ÇEVRE - 27 Ocak 2026 Salı 15:57

Aksu’da sel ve hortum felaketi: Milyonluk tekneler parçalandı, 700 dönüm alanda seralar sular altında kaldı

A
A
A

Antalya’nın Aksu ilçesinde son 24 saatte metrekareye 190 kilogramı aşan yağışın yol açtığı sel ve hortum felaketinde seralar, evler, iş yerleri, araçlar ve milyonlarca lira değerindeki tur ile balıkçı tekneleri zarar gördü. Aksu Çayı üzerinde oluşan hortum, bakım için karaya çekilen tekneleri metrelerce savururken, Karaçallı Mahallesi’nde yüzlerce dönüm tarım alanı sular altında kaldı.

Antalya’da geceden itibaren etkili olan şiddetli yağış ve fırtına, özellikle Aksu ilçesinde hayatı olumsuz etkiledi. Kısa sürede etkisini artıran yağış nedeniyle bazı araçlar yolda mahsur kalırken, çok sayıda sera zarar gördü. Aksu Çayı çevresinde gece saatlerinde oluşan hortum ise büyük bir yıkıma neden oldu.

Aksu’da sel ve hortum felaketi: Milyonluk tekneler parçalandı, 700 dönüm alanda seralar sular altında kaldı

Hortum Aksu Çayı’nı savaş alanına çevirdi

Aksu Çayı üzerinde oluşan hortumda, bakım amacıyla karaya çekilen tur ve balıkçı tekneleri zarar gördü. Çayda bulunan bazı tekneler hortumun etkisiyle karaya savrulurken, karada bulunan bazı tekneler ise parçalanarak metrelerce uzağa fırladı. Bakım için yan yana bekletilen teknelerin bir kısmı birbirlerinin üzerine devrildi.

Aksu’da sel ve hortum felaketi: Milyonluk tekneler parçalandı, 700 dönüm alanda seralar sular altında kaldı

"13 milyonluk teknem gitti, afet bölgesi ilan edilsin"

Aksu Çayı üzerindeki teknesi hortumda zarar gören Kenan May, yaşadıkları mağduriyeti şu sözlerle anlattı: "Dün akşam teknemiz hortumdan etkilendi. Teknemiz aslında biraz daha ilerideydi, yaklaşık 5 metre. Hortumdan etkilenip ters döndü ve başka bir tekneye çarptı. Toplamda 46 tekne zarar gördü, belki 50’yi de buluyor. Sahil Güvenlik gelip baktı, halimiz bu. Vali bey geldi, destek istedik. Buranın afet bölgesi ilan edilmesini talep ettik. Devletimizden destek bekliyoruz. Bütün malımız, varlığımız bu. Geçen sene 3 milyon lira vergi ödedik. Herkes vergisini ödüyor burada. Benim bu teknem şu an 12-13 milyon lira değerindeydi, yani şu an o para gitti. Kasko yapmak isterdik ama teknenin yaşı nedeniyle yapılmıyor. Turizm yapıyoruz, kışın bakım, yazın müşteri gezdiriyoruz. Allah’tan gelen bir şey, yapacak bir şey yok ama devletimizin destek olmasını bekliyoruz."

Aksu’da sel ve hortum felaketi: Milyonluk tekneler parçalandı, 700 dönüm alanda seralar sular altında kaldı

Yeni yatırım hortumda parçalandı

Yaklaşık 11 yıldır turizm işletmeciliği yapan Ali İhsan Çağlar da yaşadıkları zararın boyutunu anlattı. Mevcut teknelerine ek olarak yeni bir tekne yatırımı yaptıklarını belirten Çağlar, şunları söyledi: "Eşimle birlikte yaklaşık 11 yıldır turizm işletmeciliği yapıyoruz. Çayda bulunan teknemizde bir sıkıntı yok ama yenilenmek için yeni bir tekne işine girdik. Kabuk tamamen dökülmüştü, ciddi bir yatırım yapıyorduk. Elimizde avcumuzda ne varsa koyduk, yetmedi kredi çektik. Tam yapmaya çalışırken doğal afet geldi. Tekneyi alıp parçaladı, buraya fırlattı. Karavan gitti, römork gitti, malzemeler gitti. Tersane komple silindi. Şu ana kadar bitme aşamasına gelmemiş olmasına rağmen 3,5 milyon lira civarında paramız gitti. Şu an yaklaşık 750 bin ile 1 milyon lira arasında masraf ve gecikme zararımız var. Devletin bu konuda bize yardım elini uzatmasını bekliyoruz."

Aksu’da sel ve hortum felaketi: Milyonluk tekneler parçalandı, 700 dönüm alanda seralar sular altında kaldı

Karaçallı Mahallesi’nde tarım alanları sular altında kaldı

24 Ocak Cumartesi günü yaşanan şiddetli yağışların ardından Karaçallı Mahallesi’nde seraların büyük bölümü sular altında kaldı. Mahalle Muhtarı Mustafa Kara, zararın boyutunu şu sözlerle aktardı: "Büyük bir yağış sonrası seralarımızın yaklaşık yüzde 80’i sular altında kaldı. İnsanlar seralarına giremiyor. Açık ve sera olmak üzere yaklaşık 700 dönüm seramız gitti. Ayrıca 400 dönüm civarında açık tarım alanı zarar gördü; portakal, buğday, limon bahçeleri tamamen etkilendi. Mahallemiz bitmiş durumda. Bin 400 nüfuslu mahallemizde çoğu hane zarar gördü. Bu ürünlerden artık verim alamayız. Sel diz boyu girdi, mahsuller çamurun içinde kaldı. Yetkililerin çözüm üretmesini bekliyoruz."

Aksu’da sel ve hortum felaketi: Milyonluk tekneler parçalandı, 700 dönüm alanda seralar sular altında kaldı

"Bir yıllık emeğimiz heba oldu"

Sulama kanalları ve arkların temizlenmemesi nedeniyle felaketin büyüdüğünü savunan çiftçi Fatma Kara ise yaşadığı çaresizliği şöyle dile getirdi: "Biz çocuklarımızla değil, domatesimizle ilgileniyoruz. Ürünlerimize gözümüz gibi bakıyoruz. Şimdi seram çamur içinde. Ben buradan ekmek kazanacaktım, çocuklarımı geçindirecektim. Başka gelirimiz yok. Geçen yıl ürün para etmedi, borçlar bu yıla kaldı. Şimdi ne yapacağımızı bilmiyoruz. Banka borcunu mu düşüneceğiz, nasıl geçineceğimizi mi?"

Aksu’da sel ve hortum felaketi: Milyonluk tekneler parçalandı, 700 dönüm alanda seralar sular altında kaldı

"Üç gündür çamurun içindeyiz"

Karaçallı Mahallesi’nde 30 yıldır çiftçilik yapan Şükriye Eski de yaşanan zorluğu, "Sabah ekmek yemeden plastiğe geliyoruz. Üç gündür bu çamurun içinde debeleniyoruz" sözleriyle anlattı. Karaçallı Mahallesi’nde yaşayan Ayşe Koçak ise yaşanan felaketin ardından çiftçiliğe ve toprağa olan bağlılığını okuduğu şiirle dile getirdi. Günün ağarmasıyla birlikte vatandaşlar hortumun ve selin etkili olduğu bölgelere gelerek zarar tespitine başladı. Tekne sahipleri kopan parçaları çevrede ararken, çiftçiler seralarındaki ve tarlalarındaki zararı görüntüledi. Bölgede hasar tespit çalışmalarının sürmesi bekleniyor.

Begüm Aksoy - İbrahim Sönmez

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde aileler eğitim seminerleri ile bilgilendiriliyor Konya’nın merkez Selçuklu İlçe Belediyesi Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde ailelere yönelik olarak DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) konulu eğitim semineri gerçekleştirildi. Selçuklu Belediyesi, eğitim alanında yürütülen çalışmalar kapsamında, bünyesinde bulundurduğu Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde, 4-6 yaş aralığındaki çocukların gelişimine katkı sunmak amacıyla velilere yönelik milli ve manevi değerler temelli eğitimler düzenleniyor. Velilerin çocuklarıyla sağlıklı iletişim kurmaları konusunda büyük destek olan ve gelişim süreçlerine dair farkındalık oluşturan eğitimlerin son oturumunda "DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu)" konusu ele alındı. Alanında uzman Psikolojik Danışman ve Oyun Terapisti Ayşe Söğüt’ün katkılarıyla gerçekleştirilen seminerde velilere kapsamlı bilgiler aktarıldı. Söğüt, DEHB’nin özellikle 3-6 yaş aralığı çocuklarda ortaya çıktığını belirterek, çocukların dikkatini toplamakta zorlandığı, çok hareketli olabildiği ve bazen düşünmeden hareket ettiği bir durum olduğunu aktararak, ailelere tavsiyelerde bulundu. Bu durum ile karşı karşıya kalan velilerin sabırlı ve anlayışlı bir yaklaşım benimsemeleri, net kurallar ve düzenli rutinler oluşturmaları, çocuklarının güçlü yönlerini desteklemeleri ve gerektiğinde uzman desteğine başvurmalarının önemine değinen Söğüt, ayrıca okul-aile iş birliğinin çocuğun gelişim sürecindeki belirleyici rolüne dikkat çekti. Psikolog Ayşe Söğüt, "Ayrılık Kaygısı ve Okula Dönüş", "Oyun Terapisi Nedir, Ne Değildir?", "Gelişim Dönemleri ve Mizaç" ile "Sınır Koyma" gibi önemli başlıkları dönem boyunca velilere aktardı.
Gaziantep Prof. Dr. İrfan Koca: "Tetkik değil, hasta tedavi edilmelidir" Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, MR, tomografi ve kan tahlillerinin tanı sürecinin önemli araçları olduğunu belirterek, "Ancak bilimsel çalışmalar, bu tetkiklerin tek başına değerlendirilmesinin yanıltıcı olabileceğini göstermektedir. Uzmanlara göre doğru tanı; hastanın şikayetlerinin ayrıntılı şekilde ele alınması ve dikkatli bir muayene ile mümkündür" dedi. Prof. Dr. İrfan Koca, tetkiklerin ancak doğru klinik çerçevede anlam kazandığını vurgulayarak, şikayeti olmayan kişilerde bile yüksek oranlarda iz saptanabildiğini söyledi. Literatürde yer alan çalışmalara dikkat çeken Koca, "Şikayeti olmayan bireylerde yüzde 37 - yüzde 96 oranında omurga disklerinde aşınma / fıtık benzeri izler, Omuz görüntülemelerinde yüzde 78’e varan sıvı artışı (bursit), Diz MR’larında yüzde 43’e kadar kıkırdak hasarı, Kalça görüntülemelerinde yüzde 68’e varan eklem kenarı hasarı görülebiliyor. Ancak bu tanıların önemli bir kısmı, hastanın şikayetiyle doğrudan ilişkili olmayabilir" şeklinde konuştu. " Tetkikler tek başına belirleyici değildir" Prof. Dr. Koca, "Yeterli öykü alınmadan ve yeterli muayene yapılmadan gerçekleştirilen tetkikler, tek başına doğru tanıya götürmeyebilir. Ayrıca, bu şekilde tetkik temelli tanı ve tedavi girişimleri, bazı durumlarda yanlış tanı ve uygun olmayan tedavi risklerini de beraberinde getirebilir. Bu nedenle tetkiklerin, hastanın klinik durumu ile birlikte değerlendirilmesi esastır" ifadelerini kullandı. "Gereksiz işlemler ve yükler oluşabilir" Koca, "Şikayetle doğrudan ilişkisi olmayan izler üzerinden hareket edilmesi; gereksiz girişimlere, tedavilere ve bazı durumlarda ameliyatlara yol açabilir. Bunun yanı sıra hastalar gereksiz mali yük altına girebilir ve özellikle tomografi gibi yöntemlerle gereksiz radyasyon maruziyeti söz konusu olabilir. Hastaya yeterli zaman ayrılmadan, öykü alınmadan ve muayene yapılmadan doğrudan tetkiklere yönlendirilmesi; hekim-hasta ilişkisinin niteliğini zayıflatabilir. Oysa tıbbi değerlendirme, bireysel ve bütüncül bir yaklaşım gerektirir" ifadelerine yer verdi. "Kas-iskelet sistemi hastalıklarında çoğu zaman ameliyat gerekmez" Kendi alanına ilişkin önemli bir noktayı vurgulayan Koca, "Bel ve boyun fıtıkları, diz ve omuz problemleri gibi birçok kas-iskelet sistemi hastalığında, hastaların önemli bir kısmı ameliyatsız yöntemlerle yönetilebilir. Doğru değerlendirme yapılmadan yalnızca görüntülere bakılarak karar verilmesi, gereksiz cerrahiye yönlendirebilir" Şeklinde açıklamada bulundu. "Doğru sıra: öykü, muayene, gerekirse tetkik" Koca, "Öncelik her zaman hastanın şikâyetinin anlaşılması ve muayenedir. Tetkikler bu sürecin tamamlayıcı bir parçasıdır; tek başına belirleyici değildir. MR veya diğer tetkiklerde görülen her iz, tedavi gerektiren bir hastalık anlamına gelmez. Önemli olan, bu izlerin hastanın şikayetiyle uyumlu olup olmadığının doğru değerlendirilmesidir" diye konuştu.