Yerel Haberler
Ankara
23 Mayıs 2026 Cumartesi - 18:32 Özgür Özel: "Kılıçdaroğlu ile aramızda bir uzlaşı yok" Özgür Özel, "‘Uzlaştılar, biri Grup Başkanı olacak, biri Genel Başkan olacak.’ Arkadaşlar böyle bir uzlaşı yok. Zaten biz bu butlan kararını tanımadığımız için, tanımadığımız bir kararda uzlaşacak halimiz yok" dedi. Özgür Özel, CHP Genel Merkezinde basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Kapalı grup toplantısında 110 oy ile grup başkanı seçilen Özel, gelemeyen vekillerin mazeretlerini bildirdiklerini söyleyerek, "Onların da destek ifadeleriyle ve daha sonra da ‘Seçim olacağını bilmiyorduk, bilseydik gelirdik’ diyen çok sayıda arkadaşımız var. Ama görünürde 110 arkadaşımızın açık desteğiyle yeniden Grup Başkanı seçildim. Bu konu artık her kararın istismar edildiği yerde Meclis’e de bunu sirayet ettirme ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubunda bir boşluk oluşturma ihtimaline karşı ve biraz da aslında bunun böyle olmasını ben de istedim. Olur, olmaz yerlerde okuyoruz. ‘Butlan kararının arkasında 90 milletvekili var’ falan. Bugün 110 milletvekilinin hangi kararının arkasında olduğu ki bunun üzerine de yapılan açıklamaları da siz takip ediyorsunuz. Cumhuriyet Halk Partisi grubunda bilinen ayrışmanın ötesinde bir ayrışmanın olmadığının görülmesi çok önemli. O yüzden hep birlikte bu kararı aldık" açıklamasında bulundu. "Biz butlan kararını tanımadığımız için, tanımadığımız bir kararda uzlaşacak halimiz yok" Özel, TBMM’de haftalık grup toplantılarını kendisinin yapacağını dile getirerek, "Yapılacak grup toplantısında, ben kurultayımız yapılana kadar Grup Başkanı olarak, kurultayımız yapıldıktan sonra da yeniden Genel Başkan ve Grup Başkanı olarak haftalık grup toplantılarımızı elbette ben yapacağım. Bunun dışında şöyle haberler okudum, yorumlar. İşte ‘Uzlaştılar, biri Grup Başkanı olacak, biri Genel Başkan olacak.’ Arkadaşlar böyle bir uzlaşı yok. Zaten biz bu butlan kararını tanımadığımız için, tanımadığımız bir kararda uzlaşacak halimiz yok. Ama şöyle bir uzlaşı olacak veya onun olması elzem ve herkesin istediği bu. Herkesin istediği, herkesin beklediği bir tek şey var. O da kurultayın, tüzüğümüzde öngörülen en kısa sürede, bu da 40 gün gibi bir süredir. 40 günlük bir süre içerisinde toplanması, partinin bu tartışmalardan çıkıp iktidar yürüyüşünü sürdürmesi" diye konuştu. "Partiyi 40 gün içinde kurultaya götürürüz ve artık bu kabus biter" Özel, sözlerine şöyle devam etti: "Parti Meclisimizin görüşünü alacağım, yarın il başkanlarının görüşleri alınacak. Dün Kemal Bey’le görüştüğümüzde demiştim, ‘Ben arkadaşların görüşlerini alacağım, ardından da bir temas kurarız’ diye tahmin ediyorum, biz bir görevlendirme yaparız. Kemal Bey’den de bu görevlendirmeyi talep ederiz. Oturur arkadaşlarımız ve hızlı şekilde partiyi sağ salim ayrışmadan, bölünmeden, tartışmadan 40 gün içinde ya da bayramdan sonraki 40 gün içinde, ilk mesaiyi takip eden 40 gün içinde, nasıl yapacaksak kurultaya götürürüz ve artık bu kabus biter, devamında yine herkesin umutlarını besleyen iktidar yürüyüşümüz başlar" açıklamasında bulundu. "Bu hiç istemediğimiz hiç de meşru olmayan ara dönemden partimizi hızla çıkarmak durumundayız" Kemal Kılıçdaroğlu’nun 40 gün içerisinde kurultayın yapılmasına nasıl baktığının sorulması üzerine Özel, "Dünkü telefon görüşmemizde kendisi ‘En uygun zamanda yapalım’ demişti. Ben de en uygun zamanın en kısa zaman olduğu görüşünü ifade etmiştim kendisiyle. Bu çerçevede arkadaşlarımız herhalde görüşürler ve ona göre en doğru karar hep birlikte verilir. Ama burada hiç şüphe yok ki siz de görüyorsunuz, en uygun zaman en kısa zamandır. Bu hiç istemediğimiz aslında hiç de meşru olmayan ara dönemden partimizi hızla çıkarmak durumundayız" dedi. "Genel Başkanımızla yüz yüze de görüşürüz sohbet de ederiz. Ama gazetede kurultay kararının ilanını okuduktan sonra" Özel, Kılıçdaroğlu’nun butlan kararı sonraki konuşmasını takip edip etmediği ve yüz yüze görüşme olup olmayacağının sorulmasına ise, "Siyasette çeşitli gelişmeler olur, ona göre pozisyonlar alınır. Biz dün telefonda birbirimize görüşlerimizi ifade ettik, şimdi teknik arkadaşların görüşmelerini yapma zamanı. Ondan sonrasında, kurultay kararı alındıktan sonra ki ben bundan önce defalarca Kılıçdaroğlu’yla yüz yüze görüştüm ve büyük bir memnuniyetle o zaman yine görüşürüm. Ama 40 gün sonraki kurultay kararını, gazete ilanını okumam lazım. Ondan sonra elbette önceki Genel Başkanımızla yüz yüze de görüşürüz, oturur sohbet de ederiz. Ama gazetede kurultay kararının ilanını okuduktan sonra" diye konuştu. "En kısa sürede kurultay ile ilgili adımı atması Kemal Beyin’de menfaatine" 40 günlük sürenin sonunda kurultaya gidilmemesi halindeki tutumunun ne olacağına ilişkin soruya ise Özel, "Kemal Bey’le bu konuyu arkadaşlarımız görüşecekler. 40 gün içinde kurultay ile ilgili o bir karar verir ve bir adım atarsa bu hem partimiz için, hem ülkemiz için ama hem de kendisi için en doğru karar olacak. Çünkü ben gerçekten üzülüyorum bazı sloganlara, bazı tepkilere. Sonuçta bunlar partimizde geçmişte seçilerek Genel Başkanlık yapmış birisine yönelen tepkiler. Sokağın sesini duyuyorsunuz, görüyorsunuz arkadaşlar. Bunu ben anlatmayayım yani size. O yüzden 40 gün sonraya en kısa sürede kurultay ile ilgili adımı Kemal Bey’in atması ya da bu adımı müştereken atmamız partinin de Kemal Bey’in de menfaatine. Yoksa biz bu noktada bize Siyasi Partiler Kanunu’nun, tüzüğün verdiği tüm imkanları kullanarak en kısa sürede kurultay için adımlarımızı atacağız zaten" dedi. "Delegemizin ‘Otur’ dediği yerde otururuz ve bizi onlardan başka kimse kaldıramaz" Özel, ‘Genel Merkezi terk etmeme kararı almıştınız. Bayramda da bu süreç devam edecek mi?’ sorusuna, "Bayramlar bitmez. Kurban Bayramı biter, arkasından bir başka bayram gelir. Biz delegemiz bizi layık gördüğü makamdan uzaklaştırmadıkça ya da görev süremiz dolup da bir başkasını oraya layık görmedikçe delegemizin ‘Otur’ dediği yerde otururuz ve bizi onlardan başka kimse kaldıramaz" diye konuştu.
Uzmanından uyarı: "Gebelerimiz influenza hastalığında doktor tavsiyesi dışında asla ilaç kullanmamalı"
23 Ocak 2026 Cuma - 15:09 Uzmanından uyarı: "Gebelerimiz influenza hastalığında doktor tavsiyesi dışında asla ilaç kullanmamalı" Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği’nden Perinatoloji Uzmanı Dr. Coşkun Ümit, "Özellikle gebelerimiz influenza hastalığında doktor tavsiyesi dışında asla ilaç kullanmamalı" dedi. Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğinden Uzm. Dr. Coşkun Ümit, influenza gribine yakalanan gebelere tedavi konusunda uyarılarda bulundu. Ümit, "Gebelik fizyolojik değişiklikleri itibari ile influenza virüsünün daha tehlikeli olduğu daha etkin olduğu gebelerimizi ve fetüslerimizin hayatını tehdit edebileceği bir süreç" ifadelerini kullandı. Gebelikte bu sürecin ağır olmasının sebeplerine değinen Ümit, "Fetüsün baskısı nedeniyle diyafram dediğimiz karın zarının üste doğru çıkması ve bunun da akciğer kapasitesini azaltması. Diğer bir neden ise gebelikte bağışıklık sisteminde gerçekleşen değişiklikler ve son olarak da kardiyak output dediğimiz kalbin kan pompalama basıncının artması ve dolayısıyla oksijen tüketiminin artması. Normalde ufak tefek semptomlarla belirtilerle atlattığımız bir grip virüsü bir soğuk algınlığı gebelerimizde oldukça ağır seyredebilmek de dolayısıyla normalde ayaktan atlata bildiğimiz influenza yani grip hastalığı gebelerde oldukça ağır seyretmekte" şeklinde konuştu. İnfluenza virüsünün gebelerdeki tehlikesine vurgu yapan Ümit sözlerine şöyle devam etti: "Anne karnındaki fetüs ilk haftalarda karşılaşırsa bir kere yarık damak dudak gibi nöral tip tefek kuyruk sokumunu açıklığı gibi ateşle beraber olabilecek konjenital anomaliler fetüs etkilemekte. Yine bebekle ilgili erken doğum tehlikesi, düşük doğum ağırlığı, gelişme geriliği ve hatta fetüsün anne karnında kaybına kadar giden istemediğimiz ciddi belirtiler, ciddi sonuçlar doğurabilmekte. Peki annelerimiz de neler olabilir onlarda da çok ciddi bilinç bulanıklığı, öksürük, düşmeyen ateş, titreme, terleme ve hatta bazen yoğun bakım ihtiyacı bile doğabilmekte. Dolayısıyla influenzayı gebelikte kesinlikle ve kesinlikle küçümsemeyeceğiz ve gerekli önlemleri alacağız." Hamile bireylerin kendini nasıl koruması gerektiği hakkında bilgi veren Ümit, şu ifadeleri kullandı: "İnfluenza tabii ki hepimizin bildiği bu soğuk algınlığı belirtileri dediğimiz öksürük, ateş, boğaz ağrısı, boğazda yanma, burun tıkanıklığı, burun akıntısı, terleme, düşmeyen ateş. Bir kere hastaneye başvurmamız gereken halsizlik, kırgınlık, yaygın kas ağrısı. Bunlar influenzanın hepimizin çok iyi bildiği belirtileri. Tabii ki gebelikte kullandığımız ilaçlar son derece önemli her ilacı kullanamıyoruz çünkü bazı ilaçlar bebeğe olumsuz etkiler oluşturabiliyor. Dolayısıyla doktor reçetesi olmadan, doktor tavsiyesi olmadan kulaktan dolma bilgilerle asla ilaç kullanmayalım. Sadece sağlık kuruluşlarında doktorlarımızın reçete ettiği ilaçları kullanalım. Aşıyı zaten vurguladım, mutlaka özellikle eylül ve nisan ayları arasında hangi haftada olursak olalım, gebeliğin hangi haftasında, hangi periyodunda olursak olalım grip aşımızı muhakkak yaptıralım. Grip aşısı bebeğe herhangi bir zarar kesinlikle vermiyor. İlk üç ay, ikinci üç ay ve üçüncü üç ay güvenle yapılabilir. Annemizi korumakla kalmıyor, aynı zamanda bebeğimizi de koruyor. Çünkü bu antikorlar yani bu bağışıklık maddeleri bağışıklık etkenleri plasenta yoluyla bebeğe de geçmekte. Bu bizim için büyük bir avantaj, dahası bu etkiler emzirme sürecinde de gene bu olumlu etkiler, bu antikorlar anne sütü yoluyla bebeğe geçip ilk altı ayda bebeğin korunmasını sağlamakta. Bu neden önemli çünkü ilk altı ay bebeğin en savunmasız, en hassas ve dış etkenlere en açık olduğu dönem. Dolayısıyla aşımız sadece gebelerimizi korumakla kalmıyor, aynı zamanda bebeklerimizi, yeni doğanlarımızı da koruyor." Ümit, acil bir durum olmadıkça kendilerini izole etmeleri gerektiğini söyleyerek, "Bunların da gene gebelikte güvenilirlikleri ispatlanmış, çeşitli antiviral ajanlar bunları da gene güvenle gebelikte kullanabiliyoruz ve mutlaka maske takılması gerektiğini, grip belirtileri olan birinin mutlaka karantina gibi dediğimiz mümkünse dışarıya çıkmaması, acil bir durum olmadıkça kendini koruması, kendini dışarıdan izole etmesi son derece önemli" dedi.
Bakan Göktaş: "Sosyal risk haritalarımızla sahada erken uyarı ve sistematik izleme konusunda yeni bir dönem başlattık"
23 Ocak 2026 Cuma - 15:00 Bakan Göktaş: "Sosyal risk haritalarımızla sahada erken uyarı ve sistematik izleme konusunda yeni bir dönem başlattık" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Sosyal risk haritalarımızla sahada erken uyarı ve sistematik izleme konusunda yeni bir dönem başlattık. Hedefimiz çok net. Risk işaretlerini ilk görüldüğü yerde yakalamak" dedi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, çocukların suça sürüklenmesine yol açan riskleri erken aşamada tespit edebilmek için yeni bir dönem başlattıklarını duyurdu. Risk işaretlerinin görüldüğü yerde yakalanacaklarını belirten Bakan Göktaş, ilçe, mahalle ve hane düzeyinde riskleri doğrudan izleyerek harekete geçeceklerini ifade etti. Bakan Göktaş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verdi: "Tamamladığımız Çocuğun Suça Sürüklenmesi Sosyal Risk Haritamızın İstanbul İl Koordinasyon Toplantısını gerçekleştirdik. Çocukların suça sürüklenmesine yol açan riskleri erken aşamada tespit etmek hayati önem taşıyor. Sosyal risk haritalarımızla sahada erken uyarı ve sistematik izleme konusunda yeni bir dönem başlattık. Hedefimiz çok net. Risk işaretlerini ilk görüldüğü yerde yakalamak. İlçe, mahalle ve hane düzeyinde riskleri doğrudan izleyerek harekete geçiyor, zamanında ve etkin müdahalelerde bulunuyoruz. Evlatlarımıza daha güvenli bir gelecek inşa etmek için aynı hassasiyet ve kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz."
Uzmanından uyarı: "Gebelerimiz influenza hastalığında doktor tavsiyesi dışında asla ilaç kullanmamalı"
23 Ocak 2026 Cuma - 15:00 Uzmanından uyarı: "Gebelerimiz influenza hastalığında doktor tavsiyesi dışında asla ilaç kullanmamalı" Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğinden Perinatoloji Uzmanı Uzm. Dr. Coşkun Ümit, "Özellikle gebelerimiz influenza hastalığında doktor tavsiyesi dışında asla ilaç kullanmamalı" dedi. Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğinden Uzm. Dr. Coşkun Ümit, influenza gribine yakalanan gebelere tedavi konusunda uyarılarda bulundu. Ümit, "Gebelik fizyolojik değişiklikleri itibari ile influenza virüsünün daha tehlikeli olduğu daha etkin olduğu gebelerimizi ve fetüslerimizin hayatını tehdit edebileceği bir süreç" ifadelerini kullandı. Gebelikte bu sürecin ağır olmasının sebeplerine değinen Ümit, "Fetüsün baskısı nedeniyle diyafram dediğimiz karın zarının üste doğru çıkması ve bunun da akciğer kapasitesini azaltması. Diğer bir neden ise gebelikte bağışıklık sisteminde gerçekleşen değişiklikler ve son olarak da kardiyak output dediğimiz kalbin kan pompalama basıncının artması ve dolayısıyla oksijen tüketiminin artması. Normalde ufak tefek semptomlarla belirtilerle atlattığımız bir grip virüsü bir soğuk algınlığı gebelerimizde oldukça ağır seyredebilmek de dolayısıyla normalde ayaktan atlata bildiğimiz influenza yani grip hastalığı gebelerde oldukça ağır seyretmekte" şeklinde konuştu. İnfluenza virüsünün gebelerdeki tehlikesine vurgu yapan Ümit sözlerine şöyle devam etti: "Anne karnındaki fetüs ilk haftalarda karşılaşırsa bir kere yarık damak dudak gibi nöral tip tefek kuyruk sokumunu açıklığı gibi ateşle beraber olabilecek konjenital anomaliler fetüs etkilemekte. Yine bebekle ilgili erken doğum tehlikesi, düşük doğum ağırlığı, gelişme geriliği ve hatta fetüsün anne karnında kaybına kadar giden istemediğimiz ciddi belirtiler, ciddi sonuçlar doğura bilmekte. Peki annelerimiz de neler olabilir onlarda da çok ciddi bilinç bulanıklığı, öksürük, düşmeyen ateş, titreme, terleme ve hatta bazen yoğun bakım ihtiyacı bile doğa bilmekte. Dolayısıyla influenzayı gebelikte kesinlikle ve kesinlikle küçümsemeyeceğiz ve gerekli önlemleri alacağız." Hamile bireylerin kendini nasıl koruması gerektiği hakkında bilgi veren Ümit, şu ifadeleri kullandı: "İnfluenzada tabii ki hepimizin bildiği bu soğuk algınlığı belirtileri dediğimiz öksürük, ateş, boğaz ağrısı, boğazda yanma, burun tıkanıklığı, burun akıntısı, terleme, düşmeyen ateş. Bir kere hastaneye başvurmamız gereken halsizlik, kırgınlık, yaygın kas ağrısı. Bunlar influenzanın hepimizin çok iyi bildiği belirtileri. Tabii ki gebelikte kullandığımız ilaçlar son derece önemli her ilacı kullanamıyoruz çünkü bazı ilaçlar bebeğe olumsuz etkiler oluşturabiliyor. Dolayısıyla doktor reçetesi olmadan, doktor tavsiyesi olmadan kulaktan dolma bilgilerle asla ilaç kullanmayalım. Sadece sağlık kuruluşlarında doktorlarımızın reçete ettiği ilaçları kullanalım. Aşıyı zaten vurguladım, mutlaka özellikle Eylül ve Nisan ayları arasında hangi haftada olursak olalım, gebeliğin hangi haftasında, hangi periyodunda olursak olalım grip aşımızı muhakkak yaptıralım. Grip aşısı bebeğe herhangi bir zarar kesinlikle vermiyor. İlk üç ay, ikinci üç ay ve üçüncü üç ay güvenle yapılabilir. Annemizi korumakla kalmıyor, aynı zamanda bebeğimizi de koruyor. Çünkü bu antikorlar yani bu bağışıklık maddeleri bağışıklık etkenleri plasenta yoluyla bebeğe de geçmekte. Bu bizim için büyük bir avantaj, dahası bu etkiler emzirme sürecinde de gene bu olumlu etkiler, bu antikorlar anne sütü yoluyla bebeğe geçip ilk altı ayda bebeğin korunmasını sağlamakta. Bu neden önemli çünkü ilk altı ay bebeğin en savunmasız, en hassas ve dış etkenlere en açık olduğu dönem. Dolayısıyla aşımız sadece gebelerimizi korumakla kalmıyor, aynı zamanda bebeklerimizi, yeni doğanlarımız da koruyor." Ümit, acil bir durum olmadıkça kendilerini izole etmeleri gerektiğini söyleyerek, "Bunların da gene gebelikte güvenilirlikleri ispatlanmış, çeşitli antiviral ajanlar bunları da gene güvenle gebelikte kullanabiliyoruz ve mutlaka maske takılması gerektiğini, grip belirtileri olan birinin mutlaka karantina gibi dediğimiz mümkünse dışarıya çıkmaması, acil bir durum olmadıkça kendini koruması, kendini dışarıdan izole etmesi son derece önemli" dedi. (ECE-
Bakan Tunç: "Hakikatle güçlenen bilirkişilik, güven veren yargının teminatıdır"
23 Ocak 2026 Cuma - 14:30 Bakan Tunç: "Hakikatle güçlenen bilirkişilik, güven veren yargının teminatıdır" Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, yargının güvenilirliğinin güçlü ve nitelikli bir bilirkişilik müessesesiyle mümkün olduğunu vurguladı. Bakan Tunç, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, bilirkişilik kurumunun yargılamada özel ve teknik bilgi gerektiren konularda hâkim ve savcılara alanında uzman kişiler tarafından tarafsız ve bilimsel görüş sunulmasını sağladığını belirtti. Tunç, yargılamada bilimsel ve teknik bilginin doğru değerlendirilmesinin güçlü ve güvenilir bir bilirkişilik sistemiyle mümkün olduğunun altını çizdi. Bu anlayışla bilirkişiliği liyakat, eğitim ve etik ilkeler temelinde yeniden yapılandırdıklarını ifade eden Bakan Tunç, temel ve yenileme eğitimlerinin ihtiyaca uygun şekilde yaygınlaştırıldığını, denetim ve performans değerlendirmeleriyle hesap verebilirliğin esas alındığını kaydetti. Tunç, bugüne kadar 221 bin 122 kişiye bilirkişilik temel eğitimi, 33 bin 61 kişiye ise bilirkişi yenileme eğitimi verildiğini açıkladı. Görevini gereği gibi yerine getirmeyenler hakkında denetim ve soruşturma süreçlerinin titizlikle yürütüldüğünü belirten Bakan Tunç, yapılan denetimler sonucunda 5 bin 926 uyarma, 3 bin 381 geçici süreyle listeden çıkarma, 2 bin 79 kişiye kalıcı olarak sicil ve listeden çıkarma, 288 kişiye ise bilirkişilik yapmaktan yasaklama yaptırımı uygulandığını bildirdi. Yargı mercilerinin ihtiyaçları doğrultusunda Bilirkişilik Siciline Kabule İlişkin Usul ve Esaslar’da düzenlemeler yaptıklarını aktaran Tunç, bilirkişilik temel ve alt uzmanlık alanları ile bu alanlarda aranan niteliklerin güncellendiğini ifade etti. Tunç, ayrıca ilk kez gayrimenkul değerleme alanında özel hukuk tüzel kişilerinin bilirkişilik başvurularının alınmaya başlandığını duyurdu. Bilirkişilik başvuru süresi 16 Şubat tarihine kadar uzatıldı Nitelikli uzmanların sisteme katılımını teşvik etmek amacıyla yeni bilirkişi listelerinin liyakat ve uzmanlık esasına göre yeniden belirlendiğini belirten Tunç, vatandaşlardan gelen yoğun talepler doğrultusunda herhangi bir mağduriyet yaşanmaması için bilirkişilik başvuru süresinin 16 Şubat tarihine kadar uzatıldığını da açıkladı. Bakan Tunç, bilirkişilik sistemini daha da güçlendirecek bu adımların yargı camiasına ve millete hayırlı olmasını diledi.
Ankara’nın parklarını mesken tutan yeşil papağanlar sert iklim şartlarında hayatta kalmayı başarıyor
23 Ocak 2026 Cuma - 12:49 Ankara’nın parklarını mesken tutan yeşil papağanlar sert iklim şartlarında hayatta kalmayı başarıyor Yeşil papağanlar, şehirlerin ısı avantajı ve fırsatçı beslenme alışkanlıkları sayesinde Ankara’nın sert iklim şartlarında hayatta kalmayı başarıyor. Ankara’nın parkları ve yeşil alanlarında son yıllarda sıkça görülmeye başlanan yeşil papağanlar, renkli görüntüler oluşturmalarının yanı sıra ekosistem üzerindeki etkileriyle de gündeme geliyor. Doğal yaşam uzmanları, bu türlerin kentteki varlığının yerli kuş türleriyle yuva ve besin rekabetine yol açabildiğini belirtirken, ihtimal ekolojik etkilerin dikkatle izlenmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Doç. Dr. Arzu Gürsoy Ergen, yeşil papağanların zümrüt yeşili renkleri, kanca şeklindeki kırmızımsı gagaları ve uzun mavimsi-yeşil kuyruklarıyla kolayca ayırt edilebildiğini, erkek bireylerde bulunan kırmızı boyun halkasının ise cinsiyet ayrımını sağladığını aktardı. "Başarılı bir yerleşim gösterdikleri için sayıları arttı" Yeşil papağanların ana vatanının aslında Afrika, Güney Asya ve bazı Orta Doğu ülkeleri olduğunu dile getiren Arzu Gürsoy Ergen, "Bizim ülkemizin yerli bir türü değil. Nasıl geldiğiyle ilgili pek çok rivayet var ama diyebiliriz ki kafes kaçkını bir tür. Büyük ihtimalle güzel oldukları için, renkli, dikkat çekici oldukları için beslenmek üzere ülkemize getirildiler. Daha sonra da ya bakılamadığı için ya kafesten farklı sebeplerle kaçtığı için şehir ortamına yerleşmiş oldular. Burada da başarılı bir yerleşim gösterdikleri için de sayıları arttı ve artık parklarda her yerde görebiliyoruz onları" ifadelerini kullandı. "Yararlanabilecekleri köşeleri tercih ederek, soğuğa karşı koyabiliyorlar" Ankara’nın sert iklim şartlarına papağanların nasıl dayandığını açıklayan Ergen, "Şehirlerde çok sayıda binanın olması, asfalt, egzoz ısısı gibi etkenler ada etkisi oluşturuyor. Ayrıca şehirler kırsala göre 1-2 derece daha yüksek ısıya sahiptir. Bundan kaynaklı olarak da yeşil papağanlar şehirlerde biraz daha kuytu köşeleri, trafolara yakın yerleri, binaların çatı kenarları gibi soğuktan korunabilecekleri yerleri tercih ediyorlar. Yararlanabilecekleri köşeleri tercih ederek soğuğa karşı koyabiliyorlar. Diğer faktör ise beslenme. Kuşların vücut sıcaklıkları yaklaşık 40 ila 42 derece arasında değişebiliyor. Bu da demektir ki hızlı bir metabolizma. Metabolizmalarının hızlı olabilmesi için de besin bulmaları gerekiyor. Dolayısıyla da şehir içerisinde de artık besinlerini bulabiliyorlar. Bunlar fırsatçı türler. Fırsatçı tür oldukları için de parklardaki tohumlar, meyveler, yeşillikler ya da çöplerden farklı besinler bularak beslenebiliyorlar" dedi. Ergen, bu kuşların gruplar halinde gezdikleri için birbirlerinin vücut ısılarını da desteklediklerini belirtti. Ergen, yeşil papağanların parklardaki ağaç kovuklarını yuva olarak tercih ettiğini vurgulayarak, bu durumun ağaçkakan, sığırcık ve baştankara gibi türlerle yuva rekabetine yol açtığını, erken yuvalanmaları nedeniyle daha elverişli alanları ele geçirdiklerini ve besin tercihleri sebebiyle sincaplarla da rekabet içinde olduklarını ifade etti. Ankara’da yaz mevsiminin aslında bir çeşit filtre görevi gördüğünü söyleyen Ergen, şu ifadelere yer verdi: "Bu soğukta en sağlıklı olan, en iyi beslenebilen ve en iyi yuva bulabilen bireyler hayatta kalabiliyor. Dolayısıyla da güçlü olanlar yaşamına devam edebildiği için gittikçe daha sağlıklı, daha güçlü, daha adaptasyonu yüksek bireyler Ankara’da yaşamaya devam ediyor. Bu da üreme başarılarının paralelinde daha fazla olmasını gösteriyor. Hepsini birbirine ekleyerek cevap verecek olursak sayıları Ankara’da artmaya başladı." "Öncelikle izleme çalışmalarının yapılması gerekiyor" Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün 2019-2022 yılları arasında yaptığı proje kapsamında yeşil papağan türünün incelendiğini hatırlatan Ergen, "Değerlendirildiği süreçte öncelikle izleme çalışmalarının yapılması gerekiyor. Çünkü bu izleme çalışmalarıyla birlikte sayıları artıyor mu, başka türler üzerine baskıları var mı, üreme başarıları ne düzeyde gibi çeşitli verilerin elde edilmesi gerekiyor. Bu veriler elde edildikten sonra ancak ne yapılabileceğine karar verilebilir. Avrupa’da yeşil papağanlar çok yaygın. Örneğin İngiltere’deki parklarda oldukça yaygın ve sayıları çok fazla. Yeşil bir bulut oluşturuyor orada ve ciddi tehlike oluşturuyorlar. Diğer türlerin besinlerini alıyorlar, daha fazla besleniyorlar. Ekin tarlalarında zararlara yol açabiliyorlar. Türkiye’de henüz bu durumlar söz konusu değil. İzleme çalışmaları yapılıyor. Bu izleme çalışmalarının sonucunda bir karara varılarak, ne yapılabileceği belirlenecektir" dedi. Arzu Ergen, doğal habitatı dışında sonradan yerleşen türlerin değerlendirilmesinde ekonomik zarar, hastalık riski ve yerli türler üzerindeki baskının esas alındığını vurgulayarak, bu üç ölçüte göre türlerin geleceğine karar verildiğini dile getirdi. "Bahçemizdeki kiraz ağaçlarımıza dadanıyorlar" Yaklaşık 40 senedir Kurtuluş Parkı’nın ilerisinde yaşadığını belirten Reyhan Çelik, "5-6 senedir papağanlar bizim bahçemizin yanında kiraz ağaçlarımız var. Kirazlar olunca oraya dadanıyorlar. 5-6 tane geliyorlar, ağaçların arasında yiyorlar. Her gün sabah saat 11’de, bir de akşam saat 5’den sonra geliyorlar. Kiraz bir tane kalana kadar orayı taşlıyorlar. Hiç kiraz bırakmıyorlar. Gayet güzeller de böyle. Kendileri yeşil, ağaçlar da yeşil. Böyle arada çok güzel. Kuyruklarından seçebiliyorsun. Torunlara falan söylüyorum. Onlar ’Babaanne ne zaman gelecek bu papağanlar’ diye bekliyorlar. Komşumuz, ’Onların Kurtuluş Parkı’nda yerleri var, oradan geliyorlar büyük bir ihtimalle’ dedi" diye konuştu. "Papağan taşıyan kamyonun devrilmesiyle birçok parka dağılan sürümüz var" Yaklaşık 50 senedir ailesinin Kurtuluş’ta ikamet ettiğini söyleyen Mert Sivri, "1999’la 2000 arasında yanlış olmasın, Atatürk Orman Çiftliği Kavşağı’nda bir papağan taşıyan kamyonun devrilmesiyle Ankara’nın Seymenler Parkı da dahil olmak üzere birçok parka dağılan bir papağan sürümüz var. Yerden ekmek bile yemiyorlar. Sadece ağaçlardalar, kendi yaşamlarını sürdürüyorlar. Genellikle beslemeye çalışıyor vatandaşlar ama papağanlarımız genellikle uzak kalmanın peşinde. Biraz yabaniler, evcilleştirilmemiş papağanlar bunlar. Önceden daha çoklardı, şu anda azaldılar. Farklı parklara göç oluyor Ankara içerisinde. 28 yaşındayım, 15 senedir parka gelirim, daha hiçbir vatandaşın elinde tuttuğunu dahi görmedim. O derece yabaniler" ifadelerini kullandı.
23. Altın Başarı Ödülleri’nden bir ödül de İHA’ya
23 Ocak 2026 Cuma - 12:30 23. Altın Başarı Ödülleri’nden bir ödül de İHA’ya Spiker Platformu ve Hayat KırmızıTürk Dergisi tarafından bu yıl 23’üncüsü düzenlenen Altın Başarı Ödülleri’nde İhlas Haber Ajansı Muhabiri Kemal Diri, ’Yılın En İyi Ekonomi Muhabiri’ ödülüne layık görüldü. Spiker Platformu ve Hayat Kırmızı Türk Dergisi tarafından düzenlenen 23. Altın Başarı Ödülleri sahibini buldu. Ankara’da gerçekleştirilen ödül töreninde medya ve sanat dünyasından birçok isme verildi. Ödüller, başarılarıyla öne çıkan isimler arasında dağıtıldı. Hayat KırmızıTürk Dergisi Kurucusu Cengizhan Kaya, açılış konuşmasında 23. kez gerçekleştirdikleri törenle başarının önemi, kültür sanat dünyası, spikerlik vurgusu, medya etiği ve Türkçe’nin önemine dikkati çekerken, İstanbul’da böyle bir etkinlik yapmaktan mutluluk duyduğunu ifade etti. 29 Ekim Şair Baki Nedim Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen törende medya ve sanat dünyasından birçok isim, ‘yazılı ve görsel basın’, ‘kültür-sanat’, ‘spor’ ve ‘haber’ kategorilerinde ödüle layık görüldü. İhlas Haber Ajansı Ekonomi Muhabiri Kemal Diri ise, ‘Yılın En iyi Ekonomi Muhabiri’ ödülünü aldı. Ödüle layık görüldüğü için teşekkür eden Diri, İhlas Medya’nın ve İhlas Haber Ajansı’nın her zaman yanında olduğunu ve aldığı ödülü İhlas Haber Ajansı’ndaki çalışma arkadaşların ve haber müdürlerine armağan ettiğini belirtti. Törende, ayrıca Yılın En İyi Kadın Gazetecisi, Yılın En İyi Erkek Spor Spikeri, Yılın En İyi Kadın Televizyon Habercisi, Yılın En İyi Erkek Televizyon Haber Muhabiri, Yılın En İyi Kadın Haber Spikeri, En İyi Spor Yorumcusu gibi alanlarda da ödüller verildi.
Bakan Kurum: "Milletin aklını karıştırmak adına ‘Faizle satılıyor’ demenin kime ne faydası var?"
23 Ocak 2026 Cuma - 12:22 Bakan Kurum: "Milletin aklını karıştırmak adına ‘Faizle satılıyor’ demenin kime ne faydası var?" TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nda milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Bakan Kurum, muhalefetin ‘deprem konutlarının faizle ve yüksek fiyatla vatandaşa satılacağı’ yönündeki iddialarını yalanladı. Bakan Kurum, "Geriye dönüp baktığınızda Antalya ortada. İzmir ortada. Faizsiz şekilde ödeme sistemi var. Hal böyleyken sırf milletin aklını karıştırmak adına ‘efendim faizle satılıyor’, veya bunlarla ilgili ‘bu bedeller alınıyor’ demenin kime ne faydası var? Burası hepimizin ülkesi. Hepimiz sahip çıkacağız. Hepimiz doğruları konuşacağız. Deprem konutları 2 yıl ödemesiz, 18 yıl faizsiz ve sabit oluyor" dedi. "Deprem konutları 2 yıl ödemesiz, 18 yıl faizsiz ve sabit" Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nda yaptığı sunumun ardından milletvekillerinin sorularını yanıtladı. Muhalefetin ‘deprem konutlarının faizle ve yüksek fiyatla vatandaşa satılacağı’ yönündeki iddialarını yalanlayan Bakan Kurum, "Geriye dönüp baktığınızda Antalya ortada. İzmir ortada. Elazığ, Malatya, Van. 300 lira aidatla, faizsiz şekilde ödeme sistemi var. Hal böyleyken sırf milletin aklını karıştırmak adına ‘efendim faizle satılıyor’, veya bunlarla ilgili ‘bu bedeller alınıyor’ demenin kime ne faydası var? Burası hepimizin ülkesi. Hepimiz sahip çıkacağız. Hepimiz doğruları konuşacağız. İnsan Hakları Komisyonu’na bu sunumu yaparken oradaki depremzede vatandaşlarımızın haklarını savunmak zorundayım. Oradaki emekçinin hakkını savunmak zorundayım. Eğer haksa orada 200 bin adam gece gündüz çalıştı. Deprem konutları 2 yıl ödemesiz, 18 yıl faizsiz ve sabit. Sabit oldukça zaten faizsiz oluyor" dedi. "Sayın vekilim; Gittiniz mi, gördünüz mü Hatay’ı?" Bakan Kurum, muhalefet vekillerinin deprem konutları ile ilgili sorularına da cevap verdi: ‘Deprem konutları teslim edilmedi’ diyen bir vekilimiz var. Şimdi sayın vekilim; gittiniz mi, gördünüz mü Hatay’ı? Hatay’a bir gidin. Hatay yerle bir olmuştu. Antakya’sı, Defne’si, Samandağ’ı. Şimdi biz gitmişiz. Gördünüz mü diye o yüzden söylüyorum; şimdi Antakya’da biz ne kadar yapıyoruz biliyor musunuz? Antakya’da hak sahibi olan Hatay genelinde 155 bin. Biz ne yapıyoruz? 200 bin yapıyoruz. Peki biz neyi teslim ettik? Çünkü 11 ilde bunu bilmenizde fayda var. Yani bazı partiler bunu bilmeksizin sadece eleştiri yapmak üzerinden konuşuyor ama gerçekten detayı bilerek konuşmak lazım. Biz deprem bölgesinde sosyal konutları da sayarsanız 680 bin bağımsız bölüm yapıyoruz. Bakın; bunun 80 bini sosyal konut. Çıkın onu, 600 bin. Şu an 600 bin konut yapılıyor. Ama Yerinde Dönüşüm ama kentsel dönüşüm ama işte devletimizin desteğiyle yapılan konut Hak sahibi kaç? 455 bin. Hak sahibinin konutunu bitirmişiz, vermişiz. Hak sahibi yaptığımız konutların dışında vatandaşımız (Yerinde Dönüşüm Desteği ile) evini dönüştürsün, orta hasarlı evlerini dönüştürsün diye desteklemişiz. Orta hasara devletin destek verdiği tarihte yok. Gitmişiz demişiz ki; o da dönüşsün. Ona da katkı sunmuşuz. "Avrupa’da bir ülke gösterin devlet olarak yılda 50 bin konut yapmış olsun" Türkiye’nin ev sahipliği oranını artırma için dünya genelinde örnek olacak bir sosyal konut anlayışı ile projeler yürüttüğünü ifade eden Bakan Kurum şunları söyledi: Yani ev sahipliği oranını arttırmalı mıyız? Arttırmalıyız ama Avrupa’yla kıyas ederken Avrupa’da nüfusun artmadığını da ifade etmek lazım. Şimdi Türkiye’de nüfus artışı halen devam ediyor. Biz bu artışın az olmasından da şikayetçiyiz. Yani daha fazla olsun istiyoruz. Şimdi oradaki bakışla buradaki farklı. Dolayısıyla elmayla elmayı kıyaslamak lazım. Yani Avrupa’da bir tane ülke gösterin Almanya da dahil devlet olarak yılda 50 bin konut yapmış olsun. Bırakın 500 bini 50 bin konut yapan bir tane ülke gösterin. Bakın 2002’de iktidar olmuşuz. Bugüne gelmişiz. 1 milyon 750 bini teslim etmişiz. 500 bin yeniden açıklamışız. Ne oldu? 2 milyon 250 bin. 2,5 milyon konutu bu devlet dönüştürmüş. "İlk Evim-Arsa’da 120 bin hak sahibinin imar planları yapıldı" Bakan Kurum, İlk Evim İlk İş Yerim ve İlk Evim Arsa projelerine ilişkin de bilgi vererek, "İlk Evim İlk İş Yerim’de 250 bin yapacaktık, 260 bin konutun inşası başladı. Başlamayan bir konut inşası yok. İlk Evim-Arsa’da 235 bin hak sahibi için süreç yürütülüyor. 120 bin hak sahibinin imar planları yapıldı ve burada da arsaların teslimi yapılıyor" şeklinde konuştu. (HÖ-
Gençlerbirliği Basın Sözcüsü Şanal: "Onyekuru takımda kalacak"
23 Ocak 2026 Cuma - 12:21 Gençlerbirliği Basın Sözcüsü Şanal: "Onyekuru takımda kalacak" Gençlerbirliği Basın Sözcüsü Mehmet Şanal, Henry Onyekuru’nun takımda kalacağını dile getirirken, Zan Zuzek’in Amed Sportif Faaliyetler’e transferinin de gerçekleşmediğini belirtti. Gençlerbirliği Basın Sözcüsü Mehmet Şanal, basın mensuplarıyla tanışma toplantısında bir araya geldi. Şanal, Gençlerbirliği’nin hedeflerini, duruşunu ve geleceği dair vizyonunu şeffaf bir iletişim anlayışıyla paylaşmayı hedeflediklerini ifade etti. Kulüp ile basın arasındaki bağı kuvvetlendirmek istediklerini aktaran Şanal, "Eleştiriye açık, doğru bilgiye dayalı ve samimi bir iletişimin hem kulübümüze hem de Türk sporuna katkı sağlayacağımızı düşünüyoruz. Gençlerbirliği sadece bir spor kulübü değil, bir duruş, bir kültür, aynı zamanda bir geleneğin adı. Hiç kuşkusuz basınımız bizimle yürünecek bu yolda en kıymetlimiz" diye konuştu. "Zan Zuzek konusu kapandı" Zan Zuzek’in, Amed Sportif Faaliyetler’e transferine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Şanal, "Zuzek konusu kapandı. Biz Amedspor ile anlaştık. Fakat Amedspor oyuncuyla anlaşamadı. Dün gece itibarıyla durum bu" ifadelerini kullandı. "Onyekuru takımda kalacak" Onyekuru’nun takımda kalacağını da vurgulayan Başkent ekibinin basın sözcüsü, "Hatta takip ettiyseniz 2-3 gündür antrenmanlarda çok iyi. Takımda kalmasını biz istiyoruz. Çünkü Onyekuru’nun ismiyle Gençlerbirliği’nin ismi bütünleşirse hem marka değeri olarak hem de Onyekuru’nun bize katacaklarıyla iyi noktaya geleceğini düşünüyoruz. Sakatlıklar yaşadı, bazı sıkıntılar yaşadı. Biz de yönetime yeni geldik. Onyekuru ile iyi bir iletişim kuruyoruz" cümlelerine yer verdi.