KÜLTÜR SANAT - 15 Kasım 2025 Cumartesi 12:34

Lüks kruvaziyer 616 yolcu ve 435 mürettebatıyla Alanya’ya demirledi

A
A
A
Lüks kruvaziyer 616 yolcu ve 435 mürettebatıyla Alanya’ya demirledi

Palau Bandıralı ‘Astoria Grande’ adlı lüks kruvaziyer yolcu gemisi Alanya Limanı’na ulaştı.


Akdeniz’in önemli turizm ilçelerinden olan Alanya’ya sabah saatlerinde Palau bandıralı ‘Astoria Grande’ isimli lüks kruvaziyer gemisi limana ulaştı. Limana demir atan yolcu gemisinde 616 yolcu ve 435 mürettebat bulunurken, yolcuların büyük kısmının Rusya vatandaşı olduğu öğrenildi. Antalya’dan gelen lüks kruvaziyer yolcu gemisi yarın akşam saatlerinde İzmir’e gitmek üzere Alanya’dan ayrılması bekleniyor. Yolcuların bir kısmı şehir merkezini gezmek üzere gemiden inerken, bazı turistler ise tarihi ve turistik bölgeleri ziyaret etti.



Lüks kruvaziyer 616 yolcu ve 435 mürettebatıyla Alanya’ya demirledi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mardin Mazıdağı’nda aralık ayı asayiş raporu açıklandı: 172 şahıs yakalandı Mardin’in Mazıdağı ilçesinde, aralık ayı boyunca gerçekleştirilen güvenlik ve asayiş operasyonlarının bilançosu kamuoyuyla paylaşıldı. İlçe Jandarma Komutanlığı ve İlçe Emniyet Amirliği ekiplerince yürütülen çalışmalarda çok sayıda şahıs yakalanırken, uyuşturucu ve ruhsatsız silah ele geçirildi. Mazıdağı Kaymakamlığı, 1 Aralık - 31 Aralık 2025 tarihleri arasında ilçe genelinde icra edilen kolluk faaliyetlerine ilişkin "Aylık Bilgilendirme" raporunu yayımladı. Kaymakam Ömer Tuğrul Kundakçı imzasıyla paylaşılan veriler, ilçedeki asayiş, trafik ve kaçakçılıkla mücadele çalışmalarının kapsamını ortaya koydu. Aralık ayı içerisinde meydana gelen 50 farklı asayiş olayında 52 şahıs yakalanarak adli makamlara sevk edildi. Geniş çaplı yürütülen asayiş uygulamalarında ise 22 bin 463 şahsın GBT sorgusu yapıldı ve 11 bin 103 araç kontrol edildi. Denetimlerde 18’i UYAP, 102’si yoklama kaçağı (ASAL) olmak üzere toplam 120 aranan şahıs yakalandı. Yakalanan şahıslardan 11’i taahhüt belgesi tanzim edilerek, 5’i ifadesinin ardından, 2’si ise adli para cezasını ödemelerine müteakip serbest bırakıldı. Uyuşturucu ve suç aletleri ele geçirildi Narkotik ve kaçakçılıkla mücadele kapsamında yapılan çalışmalarda çok sayıda materyal ele geçirildi. Operasyonlar neticesinde, 2.52 gram metamfetamin, 1 adet ruhsatsız tabanca ve şarjörün yanı sıra el dedektörü, hilti, kazma, kürek ve balyoz gibi kaçak kazı veya hırsızlık olaylarında kullanılabileceği değerlendirilen çok sayıda teknik ekipmana el konuldu. İlçenin trafik güvenliğine yönelik verilerin de yer aldığı raporda, bir aylık süreçte 8 trafik kazasının meydana geldiği, bu kazalarda 6 kişinin yaralandığı ve 2 vatandaşın hayatını kaybettiği belirtildi. Trafik denetimlerinde ise kontrol edilen 5.241 araçtan 167’sine ve 24 yayaya cezai işlem uygulandı. Toplamda 606 bin 378 TL para cezası kesilirken, 23 araç trafikten men edildi.
Konya SÜ Diş Hekimliği Fakültesinde ilk muayeneler randevusuz yapılıyor Selçuk Üniversitesi (SÜ) Diş Hekimliği Fakültesi, ilk başvuru ve muayene hizmetlerini randevusuz olarak gerçekleştiriyor. Hastalar; Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi Ana Bilim Dalına doğrudan başvurarak ilk muayenelerini olabiliyor. 1987 yılında kurulan ve 1988 yılında 44 öğrenciyle hasta ve eğitim faaliyetlerine başlayan Selçuk Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi, bugün 3 bloktan oluşan 12 bin metrekarelik kapalı alanıyla Konya ve çevresine sağlık güvencesi sunuyor. Fakültede diş hekimliğine özgü 8 ana bilim dalında hem eğitim hem de sağlık hizmetleri yürütülüyor. Fakültede ayda ortalama 524 ameliyat gerçekleştirilirken 2025 yılında yapılan ameliyat sayısı yaklaşık 6 bin 300’e ulaştı. Fakültenin Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi Ana Bilim Dalında ise hastalara randevusuz ilk muayene imkanı sunulmaya başlandı. Teşhislerin gelişmiş görüntüleme teknikleriyle yapıldığını ifade eden Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gül Tosun, "Hastalarımızın muayeneleri röntgen ve dental tomografi ile gerçekleştiriliyor. Ardından öncelik sırasına göre planlanmış tedavi kartı düzenleniyor. Hastalarımız bu kartla diğer ana bilim dallarından randevularını alarak tedavilerine devam edebiliyor" dedi. Protetik ve restoratif tedavilerde modern teknolojilerle hizmet verdiklerini ifade eden Prof. Dr. Tosun, "Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi Ana Bilim Dalımız, 15 ve üzeri yaş grubu hastalarımıza hizmet vermekte. 0-15 yaş grubu ise Çocuk Diş Hekimliği olarak isimlendirilen ana bilim dalımızdan hizmet almakta. İleri Uygulamalar Kliniğimizde 65 yaş üstü hastalarımıza, engelli hastalarımıza ve akademik personelimize hizmet vermekteyiz. Fakültemizin dışa açılan bir diğer kapısı da ek bina olarak isimlendirdiğimiz Yazır Bölgesi’nde bulunan kliniğimizdir" diye konuştu. Dijital diş hekimliği uygulamalarını yakından takip ettiklerini belirten Prof. Dr. Tosun, "Entegre kliniği olarak isimlendirdiğimiz kliniğimiz, 5. dönem öğrencilerimizin çalışma imkanı bulduğu kliniktir. Bu klinikte öğrencilerimiz hastaların ilk muayenesini, restoratif işlemlerini, kanal tedavilerini ve protetik işlemlerini tamamlayarak iyi bir eğitim almaktadır" değerlendirmesinde bulundu.
Manisa CHP Genel Başkanı Özel: "Suriye’deki istikrarsızlığın kimseye faydası yok" CHP Genel Başkanı Özgür Özel memleketi Manisa’da cuma namazı sonrası gündemi değerlendirdi. Özel, özellikle Suriye’de istikrarsızlığın kimseye faydası olmadığını belirterek, "Suriye’nin barış içinde olması Türkiye’ye huzur getirir, Türkiye’yi kalkındırır" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel yeni yılın ilk programını memleketi Manisa’nın Saruhanlı ilçesinde gerçekleştirdi. CHP Saruhanlı eski ilçe başkanlarından Muharrem Ekici’nin 11. ölüm yıl dönümü için ilçeye giden Özel, mezar ziyaretinin ardından cuma namazını Saruhanlı Merkez Camii’nde kıldı. Cuma namazı çıkışında basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Özel’e Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper, CHP Manisa milletvekilleri Selma Aliye Kavaf, Bekir Başevirgen, Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu ve çok sayıda partili eşlik etti. Konuşmasına Saruhanlı’ya geliş nedenlerini açıklayarak başlayan Özel, "11 yıldır her sene 2 Ocak’ta Saruhanlı’da oluyoruz. Çünkü partimiz büyük acılarla ölümle ve buna sabırla sınanmaya geçtiğimiz yıldan önce 11 yıl önce burada belediye başkan adayımızı seçimleri takip eden 2 Ocak günü kaybetmemizle başladık. Rahmetli diş hekimi Muharrem Ekici bizlerin çok değerli bir kardeşimiz, büyüğümüzdü. Vefat ettiği gün 45 yaşındaydı. Bundan 11 yıl önce ve o gün Saruhanlı’da belediye başkan adayımızdı. O zaman hepimiz Manisa’nın ilçelerinde görevlerimiz, adaylıklarımız vardı. Başarısız bir dönemi hep birlikte geçirmiştik. Bugün onun ilçesinde o zaman hiç belediyemiz yoktu. 18 belediye başkanından 15’inin Cumhuriyet Halk Partisi’nde olduğu 4 milletvekilimizle birlikte Muharrem Ekici aday olduğunda sadece bir milletvekilimiz vardı 2011 seçimlerinden önce Manisa’da. Bugün 4 milletvekili olarak Manisa milletvekilleri anma törenindeydik. Ruhu şad olsun. İlçemizi ziyaret ettik. Muharrem kardeşimiz için lokma hayrımızı yaptık. Şimdi de onun adına yapılmış olan bir kültür sanat toplantı merkezinin açılışını yapmak üzere buradayız" dedi. Yeni yılın tüm ülkeye hangi siyasi görüşten olursa olsun 86 milyon vatandaşa başta sağlık, huzur, refah, bölgeye, Türkiye’ye barış dilediğini kaydeden Özel, "2025 yılında çok acılar çektik. Kayıplarımız oldu. Ülkemiz çok zorluklar çekti. Hem de 2025 yılı emeklilerimiz için, asgari ücretliler için, Saruhanlı’daki çiftçiler için, esnaflar için zor bir yıl oldu. Afetler gördük, kuraklık gördük, hastalık gördük, yangın gördük. Sokakta ve mutfakta, pazarda, cüzdanda yangın var. Bunların tamamının 2026’da hızla iyileşmesini temenni ediyoruz. Saruhanlı bizim açımızdan çok kıymetli bir ilçemiz. Bugün vatandaşlarımızın gösterdiği ilgiye, teveccühe bir kez daha teşekkür ediyorum. Hepiniz hoş geldiniz. Hepinizin yeni yılı kutlu olsun. Cumanız mübarek olsun" diye konuştu. "Bu ikili uygulamalar doğru değil" Basın mensuplarının sorularını da cevaplayan Özel, bir gazetecinin ’Gazze’ye yönelik Cumhuriyet Halk Partisi bir süre önce Galata Köprüsü’nde bir basın açıklaması yapmak istemişti ancak izin verilmemişti. Ama 1 Ocak’ta Bilal Erdoğan organizasyonunda böyle bir eyleme, organizasyona izin verildi. Nasıl değerlendiriyorsunuz’ şeklindeki sorusuna şu cevabı verdi: "Şimdi objektif bakacak olursak, dün verilen izin doğru, önceki verilmeyen izinler büyük yanlışlık. Yani şimdi bize vermediniz, onlara da vermeyin diyecek halimiz yok. Kim Gazze için, Filistin için yürüyorsa, kim bir eylem yapmak istiyorsa, kim ses çıkarmak istiyorsa ona izin versinler. Ama diğer yandan bu ikili uygulamalar doğru değil. Vicdanları yaralıyor. Yani bu soruyu siz niye soruyorsunuz? Gazetecinin görevi bu. Yani birine öyle, birine öyle uygulama. Birine helal olan öbürüne haram olsun, birine serbest olan öbürüne yasak olsun. Demokrasilerde bu olmaz. İzni isteyen CHP olursa köprünün üstü yasak, izni isteyen Sayın Cumhurbaşkanının oğlu olduğunda bu sefer o izin verilecek. Bu doğru bir yaklaşım değil. İznin verilmesi doğrudur. Her isteyene bu izinler verilmelidir. Gazze için sağdan soldan nereden en net, en yüksek ses ve itiraz çıkarsa bunun Gazze’ye ve hepimize faydası var, katkısı var. İsrail’in bu saldırgan tutumunun karşısında barışı savunan, herkesin hele hele Müslüman kardeşlerimizin bu kadar katledildiği bir süreçte buna ses çıkaran, herkesin sesine ses vermek, destek olmak gerekir. Çifte standarda itiraz ediyoruz ama dün yapılan iş önemli bir iştir, doğru bir iştir. Keşke bu meselede partizanlık yapmasalar da hem hiçbirimiz hem de milletin vicdanını boşu boşuna sızlatmasalar. Bu adaletsiz, ikircikli görüntüler ortaya çıkmaz. İnşallah 2026’da biz yine oraya bir izin istediğimizde dün verilen izin bize de verilir. Bunu öyle ifade edelim. Yoksa bize vermediler onlara da vermesinler. Biz öyle bir negatif siyasetin ne insanıyız, ne partisiyiz." "Suriye’deki barış Türkiye’yi kalkındırır" "PKK’nın Suriye kolu YPG’ye 10 Mart mutabakat çerçevesinde Şam yönetimi ile birlikte verilen süre doldu. Bu noktada nasıl değerlendiriyorsunuz? Feti Yıldız’ın da bu noktada bir takım açıklamaları oldu" şeklindeki soruya ise Özel, "Ben 10 Mart mutabakatını önemsiyorum. 10 Mart mutabakatının uygulanması gerek. Çünkü 10 Mart mutabakatı, o zaman da söylemiştik, çerçevesi geniş, muğlak ifadeler var ve nasıl hayata geçirileceği konusu gerçekten netleştirilmesi lazım diye. 31 Aralık’a kadar süre vardı. Bir mutabakat sağlanamadı. Buradan diplomasiye alan açılması gerektiğini düşünüyoruz. Yani efendim tarih doldu, süre doldu, barış olmadı, savaş olsun. Suriye’deki istikrarsızlığın kimseye faydası yok. Ne Kürtlere, ne Türkmenlere, ne Araplara, ne Sünnilere, ne Alevilere, kimseye faydası yok. Suriye’deki istikrarsızlık, oradaki Arap Alevi kardeşlerimize, Nusayri kardeşlerimize yapılan saldırıları defalarca kınadık, bir kez daha kınıyoruz. Dürzilere saldırılıyorsa onu da kınıyoruz. Araplar, Kürtler, Türkler barış içinde yaşamalılar. Bunun için bir anayasal çerçeveye ihtiyaç var. Herkesin temsil edildiği bir Suriye anayasasına İhtiyaç var. 10 Mart mutabakatının uygulanabilmesi için diplomasiye ihtiyaç var. Türkiye’den çıkan seslerin bu noktada yapıcı olması lazım. Bir an önce bu istikrarsız ortam bitsin isteniyor. Evet. Ama yapıcı, sabırlı, diplomasiye alan açan bir sürecin götürülmesi gerekir diye değerlendiriyoruz. Bu konuda Türkiye zaman zaman MİT Başkanının bu konuda aktif tutum sergilediğini takip ediyoruz. Bu konuda hem Dışişleri Bakanlığı, hem İstihbarat Teşkilatı’nın, hükümetin aktif tutum sergilemesi lazım. Açıkça söylüyoruz. Buradan bize de orada bir görev düşerse sözümüzü söylediğimizde hem dünyada, Avrupa’da hem Suriye’de bizim bu işe katkı sağlayabileceğimiz neresi varsa biz de katkı yapmaya açığız. Yeter ki Suriye’de barış olsun. Sınırın iki tarafında Kürtler yaşıyor. Oradaki sorunun çözülmesi demek sınırın iki tarafındaki kardeşlerin bir arada yaşaması demek. Suriye’nin barış içinde olması, Türkiye’nin barış içinde olması Suriye’ye huzur getirir, Türkiye’ye huzur getirir. Suriye kalkınır, Türkiye kalkınır. Ayrıca Türkiye’deki sığınmacı sorunu tamamen hallolur. Daha şu anda yüzde 20’si halloldu, yüzde 80’i duruyor. Suriye’ye de, Türkiye’ye de 2026’da barış diliyoruz ve artık savaşlarla istikrarsızlık değil, barışla ve kalkınmayla anılmak istiyoruz. Bu ülkenin de Suriye’nin de Kürt’ünün de Türk’ünün de yaşayan Araplarının da Türkmenlerin de Alevi’nin de Sünni’nin de esas sorunu sömürülme sorunudur ve açlık sorunudur. Yokluk sorunudur. Bunların aşılması için de Suriye’ye de Türkiye’ye de barış bekliyoruz" ifadelerini kullanarak cevap verdi. "Haftaya yoğun bir programla başlayacağız" Bir diğer gazetecinin asgari ücretle ilgili "Asgari ücret açıklandıktan sonra ’eğer bu iktidar gitmezse yokluk gitmez geçim sıkıntısı gitmez’ diye bir söylemde bulundunuz. Türkiye genelinde böyle bir söylemde, seslenişte bulundunuz. 2026 yılında bir erken seçim olur mu? Böyle bir öngörünüz var mı" sorusuna ise Özel şu yanıtı verdi: "Şimdi bir kere bence erken seçim 2026’da olsun. Bıçak kemiğe dayanmışken neden 1,5 sene 2 sene daha beklensin? 2026 yılı geçim yılı olmayacaksa seçim yılı olur. Asgari ücret sefalet ücreti olarak açıklanmıştır. Tarihte ilk kez işçiler masada olmadan ve tarihte ilk kez açlık sınırının altında verildiği gün ilan edildiği gün açlık sınırının altındadır. Bugün açlık sınırı 30 bin 400 lirayken asgari ücret bunun 4 bin lira 3 bin lira altında ilan edilmiş durumdadır. Alındığında daha da altında kalacaktır. Bu katlanılabilir bir durum değildir. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak önümüzdeki hafta pazartesi günü MYK toplantımızı yaparak ardından kapalı grup toplantımızı yaparak, salı günü açık grup toplantımızı yaparak, çarşamba günü yine mitingimizi yaparak, perşembe günü parti meclisi bizi toplayarak, cuma günü Doğu-Güneydoğu bölgesindeki il başkanlarımızı, kanaat önderlerini toplayarak, cumartesi günü 81 ilin il başkanlarını toplayarak gelecek hafta her gün bir toplantıyla 2026 yılına nasıl başlıyoruz, 2025’i nasıl değerlendiriyoruz, 2026’da nasıl mücadele edeceğiz, erken seçim sandığını nasıl getireceğiz ve bu milletin soru Bunlarına çözüm önerilerimizi hangi performansla, hangi takvimle, ne şekilde çalışarak yapacağız? Bunları planlayacağımız ve ardından da tabii bir yandan planlamayla bir yandan yine mitingimizi, grup toplantımızı aksatmadan iktidar yürüyüşümüzün somut adımlarını atacağımız, başlayacağımız bu toplantılarla değerlendirmeleri yapacağımız hem istişarenin hem de ardından bir koordinasyonun, eşgüdümün sağlanacağı partinin bütün yetkili organların grubundan parti meclisine, il başkanlarından cumhurbaşkanı aday ofisine kadar yoğun bir toplantı planlama ve harekete geçme haftası olarak önümüzdeki haftaya başlıyoruz." Özel açıklamasının ardından Muharrem Ekici adına yaptırılan kültür sanat merkezinin açılışına katıldı.
Antalya Miran: "Kamu personel sistemi emeği merkeze almalı" Memur Sen Antalya Temsilcisi ve Eğitim Bir Sen Şube Başkanı Eyüp Bülent Miran, gelir dağılımı adaletsizliğinin giderilemediği, enflasyon hedeflerinin tutmadığı ve sıkılaşma politikalarının yükünün büyük ölçüde sabit ücretlilerin üzerine yıkıldığı bir yılı geride bıraktıklarını, Büyük Memur-Sen ailesi olarak 2026 yılında beklentilerinin; yüksek vaatler değil, daha öngörülebilir, daha adil ve daha sürdürülebilir bir zeminin güçlenmesi, emeği merkeze alan, adil, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir kamu personel sisteminin hayata geçirilmesi olduğunu söyledi. 3600 Ek Gösterge hayati öneme sahip Memur Sen Antalya Temsilcisi ve Eğitim Bir Sen Şube Başkanı Eyüp Bülent Miran, "Kamuda çalışanlar arasında ücret ve maaş adaletsizliğinin arttığı, çalışma huzurunun bozulduğu, Kamu İşvereninin toplu sözleşme masasını etkin kullanmadığı, sosyal tarafların devre dışı bırakılarak tekil düzenlemelerle geçici iyileştirmelerin yapılmaya çalışıldığı bir yıl olarak geride kaldı. Aynı zamanda bu yıl; Toplu sözleşmede kayıt altına aldığımız ve kamu görevlileri ile emeklileri için hayati öneme sahip olan ‘1. Dereceye 3600 Ek Gösterge’ vaadi halen hayata geçirilmedi. Kamu görevlileri sendikacılığı için tercih değil zaruri şart olan ‘4688 sayılı Kanunun evrensel ilke ve normlara uygun hale getirilmesi’ hususu elzem olmasına rağmen gerekli adım atılmadı ve örgütlenme özgürlüğünün, adil toplu pazarlık hakkının önü açılmadı" dedi. "Kamu personel sistemi reforme edilmeli" Uzun süredir kamuda personel ve ücret sisteminde reform ihtiyacı olduğunu ifade ettiklerini belirten Başkan Miran, tek taraflı yapılan ve kısıtlı bir kesimi kapsayan düzenleme teklifinin; hem kamu görevlilerinin hem de kamuoyu tarafından gelen tepkiler sonrası geri çekildiğini hatırlattı. Miran, "Bir kez daha Kamu Personel Sisteminde reform ihtiyacı bütün kesimler tarafından ifade edildi. Ücret adaletsizliği, unvan karmaşası, görev-yetki-sorumluluk dengesizliği ve kariyer yapısındaki dağınıklık, bütüncül bir reform olmadan çözülemez. 2025 yılı sadece zam oranlarının değil, sistemin kendisinin sorgulandığı bir eşik yılıdır" şeklinde konuştu. "Kayıpların telafi edilmesi gerekir" 2025 yılının, toplu sözleşme sürecinin yalnızca maaş artışlarının konuşulduğu bir zemin olmaktan çıkıldığı bir yıl olduğunu belirten Başkan Eyüp Bülent Miran sözlerini şöyle sürdürdü: "Memur-Sen’in ısrarla vurguladığı üzere sorun, rakamlardan önce 4688 sayılı Kanun’un dar müzakere alanı ve çözümsüz yapısıdır. Takvimi sıkışık, yetki alanı sınırlı, konuları dar, kapsamı yetersiz ve adaletsiz hakem mekanizmasına mahkûm edilen bu sistem, kamu görevlilerini her dönem yeniden belirsizliğe sürüklemektedir. Bu yönüyle 2025, Kamu İşveren eliyle ve Hakem Kurulu Kararıyla kamu görevlileri ile emeklilerinin haklı beklentilerine cevap verilmeyen, kayıplarını telafi etmeyen ve çalışanlar arasındaki uçurumu büyüten bir yıl olarak kayıtlara geçti. Bu doğrultuda 2026 yılında da;1.dereceye 3600 ek göstergenin verilmesi, 4688 sayılı Kanunun evrensel ilke ve normlara uygun hale getirilmesi, Yardımcı Hizmetler Sınıfının Genel İdare Hizmetleri Sınıfına geçirilmesi, Mühendislik ve teknik personelin mesleki sorunlarının çözülmesi, Akademik personelin haklı ve meşru taleplerinin karşılanması, müdür, şube müdürü ve idari personelin mali haklarının iyileştirilmesi, Koruyucu Giyim kazanımımızın eksiksiz ve tavizsiz uygulanması, Hakem Kurulu kararlarıyla oluşan kayıpların telafi edilmesi, Seyyanen ödemenin emekliliğe yansıtılması, Kamu personel sistemini bozan ücret dengesizliklerinin giderilmesi ve yapısal çarpıklıkların düzeltilmesi, başta olmak üzere; emeği merkeze alan, adil, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir kamu personel sistemi için mücadelemizi ilkelerimizden sapmadan, güçlü bir irade ve ortak akılla sürdürmeye devam edeceğiz."