Yerel Haberler
Ankara
16 Nisan 2026 Perşembe - 00:25 İçişleri Bakanlığı: "Okullarımızdaki güvenlik tedbirleri artırılmıştır" İçişleri Başkanlığı tarafından okullardaki güvenlik tedbirlerinin artırıldığı açıklandı. İçişleri Bakanlığı tarafından, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan silahlı saldırı olaylarının ardından açıklama yapıldı. İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, "Kahramanmaraş’ta bir okulumuzda meydana gelen silahlı saldırı, hepimizin yüreğini dağlamıştır. Bu elim hadisede hayatını kaybeden evlatlarımıza ve öğretmenimize Allah’tan rahmet; ailelerine, eğitim camiamıza ve aziz milletimize başsağlığı diliyoruz. Yaralı vatandaşlarımıza acil şifalar temenni ediyoruz. Olayın ilk anından itibaren devletimiz tüm kurumlarıyla birlikte sahadadır. Süreç; güvenlik, adli, idari ve eğitim boyutlarıyla çok yönlü ve titizlikle yürütülmektedir. İçişleri Bakanlığı olarak mülkiye ve polis başmüfettişlerimiz görevlendirilmiştir. Adli süreç, Adalet Bakanlığımızın koordinasyonunda hassasiyetle sürdürülmektedir. Millî Eğitim Bakanlığımız da dört başmüfettişle idari inceleme sürecini başlatmıştır. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımız, saldırıdan etkilenen yavrularımızın ve ailelerinin rehabilitasyon süreçlerini titizlikle yürütecektir" denildi. Sabah saat 09.00’da valiler, il emniyet müdürleri, il jandarma komutanları ve il milli eğitim müdürleri ile çevrimiçi toplantı yapılacağı söylenen açıklamada, "Sabah saat 09.00’da, valilerimiz, il emniyet müdürlerimiz, il jandarma komutanlarımız ve il millî eğitim müdürlerimizle bir araya gelerek geniş kapsamlı bir değerlendirme toplantısı gerçekleştireceğiz. Millî Eğitim Bakanımız Sayın Yusuf Tekin’in katılımıyla gerçekleştireceğimiz bu toplantıda, okullarımızın ve çevresinin güvenliğine yönelik tedbirleri bütün boyutlarıyla ele alacak, gerekli adımları süratle hayata geçireceğiz. Evlatlarımızın huzur ve güven içinde eğitim alması en temel önceliğimizdir. Bu doğrultuda ilgili tüm bakanlıklarımız ve kurumlarımızla güçlü bir koordinasyon içerisinde çalışmaktayız" ifadelerine yer verildi. Okullarda güvenlik önlemlerinin artırıldığı söylenen açıklamada, "Bu acı hadise üzerinden provokasyon üretmeye, milletimizin acısını istismar etmeye, suçu ve suçluyu övmeye, dezenformasyon yaymaya çalışanlar hakkında da gerekli işlemler kararlılıkla yürütülmektedir. Siber Suçlar, İstihbarat, Güvenlik ve Asayiş Daire Başkanlıklarımız tüm birimleriyle azami gayret göstermektedir. Okullarımızdaki güvenlik tedbirleri artırılmıştır. Sosyal medyada siber devriye çalışmalarımız kesintisiz bir şekilde büyük bir titizlikle yürütülmektedir. Devletimiz güçlüdür. Kurumlarımız eş güdüm içindedir" denildi.
15 Nisan 2026 Çarşamba - 23:39 81 ilde sosyal medyada halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayan kişiler hakkında adli işlem başlatıldı Adalet Bakanlığı, 81 ilde bulunan 171 ağır ceza cumhuriyet başsavcılığı koordinesinde, Telegram, sosyal medya ve diğer dijital mecralarda halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayan kişiler hakkında adli işlemler başlatıldığını açıkladı. Adalet Bakanlığının sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Kahramanmaraş ilinde meydana gelen okul saldırısı sonrasında, dijital platformlar üzerinden yapılan paylaşımlar ve sanal ortamda gelişen faaliyetler devletin yetkili birimleri tarafından yakından takip edilmektedir. Bu kapsamda, 81 ilde bulunan 171 ağır ceza cumhuriyet başsavcılığı arasında milletimizin huzur ve güvenlinin sağlanması amacıyla gerekli koordinasyon sağlanmış ve başta Telegram olmak üzere sosyal medya ve diğer dijital mecralarda, şiddeti öven, suçu ve suçluyu meşrulaştıran, korku ve panik oluşturmaya yönelik içerik paylaşan ve halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayan kişiler hakkında gerekli adli işlemler ivedilikle başlatılmıştır" ifadelerine yer verildi. Suç teşkil eden paylaşım yapan şahısların gözaltına alma işlemlerinin devam ettiği belirtilen açıklamada, "Cumhuriyet başsavcılıklarınca, ilgili kolluk birimleriyle koordinasyon içerisinde hareket edilerek dijital ortamlarda ‘sanal devriye’ faaliyetleri etkin şekilde yürütülmekte, suç teşkil eden içeriklerin kısa sürede tespit edilerek suç unsuru içeren paylaşımlarda bulunduğu değerlendirilen şahıslar hakkında gözaltı ve arama işlemleri dahil olmak üzere gerekli adli süreçler titizlikle yürütülmektedir" denildi.
İletişim Başkanı Duran: "Türkiye, nefretin dili yerine; barışın evrensel dilini savunmaya kararlılıkla devam etmektedir"
03 Nisan 2026 Cuma - 20:03 İletişim Başkanı Duran: "Türkiye, nefretin dili yerine; barışın evrensel dilini savunmaya kararlılıkla devam etmektedir" İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Türkiye, nefretin ve çatışmanın dili yerine; barışın, adaletin ve merhametin evrensel dilini savunmaya kararlılıkla devam etmektedir" dedi. İletişim Başkanı Duran sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımında, "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın son dönemde bölgesel ve küresel gelişmelere yönelik açıklamaları; birlik, kardeşlik ve ortak değerler etrafında kenetlenmemizin tarihi bir sorumluluk olduğunu açıkça ilan etmektedir. Ülkemiz uluslararası alanda ‘Güvenli Liman Türkiye’ olarak anılıyorsa bu, ırk, mezhep, din ve dil ayrımlarını reddeden; insanlık ortak paydasını önceleyen duruşumuzun neticesidir. Türkiye, nefretin ve çatışmanın dili yerine; barışın, adaletin ve merhametin evrensel dilini savunmaya kararlılıkla devam etmektedir" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin mazlumların yanında olmaya devam edeceğini vurgulayan Duran, "Bu çerçevede ülkemiz, krizlerin ortasında istikrarı temsil eden, kaos ve savaş çığırtkanlıklarının içinde ‘Barışın Anahtarı’ olmayı sürdürmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği üzere, ülkemiz hakikati korkusuzca dile getiren, mazlumun yanında duran ve küresel barış için sorumluluk üstlenen bir duruş sergilemektedir. Dün olduğu gibi bugün de bölgesel ve küresel gelişmeleri doğru okuyan, sağduyulu ve ilkeli politikalarıyla öne çıkmaktadır. Bu anlayışla; insani ve vicdani duruşumuzu esas alarak nerede bir mazlum varsa yanında olmaya, barış ve istikrar için tüm imkânlarımızla çalışmaya devam edeceğiz" dedi.
Bakan Işıkhan: "Türkiye’nin potansiyelini sosyal diyalog, istişare kültürü ve ortak akılla zirveye taşıyacağız"
03 Nisan 2026 Cuma - 19:11 Bakan Işıkhan: "Türkiye’nin potansiyelini sosyal diyalog, istişare kültürü ve ortak akılla zirveye taşıyacağız" Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, iş dünyası dinamizminin, Türkiye’nin büyüme potansiyelinin en güçlü teminatı olduğunu belirterek, "Bu dinamizmi sosyal diyalogla, istişare kültürüyle ve ortak akılla, inşallah bunu zirveye taşıyacağız" dedi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, çeşitli ziyaretlerde bulunmak ve Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu’nun (TİSK) Çalışma Hayatı İstişare Toplantısı’na katılmak üzere İzmir’e gitti. İzmir Ticaret Odası’nda düzenlenen toplantıda konuşan Bakan Işıkhan, dünya üretim olanakları, çalışma koşulları ve endüstriyel anlamda büyük bir değişim ve dönüşüm yaşarken bölgesel ve küresel anlamda da büyük bir insanlık sınavından geçtiğine değinerek, "Bu kritik atmosferin olumsuz etkilerine rağmen Türkiye; işçisiyle, işvereniyle, yatırımcısıyla, üreticisiyle, devlet millet el ele, Türkiye Yüzyılı hedeflerine emin adımlarla yürümektedir. Ayrıca çalışma hayatını tüm unsurlarıyla birlikte, ilmek ilmek örmeye, emek emek büyütmeye devam ediyoruz. Sadece istikrarlı büyüme sürecini değil, aynı zamanda, işgücü piyasalarının uyum kapasitesini artırarak, yeni çalışma modellerinin mevcut potansiyelimizle entegrasyonunu gerçekleştirerek, daha dayanıklı ve pozitif yönde rekabetçi bir ekonomik yapıyı inşa etmenin gayreti içerisindeyiz" ifadelerini kullandı. Işıkhan, Türkiye’nin güçlü üretim altyapısı, stratejik konumu ve dinamik iş dünyasıyla avantajlı bir durumda olduğuna vurgu yaparak, "Özellikle İzmir gibi, yüksek işgücü potansiyeline, güçlü ihracat kapasitesine ve dinamik çalışma hayatına sahip şehirlerimiz, ülkemizin bu avantajlı konumunu daha da güçlendirmektedir. Bu yönüyle İzmir, Türkiye’nin kalkınma yolculuğunda her daim öncü bir rol üstlenmiştir. Biz; girişimcilerimizin, işverenlerimizin ve ülkemizin potansiyeline güveniyoruz. Elbette bu güven ve kapasite, her birimize ayrı ayrı sorumluluklar da yüklemektedir" diye konuştu. "Yeni düzenleme ile İSG eğitimleri çalışma hayatının dinamiğine uygun hale getirildi" Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimlerinin Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik çalışmalarının Resmi Gazete’de yayımlandığını hatırlatan Bakan Işıkhan, "Yeni düzenleme ile İSG eğitimleri çalışma hayatının dinamiğine uygun bir şekilde uzaktan, yüz yüze veya iki yöntemle verilebilecek hale gelmiş durumda. Eğitimlerde yangın, acil durum gibi konuların ağırlığı artırılmış, eğitimlerin iş ve işyerinin risk düzeyine göre hazırlanmasına gerekli olan altyapı sağlanmıştır. Çağın gerektirdiği koşullara hakim, olası risklere karşı dayanıklı, değişime ve gelişime açık, herkesin refahtan pay aldığı, yatırım, üretim ve istihdam odaklı bir çalışma hayatını birlikte gerçekleştirmemiz elzemdir. Bilhassa yatırım-üretim-istihdam arasındaki güçlü bağ, işverenlerimizin, sosyal kalkınmamız ve toplumsal refahımızın akıbeti hususundaki etkin rolünü net bir şekilde ortaya koymaktadır. Sizler, yatırım, üretim ve istihdam konusunda ne kadar cevval olursanız, Türkiye’nin gelecek yüzyıla liderlik etme potansiyeli de o kadar artacaktır" dedi. "Türkiye’nin potansiyelini sosyal diyalog, istişare kültürü ve ortak akılla zirveye taşıyacağız" Işıkhan, iş dünyası dinamizminin, Türkiye’nin büyüme potansiyelinin en güçlü teminatı olduğuna dikkati çekerek, "Bu dinamizmi sosyal diyalogla, istişare kültürüyle ve ortak akılla, inşallah bunu zirveye taşıyacağız. Çünkü inanıyoruz ki; birlikte konuştuğumuz, birlikte karar verdiğimiz ve birlikte uyguladığımız politikalar daha güçlü, daha kapsayıcı ve daha sürdürülebilir olacaktır. Bu husustaki en önemli referansımız, hiç kuşkusuz, bugüne kadar başarmış olduğumuz ortak işlerdir" şeklinde konuştu. Nitelikli işgücü ve istihdam olanakları gelişmiş, yatırım ortamı refahı sağlanmış, yeni çalışma modellerine hakim ve tüm paydaşların haklarının korunduğu, standartları yüksek, ideal bir çalışma hayatını inşa etmek için hep birlikte çalışmaya devam edeceklerini kaydeden Bakan Işıkhan, "İzmir’den yükselen bu güçlü iş birliği ve istişare kültürünün, ülkemizin tamamına yayılacağına da yürekten inanıyorum. İnanıyorum ki, bugün burada yapacağımız değerlendirmeler, yalnızca bugünü değil, geleceğin çalışma hayatını da şekillendirecek önemli çıktılar üretecektir. Sizlerden beklentimiz; yatırım, üretim, istihdam hedefimize daha fazla katkı sunmanız ve Türkiye’nin gücüne güvenmenizdir. Saygıdeğer Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde; Bakanlık olarak bizler de hem çalışanlarımızın hem de işverenlerimizin, sorunlarının, ihtiyaç ve taleplerinin en yakın takipçisi olmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
MHP lideri Devlet Bahçeli: "Türkeş’e göre ‘Türk milletinin kutlu güç kaynaklarından biri birlik, beraberlik ve iç barış ülküsüdür"
03 Nisan 2026 Cuma - 18:06 MHP lideri Devlet Bahçeli: "Türkeş’e göre ‘Türk milletinin kutlu güç kaynaklarından biri birlik, beraberlik ve iç barış ülküsüdür" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Kurucu Genel Başkanı Alparslan Türkeş’in vefat yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajında, "Ona göre ‘Türk milletinin kutlu güç kaynaklarından biri birlik, beraberlik ve iç barış ülküsüdür. Bugün büyük bir toplumsal kabule mazhar olan Terörsüz Türkiye vizyonu, ‘iç barış ülküsü’ nün gerçeğe dönüşmesidir" dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Kurucu Genel Başkanı Alparslan Türkeş’i vefatının 29’uncu yıl dönümü nedeniyle açıklamalarda bulundu. Alparslan Türkeş’in, Türk milliyetçiliği fikrini kurumsallaştırarak geniş kitlelere ulaştıran, onu bir siyasi proje haline getiren büyük bir fikir, dava ve devlet adamı olduğunu vurgulayan Bahçeli, Türkeş’in açtığı ülkücü çığırı, milli heyecanı ve arzuları bir şuurda topladığına değindi. "Türkeş, zorlu şartlarda ilke ve ülkülerine cesaretle sahip çıkmış, duruşundan taviz vermemiştir" Bahçeli, Türkeş’in, Türk devlet ve siyaset hayatına derin izler bırakmış bir mücadele insanı olduğunu belirterek, "Fırtınalı yıllarda, zorlu şartlarda, sıkıntılı dönemlerde ilke ve ülkülerine cesaretle sahip çıkmış, duruşundan ve fikri tutarlılığından taviz vermemiştir. Hiçbir menfaat vaadine aldanmamış, yolundan dönmemiş, satanlardan, korkanlardan, terk edenlerden olmamıştır. Fani hayatını ülkesine, milletine ve ülkülerine adamıştır. Türk milliyetçiliğinin çile ve mücadeleyle geçen tarihine yakından şahit olmuş, müdahil olmuş, varlığı ile bu mücadeleye farklı bir anlam kazandırmıştır. Türkeş, Türklük ülküsü ile Türk milliyetçiliği davasının günümüze uzanan şerefli geçmişindeki en önemli şahsiyetlerinden birisidir. O, tarihten ilhamını alarak gözlerini geleceğin ufkuna dikmişti. ‘Emanet olunan davayı kucakladım. Hiç arkama bakmadan, tereddütsüz, hiçbir şeye aldırmadan yürüyorum’ sözleri ile büyük Türk milletinin elden ele taşınan mukaddes emanetini, nesilden nesile aktarma kararlılığını göstermiştir" ifadelerine yer verdi. "MHP, ülkemizin her sorununa cevap verebilecek fikir, kadroları yetiştiren bir siyaset ekolü haline gelmiştir" Bahçeli, Türkeş’in Türk milliyetçiliğini, Türk milletini sevmek ve onu yükseltmek ülküsü olarak ifade ederek ömrünü bu gayeye hizmetle geçirdiğini kaydederek, "Tutarlı hayat çizgisiyle, tavizsiz duruşuyla davamızın onuruna leke düşürmemiş; tehdit ve tehlikeler karşısında zaaf göstermemiştir. Büyük bir mücadele, engin bir gönül ve ülkü insanı olan Türkeş Bey, hayatını mukaddes davasına adamış, ruhunu Türk-İslâm ülküsünün başarısına vakfetmiş, sağduyunun gür sesi ve demokrasinin yılmaz bir neferi olmuştur. Haksızlık karşısında susmamış, geleceğin büyük Türkiye’sini planlamış ve bunu bıkmadan usanmadan anlatmıştır. Ne mutlu ki Milliyetçi Hareket Partisi, ülkemizin her sorununa cevap verebilecek fikir, vizyon ve kadroları yetiştiren bir siyaset mektebi ve ekolü haline gelmiştir. Fikriyatımız ve siyasi mücadelemiz aziz milletimizde ve mazlum gönüllerde karşılık bulmuştur" açıklamasında bulundu. "Türkeş, Milliyetçi Hareket’in temel felsefesini ‘insan sevgisi’ olarak belirledi" Türkeş’in yaktığı meşalenin sönmeyeceğini söyleyen Bahçeli, "Şanla, şerefle 57 yılı geride bırakan Milliyetçi Hareket Partisi, bugün dünden daha güçlü, daha gelişmiştir. Partimizin kurulduğu 1969’dan itibaren elde ettiğimiz birikim ve tecrübeler Türk ve Türkiye Yüzyılının inşa ve ihya müjdesi haline gelmiştir. Merhum Türkeş, ‘Türk milletinin büyük ve şanlı mazisine lâyık bir istikbâl meydana getirme davası’ olarak ifade ettiği Türk Milliyetçiliği davasını, ‘Türklük gurur ve şuuru ile İslâm ahlâk ve faziletini’ bir potada eriten bir manevî temele dayandırmıştır. Türkeş, Milliyetçi Hareket’in temel felsefesini ‘insan sevgisi’ olarak belirlemiş; ‘gerçek milliyetçiliğin, milleti meydana getiren her insanı hiçbir ayrım yapmaksızın aynı derecede sevmek’ olduğunu savunarak millî birlik ve beraberliğimizin temelini kuvvetlendirmiştir" dedi. "Türkeş’e göre ‘Türk milletinin kutlu güç kaynaklarından biri birlik, beraberlik ve iç barış ülküsüdür" Türkeş’in Türk milletine ilişkin görüşlerine değinen Bahçeli, şunları kaydetti: "Ona göre ‘Türk milletinin kutlu güç kaynaklarından biri birlik, beraberlik ve iç barış ülküsüdür. Onun ‘iç barış ülküsü’ tabiri Türkiye’deki her türlü fitne, tefrika ve ayrılık hareketine karşı çağları aşan bir panzehir hüviyetindedir. Bugün büyük bir toplumsal kabule mazhar olan Terörsüz Türkiye vizyonu, ‘iç barış ülküsü’ nün gerçeğe dönüşmesidir. Türkeş’i gerçek manada anmak, hatırasını yâd etmek; O’nu doğru anlamaktan, ülküsünü ve fikirlerini bütünüyle korumaktan, eserlerine ve emanetine yüksek bir şuurla sahip çıkmaktan geçer. Merhum Türkeş Bey’in iki kutlu emaneti olan Milliyetçi Hareket Partisi ve Ülkü Ocakları emin ve ehil ellerde bugün milletimizin istikbal ve istiklal güvencesidir. Milliyetçi ülkücü hareket, aynı ilkelerle yolunda yürümeye devam edecektir. Başbuğumuzun vizyonu doğrultusunda Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı olarak milli özlem ve hedeflerimize kararlı adımlarla ulaşmak, Türk ve Türkiye Yüzyılında lider ülke ve süper güç Türkiye’yi inşa etmek gayretindeyiz. Bizim gücümüz Türk milleti, yegâne sığınak ve manevi mükâfatımız Rabbimizin himaye ve ihsanıdır."
Devlet Memurları Konfederasyonu Genel Başkanı Kaya: "Memurumuz ayın sonunu getirecek maaşlara erişene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz"
03 Nisan 2026 Cuma - 17:02 Devlet Memurları Konfederasyonu Genel Başkanı Kaya: "Memurumuz ayın sonunu getirecek maaşlara erişene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz" Devlet Memurları Konfederasyonu (DMK) Genel Başkanı Osman Kaya, "Memurumuz ayın sonunu getirecek, emeklilerimiz kalan yaşamını rahat bir şekilde sürdürecek maaşlara erişene kadar bu mücadelemizi sürdüreceğiz" dedi. Kamu çalışanları, ekonomik şartlara dikkat çekmek amacıyla Hazine ve Maliye Bakanlığı önünde temsili bir eylem gerçekleştirdi. Eylemde üniformalı memurlar, bir ayı temsil eden beyaz zemin üzerinde yürüyerek ayın sonuna ulaşmaya çalıştı. Memurların üzerinde kira, kredi ve borç yazılı ayaklarına bağlı gülleler nedeniyle ilerleyemedikleri görüldü. Ardından basın açıklaması yapan Devlet Memurları Konfederasyonu Genel Başkanı Osman Kaya, İsrail’in saldırılarını sert sözlerle eleştirerek, yaşananların yalnızca belirli bir coğrafyayı değil, tüm insanlık onurunu hedef aldığını ifade etti. Masum sivillerin hedef alınmasının kabul edilemez olduğunu vurgulayan Kaya, işlenen suçların ve dökülen her damla kanın er ya da geç tarih önünde hesabının sorulacağını dile getirdi. "Türk-İş mart ayı açlık sınırını 32 bin 79 lira olarak duyurdu" Açlık sınırı ve yoksulluk sınırına değinen Kaya, "Türkiye Ziraat Odaları Birliği, üretici ile market arasında fiyat farkının yüzde 275,8’e dayandığını açıkladı. Türk-İş mart ayı açlık sınırını 32 bin 793 lira, yoksulluk sınırını 106 bin 817 lira olarak duyurdu. Memurun aldığı ortalama maaş 68 bin lira seviyelerindeyken, memur emeklisi ortalama maaşı ise 32 bin lira seviyelerinde. Düşünebiliyor musunuz, bu devlete emek veren ve halihazırda çalışan memurlarımız açlık sınırının biraz üstünde, yoksulluk sınırının ise çok altında bir maaşla geçinmeye çalışıyor. Emeklilerimiz içinse bu tablo daha da vahim" ifadelerini kullandı. "Memurların yüzde 80’i geçinemiyorum diyor" Geçen hafta 4 binin üzerinde memurun katılımı ile gerçekleştirilen anket verilerine değinen Kaya, "Memurların yüzde 80’i geçinemiyorum diyor. Yüzde 75’i bankalara aktif kredi borcu içinde, yüzde 56’sının kendine ait evi yok. Başımı sokacak evim var diyebilen ya yıllar önce ev almış ya da ana baba yanında, ana babadan kalma evde oturuyor. Evi olacakların yüzde 50’sinin de evi banka ipoteğinde. Yüzde 28’i arabam yok derken, neredeyse yüzde 100’ü umudum yok diyor. Şimdi bu tabloyu önümüze koyan, bizim de şu anda tam olarak önünde bulunduğumuz arkamızdaki binada bulunan yetkililere, ilgililere soruyoruz. Bu insanlar ne yapsın da geçinsin? Bu insanlar ayın sonunu nasıl getirsin? Bu insanlar evlatlarını ne yapsın da okutsun" diye konuştu. "Memurumuz ayın sonunu getirecek maaşlara erişene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz" Kaya, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Bir kez daha yetkililere, ilgililere çağrımızı yeniliyoruz. Memurun ve emeklinin çığlığını duyun. Memur ve emeklilerimizin maaşlarına ivedi bir şekilde yüzde 30’luk bir refah payı talep ediyoruz. 3600 ek gösterge sözünün artık vakit kaybetmeksizin yerine getirilmesini istiyoruz. Memur ve emeklilerimize net bir bayram ikramiyesi verilmesini talep ediyoruz. Seyyanen zam taban aylıklara yansıtılsın ve emeklilikte de geçerli olsun, adalet yerini bulsun istiyoruz. Biz diyoruz ki attığımız her adımı kararlılıkla atan, memurumuzu ve emeklimizi darda bırakmamak için mesai harcayan bizler; durmadan, duraksamadan bu yolda yürümeye devam edeceğiz. Memurumuz ayın sonunu getirecek, emeklilerimiz kalan yaşamını rahat bir şekilde sürdürecek maaşlara erişene kadar bu mücadelemizi sürdüreceğiz. İnanıyoruz ki bunu başaracağız."
Bakan Ersoy: "Bin 300 halk kütüphanesiyle 800 bin metrekareye ulaşarak rekor kırdık"
03 Nisan 2026 Cuma - 16:39 Bakan Ersoy: "Bin 300 halk kütüphanesiyle 800 bin metrekareye ulaşarak rekor kırdık" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, ülkede bin 300’ün üzerinde kütüphane ile hizmet verildiğini söyledi. Ersoy, kütüphane kullanım alanının ise 8 yılda 325 bin metrekareden 800 bin metrekareye çıkarıldığını ifade etti. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, 23. Ankara Kitap Fuarı’nın açılışında yaptığı konuşmada kütüphanelerin yalnızca kitap ödünç verilen alanlar olmaktan çıkarıldığını belirtti. Kütüphanelerin ‘yaşam boyu öğrenmenin, sosyal etkileşimin ve kültürel üretimin merkezleri’ haline getirildiğini ifade eden Ersoy, bu dönüşümün yayıncılık sektörüyle güçlü bir bağ kurduğunu dile getirdi. Geçen yıl içerisinde 52 yeni veya yenilenmiş halk kütüphanesinin hizmete alındığını kaydeden Ersoy, ülke genelinde bin 300’ün üzerinde kütüphaneyle hizmet sunulduğunu aktardı. Bakan Ersoy, kütüphane kullanım alanının ise son 8 yılda 325 bin metrekareden 800 bin metrekareye çıkarıldığına dikkat çekti. Yayıncılığa 318 milyon lirayı aşan destek Bakan Ersoy, Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen destek programlarına da değindi. Geçen yıl merkezi ve yerel kitap alımları ile süreli ve elektronik yayın desteklerinin toplam 241 milyon liraya ulaştığını belirten Ersoy, "Uluslararası fuar katılım destekleri, çeviri destekleri ve eser üretimi destekleri de eklendiğinde toplam destek miktarı 318 milyon lirayı aşmıştır" diye konuştu. Bu desteklerin yalnızca kültürel değil ekonomik katkı da sağladığını vurgulayan Ersoy, kamu desteklerinin sektörün sürdürülebilirliği açısından vazgeçilmez olduğunu ifade etti. Konuşmasında dijitalleşme projelerine de değinen Ersoy, ‘e-Kitabım’ ve ‘Kitap+’ platformlarıyla okurun kitaba erişiminin kolaylaştırıldığını belirtti. Türk klasiklerinin dijital ortama aktarılmasıyla kültürel mirasın yeni nesillere ulaştırıldığını kaydeden Bakan Ersoy, bu çalışmaların çağın gerekliliklerine uygun bir dönüşüm sunduğunu söyledi. Edebiyat Eserlerini Destek Programı (EDES) kapsamında 610 eserin desteklendiğini ifade eden Ersoy, yeni yazarların sektöre kazandırılmasının öncelikli hedefleri arasında yer aldığını dile getirdi. Uluslararası alandaki faaliyetlere de değinen Ersoy, Türk Kültür, Sanat ve Edebiyat Eserlerinin Dışa Açılımını Destekleme Projesi (TEDA) kapsamında 4 bin 599 eserin 99 ülkede 66 dile çevrildiğini belirtti. 2025 yılında 10 uluslararası kitap fuarına katılım sağlandığını söyleyen Ersoy, bu süreçte yaklaşık 7 bin 600 eserin dünya okuruyla buluşturulduğunu aktardı. Ersoy, 2002-2025 yılları arasında 34 ülkede düzenlenen 219 uluslararası kitap fuarına katılım sağlandığını, bu fuarların 15’inde Türkiye’nin ‘onur konuğu’ olduğunu belirterek, bin 597 yazar, çizer, çevirmen ve yayıncının uluslararası hareketliliğinin desteklendiğini, 236 binin üzerinde eserin ise dünya vitrinine taşındığını ifade etti. Söz konusu faaliyetlerin yayıncılık sektörüne somut ekonomik katkılar sunduğunu vurgulayan Ersoy, "Türk yayıncılığını hem ulusal ölçekte güçlendirmeye hem de küresel ölçekte görünür kılmaya kararlılıkla devam edeceğiz" dedi. "Okuyan nesiller güçlü geleceğin teminatıdır" Fuarın önemine değinen Ersoy, kitap fuarlarının kültürel etkileşim açısından önemli platformlar olduğunu vurguladı. Özellikle gençlere yönelik etkinliklerin öneminin altını çizen Bakan, "Okuyan, düşünen ve sorgulayan nesiller, güçlü bir geleceğin en sağlam teminatıdır" diye konuştu. Bakan Ersoy, fuarın ‘Onur Yazarı olarak seçilen Ayla Kutlu’yu tebrik ederek, edebiyata sunduğu katkılar dolayısıyla teşekkür etti. Ersoy, fuarın konuk ülkesi Kırgızistan ile TÜRKSOY Genel Sekreteri Sultan Raev’in katılımının kültürel bağları daha da güçlendireceğine inandıklarını ifade etti. 23’üncü Ankara Kitap Fuarı’nın hayırlı olmasını dileyen Ersoy, organizasyonda emeği geçen tüm paydaşlara teşekkür ederek sözlerini tamamladı.
Gürcistan-Azerbaycan sınırındaki C-130 kazasında dış müdahale bulgusuna rastlanmadı
03 Nisan 2026 Cuma - 16:36 Gürcistan-Azerbaycan sınırındaki C-130 kazasında dış müdahale bulgusuna rastlanmadı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, Gürcistan-Azerbaycan sınırında düşen C-130 tipi Türk askeri kargo uçağına yönelik yürütülen soruşturma çerçevesinde hazırlanan Jandarma kriminal raporuna göre, kazaya dış müdahale ya da patlayıcı bir unsurun neden olduğuna dair herhangi bir bulguya ulaşılamadığı belirtildi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Askeri Suçları Soruşturma Bürosu, 11 Kasım 2025’te Gürcistan’da düşen ve 20 askerin şehit olduğu Hava Kuvvetleri Komutanlığına ait C-130 tipi uçağa ilişkin soruşturmasını devam ediyor. Türk Silahlı Kuvvetlerine ait "A400M" tipi uçakla Tiflis’ten Ankara Mürted Hava Meydanı’na getirilen şehitlerin naaşları üzerinde Adli Tıp Kurumu’nda yapılan incelemelerde tamamlanarak dosyaya eklendi. Dosyaya giren Jandarma Genel Komutanlığı kriminal raporunda, uçağın enkazı üzerinde yapılan ilk teknik incelemelerin sonuçları yer aldı. Raporda, şu ifadeler yer aldı: "Uçağın yakınında patlayacak herhangi bir mühimmatın yapacağı şarapnel izine ve mühimmatın isabet etmesi sonucu oluşturacağı hasar izine de rastlanılmamıştır. El yapımı patlayıcı düzeneğinin patlaması neticesinde oluşacak patlama izine veya herhangi bir patlayıcı madde düzeneğiyle bu düzenek unsurlarına da rastlanılmamıştır." Raporda, yangın başlatıcı petrol türevi ya da alevi hızlandırıcı herhangi bir maddeye rastlanmadığı belirtilirken, enkaz üzerinde gerçekleştirilen element analizlerinde de şüpheli bir kimyasal bulguya ulaşılamadığı ifade edildi. Yürütülen süreç sonrasında, önce kaza kırım ön raporunun, ardından ise kesin raporun hazırlanacağı öğrenildi.
42 yıl 7 ay sonra emekli oldu: Son dersine yıllar önce mezun ettiği öğrencileri katıldı
03 Nisan 2026 Cuma - 16:26 42 yıl 7 ay sonra emekli oldu: Son dersine yıllar önce mezun ettiği öğrencileri katıldı Ankara’da görev yapan öğretmen İbrahim Fındık, 42 yıl 7 aylık meslek hayatını noktalayarak emekli oldu. İbrahim öğretmenin son dersine ise yıllar önce mezun ettiği öğrencileri katıldı. Ankara’nın Beypazarı ilçesinde uzun yıllar eğitim camiasına hizmet eden öğretmen İbrahim Fındık, 42 yıl 7 ay süren meslek hayatını tamamlayarak emekliye ayrıldı. Fındık’ın son dersine, 1993 ve 1995 yıllarında mezun ettiği öğrencileri katıldı. Dersin ardından öğretmenler ve mezun olan öğrenciler, hep birlikte pasta keserek Fındık’ın emekliliğini kutladı. "42 yıl 7 ay sonra mesleğin onuruna yakışır bir şekilde emekli olmaktan gurur duyuyorum" Artvin’de 1985 yılında öğretmen olarak göreve başladığını belirten Fındık, "Daha sonra Beypazarı İmam Hatip Lisesi’ne tayin oldum. 30 yılı aşkın görev yaptıktan sonra eski ismiyle Beypazarı Endüstri Meslek Lisesi’nde müdür yardımcılığı, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenliği yaptıktan sonra Şehit Onur Yaman İlkokulu’nda okul müdürlüğü yaptım. Son 7 yılda Beypazarı Şehit Hacı Kazım Ozan Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde öğretmen olarak başladığım göreve 42 yıl 7 ay sonra mesleğin onuruna yakışır bir şekilde, kurumun itibarını sağlayacak şekilde emekli olmanın gururunu, mutluluğunu duyuyorum" ifadelerini kullandı.