POLİTİKA - 08 Kasım 2025 Cumartesi 12:00

Bakan Tunç: "2002 yılında, 9 bin 349 olan hâkim ve savcı sayımızı 25 bin 457’ye çıkardık"

A
A
A
Bakan Tunç: "2002 yılında, 9 bin 349 olan hâkim ve savcı sayımızı 25 bin 457’ye çıkardık"

ATGV Antalya Hakimevi’nde düzenlenen Yargı Teşkilatı Toplantısı’nda konuşan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "2002 yılında ülke genelinde, 9 bin 349 olan hâkim ve savcı sayımızı 25 bin 457’ye çıkardık. Hukuk eğitiminin niteliğini artırmak için attığımız adımlar da genç hukukçularımıza daha donanımlı bir gelecek hazırlamayı amaçlıyor" ifadelerine yer verdi.


ATGV Antalya Hakimevi’nde Yargı Teşkilatı Toplantısı gerçekleştirildi. Düzenlenen programa Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) Cumhuriyet Başsavcıları ve BAM Başkanları, Bölge İdare Mahkemesi (BİM) Başkanları, Cumhuriyet Başsavcıları, Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanları başta olmak üzere Hâkimler ve Savcılar Kurulu ile Bakanlık birimlerinden gelen toplam 424 kişi katıldı. Toplantıda Türkiye Yüzyılı Yargı Reformu Strateji (YRS) belgesinde belirlenen hedefler ele alındı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 23 Ocak’ta kamuoyu ile paylaşılan, hukukun üstünlüğünü esas alan, gecikmeyen ve öngörülebilir bir adalet sistemi vizyonuyla düzenlenen Türkiye Yüzyılı Yargı Reformu Stratejisiyle belirlenen hedefler değerlendirildi.


Daha hızlı ve daha güvenilir adalet hizmeti sunmak için gerçekleştirilen toplantıda, katılımcılarla bir arada olmaktan memnuniyet duyduğunu ifade eden Bakan Tunç, hedefin Türkiye Yüzyılı’nı aynı zamanda Adaletin Yüzyılı kılmak olduğunu vurguladı.


"Bizim adaletimiz sadece kanunda değil, bir mazlumun sessizliğinde de yankılanır"


Adaletin bir hukuk kuralı olmadığını, bir ahlakın, bir inancın, bir nizamın ifadesi olduğunu belirten Tunç, "Bizim için adalet, vicdanın sesiyle aklın rehberliğini birleştiren bir anlayıştır. Köklü devlet geleneğimizde ve irfanımızda adalet; devletin direği, toplumun vicdanı olarak tanımlanır. Bizim medeniyetimizde adalet anlayışı, aynı zamanda ilahi bir temele taşınmıştır. Batı, adaleti aklın terazisine koyarak, adaleti bireyin hakkını koruyan bir zırh olarak inşa ederken, bizim medeniyetimizde adalet, hem aklın hem inancın terazisinde yer bulmuş ve böylece adalet hem bireyin hem toplumun huzurunu koruyan bir mihenk taşı olarak kabul edilmiştir. Bizim adaletimiz sadece kanunda değil, yaşlı bir teyzenin duasında, bir çocuğun tebessümünde, bir mazlumun sessizliğinde de yankılanır" ifadelerinde bulundu.


"Anayasanın vesayetçi ruhunu azaltmaya yönelik büyük reformlar hayata geçirilmiştir"


Türkiye Yüzyılı Yargı Reformu Strateji Belgesi konusuna değinen Tunç, "Toplumlar geliştikçe, ticari uyuşmazlıklar çeşitlendikçe, teknoloji geliştikçe yeni suç tipleri doğdukça, nüfus, çevre, göç gibi yeni toplumsal sorunlar ortaya çıktıkça; amacı adaleti gerçekleştirmek olan hukukun bu amacı gerçekleştirmek için kullandığı araçlardan olan kanunlarda da yeni düzenlemeler, yeni değişiklikler kaçınılmaz olmaktadır. Bu kapsamda son 23 yılda mevzuatımızda bu ihtiyaçlara cevap verecek önemli adımlar atılmıştır. Temel kanunlarımızın tamamı yenilenmiş, yapılan anayasal reformlarla temel hak özgürlükler ve hak arama yolları gelişmiş, anayasanın vesayetçi ruhunu azaltmaya yönelik büyük reformlar hayata geçirilmiştir. Bu dönemde planlı bir yargı Reformu süreci yaşanmış, Yargı Reform Belgeleri kapsamında güven veren bir adalet sisteminin tesisi için çok sayıda yargı paketi meclisimiz tarafından kabul edilerek yürürlüğe girmiştir" dedi.


"5 temel amaç doğrultusunda 264 yeni faaliyet belirledik"


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 23 Ocak’ta açıklanan ‘4. Yargı Reformu Stratejisi Belgesiyle birlikte yeni faaliyetler belirlediklerinden bahseden Tunç, "Bu kapsamda son olarak Cumhurbaşkanımız tarafından 23 Ocak’ta açıklanan ‘4. Yargı Reformu Stratejisi Belgesiyle Hukukun Üstünlüğünü Esas Alan, Gecikmeyen ve Öngörülebilir Bir Adalet’ sistemi vizyonuyla 5 temel amaç doğrultusunda 264 yeni faaliyet belirledik. Belgeyle, Kurumsal Yapının Güçlendirilmesi ve Süreçlerin Yeniden Yapılandırılması, İnsan Kaynakları Kapasitesinin Güçlendirilmesi, Ceza Adaleti Sisteminin Etkinliğinin Artırılması, Hukuk- İdari Yargı Süreçlerinin Etkinliğinin Artırılması, Adalete Erişimin Kolaylaştırılması başlıkları altında belirlediğimiz faaliyetleri ortaya koyduk. Yargı Reformları kapsamında adaletin hakkıyla tecellisi için başta insan kaynağı kapasitesinin güçlendirilmesi olmak üzere mevzuatın yenilenmesi ve fiziki imkanların artırılmasıyla ilgili olarak 3 temel alanı güçlendirmek için önemli reformlara imza attık. Geleceğin ihtiyaçlarını bugünden okuyabilmek; Toplumsal ihtiyaçları doğru analiz etmeyi, Paydaşlarla güçlü bir iş birliği yapmayı ve Uzun vadeli etkileri öngörmeyi gerektirir. Bu anlayışla; milletvekillerimizin yasa tekliflerine teknik destek olmak için, hukukçularımız, akademisyenlerimiz ve Adalet Bakanlığımızın değerli yöneticileriyle birlikte kapsamlı bir istişare süreci yürütüyoruz. 2024 yılı içerisinde yasalaşan; 8. Yargı Paketiyle kişi haklarını güçlendiren, hak arama özgürlüğünü genişleten, kanun yollarını sadeleştirip hukuki güvenliği artıran düzenlemeleri hayata geçirdik" diye devam etti.


Tunç konuşmasına şöyle devam etti:


"9. Yargı Paketiyle; adil yargılanma hakkını, arabuluculuk mekanizmalarını, avukatların mesleki haklarını ve vatandaşlarımızın mülkiyet güvencelerini daha da sağlamlaştırdık. Adli yardım sistemini hızlandırdık, istinaf ve temyiz süreçlerini sadeleştirdik. 10. Yargı Paketiyle; ceza adaletini sağlamak adına önemli düzenlemeleri hayata geçirdik. Hastalar, yaşlılar, engelliler ve doğum yapmış kadınlar için özel infaz usulünden; Konutta infaz, hafta sonu veya geceleyin infaz gibi alternatif infaz usullerinin kapsamını genişletilmesine, Denetimli serbestlikten kaynaklanan cezasızlığın ortadan kaldırılmasından; Toplumun huzur ve sükûnunun bozan suçlarda caydırıcılığın artırılmasına başta olmak üzere birçok düzenlemeyi yürürlüğe koyduk. 11. Yargı Paketiyle, ceza adaletinin etkinliğini artırmaya yönelik ceza mevzuatında yapmayı planladığımız değişikliklerle toplumsal huzuru ve caydırıcılığı güçlendirmeyi, bilişim temelli dolandırıcılık suçlarıyla daha kararlı şekilde mücadele etmeyi amaçlıyoruz. 12. Yargı Paketiyle hukuk alanında düzenlemeler olacak böylece, hukuka güveni ve vatandaşın hak arama sürecinde etkinliğini birlikte yükseltiyoruz. Önümüzdeki dönemde özellikle sizlerden, uygulayıcılardan gelen talepleri dikkate alarak hazırladığımız Yargı Reformu Stratejisinde yer alan gecikmeyi önleyen, öngörülebilirliği sağlayan önemli düzenlemeleri hayata geçirmek için çalışmalara devam ediyoruz."


"2025 yılı yatırım programında 58’i adliye toplam 116 inşaat projemiz yer alıyor"


Yargı teşkilatının fiziki imkanlarını her geçen gün arttırdıklarından bahseden Tunç, "2002’de sadece 78 müstakil adliyemiz varken, bugün bu sayıyı 391’e yükselttik. 2025 yılı yatırım programında bir kısmı inşaat ihalesi bir kısmı etüt-proje olmak üzere 58’i adliye toplam 116 inşaat projemiz yer alıyor. 2026 Yılı Yatırım Programında, 59 adliye, 2 adli tıp binası, 27 ceza infaz kurumu, 3 personel eğitim merkezi ve 7 ilde toplam 822 dairelik kamu konutu binası yapılması için teklifte bulunduk. En son teknolojilere uyumlu olarak tasarladığımız adliye binalarında; UYAP, e-duruşma ve SEGBİS gibi dijital sistemleri daha etkin kullanılıyor, yargı süreçlerinin daha verimli, daha hızlı ve güvenli bir şekilde işlemesini sağlıyoruz. Önem verdiğimiz konulardan biri de adalet personeli için konut teminidir. 2002 yılında 6 bin 285 olan kamu konutu sayısını 15 bin 928’e çıkardık. Sadece son iki buçuk yılda Adalet Teşkilatımıza 5 bin 225 kamu konutu kazandırdık. Önümüzdeki süreçte yapım ihaleleri ve alımlarla birlikte adalet teşkilatının konut ihtiyacını bütünüyle tamamlamayı hedefliyoruz" dedi.


"2002 yılında, 9 bin 349 olan hâkim ve savcı sayımızı 25 bin 457’ye çıkardık"


Adaletin tecellisi için asıl olanın insan unsuru olduğuna dikkat çeken Tunç, "Bu kapsamda gerek nitelik gerek nicelik açısından insan kaynağımızın kapasitesini yükselttik. 2002 yılında ülke genelinde, 9 bin 349 olan hâkim ve savcı sayımızı 25 bin 457’ye çıkardık. Hukuk eğitiminin niteliğini artırmak için attığımız adımlar da genç hukukçularımıza daha donanımlı bir gelecek hazırlamayı amaçlıyor. Bu kapsamda; Başarı sıralamasını 190 binden 100 bine yükselttik. Kontenjanları 14 bin 164’ten 10 bin 300’e düşürdük. Hukuk Fakültelerinde ikinci öğretimi kaldırdık. Dikey geçiş sistemini sonlandırdık. Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavını da önemsiyoruz" ifadelerine yer verdi.


Yargının iş yükünü azaltmak için alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerine de önem verdiklerini ifade eden Bakan Tunç, bu kapsamda ceza hukukunda uygulanan alternatif uyuşmazlık yöntemi olan uzlaştırma kurumuyla; 1 Ocak 2017 tarihinden bugüne kadar toplam 1 milyon 974 bin 813 dosyada uzlaşma sağlandığını vurguladı.


Bilirkişilik sisteminin etkinliğini artırmak için, bilirkişilere eğitim verilmesinden performans ölçümüne kadar birçok alanda çalışmalara devam edildiğini ifade eden Tunç, bu kapsamda 3 Mayıs 2025 tarihinde yapılan düzenlemeyle bilirkişilik temel eğitimlerinin yalnızca Adalet Bakanlığı’nın izniyle; üniversiteler, Türkiye Adalet Akademisi ve kamu kurumu niteliğindeki meslek üst kuruluşları tarafından verilmesini sağladıklarını söyledi.


Bakan Tunç konuşmasına şöyle devam etti:


"Bu adım, bilirkişilerin daha nitelikli, tarafsız ve güvenilir biçimde görev yapmasına olanak tanıyacak, adaletin gecikmeden ve eksiksiz biçimde tecellisine önemli bir katkı sunacaktır. Bu kapsamda 114 bin 264 kişiye bilirkişilik temel eğitimi, 30 bin 497 kişiye bilirkişilik yenileme eğitimi verildi. Yargının iş yükü de nüfus artışı, ticaretin gelişmesi, yeni suç tiplerinin ortaya çıkması ve bilişim suçları gibi faktörlere dayalı olarak sürekli artmaktadır. Şu anda; Cumhuriyet başsavcılıklarında 6 milyon 116 bin, İlk derece mahkemelerinde 3 milyon 960 bin, İstinaf mahkemelerinde 1 milyon 591 bin, Temyiz mahkemelerinde ise 473 bin olmak üzere, toplam 12 milyon 140 bin derdest dosya bulunmaktadır. 2023 yılında 12 milyon 517 bin dosyada, 2024 yılında 13 milyon 896 bin dosyada karar verilmiştir. Geçtiğimiz yıl devreden dosya sayısı da 11 milyon 478 bindir. Bu yılın ilk 10 ayında geçen yıla oranla yüzde 4 oranında karara bağlanan dosya sayısında artış olmuştur."


"Yargı, bu karanlık yapılanmalara karşı sessiz kalmayacaktır"


Suç çetelerinin toplumun huzurunu zehirlediğini ifade eden Tunç, "Uyuşturucu, şiddet ve yasa dışı kazanç kültürünü parlak bir yaşam imgesi gibi sunan bu yapılar, aslında milletimizin huzuruna, adaletin itibarına ve devletimizin bekasına yönelmiş birer tehdittir. Gençlerimizi kendi tuzaklarına çekmek, onları suçla tanıştırmak ve topluma karşı sorumsuz bir gelecek inşa etmek, bu yapıların esas hedefidir. Ancak şunu herkes bilmelidir ki; Yargı, bu karanlık yapılanmalara karşı sessiz kalmayacaktır. Aksine, hukukun bütün imkânlarıyla üzerine yürüyerek, suçun ve suçlunun karşısında duracak; adaletin erdemini ve kudretini her alanda gösterecektir. Gençlerimizi kandıran, toplumun huzurunu zehirleyen, devletimizin otoritesine meydan okuyan hiçbir yapılanma, Türk yargısının kararlı iradesi karşısında tutunamayacaktır" diye konuştu.


"Telefonlar üzerinden yapılan dolandırıcılık fiillerinde bir artış görüyoruz"


Dolandırıcılık fiillerinde artış olduğunu söyleyen Tunç, "Son yıllarda özellikle bilişim sistemleri ve telefonlar üzerinden yapılan dolandırıcılık fiillerinde bir artış görüyoruz. Bu eylemler, yalnızca vatandaşımızın malına değil, devletin itibarı ve milletin güven duygusuna da saldırıdır. Hele ki hedef alınanlar yaşlılarımız, ömrünü alın teriyle geçirmiş büyüklerimizse, bu artık yalnızca bir suç değil, alçaklıktır. Bu tür eylemlere karşı devletin eli tereddütsüz şekilde inmeli, adalet gecikmeden tecelli etmelidir. Hiçbir dolandırıcının, hiçbir fırsatçının, hiçbir suistimalcinin adaletin elinden kurtulmaması gerekir" dedi.


Cumhuriyet savcıları soruşturma süreçlerinde; kolluğa verilen talimatları olayların mahiyetine uygun biçimde vermesi, fezlekelerin titizlikle incelenmesi ve her işlemin hukuk çerçevesinde yürütülmesi, adaletin itibarı açısından hayati öneme sahip olduğunu vurgulayan Tunç, bu hassasiyetin, yargının gücünü arttırdığını; yargı mensubunun duruşunu sağlamlaştırdığını ifade etti.


Tunç konuşmasını noktalarken, fikirleriyle bu sürece yön veren tüm yargı mensuplarına teşekkürlerini iletti.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Ziraat Türkiye Kupası: Antalyaspor: 0 - Gençlerbirliği: 0 (İlk yarı) Ziraat Türkiye Kupası B Grubu 2. hafta maçında Antalyaspor, Gençlerbirliği’ni ağırlıyor. Mücadelenin ilk yarısı golsüz beraberlikle tamamlandı. Maçtan dakikalar (İlk yarı) 3. dakikada Hasan Yakub İlçin’in ceza yayı üzerinden kaleye çektiği şutta kaleci Erhan Erentürk başarılı oldu. 21. dakikada Ensar Tivsiz’in sağ kanattan gönderdiği ortaya ceza alanında Boli’nin kafa vuruşunda Erhan topun sahibi oldu. 45+1. dakikada Metehan’ın topuk pasıyla ceza alanı içerisinde topla buluşan Varesanovic’in vuruşu az farkla yandan autta çıktı. Stat: Corendon Airlines Park Hakemler: Direnç Tonusluoğlu, Selahattin Altay, Selim Şenöz Antalyaspor: Abdullah Yiğiter, Samet Karakoç, Hüseyin Türkmen, Bahadır Öztürk, Jesper Ceesay, Ensar Buğra Tivsiz, Abdülkadir Ömür, Hasan Yakub İlçin, Van de Streek, Doğukan Sinik, Yohan Boli Yedekler: Julian, Bünyamin Balcı, Giannetti, Paal, Soner Dikmen, Safuri, Saric, Gueye, Kerem Kayaarası, Poyraz Yıldırım Teknik Direktör: Sami Uğurlu Gençlerbirliği: Erhan Erentürk, Zan Zuzek, Dimitris Goutas, Abdurrahim Dursun, Samed Onur, Metehan Mimaroğlu, Ayotomiwa, Varesanovic, Fıratcan Üzüm, Dilhan Demir, Sekou Koita Yedekler: Ricardo Velho, Thalisson, Pereira, Hanousek, Oğulcan Ülgün, Ensar Kemaloğlu, Franco, Furkan Özcan, Seyfi Kiskanç, Martor Teknik Direktör: Metin Diyadin Kırmızı Kart: Metin Diyadin (dk. 12) (Teknik direktör) (Gençlerbirliği) Sarı Kartlar: Fıratcan Üzüm (Gençlerbirliği), Van de Streek (Antalyaspor)
Düzce Bütün dünyanın mücadele ettiği bir enfeksiyon hastalığı Düzce Üniversitesi, Sağlık İl Müdürlüğü ve Türk Toraks Derneği Batı Karadeniz Şubesi iş birliği ile düzenlenen "Tüberkülozun Güncel Yüzü: Sosyal Riskler, Bölgesel Veriler ve Halk Sağlığı Perspektifi" başlıklı toplantı gerçekleştirildi. Tıp Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen ve oturum başkanlığını Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Öner Abidin Balbay’ın yaptığı toplantıya; Düzce İl Sağlık Müdürü Dr. Yasin Yılmaz, Türk Toraks Derneği Batı Karadeniz Şube Başkanı Dr. Ege Güleç Balbay, davetli misafirler, öğretim üyeleri ve öğrenciler katıldı. Derneğin Batı Karadeniz Şube Başkanı Prof. Dr. Ege Güleç Balbay, Tüberküloz Haftası’nın 1940’lardan beri kutlandığını hatırlatarak, her yıl ocak ayının ilk haftasında yapılan farkındalık etkinliklerin; yıllardır bu hastalığa büyük bir önem verildiğini ve veremle savaşın ne kadar önemli olduğunu gösterdiğini ifade etti. Yapılacak toplantı hakkında kısa bir tanıtım yapan Balbay, etkinliğe katılım sağlayan ve katkı sunan herkese teşekkür etti. Yıllardır süre gelen bir hastalık Sağlık Müdürü Dr. Yasin Yılmaz, veremin yıllardır süre gelen bir hastalık olduğunu ifade ederek, Sağlık Bakanlığı’nın bu mücadeleye büyük bir destek sağladığını ve ilaçların da bakanlıkça karşılandığının bilgisini verdi. Bütün dünyanın mücadele ettiği bir enfeksiyon, göğüs hastalığı olduğunu söyleyen Yasin Yılmaz, aslında bu hastalığa yakalanılmadan korunması gerektiğinin altını çizdi. Toplantının yararlı olması temennisinde bulunan Yılmaz, bilgi ve deneyimlerini paylaşan konuşmacılara ve katılımcılara teşekkür etti. Gerçekleştirilen açılış konuşmalarından sonra Dr. Yasir Haşim, "Tüberküloz ve Sosyal Risk Faktörleri", Dr. Pelin İnce "Düzce’de Tüberkülozda Son Durum" başlıklı sunumlarını yaparken, Prof. Dr. Pınar Yıldız Gülhan ise "Tüberküloz Hala Bir Halk Sağlığı Sorunu mu" adlı çalışmasını katılımcılarla paylaştı. Tedavi edilir mi, nasıl bulaşır, belirtileri nelerdir? Tüberküloz (Verem hastalığı), hasta bir kişinin öksürme, hapşırma veya konuşması sırasında havaya yayılan damlacıkların solunmasıyla bulaştığının bilgisini paylaşan konuşmacılar, tüberkülozun günlük temasla, tokalaşmayla ve aynı eşyayı kullanmakla bulaşmayacağını söylediler. Hastalığa yakalananların 6 aylık bir ilaç tedavisi ile sağlığına kavuşabileceğini vurgulayan konuşmacılar, bu hastalığın belirtilerini ise; uzun süren öksürük, halsizlik ve kilo kaybı, gece terlemeleri, ateş, göğüs ağrısı şeklinde sıraladı. Tüberküloz hastalığının insanlık tarihi kadar eski bir tarihe sahip olduğunun vurgulandığı toplantıda, günümüzde tüm dünyada bir halk sağlığı sorunu olarak önemini korumaya devam ettiği anlatıldı. Tüberkülozun her yıl dünyada 10 milyon kişiyi etkilediğini ve 1 milyondan fazla ölüme neden olduğunu vurgulayan konuşmacılar, yapılan mücadelelerle Avrupa’da olduğu gibi ülkemizde de gerilediğinin bilgisi verildi. Tüberküloz hastalığının dünya çapında tüm hastalıklara bağlı ölüm nedenleri arasında ilk on hastalık içerisinde yer aldığını söyleyen konuşmacılar, yoksulluğun, aşırı kalabalığın, yetersiz beslenmenin, genel sağlık bilinci eksikliğinin ve HIV enfeksiyonu, sigara ve alkol kullanımı artışının bu hastalığın artışına neden olduğunu vurguladı.