SAĞLIK - 22 Nisan 2026 Çarşamba 12:36

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan AÜ CAR-T ve Hücresel Tedaviler Üretim Merkezi’ne tam destek

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan AÜ CAR-T ve Hücresel Tedaviler Üretim Merkezi’ne tam destek

Antalya Diplomasi Forumu kapsamında Antalya’da bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşen Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, üniversite bünyesinde kurulan CAR-T ve Hücresel Tedaviler Üretim Merkezi’nde önce kan kanseri tedavilerine başlanacağını, ardından diğer kanser türleri ve kanser dışı hastalıklara yönelik çalışmaların genişletileceğini belirterek, "Bu merkezde kan kanseriyle başlayacağız ve daha sonra diğer kanserleri ve kanser dışı hastalıkları da yönleneceğiz. Cumhurbaşkanımızla konuşurken, sağlığın savunma sanayi kadar önemli bir konu olduğunu ifade etti. Türkiye’nin ülke stratejisi anlamında buna dikkat çekti. Çünkü görüyorsunuz birçok savaş oluyor. Savaşta hava sahanız kapanıyor, kara sahanız kapanıyor. Birçok şeye ulaşmanız mümkün olmuyor. Bu anlamda kendi elinizdekilerle yetinmek durumundasınız" dedi.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu için bulunduğu Antalya’da Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ile Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan’ı kabul etti. Görüşmede, Akdeniz Üniversitesi’nin sağlık alanında yürüttüğü projeler ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın destekleriyle hayata geçirilen İleri Sağlık Araştırma Merkezi bünyesindeki CAR-T ve Hücresel Tedaviler Üretim Merkezi hakkında bilgi verildi. Üniversitenin son dönemde attığı en stratejik adımlardan biri olarak öne çıkan merkezde, özellikle lösemi, lenfoma ve kemik iliği kanserlerinde kullanılan CAR-T hücre tedavisinin yerli üretimi ve klinik uygulamasına ilişkin çalışmalar yürütülüyor. Akdeniz Üniversitesi’nde kurulan CAR-T ve Hücresel Tedaviler Üretim Merkezi, Türkiye’de üniversite temelli olarak hayata geçirilen ilk CAR-T altyapısı olma özelliği taşıyor.


"Cumhurbaşkanımız projeyi benden daha iyi hatırladı"


Görüşme sonrası İHA’ya açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Özlenen Özkan, göreve geldiği ilk yıl Cumhurbaşkanı Erdoğan’a projeyi anlattığını, son görüşmede ise Erdoğan’ın projeyi tüm ayrıntılarıyla hatırlamasının kendisini şaşırttığını söyledi. Özkan, "İlk göreve geldiğimiz yıl, hemen akabinde Cumhurbaşkanımıza gidip ne yapmak istediğimizi anlatmıştım. Akdeniz Üniversitesi sağlıkta gerçekten bir marka. Ben de bir tıp doktoru olarak, ilk rektör olduğum anda aklıma gelen projeler sağlıkla ilgiliydi. Özellikle insanın en büyük illetlerinden bir tanesi olan kanserle ilgili bazı planlarımız vardı. Cumhurbaşkanımıza o zaman konuyu açmıştım ve sağ olsun bize destek vermişti. Bu görüşmemizde de tekrar neler yaptığımızı anlattım. O zaman ne konuştuğumuzu yeniden dile getirdim. Çok ilginç bir şekilde o konuşmamızı ve projeleri benden daha iyi hatırladı. Bu da beni açıkçası çok şaşırttı" diye konuştu.


"Tam destek aldık"


Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın projeye büyük bir dikkatle yaklaştığını belirten Özkan, "Bir ülkenin en üst yöneticisi olarak, ülkeye çok ciddi bir hizmet getireceği için belki de çok yakından ilgilendi. O zaman da çok yakından ilgilenmişti. Hafızası beni gerçekten etkiledi. Bu konuşmamızda neler yaptığımızı ve bu merkezin daha neler yapabileceğini ele aldık ve tam destek aldık. Bu da bizi elbette çok mutlu etti" ifadelerini kullandı.


"Türkiye’nin geç kalmaması gerekiyor"


Merkezin en büyük hedefinin kanser tedavisinde en son teknolojiyi uygulamak olduğunu ifade eden Özkan, hücresel tedavilerin gelecekte çok daha geniş bir alanda kullanılacağını söyledi. Prof. Dr. Özkan, "Bu merkezin en büyük görevi kanser tedavisi. Bu, kanser tedavisinin en son teknolojisi. Bence bu süreç sadece kanserle sınırlı kalmayacak. CAR-T ve hücresel tedaviler, yalnızca CAR-T olarak değil, tüm hücresel tedaviler açısından bakıldığında önümüzdeki dönemde birçok tedavinin yerini alacak. Bu anlamda Türkiye’nin geç kalmaması gerekiyor. Biz de Türkiye’nin, dünyada 8’inci merkez olarak, üzerine düşen görevi yapmaya çalışıyoruz" dedi.


Türkiye’nin sağlık hizmeti sunumunda güçlü bir ülke olduğunu ancak aynı zamanda teknoloji geliştiren bir ülke haline gelmesi gerektiğini vurgulayan Özkan, "Türkiye çok iyi sağlık hizmeti veren bir ülke. Ancak o hizmeti sunmanın yanında, o teknolojiyi geliştiren bir ülke de olması gerekiyor. Biz de bu sorumlulukla bu işe başladık. Bu merkezde kan kanseriyle başlayacağız, daha sonra diğer kanserlere ve kanser dışı hastalıklara yöneleceğiz" diye konuştu.


"Hem milli ve yerli olacak hem daha güvenli hizmet sunulacak"


Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmesinde sağlık alanının stratejik öneminin de gündeme geldiğini kaydeden Özkan, "Cumhurbaşkanımızla konuşurken, sağlığın savunma sanayi kadar önemli bir konu olduğunu ifade etti. Türkiye’nin ülke stratejisi anlamında buna dikkat çekti. Çok haklıydı. Çünkü görüyorsunuz birçok savaş oluyor. Savaşta hava sahanız kapanıyor, kara sahanız kapanıyor. Birçok şeye ulaşmanız mümkün olmuyor. Bu anlamda kendi elinizdekilerle yetinmek durumundasınız" dedi.


Söz konusu tedavinin en yakın uygulama merkezlerinden birinin İsrail’de bulunduğunu ve maliyetinin yaklaşık 1 milyon dolar seviyesinde olduğunu belirten Özkan, yerli üretimin stratejik ve ekonomik önemine işaret ederek, "Bu tedavi en yakın İsrail’de ve maliyeti 1 milyon dolar. Bu anlamda hem oraya gidip paramızı aktarmamamız gerekiyor hem de bunun milli ve yerli olması gerekiyor. Herhangi bir sıkıntı olduğu zaman, bu hizmeti halkımıza kendimizin sunabilmesi çok daha güvenli olacak. Kendi hastanıza kendiniz sunuyorsunuz; bu da ayrıca güven veriyor. Bu açıdan baktığınızda bir taşla birkaç hedefe ulaşmış oluyorsunuz" ifadelerini kullandı.


"Birkaç yıl sonra hücresel tedaviler birçok alanda ilk basamak tedavi olacak"


Prof. Dr. Özlenen Özkan, hücresel tedavilerin ilerleyen dönemde birçok hastalıkta ilk basamak tedavi haline gelebileceğini belirterek, "Bugün birçok hastalıkta belli algoritmalar var; önce bir tedavi uygulanır, sonuç alınamazsa başka bir basamağa geçilir. Bence ". Bu işi şimdi yapıyor olmak çok önemli. İnşallah sonu da çok iyi olur. Çünkü biz bu işe çok iyi niyetlerle başladık. Birçok hasta da bunu umutla bekliyor" dedi.


"Ruhsatı alır almaz tedaviye başlayacağız"


Merkezin ruhsat sürecine ilişkin de bilgi veren Özkan, hazırlıkların tamamlandığını ve ruhsat alınır alınmaz hastaların tedaviye kabul edileceğini söyledi. Özkan, "Şu anda bir müfettişimiz burada. Biz bu merkeze ruhsatı alır almaz, ki o ruhsatı almak için de hazırlıklarımızı tamamladık, tedaviye başlayacağız. Birçok hasta da bu ruhsatı bekliyor. Umuyorum en kısa zamanda hastalarımızı alnımızın akıyla, şifayla evlerine göndeririz" diye konuştu.


Yeni hastane binası ve yoğun bakım vurgusu


Yeni hastane binası ve yoğun bakım kapasitesinin artırılmasına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Özlenen Özkan, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nin bölge için bir referans merkez olduğunu vurguladı. Özkan, "Akdeniz Üniversitesi Hastanesi bir referans hastane. Birçok travmada, birçok organ naklinde ilk akla gelen merkez olmak benim adıma büyük bir gurur kaynağı. Ancak bu hizmeti verirken bizi en çok zorlayan konu yoğun bakım yetersizliğiydi. Biliyorsunuz bir bloğumuz yandı. Allah’a şükür Antalya’daki büyük kurumlar bize yardım edecek. O farkındalığın artması açısından da bunun önemli olduğunu düşünüyorum. Yardımlarla birlikte yanan merkezimiz 6 ay içinde yeniden açılacak. Ayrıca Cumhurbaşkanımızın desteğiyle 900 yataklı hastanemiz de gündeme gelecek. Yoğun bakım sayımız artacak. Yoğun bakım kapasitesi, birçok tedaviyi uygularken bizi en çok yavaşlatan basamaktı. Yoğun bakım yetersizliği nedeniyle birçok hastamı kabul edemiyorum. Çünkü yoğun bakımlarım dolu" diye konuştu.


Yeni hastanenin hizmete girmesiyle birlikte hem Antalya’nın hem de Türkiye’nin önemli ölçüde rahatlayacağını vurgulayan Özkan, "Bu hastane açılır açılmaz herkes çok rahatlayacak. O yüzden müteahhit firmayla çok yakın temas halindeyiz ve sürecin hızla tamamlanmasını istiyoruz. Yukarıdan gelen maddi destek de bu sürecin hızlanması açısından son derece önemli. Onlarla da sürekli temas halindeyiz. Bu hastaneyi en kısa zamanda Antalya’nın ve Türkiye’nin hizmetine açmayı çok arzu ediyorum" dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Ünlü sanatçı İbrahim Tatlıses: "Çocuklarıma kuruş yok, mirasımın hepsini devlete bırakacağım" Ünlü sanatçı İbrahim Tatlıses, 7 Nisan’dan bu yana tedavi gördüğü ve geçtiğimiz haftalarda safra kesesi ameliyatının gerçekleştirildiği Acıbadem Altunizade Hastanesi’nden taburcu edildi. Taburcu olan Tatlıses, "Bana bebekler gibi baktılar bana hepsine teşekkür ediyorum, saygılarımı sunuyorum. Hepsini evlat edindim, evladım gibi oldu. Safra kesemi aldılar, ne safra kesesiymiş kafam kadar taş çıktı" dedi. Ünlü sanatçı İbrahim Tatlıses, 7 Nisan’da İstanbul’daki evinde rahatsızlanmasının ardından hastaneye kaldırılmıştı. Acıbadem Altunizade Hastanesi Acil Servisi’ne başvurmasının ardından ünlü sanatçı tedbir amaçlı olarak yoğun bakıma alınmış, safra kesesi kaynaklı bakteriyel bir enfeksiyon olan kolesistit (safra kesesi iltihabı) tanısı ile antibiyotik tedavisine başlanmıştı. Tedavi sürecinin ardından Tatlıses’in 11 Nisan’da safra kesesi ameliyatı olduğu açıklandı. Tatlıses’in ameliyatının başarılı bir şekilde tamamlanmasının ardından Acıbadem Altunizade Hastanesi Başhekimi Dr. Engin Çakmakçı ve ameliyatı gerçekleştiren Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Bilgi Baca, sanatçının bir süre daha yoğun bakımda gözetim altında tutulduktan sonra taburcu edileceğini açıklamıştı. "Safra kesemi aldılar, ne safra kesesiymiş kafam kadar taş çıktı" Ünlü sanatçı bugün Acıbadem Altunizade Hastanesi’nden taburcu oldu. Ailesi ve sevenleri uzun süre hastane önünde beklerken taburcu edilen Tatlıses, hastane çıkışı yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Dünyada hastane arıyorsanız yer burası. Hani yazıyorlar ‘ İbrahim Tatlıses yoğun bakımda’; yoğun bakım değil bebek bakım orası. Bana bebekler gibi baktılar bana hepsine teşekkür ediyorum, saygılarımı sunuyorum. Hepsini evlat edindim, evladım gibi oldu. Safra kesemi aldılar, ne safra kesesiymiş, kafam kadar taş çıktı. Hocalarıma teşekkür ediyorum." Hastanede hep haberleri izlediğini belirten Tatlıses, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a dünya liderlerini Antalya’ya getirdiği için teşekkür etti. Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’daki silahlı saldırıda ölenlere rahmet dileyen Tatlıses, yaralılara da kendisi gibi taburcu olmalarını diledi. "Çocuklarımın bazılarının hastaneye alınmamasını ben istemedim" Sağlığının yerinde olduğunu söyleyen Tatlıses, sözlerine şöyle devam etti: "Dostlarım hiç yalnız bırakmadılar, İzmir’de ve Ankara’dan geldiler hepsine teşekkür ediyorum. Dost bugünde lazım. Allah çocuklarımdan razı olsun ama hepsinden değil. Tuğçe benim canım, Allah ondan razı olsun. Ama A harfini alfabeden sildim. Çocuklarımın bazılarının hastaneye alınmamasını ben istemedim. Onlar benim kalbim de hakkettikleri yerde değiller. Benim babam bu haldeyken ben babamı yalnız bırakmam, babam için ölürüm. Keşke mezardan kalksa boynumu baltayla kesse. Babaların kıymeti ne zaman anlaşılır bilmiyorum." Acıbadem Hastanelerinin sahibi Mehmet Ali Aydınlar’dan Şanlıurfa’da hastane açmasını rica ettiğini söyleyen Tatlıses, "Şanlıurfa’da 4 buçuk dönüm arsam var. Şanlıurfa’da da özel hastane yok herkes Gaziantep’e gidiyor. Gelin bu 4 buçuk dönüm yeri görün eğer imkanınız varsa orada da bir Acıbadem Hastanesi istiyoruz" dedi. Vasiyetinde de her şeyi devlete bıraktığını ifade eden Tatlıses, "Kuruş yok, bazıları yüzünden ailemin de bir kısmı mağdur kaldı. Bana babam para bırakmadı, babam ciğerciydi. Parayı kendim kazandım, saçarım dağıtım kime ne ? Parayı ben kazanmışım. Ben onlara çok büyük miras bıraktım farkında değiller. İbrahim Tatlıses deyince bütün kapılar açılıyor, onu kullanmasını bilemediler" diye konuştu. Konuşmasının sonunda "Baboş" isimli yeni şarkısının hafta içinde çıkacağını ifade eden aktaran Tatlıses, Fenerbahçe - Galatasaray derbisi ile ilgili ise "Fener yener" dedi.
Kocaeli Darıca’da makam koltuğu geleceğin başkanlarına devredildi Darıca’da 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında temsili başkanlık koltuğu, çocuklara devredildi. Geleneksel olarak her yıl düzenlenen temsili makam devri töreninde, Darıca Belediye Başkanlığı koltuğu geleceğin yöneticilerine emanet edildi. Barbaros İlkokulu öğrencilerinden 4. sınıfı öğrencisi Kardelen Zor ile 3. sınıfı öğrencisi Ömer Tatlı, temsili olarak Darıca Belediye Başkanlığı görevini devraldı. Başkanlık makamına oturan öğrenciler, duydukları mutluluğu ve heyecanı dile getirirken, geleceğe dair umut veren mesajlar paylaştı. "Çocuklar ülkemizin yarınlarıdır" Programda konuşan Darıca Belediye Başkanı Muzaffer Bıyık, çocukların ülkenin yarınları olduğunu vurgulayarak, onların gözlerindeki heyecanın ve umut dolu bakışların geleceğe olan inancı güçlendirdiğini ifade etti. Başkan Bıyık, çocukların daha iyi şartlarda eğitim alması, sosyal ve kültürel alanlarda gelişmesi için belediye olarak çalışmaların aralıksız sürdüğünü belirtti. Başkan Muzaffer Bıyık, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağanı olan 23 Nisan’ın sadece bir bayram değil, aynı zamanda çocuklara duyulan güvenin ve verilen değerin en önemli göstergelerinden biri olduğunu belirterek tüm çocukların bayramını kutladı. Gerçekleştirilen temsili makam devri programı, hatıra fotoğraflarının çekilmesiyle sona erdi.
Samsun Türk dünyası çocukları, kültürlerini Samsun’da sergiledi Samsun Büyükşehir Belediyesi (SBB) tarafından ikincisi düzenlenen "Türk Dünyası Çocuk Festivali" kapsamında gösteri yapan çocuklar, kendi ülkelerinin kültürel güzelliklerini gözler önüne serdi. Türk Dünyası Çocuk Festivali, 9 farklı ülkeden gelen 113 katılımcı çocukla etkinliklerine devam ediyor. Bugün Bafra ve Çarşamba’nın yanı sıra İlkadım’da da gösteriler gerçekleştiren Türk dünyası çocuklarının son adresi Meydan AVM oldu. Festivalde sahne alan çocuklar, 23 Nisan coşkusunu gerçekleştirdikleri performanslarla ikiye katladı. Gösteriler vatandaşlar tarafından da beğeni topladı. Festivalin her sene daha güzel anlara sahne olduğunu dile getiren SBB Genel Sekreter Yardımcısı Necmi Çamaş, "Samsun, geçen yıl ilkini düzenlediği Türk Dünyası Çocuk Festivali’nin ikincisini düzenliyor. 9 kardeş ülkeden çocuklarımız ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı yakışır bir şekilde Samsun’da kutluyoruz. Samsun her zaman uluslararası etkinliklere ev sahipliği yapmış bir şehir. 19 Mayıs ruhunun şehrimizde yaşattığı etkinin çocuklarımızın benliğine 23 Nisan ile işlenmesi çok güzel bir hadiseydi. Bu konuda başkanımız Halit Doğan’ın ve MHP Genel Başkan Yardımcısı İlyas Topsakal’ın çok büyük destekleri oldu. Samsun adına onlara şükranlarımızı sunuyoruz. Nice güzel etkinlikleri birlikte geçireceğimize, 23 Nisan’ı, milli benliği, Türklüğü ve Türk devletlerinin kenetlenmesini sağlayacak etkinlikleri yapacağımıza inanıyorum" dedi. Şehrin Türk dünyasının buluşma noktası olduğunun altını çizen MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Prof. Dr. İlyas Topsakal ise, "Şehrimizin çeşitli meydanlarında Türk dünyasının çocukları çeşitli gösteriler yapıyor. Samsun merkez, Çarşamba ve Bafra’da da gösteriler devam ediyor. 23 Nisan’daki büyük gösteriye hazırlanıyoruz. Tüm halkımızı da 23 Nisan etkinliklerine davet ediyoruz. Türk dünyası çocukları orada bizlerle buluşacak. Çocuklarımız 1 haftadır Samsun’da birbirlerini tanıyorlar. Türk dünyasına, ’biz hep beraber kardeşiz, geçmişimiz birdi, geleceğimiz bir olacak, biz dünyada huzur, barış ve mutluluk içerisinde yaşayacağız’ mesajı veriyorlar. Bu düşünceyi şimdiden Samsun’da gerçekleştiriyoruz. Samsun Türk dünyasının buluşma noktası" diye konuştu. Etkinlikler, Türk dünyası çocuklarının çeşitli gösterileri ile 23 Nisan’da da devam edecek.
İstanbul Bakan Şimşek: ’’Enflasyonun aşağı yönlü düşüş trendinde değişiklik olmayacak’’ Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ‘‘Enflasyon 2022’de yüzde 85 ile ekim ayında zirveyi buldu yılı 64 ile kapattı ve ondan sonra 2023’te enflasyonu 65’te tuttuk. Dezenflasyon 2024’te başlamış, yüzde 44. Geçen sene yüzde 31, şu anda da yüzde 31 civarı. Enflasyonun aşağı yönlü düşüş trendinde bir değişiklik olmayacak, enflasyonu düşürmek ve o trendi devam ettirmek Türkiye için önemli bir kazanım’’ dedi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Kanal 7 Medya Grubu tarafından düzenlenen ‘Yükselen Türkiye Zirveleri’ programına katıldı. Programda konuşan Şimşek, Türkiye’de uygulanan ekonomi programına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Enflasyon verilerinden de bahseden Şimşek, enflasyonun düşüş trendinde bir değişiklik olmayacağını vurguladı. Konuşmasında küresel gelişmelerin ekonomi politikalarını etkilediğini belirten Bakan Şimşek, ‘‘Dünya yoğun bir belirsizlikle karşı karşıya. Kısa vadeli ve uzun vadeli bir resim var. Kısa vadeye baktığımızda İran-ABD-İsrail geriliminin getirdiği emtia şokuyla karşılaşıyoruz. Orta ve uzun vadeye baktığımız zaman jeopolitik gerilimlerin normalleşmiş gibi olduğu görülüyor. Maalesef dünya yeni bir normal ile karşı karşıya. Dünya ticaretinde parçalanma var. Belki 10 kat, belki bin kat daha yıkıcı gelişmelere sebep olabilecek çok kapsamlı bir dönüşüm yaşanıyor. Dünya çok büyük bir borç yükü ile karşı karşıya. Faizlerin yüksek olduğu bir ortamda bu durum soruna dönüşebilir’’ diye konuştu. Küresel ekonomide Türkiye için fırsatların da olduğunu ifade eden Şimşek, ‘‘Dış talep esnekliği, kur esnekliğinden 11 kat daha güçlü. Esas belirleyici taleptir ve maalesef talepte de 2026 için en azından şu an itibarıyla öngörüler çok da olumlu değil. Savunma sanayinde Türkiye çok güçlü bir altyapıya sahip ve bundan dolayı da biz bunu bir fırsat olarak görüyoruz. Ticaretteki parçalanmalara karşı bağlantısallık yatırımı yapıyoruz. Ticarette korumacılığa karşı stratejiyle biz dayanıklılığı artırmaya çalışıyoruz’’ ifadelerini kullandı. Küresel savunma sanayi harcamalarına dikkat çeken Bakan Şimşek, ‘‘Dünya eski dünya değil. Karşımıza büyük bir trend çıkıyor. Küresel savunma sanayii harcamaları. Avrupa’da bazı ülkeler milli gelirlerinin yüzde 5’ini savunma sanayisine harcıyor. Türkiye burada büyük bir fırsat penceresi görüyor. Küresel savunma sanayi harcamaları 6,6 trilyon dolara çıkacak. Dolayısıyla savunma sanayisinde Türkiye çok güçlü bir altyapıya sahip. Bundan dolayı da biz bunu büyük bir fırsat olarak görüyoruz’’ dedi. Şimşek, ‘‘Geçen sene 10 milyar dolarlık ihracat yapmışız, 18 milyar dolarlık taze sipariş gelmiş. Bunu küçümsemeyin. 18-20 milyar dolarlık savunma sanayi ihracatının kar marjları o kadar yüksek ki, 50-60 milyar dolarlık geleneksel ihracata bedeldir. Türkiye yeni bir sanayi devriminin, savunma sanayinin kaldıraç görevini gördüğü bir dönemin eşiğindedir’’ açıklamasında bulundu. ‘‘Enflasyonun aşağı yönlü düşüş trendinde değişiklik olmayacak’’ Enflasyonun düşüş trendinde olduğunu vurgulayan Şimşek, ‘‘Enflasyon 2022’de yüzde 85 ile ekim ayında zirveyi buldu yılı 64 ile kapattı ve ondan sonra 2023’te enflasyonu 65’te tuttuk. Dezenflasyon 2024’te başlamış, yüzde 44. Geçen sene yüzde 31, şu anda da yüzde 31 civarı. Geçici olarak 1-2 ay bu son gelişmeler etkiler. Enflasyonun aşağı yönlü düşüş trendinde bir değişiklik olmayacak, enflasyonu düşürmek ve o trendi devam ettirmek Türkiye için önemli bir kazanım’’ diye konuştu. Enflasyonla mücadeleye ilişkin değerlendirmede bulunan Şimşek, ‘‘Enflasyonla mücadele çok oluyor, artık bir yerde duralım" yaklaşımları var. Bu çok miyopik bir yaklaşımdır. Kalıcı ve yüksek büyümenin yolu düşük enflasyon sürecinden geçer. Enflasyon düşerse büyüme katlanır’’ ifadelerini kullandı. ‘‘Bu program olmasaydı enflasyon nerelere giderdi? Sorusunu sormak gerekiyor’’ Uygulanan ekonomi programından ve etkilerinden de bahseden Şimşek, ‘‘Şimdi bizim uygulamakta olduğumuz ekonomi programının 3 evresi var. Birinci evre risklerin kontrolü. Tarihimizin en büyük felaketi yaşandı, 13 ilimiz büyük bir depremden etkilenmiş. Bu yaraları sararken büyük bütçe açıkları oluştu. EYT hayata geçirildi, 3 milyon civarı vatandaşımız 40’lı yaşlarda emekli oldu, daha da olacaklar, EYT kanunu bu. Bu riskleri yönetim önemliydi. ‘Bu program olmasaydı enflasyon nerelere giderdi?’ sorusunu sormak ve buna kafa yormak gerekiyor’’ dedi. Programın evreleri hakkında bilgi veren Şimşek, ‘‘İkinci evre ekonomideki dengesizlikleri azaltmaktı yani enflasyonu azaltmak. İkinci evreyi de geride bıraktık. Ana hedeflerin tamamında ilerleme sağladık. Şimdi üçüncü evre var, önü açık bir evre. Bu evrenin tamamlanmasına 2027’nin sonu olarak bakıyoruz. Bu sene çok daha devasa büyük bir şokla karşı karşıyayız ve bunlar üçüncü evreyi etkiliyor. Bütün dünya bu şokun etkileriyle mücadele edecek. 3’üncü evrede bugüne kadar ki kazanımları pekiştirmekti, yani politika ile bir yere varırsınız ve bunu kalıcı hale getirmek için reform yapmanız gerekir. Bu dönemin ne kadar süreceği meselesi iç ve dış fonksiyonlara bağlı’’ açıklamasında bulundu.