KÜLTÜR SANAT - 27 Kasım 2025 Perşembe 17:54

Sultan Alaeddin Keykubad’ın iki başkentini birleştiren kadim kervan yolu için imzalar atıldı

A
A
A
Sultan Alaeddin Keykubad’ın iki başkentini birleştiren kadim kervan yolu için imzalar atıldı

Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad’ın iki başkentini birleştiren kadim kervan yolu, Konya Büyükşehir Belediyesi ve Alanya Belediyesi arasında imzalanan iş birliği protokolüyle yeniden hayat buluyor. 405 kilometrelik Keykubad Göç ve Kervan Yolu’nun uluslararası kültür ve turizm rotasına dönüştürülmesi hedefleniyor.


Anadolu’nun binlerce yıllık tarihini ve Torosların eşsiz doğasını içinde barındıran Keykubad Göç ve Kervan Yolu projesinde önemli bir aşama geçildi. Konya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Ercan Uslu ve Alanya Belediye Başkan Yardımcısı Murat Levent Koçak’ın katıldığı törende projeye yönelik kapsamlı iş birliği protokolü imzalandı.



"Anadolu’nun ruhuna açılan bir kapı"


Konya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Ercan Uslu, projenin önemine değinerek, "Bu proje ile iki kadim başkenti yeniden birbirine bağlıyor, tarihin ayak izlerini geleceğin adımlarıyla buluşturuyoruz. Bu yol, Anadolu’nun ruhuna açılan bir kapı olacaktır" dedi.



"Dönemsel köklerimiz kuvvetlidir"


Alanya Belediye Başkan Yardımcısı Murat Levent Koçak, iki Selçuklu şehrinin tarihi bağlarına vurgu yaptı. Koçak, "Alanya dönem dönem Konya vilayetine bağlanmış, dönemsel köklerimiz bizi birbirimizden ayırmayacak derecede kuvvetlidir. Bugün de Yörüklerimizin önemli bir kısmı yaylak için Konya’ya göç etmektedir. Bu proje hem tarihimizi yaşatacak hem de doğa sporları ve turizmini bölgemizde canlandıracaktır. Her iki şehrimiz için hayırlı olmasını diliyorum" diye konuştu.



Medeniyetlerin buluştuğu kadim koridor


Keykubad Göç ve Kervan Yolu, Sultan Alaeddin Keykubad’ın vizyonunu yansıtan çok katmanlı bir rota niteliği taşıyor. 1221’de Alanya’nın fethine uzanan bu güzergah, Anadolu’nun iç kesimleri ile Akdeniz limanlarını birbirine bağlayan önemli bir ticaret yolu olarak biliniyor. Tarihte Alanya’dan getirilen susam ve kereste gibi değerli ürünler kervanlarla Konya’ya taşınırken, Konya’nın tuzu ve bozkır mahsulleri de Akdeniz’e ulaştırılarak dünya ticaretine açılıyordu. Ayrıca rota, Sarıkeçili Yörüklerinin yüzyıllardır kullandığı bir göç yolu olarak kültürel sürekliliğe ev sahipliği yapıyor.



Keykubad’ın mirasına saygı


Projenin, Sultan Alaeddin Keykubad’ın ismini taşıması, büyük devlet adamının mirasına bir saygı duruşu niteliği taşıyor. Keykubad döneminde kurulan erken sigorta sistemleri, yenilenen yol ağları ve ticaret güvenliği, Anadolu’yu bir "dârü’l-huzur", yani huzur yurduna dönüştürmüştü. Yeni proje ise bu yönetim ve medeniyet anlayışını günümüzde yeniden yorumlamayı amaçlıyor.



Çok yönlü iş birliği


Söz konusu proje, güçlü bir ortak aklın ürünü olarak hayata geçiyor. Konya Büyükşehir Belediyesi ve Alanya Belediyeleri ile Valiliklerin himayesinde yürütülen çalışmalara Orman Bölge Müdürlükleri destek verirken, bilimsel altyapı Prof. Dr. Hasan Bahar, Prof. Dr. Necmi Uyanık, Prof. Dr. Mehmet Hacıgökmen ve Prof. Dr. Osman Doğanay gibi akademisyenler tarafından oluşturuldu. Ayrıca ADDK Başkanı Tuncer Koç ve Arkeolog Osman Yılmaz’ın yoğun saha çalışmaları ise unutulmuş patikaları gün yüzüne çıkardı.



1000 kilometrelik kültür ağı


İmzalanan protokol sonrası projenin yeni bir aşamaya geçtiği belirtildi. Mevcut 405 kilometrelik rota, Manavgat-Kubadabad Sarayı, Taşatan ve Akdağ gibi güzergâhlarla 1000 kilometreye çıkarılacak. Öte yandan bölgede yürüyüşçülerin yanı sıra bisiklet, off-road ve doğa sporları meraklıları için de özel parkurlar planlanıyor.



Doğa tarih ve turizmi buluşturan büyük adım


Tarihi iş birliğinin, sürdürülebilir turizmden kırsal kalkınmaya, kültürel mirasın korunmasından bölgesel tanıtıma kadar pek çok alanda önemli katkılar sunması bekleniyor. Keykubad Göç ve Kervan Yolu tarih, kültür ve doğa tutkunlarını medeniyetlerin buluştuğu bu eşsiz yolculuğu keşfetmeye davet ediyor.



Sultan Alaeddin Keykubad’ın iki başkentini birleştiren kadim kervan yolu için imzalar atıldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Ankara’da söndürülemeyen ağaç bir daireyi kullanılamaz hale getirdi Ankara’nın Keçiören ilçesinde akşam saatlerinde bir ağaçta çıkan yangın söndürülemeyince, gece saatlerinde tekrar yanarak bir daireye kullanılamaz hale getirdi. Olay, Keçiören ilçesi Adnan Menderes Mahallesi 1055’inci Sokak’ta meydana geldi. İddialara göre, saat 16.00 sıralarında henüz belirlenemeyen bir nedenden dolayı bir binanın bahçesinde bulunan ağaçta yangın çıktı. Yangını gören apartman sakinlerinin ihbarı üzerine olay yerine itfaiye ekipleri sevk edildi. İtfaiye ekiplerinin kontrolünün ardından bir tehlike olmadığı söylendi. Akşam saat 20.00 sularında ağacın tekrar alev alması üzerine bina sakinleri tekrar durumu itfaiye ekiplerine bildirdi. Ekiplerin müdahalesi ile yangın söndürüldü. Gece saat 00.50 sularında ağaç tekrar alev aldı. Alev alan ağaçtan yangın binada bulunan bir daireye sıçradı. Yangını fark eden bina sakinleri tekrar durumu itfaiye, polis ve sağlık ekiplerine bildirdi. Ekiplerin müdahalesi sonucu yangın söndürüldü. Olayda kimse yaralanmazken, bir daire kullanılamaz hale geldi. Yangına ilişkin olay anını aktaran bina sakini Abdullah Çağatay, şunları söyledi: "Bire on kala koku duyduk. Hanım koku geliyor dedi ağaçtan. Pencereden baktığımda ağaç yanmaya başlamıştı. Direkt üst kattaki komşumun camının önü yanmaya başladı ağaçtan, sonra cam patladı, alevler evin içine girdi. Hemen komşumu aradım, onları uyandırdım beş kişilik bir aile vardı. 112’yi aradık. İtfaiye geldi, polis, ambulans geldi müdahale ettiler. Ama bu olay Ankara Büyükşehir Belediyesi itfaiyesinin ihmaliyle gerçekleşti. Saat dörtte bu ağaç yanmaya başladı için, için, köz şeklinde. Bir komşumuz aradı gelmediler. Saat beşte ben aradım. İkinci aramamızda itfaiye geldi. İtfaiye geldiğinde köz sönmüştü ama inceden duman çıkıyordu tekrar. İtfaiye ateş görmediğim için su tutmuyorum dedi gelen itfaiye ekibi. Ben de buna istinaden bak vebali size olur. Aracınızın plakasının resmini çekiyorum, bir şey olursa sorumluluk sizde dedim. Bu ağaca su tutun dedik. Ağaca su tutmadılar. Akabinde saat yedi civarında tekrar ağaçtan ateş çıkmaya başladı dumanla birlikte. Tekrar aradım. İtfaiye gelmedi bu sefer. Saat sekizde ağaç bir daha tutuşmaya başlayınca, inceden, alt kattaki komşunun torunu aradı. Bu sefer aynı ekip bir daha geldi. Saat sekizde geldiler. Yine su tutmayacaklardı arkadaş bu sefer sizi videoya çekiyorum. Yine burada bir yangın çıkarsa sorumluluk sizdedir konuşunca, ağır konuşunca bu sefer de yalandan bir alttan su tuttular. Hiçbir şey yapmadan tekrar gittiler. Geride saat sekizdeki olaydan sonra da bire on kala yangın gerçekleşti. Yani bu olay göz göre göre geldi." "İhmalkarlık var burada" İtfaiyeden şikayetçi olacaklarını belirten Çağatay, "Yani gündüz dörtte-beşte iki kere arayınca itfaiye geldi. Yedide, sekizde yine iki kere arayınca itfaiye geldi. Yani bununla ilgili bu itfaiyenin neye istinaden iki kere aramak gerekiyor? Yani tek aramada gelmiyorlar veya gelen ekipler neden müdahale etmiyor? Yani illa bir ağaç için için köz köz yanıyor diyoruz. Alev görmem lazım su sıkmam için diyor. Yani böyle bir şey olmaz yani. İhmalkarlık var burada. İtfaiyeden hem şikayetçi olacağız, adli mercilere. Sonuna kadar bu şeyin arkasındayız biz" dedi. Yangında evi kullanılamaz hale gelen İlhami Aydın ise, "Bugün saat beş gibi bir yangın oldu. Ağaç yandı bizim binanın önündeki. İtfaiye iki kere aranıyor, ikincisinde geliyor. İkincisinde geldiğinde de işte geliyor işte fazla bir şey yok. Bizim komşu söylüyor bunu. Yani suyu sıktıramıyor. Suyu sıkmadan gidiyorlar. Yani bir yangın oluyor, yangın söner. Söndükten sonra da bir soğutma işlemi olur bu işin. Sen bu soğutma işlemini yapmadan gidiyorsun. Akşam ben işten geldim işte yedi sekiz arasıydı. Yedi sekiz arasında da kendim gördüm. Kendimiz söndürdük. İtfaiye geldi. İkinci geldiğinde yine iki kere aradık. İkinci geldiğinde bu yalandan böyle bir alttan su tuttu gitti. Gecede saat biz işte on bir buçuk gibi falan on bir, on bir buçuk gibi yattık. Saat on iki buçuk bire doğru alt komşunun aramasıyla uyandık. Uyanmasak zaten hani aramasa zaten biz de şu an yoktuk yani hayatta yoktuk. Aldım çocukları çıkarttım" diye konuştu. Mağdur olduğunu ve bunun çözülmesini istediğini belirten Aydın, "Benim iki tane özel çocuğum var. Onun telaşıyla onları çıkarttık. Su tuttuk falan. Ev komple kullanılmaz hale geldi. Yani bu itfaiyenin ihmali yüzünden ev şimdi kullanılmaz halde. Dışarıdayız. İki tane benim özel çocuğum var. Üç tane çocuğum var. İkisi özel. Yani bu durum ne olacak? Bu masraflar nasıl olacak? Bunların karşılanmasını itfaiyenin, Büyükşehir’in bu sorumlu olan kişilerin komple burada ne şey varsa ben şikayetçiyim. Sorumlulukları varsa gelsinler, çözsünler. Benim bu mağduriyetimi gidersinler. Şu an ortada kaldık yani. Çocuklar da mağdur. İlaçları var, şeyleri var. Şimdi ben başka yerde kalacağım. O düzenler nasıl olacak? Yani bir insanın su sıkmamasından yaşadığımız durum bu. Gerekli mercilerin gerekli şeylerini yapmasını istiyorum. Şikayetçiyim ve sonuna kadar da gideceğim bunun zaten" şeklinde konuştu. Olaya ilişkin polis ekipleri tarafından inceleme başlatıldı.