Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Antalya
Son haftaların golcüsü İbrahim Kaya
07 Nisan 2026 Salı - 20:45:30
Corendon Alanyasporlu futbolcu İbrahim Kaya, Süper Lig’de son 3 maçta 3 gol atarak dikkatleri üzerine çekti. Alanyaspor’un sezon başında Bandırmaspor’dan kadrosuna kattığı İbrahim Kaya, son haftalarda önemli performans sergiliyor. 25 yaşındaki futbolcu, Süper Lig’de turuncu-yeşillilerin oynadığı son 3 maçta attığı 3 gol ve yaptığı 1 asistle takımına hem puanlar kazandırdı hem de en etkili isimlerinden biri oldu. Süper Lig’de ilk sezonunda olmasına rağmen sahadaki öz güvenli oyunu, bitiriciliği ve doğru koşu zamanlamalarıyla öne çıkan Kaya dikkatleri üzerine çekti. İbrahim Kaya, ligde bu sezon çıktığı 24 müsabakada 5 gol, 1 asistle oynuyor. Teknik ekibin kendisine verdiği rolü her geçen hafta daha iyi uygulayan 25 yaşındaki futbolcu, gelişimini sürdürmeye devam ediyor. Gösterdiği performansla Süper Lig ekiplerinin radarına giren İbrahim Kaya için Başakşehir ve Trabzonspor’un yakından takipte olduğu öğrenildi. Sezonun kalan bölümünde de bu formunu sürdürmesi halinde Kaya’nın transfer döneminde adının daha çok geçmesi bekleniyor.
07 Nisan 2026 Salı - 20:01
Alanya’da tadilattaki otelde çıkan yangın korkuttu
Antalya’nın Alanya ilçesinde tadilatta olan bir otelin giriş kısmında çıkan yangın, itfaiyenin hızlı müdahalesiyle büyümeden söndürüldü. Yangın, saat 18.00 sıralarında Kızlarpınarı Mahallesi Belen Sokak üzerinde bulunan bir otelde meydana geldi. Henüz belirlenemeyen bir nedenle çıkan yangını fark eden çalışanlar, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. İhbar üzerine olay yerine Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Alanya İtfaiye Amirliği ekipleri başta olmak üzere AFAD, ambulans ve polis ekipleri sevk edildi. Otelin giriş kısmında çıkan yangın, itfaiye ekiplerinin müdahalesiyle büyümeden kontrol altına alınarak söndürüldü. Çıkan yangında otelin bazı odaları kullanılamaz hale geldi. Yangın sırasında otelin tadilat nedeniyle boş olması, muhtemel bir facianın önüne geçti. Yangının çıkış nedeniyle ilgili inceleme başlatıldı.
07 Nisan 2026 Salı - 17:38
Eski SGK müdürü ve 2 başmüfettişin yargılandığı davada müştekiden dikkat çeken ifade: "Düpedüz rüşvet istiyorlar"
Antalya’da denetlemeye gittikleri özel hastaneden 90 bin euro rüşvet aldıkları iddiasıyla gözaltına alınan eski Antalya SGK İl Müdürü ile 2 SGK iş başmüfettişi hakkında açılan davanın görülmesine başlandı. Eski SGK İl Müdürü Selim E., teftiş öncesi belge hazırlama ve 2024 yılındaki hastane devrine ilişkin işlemler karşılığında 90 bin euro aldığını savunurken, başmüfettiş Erdoğan Ö. ise herhangi bir para taleplerinin bulunmadığını öne sürdü. Müşteki H.U. ise, "Bankalardan kredi alamadık, personelin maaşını verecektik o anda. Biz o kadar sıkıştık ki personelin parasını döviz yaptırıp, bunlara verdik" dedi. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan 54 sayfalık iddianameye göre, İş Başmüfettişleri Erdoğan Ö. ile Murat Ayhan B., 2025 yılı sağlık sektörüne yönelik programlı teftiş kapsamında Antalya’da görevlendirildi. İki müfettişe 3 özel hastanede denetim görevi verildi. İddianameye göre müfettişler 9 Mayıs 2025 tarihinde daha önceden tanıdıkları ve danışmanlık şirketi de bulunan eski SGK Antalya İl Müdürü Selim E. ile iletişime geçti. Savcılığın tespitlerine göre iki müfettiş, Antalya’da sağlık alanında danışmanlık hizmeti veren Selim E.’ye denetleyecekleri hastanelerin isimlerini vererek "hazırlıklı olmalarını" istedi. İddianamede, müfettişler ile eski il müdürü arasında zımni bir anlaşma yapıldığı, bu anlaşmayla müfettişlerin hastanelerde denetim ve teftişi güçleştirerek "ölümü gösterecekleri", Selim E.’nin ise iş yerlerini "hastalığa razı edeceği", yani kişisel menfaat karşılığında denetim sürecini sorunsuz geçirmelerini sağlayarak yaşanan sıkıntıları çözeceği kaydedildi. Görev emirlerinde olmayan 2 hastaneye gittikleri öne sürüldü İddianamede, şüpheli İş Başmüfettişi Erdoğan Ö.’nün ilk olarak görev emirlerinde yer almayan ancak Selim E.’nin danışmanlık hizmeti verdiği Özel Antalya Meydan Tıp Merkezi ile Özel Çallı Meydan Tıp Merkezi’ne gittiği belirtildi. Erdoğan Ö.’nün Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı’nı arayarak bu hastanelere "yanlışlıkla" gittiklerini ve teftişe başladıklarını bildirdiği, ardından bu 2 hastanenin de denetim görevinin kendisine verilmesini sağladığı iddia edildi. Savcılığa göre müfettişler, denetim yaptıkları hastanelerde resmi tutanak düzenlemeden sözlü uyarılarla işverenleri baskı altına aldı. Hastanelere eksikliklerin giderilmemesi halinde 45 ila 50 milyon TL idari para cezası, teşvik iptalleri ve hatta kapatma riskiyle karşı karşıya kalabilecekleri yönünde uyarılar yapıldığı öne sürüldü. İddianamede müfettişler adına iki hastane sahibiyle pazarlık yapan Selim E.’nin, "40-40-40 olmak üzere toplamda 120 bin istiyorlar. 40 bin müfettişin biri, 40 bin müfettişin biri ve 40 bin de komisyon için" dediği yer aldı. Şikayet sonrası polis takibe aldı Antalya Meydan Tıp Merkezi ile Çallı Meydan Hastanesi sahipleri H.U.’nun şikayeti üzerine Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’nca soruşturma başlatıldığı belirtildi. Soruşturma kapsamında Antalya Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Mali Suçlar Büro Amirliği ekiplerinin 3 Temmuz 2025 tarihinde Selim E.’nin gittiği Çallı Meydan Tıp Merkezi’ne gizli kamera yerleştirdiği kaydedildi. İddianameye göre Selim E., olay günü hastane sahibinin odasında 90 bin euroyu poşet içerisinde teslim aldı. İşletme müdürü V.D.’nin daha önceden seri numaraları alınmış 90 bin euroyu Selim E.’ye verirken, "Şu 30 bin komisyon, şu 30 bin, her biri 30 bin, Murat" dediği anların kayda yansıdığı belirtildi. Bu sırada aynı hastane içerisinde bulunan Başmüfettiş Murat Ayhan B.’yi arayan Selim E.’nin, "Üstadım şimdi Hidayet Bey’in yanına geldim, emanetinizi aldım. Ben ofise doğru geçiyorum" dediği, tüm bu anların polisin yerleştirdiği gizli kamerayla kayda alındığı ifade edildi. Hastaneden ayrılan Selim E.’ye aracına binmek istediği sırada Antalya İl Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Müdürlüğü ekiplerince suçüstü yapıldı. Selim E.’nin elindeki poşetten 90 bin euro çıktı. Selim E. ile İş Başmüfettişleri Erdoğan Ö. ve Murat Ayhan B. gözaltına alınarak, 4 Temmuz 2025’te tutuklandı. Duruşma başladı Rüşvet almaya teşebbüs iddiasıyla Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmaya başlayan tutuklu sanıklar Selim E., Erdoğan Ö. ve Murat Ayhan B. ile müştekiler H.U. ve V.D. ve taraf avukatlarının katıldığı duruşmada, sanık ve müşteki yakınları da hazır bulundu. "90 bin euro danışmanlık ve belge hazırlama ücretidir" Duruşmada ilk olarak sanık savunmaları dinlendi. Eski SGK İl Müdürü Selim E., 2008 yılından 2016 yılına kadar il müdürlüğü yaptığını, 2016 yılında görevinden istifa ederek aynı yıl iş hukuku ve sosyal güvenlik danışmanlığı alanında şirket kurduğunu anlattı. Suçlamaları kabul etmeyen Selim E., "Suçlamalara katılmıyorum. 1995 yılında Ankara’da SGK müfettişi olarak göreve başladım. 2008 yılına kadar başmüfettiş olarak görev yaptım. 2008 yılı Ocak ayında Antalya’ya il müdürü olarak atandım, 2016 yılı Nisan ayına kadar da müdürlük yaptım. Kendi isteğimle istifa ederek 2016 Nisan’da görevimden ayrıldım. 2016 Ekim ayında da şirketimi kurdum. Bahse konu iş yerine iş hukuku ve sosyal güvenlik danışmanlığı alanında 8 yıldır hizmet veriyoruz. Her yıl sözleşme yenilenmektedir. Yıllık sözleşmelerin bedeli sözleşmeyle belirlenmiştir, iş yeri teftişten geçerse ek ücret alınacağı da sözleşmede belirtilmiştir" dedi. "Bu para sunduğumuz danışmanlık ücretinin karşılığıdır" Çallı Tıp Merkezi yöneticilerinin teftiş öncesi kendilerinden destek istediğini öne süren Selim E., "Olaya gelecek olursak, Çallı Tıp Merkezi’nin müdürü V.D. iş yerimize gelerek, ‘SGK müfettişleri denetime gelebilir’ diyerek bizden yardım talep etti. Kim gelecek dediğimde Erdoğan Ö. olduğunu söyledi. Daha önce yaptığım görevlerimden dolayı müfettişlerin çoğunu tanırım. Erdoğan Ö.’yü 2008 yılından beri tanırım. Kendisine sorduğumda 2024-2025 yılları için iş haklarıyla ilgili denetim olacağını belirtti. Bunun üzerine V.D.’ye gerekli hazırlıkların yapılacağını söyledim. Bu işleri yapmak için 4 milyon TL artı KDV talepte bulundum, o da kabul ettiklerini söyledi" diye konuştu. Daha sonra ödeme şeklinin değiştirildiğini savunan Selim E., "Daha sonra V.D. beni aradı, ‘Yönetim Kurulu Başkanımız H.U. ile görüştüm, elden nakit ödeyelim, fatura istemiyoruz’ dedi. Ardından H.U.’nun kalp hastası olduğunu söyledi ve ‘Ne derse tamam deyin, gönlünü hoş tutun’ dedi. 3 Temmuz sabahı V.D. beni aradı, ‘Sizi H.U. ile ofise bekliyoruz’ dedi. Gittiğimde H.U. beni sürekli mobbingle baskı altına alarak telkinlerde bulundu. V.D. ise H.U.’nun söylediklerine aldırmamam yönünde kaş göz işareti yaptı. Beni baskı altına aldıkları için her şeye tamam dedim. Akabinde V.D., 90 bin euroyu bana teslim etti. Bu para sunduğumuz danışmanlık ücretinin karşılığıdır" ifadelerini kullandı. Selim E., 90 bin euronun içeriğine ilişkin de, "Sabit danışmanlık ücretimizi her ay alıyoruz. 2024 yılındaki hastane devrinden alacağımız mevcut. Ayrıca teftiş için belge hazırlama karşılığında aldığımız ücret 90 bin eurodur. Alacağımı almak için müfettişler para istiyor demedim. Müfettişlere müdahalem olmadı, varsa da Hidayet Bey’in baskısıyla WhatsApp üzerinden aradım. 4 milyon TL’yi ben talep ettim, onlar 90 bin euroda anlaşalım dediler, anlaşıldı. Eğer bu bir rüşvet parasıysa benim parayı kime götüreceğimin takibi yapılabilirdi. ‘Teftişte bir sıkıntı olmayacak’ şeklindeki sözüm de hazırladığımız belgeler doğrultusunda teftişte bir sorun olmayacağına dairdi" dedi. "Emanet" savunması: Biri fide, diğeri rakı açıklaması Telefon kayıtlarında geçen "emanet" ifadesine ilişkin de açıklama yapan Selim E., Erdoğan Ö.’nün kendisine daha önce böğürtlen fidesini nereden alabileceğini sorduğunu, bu nedenle bir tarım firmasından fide bulduğunu öne sürdü. Selim E., "Erdoğan Ö. için çalıştığım bir tarım firmasından böğürtlen fidesi buldum, bu nedenle ‘emanet’ dedim" diye konuştu. Murat Ayhan B. ile yaptığı görüşmeye ilişkin ise Selim E., "Murat Ayhan B., Saki marka rakının mor üzüm serisini bulamadığını söyledi. Saki Rakı’nın da danışmanlığını yapıyoruz. Saki Rakı’nın sahibiyle görüştüm, eşim iş yerlerine giderek bir koli rakı aldı. Emanet kelimesini bu konu için kullandım" savunmasını yaptı. "Görevimi yaparken suç işlemedim" Tutuklanmadan önce SGK İş Başmüfettişi olarak görev yapan Murat Ayhan B. ise 1993 yılından bu yana müfettiş ve başmüfettiş olarak çalıştığını söyledi. Murat Ayhan B., "2024 yılının sonunda, 2025 yılında yapılacak denetimlerin nasıl gerçekleştirileceği belirlendi. Biz de Erdoğan Ö. ile birlikte Antalya’ya görevlendirildik. İşimizi yaptığımız sırada gözaltına alındık. Tutuklanmamızdan sonra hastane denetimleri sona erdi, bahse konu iş yerinin denetimi yarıda kaldı. Mevzuata uygun olarak hareket ettim, görevimi yaparken suç işlemedim, kimseden menfaat temin etmedim, kimseyle herhangi bir anlaşma yapmadım, rüşvet anlaşması yapmadım, kesinlikle rüşvet almadım, almaya da teşvik etmedim" dedi. Kendisinin Selim E.’den herhangi bir para talep etmediğini savunan Murat Ayhan B., "Selim E. adlı kişiden para talep etmedim. Telefon kayıtlarından benim dışımda yapılan görüşmelerden savcılık aşamasında haberim oldu. Gerçeği yansıtmayan iddiaları kabul etmiyorum. 9 aydan beridir tutukluyum. Tutukluluğumun kaldırılmasını ve beraatimi talep ediyorum" diye konuştu. Tape kayıtlarında geçen "emanet" ifadesine ilişkin de açıklama yapan Murat Ayhan B., "Daha önce ‘emanet’ kelimesini duymadığımı ifade etmiştim. Bunun tarafı ben değilim. Ses kayıtlarından hastane sahiplerinin ‘ara’ dediği anlaşılıyor. Rakı konusunu parası karşılığında istemiştim. Emanet kelimesini duysam bile rakı konusunu anlardım" dedi. "Yargılanması gereken biz değil onlardır" Tutuklanmadan önce SGK İş Başmüfettişi olarak görev yapan Erdoğan Ö. ise, 40 yılı aşkın süredir görev yaptığını, rüşvet iddiasıyla ilgisinin bulunmadığını öne sürdü. Erdoğan Ö., "1985 yılından beri iş başmüfettişi olarak çalışıyorum. 40 yılı aşkındır görev yapıyorum. Herhangi bir soruşturma geçirmedim, adli sicilimde böyle bir kayıt yoktur. Bakanlık tarafından zaman zaman ihtiyaç duyulan yerlere görevlendiriliriz. Antalya iline de Murat Ayhan B. ile göreve geldik. Bu görevi yaparken sebebini bilmediğimiz bir şekilde özellikle Çallı Tıp Merkezi’nde denetim yapmaktayken gözaltına alındık" dedi. "Bir kez bile telefonla görüşmüş müyüz ama rüşvet istemişiz" Hastane sahibiyle yalnızca tanışma toplantısında görüştüğünü savunan Erdoğan Ö., "Yapmış olduğum denetimde H.U. ile tanışma toplantısı yaptık, onun dışında H.U. ile telefonla ya da yüz yüze görüşmem olmadı. Çallı Tıp Merkezi’ne denetime gittiğimizde H.U.’nun çalışma odasının yanındaki oda bize çalışma odası olarak verildi. Denetimlerde hastane müdürü V.D. yardımcı oldu. Müştekilerin ifadelerini okuduğumda, ifadeleri arasında çelişki olduğunu gördüm. Tamamen soruşturma aşamasında mahkemeyi yanıltıcı bilgiler içermektedir" diye konuştu. Soruşturma dosyasındaki tarihlere de değinen Erdoğan Ö., "2 Haziran 2025 tarihinde ben yurt dışındaydım, ailemle birlikte tatildeydim. 2 Haziran’da telefonum tamamen kapalıydı. 3 Haziran saat 15.30’da telefonu açtım. Dolayısıyla çelişkili ifadelerle yıllardır kamu görevi yapmış olan insanları heba etme çalışması içindeler. Biz orada birkaç gün çalıştık. Yan yana bulunan odalarımız vardı. Bir kez bile çay kahve içmek için yanımıza gelmişler mi, bir kez bile telefonla görüşmüş müyüz ama rüşvet istemişiz; bu hayatın olağan akışına aykırıdır. Kendilerinin ticari faaliyetleri sebebiyle 2 ticari erbabının alacak verecek ilişkisi kaynaklı biz kamu görevimizi yapmadık, yargılanması gereken biz değil onlardır. Tapelerde ve kayıtlarda gözüktüğü gibi Selim E. beni 11 kez aramıştır. Bu 11 aramanın 9’unu cevapsız bıraktım. Üzerime atılan suçu kabul etmiyorum, herhangi bir rüşvet talebim olmamıştır, beraatımı talep ediyorum. 90 bin euro para alındığını KOM Şube beni polis merkezine götürdüğünde avukatım huzurunda öğrendim. Benim alınan parayla herhangi bir ilişkim yoktur. Bu parayı kimden ne için aldığını bilmiyorum. Bizim adımızı kullanmış ve para talep etmiş olabilir, ancak bu konuyla bizim alakamız yoktur" dedi. "Emanet" ifadesi için fide açıklaması yaptı Kayıtlarda geçen "emanet" kelimesine ilişkin de açıklama yapan Erdoğan Ö., daha önce Selim E.’yi tanıdığı için böğürtlen fidesi talebinde bulunduğunu söyledi. Erdoğan Ö., "Daha önceden Selim’i tanıdığım, böğürtlen işiyle ilgilendiğini bildiğim ve daha önce de bana sebze fidesi gönderdiği için buraya geldiğimizde fide istedim. 28 Haziran’da beni B. Tarım adlı bir yere yönlendirdi. Cumartesi gidip fideleri aldım. Böğürtlen fidesi alamadım dedim, o da beni başka bir yere yönlendirdi fakat ben oraya gidene kadar kapanmıştı. Ben bunu Selim Bey&e bildirdiğimde kendisi temin edip uçakla gönderebileceğini söyledi. ‘Emanet’ kelimesini sadece fide olarak duymuştum" dedi. "120 bin euro istediklerini söylediler" Hastanenin genel müdür yardımcısı olduğunu belirten V.D. ise sürecin Antalya Meydan Tıp Merkezi’ne yapılacağı bildirilen denetim öncesinde başladığını anlattı. V.D., "Hastanenin genel müdür yardımcısıyım. 20 Mayıs günü Antalya Meydan Tıp Merkezi’nin işletme müdürünü arayarak, kendilerinin bir iş müfettişini arayarak denetim olacağını söyledi. 21 Mayıs’ta tekrar aranıp denetimin iptal olduğunu söylemişler. 22 Mayıs’ta Erdoğan Ö. Meydan Tıp Merkezi’ne gelip ‘Biz sizi denetleyeceğiz’ diyerek 4-5 gün sonra geleceklerini bildirdi" dedi. Denetim süreciyle ilgili danışmak amacıyla 2 Haziran’da Selim E.’nin yanına gittiğini söyleyen V.D., "Meydan’a müfettiş geldiğini, nelere dikkat etmemiz gerektiğini sordum. Selim Bey müfettişleri sordu. Sıdıka Hanım da müfettişin isminin Erdoğan olduğunu söyledi. Bunun üzerine Selim Bey, Erdoğan Ö.’yü arayarak, ‘Üstadım, Meydan Tıp Merkezi’ni siz mi denetliyorsunuz’ dedi. Erdoğan Bey’in numarasını WhatsApp’tan gönderdi, herhangi bir aksilik olursa bana bilgi verin dedi" diye konuştu. V.D., denetim sırasında yüksek para cezası tehdidinin dile getirildiğini öne sürerek, "Daha sonra denetimlerin Çallı’da devam edeceğini, müfettişlerle ters düşmemem gerektiğini, herhangi bir cezada 5-10 milyon bedel çıkacağını söyledi. 13 Haziran sabahı Erdoğan Ö. beni aradı, bana konum atarak kendilerini almamı istedi. Aldık, kendilerine çalışma ofisi gösterdik. Yağmurlama sisteminin olup olmadığını sordu, olmadığını, itfaiyeden gerekli raporu aldığımızı söyledim. O gün 5-6 çalışanın ifadelerini aldılar ve gittiler" dedi. "İki yol olduğunu söylediler 17 Haziran’da yapılan görüşmede ceza ihtimalinin daha açık şekilde dillendirildiğini savunan V.D., "Daha sonra 17 Haziran’da tekrar geldiler. Çalışma sürelerinin uzun olduğunu, çalışan maaşlarının TÜİK verilerine göre verilmediğini, bir laborantın TÜİK verilerine göre 80 bin TL maaş aldığını, buna göre işlem yapılırsa 40-50 milyon gibi bir ceza ortaya çıkacağını, sonra teftişe devam edeceklerini söylediler. Bunun için iki yol olduğunu söylediler. Birinci yolun, TÜİK verilerine göre işlem yapılırsa 40-50 milyon gibi bir ceza olacağını belirttiler. İkinci yol ise istediğimizi yaparsanız o şekilde devam edeceklerini söylediler. Yanlışlık yapabileceğimizi, yanlışlık varsa en kısa sürede düzelteceğimizi söyledim. Müfettişler bana tek yetkili olup olmadığımı sordu. Ben de tek yetkili olduğumu, ancak böyle bir kararı yönetime sormam gerektiğini söyledim. Bu konuşmalar geçerken Erdoğan Ö. ile muhatap oldum, Murat B. bey de yanındaydı" dedi. "Bunlar düpedüz rüşvet istiyor, suçüstü yakalatmak lazım" Yönetime bilgi verdiğinde tepkiyle karşılaştığını anlatan V.D., "Yönetime müfettişlerin taleplerini ilettiğimde, ‘Olur mu böyle bir şey, biz işçilerimizle sözleşme yapıyoruz, ona göre maaş veriyoruz, öyle bir şey olsa bizi uyarırlardı’ denildi. Bunun üzerine 18 Haziran’da Selim E.’yi aradım. Selim Bey 18 Haziran’da iş yerine geldi. Selim Bey, mesailerin uzun olduğunu, fazla mesai yönünde müfettişlerin beyanı bulunduğunu, 7 buçuk saatin dışında mesai bulunamayacağını söyledi. Sağlık sektöründe iş kanunu ve daha önceki mahkeme kararlarını gösterdim, bunu müfettişlerle görüşmesini istedim" diye konuştu. Ertesi gün Selim E.’nin kendisine bir tablo gösterdiğini söyleyen V.D., "Ertesi günü Selim beni arayarak, ‘5 dakikaya geliyorum’ dedi. Selim Bey geldiğinde Excel tablosu gösterdi. Müfettişlerin 50-60 milyon ceza çıkardıklarını, buna karşılık 40 komisyon, 40 bir müfettiş, 40 da diğer müfettiş için olmak üzere 120 bin Euro istediklerini söyledi. TL mi Euro mu diye sordum, Euro dedi. Bunun çok olduğunu, yönetimin kabul etmeyeceğini ama yine de yönetime ileteceğimi aktardım" dedi. Bu talebi H.U.’ya ilettiğinde "Bunlar düpedüz rüşvet istiyor, bu yapılır mı, yazıklar olsun, bunları suçüstü yakalatmak lazım" dediğini belirten V.D., ardından Başsavcılığa gidildiğini, 23 Haziran’da KOM Şube’ye gidilerek müfettişlerden şikayetçi olunduğunu söyledi. V.D., "25 Haziran’da polisler iş yerimize gelip ses ve görüntü cihazı yerleştirdi. Bu görüşmede polisler bizim pazarlık yapmamızı istedi. 26 Haziran’da Selim’i arayarak pazarlık yaptım, 30 bin euro verebileceğimizi, 10-10-10 şeklinde olabileceğini söyledim. Selim E. ise ‘Ben görüşeyim’ diyerek ofisten ayrıldı. 27 Haziran’da ise Selim E., 90 bin euroya ikna ettiğini, 40-40 şeklinde kendisi pay almadan anlaşmaya vardığını anlattı" diye konuştu. Paranın hazırlanma sürecine de değinen V.D., "Ben de bankadan kredi çekeceğimizi, raporun bitmesine yönelik parayı hazırlayacağımızı söyledim. 28 Haziran’da Selim E. beni WhatsApp’tan arayarak parayı peşin istediklerini, parayı almadan işe başlamayacaklarını söyledi. 1 Temmuz günü Erdoğan beni arayarak iş yerine geleceğini söyledi. Saat 14.30 gibi geldi, işi nasıl hızlandırırız onu konuştuk. 2 Temmuz günü Erdoğan Ö. ve Murat Ayhan B. işçilerin ifadesini alacaktı. 2 Temmuz’da Erdoğan Meydan’daki, Murat ise Çallı’daki işçilerin ifadesini aldı. Çallı’daki ifadeleri alırken Murat, şube müdürü S.K.’ya daha önceki ifadeleri yırttığını, yeniden ifade alacağını söyledi. O gün de 6-7 ifade alındı. 3 Temmuz günü rapor tamamlandı. Saat 11.00 gibi Selim geldi. Geldiği zaman parayı verdim. 30 bin komisyon, 30 bin Murat, 30 bin de Erdoğan’ın parası olmak üzere 90 bin euro para verdim. Emniyetten paranın poşetlenip 30-30-30 ayrı hazırlanması istendiği için ayrı hazırladım. Selim E., ‘Müfettişlerle ters düşmeyelim, her dediklerine tamam diyelim’ demişti. Şikayetçiyim" dedi. "Rüşvet olaylarını duyunca üzülüyordum, aynı şey başıma gelince bunu kendi üzerime borç bildim" Hastane yönetim kurulu başkanı müşteki H.U. ise ilk kez böyle bir olayla karşılaştığını belirterek, istenen para karşısında büyük şaşkınlık yaşadıklarını anlattı. H.U., "70 yaşında insanım, tansiyonum yüksek. İlk defa böyle bir şeyle karşılaştık. V.D., 120 bin euro istediklerini söyleyince şaşırdık kaldık. 120 bin euro para istiyorlar, vermezsek 40-50 milyon para ceza yazılacağını söylediler. Rüşvet olaylarını duyunca üzülüyordum, aynı şey başıma gelince bunu kendi üzerime borç bildim. Kardeşlerim de ‘Bize neye mal olacak olursa olsun bunun üzerine gidelim’ dedi" şeklinde konuştu. Başsavcılığa ve ardından emniyete giderek şikayetçi olduklarını belirten H.U., "Başsavcılığa gittim, daha sonra emniyete giderek şikayetçi olduk. Selim E., ‘Benim alakam yok’ dediği için ilk başta ondan şikayetçi olmadık. Şimdiki ifadelerine inanamadık. Daha sonra emniyete dilekçe verdik, ses ve görüntü kaydı için. Sonrasında Selim E.’nin de bu işin içinde olduğunu anladım. O nedenle tansiyonum inip çıktı" dedi. "Personelin maaşını döviz yaptırıp bunlara verdik" Maddi sıkışmışlık içinde olduklarını da vurgulayan H.U., "Bankalardan kredi alamadık, personelin maaşını verecektik o anda. Biz o kadar sıkıştık ki personelin parasını döviz yaptırıp bunlara verdik. Görüntü almamın amacı, müfettişlerin rüşvet istediğini kanıtlamaktı" ifadelerini kullandı.
07 Nisan 2026 Salı - 16:38
Antalya’da yılın serbest fotoğraf ödülü İHA’ya
Antalya Gazeteciler Cemiyeti (AGC) tarafından düzenlenen "2025 Yılı Antalya Basın Ödülleri" yarışmasında İhlas Haber Ajansı Antalya Bölge Müdürlüğü’nden Suat Metin, ’Yılın Fotoğrafı’ serbest kategorisinde ödüle layık görüldü. AGC 2025 Yılı Antalya Basın Ödülleri yarışmasında dereceye giren eserler belirlendi. Bir otelin toplantı salonunda bir araya gelen yarışma jürisi, 153 eserden 16’sını ödüle layık buldu. Yarışmada, İhlas Haber Ajansı (İHA) Muhabiri Suat Metin, Yılın Fotoğrafı serbest kategorisinde ‘Acıyı hisset’ adlı fotoğrafıyla ödül almaya layık görüldü.
06 Nisan 2026 Pazartesi - 12:20
Kepez’de şafak operasyonu: 11 adrese eş zamanlı baskın
Antalya’nın Kepez ilçesinde düzenlenen "Şafak07 Huzur-03" operasyonunda çok sayıda ruhsatsız silah ele geçirilirken, şüpheliler hakkında adli ve idari işlem başlatıldı. Antalya İl Emniyet Müdürlüğü birimleri tarafından kamu düzeni ve güvenliğinin sağlanması, suçların önlenmesi ve aydınlatılması amacıyla Kepez ilçesinde geniş çaplı operasyon gerçekleştirildi. Bu kapsamda 11 ayrı adrese yönelik, 22 ekip ve 75 personelin katılımıyla eş zamanlı düzenlenen "Şafak07 Huzur-03" operasyonunda çok sayıda silah ve mühimmat ele geçirildi. Yapılan aramalarda 7 adet ruhsatsız tabanca, 4 adet ruhsatsız pompalı tüfek, 25 adet tüfek kartuşu ve 54 adet mermi ele geçirildi. Operasyon kapsamında yakalanan şüpheli şahıslar hakkında adli ve idari işlem başlatıldığı bildirildi.
06 Nisan 2026 Pazartesi - 11:49
Çevreci Komşu Kart 10 yaşında
Antalya’da Muratpaşa Belediyesi’nin 10’uncu yılını tamamlayan sıfır atık projesi Çevreci Komşu Kart’ta mart ayının geri dönüşüm şampiyonu Konuksever Mahallesi oldu. 5 bin 660 kilogram atık toplayarak ilk sıraya yerleşen mahalleyi Yeşilbahçe ve Üçgen mahalleleri takip etti. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nca yürütülen "Sıfır Atık" projesinin temelini oluşturan Çevreci Komşu Kart, Muratpaşa Belediyesi tarafından Nisan 2016’da iki mahallede pilot uygulama olarak başlatıldı. Elde edilen başarının ardından proje kısa sürede tüm ilçeye yayıldı. Projenin başlamasından bu yana Muratpaşa kent sakinleri, 10 yılda 25 milyon 639 bin 646 kilogram atık karşılığında 13 milyon 49 bin 934 lira gelir elde etti. 63 bin kilogram atık karşılığı 79 bin lira kazanç Mart ayında cam, kağıt, plastik ve metalden oluşan 62 bin 971 kilogram ambalaj atığı ilçe sakinlerinin evlerinden toplandı. Atıklarını çöpe atmak yerine biriktiren Muratpaşalılar, bu sayede toplam 79 bin 179 lira gelir elde etti. Mart ayında geri dönüşüme en fazla katkı sağlayan mahalle sıralamasında da değişiklik yaşandı. 5 bin 660 kilogram atıkla Konuksever Mahallesi yeniden zirveye yükselirken, Yeşilbahçe Mahallesi 4 bin 842 kilogram atıkla ikinci sırada, Üçgen Mahallesi ise 3 bin 892 kilogram atıkla üçüncü sırada yer aldı.
06 Nisan 2026 Pazartesi - 11:32
ANFAŞ çalışanları Runtalya’da eğitime destek için koştu
Antalya’nın uluslararası marka organizasyonlarından biri haline gelen 21. Uluslararası Runtalya Maratonu, bu yıl da binlerce katılımcıyı aynı parkurda buluştururken, ANFAŞ Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi çalışanları anlamlı bir sosyal sorumluluk projesine imza attı. ANFAŞ ekibi, Türk Eğitim Vakfı’na (TEV) destek amacıyla maratonda yer alarak eğitime katkı sunmak için koştu. Gençlik ve Spor Bakanlığının himayesinde, Antalya Valiliğinin koordinasyonunda düzenlenen ve 82 ülkeden 10 binden fazla koşucunun katıldığı organizasyon; profesyonel sporcuları, amatörleri, kurumları, markaları ve sivil toplum kuruluşlarını bir araya getirdi. Antalya’nın spor turizmi vizyonuna katkı sunan maratonda, ANFAŞ çalışanlarının sosyal fayda odaklı katılımı dikkat çekti. Cam Piramit önünden başlayan yarışlarda, Antalya Valisi Hulusi Şahin ve kent protokolü de yer alırken, maraton, yarı maraton, 10 kilometre, 5 kilometre ve TeamRun kategorilerinde binlerce sporcu parkura çıktı. ANFAŞ çalışanları ise bu büyük organizasyonda yalnızca sportif bir etkinliğin parçası olmakla kalmayıp, eğitime destek mesajı vererek kurumsal sosyal sorumluluk anlayışını sahaya taşıdı. Renkli ve coşkulu görüntülere sahne olan etkinlikte, ANFAŞ ekibi, umut dolu yarınlar için attıkları her adımın gençlerin eğitim yolculuğuna katkı sunmasını hedeflediklerini ifade etti.
06 Nisan 2026 Pazartesi - 11:24
Suzan Teyze’nin adı Dede Korkut’ta kütüphaneye verildi
Antalya’da okul öncesi eğitimde kitap sevgisini yaygınlaştırmak ve çocukların hayal dünyasını zenginleştirmek amacıyla yürütülen projelere bir yenisi daha eklendi. Kepez ilçesinde bulunan Dede Korkut Anaokulu bünyesinde oluşturulan "Suzan Teyze Kütüphanesi" törenle hizmete açıldı. Antalya’da kitapla buluşmayı artırmaya yönelik çalışmalar kapsamında, Kepez ilçesindeki Dede Korkut Anaokulu’nda oluşturulan "Suzan Teyze Kütüphanesi" düzenlenen törenle hizmete girdi. Açılış programına Antalya İl Millî Eğitim Müdürü Mehmet Yasin Eriş, İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Fedai Yaman, Antalya İl Milli Eğitim Şube Müdürü Mehmet Özbal ve Sinan Soylu, Kepez İlçe Milli Eğitim Müdürü Kenan Yavuz, Dede Korkut Anaokulu Müdürü Fatma Süter, hayırsever iş insanı Eylül Ayça Karakuş ile öğretmenler, veliler ve öğrenciler katıldı. "Erkan yaşta kitapla tanışmak önemli" Programda konuşan İl Millî Eğitim Müdürü Mehmet Yasin Eriş, erken yaşta kitapla tanışmanın çocukların gelişiminde belirleyici rol oynadığına dikkat çekerek, okul öncesi dönemde kazanılan okuma alışkanlığının bireyin tüm eğitim hayatını şekillendirdiğini dile getirdi. Eriş, çocukların kitap aracılığıyla merak duygusunu geliştirdiğini, hayal gücünü beslediğini ve öğrenme süreçlerine daha aktif katılım sağladığını vurguladı. "Eğitim yatırımları sürüyor" Kepez İlçe Milli Eğitim Müdürü Kenan Yavuz ise ilçede okul öncesi eğitimin güçlendirilmesine yönelik çalışmaların artarak sürdüğünü vurguladı. Bu tür projelerin çocukların akademik gelişiminin yanı sıra sosyal ve duygusal gelişimlerine de katkı sunduğunu kaydetti. "Kütüphane bir yaşam alanı olacak" Dede Korkut Anaokulu Müdürü Fatma Süter de kütüphanenin hazırlanma sürecine ilişkin bilgi vererek, öğrencilerin yaş gruplarına uygun, nitelikli eserlerle buluşturulduğunu söyledi. Süter, "Suzan Teyze Kütüphanesi"nin çocuklar için sadece bir okuma alanı değil, aynı zamanda keşfetme ve öğrenme merkezi olacağını dile getirdi. "Annemin adını yaşatmak istedim" Projeye katkı sağlayan hayırsever Eylül Ayça Karakuş, kütüphanenin anlamına ilişkin yaptığı açıklamada, bu çalışmanın kendisi için ayrı bir manevi değer taşıdığını belirtti. Karakuş, kütüphaneyi hayatını kaybeden annesinin adını yaşatmak amacıyla hayata geçirdiğini belirterek, "Bu kütüphane benim için çok özel. Annemin adını çocukların kalbinde ve zihinlerinde yaşatmak istedim. Kitaplarla büyüyen her çocuk, aslında geleceğe bırakılan en kıymetli mirastır. Eğer bir çocuğun hayatına dokunabiliyorsak, bu her şeyden daha değerli" ifadelerine yer verdi. Konuşmaların ardından kurdele kesimi gerçekleştirilerek kütüphanenin açılışı yapıldı. Öğrenciler, yeni kütüphanede yer alan kitapları inceleyerek ilk okuma etkinliklerini gerçekleştirdi.
06 Nisan 2026 Pazartesi - 10:47
Manavgat Belediyesinden nehir ağzında temizlik çalışması
Manavgat Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü ekipleri, Manavgat Nehri’nin denize döküldüğü bölgede detaylı temizlik çalışması başlattı. İlçenin doğal yaşam açısından önem taşıyan noktalarından biri olan bölgede yürütülen çalışmalarda, çevreye rastgele bırakılan evsel atıklar, plastik atıklar, molozlar ve çeşitli hacimli çöpler ekipler tarafından alandan kaldırılmaya başlandı. Çalışmalar kapsamında bölgenin daha temiz ve düzenli hale getirilmesi için sahada kapsamlı bir temizlik programı uygulandığı bildirildi. Kentin önemli doğal alanlarından biri olan nehir ağzı, sahip olduğu ekolojik özelliklerin yanı sıra Antalya’da en fazla kuş türünün gözlemlendiği bölgeler arasında yer alıyor. Bu özelliğiyle hem doğal yaşam hem de doğa gözlemciliği açısından büyük önem taşıyan alanda yürütülen temizlik çalışmalarıyla, çevresel kirliliğin azaltılması ve habitatın korunması amaçlanıyor. Çiçek’ten doğal yaşam vurgusu Konuya ilişkin bir değerlendirmede bulunan Manavgat Belediye Başkan Vekili Av. Mehmet Çiçek, "Manavgat Nehri’nin denizle buluştuğu bu özel alan, yalnızca doğal güzelliğiyle değil, barındırdığı zengin biyolojik çeşitlilikle de kentimiz için büyük bir değer taşıyor. Özellikle çok sayıda kuş türüne ev sahipliği yapan bu bölgede çevre kirliliğinin önüne geçmek, doğal yaşamı koruma sorumluluğumuzun bir parçasıdır. Gerçekleştirdiğimiz bu kapsamlı temizlikle, bir yandan bölgede biriken atıkları ortadan kaldırırken, diğer yandan ekosistemin sağlıklı bir şekilde devamlılığını sağlamayı hedefliyoruz. Çevreye duyarlı, sürdürülebilir bir kent anlayışıyla çalışmalarımızı aralıksız sürdürecek; bu değerli alanı hep birlikte korumaya devam edeceğiz. Vatandaşlarımızın da aynı hassasiyeti göstermesi, yürüttüğümüz çalışmaların kalıcı olması açısından büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı. Manavgat Belediyesi ekipleri, söz konusu bölgede yürütülen temizlik çalışmalarını kısa sürede tamamlamayı hedefliyor. Belediye yetkilileri, çevreye duyarlı hizmet anlayışı doğrultusunda benzer çalışmaların aralıksız sürdürüleceğini belirterek, vatandaşları da çevre temizliği konusunda daha hassas olmaya davet etti.
06 Nisan 2026 Pazartesi - 10:36
Polis otosuna çarpıp patlamış lastiklerle kaçtı, park halinde bulundu
Antalya’da polis otosu ile çarpıştıktan sonra patlak lastiklerle olay yerinden kaçan araç, bir sokakta terk edilmiş olarak bulundu. Kepez ilçesi Baraj Mahallesi Kırçiçeği Caddesi üzerinde dün gece saatlerinde meydana gelen olayda, cadde üzerinde seyir halindeki Kepez İlçe Emniyet Müdürlüğü Devriye Ekipler Amirliği’nde görevli memurların bulunduğu resmi ekip otosu 5844 Sokak kesişiminde 07 AC 0699 plakalı hafif ticari araçla çarpıştı. Çarpmanın etkisiyle polis otosu yol kenarına savrulurken, sürücüsü henüz belirlenemeyen araç patlayan lastiklerine rağmen olay yerinden kaçtı. Kaza yapan ekibin telsizden anons etmesi üzerine kaza yerine çok sayıda polis ekibi sevk edilirken, kaçan aracın yakalanması için çalışma başlatıldı. Kaçan aracı bekçiler park halinde buldu Polis otosunda bulunan görevli memurlar kazayı küçük sıyrıklarla atlatırken, olay sonrası kaçan hafif ticari araç ise Çarşı ve Mahalle Bekçileri tarafından Habipler Mahallesi 5602 Sokak üzerinde bir apartmanın yanında park halinde bulundu. Polis ekiplerinin telefonla ulaştıkları ruhsat sahibi ise aracın oğlunda olduğunu ve olaydan haberi olmadığını, birlikte polis merkezine gideceklerini söylediği öğrenildi.
06 Nisan 2026 Pazartesi - 10:14
Emekli Emniyet Müdürü Akif Aktuğ: "Bir şey olmak değil, bir şey yapmak önemli"
Kepez Kitap Fuarı’nda düzenlenen söyleşide Emekli Emniyet Müdürü ve yazar Akif Aktuğ, hayat tecrübeleri üzerinden önemli mesajlar verdi. "Bir şey olmak mı, bir şey yapmak mı?" sorusu etrafında şekillenen söyleşide Aktuğ, topluma yönelik ders niteliğinde değerlendirmelerde bulundu. Kepez Belediyesi’nin düzenlediği Kepez Kitap Fuarı birbirinden kıymetli konukları ağırladı. Kepez Kitap Fuarı’nın söyleşi konuğu Emekli Emniyet Müdürü ve yazar Akif Aktuğ, "Bir Şey Yapmak mı, Bir Şey Olmak mı?" başlıklı konuşmasında hayat hikayesinden yola çıkarak toplumsal sorunlara, etik değerlere ve bireysel amaçlara dair dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Söyleşiye, yaşam öyküsünü anlatarak başlayan Aktuğ, kaleme aldığı "Sistemin Umutlu Çocuğu S.Ç.U. ve Merkez 45 30 Cinayet Hikayeleri" adlı kitapları hakkında bilgi aktardı. Türkiye’de biyografi türünün çok fazla okunmadığını ancak Avrupa’da bu alana yoğun ilgi olduğunu ifade eden Aktuğ, kendisini bir "yazar" olarak tanımlamadığını, yaşadıklarını dostlarıyla paylaştığını söyledi. Konuşmasında etik ve adalet kavramlarına değinen Aktuğ, hayatta yapılan hatalara verilen tepkilerin kişiye göre değiştiğini ifade etti. Aktuğ, "Bazen iş yerlerinde bir kişinin yaptığı hataya acımasız davranırken, vazgeçemeyeceğimiz bir çalışanın hatasını görmezden gelebiliyoruz. Böyle bir ortamda etik ve kurum kültüründen söz etmek zorlaşıyor" diye konuştu. Gerçek cinayet hikayelerinden örnekler vererek konuşmasını sürdüren Aktuğ, suçun yalnızca bireysel değil, yapısal bir sorun olduğuna dikkat çekti. "Sorun katilde değil, sistemde" diyen Aktuğ, Öğretmen Fatma Nur Çelik cinayetini hatırlatarak bu tür olayların toplumsal boyutuna vurgu yaptı. Atlas ve Narin adlı çocukların ölümlerinin günlerce gündemde kaldığını belirten Aktuğ, bu tür olayların nedenlerinin doğru analiz edilmesi halinde benzer acıların önlenebileceğini söyledi. Toplumun genellikle "katil kim?" sorusuna odaklandığını ifade eden Aktuğ, Şule Çet, Emine Bulut, Ayşe Paşalı ve Başak Cengiz gibi isimleri hatırlatarak, "Sayı arttıkça umut eksiliyor" dedi. Sorunların çözümü için farklı bir bakış açısına ihtiyaç olduğunu dile getiren Aktuğ, Albert Einstein’ın "Aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar bekleyemezsiniz" sözünü hatırlattı ve suçun işlenmesini engelleyecek önleyici yaklaşımların geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Norveç’te Anders Breivik’in sahilde 74 kişinin ölümüne neden olduğu saldırıya da değinen Aktuğ, dönemin Norveç Başbakanı Jens Stoltenberg’in, "Bu çocuğu biz doğurduk, biz büyüttük, suçlu biziz" sözlerini aktararak toplumsal sorumluluğa dikkat çekti. Sağlığın korunması gibi, toplumsal sorunların da oluşmadan önlenmesi gerektiğini belirten Aktuğ, salonda dinleyiciler arasında yer alan Akdeniz Üniversitesi Tazelenme Üniversitesi öğrencilerine hitaben, aktif yaşlanmanın önemine değindi. Konuşmasının ana temasını oluşturan "Bir şey olmak mı, bir şey yapmak mı?" sorusuna da değinen Aktuğ, "Bir şey olmayı bir hastalık olarak görüyorum" dedi. İnsanların makam ve unvan peşinde koştuğunu, bir koltuğa ulaştıklarında ise daha üstünü hedeflediklerini ifade eden Aktuğ, asıl önemli olanın sistemdeki boşluğu doldurabilmek olduğunu söyledi. Hayatta amaç ve araç dengesinin önemine dikkat çeken Aktuğ, insanların mutluluğu araçlarda aradığını ancak bunun sürdürülebilir olmadığını belirtti. "İyi bir araba, daha büyük bir ev istiyoruz. Ama araçlar mükemmelleştikçe amaçtan uzaklaşıyoruz. Sonra da ‘Her şeyim var ama neden mutlu değilim?’ diye soruyoruz. Bu soruyu araca değil, amaca sormalıyız" dedi. Günlük hayattaki stres ve tartışmalara da değinen Aktuğ, trafikte yaşanan bir gerginlik örneğini anlatarak, "Bazen sadece yönünüzü değiştirin" önerisinde bulundu. Konuşmasının sonunda suçun bireylerden ziyade toplum tarafından üretildiğini vurgulayan Aktuğ, bu nedenle çözümün de toplumsal farkındalık ve sistemsel değişimden geçtiğini ifade etti.
06 Nisan 2026 Pazartesi - 09:49
ANTGİAD Runtalya’da otizm farkındalığı için koştu
Antalya Genç İş İnsanları Derneği (ANTGİAD), bu yıl 21’incisi düzenlenen Runtalya Maratonu’na katılarak, Nisan ayı Otizm Farkındalık Ayı kapsamında anlamlı bir sosyal sorumluluk projesine imza attı. ANTGİAD üyeleri, Tohum Otizm Vakfı adına koşarak otizmli bireylerin toplumsal hayatta daha görünür olması ve farkındalığın artırılması için güçlü bir mesaj verdi. ANTGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Yavaş, maraton sonrasında yaptığı açıklamada, iş dünyasının rolüne dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: "Biz iş insanları olarak üretmek, yatırım yapmak ve ekonomik değer oluşturmakla sorumluyuz. Aynı zamanda toplumsal farkındalığı büyütmek, duyarlılığı artırmak ve sosyal sorumluluk alanlarında aktif rol almak gibi önemli bir sorumluluğumuz da var, bunun bilincindeyiz." "Bu koşu bir spor etkinliğinden daha fazlası" Runtalya Maratonu’na katılımlarının özel bir anlam taşıdığını vurgulayan Yavaş, bu organizasyonun sosyal boyutuna dikkat çekti: "Bugün burada attığımız her adım, aslında bir farkındalık adımıdır. Bu koşu, bir spor etkinliği olmasının yanı sıra, otizmli bireylerin hayatına dokunma, onları daha görünür kılma ve toplum olarak daha kapsayıcı bir bakış açısı geliştirme çağrısıdır." "Her bireyin eşit ve onurlu yaşam hakkı var" Otizmli bireylerin toplumda eşit şekilde yer almasının önemine değinen Yavaş, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Otizm bir eksiklik değil, farklılıktır. Bu farklılığı anlamak, kabul etmek ve hayatın doğal bir parçası olarak görmek hepimizin sorumluluğudur. Her bireyin toplumsal yaşamda eşit, görünür ve onurlu bir şekilde yer alma hakkı vardır." ANTGİAD olarak sosyal sorumluluğu kurumsal bir refleks haline getirmeyi önemsediklerini ifade eden Yavaş, bu tür projelerin artarak devam edeceğini belirterek, "ANTGİAD olarak bizler; sadece iş dünyasında değil, toplumsal hayatta da değer üreten bir anlayışla hareket ediyoruz. Bugün burada attığımız bu adım, bu anlayışın somut bir yansımasıdır. Bundan sonra da topluma dokunan, farkındalık oluşturan ve sosyal fayda üreten projelerde aktif şekilde yer almaya devam edeceğiz" dedi.
06 Nisan 2026 Pazartesi - 09:42
Elindeki pompalı tüfekle belediye binasına ateş açtı
Antalya’nın Serik ilçesinde bir kişi elindeki pompalı tüfekle Serik Belediyesine 5 el ateş açtı. Kaçan şüpheli şahıs yakalanarak gözaltına alındı.
05 Nisan 2026 Pazar - 23:41
Otomobil şarampole yuvarlandı: 3 yaralı
Antalya’da kontrolden çıkan otomobilin şarampole yuvarlanması sonucu meydana gelen kazada 3 kişi yaralandı. Kaza, saat 18.30 sıralarında Akseki-Seydişehir karayolu üzerinde, Konya il sınırı yakınlarında meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, Akseki istikametinden Seydişehir yönüne seyir halinde olan Halil K. (55) idaresindeki 07 LNB 95 plakalı otomobil, sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu yoldan çıkarak sağ taraftaki şarampole uçtu. Takla atan araç, kayalık alanda ters şekilde durabildi. İhbar üzerine olay yerine sağlık, itfaiye, Akseki Bölge Trafik ve jandarma ekipleri sevk edildi. Kazada sürücü Halil K. ile araçta bulunan Selma K. (50) ve Yiğit E.K. (13) yaralandı. Yaralılar, olay yerinde yapılan ilk müdahalenin ardından ambulanslarla Seydişehir Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı. Kazayla ilgili inceleme başlatıldığı bildirildi.
05 Nisan 2026 Pazar - 20:09
Sami Uğurlu: "Atılan 3 gol bizim için gayet iyiydi"
Antalyaspor Teknik Direkörü Sami Uğurlu, Eyüpspor’a karşı aldıkları galibiyetin ardından kazanmaları gereken bir maçı kazandıklarını ifade ederek, "İkinci yarı oyuna da fena başlamadık aslında. Daha sonrasında rakibin 10 kişi kalması sonrasında da atılan 3 gol bizim için gayet iyiydi" dedi. Trendyol Süper Lig’in 28. haftasında Antalyaspor sahasında karşılaştığı Eyüpspor’u 3-0 mağlup etti. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamada bulunan Antalyaspor Teknik Direktörü Sami Uğurlu, "Maçın 90 dakikasını değerlendirdiğimizde ilk yarı ve ikinci yarı birbirinden farklı 45 dakika oynadığımızı söyleyebilirim. Puanların, puan tablosunun, rakibe bakınca çok stresli bir maç olacağını tahmin ediyorduk. Bazı maçlarda futboldan daha çok skor beklemek zorundasınız. Bugün de o maçlardan bir tanesiydi. Çok mücadele etmek gerekiyordu. İyi futbol özellikle rakip 10 kişi kaldıktan sonra daha rahat oynadığımızı söyleyebilirim. Ancak ilk 45 dakika bizim istediğimiz bir oyun olmadı. Bu süreçte maç biraz daha gelgitli oldu. İkinci yarı oyuna da fena başlamadık aslında. Daha sonrasında rakibin 10 kişi kalması sonrasında da atılan 3 gol bizim için gayet iyiydi. Kazanılması gereken bir maçta kazandık. Ligin bitmesine daha 6 hafta var. Çok zor maçlar var. Kazanmamız gereken maçlar var. Deplasman maçlarımız zor, içerideki maçlarımızı kazanmamız gerekiyor. Finalle girdik, son 6 maç. Son 6 maçı da yüzde yüzümüz ile oynamamız gerekiyor" şeklinde konuştu.
05 Nisan 2026 Pazar - 20:04
Atila Gerin: "Biz her maç 12-13 kişiyle karşı oynuyoruz"
Eyüpspor Teknik Direktörü Atila Gerin, Antalyaspor’a karşı aldıkları mağlubiyetin arından hakem hatalarına değinerek, her hafta kendilerinin 12-13 kişiye karşı oynadıklarını ifade etti. Trendyol Süper Lig’in 28. haftasında Eyüpspor sahasında Antalyaspor’a 3-0 mağlup oldu. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamada bulunan Eyüpspor Teknik Direktörü Atila Gerin, "Maç 11’e 11 giderken iyi gidiyorduk. Antalyaspor kendi seyircisi önünde kendinden alt sıradaki bir takımdan alacağı bir 3 puanla kendisini yukarıya taşımanın motivasyonu ile oynuyordu. Bunların hepsini biliyorduk. 11’e 11 giderken istediğimiz planlamada gidebiliyorduk. Bu sırada ciddi pozisyonlarımız var. Kırmızı karttan sonrasında oyun koptu. Ben oyun gücüne inanan bir teknik adam olduğum için eleştirmek adına bir şeyler yapmak için çaba sarf ediyorum. Kulüp olarak akıntıya karşı kürek çekiyorduk. Bir daha sırtına binilmesine anlam veremiyorum. Sahada her şey oynansın ve kazanılsın. Güçsüzün üzerinden geçilmenin normal olduğu bir ortam olmasın. Maç 3-0 olunca insanlar çok kolay geçti olarak algılıyor. Akşam derbi var bu konular manşet olmayacak. ’Eyüpspor’un üzerinden geçsen ne olur geçmesen ne olur’ diye düşündükleri için bu şekilde oluyor. Keşke en alttaki Eyüpspor da güçlü kalabilse ve hakkı yenmese. Bir tek ben bunu kendim için istemiyorum. Antalya devasa bir şehir bizim yüz akımız, gururumuz dünyada. Biz Antalyaspor’un bu seyirci ile Avrupalara oynamasından gurur duyarız. Ama bunlar Eyüpspor’un sırtından olmasın. Biz her maç 12-13 kişiyle karşı oynuyoruz" şeklinde konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder