Yerel Haberler
Antalya
Her 100 erkek bebeğin 3’ünde görülüyor: İnmemiş testiste erken tanı hayati önem taşıyor 24 Nisan 2026 Cuma - 10:03:27 Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Çocuk Ürolojisi Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Uçar, çocukluk çağında sık görülen ancak çoğu zaman yeterince fark edilmeyen inmemiş testiste erken tanı ve tedavinin büyük önem taşıdığını belirterek, "İnmeyen testislerde hücresel değişiklikler 3 aydan sonra başlıyor. O testiste tümör görülme ihtimalinin normal testislere göre 4-5 kat daha yüksek olduğunu biliyoruz. Yine inmeyen testislerde daha sonra babalık oranlarının sağlıklı testisi olan çocuklara göre daha düşük olduğunu biliyoruz. Hele ki iki taraflı birden testisleri inmeyen çocuklarda bu oranın daha da düştüğünü biliyoruz" dedi. Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Başhekim Yardımcısı, Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Çocuk Ürolojisi Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Uçar, çocukluk çağında sık karşılaşılan ancak ebeveynler ile birinci basamak hekim farkındalığının düşük olması nedeniyle yeterince dikkat çekmeyen ürolojik rahatsızlıklar hakkında bilgi verdi. Özellikle inmemiş testiste farkındalığın artırılması gerektiğini vurgulayan Uçar, zamanında konulan tanı ve cerrahi müdahalenin önemine işaret etti. "Testisin bir yolculuğu var" İnmemiş testisin anne karnındaki gelişim sürecinde ortaya çıkan bir durum olduğunu anlatan Prof. Dr. Murat Uçar, testisin normalde karın içerisinde yerleşmiş bir organ olduğunu, çocuk anne karnında büyürken kasıklara doğru hareket ettiğini ve doğuma yakın dönemde kasık kanalından geçerek torbalara indiğini söyledi. Testisin karın içinde başlayıp torbalarda sonlanan bir yolculuğu bulunduğunu belirten Uçar, bu sürecin tamamlanamadığı durumlarda inmemiş testisten söz edildiğini ifade ederek, "Yaklaşık 100 erkeğin 3’ünde doğduğunda bu testis yerinde olmuyor. O yolculuğunu tamamlayamamış oluyor. İniş yolculuğundaki herhangi bir yerde takılı kalan testise biz inmemiş testis diyoruz" diye konuştu Prof. Dr. Uçar, her 100 yeni doğan erkek bebeğin yaklaşık 3’ünde bu durumun görüldüğünü, ancak 1 yaşına doğru oranın yüzde 1’e kadar düştüğünü belirtti. Doğumdan sonra 3 ila 6 ay içerisinde bazı testislerin kendiliğinden torbaya ulaşabildiğini aktaran Uçar, bu nedenle doğar doğmaz cerrahi müdahale yoluna gidilmediğini, ancak ilk 6 ay içinde çocuk ürolojisi muayenesinin önemli olduğunu kaydetti. İlk 6 ay vurgusu Genital bölgenin mahrem kabul edilmesi nedeniyle zaman zaman gözden kaçabildiğini belirten Uçar, özellikle annelerin ve babaların alt değiştirme sırasında bu konuya dikkat etmesi gerektiğini söyledi. Ailelerin testislerin torbalarda olup olmadığına dikkat etmesi gerektiğini vurgulayan Uçar, şüphe duyulması halinde uzman hekime başvurulmasının önemli olduğunu dile getirdi. Uçar, "Anneler özellikle çocukların bezini değiştirirken testislerin torbalarda olup olmadığını kontrol etmeli. Bu konuda bir şüpheleri varsa bir uzman hekime çocuklarını muayene ettirmeleri çok önemli. Zamanında tanıyı koyup, zamanında tedavi ettiğimiz takdirde inmemiş testislerin ortaya çıkarabileceği birçok patolojinin önüne geçmiş oluyoruz" dedi. "Tümör riski 4-5 kat daha yüksek" İnmemiş testisin tedavi edilmesinin neden önemli olduğunu da aktaran Prof. Dr. Murat Uçar, bu durumun ilerleyen süreçte çeşitli sağlık sorunlarına yol açabildiğine dikkat çekti. Uçar, "Neden indiriyoruz biz testisleri? O takılı kaldığı yerde kalsa ne olur, birkaç tane önemli nedeni var testisleri indirmemizin. Öncelikle inmeyen testislerde hücresel değişiklikler 3 aydan sonra hemen başlıyor ve o testiste tümör görülme ihtimali normal testislere göre 4-5 kat daha yüksek olduğunu biliyoruz. Yine inmeyen testislerde daha sonra babalık oranlarının sağlıklı testisi olan çocuklara göre daha düşük olduğunu biliyoruz. Hele ki iki taraflı birden testisleri inmeyen çocuklarda bu oranın daha da düştüğünü biliyoruz" dedi. Torsiyon riski de artıyor Prof. Dr. Uçar, inmemiş testislerde torsiyon riskinin de daha yüksek olduğunu belirterek, "Ayrıca inmeyen testislerin kendi etrafında dönerek, ki biz ona torsiyon diyoruz, beslenmesinin bozulması ve doku kaybına gitme ihtimalinin sağlıklı testislere göre 10 kat daha fazla olduğunu biliyoruz" diye konuştu. Bu nedenlerle inmemiş testis tanısının ilk 6 ayda konulmasını, cerrahi tedavinin ise 6 ay ile 1 yaş arasında gerçekleştirilmesini istediklerini belirten Uçar, ailelerin şüphe duyduklarında çocuk hastalıkları uzmanı, üroloji uzmanı, çocuk ürolojisi uzmanı ya da aile hekimine başvurabileceğini söyledi. "Haftada 1-2 bebeğin tedavisini yapıyoruz" Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nin bu alanda önemli merkezlerden biri olduğunu kaydeden Uçar, muayenede ele gelen testisler olduğu gibi ele gelmeyen ve halen karın içerisinde bulunabilen testislerle de karşılaştıklarını ifade etti. Hem ele gelen hem de ele gelmeyen testislerin cerrahi tedavisini yapabildiklerini belirten Uçar, haftada 1-2 kez bebeğin bu tanıyla tedavi edildiğini söyledi. Prof. Dr. Uçar, "Testisleri yerine indirdiğimizde hem babalık oranlarının düşme riskini hem de testiste tümör gelişme oranlarını azaltıp çocukların daha sağlıklı bir hayat sürmelerine başlangıç yapmış oluyoruz. Ülkemizde hekime ulaşmak kolay. Akıllarında bir soru işareti varsa, içlerine sinmeyen bir muayene bulgusu varsa lütfen bize çocuklarını getirmekten imtina etmesinler" dedi. Çocuk ürolojisinde sık görülen diğer hastalıklar Çocuk ürolojisinin yalnızca inmemiş testisle sınırlı olmadığını da belirten Uçar, bu alanın çocukların hem doğumsal hem de kazanılmış hastalıklarının tanı ve tedavisini kapsadığını anlattı. Böbrekler, üreterler, mesane ve üretra gibi organların tüm hastalıklarının çocuk ürolojisinin ilgi alanında olduğunu belirten Uçar, toplumda sık görülen idrar reflüsü ve üriner sistem taş hastalıklarına da dikkat çekti. İdrar reflüsünün mide reflüsü ile sık karıştırıldığını söyleyen Uçar, normalde idrarın böbreklerden mesaneye doğru tek yönde aktığını, eğer mesaneden tekrar böbreklere kaçıyorsa buna reflü denildiğini ifade etti. Uçar, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu geçiren çocuklarda mutlaka reflü araştırdıklarını belirterek, sık idrar yolu enfeksiyonu yaşayan çocukların çocuk ürolojisi değerlendirmesinden geçmesini istediklerini söyledi. Türkiye’nin sıcak iklim kuşağında yer almasının çocuklarda üriner sistem taş hastalığını da yaygınlaştırdığını kaydeden Uçar, idrar yolu enfeksiyonu geçiren ve idrarında kan görülen çocukların da bu açıdan değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.
Özgür Özel’den ’Tanju Özcan’ açıklaması
28 Şubat 2026 Cumartesi - 16:08 Özgür Özel’den ’Tanju Özcan’ açıklaması CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik "rüşvet" ve "yolsuzluk" soruşturması kapsamında tutuklanan, görevinden uzaklaştırılan ve ilk duruşması 16 Mart tarihinde görülecek Muhittin Böcek’i kaldığı cezaevinde ziyaret etti. Ziyaret sonrası açıklama yapan Özel, Böcek’in sağlık durumuna dikkat çekerek, "Şu anda günde 22 tane ilaç içiyor" dedi. Özel, Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın gözaltına alınmasına ilişkin ise, "Vakıf öğrencilere burs vermiş, bu da bize soruluyorsa vallahi bize bunlar sorulsun" ifadelerini kullandı. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının koordinesinde yürütülen "rüşvet" ve "yolsuzluk" soruşturması kapsamında görevinden uzaklaştırılan ve Döşemealtı L Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Muhittin Böcek’i ziyaret eden CHP Genel Başkanı Özgür Özel, görüşme sonrası cezaevi önünde açıklamalarda bulundu. "Günde 22 ilaç içiyor" Böcek’in sağlık durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özel, tutukluluk sürecinin sağlık açısından ağır sonuçlar doğurduğunu belirtti. Böcek’in cezaevine ilk girdiğinde 12 ilaç kullandığını ifade eden Özel, "Şu anda günde 22 tane ilaç içiyor. Kendi deyimiyle ‘yuttuğum ilaçlara bakıyorum, bu kadarını böbrekler bir günde nasıl süzecek benim de aklım almıyor’ diyor" ifadelerini aktardı. Böcek’in dört-beş farklı hastalığının bulunduğunu kaydeden Özel, 100 günün üzerinde Covid-19 nedeniyle yoğun bakımda tedavi gördüğünü, birkaç kez hayatını kaybettiği yönünde haberler çıktığını ve olağanüstü şekilde hayata tutunduğunu söyledi. Ciğerlerinde hasar bulunduğunu belirten Özel, Böcek’te şeker, hipertansiyon, kalp rahatsızlığı ve ileri derecede uyku apnesi teşhisi bulunduğunu, tek başına kalmasının hem fiziki hem de psikolojik zorluk oluşturduğunu vurguladı. "16 Mart’ta mahkeme var, sorular sorulacak, cevaplar verilecek" Tutuksuz yargılama çağrısını yineleyen Özel, "Tutuksuz yargılama zaten esas. Sanki tutuksuz yargılama bir lütufmuş gibi ev hapsi talep etmeye insan utanıyor ama Mehmet Murat Çalık ve Muhittin Böcek için hiç değilse ev hapsi olsa bunun kime ne zararı var? Yargılanmasın mı diyoruz? Yargılanmasın demiyoruz. 16 Mart’ta mahkeme var, sorular sorulacak, cevaplar verilecek" dedi. Böcek’in yargılandığı dosyada yüzü aşkın kişi bulunduğunu belirten Özel, emniyet müdürü ve bir yakını hariç Böcek, oğlu ve bir kişi dışında tutuklu bulunmadığını ifade ederek, "Tutuksuz yargılamanın ya da ev hapsinde olmanın adaletin ve vicdanın gereği olduğunu bir kez daha çizmek isterim" diye konuştu. "Tanju Özcan’ın şahsına bağış yapmıyorlar, cebine konmuyor" Özel, sabah saatlerinde gözaltına alınan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan hakkında da değerlendirmelerde bulundu. Özcan’a yöneltilen soruların bir vakfın öğrencilere verdiği burslarla ilgili olduğunu belirten Özel, şu ifadeleri kullandı: "Bir vakıf var. Vakfın tek işi öğrenciye burs vermek. Vakıf öğrencilere burs vermiş. Tanju Özcan’a da diyorlar ki belediyeye gelenler vakfa da bağış yapıyormuş. Tanju Özcan’ın şahsına bağış yapmıyorlar, cebine konmuyor. Bolu’daki iş insanları vakfa bağış yapmışlar, o vakıf da Bolu’nun fakir öğrencisine burs veriyormuş. Bu da bize soruluyorsa vallahi bize bunlar sorulsun." Bolu’daki süreci yakından takip ettiklerini belirten Özel, en kısa sürede Özcan’ın serbest bırakılmasını beklediklerini ifade etti. "500 milyon liralık arsayı bağışladı" Muhittin Böcek’in Antalya’da 2 bin 200 okul arasında yer alan Muhittin Böcek Anadolu Lisesi’nin arsasını bağışladığını dile getiren Özel, bağışlanan arsanın değerinin 500 milyon TL olduğunu söyledi. Özel, "Muhittin Böcek’e beş kuruş hesabına para yattığına, zimmet ya da irtikap olduğuna dair bir şey yok. 500 milyon liralık yeri bağışlamış ve orasını özel okul yapsa para basacak bir yerde devlete Anadolu Lisesi olarak vermiş. Antalya’nın bir numaralı hayırsever insanı içeride duruyor" dedi. Adaletin yerini bulmasını temenni ettiklerini ifade eden Özel, arkadaşlarıyla gurur duyduklarını ve özgürlüklerine kavuşacakları günleri umut ettiklerini kaydetti. Soruşturma Öte yandan, 5 Temmuz 2025’te tutuklanan Muhittin Böcek, oğlu Mustafa Gökhan Böcek ve eski İl Emniyet Müdürü İlker Arslan’ın da aralarında bulunduğu 41 şüpheli hakkında 702 sayfalık iddianame düzenlenmişti. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan ve Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen iddianamede, şüphelilerin zincirleme suç hükümleri kapsamında "icbar suretiyle irtikap", "haksız mal edinme", "nüfuz ticareti", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması", "nitelikli dolandırıcılık" ve "iftira" suçlarından cezalandırılması talep edildi. İddianamede, Muhittin Böcek’in "icbar suretiyle irtikap", "haksız mal edinme" ve "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması" suçlarından 15 yıl 6 aydan 44 yıla kadar hapisle cezalandırılması ve cezaların zincirleme suç hükümleri kapsamında artırılması istendi. Tüm tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verilirken, ilk duruşma tarihinin 16 Mart olduğu bildirildi. (BA-SM-
Miran: "28 Şubat’ı unutmayacak, unutturmayacağız"
28 Şubat 2026 Cumartesi - 11:51 Miran: "28 Şubat’ı unutmayacak, unutturmayacağız" Türkiye’nin demokrasi tarihine "postmodern darbe" olarak geçen 28 Şubat’ın üzerinden 29 yıl geçmesine rağmen Siyonist güdümlü ihanet şebekesinin izlerinin hafızalardan silinmediğini belirten Memur Sen Antalya Temsilcisi ve Eğitim Bir Sen Şube Başkanı Eyüp Bülent Miran, "Onları ne millet ne tarih ne hakikat affedecektir. Milletimiz onları ‘bin yıl sürecek’ utanca mahkûm etmiştir" dedi. 28 Şubat Postmodern darbesinin 29. yıl dönümünde açıklama yapan Memur Sen Antalya Temsilcisi ve Eğitim Bir Sen Şube Başkanı Eyüp Bülent Miran, "28 Şubat Siyonist güdümlü ihanet şebekesinin millî iradeyi yok etmek amacıyla 29 yıl önce gerçekleştirdiği meşum 28 Şubat darbesini unutmadık, unutturmayacağız. O tarihin çöp sepetine süpürülmüş günlerin özlemi ile bugün bile millet iradesini yok sayan her türlü nafile girişimi açık ve net bir şekilde lanetliyoruz" dedi. 28 Şubat darbesi ile milletin iradesinin ve değerlerinin kamusal alandan çıkartılmaya çalışıldığını belirten Miran, "Dönemin askeri vesayet kurumu olan Milli Güvenlik Kurulu, 28 Şubat 1997’de aldığı muhtıra niteliğindeki kararları Refah-Yol hükûmetine imzalaması ve uygulaması için dayattı. Millet iradesine balans ayarı yapma gayreti olan 28 Şubat darbesi, özünde millete, milletin değerlerine ve milletin iradesine yönelmiş bir darbedir. Bütün darbeler gibi 28 Şubat da bir mühendislik projesidir ve toplumu, siyaseti, idareyi, inancı, ticareti, ekonomiyi, yargıyı, eğitimi, kısacası hayatın tüm alanlarını dizayn etmeyi amaçlamıştır. Darbecilerin ‘bin yıl sürecek’ hülyası ile gerçekleştirdikleri zulümler ülke ekonomisinde ve milletin belleğinde onulmaz yaralar açmıştır" diye konuştu. "Birçok insan fişlendi" Miran, 28 Şubat sürecinde birçok insanın fişlendiğini, yargılandığını, sürgün edildiğini, hapsedildiğini ve mesleklerinden uzaklaştırıldığını ifade ederek, eğitim ve çalışma hayatının olumsuz etkilendiğini söyledi. Yapılan uygulamaların laiklik ve çağdaşlık adına gerçekleştirildiğinin savunulduğunu belirten Miran, bu dönemde milletin değerlerinin "irtica" olarak yaftalandığını söyledi. 28 Şubat sürecinde yasakların yaygınlaştığını ve özgürlük alanlarının daraldığını ifade eden Miran, dönemin atmosferinin kamuoyuna farklı şekilde yansıtıldığını savundu. 28 Şubat sürecinden en fazla etkilenen sendikalardan biri olduklarını belirten Miran, milletin değerlerinden ve emekten yana duruşlarından taviz vermediklerini söyledi. Yasakçı anlayışa karşı mücadele ettiklerini ifade eden Miran, mağduriyetlerin giderilmesi için çalışmalar yaptıklarını ve yapmaya devam ettiklerini belirtti. Miran sözlerini şöyle sürdürdü: "Eğitim-Bir-Sen olarak, özellikle medya, siyaset, finans ve ekonomi ayaklarının tamamıyla aydınlığa kavuşturulmasının, 28 Şubat’a ve darbelere karşı direnç ve direniş bilincini artıracağına inanıyoruz. Biz her zaman sivil iradeden, özgürlüklerden ve adaletten yana olduk. Bunun için 28 Şubat’la hesaplaşmanın, yasakların kaldırılmasının, özgürlük alanlarının genişletilmesinin mücadelesini verdik. Aynı azim ve kararlılıkla vesayete, darbeci güçlere karşı mücadeleyi, aynı ülke acıları bir daha yaşamasın diye sürdürdük, sürdüreceğiz. 29 yıl geçse de milletimize büyük ezalar çektirmiş ve büyük kayıplara yol açmış 28 Şubat darbesini unutmayacak, unutturmayacağız."
Antalya’da 100 metre arayla motosikletlileri yola savuran iki kaza: 1 yaralı
28 Şubat 2026 Cumartesi - 11:12 Antalya’da 100 metre arayla motosikletlileri yola savuran iki kaza: 1 yaralı Antalya’nın Manavgat ilçesinde motosiklet ile otomobilin çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında motosiklet sürücüsü yaralanırken, hemen 100 metre uzaklığında meydana gelen başka bir kazada ise 3 tekerlekli elektrikli bisikletle motosiklet çarpıştı. Her iki kaza güvenlik kameralarına yansıdı. Birinci kaza, Aşağı Pazarcı Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, İrfan T’nin kullandığı 07 CEG 915 plakalı motosiklet, 1021 sokaktan Atatürk Caddesine çıkan Mustafa Aksöz’ün kullandığı 07 ATF 323 plakalı otomobille çarpıştı. Güvenlik kamerasına saniye saniyesine yansıyan kazada yaralanan motosiklet sürücüsü, 112 sağlık ekiplerinin olay yerindeki müdahalesinin ardından ambulansla hastaneye kaldırıldı. 100 metre uzaklıkta ikinci kaza Kazanın hemen 100 metre uzaklığında ise başka bir kaza daha meydana geldi. Atatürk Caddesi’nde motosikletin park yerinden çıkmak için manevra yapan otomobile yol vermek için duran 3 tekerlekli elektrikli bisiklete arkadan çarpması sonucu meydana gelen kazada şans eseri yaralanan olmadı. Kazanın ardından elektrikli bisiklete arkadan çarpan motosikletin sürücüsü ve yolcu olarak bulunan genç kızın kask takmadıkları gözlenirken, motosiklet sürücüsünün sürüş mesafesini korumayarak elektrikli bisiklete arkadan çarpmasına rağmen elektrikli bisikleti kullanan kişiye serzenişte bulunduğu görüldü.