Yerel Haberler
Ankara
MHP Genel Başkanı Bahçeli, Ülkücü Şehitler Anıtı’nı ziyaret etti 27 Mayıs 2026 Çarşamba - 16:59:14 Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Ülkücü Şehitleri Anma Günü" dolayısıyla Ankara’nın Kızılcahamam ilçesindeki Ülkücü Şehitler Anıtı’nı ziyaret etti. Bahçeli, "Ülkücü için makam hakkı verilecek bir emanettir" dedi. ’Ülkücü Şehitleri Anma Günü’ dolayısıyla Kızılcahamam’a gelen MHP lideri Bahçeli, Ülkücü Şehitler Anıtı’nı ziyaret etti. Çok sayıda partili tarafından karşılanan Bahçeli, dua ettikten sonra Ülkücü Şehitler Anıtı’na kırmızı karanfil bıraktı. Burada bir konuşma gerçekleştiren ve sözlerine ülkücü şehitleri rahmetle, minnetle, hürmetle yad ederek başlayan Devlet Bahçeli, "Her yılın 27 Mayıs’ında Ülkücü Şehitler Anıtı’nda gerçekleştirdiğimiz bu cem; toprağa verdiği yol arkadaşlarına bitmek bilmeyen bir hicran duyan ülküdaşlarımızın ve görmeden sevdiği şehit ağabeylerinin acılarını gönüllerinde saklayan genç kardeşlerimizin aynı duada birleştiği, aynı sancağın gölgesinde sadakat ve şuur tazelediği mübarek bir hatırlayış meclisidir. 27 Mayıs; şehitlerimizin aziz hatırası karşısında nefsimizi hesaba çektiğimiz, bugün oturduğumuz makamların, üstlendiğimiz vazifelerin, taşıdığımız unvanların ardında nasıl büyük bedeller, nasıl ağır çileler, nasıl mübarek fedakârlıklar bulunduğunu yeniden hatırladığımız kutlu bir muhasebe günüdür" diye konuştu. "Ülkücü için makam hakkı verilecek bir emanettir" Ülkücülüğün sorumluluklarından bahseden Bahçeli, "Bilinmelidir, Milliyetçi Hareket Partisi’nin başkanlık divanından ilçe başkanlıklarına; milletvekilliği sorumluluğundan Ülkü Ocaklarımızdaki orta öğretimli genç kardeşlerimizin masa başkanlıklarına kadar bu hareketin her kademesi; şehitlerimizin kanı, dava büyüklerimizin alın teri, taş medreselilerimizin çektikleri ıstıraplar üzerine kuruludur. Bundan dolayı ülkücü için makam, hakkı verilecek bir emanettir. Milliyetçi-Ülkücü Hareket içinde alınan her görev, bir gösteriş payesi değil; hesabı önce Allah’a, sonrasında ise aziz milletimize ve hatıralarıyla mukaddes şehitlerimize verilecek ağır bir mesuliyettir. Bu ağır mesuliyetin altında ezilmeyişimiz, istikametimizin şahsi hesaplara değil; İ’la-yı Kelimetullah davasına, Nizam-ı Alem ülküsüne ve Türk milletinin ebedi istiklal iradesine dayanmasındandır. Çünkü davamız dualıdır, himaye edenimiz Allah’tır" ifadelerini kullandı. "Şehitlerimiz, bedeni fani alemden çekilmiş olsa da adıyla ve hatıralarıyla nesillerin yoluna kandil olmaktadır" Şehadetin, inançlarında tükeniş değil, diriliş olduğuna dikkati çeken Bahçeli, "Şehitlerimiz, Hakk’ın yoluna kuvvet olan, emrine şahitlik eden, son nefesiyle imanını tasdik eden, davasını nefsinin üstüne çıkaran kahramanlardır. Şehitlerimiz; batılın, zulmün ve zilletin karşısında dağ gibi duruşu ve dosdoğru yaşayışıyla hepimize örnek olan; dünya sürgününden ayrılıp ebediyete seferiyle Peygamber Efendimize komşu olma duasını taşıyan yiğitlerdir. Şehitlerimiz, bedeni fani alemden çekilmiş olsa da adıyla ve hatıralarıyla nesillerin yoluna kandil olmaktadır. Şehitlerimizin toprağın altındaki sükutu, nice nutuktan daha gür; yoklukları, aramızdaki nice varlıktan daha diridir. Zira onlar, lütuf ve keremle sevindirilen; arkalarından gelecek dava arkadaşlarına korkuya ve hüzne burada yer bulunmadığını müjdelemektedir. Bu müjde bugün saflarımızı sıklaştırmakta, imanımızı tazelemekte, irademizi metinleştirmektedir. Geride kalanlarımızın omuzlarına miras, gönüllerine miyar, yokuşlu yollarına mihver, karanlık zamanlarda ise mukaddes bir meşale olarak parlamaktadır. Ülkücü şehitlerimiz de böyledir. Duruşlarıyla gencecik ömürlerini aşan, binlerce genç kardeşimizin yüreğinde taşan, ocaklarımızda dua dua çoğalan, emanetleriyle nesilden nesle büyüyen iman erlerimiz, davaya hasredilmiş bir varlığın, aziz milletimize vakfedilmiş bir iradenin abideleşmiş isimleridir" ifadelerine yer verdi. "Bir ülkü peşinde, bir Turan düşünde şehadet şerbetini içtiler" Ülkücü şehitlerin birçok yarım kalan hikayesi olduğuna vurgu yapan Bahçeli, "Kimi üniversite koridorlarında, kimi öğrenci yurtlarında, kimi sokak başlarında, kimi zindan karanlıklarında, kimi darağacının gölgesinde imtihan edildi. Lakin her biri celladın urganına, hainin kurşununa, namerdin pususuna tebessümle yürüdü. Bir ülkü peşinde, bir Turan düşünde şehadet şerbetini içtiler. Can verdiler de canan bildikleri Türk-İslam davasını şahsi ikbal masalarında bozdurmadılar. Ülkücü şehitlerimiz; delikanlı düşlerinden, ana kucağından, baba ocağından, evlat sıcaklığından, kurulamamış yuvalarından, alınamamış diplomalarından geçtiler; dünyalık ne varsa ellerinin tersiyle ittiler, musalla taşını düğün meydanı saydılar. Ölümün soğuk nefesi puslu havaları sararken ürkenler ülkücü şehitlerimiz değildi. Ülkücü şehitlerimiz idam sehpalarına gülerek yürürken şehitlerimizin imanları karşısında küçülen, zulümlerini korkuyla büyüten o kahpe düzenin sahiplerinin dizleri titrerdi. Azrail’in nefesi enselerinde hissedilirken dahi kendi canını değil yanındaki dava arkadaşını düşünen; ’Önce beni asın, o benim acıma dayanamaz’ diyerek cellatlara dahi sıra nizamı veren ülkücü şehitlerimizin baş eğmeyen iradesi, Hareket’imizin tarihine altın harflerle yazılmış en mübarek satırlardır. Bunun içindir ki ülkücü şehitlerimiz; al bayrağımız ne zaman dalgalansa, üç hilalli sancağımız ne zaman gökleri kaplasa, ezanımız ne zaman gür sesle okunsa, nerede bir ülkücü Türk gencinin gözleri şehit ağabeyleri için dolsa orada yeniden hayat bulacaktır" açıklamasında bulundu. "Şehitler kervanımızın her halkasıyla bir ölsek de bin dirileceğimizi bir kez daha buradan haykırıyorum" "Ülkücü şehitlerimiz, Milliyetçi Hareket Partisi’nin fırtınalara rağmen değişmeyen dik duruşunda ve Ülkü Ocakları’nın sönmeyen ateşinde daima yaşayacaktır" diyen Bahçeli, "İlk ülkücü şehidimiz Ruhi Kılıçkıran’dan şehit Bakanımız Gün Sazak’a, Mustafa Pehlivanoğlu’ndan Cevdet Karakaş’a, Yusuf İmamoğlu’ndan Dursun Önkuzu’ya, Fikri Arıkan’dan Cengiz Baktemur’a, Ahmet Kerse’den son ülkücü şehidimiz Fırat Yılmaz Çakıroğlu’na kadar uzanan şehitler kervanımızın her halkasıyla bir ölsek de bin dirileceğimizi bir kez daha buradan haykırıyorum" diye konuştu. "Türk birliği mefkuremize, Türk milliyetçiliğinin son kalesi sıfatıyla ilelebet sahip çıkacağız" Ülkücülerin çetin zamanların, sarp yokuşların, çakıllı yolların, dar geçitlerin, sisli gecelerin yılmaz ve sarsılmaz yolcular olduğunu ifade eden Bahçeli şöyle devam etti: "Nefsini rafa kaldırmış, menfaatlere yüz çevirmiş, korkularını ardında bırakmış dava adamlarıdır. Güce yaslanmayan, istikbal kollamayan, secdeden başka hiçbir yerde alnını yere değdirmeyen bahadırlardır. Yağızlıklarını lafla değil, hayatlarıyla ispat eden; sadakatlerini kalabalık laflarla değil hainin karşısında değişmeyen karakterleriyle gösteren; kamera karşılarında değil mücadelede saf tutanlar ülkücülerdir. İşte bu nedenle ülkücülük, bir ömür taşınacak en yüce şereftir. Şehadet ise o şerefin ebediyetle taçlanmış halidir. Şehitlerimizin huzurunda bir kez daha ilan ediyorum. Milliyetçi Hareket Partisi olarak milletimizin birlik ve beraberliğini, dirlik ve düzenini, milli beka ve maneviyatımızı son nefesimize dek gözeteceğiz. ’Devlet-i ebed müddet’ şiarımıza, Türk birliği mefkuremize, Türk milliyetçiliğinin son kalesi sıfatıyla ilelebet sahip çıkacağız. Bugün aziz şehitlerimizin manevi huzurunda başımız mahzun, gönlümüz müsterih, irademiz işte burada dava arkadaşlarımızla müstahkemdir. Mahzunuz; çünkü nice dava arkadaşımızı kara toprağa emanet ettik. Müsterihiz; çünkü onların her biri tertemiz yaşadı, şahidiz. Müstahkemiz; çünkü asenasıyla, bozkurduyla, kundaktaki bebeğinden ak saçlısına dek burada ve onların bıraktığı sancağa omuz vermek için dimdik ayaktayız. Sözlerime son verirken başta merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş Bey olmak üzere; 27 Mayıs 1980’de menfur bir suikast sonucu şehit edilen merhum Gün Sazak Bey’i, 12 Eylül zulmünde darağaçlarına gönderilen ülkücü şehitlerimizle birlikte münferit tarihlerde Türk-İslam ülküsü uğruna toprağa düşen bütün dava şehitlerimizi hasretle ve vefayla anıyorum. Şehitlerimizin ruhları şad, makamları ali, emanetleri ebediyen aziz olsun. Ne mutlu ülküsünü şahsiyetinin özü sayanlara."
27 Mayıs 2026 Çarşamba - 15:53 Başkan Çetin’den muhtarlara Kurban Bayramı ziyareti Kurban Bayramı münasebetiyle mahalle muhtarlarını ziyaret ederek bayramlarını kutlayan Pursaklar Belediye Başkanı Ertuğrul Çetin, ziyaretlerde mahallelerin ihtiyaçları, belediye çalışmaları hakkında muhtarlarla kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Belediye Başkanı Ertuğrul Çetin, Kurban Bayramı dolayısıyla mahalle muhtarlarını ziyaret ederek bayramlarını kutladı. Gün boyu süren ziyaret programında mahalle muhtarlarıyla tek tek bir araya gelen Başkan Ertuğrul Çetin, hem bayram tebriğinde bulundu hem de mahallelerin ihtiyaçları, devam eden çalışmalar ve vatandaşların talepleri hakkında görüş alışverişinde bulundu. "Bayramlar; birlik ve beraberliğimizi güçlendiren, kardeşlik duygularımızı pekiştiren çok özel günlerdir" Muhtarların vatandaşlarla belediye arasında önemli bir köprü görevi üstlendiğini ifade eden Başkan Çetin, "Bayramlar; birlik ve beraberliğimizi güçlendiren, kardeşlik duygularımızı pekiştiren çok özel günlerdir. Bizler de bu anlamlı günlerde mahalle muhtarlarımızı ziyaret ederek hem bayramlarını kutlamak hem de mahallelerimizin durumu hakkında istişarelerde bulunmak istedik. Muhtarlarımız vatandaşlarımızın taleplerini en iyi bilen, mahallelerimizin nabzını tutan önemli temsilcilerimizdir. Hep birlikte el ele vererek ilçemizi daha güzel yarınlara taşımak için çalışıyoruz. Kurban Bayramı’nın başta ilçemiz olmak üzere ülkemize sağlık, huzur ve bereket getirmesini diliyorum" dedi. Muhtarlar ise ziyaretten duydukları memnuniyeti dile getirerek Başkan Ertuğrul Çetin’e teşekkür etti. Bayramda gerçekleştirilen ziyaretlerin moral ve motivasyon açısından anlamlı olduğunu belirten muhtarlar, mahallelere yönelik hizmetlerden dolayı da memnuniyetlerini ifade etti.
Sömestir tatilinde ailelerin adresi Elmadağ Kayak Merkezi oldu
19 Ocak 2026 Pazartesi - 17:07 Sömestir tatilinde ailelerin adresi Elmadağ Kayak Merkezi oldu Beyaza bürünen Elmadağ Kayak Merkezi, sömestir tatilini değerlendirmek isteyen Ankaralı ailelerin buluşma noktası oldu. Ankara’ya yaklaşık 20 kilometre uzaklıkta bulunan Elmadağ Kayak Merkezi, yarıyıl tatilinin başlamasıyla birlikte ziyaretçi akınına uğradı. Karne sevincini fırsata çeviren öğrenciler, aileleriyle birlikte kayak merkezine gelerek kayak ve kızak keyfi yaşadı. Sömestir tatilini değerlendirmek isteyen vatandaşlar, ata binme gibi etkinliklerle karın tadını çıkarırken, Elmadağ Kayak Merkezi’nde gün boyu yoğunluk oluştu. "Çocukları sevindirmek amacıyla kayak merkezine geldik" Elmadağ Kayak Merkezi’ne ilk defa geldiklerini ifade eden Melek Sargınalp, "Çocukları sevindirmek amacıyla kayak merkezine geldik. Onlara da bir sürpriz, eğlence olsun istedik. İlk defa geliyoruz, çok mutlu olduklarını düşünüyorum. Çok memnunuz, çok eğlenceli bir yer. Herkes gelsin, değerlendirsin tatilini" dedi. "Kartopu oynamayı düşünüyoruz, eğleneceğiz" Yarıyıl tatilini değerlendirmek için ailesiyle birlikte Elmadağ Kayak Merkezi’ne geldiğini belirten Senanur Topak, "Ailemle geldim buraya, kazak kayacağız. Çok eğlenceli, herkes buraya gelsin. Buradan sonra belki sucuk ekmek yeriz ailemle beraber. Kartopu oynamayı düşünüyoruz, eğleneceğiz. Herkesin gelmesini tavsiye ederiz" şeklinde konuştu. "Burası çok güzel bir yer, herkese de tavsiye ederiz" Kayak merkezini herkese tavsiye ettiğini vurgulayan Merve Polat, "Bütün çocukların buraya gelmesini isteriz. Biz de tatil olduğu için çocukları Elmadağ Kayak Merkezi’ne getirdik. Burası çok güzel bir yer, herkese de tavsiye ederiz. Buradan sonra sucuk ekmek yiyip, sıcak çikolata içmeyi düşünüyoruz ve bütün çocukların gelmesini isteriz" diye konuştu.
Türkçenin dünyadaki temsilcileri İstanbul’da bir araya geldi
19 Ocak 2026 Pazartesi - 16:18 Türkçenin dünyadaki temsilcileri İstanbul’da bir araya geldi Yunus Emre Enstitüsü tarafından düzenlenen Eğitim Sorumluları 3. İstişare Toplantısı ve Hizmet İçi Eğitim Programı, 44 ülkeden katılımcıyla İstanbul’da başladı. Yunus Emre Enstitüsü tarafından düzenlenen Eğitim Sorumluları 3. İstişare Toplantısı ve Hizmet İçi Eğitim Programı, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Serdar Çam, Yunus Emre Enstitüsü Başkan Yardımcısı Cahid Şenel ve 44 ülkeden gelen eğitim sorumlularının katılımıyla İstanbul’da başladı. Açılış programında konuşan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Serdar Çam, istişarenin önemine değinerek istişaresiz başarıya ulaşmanın mümkün olmadığını ifade etti. "Sizlerin emeği bizim için son derece değerlidir" Görev başında olan eğitim sorumlularına seslenen Şenel, "Sizler, bazen binlerce kilometre uzakta, farklı coğrafyalarda, belki de daha önce aşina olmadığımız kültürlerin içinde Türkçeyi anlatıyor, Türk kültürünü tanıtıyor, Türkiye’ye dair doğru, sahici ve sıcak bir bağ kuruyorsunuz. Bu, son derece kıymetli olduğu kadar fedakarlık da gerektiren bir görevdir. Hepimiz biliyoruz ki bu görev, birbirini izleyen akademik takvimlerden, materyal tasarımlarından, müfredatlardan veya sınavlardan ibaret değildir. Kimi zaman yalnızlıkla, kimi zaman imkânların sınırlılığıyla, kimi zaman da kültürel farklılıkların doğurduğu zorluklarla mücadele etmeyi gerektirir. İşte tam da bu sebeple sizlerin emeği bizim için son derece değerlidir. Ve yine buradan açıkça ifade etmek isterim ki: Yaptığınız işlerin farkındayız, gösterdiğiniz fedakârlıkları görüyoruz ve her birinizle ayrı ayrı gurur duyuyoruz. Gerek şahsımın gerekse kurum yöneticisi çalışma arkadaşlarımın temel yaklaşımı da tam olarak budur aslında. Sahadaki arkadaşlarımızın yolunu açmak, onları desteklemek ve her şartta onların yanlarında olduğumuzu hissettirmek. Çünkü güçlü bir merkez ancak sahasıyla sürekli temas hâlinde olan merkezdir. Kapılarımız sizlere her zaman açıktı" diye konuştu. Aynı zamanda Şenel, Türkçe öğretiminin sadece dil aktarımından ibaret olmadığını; kültür, düşünce ve gönül dünyasının paylaşımı olduğunu belirtti. Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi, yeni öğretim modelleri ve dijital eğitim araçlarının ele alındığı program, 5 gün boyunca devam edecek. Programda, pedagojik donanımlarını güçlendirecek akademik oturumlara ve teknik atölyeler dahil olacak. Program kapsamında Avrupa Ortak Dil Metni (CEFR) standartları, Enstitü’nün güncel öğretim modelleri ve dijital materyal geliştirme süreçleri detaylı olarak ele alacak. Ayrıca eğitimde yapay zeka kullanımı, ölçme-değerlendirme standartları ve protokol kuralları gibi teknik seminerlerin yanı sıra, saha deneyimlerinin paylaşıldığı yuvarlak masa toplantıları ve kurumsal iş akışını güçlendirmeye yönelik sunumlar gerçekleştirilecek. Program, personelin motivasyonunu artıracak kültürel gezi ve etkinliklerle tamamlanacak.
MKE TOLGA’nın ilk ihracatı Katar’a
19 Ocak 2026 Pazartesi - 15:43 MKE TOLGA’nın ilk ihracatı Katar’a Makine ve Kimya Endüstrisi AŞ (MKE) ile Katar Savunma Bakanlığı’na bağlı Barzan Holding arasında, savunma sanayii alanında ortak girişim kurulmasına yönelik mutabakat zaptı Doha’da imzalandı. Anlaşma kapsamında MKE’nin TOLGA Yakın Hava Savunma Sistemi’nin Katar’a satışı da öngörülüyor. MKE ile Katar Savunma Bakanlığı’na bağlı Barzan Holding arasında savunma ve yatırım faaliyetlerini kapsayan iş birliğinin, ortak girişim (joint venture) modeliyle hayata geçirilmesi konusunda mutabakata varıldı. Taraflar arasında ortak girişim kurulmasına yönelik mutabakat zaptı, 19 Ocak tarihinde Katar’ın başkenti Doha’da düzenlenen DIMDEX Fuarı’nda imzalandı. Tören, Millî Savunma Bakan Yardımcısı Musa Heybet, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün ile Katar Başbakan Yardımcısı ve Savunma İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Şeyh Saud bin Abdurrahman bin Hasan bin Ali Al Sani’nin refakatinde gerçekleştirildi. Mutabakat zaptına, MKE Genel Müdürü İlhami Keleş ile Barzan Holding CEO’su Mohammed Al Sadah imza attı. İmzalanan anlaşma kapsamında, MKE ile Barzan Holding arasında Katar’da ortak bir girişim kurulması, bu ortaklık aracılığıyla Katar’a patlayıcı üretim kabiliyeti kazandırılması ve MKE’nin yüksek teknoloji ürünlerinden TOLGA Yakın Hava Savunma Sistemi’nin Katar’a satışının gerçekleştirilmesi hedefleniyor. MKE TOLGA’nın ilk ihracatı Katar’a MKE tarafından "Etkili, Basit ve Ucuz" yaklaşımıyla geliştirilen TOLGA Yakın Hava Savunma Sistemi, mini ve mikro insansız hava araçları, taktik dronlar, akıllı mühimmat ve seyir füzelerine karşı yerli imkânlarla geliştirildi. Sistemin, Doha’da imzalanan mutabakat zaptı kapsamında ilk ihracat başarısını elde etmesi ve satış sürecinin tamamlanmasının ardından Katar ordusunun envanterine girmesi öngörülüyor. Radar, jammer ve silah sistemlerini bünyesinde barındıran TOLGA, rafineri, havalimanı, üs ve liman gibi kritik tesislerin korunmasının yanı sıra kara birlikleri, hareketli konvoylar ve deniz platformlarının savunulmasında görev yapabilecek şekilde tasarlandı. Sistem bünyesinde kullanılan mühimmatların da MKE mühendisleri tarafından geliştirildiği, infilak süresi ve mesafesi optimize edilebilen anti-dron mühimmatın, parçacıklı yapısıyla hedef çevresinde metal bir bulut oluşturarak tehditleri etkisiz hale getirdiği bildirildi.