Yerel Haberler
Antalya
Akdeniz’de ilk olma özelliği taşıyan Faz-1 klinik araştırma merkezi açıldı 26 Nisan 2026 Pazar - 09:23:50 Akdeniz Bölgesi’nde ilk olma özelliği taşıyan Faz-1 Klinik Araştırma Merkezi hizmete açıldı. Merkezde, yeni geliştirilen ilaçların faz-1 çalışmaları gerçekleştirilecek. Memorial Antalya Hastanesi Merkez koordinatörü ve Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Fatih Demirkan, Faz-1 çalışmalarının yalnızca belirli bir branşla sınırlı olmadığını belirterek, "Onkoloji, kardiyoloji, nöroloji, immünoloji ve diğer bilim dallarında da Faz-1 çalışmaları yürütülecek" dedi. Tüm dalları kapsayan araştırmalar Akdeniz Bölgesi’nde ilk kez Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılan merkezin geniş kapsamlı araştırmalara ev sahipliği yapacağını ifade eden Prof. Dr. Demirkan, "Bölümüm hematoloji olmasına rağmen yalnızca bu alanla sınırlı kalmayacağız. Tüm branşlarda Faz-1 araştırmaları yapılacak" diye konuştu. İlaçların güvenliği ve dozu belirleniyor Faz-1 çalışmalarının temel amacının ilaçların güvenliği ve uygun dozunun belirlenmesi olduğunu vurgulayan Demirkan, şu bilgileri paylaştı: "Faz-1 çalışmaları, ilaçların yan etkilerinin değerlendirildiği ve en uygun dozun seçildiği ilk aşamadır. Bu süreç başarıyla tamamlanırsa Faz-2 ve Faz-3 aşamalarına geçilir. Faz-1 çalışmaları genellikle 60-80 gönüllü ile sınırlıdır" Demirkan, ileri aşamalarda hasta sayısının arttığını ve özellikle Faz-3 çalışmalarında 600 ila 1000 kişilik geniş ve uluslararası katılımlı gruplarla araştırmalar yapıldığını kaydetti. "Sağlıklı ve hasta gönüllüler katılabilecek" Çalışmalara hem sağlıklı bireylerin hem de tedavi seçeneklerini tüketmiş hastaların dahil olabileceğini belirten Demirkan, "Kanser hastalarında yeni geliştirilen ilaçlar ilk kez bu aşamada uygulanabilir" ifadelerini kullandı. Ayrıca gönüllülerin çalışmalara katılımı için yazılı onaylarının alınmasının zorunlu olduğu ve istedikleri zaman araştırmadan ayrılabilecekleri bildirildi. "Faz çalışmaları akademik açıdan en üst düzeyde" Faz çalışmalarının bilimsel açıdan önemine değinen Demirkan, "Bu merkezler inovasyona en yakın yerlerdir. Hastalar yeni tedavilere erken erişim imkanı bulur. Aynı zamanda akademik çalışmaların en üst düzeyde yürütüldüğü alanlardır" dedi. Klinik araştırmalar sayesinde birçok hastalıkta yaşam süresinin önemli ölçüde arttığını vurgulayan Demirkan, "Bazı hastalıklarda 1-2 yıl olan yaşam süresi 9-10 yılın üzerine çıkmış, hatta tam şifa sağlanan durumlar görülmüştür" diye konuştu. "Klinik araştırmaların yüzde 80’i dört alanda" Dünya genelinde klinik araştırmaların büyük bölümünün belirli alanlarda yoğunlaştığını belirten Demirkan, "Hematoloji ve onkoloji, immünoloji, nöroloji ve kardiyoloji hastalıkları klinik araştırmaların yaklaşık yüzde 80’ini oluşturuyor. Bu alanlarda yeni bulunan ilaçların Faz- 1 çalışmalarını bu merkezde yapmayı planlıyoruz" dedi. Dr. Demirkan, Faz-1 çalışmalarında gönüllülerin klinik çalışmalara katılımı için yazılı onaylarının alınması gerektiğini, ayrıca istedikleri zaman çalışmadan ayrılabileceklerini de sözlerime ekledi.
26 Nisan 2026 Pazar - 09:18 Türk Tıbbi Onkoloji Kongresi Antalya’da düzenlendi: Onkologlardan kemoterapi mesajı Türk Tıbbi Onkoloji Derneği tarafından Antalya’da düzenlenen 13. Türk Tıbbi Onkoloji Kongresi’nde kanser tedavisindeki son gelişmeler, immünoterapi, hedefe yönelik tedaviler, mRNA aşıları, yapay zekanın sağlıkta kullanımı ve kanserden korunma yolları ele alındı. Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Nuri Karadurmuş, kemoterapinin kanser tedavisindeki yerini koruduğuna dikkat çekerek, "Kemoterapi gerçekten bir öcü değil, yeniliklerin bile yeniden doğurduğu çok önemli bir tedavi ajanı, ezeli ve ebedi bir partner" dedi. Derneğin Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Bülent Karabulut ise, "Kanser eşittir ölüm değil. İkincisi, ’kemoterapi süründürür’ algısı da doğru değil. Artık kanser kemoterapileri de hastaları süründürmüyor. Hastalarımız sosyal ortamlarında kendi hayatlarını yaşayabiliyorlar" ifadelerini kullandı. Türk Tıbbi Onkoloji Derneği tarafından bu yıl 13’üncüsü düzenlenen "Türk Tıbbi Onkoloji Kongresi", Antalya’nın Serik ilçesi Belek Turizm Merkezi’nde gerçekleştirildi. Yaklaşık bin 500 katılımcının yer aldığı kongrede, 60 bilimsel oturumda, 11’i yurt dışından olmak üzere toplam 355 oturum başkanı ve konuşmacı yer aldı. Kongre kapsamında 8 uydu sempozyumu düzenlenirken, 8 oturumda 91 sözel bildiri ve 107 poster bildiri sunuldu. Kongre dolayısıyla Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Nuri Karadurmuş, Derneğin Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Bülent Karabulut, Yönetim Kurulu Üyeleri Prof. Dr. Mehmet Ali Nahit Şendur ve Prof. Dr. Gökşen İnanç İmamoğlu basın toplantısı düzenledi. "Ülkemizde her yıl 250 bin kişi kanser tanısı alıyor" Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Nuri Karadurmuş, Türkiye’de her yıl yaklaşık 250 bin kişinin kanser tanısı aldığını, 25 bine yakın kişinin de aynı tanı nedeniyle yaşamını yitirdiğini belirtti. Kanser tanısının hasta ve yakınları için ağır bir süreç olduğunu vurgulayan Karadurmuş, onkoloji alanında ise önemli gelişmeler yaşandığını ifade etti. Karadurmuş, "Ülkemizde her yıl 250 bin insanımız kanser tanısı alıyor. Ne yazık ki 25 bine yakını da aynı tanı nedeniyle hayatını kaybediyor. Dolayısıyla çok dinamik bir süreç. Erken dönemde bile kanser tanısını duymak hastamızın ve hasta yakınlarının dünyasını alt üst edebiliyor. Ama bir yandan sevindirici olan şu ki, onkoloji dünyasında, özellikle tıbbi onkoloji camiasında çok önemli dinamik gelişmeler var" dedi. Tedavi seçeneklerinin artık yalnızca klasik yöntemlerle sınırlı olmadığını kaydeden Karadurmuş, kemoterapinin yanı sıra immünoterapiler, hedefe yönelik akıllı ilaçlar ve antikor-ilaç konjugatlarıyla kanser tedavisinde daha uzun sağ kalım sürelerine ulaşıldığını belirtti. "Kemoterapi kanser savaşında çok önemli bir partnerimiz" Kanser tedavisinde kemoterapinin önemini koruduğunu vurgulayan Prof. Dr. Karadurmuş, yeni tedavi seçeneklerinin kemoterapiyi dışlamadığını, aksine birçok durumda tedavi başarısını artırmak için birlikte kullanıldığını söyledi. Karadurmuş, "Tedaviler artık kemoterapilerin hala ezeli ve ebedi dost olduğunu gösterirken, immünoterapiler, akıllı hedefleyici ilaç dediğimiz haplar ve antikor-ilaç konjugatları dediğimiz kemoterapi ile akıllı ilaçların kombinasyonuna kadar yansıyan çok önemli gelişmeleri ve uzamış sağ kalımları beraberinde getirdi" ifadelerini kullandı. Türk Tıbbi Onkoloji Derneği’nin bin 359 üyesiyle hastalara hizmet verdiğini belirten Karadurmuş, tıbbi onkologların tanıdan tedavi sürecine, yan etkilerin yönetiminden beslenmeye, yaşam kalitesinden hastalığın son evresine kadar hastaların yanında olduğunu dile getirdi. Kongrenin 22-26 Nisan tarihleri arasında düzenlendiğini kaydeden Karadurmuş, "3 ana salon, toplamda 6 salonda, 60 büyük oturum, 315 ulusal ve 11 uluslararası konuşmacıyla kongremizi gerçekleştiriyoruz. Kongremizde 91 sözel bildiri sunuluyor. Bunların arasında kanser hastalarının tedavisinde ufuk açacak, çığır açacak projeler de yer alıyor" diye konuştu. "İmmünoterapiler uyuyan lenfositleri uyandırıyor" Kanser tedavisindeki en önemli gelişmelerden birinin immünoterapi olduğunu belirten Karadurmuş, bu tedavilerin halk arasında çoğu zaman "akıllı ilaç" olarak bilindiğini, ancak immünoterapilerin serum şeklinde uygulandığını ifade etti. Karadurmuş, immünoterapilerin bağışıklık sistemini kanser hücrelerine karşı harekete geçirdiğini belirterek, "Hastalarımızın aklında hep ’akıllı ilaç mı hocam’ sorusu oluyor. İmmünoterapiler aslında akıllı serumlar. Aynı kemoterapi gibi serum şeklinde veriliyor. Vücudumuzun savaşan lenfositlerinin kanserde uyuduğunu, yeterince yanıt veremediğini kabul ediyoruz. İşte bu uyuyan lenfositleri uyandıran, ’vücudunda düşman var, bu düşmana yeniden savaş aç ve vücudu kurtar’ denilen tedavilerdir" dedi. İmmünoterapilerin Sağlık Bakanlığı, SGK geri ödeme sistemi ve Türk Tıbbi Onkoloji Derneği’nin katkılarıyla bugün 5 farklı ajanla 25 kanser türünde geri ödeme kapsamında olduğunu aktaran Karadurmuş, akciğer, meme, böbrek, cilt, kalın bağırsak, mide ve yemek borusu kanserlerinde bu tedavilerin kullanılabildiğini söyledi. "İmmünoterapi önemli ama tek başına kesin çözüm değil" İmmünoterapilerin yaşam kalitesi açısından hastalara konfor sağladığını belirten Karadurmuş, tedavi sürelerinin yaklaşık 45-50 dakika olduğunu, saç dökülmesine yol açmadığını, bulantı ve yorgunluk gibi etkilerin ise nadir görüldüğünü dile getirdi. Buna rağmen kanserin direnç geliştirebilen bir hastalık olduğuna dikkat çeken Karadurmuş, "İmmünoterapi çok iyi ama net bir çözüm mü, hala henüz değil. Kanserle mücadelede başarılıyız ama yeni tedavi ajanlarına da ihtiyacımız var. Aslında bu yenilikçi gelişmeler bile geçmişin hakkını verdi. İmmünoterapiyle ya da akıllı haplarla direnç geliştiğinde, yanına kemoterapi eklediğinizde bu direnci yenebiliyorsunuz. Bu da kemoterapinin kanser tedavisi tarihinde neden kalıcı bir yeri olacağının kanıtı oldu. Kemoterapi gerçekten bir öcü değil. Yeniliklerin bile yeniden doğurduğu çok önemli bir tedavi ajanı, ezeli ve ebedi bir partner. Kanser savaşında bizim çok önemli bir partnerimiz. Bunu göstermiş olduk" dedi. "Kanserde 5 yıllık yaşam süresi ikiye katlanıyor" Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mehmet Ali Nahit Şendur, kanser tedavisinde son yıllarda yaşanan gelişmelerin baş döndürücü olduğunu belirtti. Hedefe yönelik tedavilerle başlayan başarının immünoterapilerle daha da ileri taşındığını kaydeden Şendur, araştırmaların devam ettiğini ve her zaman daha iyisinin mümkün olduğunu söyledi. Şendur, "Kanserde son yıllardaki gelişmeler baş döndürücü. Özellikle hedefli tedavilerle başlayan, kemoterapiden sonraki başarı immünoterapilerle tartışıldı. Ama araştırma devam ediyor. Çünkü her zaman bir adım ötesi için çaba sarf ediyoruz. Daha iyisi hep mümkün. Son zamanlarda yapılan çalışmalar gösterdi ki kanserde 5 yıllık yaşam net olarak ikiye katlanıyor. Son 30 yıla baktığınız zaman hem dünyada hem ülkemizde gerçekten bir farkındalık oluştu. Artık hastalarımız başarılı tedavilerle, kişiye özel tedavilerle daha uzun yaşıyor" diye konuştu. "mRNA aşıları immünoterapilerle birlikte umut verici sonuçlar veriyor" Kanser tedavisinde mRNA aşılarının da önemli bir araştırma alanı haline geldiğini aktaran Şendur, bu tedavilerin özellikle immünoterapilerle birlikte kullanımında olumlu sonuçların görüldüğünü belirtti. İlk çalışmaların cilt kanseriyle başladığını, bugün akciğer kanseri ve böbrek tümörleri dahil birçok kanser türünde umut verici sonuçların gündeme geldiğini kaydetti. Şendur, "mRNA aşıları gerek tek başına gerekse immünoterapilerle kombine kullanıldığında ilk çalışma sonuçlarının pozitif olduğunu söyleyebilirim. İlk etapta cilt kanseriyle başlayan bu yarış, bugün akciğer kanseri, böbrek tümörü ve birçok kanserde gerçekten de çığır açacak gibi görünüyor" dedi. Henüz bu tedavilerin yaygın kullanıma girmediğini belirten Şendur, "Yakın zamanda, 2-4 yıl sonra kemoterapisiz bir hasta grubunu mRNA aşılarıyla ya tek başına ya da immünoterapilerle tedavi edeceğimizi göreceğiz. Onun için onkoloji hekimleriyle, onkoloji uzmanlarınızla hep irtibatta kalın" ifadelerini kullandı. "Kemoterapi bizim her zaman tedavi mücadelesindeki en büyük dostumuz" Kemoterapinin tedavi planlamasında hala önemli bir yere sahip olduğunu belirten Şendur, bu yöntemin yeni nesil tedavilerle birlikte farklı şekillerde kullanılabildiğini söyledi. Antikor-ilaç konjugatlarının, kemoterapinin daha hedefli ve daha az sistemik yan etkiyle uygulanmasına imkan sağladığını belirten Şendur, "Kemoterapi bizim her zaman tedavi mücadelesindeki en büyük dostumuz. Onu farklı şekillerde entegre ederek, antikor-ilaç konjugatlarıyla, teknolojiyle beraber yeni nesil hedefli tedavilerle birleştirerek kullanacağız" dedi. İmmünoterapinin her hasta için uygun olmadığının altını çizen Şendur, "İmmünoterapi tabii ki her hasta için uygun değil. Ama immünoterapinin mantığına baktığımız zaman kişinin kendi savunma sistemini hazırlayarak kanser mücadelesinde rol oynamasını ön planda tuttuğunu görüyoruz. Kemoterapi ile beraber kullanıldığında kemoterapinin etkisini artırıyor. Tek başına kullanıldığında ise bir grup hastada gerçekten çok büyük etki ediyor" ifadelerini kullandı. "Doğru tedavi, doğru zamanda, doğru ellerde verilmeli" Yenilikçi tedavilerle ileri evre kanserlerde dahi uzun sağ kalımın mümkün hale geldiğini belirten Şendur, cilt kanserinde bazı hastalarda şifanın mümkün olduğunu, akciğer kanserinde ise çok uzun sağ kalım sürelerine ulaşıldığını söyledi. Şendur, "Bugün cilt kanserinde evre 4 olsa bile şifa mümkün. Akciğer kanserinde şifa demesek de çok uzun sağ kalım mümkün. Özellikle PD-L1 değeri yüzde 50 ve üzerindeki hastaların dörtte biri artık 8 yılı geçen sağ kalıma sahip. Metastatik melanomda 10 yıllık sağ kalım yüzde 50. İleri evrede bir kanser tanısı alındığında üzülüyoruz ama yenilikçi tedavilerle, doğru ellerde çok uzun sağ kalım ve hatta şifa da mümkün diyebiliriz" diye konuştu. Pankreas kanserinde immünoterapinin yalnızca seçilmiş hasta gruplarında kullanılabildiğini belirten Şendur, "Pankreas kanserinde bugün için seçilmiş hastada immünoterapiyi kullanabiliyoruz ama büyük çoğunluğunda immünoterapi etki etmiyor. O yüzden mutlaka tıbbi onkolojinin uzmanlığında, multidisipliner ekip olarak hastalara en doğru tedaviyi vermek için çaba sarf ediyoruz" dedi. Gen testlerinin de tedavilere entegre edildiğini kaydeden Şendur, tümör agnostik tedavilerin son dönemin önemli başarılarından biri olduğunu ifade ederek, "Bir gen haritasındaki, bir yolaktaki anormallik hangi tümörde olursa olsun ona yönelik verdiğimiz ilaç tüm tümörlerde etkili olabiliyor. Bu da son zamanlardaki en büyük başarılarımızdan biri" dedi. "Yapay zeka sağlıkta kullanılmalı ama tedavi kararının yerine geçmemeli" Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Bülent Karabulut ise kanser hastalarının sağlık süreçlerinde yapay zekayı kullanırken dikkatli olması gerektiğini söyledi. Yapay zekanın tanı ve tedavi süreçlerinde destekleyici olarak kullanılabildiğini belirten Karabulut, hastaların yalnızca yapay zeka ya da internet kaynaklı bilgilerle tedavi kararı vermemesi gerektiğini vurguladı. Karabulut, "Sağlığınızı yönetmek için yapay zekayı kullanmamanızı tavsiye ederim. Bizim işimiz, gücümüz kanser hastaları. Onlarla beraber yol haritası çiziyoruz, sevinçlerimizi yaşıyoruz, üzüntülerimizi yaşıyoruz. Onların faydasına olabilecek herhangi bir şey varsa, akademik unvana sahip bizler en ufak tereddüt etmeden mutlaka yaparız" dedi. Bitkisel tedaviler ve alternatif yöntemler konusunda hekimlerin tüm seçenekleri bilimsel açıdan değerlendirdiğini belirten Karabulut, "Biz karşı çıkmıyoruz; güvenli değildir diyoruz. İkisi arasında çok büyük bir fark var. Bir şeyin güvenli olduğunu göstermek zorundasınız, etkin olduğunu göstermek kadar. Çünkü biz Hipokrat yemininden önce başka bir ilkeyi benimseriz: Önce zarar verme" ifadelerini kullandı. "Her hasta kendi hikayesini yazıyor" Yapay zekanın radyoloji gibi teşhise dair alanlarda hekim hatalarını azaltmak, gözden kaçabilecek küçük ayrıntıları yakalamak için kullanılabildiğini belirten Karabulut, buna rağmen en gelişmiş yapay zeka sistemlerinde bile hatalar olabileceğini söyledi. Karabulut, "Yapay zekayı biz destekliyoruz, kendi günlük pratiğimize alıyoruz. Ama her hasta kendi hikayesini yazıyor. Yapay zeka bir modelleme ile size fikir verebilir ama hastanın hikayesinin sonuç kısmını veremez. Kulaktan dolma bilgilerle gelmeyin. Şundan duydum, bundan duydum bilgileri ya da televizyonlarda bir takım paralar verilerek çıkılan programlarda yapılan, bilgiye ve bilime uygun olmayan yayınlar hastaları yanlış yönlendirebiliyor. Ne yaparsak yapalım, yapay zeka dahil olmak üzere her hasta kendi hikayesini yazıyor" ifadelerini kullandı. "Yapay zeka hata yapabiliyor, hastanın vakti olmayabilir" Yapay zekanın yanlış bilgi verebildiğini pratikte de gördüklerini belirten Karabulut, bazı hastaların tetkiklerini yapay zekaya yorumlatıp korkuyla hekime başvurduğunu söyledi. Karabulut, "Birkaç veriyi giriyoruz, yapay zeka yanlış bilgi veriyor. ’Bu böyle değil’ dediğimizde ’özür dilerim, veri tabanımı güncelliyorum’ diyor. Ama hastanın veri tabanını güncelleyecek vakti olmayabiliyor" diye konuştu. Yapay zekanın tanı, tedavi algoritmalarının belirlenmesi ve erken teşhis alanlarında kullanılabileceğini belirten Karabulut, beyin tümörü, akciğer nodülleri ve mamografilerde önemli gelişmeler olduğunu ancak hasta yönetiminin doğrudan yapay zekaya bırakılmaması gerektiğini ifade etti. "Hala günlük pratiğimizde majör tedavimiz kemoterapi" Kemoterapinin günümüzde hala kanser tedavisinin ana unsurlarından biri olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Karabulut, immünoterapi, biyolojik ajanlar ve ağızdan kullanılan akıllı ilaçlara rağmen kemoterapinin önemini koruduğunu söyledi. Karabulut, "Hala günlük pratiğimizde bizim majör tedavimiz kemoterapi. Biz günlük hayatımızda immünoterapilere, biyolojik ajan dediğimiz damardan uygulanan akıllı serumlara ya da ağızdan kullanılan haplara geçtiğimiz dönemi çok canlı yaşadık. Eskiden sadece ’ömrünü biraz uzatabilir miyim’ diye başlayan hikaye, hastalığı kronikleştirme hevesine kadar gelmişti. Şimdi birçok tedavide hayal etmeden öteye geçtik" dedi. Kemoterapinin toplumda yanlış algılandığını belirten Karabulut, "Biz hala kemoterapiyi günlük hayatımızda çok yoğun kullanıyoruz. Kemoterapiyi bir kenara da atmayalım. Geçmişinden ders almayan önünü göremez" ifadelerini kullandı. "Kanser eşittir ölüm değil, kemoterapi de süründürmez" Kemoterapi alan hastaların yaşam kalitesinin geçmişe göre çok daha iyi yönetilebildiğini söyleyen Karabulut, yeni ilaçlar, yan etki yönetimi, palyatif bakım, bulantı kontrol yöntemleri, saç dökülmesini azaltmaya yönelik sistemler ve nöropatiyi önlemeye dönük yaklaşımlarla tedavi sürecinin daha konforlu hale geldiğini ifade etti. Karabulut, "Kanser eşittir ölüm değil. İkincisi, ’kemoterapi süründürür’ algısı da doğru değil. Artık kanser kemoterapileri de hastaları süründürmüyor. Hastalarımız sosyal ortamlarında kendi hayatlarını yaşayabiliyorlar" dedi. Hastaların evcil hayvanları ya da sosyal yaşamları konusunda da hekimleriyle görüşerek doğru bilgi alması gerektiğini belirten Karabulut, "Birçok kanser türünün kemoterapisinde, hastaların hayatlarında izolasyon gerektirmeden, immün sistemlerini çökertmeden tedavi yapabiliyoruz. Bu mesajları doğru verirsek hastalarımız karşımıza ’bize gareziniz mi var’ diye gelmezler" ifadelerini kullandı. "Kanserlerin üçte biri yaşam tarzı değişiklikleriyle önlenebilir" Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Gökşen İnanç İmamoğlu ise kanserden korunma yollarına dikkat çekti. Bilimsel çalışmaların kanserlerin yaklaşık üçte birinin yaşam tarzı değişiklikleriyle önlenebildiğini gösterdiğini belirten İmamoğlu, sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite, obeziteden kaçınma, sigara ve alkolden uzak durma ile güneş ışınlarından korunmanın önemine değindi. İmamoğlu, "Kanseri önleyebilir miyiz? Evet, kanseri büyük oranda önleyebiliriz. Yapılmış bilimsel çalışmalar, kanserlerin üçte birinin sadece yaşam tarzı değişiklikleriyle önlenebildiğini göstermiştir. Sağlıklı bir yaşam tarzını benimseyerek birçok kanseri önleyebiliyoruz" dedi. Beslenmede Akdeniz tipi diyetin önemine dikkat çeken İmamoğlu, "Beslenmede Akdeniz tipi beslenmenin kanserden korunmada çok önemli bir diyet şekli olduğunu çalışmalar göstermiştir. Obezitenin de kanser riskini oldukça artırdığını, neredeyse sigara kadar risk oluşturduğunu biliyoruz. Özellikle meme kanseri, kadınlarda rahim kanseri ve kolon kanserinde obezite riski artırıyor" diye konuştu. Kanserden korunmada yaşam tarzı kadar erken tanı ve tarama testlerinin de önemli olduğunu belirten İmamoğlu, meme kanseri, rahim ağzı kanseri ve kolon kanserinde tarama programlarının hayat kurtardığını ifade etti.
26 Nisan 2026 Pazar - 09:18 Talep azalınca bedava dağıttı, poşetini alan bahçeye koştu Antalya’nın Alanya ilçesinde yaşayan Recep Erdoğan, bahçesinde yetişen ve halk arasında ’Malta eriği’, ’yeni dünya ve ’muşmula’ olarak bilinen meyveye talep olmayınca sosyal medya üzerinden yaptığı çağrıyla vatandaşlara ücretsiz dağıtıyor. Son yıllarda tropikal meyvelerin gölgesinde kalan yeni dünya meyvesinin dalında israf olmasını istemeyen Erdoğan, herkesi bahçesine davet etti. Alanya’nın İncekum Mahallesi’nde ikamet eden Recep Erdoğan, bölgede özellikle avokado başta olmak üzere tropikal meyve üretiminin artmasıyla birlikte yeni dünya meyvesine olan ilginin ciddi şekilde azaldığını söyledi. Bir dönem köylünün önemli geçim kaynaklarından biri olan yeni dünyanın artık yeterli değeri görmediğini belirten Erdoğan, ürünlerin bir kısmının dalında kaldığını ifade etti. Bahçesindeki meyvelerin ziyan olmasına gönlünün razı olmadığını dile getiren Erdoğan, çareyi vatandaşlara ücretsiz dağıtmakta buldu. Sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımın ardından çok sayıda kişi bahçeye gelerek meyve topladı. Toplaması maliyeti karşılamıyor Erdoğan, "Alanya bölgesinde eskiden yeni dünya köylünün geçim kaynağıydı. Alınıp satılıyordu ve çok kıymetliydi. Bu yıllarda avokado ve diğer meyveler çoğalınca yeni dünya ikinci planda kaldı. Yeni dünya ağacın başında kalıyor, toplamaz isek kuruyor ve kuşlar yiyor. Ben de sosyal medya üzerinden vatandaşlar gelip toplasınlar diye paylaşımda bulundum. Vatandaşlar geldiler, 2 gündür ağaçlardan toplayıp götürüyorlar. Toplaması maliyetini karşılamıyor, bu yüzden toplamaya gerek duymuyoruz. Vatandaşların gelmesini bekliyoruz. Helal olsun" dedi. Bahçeye gelip yeni dünya meyvesini toplayan Mehmet Ali Ateş, "Bahçede meyveyi toplayan yiyen yokmuş. Recep abi sosyal medyadan canlı yayın yaptı kimse yemiyor diye. Bahçede kalmasın insanların kursağından geçsin diye biz de toplayıp yiyoruz. Bütün her yer yeni dünya ile dolu" dedi.
MHP’li Milletvekili Başkan: "Manavgat’a doğal gaz için ilk adım atıldı"
22 Şubat 2026 Pazar - 22:24 MHP’li Milletvekili Başkan: "Manavgat’a doğal gaz için ilk adım atıldı" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Antalya Milletvekili ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Üyesi Abdurrahman Başkan, ilk adımı atılan doğal gaz yatırımının Manavgat’a hayırlı olmasını diledi. MHP Antalya Milletvekili ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Üyesi Abdurrahman Başkan’ın geçen yılın sonunda Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunduğu yazılı soru önergesinin ardından Manavgat’a doğal gaz arzı sürecinde yeni bir gelişme yaşandı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar tarafından verilen yazılı cevapta, ilçedeki çalışmaların planlama aşamasının tamamlandığı bildirildi. Bakanlık cevabında Manavgat’ın ilgili doğal gaz dağıtım şirketinin lisans ve yatırım programına dâhil edildiği ifade edildi. Ayrıca BOTAŞ iletim hattından doğal gaz teslim noktası keşiflerinin yapıldığı, Gaz Basıncı Düşürme ve Ölçüm İstasyonu (RMS/A) için siparişlerin verildiği ve 2026 yılı içerisinde şebeke imalatına başlanmasının planlandığı belirtildi. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Milletvekili Abdurrahman Başkan, Manavgat’ın artan nüfusu ve gelişen yapısı dikkate alındığında doğal gaz yatırımının büyük önem taşıdığını vurgulayarak, sürecin yakından takipçisi olmaya devam edeceklerini ifade etti. Başkan, yatırımın Manavgat’a ve hemşehrilere hayırlı olmasını temenni etti.
Keçilerin peşinden gidip kaya yarığına sıkışan Ayşe teyze komşularını dinlememiş
22 Şubat 2026 Pazar - 15:43 Keçilerin peşinden gidip kaya yarığına sıkışan Ayşe teyze komşularını dinlememiş Antalya’nın Serik ilçesinde küçükbaş hayvanlarını otlatmak için evden çıkan ve kaybolan 80 yaşındaki Ayşe Şahin, jandarma ve AFAD ekiplerinin çalışması sonucu dağlık alanda kayalıklar arasında sıkışmış halde bulundu. Sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilen yaşlı kadının ayaklarında kırıklar tespit edildi. Olay, Serik ilçesine bağlı Hasdümen Mahallesi’nde meydana geldi. Dün sabah saatlerinde küçükbaş hayvanlarını otlatmak için evinden çıkan Ayşe Şahin’den bir daha haber alınamadı. Akşam saatlerine kadar eve dönmeyen yaşlı kadının oğlu Mesut Şahin, İlçe Jandarma Komutanlığı’na kayıp ihbarında bulundu. İhbar üzerine bölgede jandarma ve AFAD ekiplerince arama çalışması başlatıldı. Yapılan çalışmalar sonucu Şahin, evinin yaklaşık 3 kilometre uzağındaki Gölcük mevkisinde, sarp ve kayalık alanda düştüğü yerde kayaların arasında sıkışmış halde bulundu. Ekiplerin yaklaşık bir saat süren çalışmasının ardından bulunduğu yerden çıkarılan yaşlı kadın, ambulansla Serik Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Hastanede tedavi altına alınan Ayşe Şahin’in sağlık durumunun iyi olduğu, düşmeye bağlı olarak ayaklarında kırıklar oluştuğu öğrenildi. Bir gün kayalıklar arasında geceyi geçirdi Yaşananları anlatan oğlu Süleyman Şahin, annesinin keçilerini çok sevdiğini belirterek, "Dün öğleye doğru keçilerini otlatmaya dağa gidiyor. Komşularımız engel olmaya çalışmış ama dinlememiş. Gittiği yer çok uçurum ve sarp bir bölge. Akşam annemin gelmediğini fark edince aramaya başladık. Sabah ekipler arama yaparken bir komando askeri elbise parçası buldu. Bana anneme ait olup olmadığını sordu, ben de ’evet’ deyince ’Ayşe teyze’ diye seslendi. Annem de ’ey’ diye cevap verdi. Kayaların arasında sıkışmış halde bulduk. Yaklaşık bir gün orada kaldı, geceyi orada geçirdi. Sağlık durumu iyi, bilinci yerinde. ’Ben böyleyim’ diyerek espri yaptı, bizi güldürdü" dedi. Olayla ilgili inceleme sürüyor.
Kepez’de Ramazan bereketi iftar sofraları kuruldu, lokmalar dağıtıldı
22 Şubat 2026 Pazar - 13:19 Kepez’de Ramazan bereketi iftar sofraları kuruldu, lokmalar dağıtıldı Kepez Belediyesi tarafından düzenlenen iftar programlarında mahalle sakinleri aynı sofrada buluşarak oruçlarını birlikte açıyor. Kepez Mahallesi kapalı pazar alanında düzenlenen iftar programında Santral, Kepez ve Ünsal mahalleleri aynı sofrada buluşurken, Kanal Mahallesi kapalı pazar alanındaki programda ise Atatürk, Kanal ve Barış mahalleleri bir araya geldi. Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz de, Kepez ve Kanal mahallelerindeki iftar sofralarında hemşehrileriyle buluştu. Ramazan paylaşmaktır Ramazan ayının yalnızca sabrı değil; paylaşmayı, dayanışmayı ve sorumluluğu taşıyabilmeyi öğrettiğini belirten Başkan Kocagöz, "İşte biz de Kepez Belediyesi olarak bunu yapıyoruz. Kıymetli hemşehrilerimize Ramazan’ı doya doya yaşatmaya çalışıyoruz. Bu mübarek ay boyunca Kent Meydanı’nda ve Dokumapark’ta düzenlediğimiz Ramazan etkinlikleriyle kültürümüzü yaşatırken her gün 68 mahallemizde 30 gün boyunca iki ya da üç mahallemizle bir arada iftar sofralarında buluşuyoruz" dedi. Camilerde lokma ikramı Mahallelerde kurulan iftar sofraları gönülleri birleştirirken, camilerde teravih namazı sonrası yapılan lokma ikramı da paylaşma ve dayanışma ruhunu pekiştirdi. Bu kapsamda Varsak Altıayak Mahallesi Hz. Ömer Camii ile Varsak Demirel Mahallesi Eski Cami’de teravih çıkışı vatandaşlara lokma ikramında bulunuldu.
ASAT’tan Manavgat Ulukapı’ya 500 Milyon TL’lik yatırım
22 Şubat 2026 Pazar - 12:24 ASAT’tan Manavgat Ulukapı’ya 500 Milyon TL’lik yatırım Antalya Büyükşehir Belediyesi ASAT Genel Müdürlüğü, Manavgat ilçesinin Ulukapı Mahallesi’nde önemli bir içme suyu altyapı yatırımını hayata geçiriyor. Dünya Bankası kredili olarak yürütülen ve yaklaşık 500 milyon TL yatırım bedeline sahip proje, planlanan takvim doğrultusunda hızla ilerliyor. Büyükşehir Belediyesi ASAT Genel Müdürlüğü, Manavgat genelinde artan nüfus ve mevsimsel yoğunluğu da dikkate alarak içme suyu teminine yönelik projelerini eş zamanlı olarak hayata geçiriyor. İlçenin farklı mahallelerinde yürütülen çalışmalarla mevcut altyapı güçlendirilirken, vatandaşların güvenli ve sürdürülebilir içme suyuna erişiminin sağlanması amacıyla yatırımlar aralıksız devam ediyor. Çok yönlü ve koordineli imalat süreci Proje kapsamında 10 bin metreküp kapasiteli içme suyu deposu ile klor binasının yapım çalışmaları devam ediyor. Bunun yanı sıra kuyular bölgesi ile Manavgat İçme Suyu Arıtma Tesisi’nden çıkan 1000 milimetre çapındaki terfi içme suyu iletim hatlarının imalatı sahada eş zamanlı olarak yürütülüyor. Hat güzergâhları üzerinde yer alan sanat yapılarının inşası ile birlikte sistemin sağlıklı ve kesintisiz şekilde işletilmesini sağlayacak tüm elektromekanik ekipmanların temin ve montaj çalışmaları da koordineli bir şekilde sürdürülüyor. Terfi hattı çalışmalarında önemli aşama kaydedildi Proje kapsamında saniyede 750 litre su iletim kapasitesine sahip DN1000 çaplı terfi hattının imalatı planlanan program doğrultusunda sürdürülüyor. Toplamda yaklaşık 10,5 kilometre uzunluğa sahip olan hat üzerinde yürütülen çalışmalar kapsamında şu ana kadar 5,2 kilometrelik içme suyu boru hattının döşenmesi tamamlandı. Kalan bölümlerde çalışmalar aralıksız şekilde sürüyor. Manavgat’ın geleceğine güçlü ve dayanıklı altyapı Projenin tamamlanmasıyla birlikte yalnızca mevcut ihtiyaçların değil, Manavgat’ın gelecekteki içme suyu talebinin de güvenli ve kesintisiz şekilde karşılanması hedefleniyor. Aynı zamanda altyapının muhtemel afetlere karşı daha güçlü ve dayanıklı hâle getirilmesi amaçlanıyor.
Kepez’den engelleri aşan sosyal belediyecilik hizmeti
22 Şubat 2026 Pazar - 12:14 Kepez’den engelleri aşan sosyal belediyecilik hizmeti Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, Yasin Naci Ağaroğlu Eğitim Merkezi’nde engelli bireyler için ücretsiz olarak düzenlenen EKPSS kursunu ziyaret etti. Kursiyerlere EKPSS kitabı hediye eden Başkan Kocagöz, EKPSS’ye yönelik Antalya’da ilk olan bir uygulamayı hayata geçirdiklerini söyledi. Kepez Belediyesi, Yasin Naci Ağaroğlu Eğitim Merkezi’nde başlattığı EKPSS kursu ile engelli bireylere sınav hazırlığında eğitimciler eşliğinde destek sağlıyor. Haftanın beş günü gerçekleşen kurslar, Çarşamba ve Pazar günleri hariç, toplamda 27 saat ders imkanı sunuyor. Kursta Türkçe, matematik, tarih, coğrafya ve vatandaşlık dersleri veriliyor. Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, engelli bireylerin yoğun ilgi gösterdiği EKPSS kursunu ziyaret etti. Kursiyerlerle sohbet eden Başkan Kocagöz, gençlerin sınava hazırlık süreçlerini ve hedeflerini dinledi. Başarı dileklerini ileterek, kursiyerlere EKPSS kitabı hediye etti. Her zaman yanınızdayız Kepez’de eğitimden spora, kültürden sanata kadar her alanda engellerin aşıldığını belirten Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, "EKPSS kursumuz ile engelli bireylerimizin eğitimine destek veriyoruz. Kursiyerlerimizin hedefleri çok yüksek. Biz de kamuda istihdam sağlayabilmeleri için ne gerekiyorsa yapıyoruz. Onların yanındayız ve olmaya devam edeceğiz. Kursiyerlerimizdeki azim çok değerli ve önemli. Umuyorum ki hepsi sınavı kazanacak ve iyi yerlerde istihdam edilecek. Biz her zaman çocuklarımız, engellilerimiz, yaşlılarımız, kadınlarımız ve tüm vatandaşlarımız için çalışıyoruz. Onlara iyi bir gelecek sağlamak için Kepez Belediyesi olarak her zaman yanlarındayız" dedi. Antalya’da ilk Başkan Kocagöz, Yasin Naci Ağaroğlu Eğitim Merkezi’ndeki pilot uygulamanın Antalya’daki ilk örnek olduğunu belirterek, "Sadece Kepez’den değil, diğer ilçelerden de kursiyerlerimiz var. Memnuniyet gün geçtikçe artıyor ve biz de bunun için mücadele ediyoruz. Umarım bu program daha da büyüyüp gelişecek ve onlar yalnız kalmayacaklar" diye konuştu.
Muratpaşa’da Ramazan dayanışması
22 Şubat 2026 Pazar - 12:11 Muratpaşa’da Ramazan dayanışması Antalya’da Muratpaşa Belediyesi, Ramazan ayında da sosyal belediyecilik uygulamalarını geniş kapsamlı bir destek programıyla sürdürüyor. Gıda kolisinden sıcak yemeğe, öğrencilere yönelik beslenme paketine uzanan çalışmalar, ilçede yüzlerce haneye doğrudan ulaşıyor. Ramazan ayı boyunca Turunç Masa’ya başvuran ve sosyal incelemesi tamamlanan aileler için bir aylık temel ihtiyaçları kapsayan 2 bin adet gıda kolisi hazırlandı. Kolilerde kuru fasulye, kırmızı mercimek, pirinç, bulgur, makarna, arpa şehriye, ayçiçek yağı, salça, un, tuz, toz şeker ve çay yer alıyor. Belediye, gıda kolilerinin yanı sıra Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü’ne kayıtlı ihtiyaç sahiplerine yönelik sıcak yemek desteğini de sürdürüyor. Müdürlüğe bağlı aşevi ekipleri, ilçede her gün 420 haneye kapı kapı sıcak yemek ulaştırıyor. Ayrıca 270 ihtiyaç sahibi kent sakini, Cumhuriyet Mahallesi’nde bulunan belediye aşevinde her gün sıcak yemeğe erişebiliyor. İlk ve ortaöğretim öğrencilerine yönelik bir öğünlük sağlıklı ve dengeli beslenme paketi sunan "Okul Menüsü" uygulaması da devam ediyor. Aralık 2022’de başlatılan çalışma kapsamında 318 haneye okul menüsü ulaştırılıyor. Gıda kolisinden sıcak yemeğe, öğrencilere yönelik beslenme paketine uzanan çalışmalar, ilçede yüzlerce haneye doğrudan ulaşıyor. Ramazan ayı boyunca Turunç Masa’ya başvuran ve sosyal incelemesi tamamlanan aileler için bir aylık temel ihtiyaçları kapsayan 2 bin adet gıda kolisi hazırlandı. Kolilerde kuru fasulye, kırmızı mercimek, pirinç, bulgur, makarna, arpa şehriye, ayçiçek yağı, salça, un, tuz, toz şeker ve çay yer alıyor. Belediye, gıda kolilerinin yanı sıra Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü’ne kayıtlı ihtiyaç sahiplerine yönelik sıcak yemek desteğini de sürdürüyor. Müdürlüğe bağlı aşevi ekipleri, ilçede her gün 420 haneye kapı kapı sıcak yemek ulaştırıyor. Ayrıca 270 ihtiyaç sahibi kent sakini, Cumhuriyet Mahallesi’nde bulunan belediye aşevinde her gün sıcak yemeğe erişebiliyor. İlk ve ortaöğretim öğrencilerine yönelik bir öğünlük sağlıklı ve dengeli beslenme paketi sunan "Okul Menüsü" uygulaması da devam ediyor. Aralık 2022’de başlatılan çalışma kapsamında 318 haneye okul menüsü ulaştırılıyor.
Antalya’da alacak verecek tartışması cinayetle sonuçlandı
22 Şubat 2026 Pazar - 12:08 Antalya’da alacak verecek tartışması cinayetle sonuçlandı Antalya’da aralarında alacak verecek meselesi nedeniyle çıkan tartışmada 1 kişi hayatını kaybetti. Polis ekipleri olayın şüphelisi şahsın yakalanması için çalışma başlattı Olay, sabah 08.00 sıralarında Muratpaşa ilçesi Kızılsaray Mahallesi Güllük Caddesi üzerinde bulunan bir apartmanın birinci katında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, aralarında alacak verecek meselesi bulunan Yakup Önal ve Yücel N. K., cadde üzerinde kıraathane olarak kullanılan bir mekanda buluştu. Ticari taksi ile kıraathanenin bulunduğu apartmanın önüne gelen Yücel N. K., Yakup Önal ile birlikte içeri girdi. Bir süre sonra ikili arasında tartışma çıktı. Çıkan tartışmanın büyümesi üzerine Yücel N. K., üzerinde taşıdığı silahı çıkartarak Yakup Önal’a ateş edip olay yerinden uzaklaştı. Polis şüphelinin yakalanması için çalışma başlattı Silah sesini duyan vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edilirken, adrese gelen ekipler dairenin mutfak kısmında Yakup Önal’ı kanlar içerisinde hareketsiz yatarken buldu. 112 Acil Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrollerde Önal’ın hayatını kaybettiğini belirledi. Bunun üzerine adrese Antalya Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği, Suç Önleme ve Soruşturma Büro Amirliği ile Olay Yeri İnceleme ekipleri sevk edildi. Savcılık ve Olay Yeri İnceleme ekiplerinin çalışmasının ardından Önal’ın cansız bedeni Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırılırken, olay sonrası kaçan Yücel N. K.’nın yakalanması için polis ekipleri çalışma başlattı.