ASAYİŞ - 25 Ocak 2026 Pazar 09:36

Kamyonet kazasında etilen tüpler yola saçıldı

A
A
A
Kamyonet kazasında etilen tüpler yola saçıldı

Antalya’nın Manavgat ilçesinde kavşak üzerinde bariyerlere çarparak kaza yapan kamyonetin üzerindeki poşetler ve muz sarartma tesisinde kullanılan etilen gazı tüpleri yola saçıldı.


Kaza, Antalya-Alanya D-400 Karayolu’nda yaşandı. Edinilen bilgiye göre, Antalya istikametinden gelip Alanya yönüne gitmekte olan Yaşar K.’nin kullandığı 33 AKC 936 plakalı kamyonet, Sanayi Köprülü Kavşağı üzerinde kontrolden çıkıp yolun solunda ve sağında bulunan bariyerlere çarptı. Yolun yağmur nedeniyle kayganlaşması ve kamyonet sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sebebiyle meydana gelen kazada şans eseri yaralanan olmazken, çarpmanın ardından kamyonet geldiği yöne geri döndü.


Kamyonette büyük çapta maddi hasar oluşurken, kamyonetin üzerinde bulunan poşet torbaları ve muz sarartma tesislerinde kullanılan çok sayıda etilen gazı tüpü köprülü kavşak üzerinde 100 metrelik alanda yola saçıldı.


Kazanın ardından aracın yolda kalması ve tüplerin yola saçılması nedeniyle köprülü kavşak üzerinde Alanya istikametine trafik tek şeritten kontrollü olarak sağlanırken, tüplerin ve aracın kaldırılmasının ardından trafik akışı normale döndü.



Kamyonet kazasında etilen tüpler yola saçıldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır DTSO Başkanı Kaya: "Kültürel miras en güçlü sermayemizdir" Diyarbakır’ın binlerce yıllık tarihini ortaya çıkaran kazı alanlarının bilimsel hafızası, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) ev sahipliğinde gençlerle buluştu. TOBB Diyarbakır Genç Girişimciler Kurulu tarafından "Kültürel Miras Gençlerle Buluşuyor" başlığıyla düzenlenen program, arkeoloji, tarih ve kültürel miras alanında kentin en önemli isimlerini aynı çatı altında bir araya getirdi. DTSO konferans salonunda yoğun katılımla gerçekleşen programda konuşan DTSO Başkanı Mehmet Kaya, Diyarbakır’ın sahip olduğu tarihsel mirasın yalnızca geçmişin değil, geleceğin de anahtarı olduğunu vurguladı. Zerzevan Kalesi, Amida Höyüğü ve Çayönü kazılarına verdikleri desteğin oda için stratejik bir tercih olduğuna dikkat çeken Kaya, "Artık ülkeler değil, kentler yarışıyor. Kalıcı olan yatırımlar kültürel mirasa yapılan yatırımlardır" dedi. Kaya, Çayönü’nün insanlık tarihinin ilk yerleşimlerinden biri, Zerzevan’ın Roma İmparatorluğu’nun son askeri karakollarından biri, Amida’nın ise binlerce yıldır aynı merkezden yönetilen ender kentlerden biri olduğunu hatırlatarak, şunları söyledi: "Bir petrolün ömrü 90 yıl, bir barajın 70 yıl. Ama Çayönü, Amida, Zerzevan binlerce yıldır ayakta. Bizim bu değerlere yatırım yapmamız gerekiyor. Kültürel miras bizim en güçlü sermayemizdir ve bunu doğru tanıtmak zorundayız." Turizm anlayışının değiştiğine dikkat çeken Kaya, kültür turizminin dünyada hızla yükseldiğini belirterek, "ABD ve Endonezya gibi ülkeler artık deniz turizmi için değil, kültürel miras için seyahat ediyor. Bizim bu zenginliği dünyaya anlatmamız gerekiyor. Bu da ancak gençlerin üretimi ve sahiplenmesiyle mümkün. Bizim her kuşağın yararlanabileceği şekilde değerlendirmemiz gerekiyor. Kentin bileşenler olarak çalışmalara destek olmamız gerekiyor. Bir Amerikalının, bir Avrupalının burayla bağının olduğunu göstermemiz gerekiyor. İlk yerleşim yeri diyoruz Çayönü’ne. Roma İmparatorluğu’nun son kalesi deniyor Zerzevan’a. Amida yine öyle. Biz bunları hocalarımızla konuşarak üstünlük haline getirebiliriz. Diyarbakır 10 bin yıldır aynı yerden yönetilmiş. Hocalarımız gelecek kuşaklara akademisyenler anlatıyor. Bizim bugünden yarına bin yıl boyunca bu ürünü bu kente fayda sağlayacak çalışmayı sizlerle yapacağız. Genç Girişimciler Kurulu’na teşekkür ediyorum. Kentimizde doğru enformasyon doğru şekilde yapılmıyor. Bizler destek vereceğiz sizler de sahip çıkacaksınız. Duyarlılığı ortak geliştirmemiz gerekiyor. İnsanların dışarıdan gelip buraları tanımasını sağlamamız gerekiyor. Biz bu değerlerimizi koruyacağız ve geliştireceğiz" ifadelerini kullandı. "Kültürel mirası korumak bir tercih değil, sorumluluktur" TOBB Diyarbakır Genç Girişimciler Kurulu Başkanı Vedat Elibal ise Diyarbakır nüfusunun yüzde 60’ının gençlerden oluştuğunu hatırlatarak, geçmişle bağ kurmadan sağlıklı bir gelecek inşa edilemeyeceğini söyledi. Elibal, "Geçmişine sahip çıkmayan toplumlar, geleceğini başkalarının inşa etmesine seyirci kalır. Kültürel mirası korumak bir tercih değil, sorumluluktur" diye konuştu. Programda; Zerzevan Kalesi Kazı Başkanı Prof. Dr. Aytaç Coşkun, Amida Höyük-Artuklu Sarayı Kazı Başkanı Prof. Dr. İrfan Yıldız ve UNESCO Listesi’ndeki Hevsel Bahçeleri ile ilgili çalışmaları ile bilinen ekoloji aktivisti Zeki Kanay, kentte ortaya çıkan kültürel değerlere dair sunumlar yaptı. Kazı başkanları, Diyarbakır ve çevresindeki arkeolojik çalışmaların yalnızca geçmişi değil, bugünü ve geleceği de şekillendirdiğine dikkat çekti. Programda söz alan konuşmacılar, Diyarbakır’ın sahip olduğu tarihsel zenginliğin ancak toplumsal sahiplenme ve genç kuşakların bilinçli katılımıyla korunabileceğini vurguladı. Katılımcı gençler ise kazı alanlarına ilişkin merak ettikleri soruları doğrudan kazı başkanlarına yöneltme fırsatı buldu. DTSO İş Kadınları Meclisi Başkanı Filiz Ekingen’in de katıldığı program sonunda sunumu yapan akademisyenlere plaket takdim edildi.
İzmir İzmir’de intihar denilen olay kadın cinayeti çıktı İzmir’de evinde asılı halde bulunan 18 yaşındaki genç kızın, erkek arkadaşı tarafından öldürüldüğü ve olaya intihar süsü verildiği ortaya çıktı. Tutuklanan cinayet zanlısının ise cezaevinde intihar ettiği öğrenildi. Olay, 12 Aralık 2025 günü saat 11.00 sıralarında Bornova ilçesi Zafer Mahallesi 4303 Sokak’taki bir evde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, intihar ihbarı üzerine adrese polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Kapıyı çilingir yardımıyla açarak eve giren polis ekipleri, Dilan Geyik’i (18) holdeki demire asılı halde buldu. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde genç kızın hayatını kaybettiği belirlendi. Geyik’in cenazesi, savcılık incelemesinin ardından otopsi yapılmak üzere İzmir Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Olay yerinde inceleme yapan Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, genç kızın duruş pozisyonu ve asılı olduğu demirin konumunu şüpheli bularak soruşturmayı derinleştirdi. Soruşturma kapsamında Geyik’in erkek arkadaşı Mustafa Bingöl’ün (27) ifadesine başvuruldu. Bingöl’ün çelişkili ifadeleri üzerine olayın cinayet olabileceği şüphesi ağırlık kazandı. Toplanan deliller, detaylı inceleme için Asayiş Daire Başkanlığı koordinesinde Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğüne teslim edildi. 450 saatlik görüntü cinayeti aydınlattı Cinayet Büro ve Suç Analiz Büro Amirliği ekipleri, bölgedeki 40 güvenlik kamerası ve 15 Plaka Tanıma Sistemi (PTS) kamerasından alınan toplam 450 saatlik görüntüyü saniye saniye inceledi. Yapılan çalışmada, ifadesinde olay günü binaya bir kez geldiğini öne süren Mustafa Bingöl’ün, aslında 4 kez giriş-çıkış yaptığı tespit edildi. Ayrıca zanlının, olayın yaşandığı saatlerde işlettiği börekçi dükkanında olduğunu beyan etmesine rağmen, yaklaşık 1 saat boyunca binanın içinde bulunduğu belirlendi. İntihar notunu katil zanlısı yazmış Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce yapılan incelemelerde, Dilan Geyik’in bıraktığı değerlendirilen intihar notunun Mustafa Bingöl tarafından yazıldığı tespit edildi. Soruşturmayı derinleştiren polis, ikili arasında kıskançlık nedeniyle sık sık tartışma yaşandığını belirledi. Zanlının olay günü kapıyı pet şişe kullanarak açtığı, Geyik’i boğarak öldürdükten sonra intihar süsü verdiği ortaya çıktı. Bingöl’ün cinayetin ardından genç kızın teyzesini arayarak kendisine ulaşamadığını söylediği ve cesedin bulunmasını sağladığı da saptandı. Cezaevinde intihar etti Eldeki deliller doğrultusunda 20 Aralık’ta gözaltına alınan Mustafa Bingöl, emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildiği adliyede tutuklanarak cezaevine gönderildi. Bingöl’ün, 22 Aralık tarihinde cezaevinde intihar ederek yaşamına son verdiği bildirildi.
Sakarya Tıbbın "hakim ve savcısı" patologlar: Hastalıkların son tanısını onlar koyuyor Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Patoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fahri Yılmaz, patolojinin tıbbi süreçlerdeki hayati önemine dikkat çekerek, patologların teşhis koyma sürecinden bahsetti. Patoloji bölümünü tıp dalının hakim ve savcılarına benzeten Yılmaz, saç telinden tırnağa kadar vücudun her noktasından gelen örneklerin titizlikle incelerek son tanıyı koyduklarını belirtti. Patolojinin sadece kanserle sınırlı olmadığını, iltihabi durumlardan poliplere kadar geniş bir yelpazede tanı koyduklarını ifade eden Prof. Dr. Fahri Yılmaz, bölümün işleyişi ve önemi hakkında bilgiler verirken, gelişen genetik yöntemlerle birlikte kanserin artık korkulan bir hastalık olmaktan çıkabileceği müjdesini verdi. "Patolojide son tanıyı veren hakim ve savcı gibiyiz" Patoloji bölümünün önemi ve çalışmalarından bahseden Prof. Dr. Yılmaz, "Patoloji, hastalık bilimi demek, yani vatandaş sorduğu zaman hemen aklına kanser geliyor ama bizim olguların belki 20-30 tanesi kanserden ibarettir. İltihabi, polip gibi birçok organdan alınan doku ve parça bize gelir. Bizde patoloji olarak onun incelemesini yaparak, diğer cerrahların ya da diğer kliniklerin adeta son tanısını veren hakim, savcı gibi bir bölümüz. Bu sebeple önemi çok üst düzeyde olan bir bölüm. Bizim dediğimiz sonuca göre hastaya tedavi planlanıyor. Tümör olduğunu düşündüğünüz zaman tümörün rengi, ne kadar hangi organa yayılmış, bağırsaktaysa mesela hangi tabakaya kadar ulaşmış, bunları patolog söylüyor. Bu verilerinde, hastanın yaşamda kalması ile ilgili bir süreci var. Ne kadar hayatta kalacağı bu evreye bağlı. Bu nedenle bir patolog işini her zaman çok ciddi bir şekilde yapıyor. Bizlere çok fazla sorumluluk düşüyor ve çok fazla zamanımızı alan işler oluyor bunlar. Dışarıdan ’patolojiye geldi, gecikti’ gibi durumlar oluyor, tabi hastalarda endişeleniyor ancak patolojik kanaat vermek, sonuca varmak bizim için büyük bir emek oluyor aynı zamanda" dedi. "Mutfağımız çok önemli" Tanı sürecinin arka planındaki teknik emeğe değinen Yılmaz, makroskopik değerlendirmeden mikroskobik incelemeye giden süreci şöyle özetledi: "Saçlı deriden ayak tırnağına kadar vücudun her bölgesinden bize parça gelir. Makroskopide önce değerlendirme yaparız ve hastalıklı gördüğümüz kısımlardan parçaları alırız. Patolojide özellikle mutfağımız çok önemli. Teknisyen arkadaşlar, onların materyalleri, doku takibi işlemlerinden sonra mikrotomda kesilip boyanıp bizim önümüze hazır olarak gelir, değerlendirmemiz için zemin hazırlarlar. Kesik ne kadar kaliteliyse tanıya gitmemiz o kadar sağlıklı oluyor." "Belki de kanser, korkulan hastalık olmaktan çıkacak" Günümüzde "nokta atışı" tedavilerin ön plana çıktığını ve patolojinin bu noktada kilit rol oynadığını belirten Prof. Dr. Fahri Yılmaz, "Kanserlerde hedefe yönelik tedavilerde de patoloji çok önem arz ediyor. Kolon kanseri tanısı koyduğumuz vakalarda, hücrede kanser oluşurken proliferler çoğalıyor. Bu aşamada bir durma-aksama meydana geliyor ve ondan sonra o hücre dönüşüm geçirerek kansere dönüşüyor. Bu aşamaları bile genetik olarak saptayıp hangi aşamada duraklama olduğunu ve ona yönelikte tedavilere yönlendiriliyor hastalar. Nokta atışı tedaviler artık günümüzde moda haline geldi. Dolayısıyla ilerleyen zamanlarda belki de kanser korkulan hastalık olmaktan çıkacak. Öldürücülüğüne engel olunamayacak kanserlerde var ama en azından hasta, hastalıklı olsa bile uzun süre yaşayabilecek. Bunu sağlayacak tedaviler günümüzde çokça ön plana çıkmaya başladı" ifadelerini kullandı.
Kayseri Başkan Çolakbayrakdar: Evlatlarımız tatilde eğlenirken öğreniyor" Kocasinan Belediyesi; yarıyıl tatilinde kapılarını açtığı atölyeler ve kurs merkezleriyle öğrencilere hem eğlenceli hem de öğretici bir tatil imkânı sunuyor. ’Kocasinan’da yaşamanın ayrıcalık olduğunu’ vurgulayan Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar; eğitimden sanata, bilimden spora kadar geniş bir yelpazede sunulan hizmetlerle çocukların zihinsel ve sosyal gelişimlerini desteklemeye devam edeceklerini belirtti. Çocukların eğitimine verilen desteğin geleceğe yapılan en değerli yatırım olduğuna dikkat çeken Başkan Çolakbayrakdar; "Geleceğimizin teminatı olan evlatlarımızın hem kişisel gelişimlerine katkı sağlıyor hem de Kocasinan’da yaşamanın ayrıcalığını hissettiriyoruz" dedi. Başkan Çolakbayrakdar, yarıyıl tatiline özel hazırlanan programların öğrencilerin sosyal, zihinsel ve fiziksel gelişimlerini desteklediğini belirterek, "Çocuklarımızın tatil sürecini sadece dinlenerek değil; öğrenerek, üreterek ve eğlenerek geçirmelerini istiyoruz. Onlara sunduğumuz eğitim, sanat ve sosyal faaliyetlerle yarınlarımızı inşa ediyoruz. Bütün gayretimiz, güçlü Türkiye’nin yarınlarını daha donanımlı bireyler olarak yetiştirmek." ifadelerini kullandı. Öte yandan ilçedeki tesislerini adeta birer kültür ve eğitim merkezine dönüştüren Kocasinan Belediyesi çocuklara geniş bir yelpazede imkân sunuyor. Yarıyıl tatili boyunca Kocasinan Çocuk Kulübü ve çeşitli atölyelerde; değerler eğitimi, robotik kodlama, bağlama, gitar, tiyatro ve resim gibi kurslar düzenleniyor. Özellikle Kocasinan IQ İnovasyon ve AR-GE Merkezi, çocukları bilim ve teknolojiyle buluşturarak onların yeteneklerini keşfetmelerine imkan sağlıyor. Millî ve manevi değerlerin de ön planda tutulduğu etkinliklerde öğrenciler, hem eğleniyor hem de geleceğe hazırlanıyor.