EKONOMİ - 15 Nisan 2026 Çarşamba 14:06

YÖREX 22 Nisan’da kapılarını açıyor

A
A
A
YÖREX 22 Nisan’da kapılarını açıyor

Antalya Ticaret Borsası’nın (ATB) öncülüğünde, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) desteğiyle 17 yıl önce başlatılan Yöresel Ürünler Fuarı (YÖREX), 22 Nisan’da ziyaretçilere kapılarını açacak. YÖREX öncesi konuşan ATB Başkanı Ali Çandır, coğrafi işaretli ürünlerde hem tescil hem pazar büyüklüğüne dikkat çekerek, "Dünyadaki 200 milyar dolarlık coğrafi işaretli ürün piyasasından pay almak için çalışıyoruz" diye konuştu.


"Sizin oraların nesi meşhur?" sloganıyla hayata geçirilen ve bu yıl 13’üncü kez düzenlenecek YÖREX, ANFAŞ Kongre ve Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, YÖREX öncesi düzenlenen basın toplantısında, Antalya’da gerçekleştirilen Yöresel Ürünler Fuarı ile Türkiye’nin yerel ürünlerinin coğrafi işaretlerle tescillenmesi, korunması, ekonomik değer kazanması ve hem ulusal hem de uluslararası alanda tanıtılması için yürütülen çalışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.



"YÖREX, ekonomik kriz döneminde doğdu"


YÖREX’in 2008 ekonomik krizi döneminde TOBB’un "Kriz varsa çare de var" kampanyası kapsamında ortaya çıktığını belirten Çandır, o dönemde yerli üretimin geri plana itilmesinin kırsaldaki üretim gücünü de zayıflattığını söyledi. Çandır, "2008 yılında Türkiye’nin yaşadığı ekonomik krizde Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ’Kriz varsa çare de var’ diye bir kampanya başlatmıştı. O dönemde ekibimizle birlikte dedik ki bizim raflarımızı yabancılar istila etti; bize ait olanları tüketmek yerine yabancıların ürettiklerini tüketiyoruz. Bu tüketim anlayışı üretimden vazgeçilmesine yol açtı. Kırsal boşaldı, kadınlar işsiz kaldı, gençler işsiz kaldı. Kırsalda ekonomik hayat durgunluğa doğru gidiyordu. Biz de 14 bin yıllık Anadolu birikimine güvenerek, medeniyetlerden süzülüp gelen, kıyıda köşede kalmış yöresel ürünleri yeniden hayata geçirmek için çok sevdiğim ve herkes tarafından sevilen, merak uyandıran bir soruyla yola çıktık; ’Sizin oraların nesi meşhur’ dedik. O soruyla, o merakla birlikte Türkiye’nin bu yöresel ürün zenginliğini hep birlikte keşfettik" ifadelerini kullandı.



"Coğrafi işaretli ürün sayısı 109’dan bin 832’ye çıktı"


Yola çıkıldığında Türkiye’de 109 coğrafi işaretli ürün bulunduğunu hatırlatan Çandır, bugün bu sayının bin 832’ye ulaştığını kaydetti. Coğrafi işaretli ürünlerin Anadolu’nun binlerce yıllık birikimini taşıyan büyük bir ekonomik değer olduğunu vurgulayan Çandır, "Binlerce yıldan süzülüp gelen, onlarca medeniyetin damıtıldığı el emeği, göz nuru ürünlerin aslında müthiş bir sermaye ve büyük bir zenginlik olduğunu bir kez daha keşfettik. O gün harekete geçtik. Türkiye’deki 367 oda ve borsamızın desteğiyle kıyıda köşede kalmış ürünleri Antalya’da vitrine çıkardık. Dünyadaki gelişmeleri de izleyerek coğrafi işaretleme sistemini yeniden keşfettik. O gün 109 olan coğrafi işaretli ürün sayımızı bugün bin 832’ye taşıdık" dedi.


Avrupa Birliği nezdinde de tescil süreçlerinin sürdüğünü belirten Çandır, "Dünyadaki 200 milyar dolarlık coğrafi işaretli ürün piyasasından pay almak için Avrupa Birliği’nde tescillerimize başladık. Şu anda 46 ürünümüz Avrupa Birliği’nde tescil edildi, 40 ürünümüzün süreci devam ediyor. Yine 500 yıldır dünyanın her yerinde Türk kahvesi olarak içilen Türk kahvesi de Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği tarafından geleneksel ürün adı olarak tescillendi" diye konuştu.



"Coğrafi işaret almak yetmiyor, sistemi güçlendirmemiz gerekiyor"


Coğrafi işaretler alanında önemli mesafe katedildiğini ancak hedeflerin henüz uzağında olunduğunu dile getiren Çandır, yönetişim, denetim ve taklit ürünlerle mücadele konusunda yasal altyapının güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Çandır, "Çok yol katettik diye düşünebiliriz ama hayallerimizin çok gerisindeyiz. Coğrafi işaretler sistemiyle ilgili yönetişim mekanizmasının kurulması, denetimin sağlanması ve taklitlerin önüne geçilmesi için daha almamız gereken çok yol var. Geçtiğimiz günlerde de sorumlusu olduğum Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Marka Patent Meclisi ile birlikte Türk Patent Enstitüsümüz ve Tarım Bakanlığımızla bu konuda çalışmalar yaptık. Kurumsal olarak baktığımızda bu mesele bir yönüyle Sanayi Bakanlığı’nı, bir yönüyle Ticaret Bakanlığı’nı, bir yönüyle de Tarım Bakanlığı’nı ilgilendiriyor. Bu üç kurumu koordine edecek bir yönetişim sistemiyle, bu ürünlerin hakkını hukukunu koruyacak ve geliştirecek düzenlemeleri ortaya çıkarmak için yoğun biçimde çalışıyoruz" dedi.


Bu çabanın sadece ekonomik değil, aynı zamanda kültürel bir mücadele olduğunu vurgulayan Çandır, "Bu çaba, bir ustanın ölmesiyle kaybolan bir ürünü ya da bir neslin yok olmasıyla kaybolan bir geleneği yeniden ortaya çıkarma çabasıdır. Anadolu, onlarca medeniyetten gelen birikimiyle bize büyük bir zenginlik sunuyor. Bu fuarla, kıyıda köşede kalmış, kaybolmaya yüz tutmuş birçok ürünün yeniden ekonomiye kazandığını görüyoruz. Birçok kadın kooperatifimiz, birçok işletmemiz bu ürünleri yeniden üretmeye başladı. Bu farkındalık hem üretici hem tüketici nezdinde önemli ölçüde karşılık buldu. Hepimiz artık biliyoruz ki yöresel ürünler ya organik ya da organiğe yakın, geleneksel yöntemlerle üretiliyor. Bu nedenle daha güvenle tüketiyoruz" ifadelerini kullandı.



"Antalya coğrafi işaretlerin merkezi oldu"


Antalya’nın coğrafi işaretler konusunda önemli bir merkez haline geldiğini belirten Çandır, kentte kamu kurumları, üniversiteler ve meslek kuruluşlarının ortak çalışmalarıyla ciddi ilerleme sağlandığını söyledi. Çandır, "Antalya bu konuda merkez oldu. Gerek üniversitemizdeki merkez, gerek YÜCİTA, gerek Antalya Ticaret ve Sanayi Odamızın çalışmaları, yine valiliğimizin katkılarıyla coğrafi işaretler konusunda önemli yol alıyoruz. 2010 yılında Antalya’nın sadece iki coğrafi işaretli ürünü vardı; bunlardan biri Döşemealtı Halısı, diğeri Finike Portakalı idi. Şu anda 20 ürünümüz coğrafi işaretli. Sayın valimizin yoğun çabası ve tüm kurumların harekete geçmesiyle 182 ürünümüz için de başvuru yapıldı. Bunlar da tescil sırası bekliyor. Bu yönüyle coğrafi işaretler meselesinin merkezi Antalya oldu diyebiliriz" dedi.


YÖREX’in sadece bir fuar olmadığını, aynı zamanda kentte yaşayan insanların memleket bağlarını güçlendiren bir işlev de gördüğünü belirten Çandır, "Antalya’nın bir başka özelliği, hem dünyadan hem Türkiye’nin farklı illerinden çok sayıda insanı barındırmasıdır. YÖREX’i gezerken en çok hissettiğimiz şey, Anadolu kokusunun yanında insanların memleketlerine duyduğu özlemdi. Buraya şu ya da bu sebeple göç etmiş insanlar çocuklarına kendi memleketlerini anlatıyor. ‘Benim dedem bunu yapardı, ninem bunu yapardı, annem bu çorbayı yapardı’ diyorlar. Yani YÖREX’in bir anlamda memleket hasretini gideren bir havası da var" diye konuştu.



"Üreticiler birlikte hareket etmeli"


Coğrafi işaretli üretimin sürdürülebilir hale gelmesi için üreticilerin birlikte hareket etmesini sağlayacak yapılara ihtiyaç olduğunu kaydeden Çandır, "En önemli unsurlardan biri, ‘coğrafi işareti alıyoruz da ne oluyor’ sorusunun cevabını bulabilmek. Bununla ilgili mevzuat çalışmalarımız sürüyor. Ancak tüm yerel yöneticilerimizden ve kamu idarecilerimizden isteğimiz, coğrafi işaretli üretim yapan üreticilerin bir araya geleceği yapıları oluşturmalarıdır. Bunun adına kooperatif diyebiliriz, özel bir model diyebiliriz ama birlikte hareket etmeyi sağlayacak organizasyonlar kurulmalı. O zaman bu ürünlerin hakkını hukukunu daha kolay savunur, daha iyi takip ederiz" dedi.



13 fuarda 2,5 milyonu aşkın ziyaretçi


YÖREX’in 17 yıllık süreçte önemli bir birikim ortaya koyduğunu ifade eden Çandır, fuarın bugüne kadar hem katılımcı sayısı hem ziyaretçi sayısı bakımından dikkat çekici rakamlara ulaştığını belirtti. Çandır, "‘Sizin oraların nesi meşhur’ diye sormaya başlayalı yaklaşık 17 yıl oldu. O günden bugüne 13 fuar gerçekleştirdik. Bu 13 fuarımıza 5 bin farklı katılımcı katıldı. 2 buçuk milyonun üzerinde insan fuarımızı ziyaret etti. 81 ilimizin Kuzey Kıbrıs’la birlikte ürünlerini bu platformda insanlarımızla buluşturduk. 2009’da 109 olan coğrafi işaretli ürün sayısı bugün bin 832’ye ulaştı. Avrupa Birliği’nde tescillerimizi aldık. Kısacası, kısa gibi görünen bu çalışma döneminde önemli gelişmeler yaşadık. Ancak dünyadaki 200 milyar dolarlık pastadan daha fazla pay alabilmek için çok daha fazla çalışmamız gerektiğini biliyoruz" şeklinde konuştu.


Bu yılki fuarın 22 Nisan’da açılacağını belirten Çandır, "Geçen sefer olduğu gibi yine Anadolu’ya yakışan Anadolu Ateşi gösterisiyle fuarımızı açacağız. Her gün sabah 10.00’dan akşam 20.30’a kadar fuarımız açık olacak. Şu an itibarıyla yaklaşık 70 ilimiz ve 500 civarında katılımcımız var. YÖREX’e gelen herkesi çocuklarını ve gençlerini de getirmeye davet ediyorum. Çünkü bu zenginlikle onları tanıştıramazsak bu ürünlerin üretimini de tetikleyemeyiz. Dolayısıyla annelerimizden, babalarımızdan çocuklarıyla birlikte YÖREX’e gelmelerini bekliyorum" dedi.



"Panayır havasındaki etkinlikler, tadım amacıyla yapılmalı"


Antalya’da "yöresel günler" adı altında düzenlenen ve kontrol altına alınamayan bazı etkinliklere ilişkin soruyu da yanıtlayan Çandır, fuar adı altında gerçekleştirilen kimi organizasyonların hijyen ve sağlık şartları bakımından sorunlar taşıdığını söyledi. Çandır, "Fuar adı altında çok fazla etkinlik yapıldığını, hijyenin ve sağlık şartlarının geri planda kaldığı, daha çok panayır havasında düzenlenen organizasyonlar olduğunu görüyoruz. Unutulmamalı ki bu etkinlikler tadım ve tanıtım amacıyla yapılmalı. Ancak zaman zaman ticari faaliyete dönüşüyor. O yüzden fuar kanununu koymuşuz. Fakat bu kurallar bazen unutulabiliyor. Bazen kamu yöneticilerinin memleketi olan hemşehri dernekleri, bazen şehirde belli sayıda üyesi olan hemşehri dernekleri bu tarz panayır usulü etkinlikler yapıyor. Ticaret Bakanlığı ile görüşüp bu sorunların önüne geçmek için çaba harcıyoruz" ifadelerini kullandı.



"Tüm eksikler giderildi"


Basın toplantısında konuşan ANFAŞ Başkanvekili Ziya Özden Tezgel ise ANFAŞ’ın ulaşım ve konum açısından Türkiye’nin en prestijli fuar merkezlerinden biri olduğunu belirtti. Tezgel, ANFAŞ’ın iskân ve işyeri açma belgesine ilişkin sorununun da kalmadığını ifade ederek, "Tüm eksikler yeni yönetmeliğe uygun hale getirildi. Kamu kurum ve kuruluşlarına ANFAŞ’ın kapıları sonuna kadar açıktır" dedi.


Konyaaltı ilçesinde düzenlenen basın toplantısına; ATB Başkanı Ali Çandır, ATB Yönetim Kurulu Üyeleri, ANFAŞ Başkanvekili Ziya Özden Tezgel, ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman ve çok sayıda basın mensubu katıldı.



YÖREX 22 Nisan’da kapılarını açıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Nilüfer’de spor coşkusu Nilüfer 24. Uluslararası Spor Şenlikleri törenle başladı. Öğrencilerin gösterileriyle renklenen açılışta konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, "171 okuldan 20 bin öğrencimiz, 24 farklı branşta mücadele edecek. Kazanan hep dostluk, kardeşlik ve barış olsun" dedi. Nilüfer Belediyesi, Nilüfer İlçe Kaymakamlığı, Nilüfer ilçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Nilüfer Belediyespor Kulübü iş birliğinde gerçekleştirilen Nilüfer 24. Uluslararası Spor Şenlikleri, Cengiz Göllü Spor Salonu’nda düzenlenen coşkulu törenle başladı. 20 Nisan-20 Mayıs tarihleri arasında yapılacak Nilüfer 24. Uluslararası Spor Şenlikleri’nin açılış törenine Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, Nilüfer Belediyespor Başkanı Muharrem Or, İlçe Milli Eğitim Müdür Vekili Kahraman Şık, Gençlik ve Spor Hizmetleri İl Müdür Vekili Ekrem Uğurlu, Bursaspor Başkanı Enes Çelik, kamu, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşları temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda öğrenci katıldı. Şenliğin sunuculuklarını ise Nilüfer Kent Konseyi Çocuk Meclisi gönüllüleri Lena Kahyaoğlu ve Barçın Güven yaptı. Açılışta Nilüfer Özel Mesleki Eğitim Okulu’nun işaret diliyle İstiklal Marşı okundu. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, 24 yıldır bu geleneği yaşatmanın gururu içinde olduklarını söyledi. Geçen yıl 166 okuldan 20 bini aşkın öğrencinin şenliklere katıldığını dile getiren Başkan Şadi Özdemir, "Bu yıl da 171 okuldan 20 bin öğrencimiz, 24 farklı branşta mücadele edecek. Artistik cimnastikten satranca, atletizmden basketbola, yüzmeden okçuluğa kadar geniş bir yelpazede yarışmalar yapılacak. Uçurtma şenliği, okul öncesi şenliği ve özel eğitim şenliğimiz de bu coşkunun parçası olacak" dedi. Şenliklerin aynı zamanda bir kardeşlik buluşması olduğunu anlatan Başkan Şadi Özdemir, "8 kardeş kentimizden yaklaşık 100 öğrenci de aramızda olacak. Sporun evrensel dilini konuşarak sınırları aşacaklar, dostluklar kuracaklar. Onları Nilüfer’de ağırlamaktan büyük mutluluk duyuyoruz" diye konuştu. Şenliklerin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nın kapsadığını belirten Başkan Şadi Özdemir, "Yani bu şenlik, hem çocuklarımızın neşesi hem de gençliğimizin enerjisi demek. Biz Nilüfer’i bir spor kenti yapmak istiyoruz. Sporu sadece kupa ve madalya kazanmak olarak görmüyoruz. Spor herkes için eşit bir haktır. Bu yüzden erişilebilir olmalı, bir yaşam biçimine dönüşmelidir. Her yaştan, her kesimden çocuklarımız burada buluşuyor. Kazanan hep dostluk, kardeşlik ve barış olsun. Şenliğimiz kutlu olsun" dedi. Tören Nilüfer İsmail Kadriye Solakoğulları Ortaokulu, Mualla Türkün Anaokulu, Hasanağa İlkokulu, Nilüfer Belediyespor Kulübü cimnastik ve halk dansları gösterileriyle sona erdi.
Ankara Milli Eğitim Bakanlığından Kahramanmaraş’taki silahlı okul saldırısıyla ilgili açıklama Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesindeki silahlı okul saldırısıyla ilgili, "4 bakanlık başmüfettişi, olayı tüm yönleriyle incelemek üzere görevlendirilerek Kahramanmaraş’a yönlendirilmiştir" açıklamasında bulundu. Milli Eğitim Bakanlığından yapılan açıklamada, "Kahramanmaraş ili Onikişubat ilçesinde bulunan Ayser Çalık Ortaokulunda bugün öğle saatlerinde meydana gelen menfur saldırı, maarif camiamız başta olmak üzere milletimizi derinden sarsarak yasa boğmuştur. Edinilen ilk bilgilere göre, adı geçen okulumuzun bir öğrencisi tarafından okul içinde silahlı saldırı gerçekleştirilmiştir. Olayın ilk anından itibaren süreç, Bakanlığımızca hassasiyetle takip edilmekte olup gerekli tüm müdahaleler, ilgili birimlerimizce koordineli bir şekilde yürütülmektedir. Millî Eğitim Bakanımız Sayın Yusuf Tekin ve beraberindeki yetkililer, olayı haber alır almaz bölgeye hareket etmişlerdir. Ayrıca dört Bakanlık başmüfettişi, olayı tüm yönleriyle incelemek üzere görevlendirilerek Kahramanmaraş ilimize yönlendirilmiştir. Hastanelere sevk edilen ve tedavileri devam eden yaralılarımıza acil şifalar temenni ediyor, yaşamlarını yitiren öğretmen ve öğrencilerimiz için Allah’tan rahmet diliyoruz. Menfur olaya ilişkin detaylı açıklama, ilerleyen süreçte kamuoyu ile paylaşılacaktır" ifadeleri yer aldı.
Diyarbakır Diyarbakır’da 50. Turizm Haftası etkinliklerle başladı Diyarbakır’da 15-22 Nisan Turizm Haftası etkinlikleri, Keçi Burcu-Gazi Caddesi-İç Kale Müze Kompleksi güzergahında düzenlenen kortej yürüyüşüyle başladı. İç Kalede devam eden programda konuşmaların ardından Saint George Kilisesinde açılan sergiyle etkinlikler sanatla buluştu. 15-22 Nisan Turizm Haftası etkinlikleri, Keçi Burcu, Gazi Caddesi ve İç Kale Müze Kompleksi güzergahında düzenlenen kortej yürüyüşüyle başladı. Davul zurnalar eşliğinde halay çekip eğlenen kortej daha sonra İç Kalede gerçekleştirilen açılış programına geçti. Programa Diyarbakır Valisi Murat Zorluoğlu, İl Emniyet Müdürü Nurettin Gökduman, İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Tarık Hekimoğlu, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Başkanı Mehmet Kaya, kurum müdürleri, siyasi parti temsilcileri ve öğrenciler katıldı. İç Kale’de gerçekleştirilen açılış programında Diyarbakır Valisi Murat Zorluoğlu konuşma yaptı. Vali Zorluoğlu konuşmasında Diyarbakır’ın 12 bin 500 yıllık geçmişiyle insanlık tarihi açısından önemli bir merkez olduğunu belirterek, kentin kültür, inanç ve gastronomi turizmi açısından güçlü bir altyapıya sahip olduğunu söyledi. Vali Zorluoğlu, Diyarbakır’da son dönemde turizm hareketliliğinin gözle görülür şekilde arttığını belirterek, "Huzur ve güven ortamının güçlenmesiyle birlikte özellikle ülkemizin batısından ilimize yönelik yoğun bir ziyaretçi ilgisi oluştu. Bugün birçok vatandaşımızın seyahat planında Diyarbakır, Mardin ve Şanlıurfa’yı kapsayan bir Güneydoğu turu yer alıyor. Biz de bu ilgiyi kalıcı hale getirmek, şehrimizi daha fazla bilinir kılmak ve ziyaretçilerimize en iyi deneyimi sunmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz" dedi. Vali Zorluoğlu, Diyarbakır’ın UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan surları ve Hevsel Bahçeleri başta olmak üzere çok sayıda tarihi değere ev sahipliği yaptığını, Zerzevan Kalesi ve Mithras Tapınağı için de kalıcı liste hedefi doğrultusunda çalışmaların sürdüğünü ifade etti. Diyarbakır’da turizmin yalnızca mevcut değerlerle sınırlı olmadığını vurgulayan Vali Zorluoğlu, kentte devam eden kazı çalışmaları, restorasyon projeleri ve yeni turizm destinasyonlarıyla bu potansiyelin daha da güçlendirileceğini ifade etti. Özel sektör yatırımlarının da hız kazandığını aktaran Vali Zorluoğlu, "Yeni konaklama tesisleri, butik oteller ve kültürel alan düzenlemeleriyle Diyarbakır’ı ziyaret eden misafirlerimize daha nitelikli hizmet sunmayı hedefliyoruz. Sahip olduğumuz bu zenginliği doğru planlama ve güçlü iş birliğiyle geleceğe taşıyacağız" diye konuştu. Konuşmaların ardından katılımcılar, Saint George Kilisesinde ressam Fatih Yıldız’ın "Mezopotamya’nın Altın Kadınları" adlı yağlı boya resim sergisinin açılışını gerçekleştirdi. Sergi, sanatseverlerin beğenisine sunuldu. Turizm Haftası kapsamında Diyarbakır’da hafta boyunca farklı alanlarda düzenlenecek kültür, sanat ve doğa etkinlikleriyle şehirdeki hareketliliğin sürmesi bekleniyor. Bu çerçevede, 16 Nisan 2026 Perşembe günü saat 20.00’de Diyarbakır Devlet Tiyatrosu’nda "Otobüs" adlı oyun sanatseverlerle buluşacak. Hafta sonu programı kapsamında ise 18 Nisan 2026 Cumartesi günü saat 10.00’da Eğil Selman köyünde doğa yürüyüşü gerçekleştirilecek. Aynı günün akşamında saat 21.00’de Diyarbakır Hipodromu’nda İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Koşusu düzenlenecek. Etkinlikler, 20 Nisan 2026 Pazartesi günü saat 19.30’da Maarif Orkestrası tarafından icra edilecek "Sözden Sese, Sesten Yüreğe" adlı konserle devam edecek. Turizm Haftası programı, 21 Nisan 2026 Salı günü saat 19.30’da Medeniyetler Korosu Konser Salonu’nda Diyarbakır Sanat ve Musiki Derneği tarafından verilecek konserle tamamlanacak.
Samsun Veysel Bilen: "Beşiktaş maçıyla az da olsa 5.’lik ümidimizi sürdürmek istiyoruz" SAMSUN (İHA) – Samsunspor Başkan Vekili Veysel Bilen, Beşiktaş maçından galip gelip az da olsa lig 5.’liği ümitlerini sürdürmek istediklerini söyledi. Trendyol Süper Lig’in 30. haftasında pazar günü Beşiktaş’ı konuk edecek Samsunspor’da Başkan Vekili Veysel Bilen, katıldığı bir organizasyon sonrasında basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Samsunspor’un her takımı yenecek güçte olduğunun altını çizen Veysel Bilen, "Eyüpspor maçından alınan 3 puan ve ikinci yarıda oynanan futbol bizi mutlu etti. O maç geride kaldı. Hafta sonu evimizde ligin güçlü ekiplerinden Beşiktaş ile sahamızda oynayacağız. Bizim takımımız sahaya performansını ve mücadele hırsını yansıttığı zaman hemen hemen her takımla mücadele edecek güçtedir. Teknik ekip ve oyuncularımıza güveniyoruz. Taraftarlarımızın da desteğiyle Beşiktaş karşısına çıkacağız. Beşiktaş maçıyla bir çıkış yakalayıp az da olsa ligde 5.’lik ümidimizi sürdürmek istiyoruz. Önümüzde zor bir fikstür var. Beşiktaş maçı da bu zor fikstürün başlangıç maçı" dedi. Sakatların iyileşmesiyle takımın ivme kazandığına dikkat çeken Bilen, "Eyüpspor maçı ile beraber takımımız ivme kazandı. Sakat oyuncularımızın iyileşmesi ve takımı katılımı ile beraber özellikle Afonso Sousa’nın performansı bizi çok mutlu etti. Takımımıza ciddi katkı vereceğini düşünüyoruz. Bu kapsamda Beşiktaş ile güzel ve centilmence karşılaşma oynayacağımızı düşünüyorum ancak kazanan tarafta biz olmayız" diye konuştu.