Yerel Haberler
Ankara
25 Şubat 2026 Çarşamba - 20:25 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Müslümanlar olarak bir taraftan 11 ayın sultanı Ramazan-ı Şerif’e erişmenin coşkusunu yaşıyor, diğer taraftan da Gazze’de, Sudan’da ve daha birçok yerde sıkıntı çeken, eziyet gören, bir kuru ekmek, bir tas çorba ile i Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Yıllarca örselenen, yıllarca hakları yok sayılan, keyfi yasaklarla on yıllar boyunca mağdur edilen insanlarımıza yönelik bu düzenlemelerin ülkemizdeki kimi çevreleri ciddi manada rahatsız ettiğini görüyoruz. Milletin anayasamızın amir hükümlerine uygun şekilde din ve vicdan hürriyetine sahip olması, inancını kamusal alanda özgürce yaşaması nedense bunlara dokunuyor, bunları adeta zıvanadan çıkartıyor" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Millet Sergi Salonu’nda düzenlenen Emek Sofrası Buluşması İftar Programına katıldı. Burada konuşan Erdoğan, kendi iktidarlarından önce işçi ve emekçilerin haklarına yönelik verilen sözlerin tutulmadığını bu sözlerin kendi iktidarları döneminde gerçeğe dönüştüğünü söyledi. Erdoğan, yıllarca bazı kesimlerin de haklarının elinden alındığını söyleyerek, kendi iktidarlarında bu hakların geri iade edildiğini ancak bu iadelerden de rahatsızlık duyanlar olduğunu belitti. "Gazze’li kardeşlerimiz bir kez daha imanlarıyla tüm Müslümanlara örnek oluyor" Konuşmasının başında Gazze ve Sudan’da Müslümanların zor şartlarda oruç tutup, iftar yaptığını hatırlatan Erdoğan, "Müslümanlar olarak bir taraftan 11 ayın sultanı Ramazan-ı Şerif’e erişmenin coşkusunu yaşıyor, diğer taraftan da Gazze’de Sudan’da ve daha birçok yerde sıkıntı çeken, eziyet gören bir kuru ekmek, bir tas çorba ile iftar yapmak zorunda kalan kardeşlerimizin sızısını yüreğimizde hissediyoruz. 10 Ekim’de bizim de çabalarımızla sağlanan ateşkese rağmen hukuk tanımaz İsrail hükümeti Gazze ve Batı Şeria’ya yönelik saldırılarını artırarak sürdürüyor. İsrail’in saldırıları sonucu 11 Ekim’den bu yana 615 Filistinli şehit oldu. 2 bine yakın Filistinli kardeşimiz yaralandı. İnsani yardım malzemelerinin girişinde halen ciddi güçlükler çekiliyor. Gazze’nin nefes borusu olan refah sınır kapısında kısıtlamalar, zulümler, İsrail’in keyfi davranışları maalesef devam ediyor. Yıkıntılar arasında kurşun ve şarapnel izleriyle dolu derme çatma binalarda iftar yapan, son derece çetin şartlar altında oruç tutan ama bunlara rağmen zalime boyun eğmeyen Gazze’li kardeşlerimiz bir kez daha imanlarıyla tüm Müslümanlara örnek oluyor" diye konuştu. "İlk günden itibaren hedefimiz işçi, işveren ve kamu görevlisi dahil herkesin hukukunun korunduğu bir sistemi ülkemize kazandırmaktı" Emek, alın teri ve helal kazancın kutsal değerleri olduğuna vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu kavramlar adaletle, hakkaniyetle ve refahla yoğrulmuş tarihimizin köşe taşlarıdır. Asırlar boyunca Ahi Teşkilatımız, Loncalarımız ve Orta Sandıklarımız sadece işçiyle işverenin hukukunu korumakla kalmamış. Aynı zamanda toplumsal düzenin en sağlam teminatlarından biri olmuştur. Ahi Evran’ın eşine, işine, aşına özen göster sözü dün olduğu gibi bugün de çalışma hayatımızın temel felsefesini oluşturuyor. Emeği mukaddes gören ve alnındaki ter kurumadan emeğin karşılığının ödenmesini emreden bir dinin mensupları olarak 2002 yılından beri siz değerli kardeşlerimin hakkını vermeye adil ve huzurlu bir çalışma iklimi inşa etmeye gayret gösterdik. İlk günden itibaren hedefimiz işçi, işveren ve kamu görevlisi dahil herkesin hukukunun korunduğu iş barışının en ideal seviyede sağlandığı bir sistemi ülkemize kazandırmaktı. Ne ülkemizdeki malum çevreler gibi sermaye düşmanlığı yaptık, ne sermayeyi renklere ayırdık, ne de rızkını alın teri dökerek kazanan emekçi kardeşlerimizin haklarının gasp edilmesine göz yumduk. Dengeli, sağduyulu ve rasyonel politikalarla işçilerimizin memurlarımızın, sendikalarımızın şartlarını iyileştirmek, refah seviyelerini yükseltmek için çaba harcadık" ifadelerini kullandı. "Ana Muhalefet Partisi’nin Anayasa Mahkemesine taşıyıp iptal ettirdiği toplu sözleşme ikramiyesini yeniden biz yürürlüğe koyduk" Kendi iktidarlarında, emekçilere daha önce verilip tutulamayan sözleri yerine getirdiklerini ve bunun yanında birçok hakkı emekçilere kazandırdıklarını belirten Erdoğan, "Yıllardır bizden önceki siyasilerin vaatlerinden öteye gitmeyen alanlarda, devrim niteliğinde adımları attık. Değerli kardeşlerim, bakın burada öne çıkan reformlarımızı sizlerle kısaca paylaşmak isterim. 1 Mayıs biliyorsunuz bu ülkede yıllarca en fazla tartışma konusu olan hususlardan biridir. 1 Mayıs’ı Emek ve Dayanışma Günü olarak resmi tatil ilan ederek bütün bu gereksiz tartışmalara biz son verdik. İşçi kardeşlerimizin daha emniyetli koşullarda çalışmalarını temin etmek için iş sağlığı ve güvenliği kanununu çıkardık. Sendikaların kuruluş şartlarını biz kolaylaştırdık. Sendikalar ve toplu iş sözleşmesi kanununu revize ederek iyileştirdik. Sendikal güvenceleri ve grev hakkını biz güçlendirdik. Kamu görevlilerimize toplu sözleşme hakkı tanıdık. Ana Muhalefet Partisi’nin Anayasa Mahkemesine taşıyıp iptal ettirdiği toplu sözleşme ikramiyesini yeniden biz yürürlüğe koyduk. Kamuda başörtüsü yasağını kaldırarak kadınların çalışma hayatındaki hak ve özgürlüklerini garanti altına aldık. Kamu çalışanlarımız artık Cuma izni, hac izni gibi haklardan tam ve etkin şekilde yararlanabiliyor" açıklamasında bulundu. "Yıllarca örselenen, keyfi yasaklarla on yıllar boyunca mağdur edilen insanlarımıza yönelik düzenlemelerin kimi çevreleri ciddi manada rahatsız ettiğini görüyoruz" Yaptıkları düzenlemelerle mağdur olan kesimlerin haklarını geri almasından bir kesimin rahatsızlık duyduğunu söyleyen Erdoğan, "Yıllarca örselenen, yıllarca hakları yok sayılan, keyfi yasaklarla on yıllar boyunca mağdur edilen insanlarımıza yönelik bu düzenlemelerin ülkemizdeki kimi çevreleri ciddi manada rahatsız ettiğini görüyoruz. Milletin anayasamızın amir hükümlerine uygun şekilde din ve vicdan hürriyetine sahip olması, inancını kamusal alanda özgürce yaşaması nedense bunlara dokunuyor, bunları adeta zıvanadan çıkartıyor. İşte sizler de inanıyorum ki üzülerek takip ediyorsunuz. Her karış toprağı şehit kanlarıyla yoğrulmuş 1000 yıldır i’la-yı kelimetullah sancaktarlığını üstlenmiş yüzde 99’un Müslüman olan bir ülkede işçinin, memurun, üniversite öğrencilerinin gönül rahatlığıyla cumaya gitmesine, çocukların Ramazan-ı Şerif’in neşesini doya doya teneffüs etmesine laf ediyor, gerici azınlığın provokasyonu gibi son çirkin ve çirkef ifadelerle saldırıyorlar. Laiklik kavramının korkakça arkasına saklanıp, milletin inanç değerlerine ateş eden 27 Mayıs’tan beri milli iradeye yönelik darbe girişimlerinde cuntacılara sivil alanlarda tetikçilik yapma dışında hiçbir görevi olmayan Türkiye’nin 23 yılda yaşadığı değişimi içlerine sindiremeyen zihnen ve fikren fosilleşmiş bu güruhun hezeyanlarına sadece gülüp geçiyoruz. Onlar ne derse desin. Hangi bildiriyi yayınlarsa yayınlasın. Biz toplumun her kesiminin hak ve özgürlüklerini genişletmeye odaklanıyoruz. İnşallah bundan sonra da aynı hassasiyetle hareket edeceğiz" ifadelerini kullandı. "Meydanlarda emekli ve emekçiye ve bol keseden vaat dağıttığı halde göreve gelince verdiği sözleri unutanlardan olmadık" Kendisinin de çalışma hayatına genç yaşlarında İETT’de işçi olarak adım atmış olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti: "İster özel sektörde, ister kamuda olsun helal rızık peşinde koşmanın nasıl bir mücadele gerektirdiğinin gayet farkındayım. Aynı şekilde çalışmak, üretmek, ülkemiz ekonomisine katkı sunmak kadar emeğinin karşılığını almanın da emniyetinin bilincindeyiz. Bunun için siyasi hayatımızın hiçbir döneminde bazıları gibi siyasi emelleri için emeği ve emekçiyi istismar edenlerden olmadık. Meydanlarda emekli ve emekçiye ve bol keseden vaat dağıttığı halde göreve gelince verdiği sözleri unutanlardan olmadık. Kendi işçisi maaş alamadığı için belediye önünde eylem yaparken tropik adalarda zevk-ü sefa içinde keyif çatanlar gibi olmadık. Hep sırtımızda yumurta küfesi taşıdığımızın 86 milyonun emanetini ve sorumluluğunu taşıdığımızın şuuruyla hareket ettik. Devletimizin imkanları genişledikçe bundan 86 milyonun tamamının elbette emekçilerin, emeklilerimizin, memurlarımızın da adil bir şekilde yararlanmasını sağladık. Maaş artışları, disiplin affı, refakat izni ve ek ödemeler gibi alanlarda yaptığımız düzenlemelerle memurlarımızın özlük haklarını iyileştirdik. Kamu görevlilerimizin ücret artış oranlarını zam ve tazminatlarını, sosyal desteklerini enflasyona ezdirmeyecek şekilde biz düzenledik. Emeklilerimizin yılda iki defa olmak üzere bayram ikramiyesi ve banka promosyonu gibi yeni haklardan istifade etmelerini temin ettik. Geçmişte ilaç ve hastane kuyruklarında ömür tüketen vatandaşlarımızın tüm sorunlarını giderdik. Sağlık ve sosyal güvenlik sistemini sorunsuz şekilde işler hale getirdik. Kamu kurumlarındaki alt işveren işçilerine ve sözleşmeli personele kadro verdik. Geçici işçilerin tam yıl çalışabilmesini önüne açtık. Daha nice düzenlemeyi, yeniliği, projeyi devreye alarak çalışanlarımızı her alanda destekledik. Teşvik ettik, güçlendirdik. İnşallah bundan sonra da sizlerin yanında olmaya devam edeceğiz."
25 Şubat 2026 Çarşamba - 20:11 Kılıçdaroğlu Süleyman Soylu’ya 10 bin TL tazminat ödeyecek Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi, Kemal Kılıçdaroğlu ile Süleyman Soylu arasında karşılıklı açılan manevi tazminat davasına ilişkin istinaf incelemesini tamamladı. İstinaf mahkemesi, Kılıçdaroğlu’nun açtığı 10 kuruşluk manevi tazminat davasını reddetti. Soylu’nun karşı davasını ise kısmen kabul ederek 10 bin lira manevi tazminata hükmetti. Dava süreci, dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun 13 Mayıs 2021 tarihli sosyal medya paylaşımı ve 19 Mayıs 2021’de katıldığı televizyon programındaki açıklamaları sonrası başladı. Kemal Kılıçdaroğlu, söz konusu ifadelerin kişilik haklarını zedelediğini ileri sürerek her bir açıklama için 5’er kuruş olmak üzere toplam 10 kuruş manevi tazminat talep etti. Kılıçdaroğlu ayrıca konuya ilişkin yaptığı basın açıklamasında, "5 paralık adama 5 kuruşluk dava açtık" dedi. Süleyman Soylu ise sözlerinin siyasi eleştiri kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Bununla birlikte, Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarının kişilik haklarına saldırı niteliği taşıdığını belirterek 20 bin TL’lik karşı dava açtı. Ankara 29. Asliye Hukuk Mahkemesi, tarafların sözlerini siyasi tartışma kapsamında değerlendirerek hem Kılıçdaroğlu’nun açtığı davayı hem de Soylu’nun karşı davasını reddetti. Dosyayı yeniden inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi, Soylu’nun açıklamalarının sert ve incitici nitelikte olmakla birlikte siyasi tartışma bağlamında ifade özgürlüğü sınırları içinde kaldığına hükmetti. Bu nedenle Kılıçdaroğlu’nun açtığı 10 kuruşluk dava esastan reddedildi. Ancak mahkeme, Kılıçdaroğlu’nun dava sonrasında yaptığı bazı açıklamaların eleştiri sınırlarını aştığı ve Soylu’nun kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği kanaatine vardı. Bu kapsamda, 10 bin lira manevi tazminatın 28 Mayıs 2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte Kılıçdaroğlu’ndan alınarak Soylu’ya ödenmesine karar verildi.
Yarıyıl tatili sona eriyor, okullarda ders zili yeniden çalacak
30 Ocak 2026 Cuma - 11:32 Yarıyıl tatili sona eriyor, okullarda ders zili yeniden çalacak 2025-2026 eğitim öğretim yılı yarıyıl tatilinin sona ermesiyle birlikte yaklaşık 18 milyon öğrenci için ders zili 2 Şubat Pazartesi günü yeniden çalacak. Milli Eğitim Bakanlığına (MEB) bağlı okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lise düzeyindeki resmi ve özel okullarda eğitim gören öğrenciler, iki haftalık yarıyıl tatilinin ardından yeniden sınıflarına dönecek. Tatil süresince dinlenme fırsatı bulan öğrenciler; ikinci dönemde dersler, sınavlar ve çeşitli kültürel etkinliklerle eğitim temposuna girecek. LGS 14 Haziran, YKS 20-21 Haziran’da İkinci dönem, sınav gruplarında yer alan öğrenciler için ayrı bir önem taşıyor. Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamında sınava hazırlanan 8. sınıf öğrencileri, 14 Haziran’da sınava girecek. Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) hazırlanan 12. sınıf öğrencileri ve mezunlar ise 20 Haziran’da Temel Yeterlilik Testi’ne (TYT), 21 Haziran’da Alan Yeterlilik Testi’ne (AYT) ve Yabancı Dil Testi’ne (YDT) girecek. Öğrenciler, eksik konularını tamamlayarak deneme sınavları ve tekrarlarla sınavlara odaklanacak. Özellikle YKS’ye hazırlanan adaylar için ikinci dönem, sınav maratonunun en kritik süreci olarak görülüyor. Uzman eğitimciler, bu dönemde planlı ve düzenli çalışmanın yanı sıra deneme sınavlarına ağırlık verilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Okullarda da rehberlik servisleri tarafından öğrencilere yönelik motivasyon ve sınav kaygısını azaltmaya yönelik çalışmaların sürdürüleceği belirtildi. Eğitimciler ayrıca, velilere de çocukların okula uyum sürecinde destek olmaları, özellikle sınav gruplarındaki öğrencilerin psikolojik ve akademik ihtiyaçlarına dikkat etmeleri yönünde çağrıda bulundu. İkinci dönem ise, 2025-2026 eğitim öğretim yılının tamamlanmasının ardından 26 Haziran’da bitecek.
Başkent’in Karadeniz’i Benli Yaylası eşsiz doğasıyla ziyaretçilerini bekliyor
30 Ocak 2026 Cuma - 11:13 Başkent’in Karadeniz’i Benli Yaylası eşsiz doğasıyla ziyaretçilerini bekliyor Ankara’nın Çamlıdere ilçesindeki Benli Yaylası, Karadeniz’i aratmayan menderesleri ve geniş düzlükleriyle doğaseverlerin uğrak noktası oldu. Ankara’nın Çamlıdere ilçesinde yaklaşık 2000 rakımlı Mahya Tepesi’nin eteklerinde yer alan Benli Yaylası, beyaz örtüsüyle doğaseverlerin ilgisini çekiyor. Karla kaplanan menderesleri ve geniş düzlükleriyle dikkat çeken yayla, dron ile havadan görüntülendi. Bölgeye gelen ziyaretçiler, aileleriyle birlikte doğayla iç içe tatil yapma imkanı buluyor. "Şifayı burada buldum, doktor da inanmadı" Yılın 9 ayı Benli Yaylası’nda vakit geçirdiğini belirten Durmuş Ali Çetinkaya, "Kışın buraya gezmeye geliyoruz, kızakta kaymaya, kartopu oynamaya geliyoruz. Bu sene Ankara’nın çoğu yerinde kar yok. Yaz ayları komşularımızın hepsi burada olur. Yılın 12 ayının 9 ayı buradayım. Burada huzur var, rahat ediyoruz. Yılın 2-3 ayı da Ankara’da dururuz. Yaylamızda 12 ay kalan 2-3 aile var. Onun haricindekiler günlük gezmeye geliyorlar. Yazın burası yemyeşil olur. Bu gördüğümüz alanlar koyundan, inekten geçilmez. Ormanlarımıza mantar aramaya gideriz. Bir şekilde vakit geçiyor burada. Büyükşehir gibi bir koşuşturmaca yok. 2019 yılında bypass ameliyatı oldum. 10-15 günlükken buraya geldim. İki gün gezmeye geldim ama 26 gün kaldım. Bana normalde 2-3 ayda ayağa kalkarsın demişlerdi ama bir hafta sonra yürüyerek karşıdaki göle gittim. Şifayı burada buldum, doktor da inanmadı" dedi. "Uludağ’a gitmektense, Benli Yaylası ayağınızın dibinde" Stres atmak için fırsat buldukça Benli Yaylası’na geldiğini ifade eden Abdullah Çakmak ise, "42 senelik esnafım fakat her fırsat bulduğumda Benli Yaylası’na geliyorum. Stres atmak için, huzur bulmak için geliyorum. Benli Yaylası’na geldiğiniz zaman sadece rüzgar sesi ve kuş sesini duyarsınız. Stres yok, gürültü yok, sıkıntı yok. Kafa dinlemek, rahatlamak için kaçacak bir yeriniz yoksa Benli Yaylası Ankara’ya bir buçuk saat uzaklıkta. Kim gelirse gelsin, lütfen geldiği yeri temiz bıraksın, temiz olarak da gitsin. Burası kışın çok kalabalık olmaz ama kışın ayrı bir güzelliği var. Ankara’da kara muhtaçsınız, göremiyorsunuz ama Benli Yaylası’na çıktığınız zaman 45 santim kar görebilirsiniz. Uludağ’a gitmek veya kayak merkezine gitmektense Benli Yaylası ayağınızın dibinde" diye konuştu. "Karadeniz’in Ayder’i varsa, Ankara’mızın da Benli Yaylası var" Benli Yaylası’nın en büyük özelliğinin şehir merkezine yakın olması olduğunu aktaran Nuran Çetinkaya, "Benli Yaylası’nda evimiz var, tatillerde geliyoruz. Burada çay yapmak ve mangal yakmak çok güzel oluyor. Ormana çıkıyoruz, dolaşıyoruz. Havası çok güzel, insanları iyi. Memleketimiz gerçekten çok güzel. En büyük özelliği de Ankara’ya çok yakın olması. Uzak olsa belki gidemeyeceğiz. Karadeniz’in Ayder’i varsa, Ankara’mızın da Benli Yaylası var" şeklinde konuştu.
Gölbaşı Belediyesi çocuklarla şenlik alanında buluştu
30 Ocak 2026 Cuma - 11:03 Gölbaşı Belediyesi çocuklarla şenlik alanında buluştu Gölbaşı Belediyesi, çocukların hem eğlenmesini hem de sosyal gelişimlerine katkı sunmayı amaçlayan etkinliklerle yarıyıl tatilini şenliğe dönüştürdü. Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı, 100. Yıl Buz Pateni ve Tırmanma Spor Salonu ile Zübeyde Hanım Aile Yaşam Merkezi Sergi Salonu’nda çocukların hem eğlenmesi hem de sanatsal ve sosyal gelişimlerine katkı sunmak için düzenlenen çocuk şenliği alanını ziyaret etti. Çocukların neşesine ortak olan Odabaşı, sohbet ettiği çocukların oyunlarına eşlik ederek, atölye çalışmalarını inceledi. Şenlikte çocukların hayal dünyasını ve el becerilerini geliştirmeye yönelik yağlı boya, kara kalem, kumlama, çini sanatı, kokulu taş boyama ve yüz boyama gibi birbirinden renkli sanat atölyeleri düzenleniyor. Bunun yanı sıra mangala, 3 taş-9 taş oyunları, kule oyunu, el-ayak koordinasyon oyunları, şişme oyun grupları, top havuzu ve uzay çadırı gibi pek çok eğlenceli aktiviteyle çocuklar doyasıya eğleniyor. "Çocukların yüzünün güldüğü bir kent hayal ediyoruz" Başkan Odabaşı, çocuklara yönelik çalışmalara büyük önem verdiklerini vurgulayarak, "Çocuklarımızın mutlu olduğu, kendini güvende ve değerli hissettiği bir Gölbaşı inşa etmek en büyük hedeflerimizden biri. Sosyal belediyecilik anlayışımızın merkezinde çocuklarımız yer alıyor. Bu şenlik alanlarında çocuklarımız eğlenirken aynı zamanda paylaşmayı, birlikte üretmeyi ve yeteneklerini keşfetmeyi öğreniyor. Bizler de onların bu heyecanına ortak olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Gölbaşı’nı gerçek anlamda çocuk dostu bir kent haline getirmek için çalışmalarımıza aralıksız devam edeceğiz. Her çocuğun eşit imkanlara ulaşabildiği, yüzünün güldüğü bir kent hayal ediyoruz. Üretken ve mutlu nesiller yetiştirmek için kültürden sanata, spordan eğitime her alanda çocuklarımızın yanında olmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
ATO Başkanı Baran: "Yeşil Pasaport hem AB’ye erişimin anahtarı, hem de kayıtlı ticaretin ödülü haline getirilmeli"
30 Ocak 2026 Cuma - 10:53 ATO Başkanı Baran: "Yeşil Pasaport hem AB’ye erişimin anahtarı, hem de kayıtlı ticaretin ödülü haline getirilmeli" Ankara Ticaret Odası Başkanı Gürsel Baran, "Yeşil pasaport hem Avrupa Birliği’ne erişimin anahtarı, hem de kayıtlı ticaretin ödülü olarak değerlendirilmeli" dedi. Ankara Ticaret Odası 29. Dönem Ocak Ayı Olağan Meclis Toplantısı, ATO Meclis Başkanı Mustafa Deryal’in başkanlığında Meclis Üyeleri’nin katılımıyla, ATO Meclis Salonu’nda yapıldı. Toplantıda yaptığı konuşmada, ekonomi gündemine ilişkin konuları değerlendiren ve faaliyetleri hakkında bilgi veren Ankara Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, tüm dünyanın 2026 yılına yeni normal olan ‘belirsizlik’ ile başladığını söyledi. Baran, Türkiye’nin Avrupa Birliği pazarına erişimde, iş dünyasının yaşadığı vize sorunlarını aşmak ve kayıtlı ekonomiyi teşvik etmek amacıyla yeşil pasaport önerisinde bulundu. Küresel düzeyde, Savaş ihtimali dâhil her konunun olabilirliğinin gündeme geldiğini anlatan Baran, "Davos’ta yayımlanan ‘2026 Küresel Riskler Raporu’nda da vurgulandığı üzere; jeopolitik gerilimler, tedarik zincirlerindeki bloklaşma, yapay zekâ odaklı teknolojik dönüşüm, dünyayı etkisi altına almış durumda. Bu ortamda ticaretin kuralları da yeniden yazılıyor. İklim krizini unutmadan yeşil dönüşüme uyum sağlamak ve dijitalleşmeyi iş süreçlerimizin merkezine koymak zorundayız" diye konuştu. "Vize konusunda yaşanan sıkıntılar, ülkemizin ticaretinin önünde ciddi bir engel oluşturuyor" Türkiye’nin ihracat verilerini değerlendiren ve mevcut konjonktürde ihracatı artırmanın büyük bir başarı olduğunu kaydeden Baran, Türkiye’nin dış ticaretinin yüzde 40’tan fazlasını gerçekleştirdiği Avrupa Birliği ile iş dünyasının yaşadığı vize sorununu hatırlattı. Baran, "Ticaretimizi sürdürebilmemiz için karşılıklı görüşmeleri başlatabilmemiz, fuarlara katılabilmemiz gerekiyor. Ancak vize konusunda yaşanan sıkıntılar, ülkemizin ticaretinin önünde ciddi bir engel oluşturuyor" dedi. "Yeşil pasaport hem Avrupa Birliği’ne erişimin anahtarı, hem de kayıtlı ticaretin ödülü olarak değerlendirilmeli" Mevcut ekonomik konjonktürde kayıtlı ekonominin güçlendirilmesinin, vergiye gönüllü uyumun artırılmasının ve dürüst mükellefin daha görünür ve değerli hale getirilmesinin her zamankinden daha önemli olduğuna işaret eden Baran, "Yeşil pasaport hem Avrupa Birliği’ne erişimin anahtarı, hem de kayıtlı ticaretin ödülü olarak değerlendirilmelidir. Bu çerçevede, ticaret hayatına başladığı tarihten itibaren en az 15 yıl boyunca vergisini, sosyal güvenlik ödemelerini aksatmadan ödeyen, devlete borcu bulunmayan, ticari faaliyetlerini düzenli ve şeffaf biçimde sürdüren mükelleflere yeşil pasaport imkânı tanınması son derece yerinde, yapıcı ve özendirici bir adım olacaktır" diye konuştu. "Devletimiz, vergiye uyumu cezayla değil, teşvikle güçlendiren bir yaklaşımı tesis etmiş olur" Bu yaklaşımın, vergiye uyumu yalnızca denetim ve yaptırımlarla değil; teşvik, ödül ve itibar mekanizmalarıyla destekleyen bir anlayışı ortaya koyacağını vurgulayan Baran, "Bu şekilde devletimiz, vergiye uyumu cezayla değil, teşvikle güçlendiren bir yaklaşımı tesis etmiş olur. Hem kayıt dışılıkla mücadelede hem de vergi ahlakının güçlendirilmesinde çok daha kalıcı sonuçlar elde edilebilir" dedi. Vergisini ve primini zamanında ödeyen mükellefle yükümlülüklerini yerine getirmeyenlerin aynı şekilde değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Baran, "Vergisini ve primini zamanında ödeyenle ödemeyen aynı tutulmamalı. Yani suyu getirenle testiyi kıran aynı muameleyi görmemeli" diye konuştu. Baran, iş dünyasının uluslararası pazarlara erişimini kolaylaştıracak bu tür düzenlemelerin, ihracata ve yatırıma doğrudan katkı sağlayacağına dikkat çekerek, "İş adamlarımızın uluslararası pazarlara erişimini kolaylaştıracak her adım, ihracata, yatırıma ve ülkemizin ekonomik büyümesine doğrudan katkı sağlar" değerlendirmesinde bulundu.
Ticaret Bakanlığı açıkladı: Restoran ve kafelerde kuver ücretine son
30 Ocak 2026 Cuma - 10:33 Ticaret Bakanlığı açıkladı: Restoran ve kafelerde kuver ücretine son Ticaret Bakanlığı, Fiyat Etiketi Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikle lokanta, kafe, restoran ve pastanelerin müşterilerden artık tarife, servis ücreti, masa ücreti, kuver ücreti veya benzeri adlar altında ilave ödeme talep edemeyeceğini açıkladı. Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan "Fiyat Etiketi Yönetmeliği’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik", Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Buna göre lokanta, kafe, restoran ve pastane ile benzeri yiyecek ve içecek hizmeti sunulan iş yerleri artık tüketicilerden servis, masa, kuver ücreti ve benzeri herhangi bir isim altında ilave ödeme talep edemeyecek. Bakanlıktan yapılan açıklamada, kuruluşlar ile tüketiciler arasında muhtemel ihtilafları önlemek ve tüketici mağduriyetini engellemek amacıyla yürütülen mevzuat değişikliği çalışmasının ilgili kuruluşların görüşleri dikkate alınarak hazırlandığı ifade edildi. Açıklamada, önceki düzenlemede Fiyat Etiketi Yönetmeliği’ne göre işletmelerin tarife ve fiyat listesinde gösterilen fiyatlar dışında servis ücreti gibi herhangi bir ad altında başka bir ücreti menü ve fiyat listesinde açıkça yer vermek kaydıyla tüketicilerden talep edebildiği hatırlatıldı. "Kuver ücreti veya benzeri adlar altında ilave ödeme talep edemeyecek" Ticaret Bakanlığı tarafından Fiyat Etiketi Yönetmeliği’nde yapılan son değişikliğe göre işletmelerin tüketicilerden zorunlu olarak servis ücreti, masa ücreti, kuver ücreti veya benzeri adlar altında ilave ödeme talep edemeyeceği ifade edilen açıklamada, "Fiyat Etiketi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik uyarınca işletmeler tüketicilerden zorunlu olarak servis ücreti, masa ücreti, kuver ücreti veya benzeri adlar altında ilave ödeme talep edemeyeceklerdir. Tüketiciler, sipariş verdikleri yiyecek ve içeceklerin bedeli dışında yalnızca bahşiş gibi gönüllülük esasına dayalı olarak ve kendi istekleriyle ilave ödeme yapabilecekler; tüketicilerden zorunlu bir servis ücreti, masa ücreti talep edilmeyecektir. Ayrıca tüketiciler tarafından talep edilmeksizin sipariş öncesinde servis edilen ve aperatif yiyecek ve içecek olarak sunulan kuver ürünlerinin bedeli de tüketicilerden istenmeyecektir. Bu düzenleme ile işletmeler tarafından tüketicilere sunulan hizmetlerde daha rekabetçi bir ortam oluşturulması amaçlanmaktadır" denildi. Yönetmelikte yapılan değişiklik çerçevesinde restoran, lokanta, kafe, pastane ve benzeri yiyecek ve içecek hizmeti sunan işletmeler, ürünlere ait tarife ve fiyat listelerinde veya menülerinde servis ücreti, kuver ücreti ya da herhangi bir ad altında ek ücret alınacağına ilişkin ifadelere yer veremeyecek. Bu sayede tüketiciler yalnızca tükettikleri yiyecek ve içeceklerin bedelini ödeyecek. Açıklamada, tarife ve fiyat listelerinde veya menülerde yalnızca ürünlere ait fiyatlara yer verilmesi zorunluluğu sayesinde tüketicilerin işletmeler arasında fiyat karşılaştırmasını daha şeffaf şekilde yapabileceği, bu yolla tüketicilerin tercih süreçlerinde yanıltılmasının önüne geçileceği dile getirildi.
MEB Yönetici Görevlendirme Yönetmeliği Resmi Gazete’de yayımlandı
30 Ocak 2026 Cuma - 09:56 MEB Yönetici Görevlendirme Yönetmeliği Resmi Gazete’de yayımlandı Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından hazırlanan Eğitim Kurumları Yönetici Görevlendirme Yönetmeliği, 30 Ocak 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. MEB Yönetici Görevlendirme Yönetmeliği, Resmi Gazete’de yayımlandı. Yeni düzenlemeyle birlikte; okul müdürü ve müdür yardımcısı görevlendirmelerinde yazılı sınav, yönetici yetiştirme programı, görev süresi ve değerlendirme kriterlerinde önemli değişiklikler yer alıyor. Yönetmelikle birlikte MEB’e bağlı resmi eğitim kurumlarında müdürlük ve müdür yardımcılığı görevleri ikinci görev kapsamında yürütüleceği, yöneticilerin 4 ders yılı için görevlendirileceği, aynı kurumda aynı görevde en fazla 8 ders yılı görev yapılabileceği belirtildi. Yazılı sınav ve akademi eğitimi zorunlu Yöneticiliğe ilk defa atanacak adaylar için yazılı sınav ve Milli Eğitim Akademisi tarafından yürütüleceği belirtilirken, yönetici yetiştirme programı zorunlu hale getirildi. Yazılı sınavda 60 ve üzeri puan alanlar başarılı sayılacak ve sınav sonuçları 3 yıl geçerli olacak. Yazılı sınavda; Genel Kültür yüzde 20, T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük yüzde 15, Eğitim Bilimleri yüzde 15, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli yüzde 30 ve Mevzuat yüzde 20 oranında değerlendirilecek. Yönetmelikte, bazı okul türleri için alan önceliğini net şekilde tanımlanırken, fen liseleri, sosyal bilimler liseleri, imam hatip okulları, güzel sanatlar ve spor okulları gibi kurumlara yapılacak görevlendirmelerde belirli branşlardan olma şartı getirildi. Sendikalar değerlendirme sürecinde Ayrıca kız öğrencilerin tamamının bulunduğu okullarda kadın yönetici önceliği, müdür yardımcısı sayısı üç ve üzeri olan okullarda en az bir kadın müdür yardımcısı görevlendirilmesi kuralı getirildiği açıklanırken, yeniden görevlendirme süreçlerinde görev alacak il değerlendirme komisyonlarına, üye sayısı en fazla olan ilk dört sendikanın temsilcileri dahil edilecek. Değerlendirmeler ise puan üstünlüğüne göre yapılacak. Bunun yanı sıra görev süresini tamamlayan yöneticiler yeniden görevlendirme kapsamına alınacağı ifade edilirken, daha önce yöneticilik yapıp öğretmenliğe dönenler ise belirli şartları sağlamaları halinde yeniden yöneticilik başvurusu yapabilecek. Bakanlığa bağlı özel kurumlar için ayrı düzenleme Doğrudan Bakanlık merkez teşkilatına bağlı eğitim kurumlarına yapılacak yönetici görevlendirmeleri, Bakan onayıyla 4 ders yılı için yapılacak ve bu atamalarda yönetmeliğin diğer hükümleri uygulanmayacak. Yeni yönetmelikle MEB, eğitim kurumları yöneticiliğinde nesnel ölçütler, şeffaf değerlendirme ve standart bir sistem oluşturmayı hedeflediği belirtildi.
Kendilerini ‘polis ve savcı’ olarak tanıtan şüpheliler suçüstü yakalandı
30 Ocak 2026 Cuma - 09:13 Kendilerini ‘polis ve savcı’ olarak tanıtan şüpheliler suçüstü yakalandı Ankara’da yaşlı bir kadını ‘polis ve savcı’ olarak tanıtarak dolandıran şüpheli, Sakarya’ya giderken yakalandı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Asayiş Şube Müdürlüğü Dolandırıcılık Büro Amirliği ekiplerince yürütülen çalışmalarda, Ankara’da yaşlı bir kadını ‘polis ve savcı olarak tanıtarak’ dolandıran şahıslar operasyonla suçüstü yakalandı. Ekiplerin yaptığı tespitlerde yaşlı kadının yaklaşık 250 gram ziynet eşyasını şüpheliye elden teslim ettiği anlaşıldı. Soruşturma kapsamında, müştekinin altınları verdikten sonra dolandırıldığını anlaması sonucunda yapılan titiz çalışmalar sonrasında şüphelinin AŞTİ otogarından İstanbul’a giden otobüse bindiği tespit edildi. Adım adım takip edilen otobüs, Sakarya’da durduruldu ve şüpheli şahıs yakalandı. Hesaplarınız ele geçirildi diye kandırmış Şüphelinin; yaşlı kadını ‘hesaplarınız ele geçirildi, altınlarınızı da bize teslim etmeniz gerekiyor’ yalanıyla ikna ettiği para ve ziynet eşyası talep ettikleri, belirlenen adreste tespit edilmemek amacıyla maske ve kapüşon taktıkları belirlendi. Tüm ziynet eşyalarıyla yakalanan şüphelinin telefon incelemesi sonucu ortak hareket ettiği 2’nci şüpheli de yakalandı. Altınlar yaşlı kadına teslim edildi. Yakalanan şüpheliler, işlemlerinin ardından adli makamlara sevk edildi.
Jandarma 23 ilde 6 milyon adet uyuşturucu hap ele geçirdi
30 Ocak 2026 Cuma - 08:29 Jandarma 23 ilde 6 milyon adet uyuşturucu hap ele geçirdi İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, jandarmanın yaptığı operasyonlarda 6 milyon adet uyuşturucu hap ele geçildiğini açıkladı. Bakan Yerlikaya, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, jandarma ekipleri tarafından son 2 haftadır devam eden operasyonlarda 23 ilde uyuşturucu madde satıcılarına yönelik; 6 Milyon adet uyuşturucu hap ile, 270 kg uyuşturucu madde ele geçirdiğini belirterek bu operasyonlarda 521 şüphelinin yakalandığını, 177’sinin tutuklandığını ve 91’i hakkında adli kontrol hükümlerin uygulandığını, diğerlerinin işlemlerinin ise devam ettiğini kaydetti. Bakan Yerlikaya operasyonlarda ilgili şu bilgileri verdi: "Sosyal medya ve mesajlaşma programları üzerinden uyuşturucu madde sattıkları ve uyuşturucu ticaretini organize şekilde yürüttüklerinin tespit edilmesi üzerine; Cumhuriyet Başsavcılıklarımız ile Jandarma Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığımız koordinesinde, İl Jandarma Komutanlıklarımızca; 46 narkotik ve asayiş ekibi, 414 personelin katılımıyla; Afyonkarahisar, Ağrı, Aksaray, Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bitlis, Bursa, Hakkari, İstanbul, İzmir, Karabük, Kastamonu, Konya, Malatya, Manisa, Muğla, Sakarya, Samsun, Tekirdağ, Uşak ve Van’da operasyonlar düzenlendi. Uyuşturucuyla savaşımız; çok katmanlı, çok boyutlu ve kararlı bir seferberliktir. Elebaşından yöneticisine, üreticisinden torbacısına kadar zincirin her halkasını büyük operasyonlarla tek tek kırıp atıyoruz. Emeği geçenleri tebrik ediyorum."
Bakan Bayraktar: "Anlaşmayla kritik mineraller ve nadir toprak elementleri alanlarında somut projelerin hayata geçirilmesini hedefliyoruz"
29 Ocak 2026 Perşembe - 21:16 Bakan Bayraktar: "Anlaşmayla kritik mineraller ve nadir toprak elementleri alanlarında somut projelerin hayata geçirilmesini hedefliyoruz" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile Özbekistan Maden Endüstrisi ve Jeoloji Bakanı Bobir İslamov, Madencilik Alanında İşbirliğinin Geliştirilmesine İlişkin Mutabakat Zaptı’na imza attı. Bakan Bayraktar, "Anlaşma ile kritik mineraller ve nadir toprak elementleri alanlarında somut projelerin hayata geçirilmesini hedefliyoruz" dedi. Türkiye ile Özbekistan, madencilik alanında iş birliğini geliştirme kararı aldı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile Özbekistan Maden Endüstrisi ve Jeoloji Bakanı Bobir İslamov, Madencilik Alanında İşbirliğinin Geliştirilmesine İlişkin Mutabakat Zaptı’na imza attı. Anlaşma ile ilgili açıklama yapan Bakan Bayraktar, "Anlaşma ile kritik mineraller ve nadir toprak elementleri alanlarında bilgi paylaşımı, araştırma-geliştirme ve somut projelerin hayata geçirilmesini hedefliyoruz" dedi. Mutabakat zaptı imzalandı Bu kapsamda, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile Özbekistan Maden Endüstrisi ve Jeoloji Bakanı Bobir İslamov arasında "Madencilik Alanında İşbirliğinin Geliştirilmesine İlişkin Mutabakat Zaptı" imzalandı. "Önemli bir adım" Bakan Bayraktar, konuya ilişkin yaptığı sosyal medya paylaşımında, "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Özbekistan Cumhurbaşkanı Sayın Şevket Mirziyoyev’in eşbaşkanlıklarında gerçekleştirilen Türkiye-Özbekistan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi 4. Toplantısı’na iştirak ettik. Toplantının ardından liderlerin huzurunda, ‘Madencilik Alanında İşbirliğinin Geliştirilmesine İlişkin Mutabakat Zaptı’nı imzaladık. Anlaşma ile kritik mineraller ve nadir toprak elementleri alanlarında bilgi paylaşımı, araştırma-geliştirme ve somut projelerin hayata geçirilmesini hedefliyoruz. Atılan imzaların, liderlerin koyduğu ticaret hacmi hedefine ulaşılması için önemli bir adım olacağına inanıyor, ülkelerimiz adına hayırlı olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı. "Somut iş birliklerine yönelik yol haritası" Bakan Bayraktar, Türkiye-Özbekistan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi 4. Toplantısı marjında Özbek Bakan İslamov ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde ikili bir görüşme de gerçekleştirdi. Bakan Bayraktar, sosyal medya hesaplarından söz konusu görüşmeye ilişkin de, "Kardeş iki ülke arasında madencilik alanında süregelen güçlü ilişkileri daha ileriye taşımak ve potansiyel iş birliklerini hayata geçirmek adına verimli bir görüşme gerçekleştirdik. Kamu şirketlerimiz arasında yeni somut iş birliklerine yönelik yol haritamızı belirledik. Yer altı kaynaklarımızın karşılıklı tecrübe paylaşımı ile ekonomilerimize daha fazla katkı sağlamasını arzu ediyoruz" açıklamasını yaptı. Bakan Bayraktar, 5 Aralık’ta Özbekistan’a giderek Yeni Özbekistan için Sürdürülebilir Enerji Programı’na katılmış ve Özbek şirketlerle birlikte çalışarak madencilik alanında ilerlemeyi hedeflediklerini söylemişti.