Yerel Haberler
Antalya
15 Mayıs 2026 Cuma - 13:32 Alacak-verecek kavgasında öldürülen adamın oğlu konuştu: "Borç babamın değildi, suçsuz yere hunharca katledildi" Antalya’da çıkan bıçaklı kavgada hayatını kaybeden 64 yaşındaki şahsın oğlu, babasının olaydaki alacak-verecek meselesiyle ilgisinin bulunmadığını belirterek, "Babam iş yeri sahibi B.D.’nin teyze çocuğuydu. Sadece bu yüzden hedef oldu" dedi. Şahsın cenazesi, defnedilmek üzere İzmir’e götürüldü. Olay, saat 20.15 sıralarında Kepez ilçesi Menderes Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Sebahattin Küpeli (64) ile B.T. arasında çıkan tartışma kısa sürede büyüyerek kavgaya dönüştü. Kavga sırasında B.T., yanındaki bıçakla Sebahattin Küpeli’yi boyun ve sırt kısmından yaraladı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Ağır yaralanan Küpeli, kaldırıldığı hastanede doktorların tüm müdahalelerine rağmen hayatını kaybetti. Kavga sırasında yaralanan şüpheli B.T. ise Antalya Şehir Hastanesi’ndeki tedavisinin ardından polis ekiplerince gözaltına alındı. "Babamın olaydaki borç meselesiyle ilgisi yoktu" İzmir’de yaşadığını belirten Sebahattin Küpeli’nin oğlu, olayın iş yerindeki alacak-verecek meselesi nedeniyle yaşandığını ancak babasının bu konuyla ilgisinin bulunmadığını söyledi. Babasının iş yeri sahibi B.D.’nin teyze çocuğu olduğunu belirten Küpeli, "Babam yaklaşık 15 gün önce çalışmak için Antalya’ya geldi. Emekli bir insandı. Sadece kurbanlık işi için kısa süreli çalışıyordu. Şüpheli, iş yerindeki alacak-verecek meselesi nedeniyle babamdan para istemiş. Babamın bu olayla hiçbir ilgisi yoktu" dedi. "Babamı sırtından, boynundan ve karnından bıçaklamış" Babasıyla kimsenin husumeti olmadığını ifade eden Küpeli, "Babamı tanıyan herkes onun ne kadar temiz bir insan olduğunu bilir. Karakolluk olmuşluğu, herhangi bir davası yoktu. Babamı hunharca katletti. Sırtından, boynundan ve karnından bıçaklayıp bırakmış. Bu vahşi bir cinayet. Bunun peşini bırakmayacağım. Olayı gerçekleştiren kişinin en ağır cezayı almasını istiyorum" diye konuştu. Hayatını kaybeden Sebahattin Küpeli’nin cenazesinin işlemlerin ardından defnedilmek üzere İzmir’e götürüldüğü öğrenildi.
15 Mayıs 2026 Cuma - 13:01 Akdeniz Üniversitesi Hastanesi yeni inşaatı yüzde 30 tamamlandı Akdeniz Üniversitesi Hastanesi yeni binasında inşaat çalışmaları hız kesmeden devam ediyor. C bloğun yükseldiği inşaatın yüzde 30’u tamamlandı. İnşaat alanını ziyaret eden Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, hastanenin tamamlandığında Türkiye’nin en büyük üniversite hastanesi olacağını vurguladı. Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan yapımı devam eden Akdeniz Üniversitesi Hastanesi inşaat alanını ziyaret ederek İnşaat Koordinatörü Ozan Öz’den bilgi aldı. Rektör Prof. Dr. Özkan’a, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şükrü Özen, Genel Sekreter Dr. Ali Evren İmre, Hastane Başhekimi Prof. Dr. Yıldıray Çete, başhekim yardımcıları eşlik etti. Rektör Özkan ve beraberindeki heyet inşaatı detaylıca inceleyip çalışanlarla sohbet etti. Burası bir referans hastanesi Ziyarete ilişkin konuşan Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, "900 yataklı yeni hastanemizi umuyorum 2026 sonu, 2027 başı gibi yüklenici firmamızdan devralmayı planlıyoruz. Burası bir referans hastanesi. Onkolojiden, organ nakline birçok hastalık için Türkiye’nin dört bir yanından hatta dünyadan hasta kabul eden bir merkeziz. Bununla gurur duyuyoruz" dedi. Yaklaşık yüzde 30’una yakını tamamlandı Yoğun talep karşısında kapasitenin yetmediğini vurgulayan Rektör Prof. Dr. Özkan, "Yatak kapasitemiz ihtiyaçlarımızı karşılamıyordu. Ve bu anlamda da 900 yataklı hastane bize can suyu gibi gelecek. Özellikle de 400 yataklı yeni yoğun bakım ek servisiyle de hakikaten bizi çok rahatlatacak" diye konuştu. İnşaat çalışmalarının hızla devam ettiğini anlatan Prof. Dr. Özlenen Özkan, "Yüklenici firmamızdan inşaatın yaklaşık yüzde 30’una yakınının bittiği bilgisini aldık. Umuyorum bundan sonra çok daha hızlı geçecek çünkü ifade ettikleri gibi herhalde en zor kısmı bu kısımdı; bundan sonra daha hızlı ilerleyeceğini umut ediyoruz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dan aldığımız destekle de daha güçlü, daha hızlı bir şekilde hastanemizi yıl sonunda devralmayı planlıyoruz" şeklinde konuştu. En büyük üniversite hastanesi olacağız Yeni hastane ile birlikte hastanenin yatak kapasitesinin 2 bin 200 olacağını söyleyen Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, "Türkiye’nin en büyük üniversite hastanesi olacağız bitiminde. Antalya ikinci derece deprem bölgesi. Depremle ilgili de birçok tecrübemiz var. Bu bina da depreme dayanıklı, birçok izolatörümüz var. Ve onun yanında da hem bir aşağıda otoparkı hem de yine bir sığınma alanı olarak planladık. İnşallah böyle bir şeye ihtiyaç olmaz ama burası şehrin kalbi. Bu anlamda trafik açısından da büyük bir otopark ve trafik sıkıntısı yaşıyorduk. Hastanenin altındaki otopark ile birlikte bu açıdan da bir rahatlama olacağını umuyoruz" ifadelerini kullandı. Betonarmesinin yüzde 50’si tamamlandı İnşaat Koordinatörü Ozan Öz ise, "Şu anda inşaatın toplam metrekaresinin yüzde 30’u tamamlandı. Betonarmesinin de yüzde 50’si tamamlandı. Bizim hedefimiz ileriki bir ay, iki ay içinde daha hızlı bir şekilde bu rakamları yükseltmek. 2026 sonu, 2027 ilk çeyreğine teslim etmeyi planlıyoruz" dedi. 8 şiddetinde depreme dayanıklı olacak İnşaat Koordinatörü Medeni Peker ise, "Binamızda yaklaşık 480 araçlık kapalı otoparkımız var. 380’e yakın sismik izolatörümüz var. Yani inşaatla ilgili bizim ilerleme programımızda herhangi bir gecikme olmadığı müddetçe inşallah yıl sonu itibarıyla da hizmete açmayı hedefliyoruz. Antalya’da 7.5, 8, 8.5’a şiddetinde olacak bir depremde herhangi bir aksilik yaşamayacak hastanemiz" şeklinde konuştu. Rektör Özkan ve beraberindekiler, yeni hastane binasını inşaatını gezdikten sonra yangından etkilenerek tadilata alınan B Blok inşaat alanını da gezdi. Bina hakkında bilgiler alan heyet çalışanlara kolaylıklar diledi.
15 Mayıs 2026 Cuma - 12:58 Kayıp Sedanur’dan bin 268 gündür haber yok Antalya’nın Gazipaşa ilçesinde 24 Kasım 2022 tarihinde kaybolan Seda Nur Uludağ’dan bin 268 gündür haber alınamazken, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan yeni bir birimin faili meçhul dosyaları yeniden incelemeye alması aileye ve kamuoyuna umut oldu. 21 yaşındaki Seda Nur Uludağ, kaybolduğu gün ehliyet kursundaki direksiyon dersine gitmek üzere evden ayrıldı ancak bir daha kendisinden haber alınamadı. Aradan geçen yaklaşık 3,5 yıla rağmen genç kızın akıbetine ilişkin yürütülen soruşturmada somut bir sonuca ulaşılamadı. Son görüntüleri Koru sahilinde ortaya çıkmıştı Soruşturma kapsamında yapılan incelemelerde, Uludağ’ın son olarak Gazipaşa’nın Koru Mahallesi sahil şeridinde elinde şemsiyeyle tek başına yürüdüğü anların güvenlik kameralarına yansıdığı tespit edildi. Teknik incelemeler sonucunda genç kızın cep telefonundan alınan son sinyalin aynı gün saat 16.00 sıralarında Koru Mahallesi Fener Tepesi Poyraz mevkisinden geldiği belirlendi. Arama çalışmalarından sonuç çıkmadı Kayıp ihbarının ardından bölgede geniş çaplı arama çalışmaları başlatıldı. AFAD, Jandarma Arama Kurtarma (JAK), deniz polisi ve uzman ekipler tarafından karadan, havadan ve denizden sürdürülen operasyonlarda kadavra köpekleri de kullanıldı. Ancak yapılan tüm çalışmalara rağmen genç kıza ait herhangi bir iz bulunamadı. Bakanlığın yeni birimi umut oldu Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan "Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı"nın toplum vicdanını etkileyen olayları yeniden değerlendirme kapsamına alması aile için umut oldu. Türkiye genelinde 75 ilde toplam 638 dosyanın yeniden inceleneceği çalışma kapsamında Seda Nur Uludağ dosyasının da ele alınması bekleniyor. Ailenin tek isteği bir iz bulunması Yıllardır kızlarından gelecek bir haberi bekleyen aile yakınları, dosyanın uzman ekipler tarafından ayrıntılı şekilde incelenmesini istediklerini belirtti. Aile, olayın üzerindeki sis perdesinin aralanmasını beklerken, yetkililer soruşturmanın tüm ihtimaller değerlendirilerek titizlikle sürdürüldüğünü bildirdi.
Antalya Ticaret Borsası Ekim ayı hal endeksi açıklandı
02 Kasım 2025 Pazar - 10:58 Antalya Ticaret Borsası Ekim ayı hal endeksi açıklandı Antalya hallerinde işlem gören domates, meyve ve sebze işlem miktar ve fiyatlarına ait endeks değerleri, 2025 Ekim ayında sebze fiyat endeksi yıllık olarak yüzde 10,49 oranında azalırken, meyve işlem fiyat endeksi yüzde 6,10 artış gösterdi Antalya Ticaret Borsası Ekim ayında Antalya hallerinde işlem gören domates, meyve ve sebze işlem miktar ve fiyatlarına ait endekslerini açıkladı. Ekim ayında miktar endeksleri domateste 18, meyvede 46 ve sebzede 27, fiyat endeksleri ise domateste 2624, meyvede 3429 ve sebzede 2221 olarak gerçekleşti. Miktar endeksi değişimleri, aylık olarak domateste yüzde 50,71, meyvede yüzde 6,14 ve sebzede yüzde 57,32 arttı. Yıllık olarak sebzede yüzde 15,49 artarken, domateste yüzde -9,42, meyvede ise yüzde -5,57 azaldı. Yıllık miktar endekslerindeki değişim, domates ve meyve miktar endeksinde ortalama civarında, sebze miktar endeksinde ise rekor artışla gerçekleşti. Yıllık fiyat endekslerindeki değişim, meyve fiyat endeksinde ortalama üstü, domates ve sebze fiyat endeksinde ise ortalamanın altında gerçekleşti. Ekim ayında domates fiyat endeksi ise yıllık olarak yüzde -8,44 azalırken, bu azalış miktardaki yüzde -9,42 azalışa rağmen gerçekleşti. Meyve fiyat endeksi yıllık olarak yüzde 51,88 arttarken, aynı dönemde meyvenin yıllık işlem miktarı yüzde -5,57 azaldı. Bu durum fiyat endeksindeki yükselişte etkili oldu. Sebzedeki fiyat endeksi yıllık olarak yüzde -10,49 azaldı. Aynı dönemde sebzenin yıllık işlem miktarı yüzde 15,49 oranında artış gösterirken, bu durum fiyat endeksindeki düşüşte etkili oldu. Ekim ayında domates işlem miktar endeksi yüzde 50,71 artarken, işlem fiyat endeksi yüzde 47,10 artış gösterdi. Son yedi yılın Ekim ayları dikkate alındığında, işlem miktar endeksi üçüncü en yüksek artış, son yedi yılın Ekim ayları dikkate alındığında, işlem fiyat endeksi ise üçüncü en büyük artış olarak kaydedildi. Ekim ayında meyve işlem miktar endeksi yüzde 6,14 artarken, işlem fiyat endeksi yüzde 6,10 artış gösterdi. Son yedi yılın Ekim ayları dikkate alındığında, işlem miktar endeksi üçüncü en düşük artış son yedi yılın Ekim ayları dikkate alındığında, işlem fiyat endeksi ise üçüncü en düşük artış olarak kaydedildi. Ekim ayında sebze işlem miktar endeksi yüzde 57,32 artarken, işlem fiyat endeksi yüzde 23,12 artış gösterdi. Son yedi yılın Ekim ayları dikkate alındığında, işlem miktar endeksi üçüncü en yüksek artış, son yedi yılın Ekim ayları dikkate alındığında, işlem fiyat endeksi ise üçüncü en yüksek artış olarak kaydedildi.
Prof. Dr. Abdullah Erdoğan: "Son 5 yılda akciğer kanseri görülme sıklığı yüzde 15 arttı"
02 Kasım 2025 Pazar - 10:49 Prof. Dr. Abdullah Erdoğan: "Son 5 yılda akciğer kanseri görülme sıklığı yüzde 15 arttı" Akciğer kanseri erken dönemde belirti vermeden ilerleyerek en ölümcül kanser türü olmaya devam ediyor. Göğüs Cerrahisi Prof. Dr. Abdullah Erdoğan, "1-30 Kasım Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı" kapsamında hastalıkla ilgili bilinmesi gerekenleri anlattı. Memorial Antalya Hastanesi Göğüs Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Abdullah Erdoğan, "1-30 Kasım Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı" kapsamında hastalıkla ilgili bilinmesi gerekenleri anlattı. Erdoğan, akciğer kanserinin dünya genelinde en sık görülen kanser türlerinden biri olduğunu belirterek, "2022 yılında küresel ölçekte yaklaşık 2 milyon 480 bin yeni akciğer kanseri vakası teşhis edilmiş, 1,8 milyon kişi ise bu hastalık nedeniyle hayatını kaybetmiştir. Bu rakamlar, akciğer kanserinin hem en yaygın hem de en ölümcül kanser türü olduğunu ortaya koymaktadır" dedi. Sigara kullanımı, hava kirliliği ve radon gibi çevresel faktörlerin riski artırdığını belirten Erdoğan, son yıllarda adenokarsinom alt tipinin de dikkat çekici şekilde arttığını ifade etti. Türkiye’de çeyrek milyon yeni kanser vakası Türkiye’de akciğer kanserinin özellikle erkeklerde en sık görülen kanser türü olduğunu söyleyen Erdoğan, "Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü’nün 2023-2024 verilerine göre, 2024 yılında toplam yeni kanser vakasının yaklaşık 250 bin olduğu tahmin ediliyor. Kansere bağlı ölümler 132 bin ila 140 bin arasında değişmektedir" diye konuştu. Erdoğan, "Akciğer kanseri bu vakaların önemli bir kısmını oluşturmakta, erkeklerde ilk sırada, kadınlarda ise 4-5. sırada yer almaktadır. Erkeklerde görülme oranı 56,7/100 bin kişi olup, toplam kanser vakalarının yaklaşık yüzde 20-25’ini oluşturmaktadır" dedi. 5 yılda yüzde 15 artış Son 5 yılda vaka sayısında artış yaşandığını belirten Prof. Dr. Abdullah Erdoğan, "2020 verilerine göre yıllık yeni akciğer kanseri vaka sayısı 25-30 bin civarındaydı. 2024’e gelindiğinde bu rakam nüfus artışı ve sigara kullanım oranları nedeniyle yüzde 10-15 oranında yükselmiştir" ifadelerini kullandı. Ayrıca Erdoğan, "Endüstriyel bölgelerde görülme oranı 3/100 binden 66/100 bine kadar değişebiliyor. Bu durum hava kirliliği ve radon maruziyetinin etkisini açıkça göstermektedir. Kadınlarda ise sigara kullanımının artmasıyla vaka sayısı her yıl yüzde 5-7 oranında yükseliyor" dedi. Erken tanı hayat kurtarıyor Akciğer kanserinin Türkiye’deki kanser ölümlerinin yüzde 25-30’unu oluşturduğunu hatırlatan Erdoğan, "Sigara, bu vakaların yüzde 80-90’ından sorumludur. Hastalık genellikle öksürük, nefes darlığı, göğüs ağrısı ve kilo kaybı gibi belirtilerle ortaya çıkar. Ancak erken evrede fark edilmesi güçtür" şeklinde konuştu. Erdoğan, "50-80 yaş arası, 20 paket-yıl sigara öyküsü olan bireyler için düşük doz bilgisayarlı tomografi (BT) taraması çok önemlidir. Bu tarama sayesinde erken evrede tanı konulan hastalarda sağkalım oranı yüzde 60-90’a kadar çıkabiliyor" dedi. Yeni tedavi yöntemleri umut veriyor Tedavi alanındaki gelişmelerin umut verici olduğunu belirten Erdoğan, "Son yıllarda immünoterapi ve hedefe yönelik tedavilerle sağkalım oranları yüzde 44 oranında artmıştır. Ancak bu ilerlemelerin sürdürülebilir olması için farkındalık ve erişilebilir tarama programları şarttır" dedi. Akciğer kanserinden korunmak mümkün Akciğer kanserinin büyük ölçüde önlenebilir bir hastalık olduğunu söyleyen Erdoğan, "Sigara ve tütün ürünlerini bırakmak: Sigara akciğer kanserinin yüzde 90 nedenidir. Bırakıldıktan sonra 5 yılda risk yüzde 30-50 oranında azalır. Sağlıklı beslenme ve egzersiz: Antioksidan zengin gıdalar ve düzenli egzersiz riski yüzde 20-30 azaltabilir. Çevresel risklerden korunma: Radon, hava kirliliği ve asbest maruziyetine dikkat edilmelidir. Erken tarama programlarına katılmak: Düşük doz BT taraması, erken tanıyla sağkalımı yüzde 60-90 artırır. Aile öyküsü takibi: Ailede kanser öyküsü varsa düzenli kontroller yapılmalıdır. Alkol ve obezite kontrolü: Alkolü sınırlamak ve ideal kiloyu korumak ek riskleri azaltır" alınabilecek önlemleri bu şeklinde sıraladı. "Sigara gerçek bir düşman" "Sigara içenlerde akciğer kanseri riski içmeyenlere göre 20-25 kat fazladır" diyen Prof. Dr. Abdullah Erdoğan, "Bırakma sonrası bu risk hızla azalır ve 10-15 yıl içinde içmeyenlerin seviyesine yaklaşır. Yapılan araştırmalar, sigarayı bırakmanın kanser teşhisi konduktan sonra bile sağkalımı ortalama 22 ay uzattığını göstermektedir" ifadelerini kullandı. Ayrıca Erdoğan, "Sigarayı bırakmak, sadece akciğer kanseri değil, KOAH, kalp-damar hastalıkları ve birçok ciddi rahatsızlığı da önler. Eğer sigara kullanıyorsanız, bugün atacağınız bir adım hayatınızı kurtarabilir" diyerek sözlerini tamamladı.
Türk Hematoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ar: "Ulusal veri tabanları dünyaya referans oluyor"
02 Kasım 2025 Pazar - 10:37 Türk Hematoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ar: "Ulusal veri tabanları dünyaya referans oluyor" Antalya’da düzenlenen 51. Ulusal Hematoloji Kongresi’nde, kronik miyeloid lösemi hastalarının tedavisine ilişkin yapılan anket sonuçları, yenilikçi ilaçlara erişimde yaşanan zorluklar, çocukluk çağı hematolojik hastalıklarında erişkine geçiş ihtiyacı ve hematoloji uzmanı sayısının yetersizliği gündeme geldi. Türk Hematoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Muhlis Cem Ar, "Hastaların en çok merak ettikleri; bu iş nasıl gidecek? Nasıl sonuçlanacak" dedi. İkinci Başkan Prof. Dr. Şule Ünal Cangül, "Talasemi hastaları artık pediatriden mezun olmalı; erişkine geçiş yapmalılar" derken, Prof. Dr. Selami Koçak Toprak, "CAR-T tedavisi devrimsel bir gelişme ancak pahalı ilaçlara erişimde tüm dünyada zorluk yaşanıyor" ifadelerini kullandı. Genel Sekreter Prof. Dr. Özgür Mehtap ise, "Hekim sayısı azaldıkça iş yükü artıyor; iş yükü arttıkça tercih azalıyor. Bu kısır döngünün kırılması gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu. Türk Hematoloji Derneği tarafından düzenlenen 51. Ulusal Hematoloji Kongresi, 28 Ekim-2 Kasım tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştirildi. Basın toplantısında konuşan Türk Hematoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Muhlis Cem Ar, bu yılki kongrenin gelmiş geçmiş en yoğun katılımla yapıldığını vurgulayarak şu bilgileri verdi: "58 yıllık bir derneğin 51. kongresi, bu sene bini aşkın katılımcı var. Şu ana kadar yapılmış en kalabalık hematoloji kongresi. Gerek endüstri, gerek hekim arkadaşlarımızın ya da hematolojiyle uğraşan bilim dallarının büyük bir ilgisi var. Programın uzunluğuyla birlikte artan bildiri sayısı ile 400’e aşkın bildiri geldi. Bunların 274’ü hakemler tarafından seçildi ve ilk defa bu sene üç ayrı sözlü sunum, başkanın seçtikleri, tartışmalı posterler… Gelen gençlerin de kendilerini ifade edebilecekleri, çok güzel çalışmalarıyla katkıda bulunacakları bir kongre oldu. Sekiz tane bildiri ödül kazandı" dedi. "Ulusal veri tabanları dünyaya referans oluyor" Prof. Dr. Ar, Türkiye’nin çok merkezli hematoloji veri tabanlarının uluslararası literatürde büyük ilgi gördüğünü belirterek, "Talasemi yani Akdeniz Anemisi veri tabanımız var. İçine 6 bin hastanın verileri işleniyor. Benzeri bir şekilde lenfoma veri tabanı var; içinde iki bin küsur hastanın verileri oluşuyor. Lösemilerle ilgili bir veritabanımız var. Bunlardan ulusal sonuçlarımızı oluşturuyoruz ve bunlar dünyanın önemli dergilerinde yayınlanıyorlar. Son iki sene içinde 22 tane bu tür yayın çıktı. Hem bizim ulusal olarak hastalıklarla durumumuz nedir? Nasıl tedavi ediyoruz? Başarılı sonuçlarımız nedir onları gösteriyor bize, hem de ileriye yönelik neler yapmalıyız? Neler eksik? Nasıl gidiyoruz? Bu konuda da önemli ipuçları taşıyor" ifadelerini kullandı. Türkiye’de ilk kez KML Hasta-Hekim Anketi yapıldı Kronik Miyeloid Lösemi (KML) hasta-hekim anketi ile ilgili 2024 yılı içinde tamamlanan çalışmada 129 hematolog ve 120 KML hastasının katılım gösterdiğini anlatan Prof. Dr. Ar, şöyle konuştu: "Kronik Miyeloid Lösemi (KML), uzun süreli takip ve tedavi gerektiren, hastaların yaşam kalitesini doğrudan etkileyen önemli bir hematolojik hastalık. Türk Hematoloji Derneği ve Novartis Türkiye iş birliğiyle ülkemizde ilk kez yapılan anket çalışmasında, KML hastalarının ve onları tedavi eden hekimlerin, tanı ve tedavi sürecine dair beklenti ve öncelikleri karşılaştırmalı olarak değerlendirildi ve yayın haline getirildi. Ankette hastalara, hastalıklarıyla ilgili bazı sorular sorduk; hem kendilerinin nasıl hissettikleri, tedaviyle ilgili sıkıntıları hem de hekimlerin onları nasıl gördükleriyle ilgili geri bildirimler aldık. En çok merak ettikleri; ’Bu iş nasıl gidecek? Nasıl sonuçlanacak? Günlük yaşamlarına tedavinin etkisi ne olacak? Tedavi ne kadar sürecek? Nasıl sonuçlanacak’ soruları oldu. Hekimlere baktığınız zaman, tedavinin güvenliği ve hastaların düzenli takibe gelip gelmeyecekleri kısmında endişeliler. Yani esasında hasta ve hekim bakış açısı burada birbirinden oldukça ayrışıyor." "Tedavi değişti, kötüye mi gidiyorum" korkusu Ar, özellikle tedavi değişikliklerinin hastalarda ciddi strese yol açtığını vurgulayarak, "Bunların üçte biri bu süreçte kaygı ve korku yaşıyorlar. ’Benim tedavim niye değişiyor? Hastalıkta kötü giden bir şey mi var? Ya da bu yeni tedaviyle beklenen sonuç elde edilemezse?’ gibi soru işaretleri kalıyor kafalarında. Her gün bir hap alıyorsunuz. Bu eskiden nakil olmanız gereken bir hastalığı basitçe evinizde bir hap alarak kontrol altına almak mümkün. Ama bu sefer o rahatlık, bir süre sonra unutkanlığı, uyumsuzluğu beraberinde getiriyor" dedi. Prof. Dr. Muhlis Cem Ar, biyoteknolojik ve hedefe yönelik yeni nesil ilaçların Türkiye’de erişilebilirliğine ilişkin önemli veriler paylaştı. Avrupa’daki erişim oranları ile karşılaştıran Ar, şu tespitleri yaptı: "Almanya’da yüzde 88’lerde olan oran bizde yüzde 3 gibi. Her 100 yenilikçi ilacın ancak 3 tanesi ruhsatlanabiliyor." Türkiye’de Sağlık Bakanlığı tarafından uygulanan endikasyon dışı kullanım sürecinin hastalara erişim fırsatı sağladığını aktaran Ar, bunun zaman zaman gecikmelere sebep olabildiğini belirtti. Ar, "Türkiye’de bu tür ilaçlara ulaşımı sağlayan farklı yan yollar var. Devletin yaptığı bir endikasyon dışı talep etme yolu var. Türkiye’deki bütün imkânları kullandıktan sonra dünyada ruhsatlı bir ilaca erişmek için bakanlığa yazıp bu erişimi sağlayabiliyorsunuz. Tabii biraz zaman alıyor. Özellikle hızlı hareket edilmesi gereken durumlarda zorluklar yaşanabiliyor" şeklinde konuştu. "Erişkin hastalar artık pediatriden mezun olmalı" Türk Hematoloji Derneği İkinci Başkanı Prof. Dr. Şule Ünal Cangül, çocukluk çağı kalıtsal hematolojik hastalıklarında tedavi başarısının arttığını, bu nedenle erişkin hematolojiye geçiş programlarının zorunlu hâle geldiğini vurguladı. Büyüyen hastaların hâlâ çocuk kliniklerinde izlenmeye devam etmesinin sakıncalı olduğunu dile getiren Cangül, "Talasemi hastaları artık mezun olmalı; pediatriden erişkine geçiş yapmalılar. Devir bir gecede olmayacaktır. Hem erişkin kliniklerinin altyapısının hazırlanması hem de hastaların psikososyal açıdan sürece hazırlanması gerekiyor. Son gittiğimiz Avrupa Hematoloji Kongresi’nde de bu konunun önemle konuşulduğunu gördük. Türkiye’de de mevzuat bunu gerektiriyor. Nasıl, ne hızla yapılacağına dair bir ulusal çerçeve oluşturmalıyız" ifadelerini kullandı. "CAR-T tedavisi devrim niteliğinde ama pahalı" Türk Hematoloji Derneği Araştırma Sekreteri Prof. Dr. Selami Koçak Toprak, hematolojik kanserlerde klasik kemoterapilerin ötesine geçildiğini belirterek hedefe yönelik tedaviler, immünoterapiler ve CAR-T hücre tedavisindeki gelişmeleri anlattı. Toprak, bağışıklık sisteminin yeniden eğitilmesine dayanan CAR-T tedavisi için, "Kanser hücresinin içindeki hastalık yolaklarını daha iyi anlıyoruz. O noktayı vuruyor, engelliyor ve etkinliği çok yüksek tedaviler geliştiriyoruz. Hastanın T-lenfositlerini laboratuvarda kanser hücrelerini tanıyacak şekilde modifiye ediyor ve hastaya geri veriyoruz. Bu devrimsel bir gelişme" dedi. Ancak tüm dünyada yüksek maliyet nedeniyle erişim sorunu olduğunu vurgulayan Toprak, "Bu kadar umut verici tedavilere rağmen pahalı ilaçlar oldukları için ülkemizde ve dünyada erişimde zorluklar yaşanıyor" ifadelerine yer verdi. "86 milyon nüfusa 870 hematolog" Türk Hematoloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Özgür Mehtap, uzman hekim sayısının yetersizliğinin hematolojide en acil çözüm bekleyen konu olduğunu söyledi. Mehtap, "Son 10-15 yıl içerisinde hakikaten hematolojide çok büyük gelişmeler oldu. Tedavilerde başarı oranları çok arttı. Sağ kalımlar çok arttı. Ama bizim temel problemlerimizden bir tanesi hakikaten yetişmiş hekim eksiklerimizin, sayı olarak eksiğimizin olduğunu söylemek gerekiyor. Şu an a bizim derneğimizde üye yaklaşık 252 pediatrik hematolog, 618 erişkin hematolog bulunuyor, Türkiye’nin nüfusu 86 milyon. Bu orana baktığımız zaman hakikaten şu an da çok özveriyle bütün hastalarımıza yetişmeye çalışıyoruz. Ama oransal olarak baktığımız zaman oldukça düşük kalıyoruz. Bunun bazı sebepleri var; yoğun tempo, yoğun iş yükü bunun en büyük sebeplerinden bir tanesi. Hakikaten gece gündüz demeden çalışmak bir kısır döngü oluşturuyor. Hekim sayısı az, onlara iş yükü fazla oluyor. Duygusal yükü de çok fazla, bizim hastalarımız hakikaten kronik hastalar oluyorlar, tedavisi zor olan hastalar var, nakil süreçleri oluyor. Yine hekim olarak özel hayattan, aileden feragat etmek gerekiyor. Bunlar tabii genç hekimlerin tercihlerini azaltabilen şeyler oluyor. Ama yine de söyleyeyim, eskiye göre başvurular her ne kadar boş kadrolar kalsa da artmış durumda. Bu açıdan mutluyuz. Dolayısıyla belki yeni çözüm yolları olabilir. Biz dernek olarak ne yaptık, bu yönde adımlar attık. Mentorluklar yaptık, eğitimler planladık. Ve bunu giderek artırmak istiyoruz" diye konuştu. "Kaç öğrenci hematolojiyi tercih edecek" Sağlık Bakanlığı’nın bu konuda attığı adımları desteklediklerini ifade eden Prof. Dr. Mehtap, "Yan dal kazanınca mecburi hizmet süresi azalıyor. Açılan kadro sayısı da arttı. Yine de 2025’te pediatrik hematolojide açılan 63 kadronun 40’ı, erişkin hematolojide açılan 76 kadronun 38’i boş kaldı. Avrupa Hematoloji Derneği ile Türkiye Hematoloji Derneği’nin de ortağı olduğu bir öğrencilere yönelik program var. Türkçeye çevirirsek adı Fitili Ateşlemek. ’Light in the Flame’ diye bir program. Buraya her yıl özellikle hematoloji nasıl bir şey, hematolojiyi seçebilir miyim ileride diye düşünen öğrencilerden seçilen, Avrupa’dan Türkiye’ye dahil bir genç grubuyla birlikte bir Avrupa şehrinde yaklaşık 4-5 günlük bir zaman geçiriyoruz. Öğrenci aşamasındayken daha hematoloji ateşini içlerine sokmaya çalışıyoruz. Meşakkatli de olsa ne kadar ileride gelişmeye açık, zevk alınabilecek, zor ama tıbbın önemli heyecan verici alanlarından biri olduğunu göstermeye çalışıyoruz. Yavaş yavaş onun da etkilerini görmeye başlayacağız diye düşünüyorum. Bu sene çünkü dördüncüsü olacak ve ilk mezunları bu sene göreceğiz yani tıptan mezun olanlar nereleri seçmişler Avrupa’da. Bu kadar kişiyle çalıştıktan sonra onların yüzde kaçı hematolojiyi tercih edecek, onu göreceğiz" dedi.
Evde yakılan mumlar yangına sebep oldu, binada panik yaşandı
02 Kasım 2025 Pazar - 00:54 Evde yakılan mumlar yangına sebep oldu, binada panik yaşandı Antalya’da ev sahibi kadının süs için yaktığı mum nedeniyle yangın çıktı. Evin salonunda büyük çapta hasar meydana gelirken, apartmanda büyük panik yaşandı. Yangın, saat 22.00 sıralarında Konyaaltı ilçesi Arapsuyu Mahallesi 639 sokak üzerinde bulunan bir apartmanın 2’nci katında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre dairede kiracı olarak ikamet etmekte olan Büşra K. isimli kadın evin salonunda süs olarak mum yaktı. Mumlardan birisi salonda bulunan kanepenin üzerine düşerek yangına neden oldu. Kanepenin yandığını fark eden genç kadın alev alan kanepeye kendi imkanları ile müdahale etmek istedi. Genç kadının yanan kanepeyi söndürme çabaları sonuçsuz kalırken alevler hızla büyüyerek salon içerisindeki diğer eşyalara sıçradı. Yakılan mum yangına neden oldu Panikle 5 yaşındaki çocuğunu da alarak daireden çıkan Büşra K. durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirirken ihbarla olay yerine Antalya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye daire Başkanlığı’na bağlı çok sayıda ekip sevk edildi. Bu sırada genç kadının yardım çığlıklarını duyan komşuları ve yan apartmandaki bina sakinleri daireden çıkan alevlere hortumla müdahale etti. Verilen adrese gelen itfaiye ekipleri yangını kısa sürede kontrol altına alırken daire içerisinde soğutma çalışması yaptı. Yangını söndürmek isterken dumandan etkilenen Büşra K. ve oğlu yerine gelen 112 Acil Sağlık ekipleri tarafından ilk müdahalelerinin ardından kontrol amaçlı hastaneye kaldırıldı.
Altın Portakal’ın kapanışında sinemanın yıldızları kırmızı halıda buluştu
01 Kasım 2025 Cumartesi - 21:34 Altın Portakal’ın kapanışında sinemanın yıldızları kırmızı halıda buluştu Antalya Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen 62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, ödül töreni öncesi kırmızı halı geçişiyle sona yaklaştı. Festivalde yarışan filmlerin ekipleri ve sinema dünyasının ünlü isimleri hem heyecanlarını hem de duygularını paylaştı. Antalya Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde bu yıl 62’ncisi düzenlenen Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, kapanış galası ve ödül töreni öncesinde kırmızı halı geçişiyle sinema dünyasını yeniden bir araya getirdi. Ulusal ve uluslararası seçkide yarışan filmlerin ekipleri, oyuncular, yönetmenler ile Antalyalı sinemaseverler kapanış töreninde buluştu. Ulusal Film Yarışması Jüri Başkanı yönetmen Ömer Vargı, festivalin sinema için taşıdığı öneme dikkat çekerek, "Festival yaşadık, güzeldi. Filmleri tek tek izleyip değerlendirdik. Festival, filmciliğin bir parçasıdır ve filmlerin izleniyor olmasının önemi çok yüksek. Bu yıl öğrenci filmleri ve farklı bölümler de vardı. Uygulama açısından izlenebilirliği yüksek bir festival olduğunu düşünüyorum" dedi. "Yeni yetenekler keşfedilecek" Jüri üyesi oyuncu Beren Saat, salonlarda izleyiciyle buluşmanın verdiği heyecana vurgu yaparak, "Katılım çok yüksekti, aynı salonda seyirciyle birlikte izledik. Ödüllere dair içim çok rahat. Çok iyi performanslar vardı. Bu festivalden yeni yetenekler de çıkacaktır. Herkesi tebrik ediyorum" diye konuştu. Kanto ekibinden iddialı mesaj Ulusal seçkide yarışan "Kanto" filminin yönetmeni Ensar Altay, filme olan güvenini şu sözlerle dile getirdi: "Festivalde izlediğim en iyi performans bizim oyunculardı. 2025 yılında Türkiye’de çekilmiş en iyi filmleri izledik. Kanto’nun o filmler arasında yer alması gurur verici. Çok başarılı yapımlar vardı, tüm kazananları tebrik ederim." Filmin oyuncularından Sinan Albayrak ise, "Filmimizde, sıradan başlayan bir hikaye, sıradışı bir boyuta taşınıyor. Biz bile izlerken hangi dünyanın içinde olduğumuzu hayretle fark ediyoruz" dedi. "Sinemanın nöbeti tutuluyor" Oyuncu Mehmet Aslantuğ, festivalin kültürel misyonuna dikkat çekarak, "Türkiye’de ve uluslararası alanda 62 yıllık bir festival geleneği çok kıymetli. Bütün zorluklara rağmen sanatın nöbeti tutuluyor. Film, toplumun dilini geleceğe taşıyan bir eylemdir. Bu yüzden festivaller yalnızca bir eğlence değildir; kültürel hafızanın da ev sahipliğidir" şeklinde konuştu. "Her genç oyuncunun hayalidir Antalya" Ulusal seçkide yarışan Erken Kış filminde rol alan Leyla Tanlar ise, "Filmi çekeli bir buçuk yıl oldu ve hep aklımdaydı. Antalya’da olmak her genç oyuncunun hayalidir. Karadeniz kültürü çok besleyici, benim için çok özel bir deneyim oldu" ifadelerini kullandı. "Kim ödül alsa hak ettiği bir seçki" Ulusal yarışmada "Sahibinden Rahmet" filminin yönetmeni Emre Sert, "Güzel bir hafta geçirdik. Birbirine yakın kalitede filmler vardı. Kim ödül alsa hak etti diyeceğimiz bir seçki oldu. Emeği geçenlere teşekkür ederim" dedi. Kırmızı halı geçişinin ardından davetliler, Cam Piramit’te düzenlenen ödül törenine geçti. Festivalde ödül alan yapımlar, gecenin ilerleyen saatlerinde açıklandı.