kemer damga vurdu
27 Ocak 2026 Salı - 17:06 2026’nın en iyi destinasyonlarına Kemer damga vurdu Dünyanın en prestijli ekonomi ve yaşam dergilerinden olan Forbes, 2026 için en iyi destinasyonlar listesini yayımladı. Sadece 20 rotanın seçildiği listeye Türkiye’den Antalya ve Kemer damga vurdu. Forbes değerlendirmesinde Antalya, lüks konaklama tesisleri, çam ormanlarıyla çevrili doğal yapısı, denizi, zengin gastronomi kültürü ve farklı ülkelerden ziyaretçileri bir araya getiren kozmopolit yapısıyla uluslararası ölçekte güçlü ve sürdürülebilir bir turizm merkezi olarak tanımlandı. Forbes’in 2026 listesinde dikkat çeken destinasyonlardan biri olan Kemer, Antalya’nın en gözde turizm merkezleri arasında yer alarak öne çıktı. Turkuaz tonlarındaki denizi, doğal güzellikleri ve nitelikli konaklama altyapısıyla Kemer, deniz, dinlenme ve yüksek standartlı tatil deneyimi arayan uluslararası gezginler için güçlü bir cazibe noktası olmayı sürdürüyor. Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu, Kemer’in adını dünyanın en önemli dergilerinden birisi olan Forbes’in listesinde görmekten gurur duyduklarını belirterek, "Deniz, kum, güneş ve doğanın bütünleştiği Kemer, her kesime hitap etmesiyle öne çıkıyor. Özellikle VisitKemer projemiz sayesinde Kemer’in adını ulusal ve uluslararası platformlarda duyurmayı başardık. Yaptığımız başarılı tanıtım çalışmalarının meyvelerini almaya devam ediyoruz. Kemerimizi en iyi şekilde tanıtmaya devam edeceğiz" dedi.
Manavgat’ta hortum 300 dönümlük alanda seraları yerle bir etti
27 Ocak 2026 Salı - 15:42 Manavgat’ta hortum 300 dönümlük alanda seraları yerle bir etti Antalya’nın Manavgat ilçesinde dün gece etkili olan hortum, Çolaklı, Denizyaka, Büklüce ve Denizkent mahallelerinde büyük ölçüde zarara yol açarken, hortumdan 300 dönümlük seranın zarar gördüğü bildirildi. Hortum, çok sayıda eve zarar verirken, çoğunluğu zeytin olmak üzere binlerce ağacı kökünden söküp yüzlerce metre ilerilere götürdü. Hortumun verdiği zarar sabahın olmasıyla gözler önüne serildi. Antalya Milletvekilleri Tuba Vural Çokal ve Aykut Kaya hortumdan zarar gören mahallelerde incelemelerde bulundu. Manavgat ilçesinde dün gece Çolaklı, Denizyaka, Büklüce ve Denizkent mahallelerinde hortum olayı yaşandığını belirten Manavgat Ziraat Odası Başkanı Rasim Metin, "4 mahallemizde yüz ölçümü toplam 300 dönümün üzerinde 40 dolayında sera büyük ölçüde zarar görürken, çoğunluğu zeytin olmak üzere binlerce ağaç kökünden söküldü. Denizyaka Camii’nin minaresi yıkılırken, cami bahçesindeki 2 adet dev çak ağacı yerinden söküldü. Hortum ayrıca Büklüce Mahallesi’nde hayvancılıkla geçimini sağlayan Ömer Çam isimli vatandaşımızın koyun ağılının yanında bulunan tam donanımlı konteyneri içerisinde Ömer Çam’ın da bulunduğu esnada 100 metre ileriye uçurup parçalara ayırmış, Çam ağır yaralı olarak kurtarılmıştır. Ben buradan başta Ömer Çam olmak üzere zarar gören tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum" dedi. Denizyaka Mahallesi girişinde ise çilek seraları zarar görürken, gündüz toplanarak pazara götürülmeyi bekleyen çilek yüklü römork hortumla birlikte ters döndü.
Finike’de hortumun verdiği hasar gündüz ortaya çıktı
27 Ocak 2026 Salı - 15:39 Finike’de hortumun verdiği hasar gündüz ortaya çıktı Antalya’nın Finike ilçesinde hortumun verdiği hasar gün ağarınca ortaya çıktı. Hortum sebebiyle yaklaşık 120 dönüm örtü altı alanda hasar meydana geldi. Finike ilçesinde akşam saat 20.00 sıralarında etkili olan fırtına ve sağanak yağışın ardından Saklısu Mahallesi’nde denizde oluşan hortum domates, biber ve kabak yetiştirilen seraları adeta yerle bir etti. Enerji nakil hatlarının da kopmasına sebep olan hortum sebebiyle bölge karanlığa gömüldü. Seralarla birlikte sahile yakın bölgedeki 5 katlı bir binanın balkon korkuluk camlarının kırılmasına neden olan hortumun verdiği hasar ise gün ağarınca ortaya çıktı. Demir seraları parçalayan ve 42 çiftçiye ait yaklaşık 120 dönümlük örtüaltı öretiim alanını adeta yerle bir eden hortum ürünleri de telef etti. Hortum Finike-Elmalı kara yolu üzerindeki iş yerinin güvenlik kamerasınca da görüntülendi. Görüntülerde, park halindeki traktör römorkunun hareket edip yerinden oynadığı ve ortalığın adeta toz duman olduğu anlar yer aldı. Bölgede serası bulunan Ümmü Taylı, akşam pencereye çıktığında da güçlü bir ses duyduğunu belirterek, "Oğlumun yanına kaçacaktım fakat kaçamadım. Hortum evimin üzerinden geçip gitti. Daha sonra dışarı çıkıp seramdaki naylonlara baktım ve her şey dağılmıştı. Naylonların bir kısmını bahçemden, bir kısmını ise başka yerlerden topladım. Her yer darmadağınıktı, yapılacak pek bir şey yoktu. Ağlayarak seramdan çıktım, çünkü başka yapacak bir şeyim kalmamıştı" dedi.
ALTSO, Azerbaycan ile işbirliğine gidiyor
27 Ocak 2026 Salı - 15:28 ALTSO, Azerbaycan ile işbirliğine gidiyor Azerbaycan Ticaret Temsilcisi Tamerlan Taghiyev ve Ticaret Ofisi Başdanışmanı Cavid Abdullayev bugün Alanya Ticaret ve Sanayi Odası’nda Azerbaycan-Türkiye arasında yatırım fırsatları konulu bilgilendirme toplantısına katıldı. ALTSO Meclis üyelerinin katılımıyla gerçekeleşen toplantıda tarım, turizm, inşaat, hayvancılık, üretim ve montaj başta olmak üzere Azerbaycan’da Türk Vatandaşlarına yönelik gümrük muafiyetleri, teşvik ve destekleri anlatıldı. Özellikle yeniden Türk Dünyası’na katılan Karabağ’da 10 yıl süreyle çok daha büyük fırsatlar olduğunun önemle altı çizildi. ALTSO Başkanı Eray Erdem de Alanya ekonomisi ve yatırım fırsatları konusunda Azerbaycan heyetini bilgilendirirken, karşılıklı ticaret yapılmasının da önemine dikkat çekti. Konuya ilişkin bir açıklama yapan ALTSO Başkanı Eray Erdem, ‘Bir başlangıç olarak gördüğümüz bu ziyaret ve toplantının devamında Sayın Taghiyev’in daveti üzerine kardeş ve dost Azerbaycan’a ilkbahar döneminde Alanyalı iş insanları ile iş gezisi düzenlenmesi konusunda görüş birliğine vardık. Alanya’mızdaki yatırım fırsatlarını da aktardığımız toplantıda, Azerbaycan iş insanlarına her zaman pozitif ayrımcılık yapmaya hazır olduğumuzu ifade ettik. İki devlet, tek millet anlayışı ile Azerbaycan’lı dostlarımızla işbirliğini geliştirmek için üzerimize düşeni yapmakta kararlıyız. Bu işbirliğinin şimdiden Alanya’mız, Ülkemiz ve kardeş ülke Azerbaycan için şimdiden hayırlı olmasını temenni ediyoruz" dedi.
Finike’yi yıkıp geçen hortumun verdiği hasar gündüz ortaya çıktı
27 Ocak 2026 Salı - 15:22 Finike’yi yıkıp geçen hortumun verdiği hasar gündüz ortaya çıktı Antalya’nın Finike ilçesinde meydana gelen ve seraları yerle bir edip bina balkon cam korkuluklarını parçalayan hortumun verdiği hasar gün ağarınca ortaya çıktı. Hortum sebebiyle 42 kişiye at yaklaşık 120 dönüm örtü altı alanda hasar meydana geldi. Finike ilçesinde akşam saat 20.00 sıralarında başlayan fırtınanın ardından sağanak başlarken, Saklısu Mahallesi’nde denizde oluşan hortum domates, biber ve kabak yetiştirilen seraları adeta yerle bir etti. Enerji nakil hatlarının da kopmasına sebep olan hortum sebebiyle bölge karanlığa gömüldü. Hortum seralarla birlikte sahile yakın bölgede bulunan 5 katlı bir binanın balkon korkuluk camlarının kırılmasına neden oldu. Hortum Finike-Elmalı karayolu üzerindeki iş yerinin güvenlik kamerası tarafından da görüntülendi. Görüntülerde park halindeki traktör römorkunun hareket edip yerinden oynadığı ve ortalığın adeta toz duman olduğu anlar kayda girdi. Hortumun verdiği hasar ise gün ağarınca ortaya çıktı. Demir seraları parçalayan ve 42 çiftçiye ait yaklaşık 120 dönümlük örtüaltı üretim alanını adeta yerle bir eden hortum ürünleri de telef etti. Bölgede serası bulunan Ümmü Taylı, akşam pencereye çıktığında da güçlü bir ses duyduğunu belirterek, "Oğlumun yanına kaçacaktım fakat kaçamadım. Hortum evimin üzerinden geçip gitti. Daha sonra dışarı çıkıp seramdaki naylonlara baktım ve her şey dağılmıştı. Naylonların bir kısmını bahçemden, bir kısmını ise başka yerlerden topladım. Her yer darmadağınıktı, yapılacak pek bir şey yoktu. Ağlayarak seramdan çıktım, çünkü başka yapacak bir şeyim kalmamıştı" dedi.
Benim üniversitem ALKÜ’de başladı
27 Ocak 2026 Salı - 15:20 Benim üniversitem ALKÜ’de başladı Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi tarafından başlatılan "Benim Üniversitem" projesi kapsamında hiç üniversite deneyimi yaşamamış 40 ila 60 yaş arasındaki bireyler ilk kez üniversiteli olmanın heyecanını yaşadı. Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) bilimsel ve akademik çalışmalarını hızlandırırken bir taraftan da sosyal sorumluluk projeleri üretmeye devam ediyor. ALKÜ 60+ Tazelenme Üniversitesi organizasyonunda ALKÜ Bilim İletişimi katkılarıyla hiç üniversite deneyimi yaşamamış 40 ila 60 yaş arasındaki bireylerin ilk kez üniversite heyecanı yaşatan "Benim Üniversitem" projesi büyük bir heyecanla başladı. Eğitim Fakültesi Başöğretmen Atatürk Konferans Salonu’nda yapılan açılışa Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Işık Bayraktar, ALKÜ 60+ Tazelenme Üniversitesi Koordinatörü Doç. Dr. Özgür Nalbant, akademisyenler ve Benim Üniversitem projesi öğrencileri katıldı. "Projemiz hayırlı olsun" Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Işık Bayraktar yaptığı konuşmada, proje ile akademik ortamı toplumun tüm kesimleri için erişilebilir kılmayı ve üniversite-şehir bütünleşmesini güçlendirmeyi amaçladıklarını söyledi. Prof. Dr. Bayraktar konuşmasında, "Üniversiteyi yalnızca eğitim verilen bir kurum değil, topluma açık bir öğrenme ve paylaşım alanı olarak ele alan önemli bir toplumsal katkı modelidir. Program kapsamında katılımcılarımız; üniversite yaşamını tanıyacak, akademik ve uygulamalı etkinliklere katılacak, farklı disiplinlerle etkileşim kurarak kampüs kültürünü doğrudan deneyimleme imkânı bulacaktır. Bu yönüyle proje, bireysel gelişimi desteklerken aynı zamanda kuşaklar arası öğrenmeye ve toplumsal etkileşime katkı sunmaktadır. Bu anlamlı çalışmanın hayata geçirilmesinde emeği geçen başta proje koordinatörü Doç. Dr. Özgür Nalbant olmak üzere tüm akademik ve idari personelimize, paydaş kurumlarımıza ve destek veren kuruluşlara teşekkür ediyorum. "Benim Üniversitem" projesinin üniversitemize, şehrimize ve katılımcılarımıza hayırlı olmasını diliyorum" dedi. "ALKÜ sizin üniversiteniz" Proje Koordinatörü Doç. Dr. Özgür Nalbant yaptığı konuşmada, "Bugün bir haftalık bu programla üniversite ile toplum arasındaki mesafeyi kısaltan ve öğrenmenin yaşı olmadığını gösteren bir yolculuğa başlattık. Bu proje, Sayın Rektörümüz Prof. Dr. Kenan Ahmet Türkdoğan’ın "üniversiteyi yalnızca gençlerin geldiği bir yer olmaktan çıkarıp; merak eden, öğrenmek isteyen ve kendini geliştirmek isteyen herkes için açık bir yaşam alanı haline getirme" fikriyle doğdu. Bu programda derslere tam katılım sağlayarak düşüncelerinizle ve deneyimlerinizle projenin bir parçası olmanızı amaçlıyoruz. Proje koordinatörü olarak, başta Rektörümüz Sayın Prof. Dr. Kenan Ahmet Türkdoğan’a, projede emeği geçen tüm akademisyenlerimize, paydaş kurumlarımıza ve destek veren herkese teşekkür ediyorum. Proje sonunda buradan ayrılırken umarım tüm öğrencilerimiz "Bu üniversite artık benim de üniversitem" diyebilir." dedi. Öğrenciler ilk deneyimlerini yaşadı Projenin açılış törenin yapılmasının ardından öğrenciler "Alanya’da Sağlık, Spor ve Turizm Bilinci" temalı dersler ve uygulamalı eğitimlere katıldılar. Öğrenciler ilk derslerini Dr. Öğr. Üyesi Ergün Kara’dan aldılar. Program, ALKÜ Turizm Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Burcu Karasakaloğlu, ALKÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Doç. Dr. Ayşe Ünal ve ALKÜ Tıp Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Ali Seydi Alpay tarafından verilen sağlık temelli derslerle ilk gün tamamlandı. Öğrenciler, 28 Ocak Çarşamba günü derslerine devam edecek, 30 Ocak Cuma günü kapanış programıyla "Benim Üniversitem" ile ilk deneyimlerini yaşamış olacaklar.