Yerel Haberler
Antalya
Kızını karaciğer nakli beklerken kaybetti, oğlu organ bağışıyla hayata tutundu 30 Nisan 2026 Perşembe - 11:13:51 Antalya’da yaklaşık 1 yıldır karaciğer nakli için bekleyen 10 yaşındaki Süleyman Taşkesen, 9 yaşındaki bir çocuğun vefatının ardından ailesinin organlarını bağışlamasıyla sağlığına kavuştu. 7 yıl önce aynı hastalık nedeniyle 15 yaşındaki kızını kaybeden Arzu Taşkesen, oğlunun nakil olmasının ardından donör aileye yazdığı mektupta, "Size o kadar minnettarım ki bana yaşattığınız mutluluğun tarifi yok. Ama artık yüreğimde bir sızı daha var" sözleriyle hem minnetini hem de yaşadığı üzüntüyü dile getirdi. Nakli gerçekleştiren Prof. Dr. İbrahim Aliosmanoğlu ise kadavra bağışının önemine dikkat çekerek, "Bazen aileler ya da hasta yakınları canlı uygun donör bulamıyor. Burada kadavra bağışı hayat kurtarıcı oluyor" dedi. Gaziantep’te yaşayan ve 1 yaşındayken karaciğer yetmezliği tanısı konulan 10 yaşındaki Süleyman Taşkesen’in ailesi, yaklaşık 1 yıl önce Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Organ Nakli Merkezi’ne başvurdu. Prof. Dr. İbrahim Aliosmanoğlu tarafından değerlendirilen Süleyman, uygun canlı donör bulunamaması nedeniyle kadavra bağışıyla gerçekleşecek nakil için bekleme listesine alındı. Yaklaşık 1 yıldır nakil bekleyen Süleyman için beklenen haber, 2 hafta önce geldi. 9 yaşındaki bir çocuğun vefatının ardından ailesinin organlarını bağışlaması üzerine Taşkesen ailesine uygun karaciğer bulunduğu bildirildi. Gaziantep’te yaşayan aile, haberi aldıkları akşam yola çıkarak Antalya’ya geldi. Süleyman Taşkesen, Antalya’ya ulaştığı sabah Prof. Dr. İbrahim Aliosmanoğlu ve ekibi tarafından ameliyata alındı. Başarılı geçen naklin ardından küçük çocuk, yıllardır mücadele ettiği hastalığın sıkıntılarından kurtulup sağlığına kavuştu. "Aynı aile daha önce kızları için de başvurmuştu, maalesef kaybettik" Nakil süreciyle ilgili bilgi veren Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Organ Nakli Merkezi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Aliosmanoğlu, Süleyman’a 2 hafta önce kadavradan karaciğer nakli gerçekleştirdiklerini belirterek, ailenin yaklaşık 1 yıl önce merkeze başvurduğunu söyledi. Süleyman için uygun canlı donör bulunamadığını anlatan Aliosmanoğlu, "Biz Süleyman’a 2 hafta önce kadavradan karaciğer nakli gerçekleştirdik. Yaklaşık 1 yıl önce başvuruda bulundular. Uygun canlı donör olmadığı için kadavra listesine almıştık. Uygun canlı donör olmadığını bilerek vurguluyorum. Ülkemizde maalesef kadavra bağışı az, yeterli değil" dedi. Aynı ailenin yıllar önce kızları için de karaciğer nakli başvurusunda bulunduğunu aktaran Prof. Dr. Aliosmanoğlu, "Birkaç yıl önce yine Süleyman’ın ablası için bize kadavra listesinden karaciğer nakli için başvurmuştu aynı aile. Maalesef o kızımıza kadavra çıkmadığı için onu kaybettik. Ona nakil gerçekleştiremedik ama Süleyman’da Allah’tan böyle bir şansımız oldu" diye konuştu. "Vefat eden bir çocuğumuzun karaciğerini Süleyman’a naklettik" Vefat eden bir çocuğun ailesinin organ bağışı kararıyla Süleyman’ın nakil şansı bulduğunu ifade eden Aliosmanoğlu, ameliyat sonrası sürecin iyi ilerlediğini söyledi. Aliosmanoğlu, "Vefat eden bir çocuğumuzun karaciğerini ailesi bağışlamıştı. Biz de iki hafta önce Süleyman’a nakil ameliyatını gerçekleştirdik ve her şey gayet iyi gidiyor. 4-5 gün önce de Süleyman’ı taburcu ettik" ifadelerini kullandı. "Kadavra bağışı hayat kurtarıcı oluyor" Organ bağışının özellikle canlı donör bulunamayan hastalar için hayati önem taşıdığını belirten Aliosmanoğlu, kadavra bağışı konusunda toplumsal duyarlılığın artması gerektiğini kaydetti. Prof. Dr. Aliosmanoğlu, "Bazen aileler ya da hasta yakınları canlı uygun donör bulamıyor ve burada kadavra bağışı hayat kurtarıcı oluyor. Hatta keşke yeterli kadavra bağışı olsa da canlı nakilleri hiç yapmasak diye uğraşıyoruz ama maalesef o hassasiyete ya da o duruma ulaşamadık ülkemizde. Mümkün olduğu kadar bağışı artırmamız gerekiyor, ki çocuklarımız, gençlerimiz normal hayatlarına dönsünler, hayatlarını yaşasınlar. Buradan tüm ülkemize sesleniyoruz, herkesi organ bağışında bulunmaya davet ediyoruz" diye konuştu. Türkiye’de yıllık yaklaşık bin 500 ile 2 bin civarında karaciğer nakli gerçekleştiğini aktaran Aliosmanoğlu, buna yakın sayıda hastanın da karaciğer nakli beklediğini belirtti. Aliosmanoğlu, "Bildiğim kadarıyla yaklaşık 30 bin civarında da böbrek nakli için bekleyen hastamız var. Bunların büyük çoğunluğu diyalizle devam ediyor ve buna bağlı komplikasyonlarla uğraşıyor. Yeterli bağış olduğunda aslında bu listeler erir. Hem karaciğer nakli hem böbrek nakli için umarım kadavra organ bağışında bu sayıları artırırız" ifadelerini kullandı. "Beyin ölümü bitkisel hayatla karıştırılmamalı" Kadavra bağışının beyin ölümü gerçekleşen hastalardan yapılabildiğini anlatan Aliosmanoğlu, beyin ölümünün geri dönüşü olmayan bir durum olduğunu vurguladı. Hasta yakınlarının zaman zaman beyin ölümünü bitkisel hayatla karıştırabildiğini belirten Aliosmanoğlu, sözlerini şöyle tamamladı: "Kadavra bağış beyin ölümü olan hastalardan oluyor. Beyin ölümü olan bir insanın geri dönme ihtimali yok. Bu durum ayrıntılı testlerle tespit ediliyor. Hasta yakınlarımız bunu bazen bitkisel hayatla karıştırıyor. ‘Yeniden bir umut belki hastamız geri döner ya da canlanır’ gibi düşünebiliyorlar ama beyin ölümü tanısı konulduğunda böyle bir ihtimal kesinlikle yok. Bağış olmadığında beyin ölümü olan kişi zaten vefat etmiş oluyor. Ama ailesi organ bağışladığında, o kişinin organları en az 4-5 kişiye yeniden hayat oluyor." Kızını aynı hastalıktan kaybetti, oğluna umut oldu Anne Arzu Taşkesen, oğlunun nakil sürecini anlatırken 7 yıl önce aynı hastalık nedeniyle kızlarını kaybettiklerini dile getirdi. Kızına geç kalındığını ve nakil yapılamadığı için onu kaybettiklerini belirten Taşkesen, "Biz Süleyman için geçtiğimiz kasım ayında nakil işlemleri için başvurduk. Daha önce kızımız için de nakil için başvurmuştuk, 15 yaşındaydı. Ona çok geç kalmıştık ve yetişemedik. Siroz oldu ve kaybettik. Süleyman’da daha bilinçli olduk, erken müdahale etmek istedik" dedi. Kendisinin de taşıyıcı olduğunu, genetik bir rahatsızlık nedeniyle canlı donör olmasının risk taşıdığını söyleyen anne Taşkesen, "Canlı verici olmak istedim ama taşıyıcı olduğum için, genetik bir rahatsızlığım olduğu için bendeki karaciğer de biraz riskli oluyordu. Onun için doktorumuz kadavraya yazdırmak istedi. Biz de kadavra listesine yazdırdık" diye konuştu. "Bir çocuktan haber geldi, hemen yola çıktık" Nakil olacağı haberini Gaziantep’te aldıklarını anlatan anne Taşkesen, o an hem sevinci hem de başka bir ailenin acısını aynı anda yaşadıklarını söyledi. Taşkesen, "Bir çocuktan vefat haberi geldi, o çocuğa da çok üzüldük. Gaziantep’teydik, hemen akşam yola çıktık. Sabahında buradaydık ve Süleyman hemen ameliyata girdi. Ameliyat çok şükür çok iyi geçti. Hiç beklemediğimiz bir anda oldu. O çocuğun ailesine bu bağışı yaptıkları için çok teşekkür ediyoruz" dedi. "Çocuklarını iki dakika kaybetseler beni anlarlar" Organ bağışının sadece bir hastayı değil, bütün aileyi etkileyen bir karar olduğunu vurgulayan Taşkesen, "İnsan başına gelmeyince anlamıyor. Benim yaşadığımı yaşamaları lazım birinin beni anlaması için. İnsanın çocuğu en değerli şeyi. İki dakika kaybetseler beni anlarlar. Organ bağışı yapmak insanların tek bir kişiyi değil; anneyi, babayı, kardeşi, akrabayı, herkesi ilgilendiriyor. O sadece bir kişi değil; bir aile, bir akraba, bir topluluk. O bizim bir dünyamız. Ameliyat olduğu için çok mutluyuz" ifadelerini kullandı. "Sürekli ‘Rahat uyumak istiyorum’ diyordu" Süleyman’ın nakil öncesi ciddi sıkıntılar yaşadığını anlatan anne Taşkesen, oğlunun özellikle kaşıntı ve uyku düzensizliği nedeniyle çok zorlandığını dile getirdi. Sürekli endişe içinde yaşadıklarını belirten Taşkesen, şöyle konuştu: "Ne olacak, nasıl olacak, kurtaracak mıyız diye sürekli bir endişe içindeydik. Çok şükür artık çok mutluyuz. Herkesi bilinçli olmaya davet ediyorum. Süleyman’ın nakil öncesi kaşıntıları oluyordu, uyku düzeni yoktu. Uykudan uyanıp sürekli kaşınıyordu. ‘Yeter artık, ben bundan kurtulmak istiyorum, rahat uyumak istiyorum, istediğimi yemek istiyorum’ diye hep dert yanıyordu. Artık inşallah normal, sağlıklı bir insan olarak hayatına devam edecek." Donör aileye mektup yazdı: "Bana yaşattığınız mutluluğun tarifi yok" Oğluna karaciğeri bağışlanan kişinin bir çocuk olduğunu öğrenince çok üzüldüğünü belirten anne Taşkesen, donör aileye duyduğu minneti bir mektupla dile getirdi. Kendisi de evlat acısı yaşadığı için donör ailenin acısını çok iyi anladığını söyleyen Taşkesen, "Kimin organ bağışladığını öğrenmek istemiştim. Bir çocuk olduğunu öğrenince çok üzüldüm. Bir yandan ailesine çok teşekkür ediyorum. Onların acısını ben de bir çocuk kaybettiğim için anlıyorum. Böyle bir şey yapmak çok zor bir şey. Çok zor bir şeyi başarmışlar. Hele bir çocuğunun organını bağışlamak çok zor ama bilinçlenmek böyle bir şey" dedi. Taşkesen, donör aileye yazdığı mektupta şu ifadeleri kullandı: "Merhaba hiç tanımadığım ama acısını yüreğimde hissettiğim can aile. Bundan 7 sene önce ben de karaciğer hastalığından kızımı kaybettim. 15 yaşındaydı, 23 Nisan doğumlu. Doğum günü geldi, kızım 22 oldu. 18 yaşında oğlum, 10 yaşında oğlum ve 8 yaşında kızım var. Süleyman 1 yaşındayken onun da hasta olduğunu öğrendim. Hep onda bir şey olur korkusuyla yaşadım. 10 yaşında yeşil gözlü, hayat dolu bir çocuk Süleyman. Dün bir telefonla Gaziantep’ten çıkıp yeniden buraya yetişmeye çalıştık. İçimde hem korku hem sevinç vardı. Çocuğum iyileşecekti. Sürekli kaşınan, her yerini yara yapan, geceleri uyumayan Süleyman artık deliksiz uyuyacaktı ve büyüyecekti. Size o kadar minnettarım ki. Bana yaşattığınız mutluluğun tarifi yok. Ama artık yüreğimde bir sızı daha var. Süleyman’ın içindeki güzel yürek Can. Allah’ım rahmet eylesin, sizi cennetinde kavuştursun. Allah sizden bin kere razı olsun. Allah’a emanet olun. Süleyman’ın annesi." "7 senedir yüreğimde kızımın ateşiyle yaşıyorum" Mektubunda 7 yıl önce kaybettiği kızından da bahsettiğini belirten Taşkesen, "Kızım 15 yaşındaydı. Çok çektik. O da organ nakli olsaydı belki kurtarabilirdim. 7 sene oldu, 7 senedir yüreğimde onun ateşiyle yaşıyorum. Keşke herkes bilinçlense ve hiçbir çocuk, hiçbir hasta ölmese diyorum" ifadelerini kullandı. "10 yıldır çocuğumuz çok çekti" Baba Taşkesen de oğlunun yıllardır hastalıkla mücadele ettiğini ve naklin ardından büyük mutluluk yaşadıklarını söyledi. Kızlarını kaybetmenin acısını da taşıdıklarını belirten baba Taşkesen, "İbrahim hocaya çok teşekkür etmek istiyorum. 10 yıldır çocuğumuz çok çekti. Bizi bu hastalıktan kurtardığı için hocamıza minnettarız. Geceleri çocuğum hiç rahat değildi. Kızımızın da acısı vardı. İbrahim hocaya ve ekibine teşekkür ediyorum" dedi.
30 Nisan 2026 Perşembe - 10:40 Medstar Antalya Hastanesi’nden ’Kanser Okulu’ etkinliği Kanser konusunda farkındalığı arttırmak ve vatandaşların doğru bilgilendirilmesini hedefleyen Medstar Antalya Hastanesi alanında uzman isimlerin konuşmacı olarak katılacağı "Kanser Okulu" etkinliği düzenleyecek. Medstar Antalya Hastanesi, kanser konusunda toplumsal farkındalığı artırmak ve doğru bilgilendirme sağlamak amacıyla "Kanser Okulu" etkinliği düzenliyor. 2 Mayıs Cumartesi günü 13.00 - 18.00 saatleri arasında bir otelde gerçekleştirilecek etkinlik, katılımcılara ücretsiz olarak sunulacak. Kanser Okulu’nda, kanserden korunma yolları, önlenebilir kanser türleri, multidisipliner yaklaşımın önemi, doğru cerrahi uygulamalar ve onkoloji konseylerinin rolü gibi kritik başlıklar ele alınacak. Güncel bilgiler paylaşılacak Bunun yanı sıra beslenme ve psikolojinin kanser sürecindeki etkisi kapsamlı şekilde değerlendirilecek. Etkinlikte ayrıca günümüz onkolojisinde öne çıkan kişiselleştirilmiş tedavi yöntemleri ve akıllı ilaçlar hakkında güncel bilgiler paylaşılacak. Katılımcılar, kanserle mücadelede bilimsel gelişmeleri yakından tanıma ve merak ettikleri soruları uzmanlara yöneltme fırsatı bulacak. Alanında uzman isimler Ücretsiz olarak gerçekleştirilecek Medstar Antalya Hastanesi Kanser Okulu’nda Tıbbi Onkoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Aysegül Kargı ve Prof. Dr. Mükremin Uysal, Genel Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. İsmail Gömceli ve Op. Dr. Barış Özcan, Estetik ve Plastik Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Dilek Demirez, Psikiyatri Bölümü’nden Uzm. Dr. Mustafa Alp Şenel ve Beslenme Uzmanı Dyt. Refik Sezgin konuşmacı olarak katılacak.
30 Nisan 2026 Perşembe - 10:30 Akdeniz Üniversitesi’nde son 2 yılda 5 bin fidan dikildi Daha yeşil bir kampüs anlayışıyla çalışmalarına devam eden Akdeniz Üniversitesi’nde son iki yılda 5 binden fazla fidan dikildi. Akdeniz Üniversitesi Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanlığı Peyzaj Şube Müdürlüğü organizasyonuyla Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, akademisyenler ve öğrencilerin katılımıyla çeşitli türde fidan dikme etkinliği gerçekleştirildi. Kampüs merkezi ve fakülte ve yüksekokul yerleşkelerinde gerçekleştirilen fidan dikme etkinlikleriyle Akdeniz Üniversitesi yeşilliğine yeşillik kattı. 2025 ve 2026 yıllarında 5 binin üzerinde 15 çeşit ağaç toprakla buluşturuldu. 2025 yılında 2 bin 650 fidan Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanlığı Peyzaj Şube Müdürlüğü verilerine göre 2025 yılı içerisinde gerçekleştirilen ağaçlandırma seferberliğinde toplamda 2 bin 650 fidan dikildi. Bu dönemde özellikle dayanıklılığı ve bölge iklimine uyumuyla bilinen servi ön plana çıktı. Bin 582 adet servi fidanı toprakla buluştu. Bunun yanı sıra, kampüse Akdeniz kültürünün sembolü olan 505 adet zeytin fidanı dikilirken 152 adet kızıl çam, 45 adet fıstık çamı, 341 adet keçiboynuzu, 7 adet nar, 18 adet mandalina türlerinden oluşan 2 bin 650 adet fidan toprakla buluşturuldu. 2026 yılında 2 bin 753 fidan Akdeniz Üniversitesi’nde 2026 yılında dikim sayısı bir önceki yılı geride bırakarak 2 bin 753’e ulaştı. Bu yılın en dikkat çekici verisi ise Akdeniz’in renkli simgesi zakkum oldu. Tam 2 bin 265 adet zakkum fidanı kampüs yollarını ve bahçelerini süslemek üzere toprakla buluştu. 2026 yılı çalışmaları sadece görsellikle sınırlı kalmayıp, meyve ağacı çeşitliliğiyle de dikkat çekti. 64 adet Portakal-mandalina, 36 adet limon, 20 adet turunç ve 20 adet kamkat, 203 adet zeytin, 80 adet defne, 24 adet begonvil, 38 adet incir ve 3 adet nar fidan dikimi gerçekleştirildi. 2025 ve 2026 yıllarında toplamda 5 bin 403 çeşitli fidan dikilerek Akdeniz Üniversitesi doğasında yerini aldı. "Daha yeşil bir Akdeniz Üniversitesi" Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, "Antalya’mız coğrafyası ile kampüsümüz de peyzajı ile içerisinde güzellikleri barındırıyor. Akdeniz Üniversitemizin gerek merkez yerleşkesinde gerekse ilçelerde olan yerleşkelerinde başlattığımız ağaçlandırma çalışmalarımızla öğrencilerimize daha yeşil bir yaşam alanı sunuyoruz. Göreve geldiğimiz günden beri yönetim olarak farklı etkinliklerle kampüsümüzün daha yeşil ve daha yaşanabilir bir çevreye kavuşması için elimizden gelenin fazlasını yapıyoruz. Kampüsümüzde yeni binalar yükselirken akademisyenlerimizin ve öğrencilerimizin katkılarıyla da farklı çeşitte fidanlarımız yükseliyor. Kampüsümüzün ve yerleşkelerimizin daha yeşil olması için çalışmalarını sürdüren peyzaj müdürlüğümüze, akademisyenlerimize ve öğrencilerimize teşekkür ediyoruz. Geleceğe miras bırakacağımız yegâne şey çevremize yapacağımız yatırımlardır" dedi.
Trendyol Süper Lig: Corendon Alanyaspor: 1 - Eyüpspor: 3 (Maç sonucu)
31 Ocak 2026 Cumartesi - 16:38 Trendyol Süper Lig: Corendon Alanyaspor: 1 - Eyüpspor: 3 (Maç sonucu) Trendyol Süper Lig’in 20. haftasında Corendon Alanyaspor, sahasında karşılaştığı Eyüpspor’a 3-1 mağlup oldu. Maçtan dakikalar (ikinci yarı) 49. dakikada sol kanattan gelişen atakta Umut Meraş’ın ceza sahası içerisine yaptığı ortada topla buluşan Talha Ülvan’ın vuruşunda meşin yuvarlak ağlara gitti. 1-1 80. dakikada Mounie’nin pasında topla buluşan Makouta’nın ceza sahası dışından sert vuruşunda kaleci Jankat Yılmaz meşin yuvarlağı son anda çıkardı. 86. dakikada sağ kanattan gelişen atakta ceza sahası içinde çaprazdan Legowski’nin vuruşunda kaleci Ertuğrul, meşin yuvarlağı çıkardı. Dönen topu önünde bulan Raux Yao, meşin yuvarlağı ağlara gönderdi. 1-2 90+4. dakikada sol kanatta topla buluşan Ampem’in, rakiplerini çalımlayarak ceza sahası içine girip yaptığı vuruşta meşin yuvarlak, kaleci Ertuğrul’un sağından ağlarla buluştu. 1-3 Stat: Alanya Oba Hakemler: Oğuzhan Aksu, Selim Şenöz, Murathan Çomoğlu Corendon Alanyaspor: Ertuğrul Taşkıran, Lima, Aliti, Ümit Akdağ, Hadergjonaj, Makouta, Janvier (Fatih Aksoy dk. 80) Duarte, Efecan Karaca (İbrahim Kaya dk. 65), Hwang (Meschack dk. 80), Güven Yalçın (Mounie dk. 72) Yedekler: Victor, Mahmut Can Kara, Batuhan Yavuz, Baran Moğultay, Viana Teknik Direktör: Joao Pereira Eyüpspor: Jankat Yılmaz, Talha Ülvan, Onguene, Robin Yalçın, Umut Meraş, Emre Akbaba (Legowski dk. 66), Taşkın İlter (Raux Yao dk. 84), Baran Ali Gezek, Metehan Altunbaş (Ampem dk. 75), Pintor (Radu dk. 84) Umut Bozok Yedekler: Kerim Yerlikaya, Calegari, Mendy, Berhan KutlayŞatlı, Arda Yavuz, Sadia Teknik Direktör: Atila Gerin Goller: Güven Yalçın (dk. 3) (Alanyaspor), Taha Ülvan (dk. 49), Raux Yao (dk. 86), Ampem (dk. 90+4) (Eyüpspor) Sarı kartlar: Duarte, Aliti (Alanyaspor), Metehan Altunbaş (Eyüpspor)
Trendyol Süper Lig: Corendon Alanyaspor: 1 - Eyüpspor: 0 (İlk yarı)
31 Ocak 2026 Cumartesi - 15:32 Trendyol Süper Lig: Corendon Alanyaspor: 1 - Eyüpspor: 0 (İlk yarı) Trendyol Süper Lig’in 20. haftasında Corendon Alanyaspor, sahasında Eyüpspor ile karşılaşıyor. Mücadelenin ilk yarısı Alanyaspor’un 1-0’lık üstünlüğüyle tamamlandı. Maçtan dakikalar (ilk yarı) 3. dakikada Hadergjonaj’ın sağ kanattan ortasında ceza sahası içinde iyi yükselen Güven Yalçın’ın kafa vuruşunda meşin yuvarlak filelere gitti. 1-0 9. dakikada ceza sahası içinde topla buluşan Hwang’ın ortasında Güven Yalçın’ın kafa vuruşunda kaleci Jankat Yılmaz son meşin yuvarlağı topu çıkardı. 17. dakikada Hadergjonaj’ın ceza sahası içerisine yerden gönderdiği pasla topla buluşan Hwang’ın vuruşunda kaleci Jankat Yılmaz, meşin yuvarlağı kornere çeldi. Stat: Alanya Oba Hakemler: Oğuzhan Aksu, Selim Şenöz, Murathan Çomoğlu Corendon Alanyaspor: Ertuğrul Taşkıran, Lima, Aliti, Ümit Akdağ, Hadergjonaj, Makouta, Janvier, Duarte, Efecan Karaca, Hwang, Güven Yalçın Yedekler: Victor, Mahmut Can Kara, Batuhan Yavuz, Mounie, Meschack, Baran Moğultay, Fatih Aksoy, İbrahim Kaya, Viana Teknik Direktör: Joao Pereira Eyüpspor: Jankat Yılmaz, Talha Ülvan, Onguene, Robin Yalçın, Umut Meraş, Emre Akbaba, Taşkın İlter, Baran Ali Gezek, Metehan Altunbaş, Pintor, Umut Bozok Yedekler: Kerim Yerlikaya, Calegari, Mendy, Raux Yao, Legowski, Radu, Ampem, Berhan Kutlay Şatlı, Arda Yavuz, Sadia Teknik Direktör: Atila Gerin Gol: Güven Yalçın (dk. 3) (Alanyaspor) Sarı kart: Metehan Altunbaş (Eyüpspor)
Su tüketimiyle ilgili doğru bilinen yanlışlar
31 Ocak 2026 Cumartesi - 12:01 Su tüketimiyle ilgili doğru bilinen yanlışlar Su sağlıklı yaşamın vazgeçilmezleri arasında yer alsa da uzmanlar tarafından, her birey için aynı miktarda tüketilmesinin doğru olmadığını, özellikle kısa sürede aşırı su içmenin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini ve suyun ancak doğru kişide, doğru miktarda fayda sağladığını ifade edildi. Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Dahiliye Bölümü’nden Uzm. Dr. Erbil Çümen, su tüketimiyle ilgili toplumda doğru bilinen yanlışlara dikkat çekti. Suyun sağlıklı yaşamın olmazsa olmazı olarak görüldüğünü belirten Çümen, "Vücudumuzun yaklaşık dörtte üçünün su olduğunu boşuna dile getirmiyoruz. En sık duyduğumuz cümlelerden biri "Ne kadar çok su içersen o kadar sağlıklısın." Oysa bu düşünce her zaman doğru değil. Gereğinden fazla su içmek, özellikle kısa sürede çok miktarda alındığında vücutta ciddi sorunlara yol açabiliyor. Aşırı su tüketimi, kandaki tuz dengesini bozarak baş dönmesi, bulantı, hatta bilinç kaybına kadar gidebilen tablolara neden olabiliyor. Su, her gün kullanmak zorunda olduğumuz bir ilaç gibi düşünülmelidir; doğru kişide, doğru miktarda fayda sağlar. En sağlıklı yaklaşım, vücudu dinlemek, aşırıya kaçmamak ve varsa hastalıklara göre su tüketimini doktor önerisiyle düzenlemektir" dedi. "Susamıyorsak suya ihtiyacımız olmadığı düşüncesi yanlıştır" Özellikle yaşlılarda katabolizma bazı hormon dengelerinin değişmesi nedeniyle susama hissi azalttığını ifade eden Çümen, "Yani kişi susamadığını düşünse bile vücudu susuz kalmış olabilir. Bu nedenle ’canım su istemiyor’ demek, yeterince su aldığınız anlamına gelmez. Öte yandan gün boyu sürekli su içen, şişesini elinden düşürmeyen bazı kişilerde de farkında olmadan fazla su alımı görülebilir. Hatta su zehirlenmesi dahi yaşayabilirler. Burada önemli olan dengeyi yakalamaktır" şeklinde konuştu. "Çay ve kahvenin su yerine geçtiğini düşünmek bizi yanılgıya düşürür" Çümen, Çay ve kahve su içerir ama fazla tüketildiklerinde vücuttan su atımını artırırlar. Yani "nasıl olsa çay içiyorum" diyerek su içmemek doğru bir yaklaşım değildir. Su tüketimimize göre idrar rengimiz değişir, ancak koyu idrar az su içtiğimizi, açık renk idrar çok ya da yeterli su içtiğimizi her zaman göstermeyebilir. Bu konuda genelleme yapmak mümkün değildir" diye konuştu. "Böbrekleri temizlemek için bol su içmek gerekir" Böbrek taşı olan kişilerde yeterli su içmesinin çok önemli olduğunu belirten Çümen, "Ancak kalp yetmezliği, ileri böbrek hastalığı veya karaciğer sirozu olan hastalarda fazla su içmek, vücutta su toplanmasına, nefes darlığına ve hastaneye yatışlara neden olabilir. Bu hastalarda su miktarı mutlaka doktor tarafından bireysel olarak değerlendirilip belirlenmelidir" ifadelerini kullandı. "Herkesin günde mutlaka sekiz ila on bardak su içmesi gerekir" Çümen son olarak, "Su ihtiyacı kişiye göre değişir. Yaş, kilo, günlük hareket miktarı, terleme, gebelik, emzirme ve hatta yaşanılan şehir bile bu ihtiyacı etkiler. Sıcak bölgelerde yaşayan bir kişiyle serin bir şehirde yaşayan bir kişinin su ihtiyacı aynı değildir. Bu yüzden tek bir rakam herkese uymaz" dedi.
Yağış sonrası bozulan yollar onarılıyor
31 Ocak 2026 Cumartesi - 10:54 Yağış sonrası bozulan yollar onarılıyor Antalya Büyükşehir Belediyesi ASAT Genel Müdürlüğü, Fen İşleri Daire Başkanlığı ile Yol Yapım, Bakım ve Onarım ekipleri kent genelinde aşırı yağışlar nedeniyle bozulan yollarda bakım ve onarım çalışması yürütüyor. Ekipler, içme suyu altyapı çalışmaları kapsamında açılan hatlarda, yoğun yağışların ardından oluşan bozulmalara hızla müdahale ederken, vatandaşların günlük yaşamının olumsuz etkilenmemesi amacıyla öncelikle geçici dolgu çalışmaları yapılırken, uygun teknik şartların oluşmasının ardından kalıcı asfalt kaplamalar yapılacak. Büyükşehir Belediyesi ASAT Genel Müdürlüğü İçme Suyu Dairesi Başkanlığı koordinesinde yürütülen çalışmalar kapsamında; içme suyu hatlarının yenilenmesi ve bakım-onarım faaliyetleri sonrasında açılan yol kesimlerinde, yağışların etkisiyle meydana gelen bozulmalar tespit edilerek hızla onarılıyor. Ekipler, asfalt öncesi zeminin oturması ve gerekli teknik şartların sağlanması amacıyla öncelikle geçici dolgu uygulamalarını gerçekleştiriyor; dolgu sürecinin tamamlanmasının ardından ise program dahilinde kalıcı asfalt çalışmaları hayata geçirilecek. Konyaaltı’nda aşamalı yol onarımı Konyaaltı ilçesinde başlatılan içme suyu altyapı çalışmalarının ardından, içme suyu hatlarının geçtiği güzergâhlarda dolgu işlemleri tamamlandı. Belediye Caddesi, Atatürk Caddesi, Gazi Mustafa Kemal Caddesi ile Gürsu 304 Sokak’ta yürütülen çalışmalar kapsamında, açılan hatlar geçici dolgu ile kapatılarak ulaşım güvenliği sağlandı. Teknik şartların oluşmasının ardından bu bölgelerde program dâhilinde kalıcı asfalt çalışmaları gerçekleştirilecek. Kardeş Kentler Caddesi - havaalanı güzergâhına sıcak asfalt Aksu ilçesinde bulunan Lara Caddesi ile Kardeş Kentler Caddesi’nin havaalanı gidiş güzergâhı, olumsuz hava şartlarından etkilendi. Lara Caddesi’nde bakım ve onarım çalışmaları kapsamında Fen İşleri Daire Başkanlığı ekipleri tarafından asfalt yenilemesi yapılırken, turizm açısından büyük önem taşıyan havaalanı güzergâhına ise sıcak asfalt serimi gerçekleştirildi. Gümüşkavak ve Beldibi yolları açıldı Alanya ve çevresinde etkili olan şiddetli yağış beraberinde heyelan ve toprak kaymalarını da yol açtı. Ulaşımda herhangi bir sorun yaşanmaması için teyakkuz halinde olan Büyükşehir ekipleri, sorunların yaşandığı bölgelerde çalışma yaparak yolları güvenli hale getiriyor. Gümüşkavak ve Beldibi Mahallesi grup yollarında yaşanan toprak kayması ve heyelan sonrası Antalya Büyükşehir Belediyesi Yol Yapım, Bakım ve Onarım Dairesi Alanya ekipleri bölgeye gönderdiği iş makineleriyle kısa sürede yolları açtı. Gümüşkavak’da taş ve toprakla tıkanan şarampol ve yol temizliği gerçekleştirildi. Dim Grup Yolu ve Bucak Mahallesi yolunda heyelan nedeniyle yola düşen kaya, taş ve toprak iş makineleriyle temizlenerek yol trafiğe açıldı. Diğer yandan toprakla dolan şarampoller ise kepçe yardımıyla temizlenerek yol güvenli hale getirildi.
TZOB Genel Başkanı Bayraktar: "Doğal afetler tarım sektörünü her geçen yıl daha fazla etkilemektedir"
31 Ocak 2026 Cumartesi - 10:54 TZOB Genel Başkanı Bayraktar: "Doğal afetler tarım sektörünü her geçen yıl daha fazla etkilemektedir" Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Manavgat’ta meydana gelen hortumdan zarar gören tarım alanları ve seralarda incelemelerde bulundu. Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, hortumdan zarar gören sera ve tarım arazilerinde incelemelerde bulunarak üreticilerin sorun ve taleplerini dinledi. İncelemelerin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Hortumun tarımsal üretimde ciddi kayıplara yol açtığını, Manavgat’ta yaklaşık 390 dönüm sera alanının zarar gördüğünü belirten Bayraktar "390 dönüm seranın yanında 10 dönüm zeytin ve avokado bahçesi de afetten etkilendi. Afetten 48 çiftçimiz zarar gördü. Bu alanların 248 dönümü sigortalı, 142 dönümü ise sigortasız. Domates, biber, patlıcan, kabak, salatalık, çilek, karpuz fideleri ile birlikte muz, avokado ve zeytin ürünlerinde ciddi hasar var. Doğal afetler tarım sektörünü her geçen yıl daha fazla etkilemektedir. Afetler artarak devam ediyor. TARSİM’i Türkiye genelinde daha fazla çiftçiye ulaştırmamız, daha geniş alanlarda etkin hale getirmemiz gerekiyor" diye konuştu. Sigortası olmayan üreticilerin de desteklenmesi gerektiğini belirten Bayraktar "2025 yılında 65 ilde yaşanan don felaketinin ardından sigorta kapsamı dışında kalan üreticilere yardımlar yapıldı. Aynı desteğin Manavgat’taki hortum, sel ve dolu afetlerinden etkilenen üreticiler için de sağlanmasını talep ediyoruz" dedi. Üreticilerin en önemli sorunlarından bir tanesinin de krediye erişimde yaşadığı sorunlar olduğunu belirten Bayraktar, "Üreticilerimiz kredi alma yönündeki engellerin kaldırılmasını istiyor. Yaptığımız tespitleri Ankara’da ilgili bakanlıklarımızla paylaşacağız. İnşallah 2026 yılı, 2025 yılı gibi afetlerle anılmaz. Çiftçilerimize tekrar geçmiş olsun" dedi. İncelemelerin ardından Manavgat Ziraat Odasına ait Doğançam Mahallesi’nde bulunan Zeytinyağı Fabrikasına gelen Bayraktar, fabrikada incelemelerde bulundu ve Manavgat Ziraat Odası Başkanı Rasim Metin’den fabrika hakkında ayrıntılı bilgi aldı. Ziraat Odalarının üreticilerin hayatını kolaylaştırmak için çalışmalarda bulunduğuna dikkat çeken Bayraktar "Manavgat Ziraat Odamız bu konuda en önde gelen odalarımızdan bir tanesidir. Taşağıl’da bulunan fabrikanın ardından burada yeni bir zeytinyağı fabrikası açarak üreticilerimize yarar sağlamıştır. Ben başta başkanımız Rasim Metin olmak üzere yönetim kurulu ve meclis üyelerimizi kutluyorum" dedi.