EKONOMİ - 02 Eylül 2025 Salı 13:11

ASAT’tan usulsüz su kullanımına karşı sıkı denetim

A
A
A
ASAT’tan usulsüz su kullanımına karşı sıkı denetim

Antalya Büyükşehir Belediyesi ASAT Genel Müdürlüğü, son yıllarda ülke genelinde azalan yağışlara bağlı olarak artan su sorununa karşı denetimlerini sıkılaştırdı. ASAT ekipleri, amacı dışında kullanım yapan aboneleri tespit ederek özellikle su sıkıntısı yaşanan bölgelerde içme suyu ile bahçe sulayanlara karşı denetimlerini sürdürüyor.


ASAT Genel Müdürlüğü, yaz aylarında yaşanan içme suyu sıkıntısı için harekete geçti. Abone İşleri Daire Başkanlığı Sayaç ve Saha İşleri Şube Müdürlüğü ekipleri, su sıkıntısı yaşayan bölgelerde su kayıplarını azaltmak için denetimlerini sıklaştırdı. ASAT ekiplerinin sahada yürüttüğü yoğun denetim çalışmalarında 2024 yılında 3 bin 296 abone hakkında usulsüz su kullanım işlemi gerçekleştirildi. Bu denetimlerle yaklaşık 800 bin metreküp idari su kaybı önlenirken, kuruma 160 milyon TL ek tahakkuk sağlandı.



8 ayda 2 bin 99 aboneye işlem yapıldı


2025 yılının ilk sekiz ayında ise 2 bin 99 aboneye işlem yapılarak yaklaşık 250 bin metreküp su kaybı engellendi. Böylece ASAT’ın kurumsal bütçesine 150 milyon TL’lik ek gelir sağlandı. Su sıkıntısının yoğun yaşandığı ilçelerden biri olan Korkuteli’nde yürütülen denetimlerle 2024 yılında ilçe genelinde toplam 183 adet usulsüz kullanım tutanağı tutulurken, bunların 168’inin yalnızca yaz aylarında (Haziran-Eylül dönemi) içme suyu aboneliğinin amacı dışında kullanılmasından kaynaklandığı belirlendi.



"Denetimler aralıksız sürüyor"


2025 yılı itibarıyla da ekipler sahadaki denetimlerine aralıksız devam ederken, özellikle yüksek tüketimli abonelerin takibi rutin hale getirildi. ASAT Elmalı Şube Müdürü Bilal Bayram yaz sezonu ile ilçe nüfusunun arttığını ve buna bağlı olarak su kullanımının arttığını ifade ederek, "Elmalı’da 60 bin civarında bir nüfus varken yaz aylarında bu rakam 6 katına çıkıyor. İnsanların suya ulaşımı da zorlaşıyor. Kuraklık mevsimindeyiz. Bunlara da ek olarak kaçak su kullanım eklendiğinde zor durumda kalıyoruz" dedi.



"Sayaçsız kullanım arttı"


Bölgede yaygınlaşan seracılıkla vatandaşların seralarına kaçak su bağlantısı yapabildiğini belirten Bayram, "T diye tabir edilen bağlantı ile sayaçsız kullanım gerçekleştirebiliyorlar. Bu kullanımlarda ciddi bir miktarda olduğu için diğer vatandaşlarda zor durumda kalıyor. Özellikle vatandaşlar tarafından ve muhtarlarımız tarafından gelen ihbarlar üzerine gerekli kontroller yapılıp işlemlere başlıyoruz" ifadelerini kullandı.



ASAT’tan usulsüz su kullanımına karşı sıkı denetim

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Siirt Siirt’te doğa yürüyüşünde milyonlarca yıllık fosiller gün yüzüne çıktı Siirt’te gerçekleştirilen doğa yürüyüşünde milyonlarca yıllık fosiller gün yüzüne çıktı. Siirt Üniversitesi Öğretim Görevlisi Yılmaz Çekmen ve üniversite yürüyüş ekibi, Bağgöze köyü ve Botan Milli Parkı bölgesinde yaptıkları 15 kilometrelik yürüyüş sırasında dikkat çeken fosil kalıntılarıyla karşılaştı. Bağgöze köyündeki havuzlu çeşme bölgesine ulaşan ekip, köydeki çobanların çevredeki dağlardan topladıkları fosilleri sergileyerek adeta açık hava müzesi oluşturduğunu belirtti. Bölgedeki fosillerin milyonlarca yıl öncesine ait olduğu ifade edilirken, herhangi bir eğitim almadan fosilleri toplayan köylülerin bölgenin doğal tarihine ışık tuttuğu kaydedildi. Konuya ilişkin açıklamada bulunan Çekmen, bölgede 35 milyon, 66 milyon ve hatta 400 milyon yıl öncesine uzanan fosillerin bulunduğunu söyledi. Çekmen, bulunan kalıntılar arasında gastropodlar, ammonitler, deniz kestaneleri, istiridyeler ve farklı deniz canlılarına ait fosillerin yer aldığını ifade etti. Bölgedeki fosil yoğunluğunun, milyonlarca yıl önce burada deniz canlılarının yaşamış olmasından kaynaklandığını belirten Çekmen, yaşanan depremler ve jeolojik hareketler sonucu canlı kalıntılarının kireç ve toprak tabakaları altında fosilleşerek günümüze ulaştığını dile getirdi. Bağgöze ve Botan bölgesinin sahip olduğu fosil çeşitliliğiyle açık hava müzesi niteliğinde olduğunu vurgulayan Yılmaz Çekmen, bölgenin akademik açıdan detaylı şekilde araştırılması gereken önemli alanlardan biri olduğunu söyledi.
Aydın "Adnan Menderes idam edilmeden önce hemşehrilerinin silahlarını topladılar" Aydın’da medya ve darbelerin toplumsal etkilerinin ele alındığı "Medya ve Darbeler" konulu panelde bugüne kadar kaleme alınmayan bazı gerçekler dile getirildi. Panele katılan köylüler Adnan Menderes’in idam edildiği yıl, köylülerin önce tüm silahlarının toplandığını ardından Çine çayından karşıya geçişlerinin bile izin verilmediğini anlattılar. Köyün eski muhtarı Mehmet Demir, "O yıl köylülerimizin tarlaya gidişine bile izin verilmediği için ekilen pamuklar susuzluktan kurumuş" diyerek Aydın halkının baskı altında tutulduğunu belirtirken, köy halkından Lütfi Küçük ise "Ben de adını taşıdığım dedemden dinlerdim. Merhum Başvekil Adnan Menderes’i diam etmeden önce köylülerin evlerine baskın yapıp silah sayılabilecek ne varsa hepsini didik didik arayıp toplamışlar. Hemşehrileri Menderes’e sahip çıkar diye her türlü baskı yapılmış" dedi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Muğla Bölge Müdürlüğü koordinasyonunda Aydın Adnan Menderes Müzesi’nde gerçekleştirilen ‘Medya ve Darbeler’ panelinde 27 Mayıs 1960 darbesinin bilinmeyen yönleri de ele alındı. Panelde, Türkiye’de darbelerin medya üzerindeki etkileri ile medyanın darbeler sürecindeki rolü akademik ve tarihsel boyutlarıyla değerlendirilirken, 27 Mayıs 1960 Darbesi öncesi ve sonrasında Aydın’da yaşanan ve kayıtlara geçmeyen olaylar da dile getirildi. Panelin moderatörlüğünü, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü Sinema Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Turan Akkoyun yaptı. Hüsna Yılmaz, Bircan Kayacan ve İrem Delice’nin konuşmacı olarak katıldığı panelde en ilginç konuları ise köyün eski muhtarı Mehmet Demir ile köy sakinlerinden Lütfü Küçük dile getirdi. "Menderes idam edildiği yıl pamukların sulanmasına bile müsaade edilmedi" Panelde, ülkede yaşanan darbeler öncesi, darbe sırasında ve sonrasında medyanın tutumu durumu ve özellikle dış basının dış kaynaklı yazıları ve manşetleri de ele alınırken panel sonunda katılımcıların soruları cevaplandırıldı. 15 Temmuz hain darbe girişiminde demokrasiye sahip çıkan halkın 27 Mayıs 1960 darbesinde aynı refleksi niçin gösteremediğine ilişkin sorular üzerine söz alan köyün eski muhtarı Mehmet Demir ve köy halkından Lütfü Küçük, bu dönemde yaşananların pek çok kişi tarafından bilinmediğini ve o dönemde yazılmadığını belirtti. Menderes’i aslında hemşerilerinin sahip çıktığını ancak o dönem insanların evlerinin dışına çıkmasına bile müsaade edilmediğini belirten Demir ve Küçük, "1960 yılında Çakırbeyli ve çevresindeki pamuk tarlalarındaki pamuklar maalesef sulanmasına bile müsaade edilmediği için kurudu. Bu halkın pamuk tarlasına gitmesine bile askeri cunta müsaade etmedi. Maalesef bazı ortamlarda Menderes’in hemşerileri ‘Menderes’e sahip çıkmadı’ diye suçlanır. O zamanlar iletişim araçları yaygın değil. Demokrasinin durumu belli. Maalesef Menderes idam edilmeden önce ev ev dam dam bu memlekette aranmadık yer kalmamış. Dolma tüfekten tabancaya kadar vatandaşın tüm silahları yatak yorgan arasından alınıp toplanmış. Yetmemiş insanların evlerinden çıkıp tarlasındaki pamuğu sulamasına dahi müsaade etmemişler. O yıl pamuklar bile kurumuş" diyerek 27 Mayıs 1960 darbesinin Aydın’da kayda geçmeyen acı yönlerini dile getirdiler.