GÜNDEM - 09 Mart 2026 Pazartesi 12:35

Antalya’da 10 çocuk yeni ailesine kavuştu: "Kendim doğurmuş gibiyim"

A
A
A
Antalya’da 10 çocuk yeni ailesine kavuştu: "Kendim doğurmuş gibiyim"

Antalya’da Sevgi Evleri Çocuk Yuvası’nda kalan ve uyum süreçlerini tamamlayan 10 çocuk kalıcı olarak koruyucu ailelerinin yanına yerleştirildi. Programda konuşan 21 yıllık evli Dilek Akdeniz, kız bebekleri Tuana’ya kavuşmanın mutluluğunu, "Allah çocuğu olmayan herkese bu duyguyu nasip etsin, kendim doğursam bu kadar olurdu. Kendim doğurmuş gibiyim, tarifi olmayan bir sevgi" ifadeleriyle dile getirdi.


Antalya Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’nce düzenlenen basın toplantısında, Sevgi Evleri Çocuk Yuvası’nda kalan ve yaklaşık iki aylık uyum sürecini tamamlayan 10 çocuğun koruyucu ailelerine kalıcı olarak yerleştirildiği açıklandı. Programda koruyucu aileler de yer alırken, çocuklarını kucaklarına alan ailelerin mutluluğu gözlerinden okundu.


10 çocuk koruyucu ailelere emanet edildi


Antalya Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Galip Sökmen, koruyucu aile uygulamasının çocukların sıcak bir aile ortamında büyümesi açısından büyük önem taşıdığını belirterek, uyum süreçleri tamamlanan çocukların artık ailelerinin yanında hayatlarına devam edeceğini söyledi. Sökmen, "5 kız ve 5 erkek evladımızı iki aydır uyum sürecini tamamlayan ailelerimizin yanına kalıcı olarak yerleştiriyoruz. Onlara emanet edeceğiz. Ailelerimiz de birbirinden kıymetli. Bu evlatlarımızı vatanımıza, milletimize ve dinimize hayırlı bireyler olarak yetiştireceklerine inanıyoruz. Bu süreci de hep birlikte yöneteceğiz. Koruyucu aile birimimiz çocuklarımızın gelişimini sürekli takip edecek" dedi.



"0-6 yaş grubunda çocuklar kuruluşlarda kalmasın"


Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın talimatına da değinen Sökmen, özellikle küçük yaştaki çocukların kurum yerine aile ortamında büyümesinin hedeflendiğini ifade etti. Sökmen, "Bakanımız Mahinur Özdemir Göktaş’ın bize bir talimatı vardı: ‘0-6 yaş grubunda kuruluşlarımızda çocuk kalmasın.’ Çocuklarımız ailelerimizin yanında, onların sıcaklığı, şefkati ve merhametiyle büyüsün istiyoruz. Bugün itibariyle Antalya’da 322 koruyucu ailenin yanında 353 çocuğumuz yer alıyor. Hedefimiz bu sayıyı 500’e çıkarmak" diye konuştu.



Geçici koruyucu aile sistemi de uygulanıyor


Antalya’da pilot olarak uygulanan geçici koruyucu aile sistemi hakkında da bilgi veren Sökmen, bazı bebeklerin doğrudan ailelerin yanına yerleştirildiğini söyledi. Sökmen, "Hastaneden gelen bebekleri bazen kuruluşa almadan doğrudan geçici koruyucu ailelerin yanına veriyoruz. Bu süreç üç ay sürüyor. Bu süre içinde çocuğun hukuki durumu netleşiyor. Kurumda mı kalacak, evlat edinilecek mi yoksa kalıcı koruyucu aileye mi verilecek buna karar veriyoruz. Bugüne kadar bu yöntemle 12 bebeğimizi ailelerin yanına yerleştirdik. Çocuklarımız bir anne şefkati ve aile ortamında hayatlarına başlamış oldular" ifadelerini kullandı.



21 yıllık evlilikten sonra ilk kez çocuklarını kucakladılar


Programda söz alan koruyucu ailelerden Dilek Akdeniz (46), yıllardır çocuk sahibi olmayı beklediklerini ve kız bebekleri Tuana’ya kavuşmanın tarifsiz bir mutluluk olduğunu söyledi.


Akdeniz, "İlk bebeğimiz. Tarifi olmayan bir sevgi, 21 yıldır çocuğumuz olsun istiyorduk, bugüne nasipmiş. Beş aydır kavuşmayı bekliyorduk. Yeniden doğmuş gibiyim şu anda. Bir kız çocuğumuz oldu, adı Tuana. Allah çocuğu olmayan herkese bu duyguyu nasip etsin. Kendim doğursam bu kadar olurdu. Kendim doğurmuş gibiyim, tarifi olmayan bir sevgi" dedi.



"Çok mutluyuz"


Baba Soner Akdeniz (46) ise koruyucu aile olma sürecine eşinin isteğiyle başladıklarını belirterek, "Çok mutluyuz. 21 yıl evliyiz. O’nun hatırı için biz de bu yola başvurduk. Şu an çok mutluyuz" şeklinde konuştu.



Antalya’da 10 çocuk yeni ailesine kavuştu: "Kendim doğurmuş gibiyim"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara TESK Genel Başkanı Palandöken: "Çocuklarımız sadece yarının büyükleri değil, aynı zamanda bugünün de en kıymetli varlıklarıdır" Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Çocuklarımız sadece yarının büyükleri değil, aynı zamanda bugünün de en kıymetli varlıklarıdır. Güçlü bir Türkiye’nin temeli, iyi yetişmiş, bilinçli, çalışkan ve değerlerine sahip çıkan nesillerle mümkündür" dedi. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 106. yıl dönümü ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı vesilesiyle bir mesaj yayımlayan TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "23 Nisan 1920 tarihi, millet iradesinin tecelli ettiği, bağımsızlığımızın ve demokrasimizin temellerinin atıldığı en önemli dönüm noktalarından biridir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla birlikte egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu tüm dünyaya ilan edilmiş, bu anlamlı günün çocuklara armağan edilmesiyle de geleceğimize verilen değer en güçlü şekilde ortaya konmuştur. Çocuklarımız sadece yarının büyükleri değil, aynı zamanda bugünün de en kıymetli varlıklarıdır. Güçlü bir Türkiye’nin temeli, iyi yetişmiş, bilinçli, çalışkan ve değerlerine sahip çıkan nesillerle mümkündür. Esnaf ve sanatkâr camiası olarak bizler de köklü Ahilik geleneğimizden aldığımız terbiye ile çocuklarımıza dürüstlüğü, emeğin kıymetini ve üretmenin önemini aktarmaya devam ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki sağlam bir gelecek, ancak sağlam temeller üzerine inşa edilir. Bu vesileyle Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere tüm milli mücadele kahramanlarımızı minnetle anıyor, milletimizin ve çocuklarımızın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyorum" dedi.
Antalya Kadın çiftçi hem üretiyor hem ihraç ediyor hem de pazarda satıyor Antalya’nın Aksu ilçesine bağlı Yurtpınar Mahallesi’nde yaşayan 38 yaşındaki kabak üreticisi Nurcan Kazıkçı, ata mesleğini sürdürerek hem üretimde hem de pazarlamada örnek bir başarı hikâyesi sergiliyor. Çocukluğundan bu yana tarımın içinde olduğunu ifade eden Kazıkçı, serasında kendi elleriyle ürettiği sebzeleri hem ihraç ediyor hem de pazarlarda açtığı tezgahlarda kendi satıyor. Seranın üç buçuk dönümlük alanında mini kabak üretimi yapan Kazıkçı, ürünlerinin büyük bölümünü Avrupa ülkelerine ihraç ettiklerini belirtti. İç piyasaya da satış yaptıklarını ifade eden Nurcan Kazıkcı, "Özellikle mini kabaklar yurt dışında yoğun talep görüyor. Arap ülkelerinde dolmalık olarak tercih edilen mini kabaklar, damak zevkine hitap etmesi nedeniyle öne çıkıyor" dedi. Serasında sadece kabak değil, farklı ürünler de yetiştiren Kazıkçı, "800 metrekare alanda patlıcanımız var, bir buçuk dönümde de domates ektik. Domatesimiz daha iki haftalık. Günlük olarak çocuklarımla birlikte seradayız, hasat yapıyoruz" şeklinde konuştu. Yoğun bir üretim temposuna sahip olduklarını anlatan Kazıkçı, haftanın büyük bölümünü tarlada ve pazarda geçirdiğini belirterek şunları söyledi: "Sabah erken saatlerde hasada başlıyoruz. Öğlene kadar toplama yapıyoruz. Ertesi gün pazara gidip ürünlerimi kendim satıyorum. Aile olarak çalışıyoruz; abim, yengem hep birlikte üretimi sürdürüyoruz." Günlük hasadın mevsime göre değiştiğini ifade eden Kazıkçı, "Kışın 10 kasa çıkan ürün, şu anda havaların ısınmasıyla 45-50 kasaya kadar yükseldi. Mini kabağın kilosu şu an 50 TL. Daha önce 80-90 TL arasındaydı ancak ürün artınca fiyatlar düştü" dedi. Üretimin zorluklarına da değinen Kazıkçı, özellikle hastalık riskine dikkat çekerek, "Kabakta ‘pürüz’ dediğimiz bir hastalık var. Eğer bu olursa sezon kısa sürüyor. Normalde hasat 35-40 günde başlar ve yaklaşık 2 ay devam eder" ifadelerini kullandı. İki çocuk annesi olan Kazıkçı, çocuklarının da zaman zaman üretim sürecine dahil olduğunu belirterek, onların geleceği için eğitimin öncelikli olduğunu vurguladı. "Kadın çiftçiler sürdürülebilirliğin temeli" Aksu İlçe Tarım Müdürü Dilek Boğatimur ise 2026’nın "Dünya Kadın Çiftçiler Yılı" kapsamında ilçede kadın üreticilere yönelik ziyaretler gerçekleştirdiklerini belirtti. Bu kapsamda Yurtpınar Mahallesi’nde Nurcan Kazıkçı’yı ziyaret ettiklerini ifade eden Boğatimur, kadın çiftçilerin tarımdaki rolüne dikkat çekti. Boğatimur, "Nurcan Hanım hem üretim yapıyor hem pazarda satışını gerçekleştiriyor hem de ihracata katkı sağlıyor. Pazara göre ürün seçmesi, Avrupa’ya yönelik üretim yapması çok değerli. Kendisi sürdürülebilir tarımın en güzel örneklerinden biri" dedi. Kadın emeğinin tarımın her aşamasında yer aldığını vurgulayan Boğatimur, "Aksu’nun her karışında kadın emeği var. Üretimde, paketlemede, satışta kadınlar aktif rol alıyor. Kadın çiftçilere verdiğimiz eğitimler tüm aileye ulaşıyor ve ciddi geri dönüş sağlıyor" diye konuştu. Tarımın zorlu bir meslek olduğuna dikkat çeken Boğatimur, sahada edindikleri gözlemleri şu sözlerle aktardı: "Bu iş yıllar süren bir emek gerektiriyor. Çocukların da küçük yaşta üretim sürecine dahil olması sürdürülebilirlik açısından çok kıymetli. Biz de çiftçilerimize teknik destek sağlamak, özellikle hastalıklarla mücadele ve doğru üretim teknikleri konusunda katkı sunmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz." Kadın çiftçilerin her zaman yanında olduklarını belirten Boğatimur, üreticilerin ihtiyaç duydukları her an kendilerine ulaşabileceklerini sözlerine ekledi.