GÜNDEM - 10 Mayıs 2026 Pazar 10:00

Antalyalı anne ömrünü Down sendromlu oğluna adadı: "O sağ olsun bana yeter"

A
A
A
Antalyalı anne ömrünü Down sendromlu oğluna adadı: "O sağ olsun bana yeter"

Antalya’da yaşayan Esin Çam, 4 ay sonra 18 yaşına girecek Down sendromlu oğlu Emirhan Çam’ın elini 18 yıldır hiç bırakmadı.


Oğluyla haftanın 5 günü etkinlikten etkinliğe koşan anne Çam, özel çocukların ailelerinin en büyük kaygısını dile getirerek, "18 yıldır hep çocuğumdayım ben. O sağ olsun bana yeter. En büyük hayalim Emir’in ayakta durması. Bütün özel çocukların ailesinin tek düşüncesi eminim ki bizden sonra ne olacak, onu düşünüyoruz. Biz ölürsek çocuklarımız ne olacak, bizim çocuklarımıza biz öldükten sonra sahip çıkılsın" dedi.


Antalya’da yaşayan 47 yaşındaki Esin Çam’ın hayatı, yaklaşık 18 yıl önce dünyaya gelen oğlu Emirhan Çam ile bambaşka bir yöne döndü. Ağustos ayında 18 yaşına girecek Down sendromlu Emirhan için 18 yıldır hayatını oğlunun eğitimine, sağlığına ve sosyal yaşama katılmasına göre şekillendiren anne Çam, hem kendi mücadelesini hem de özel çocuk sahibi ailelerin ortak kaygısını anlattı. Oğlunu evden koparmadan, sosyal yaşamın içinde tutmak için haftanın 5 günü etkinliklere götüren Çam, "Her günümüzü dolu dolu yaşıyoruz" diyerek, özel çocuk sahibi ailelere de çocuklarının arkasında durmaları çağrısında bulundu.



"10 ay kendimi eve kapattım"


Oğlu Emirhan’ın doğumundan sonra Down sendromlu olduğunu öğrendiğini belirten Esin Çam, tanı sürecinin kendileri için zorlu başladığını anlattı. Emirhan’ın doğumdan sonra 3 gün kendisine verilmediğini ifade eden Çam, o süreçte bir şeylerin farklı olduğunu hissettiğini söyledi. Çam, yaşadıklarını şu sözlerle anlattı: "Emirhan yaklaşık 18 yıl önce doğdu. Down sendromlu olduğunu bilmiyorduk. Emirhan doğduktan sonra 3 gün bebeği yanıma vermediler. Vermedikleri ve ikinci doğumum olduğu için aksi bir şey olduğunu düşündüm. Daha sonra çocuk doktorumuz Down sendromlu olduğunu söyledi. Tabii ki bu süreç bizim için çok uzun bir süreç oldu. 10 ay kadar kendimi eve kapattım. Ne yapmam gerekli diye düşündüm. 10 ay sonra kendime, ‘Kendini bir silkele, kendine gel, bu çocuk senin çocuğun’ dedim. Ondan sonra hastane süreçlerimiz başladı."



"Hayat çizgimizi Emirhan’a göre çizdik"


Emirhan’ın kalbinde delik olduğunu, bu nedenle uzun süre hastane süreçleri yaşadıklarını kaydeden anne Çam, zamanla bütün yaşam düzenlerini oğluna göre kurduklarını söyledi. Emirhan’ın sağlık kontrolleri, özel eğitimi ve okul süreciyle birlikte aile olarak farklı bir hayat düzenine geçtiklerini belirten Çam, Bursa’dan Antalya’ya taşınma kararını da bu süreçte aldıklarını ifade etti. Çam, "Emirhan kalbi delik doğdu. Üfürme denildi, o kapatıldı. Sürekli hastanelerdeydim. Daha sonra Emirhan’a göre hayat çizgimizi çizdik. Hastaneler, okullar derken 18 yaşına girecek şu anda. Sürekli doktor kontrolleri altındaydık. Daha sonra eğitimine ağırlık verdim. Bursa’da doğdu zaten. Bursa’daki eğitimden sonra, ‘Biz burada nefes alamıyoruz, ortam değiştirelim’ dedik. Antalya’ya geldik. Antalya’da özel eğitimini verdik. Özel eğitime gidiyor, normal okuluna gidiyor. Yani hayatımızı ona göre yönlendirdik ve o şekilde de devam edecek" diye konuştu.



"Onun bir gülümsemesi her şeyi değiştiriyor"


Özel çocuk büyütmenin zorluklarına değinen Esin Çam, bu süreçte hem hastane yollarında hem de sosyal hayatta birçok güçlükle karşılaştıklarını dile getirdi. İnsanların bakışlarının ve davranışlarının zaman zaman kendilerini zorladığını anlatan Çam, tüm yorgunluğunu oğlunun bir gülümsemesiyle unuttuğunu söyledi. Anne Çam, "Zorluklarımız tabii ki oldu. Normal bir çocuğun büyümesiyle bizim çocuklarımızın büyümesi farklı. Bir ucun hep hastanede. Tabii ki insanların sana karşı davranışı farklı, senin onlara bakış açın değişiyor. Ama bilmiyorum, iyi ki de olmuş. Hayat mücadelemiz devam ediyor. 18 yıl zor bir süreçti. Önümüzde de ne olacağını bilmiyoruz. Ama sevgisi farklı, her şey farklı. Göğüs geriyorsun, yorgunluğunu atıyorsun. Onun sana bir gülümsemesi, ‘anne’ demesi her şeyi daha farklı yapıyor" ifadelerini kullandı.


İlk dönemlerde psikolojik destek aldığını da anlatan Çam, "Ben ilk 10 ay eve kapandığımda psikologla görüştüm. Bana, ‘Seni dışlayanlar olacak, yargılayacaklar, önce sen kendin dik duracaksın’ dedi. Ben de doktorumu dinledim. İnsanları eledim. İyisini kötüsünü ayırdım. Çocuklarımıza karşı davranışlarına baktım" dedi.



"18 yıldır çalışamıyorum, çocuğumun peşindeyim"


Emirhan 6 aylıkken Antalya’ya geldiklerini belirten anne Esin Çam, bu süreçte hem zor insanlarla hem de merhametli, şefkatli kişilerle karşılaştıklarını söyledi. Çocuğu doğmadan önce tekstilde kesim dikim ustası olarak çalıştığını ifade eden Çam, Emirhan’ın doğumundan sonra iş hayatına devam edemediğini dile getirdi. Çam, "Normalde çalışıyordum. Kesim dikim ustasıyım, tekstilciyim. Çocuğum doğana kadar çalışıyordum. Hamilelik döneminde de çalıştım. Emekliliğime az bir süreç kaldı ama 18 yıldır çalışamıyorum. Neden? Çocuğumun peşindeyim. Kimseye güvenemiyorum. Bir şey olsa sana anlatır mı, anlatamaz mı? Bu sorunları yaşadığımız için zorluklarımız tabii ki çok oldu. Ama Allah güç kuvvet verdi. Bütün özel çocuklarımızın aileleri bunu yaşamıştır eminim. Her zorluğun bir kolaylığı oluyor" diye konuştu.



"Okula bir gün bensiz gitmedi"


Oğlunun peşinden 18 yıldır hiç ayrılmadığını söyleyen Esin Çam, Emirhan’ın okula bir gün bile yalnız gitmediğine dikkat çekti. Yağmurlu havalarda okul önünde şemsiyeyle beklediğini anlatan Çam, yaşadıkları zorluklara rağmen oğlunu sosyal hayatın içinde tutmak için büyük çaba gösterdiğini söyledi. Anne Çam, "18 yıldır peşinden hiç ayrılmadım. Okula bir gün bensiz gitmedi. Yağmurlu havada, şemsiyenin altında beklediğimi de biliyorum. Çok zorluklar yaşadık, hala da yerine göre yaşıyoruz. Haftanın 5 günü evde hiç durdurmuyorum. Hep aktif haldeyim" dedi.



Anne-oğulun haftalık programı dolu dolu


Emirhan’ın haftalık programını da anlatan Esin Çam, oğlunun devlet lisesine, özel eğitime, Zihinsel Yetersiz Çocukları Yetiştirme ve Koruma Vakfı’ndaki etkinliklere ve Engelsiz Kafe’ye gittiğini söyledi. Çam, haftanın tek boş günü olan cuma günlerini de artık "anne-oğul balık günü" olarak planladıklarını ifade etti. Çam, "Pazartesi günleri normal devlet lisesine, iş okuluna gidiyoruz. Salı günü öğleden önce ZİÇEV’de folklorumuz var, öğleden sonra Engelsiz Kafe’deyiz. Çarşamba günü yine folklordeyiz. Perşembe günü öğleye kadar normal devlet lisesinde, öğleden sonra ZİÇEV’de dersimiz var. Bir cuma günü boşluğumuz kalıyor, onu da planladık. Olta takımı alıp her cuma denize balık tutmaya gideceğiz. Oyuncak balık seti almıştım, leğene su koyup onunla oynuyordu. Baktım ki ilgisini çekiyor, bu yaz da bunu uygulayalım dedim. Cuma günü Anne-oğul balık günümüz olacak" ifadelerini kullandı.


Yaz tatillerinde de Emirhan’ı farklı ortamlara götürdüğünü söyleyen Çam, "Büyüklerini ziyarete götürüyorum, şehir dışına çıkarıyorum. Alternatif etkinlikler olursa duyduğumda götürüyorum. Dolu dolu yaşatmak istiyorum. Her günümüzü dolu dolu yaşıyoruz" dedi.



"Özel çocuklarınızı eve kapatmayın"


Özel çocuk sahibi ailelere seslenen Esin Çam, çocukların sosyal yaşamdan koparılmaması gerektiğini vurguladı. Evde uzun süre hareketsiz kalmanın ve tablet kullanımının çocukları olumsuz etkilediğini belirten Çam, çocukların mutlaka etkinliklere, eğitimlere ve sosyal ortamlara yönlendirilmesi gerektiğini söyledi. Çam, "Her anneye, babaya diyorum ki özel çocuklarınızla dolu dolu zaman geçirin ve onların da bir işe yaradığını hissettirin. Haftanın 5 günü evde durdurmamaya çalışıyorum. Çünkü evde durduğu zaman tablet ağırlıklı oluyor. Tablet de Down sendromlular için tehlikeli, çünkü oturdukça iç organlarında rahatsızlık oluşuyor" diye konuştu.



"Anne bak ben bunu yaptım dediğinde çok mutlu oluyorum"


Emirhan’ın okulda el sanatları alanında eğitim aldığını belirten Esin Çam, oğlunun bileklik ve boncuk dizdiğini, taş döşeme çalışmaları yaptığını anlattı. Emirhan’ın kendi emeğiyle bir şeyler ortaya koymasının kendisi için büyük bir gurur olduğunu söyleyen Çam, oğlunun çabasının kendisine güç verdiğini ifade etti. Çam, "Lisemizde el sanatları, aşçılık ve tarım alanları var. Emirhan el sanatlarına uygun olduğu için bileklik, boncuk diziyorlar, taş döşeme yapıyorlar. Bu benim için çok büyük, çok gurur verici bir şey. Yoktan var etmek gibi diyebilirim. O yüzden her anne çocuğunun arkasında duracak. Çocuklarımızı kapatmamak lazım. Ne kadar mücadele edersek bize o kadar geri dönüyor. ‘Benim çocuğum böyle, ne yapabilirim, eve kapatayım’ dememek lazım. 18 senedir ben hep dışarıdayım, hep etkinliklerdeyim. Folklor, basketbol ne bulursam götürmeye çalışıyorum" diye konuştu.



"En büyük hayalim Emir’in ayakta durması"


Özel çocuk sahibi ailelerin ortak kaygısını da dile getiren Esin Çam, en büyük hayalinin Emirhan’ın kendi ayakları üzerinde durabilmesi olduğunu söyledi. Oğlunun verdiği mücadelenin kendisini daha çok mücadele etmeye ittiğini belirten Çam, özel çocukların ailelerinden sonra da korunup desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Çam, sözlerini şöyle tamamladı: "18 yıldır hep çocuğumdayım ben. O sağ olsun bana yeter. En büyük hayalim Emir’in ayakta durması. Oğlum el sanatlarına gidiyor. Okuldan çıktığı zaman, ‘Anne bak ben bunu yaptım’ dediğinde çok mutlu oluyorum. Biliyorum o da bir şeylerin çabasında, bir şeyler yapmak için mücadele veriyor. Benim oğlumun verdiği mücadelenin yanında ben daha çok mücadele veriyorum. Yeter ki ayakta dursun, kendini ifade etsin. Bütün özel çocukların ailesinin tek düşüncesi eminim ki bizden sonra ne olacak? Onu düşünüyoruz. Biz ölürsek çocuklarımız ne olacak, bizim çocuklarımıza biz öldükten sonra sahip çıkılsın."



Antalyalı anne ömrünü Down sendromlu oğluna adadı: "O sağ olsun bana yeter"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Yozgat Dedesinden öğrendiği mesleği köyünde sürdürüyor Yozgat’ta havaların ısınmasıyla birlikte arıcılar yeni sezon için hazırlıklarını tamamlarken, bu yıl etkili olan yağışlar üreticinin yüzünü güldürdü. Yozgat merkeze bağlı Bişek köyünde arıcılıkla uğraşan üreticiler, sezonun geçen yıla göre daha umut verici geçtiğini söyledi. Dededen kalma mesleği sürdürdüklerini belirten bal üreticisi Çelebi Çağlar, bu yıl yağışların etkisiyle verim beklentisinin arttığını ifade etti. Çağlar, geçen yıl yaşanan kuraklığın hem çiçeklenmeyi hem de bal üretimini olumsuz etkilediğini belirterek, "Geçen sene kuraklık vardı. Kuraklıktan dolayı, meyveler olmadı. Bildiğiniz gibi Türkiye genelinde meyve olmayınca, yabani arılar dediğimiz sarı, halk dilinde de bizim buralarda özellikle eşek arısı dediğimiz arılar, kovan arılarımıza, beslenmek amacıyla hücum ettiği için birçok arıcıların, arısına zayiat verdirdi. Çok şükür bizim bir sıkıntımız olmadı." dedi. Bal üretiminin aile mesleği olduğunu anlatan Çağlar, "Burası baba ocağımız. Dededen babaya, babadan bize kalan bu işi sürdürmeye çalışıyoruz. İnşallah bizden sonraki nesiller de devam ettirecek" diye konuştu. Bu yıl sezonun yağışlardan dolayı yaklaşık 15-20 gün geç başladığını dile getiren Çağlar, bulunduğu bölgenin dağlık yapısının kaliteli bal üretiminde önemli rol oynadığını söyledi. Bölgedeki doğal floraya dikkat çeken Çağlar, "Bizim burada düz arazi az, dağlık alan çok. Yayılım geniş olduğu için aroması güzel, kaliteli bal elde ediliyor" ifadelerini kullandı. Şu anda 100’ün üzerinde kovanlarının bulunduğunu aktaran Çağlar, oğul sezonuyla birlikte bu sayının 120-130 kovana çıkmasını beklediklerini belirtti. Kovan başına yaklaşık 15 kilogram bal hedeflediklerini kaydeden Çağlar, "İyi bir balda zaten kovan başına 5 ila 15 kilo alınır. Bunun çok üstü katkılı olabilir. Tüketicilerin bu konuda dikkatli olması gerekiyor" dedi. Geçen yıl kaliteli balın piyasada 500 ila bin 500 lira arasında satıldığını belirten Çağlar, bu yıl da fiyatların bin ila bin 500 lira bandında olacağını düşündüklerini sözlerine ekledi.
Malatya Başkan Geçit, Karakavak Mahallesindeki dönüşüm yatırımlarını inceledi Yeşilyurt Belediyesi, mahallelerin yaşam kalitesini artırmak, vatandaşların daha güvenli ve düzenli alanlarda yaşamlarını sürdürmelerini sağlamak amacıyla yürüttüğü dönüşüm ve çevre düzenleme çalışmalarına aralıksız devam ediyor. İlçenin farklı noktalarında sürdürülen çalışmalar kapsamında bu kez Karakavak Mahallesi’nde cami alanı içerisinde bulunan iki adet iki katlı yapının yıkımı gerçekleştirildi. Yeşilyurt Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü ekipleri tarafından kontrollü şekilde yürütülen yıkım çalışmalarının ardından bölgede çevre düzenleme ve alan iyileştirme çalışmalarına başlanırken, mahalle sakinlerinin daha ferah, güvenli ve kullanışlı sosyal alanlara kavuşması hedefleniyor. "Yaşam konforunu artıran önemli yatırımlar" Çalışmaları yerinde inceleyen Yeşilyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. İlhan Geçit, yürütülen hizmetlerin sadece fiziki dönüşüm olmadığını, aynı zamanda vatandaşların yaşam konforunu artıran önemli yatırımlar olduğunu söyledi. Deprem sonrası şehir genelinde güvenli yaşam alanları oluşturma hedefiyle çalışmalarını sürdürdüklerini ifade eden Başkan Geçit, "Hemşehrilerimizin daha düzenli, güvenli ve kullanışlı yaşam alanlarına kavuşması adına mahallelerimizin ihtiyaçlarını bir bir hayata geçirmeye devam ediyoruz. Karakavak Mahallemiz de bu dönüşümden payını alıyor. Deprem sonrası oluşan yaraları sarmak, vatandaşlarımızın kendilerini daha huzurlu ve güvende hissedecekleri alanlar oluşturmak için yoğun bir gayret içerisindeyiz. Cami alanı içerisinde bulunan ve risk oluşturan yapıların kaldırılmasıyla birlikte burada daha sağlıklı, daha düzenli ve mahallemize yakışır bir yaşam alanı oluşturacağız" dedi. "Mahallelerimiz modern bir kimliğe kavuşuyor" Mahallelerin ihtiyaçlarını yerinde tespit ederek çözümler ürettiklerini belirten Başkan Geçit, Yeşilyurt’un her noktasında planlı bir dönüşüm süreci yürüttüklerini ifade ederek, "Mahallemizde yürüttüğümüz yol açma çalışmalarına engel teşkil eden eski bir yapının, gerekli resmi prosedürlerin tamamlanmasının ardından yıkımını gerçekleştirdik. İlçemiz; gelişen, değişen ve her geçen gün değeri artan bir kimliğe sahiptir. Bizler de bu değişime uygun yatırımları birer birer hayata geçiriyoruz. İmar ve kadastro yollarımızı açarak ulaşım ağımızı daha düzenli, güvenli ve akıcı hale getiriyoruz. Ayrıca bölgemizde bir hayırsever vatandaşımız tarafından yaptırılan okulun ardından, yine aynı hayırseverimiz cami inşaatını da üstlenmiştir. Bizler de bu kıymetli yatırımların daha sağlıklı ilerlemesi adına, imar planına uygun şekilde eski yapının kaldırılmasını gerçekleştiriyoruz. Daha modern, daha yaşanabilir ve güvenli bir Yeşilyurt için çalışmalarımız aralıksız sürecektir" diye konuştu. Karakavak Mahalle Muhtarı İhsan Güngör ise, yapılan çalışmalardan duydukları memnuniyeti dile getirerek, özellikle kullanılmayan ve risk oluşturan yapıların kaldırılmasının mahalle açısından önemli bir gelişme olduğunu ifade etti.
Gaziantep Gaziantep Üniversitesi’nde ulaşımın yeni adı: GAZİBİS Gaziantep Üniversitesi kampüsünde öğrencilerin ulaşımını kolaylaştırmak amacıyla hayata geçirilen ücretsiz bisiklet kiralama hizmeti Gaziulaş Gaziantep Ulaşım ve Bilişim Hizmetleri A.Ş. tarafından hayata geçirildi. Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’in "Öğrenci Dostu Şehir" vizyonu yönünde yürütülen çalışmalara bir yenisi daha eklendi. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi mikromobilite hizmetlerinden biri olan Gazibis, yenilenen bisiklet filosu ve altyapısıyla başlatılan proje kapsamında Gaziantep Üniversitesi kampüsünde ücretsiz bisiklet kiralama hizmeti öğrencilerin kullanımına sunuldu. Belediyenin toplu taşıma şirketi Gaziulaş Gaziantep Ulaşım ve Bilişim Hizmetleri A.Ş. tarafından hayata geçirilen "Gazibis" uygulaması ile öğrenciler, kampüs içerisinde ulaşımını hızlı ve pratik bir şekilde sağlayabilecek. Uygulamadan yararlanmak isteyen öğrenciler, Google Play ve App Store’da yer alan Gazibis mobil uygulaması üzerinden kayıt oluşturduktan sonra, bisikletler üzerindeki QR kodu okutarak kiralama işlemini gerçekleştirebiliyor. Kampüs genelinde belirlenen 15 farklı noktadan temin edilebilen bisikletler sayesinde öğrencilerin kampüs içi ulaşımda zamandan tasarruf etmesi ve çevre dostu bir ulaşım alternatifine yönelmesi hedefleniyor. "Öğrenciler için çok güzel bir hizmet" Ücretsiz bisiklet hizmetinin öğrenciler için çok güzel olduğunu söyleyen Ersin Gündoğan, uygulamanın nasıl işlediğini aktararak, "Bu hizmet öğrenciler için oldukça faydalı. Çünkü Gaziantep Üniversitesi kampüsü oldukça geniş ve özellikle yurt ile hukuk fakültesi arasındaki mesafe oldukça uzun. Fakülteler arasındaki uzaklık nedeniyle yürümek zaman zaman zorlayıcı oluyordu. Gazibis’in kampüse gelmesi, farklı noktalarda hizmet vermesi ve en önemlisi ücretsiz olması bizler için büyük bir kolaylık sağladı. Uygulamanın kullanımı da oldukça basit; uygulamayı indirip QR kodu okuttuğumuzda bisiklet anında aktif hale geliyor. Sunulan bu hizmetten dolayı Gazibis’e ve Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’e teşekkür ederiz" diye konuştu.
Gaziantep Yılmaz’dan Anneler Günü mesajı Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz, Anneler Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda, annelerin toplumun temel taşı olduğunu belirterek tüm annelerin gününü kutladı. Yılmaz, annelerin sevgi, fedakarlık ve merhametin en güçlü temsilcisi olduğunu ifade ederek, "Hayatımızın her anında yanımızda olan, sevgisiyle bizlere güç veren annelerimiz, sadece ailelerin değil toplumun da en kıymetli değeridir. Geleceğe umutla bakabiliyorsak bunda annelerimizin emeği, duası ve özverisi vardır" dedi. Annelerin toplumun birlik ve beraberliğinin en önemli yapı taşı olduğunu kaydeden Yılmaz, özellikle zor zamanlarda gösterdikleri sabır ve mücadeleyle herkese örnek olduklarını söyledi. Yılmaz, annelerin her şartta evlatları için ayakta duran en büyük güç olduğunu ifade ederek, vatan uğruna evlatlarını toprağa veren şehit annelerinin milletin gönlünde ayrı bir yere sahip olduğunu vurguladı. Yılmaz, "Bu vatan için en kıymetli varlıklarını feda eden şehitlerimizin emanetleri olan annelerimizin her zaman başımızın üstünde yeri vardır. Aynı şekilde gazilerimizi yetiştiren fedakâr annelerimize de minnet borçluyuz. Karşılıksız sevginin adı olan annelerimizin hakkını ödemek mümkün değildir. Başta şehit ve gazi annelerimiz olmak üzere tüm annelerimizin Anneler Günü’nü kutluyor, sağlık, huzur ve mutluluk diliyorum. Hayatta olmayan tüm annelerimizi ise rahmet ve minnetle anıyorum" ifadelerini kullandı.
Mersin Mersin’de şehit annelerine özel program Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından Anneler Günü dolayısıyla şehit anneleri, şehit eşleri ve gazi yakınlarına yönelik Tarsus’ta özel program düzenlendi. Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Şehit Aileleri ve Gazi Hizmetleri Şube Müdürlüğü koordinesinde gerçekleştirilen programa, Mersinden Kadın Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Meral Seçer de katıldı. Katılımcılar ilk olarak Büyükşehir Belediyesi Tarsus Doğa Parkını ziyaret ederek çeşitli hayvanları yakından görme fırsatı buldu. Daha sonra Tarsus Gençlik Kampında tüm şehitler için Kur’an-ı Kerim okunup dualar edildi. Programda konuşan Meral Seçer, şehit anneleri ve eşlerinin büyük fedakarlıklar yaptığını belirterek, "Sizlerin emaneti hepimizin emaneti" dedi. Büyükşehir Belediyesinin şehit aileleri ve gazilere yönelik çalışmalarına önem verdiğini ifade eden Seçer, tüm şehitleri rahmetle andıklarını söyledi. Şehit Aileleri ve Gazi Hizmetleri Şube Müdürü Nilgün Buz ise şehit ve gazi ailelerinin her zaman yanında olmaya devam edeceklerini belirterek, tüm annelerin ’Anneler Günü’nü kutladı. Programa katılan şehit anneleri ve şehit eşleri de etkinlikten duydukları memnuniyeti dile getirdi. Şehit annesi Gülbeyaz Öztürk, düzenlenen etkinliğin kendilerine moral olduğunu ifade ederken, Ayşe Yıldırım ise böyle anlamlı bir günde hatırlanmanın kendilerini onore ettiğini söyledi. Şehit eşi Fatma Kurumuş ve şehit annesi Ümmü Kaya da etkinlik dolayısıyla Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’e teşekkür etti.