Yerel Haberler
Ankara
22 Mayıs 2026 Cuma - 13:34 Muharrem İnce: "Bütün partililerimize sakin olmayı öneriyorum" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) milletvekilleri, ‘mutlak butlan’ kararının ardından Özgür Özel’e destek için parti genel merkezine geldi. Ankara BAM 36. Hukuk Dairesi, CHP Kurultayı davasında Özgür Özel ile parti yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırılmalarına ve eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile yönetiminin görevi devralmasına karar vermişti. Kararın ardından bugün Özgür Özel’e destek amacıyla CHP’li milletvekilleri ve üyeler genel merkeze geldi. Özel’in talimatıyla belediye başkanları da toplantı yapmak üzere genel merkeze geldi. Muharrem İnce, parti binasına gelişinde ‘mutlak butlan’ kararına ilişkin, "Bütün partililerimize sakin olmayı öneriyorum. Biz çok badireler atlatmış bir partiyiz. Savaş meydanlarında kurulmuş partiye mahkeme salonlarında yön değiştirtemeyiz" ifadelerini kullandı. CHP İstanbul Milletvekili Cemal Enginyurt ise, "YSK’nın ilçeleri, il kongrelerini onaylayıp olağan kongresine izin verdiği bir ortamda bir mahkeme YSK’nın kararını tanımadığını ifade ediyor. YSK’nın kararları herhangi bir üst mahkemeye gitmez. Onay makamıdır YSK. Şu an Türkiye’de milyonlarca insan gözyaşı döküyorsa ve CHP iktidarı için uğraşıyorsa demek ki ortada bir yanlış var. CHP’li ağlıyorsa, böyle bir karar CHP’nin lehine bir karar olamaz" şeklinde konuştu. CHP Grup Başkanvekili Murat Emir de, "Biz arkamızda halkımızın, milyonların olduğunu biliyoruz, görüyoruz, her an hissediyoruz. Dolayısıyla bu yanlış karar halkın vicdanından geri dönecektir. Baba ocağındayız, buradayız" dedi. Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce ise, karardan dolayı büyük üzüntü duyduklarını belirterek, "Bu sadece CHP’nin meselesi değil, bu ülkede demokrasiye inanan kim varsa hepimizin meselesi. Milletimizle beraber, demokrasiye inanan herkesle beraber mücadele ederek doğru bir çıkış yolu bulunacağına inanıyorum" diye konuştu. Akşam saatlerinde Özgür Özel’in il ve ilçe başkanlarıyla toplantı yapması bekleniyor.
"Son 20 yılda teknoloji konusunda büyük bir atılım gerçekleştirdik"
24 Ocak 2026 Cumartesi - 10:47 "Son 20 yılda teknoloji konusunda büyük bir atılım gerçekleştirdik" Türkiye’nin bilim, teknoloji ve inovasyon ekosistemini diplomatik misyonlarla daha yakından buluşturmayı amaçlayan ‘Teknoloji Diplomasisi Çevresi’ (Tech Diplomacy Circle) etkinliği Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Teknokent Bilişim İnovasyon Merkezi’nde (CoZone) gerçekleştirildi. Türkiye’nin bilim, teknoloji ve inovasyon ekosistemini diplomatik misyonlarla daha yakından buluşturmayı amaçlayan Teknoloji Diplomasisi Etkinliği ODTÜ Teknokent Bilişim İnovasyon Merkezi’nde (CoZone) gerçekleştirildi. Dışişleri Bakanlığı Bilim ve Teknoloji Politikaları Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen bilim ve teknoloji diplomasisi faaliyetleri kapsamında, ODTÜ ve ODTÜ Teknokent iş birliğiyle Ankara’da görev yapan diplomatik misyonlara yönelik bir tanıtım ve temas programı düzenlendi. Etkinlik; Dışişleri Bakanlığı Bilim ve Teknoloji Politikaları Genel Müdürü Büyükelçi Hami Aksoy, ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Yozgatlıgil, ODTÜ Teknokent Genel Müdürü Serdar Alemdar, farklı ülkelerden büyükelçiler, kıdemli diplomatlar, büyükelçilik yetkilileri ve uluslararası temsilcilerin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Dışişleri Bakanlığı Bilim ve Teknoloji Politikaları Genel Müdürlüğü öncülüğünde hayata geçirilen platform, Türkiye’deki ileri teknoloji kapasitesini yerinde tanıtmak, diplomatik misyonların teknoloji ekosistemiyle doğrudan temasını sağlamak ve sürdürülebilir iş birliği zeminleri oluşturmak hedefiyle düzenlendi. Programda, ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Yozgatlıgil ile ODTÜ Teknokent Genel Müdürü Serdar Alemdar, diplomatik misyon temsilcilerine kapsamlı sunumlar gerçekleştirdi. Program, politika diyaloğunu uzman görüşleri ve uygulama deneyimleriyle buluşturan bütüncül bir yaklaşımla ilerledi. Etkinlik, Türkiye’nin bilim ve teknoloji alanındaki birikimini uluslararası paydaşlarla daha güçlü bir etkileşim içine taşırken, diplomatik misyonlar için de Türkiye’deki yenilikçilik kapasitesini yerinde tanıma ve doğrudan temas kurma imkanı sundu. "Son 20 yılda teknoloji konusunda büyük bir atılım gerçekleştirdik" Dışişleri Bakanlığı Bilim ve Teknoloji Politikaları Genel Müdürü Büyükelçi Hami Aksoy, etkinlikte yaptığı konuşmada özellikle son 20 yılda teknoloji konusunda büyük bir atılım gerçekleştirdiklerini vurgulayarak, "Türkiye’deki teknoloji ekosistemi, bilim, inovasyon ve bu alanlara yatırım konusunda Büyükelçiliklerin farkındalıklarını arttırmak, diplomatları Teknopark’lara getirmek ve onlara Türk teknoloji ekosistemi hakkında bilgi vermek amacıyla ‘Tech Diplomacy Circle’ girişimini başlattık. Özellikle son 20 yılda teknoloji konusunda büyük bir atılım gerçekleştirdik. Geçen sene araştırma geliştirme harcamalarında 20 milyar dolar seviyesine geldik. Biz de Bilim ve Teknoloji Politikaları Genel Müdürlüğü olarak, Ankara’da bulunan Büyükelçiliklerle işbirliğimizi arttırmayı hedefliyoruz" diye konuştu. "Yabancı firmalarla Türk firmaları bir araya getirmeyi amaçlıyoruz" Organizasyonun başarılı geçtiğine vurgu yapan Aksoy, "Halen 113 adet Teknopark’ımız var. Bu Teknopark’ları nasıl tanıtabiliriz? Bu Teknopark’larda çok farklı şirketlerimiz çalışıyor. Kiminde savunma, kiminde ICT, kiminde gaming konusu öne çıkıyor. Hem Teknopark’ları Büyükelçilere tanıtmak hem de ilgi duyacakları firmalarla bir araya getirmek için bir etkinlik yapmayı düşündük. Bunun adına da İngilizce olarak ‘Tech Diplomacy Circle’ dedik. Türkçe olarak ‘Teknoloji Diplomasisi Platformu’ diyebiliriz. Bu platformun ilk etkinliğini ODTÜ Teknokent’te gerçekleştirdik. 10 Büyükelçi ve 30-40 diplomatik misyon temsilcisi katıldı. Sayın ODTÜ Rektörümüz ve ODTÜ Teknokent Genel Müdürümüz de buradaydı. Onlar da çok güzel sunumlar yaptılar. Çok başarılı bir organizasyon oldu. Sonunda da bir networking gerçekleştirildi. Etkinliğimize katılan Büyükelçilerin hepsi çok memnun kaldıklarını söylediler. Tabii amacımız sadece Türkiye’yi tanıtmak değil, yabancı firmalarla Türk firmaları bir araya getirmek. Teknoloji konusunda yatırım almak ve ülkemizin bilim ve teknoloji alanındaki çalışmalarına katkı yapmak. Bundan sonra da bu çalışmalarımız devam edecek. En yakın zamanda, başka bir Teknokent’te, başka bir Teknopark’ta yine Büyükelçiliklerin katılımıyla ikinci faaliyetimizi gerçekleştireceğiz" şeklinde konuştu. "ODTÜ, uluslararası görünürlüğü stratejik bir öncelik olarak görmektedir" ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Yozgatlıgil ise, ODTÜ’nün uluslararası bir üniversite olduğunu ve vizyonunu bu yönde geliştirdiğini ifade ederek şunları söyledi: "Dışişleri Bakanlığımızın organizasyonunda, yaklaşık 30 ülkeden büyükelçi ve yetkilileri ODTÜ TEKNOKENT CoZone’da ağırladık. Tech Diplomacy Circle başlığıyla gerçekleştirilen bu etkinlik, Türkiye’de Milli Teknoloji Hamlesi kapsamında geliştirilen teknolojilerin uluslararası muhataplara doğrudan tanıtılmasını amaçlamaktadır. ODTÜ olarak bu çerçevede; üniversitemizi, ODTÜ TEKNOKENT’i, kurduğumuz süreklilik fonunu ve farklı sektörlerde başarıyla faaliyet gösteren firmalarımızı aynı platformda 30 ülkenin temsilcileriyle buluşturduk. Katılımcı büyükelçiler de kendi ülkelerinin teknoloji alanındaki mevcut çalışmaları ve iş birliği hedeflerini paylaştılar. ODTÜ, uluslararası bir üniversitedir; küresel sıralamalarda daima üst sıraları ve ilk 100 hedefini esas almaktadır. Bu nedenle uluslararası tanınırlık ve görünürlük stratejik önemdedir. Bu etkinliği, ODTÜ ekosistemini doğru ve bütüncül biçimde anlatmak açısından önemli bir fırsat olarak değerlendirdik. Bu doğrultuda, benzer nitelikteki uluslararası temas ve etkinliklere kararlılıkla devam edecek, farklı ülkelerden büyükelçileri ve temsilcileri ODTÜ ekosistemiyle buluşturmayı sürdüreceğiz." ODTÜ Teknokent Genel Müdürü Serdar Alemdar da etkinliğe ilişkin değerlendirmesinde, ODTÜ Teknokent olarak üniversitenin bilgi birikimini girişimcilik ve teknoloji üretimiyle küresel ölçekte buluşturduklarını, Tech Diplomacy Circle gibi platformların, firmalarının uluslararası aktörlerle doğrudan temas kurmasına imkan tanıdıklarını ve Türkiye’nin teknoloji kapasitesini dünyaya anlatmak açısından büyük önem taşıdıklarını belirtti. Etkinlik, networking programı ve toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi. Teknoloji Diplomasisi Çevresi’nin ilerleyen dönemde farklı odak başlıklarla ve farklı teknoparklarda devam etmesi öngörülüyor.
Uzmanından açıklama: "Pandemi döneminde uyguladığımız korunma yöntemlerini ihmal ettiğimiz için viral enfeksiyonlar çok yaygınlaştı"
24 Ocak 2026 Cumartesi - 10:13 Uzmanından açıklama: "Pandemi döneminde uyguladığımız korunma yöntemlerini ihmal ettiğimiz için viral enfeksiyonlar çok yaygınlaştı" Son 2 aydır mevsimsel nedenlerle solunum yolu virüs enfeksiyonlarının yaygın ve ağır seyrettiğine dikkati çeken Medicana Sağlık Grubu Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülay Kılıç, "Pandemi döneminde ciddiyetle uyguladığımız korunma yöntemlerini ihmal ettiğimiz için, özellikle influenza olmak üzere viral enfeksiyonlar çok yaygın görülmektedir" dedi. Grip salgının etkeni olan influenza enfeksiyonun, önceki sezonlara göre çok daha yaygın ve ağır klinik seyir ile komplikasyonlara yol açtığını belirten Medicana International Ankara Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülay Kılıç, Ekim ayında okulların açılması ile havaların soğuması ve kapalı alanlarda geçirilen sürenin artmasının gribal enfeksiyonların artmasını normal bir süreç haline getirdiğini hatırlattı. Korunma yollarının ihmal edilmesinin virüsün geniş kitler arasında yayılımının artmasına neden olduğunu belirten Kılıç şöyle konuştu: "Bu seviyede bir salgının ortaya çıkmasının nedenlerinden biri; maske, mesafe ve el hijyeni gibi koruyucu önlemlerin unutulması ve göz ardı edilmesidir. Ayrıca mutasyona uğramış, hastalandırıcılığı ve bulaştırıcılığı artmış virüslerin vücut tarafından yeterince tanınamaması da etkili olmaktadır. Aşılar koruyucu olmakla birlikte, yoğun virüs maruziyetinde aşının koruyuculuğu azalabilmektedir. Aşılar bir önceki yılın virüslerine göre hazırlandığı için bu virüslere karşı bağışıklık sağlarken, yeni mutasyona uğramış virüsleri vücudumuz yeterince tanıyamayabilmektedir. Bu nedenlerle ABD, İngiltere ve Japonya’da virüs mevsiminden yaklaşık bir ay önce yayılmaya başlamış, güney yarımkürede ise bir ay daha geç sonlanarak üç aylık hastalık sezonu beş aya çıkmıştır. Küresel yaygınlığa paralel olarak ülkemizde de vakalar geniş kitleler arasında uzun ve ağır seyretmektedir." Covid mi, influenza mı? Yaygın olan mevcut virüslere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kılıç, "Bu sezon üst solunum yolu enfeksiyonları genel olarak toplumun ‘grip’ olarak adlandırdığı semptomlarla seyretmektedir. Bunun nedeni; influenzanın yaygın görülmesi, Covid-19 virüsünün hala mevsimsel bir virüse dönüşmemiş olması ve yıl boyunca etkisini sürdürmesidir. Ayrıca bu yıl özellikle 5 yaş altı çocuklar ve yaşlılarda, akciğer bağışıklığının tamamen ortadan kalkmamış olması nedeniyle daha ağır tablolarla karşılaşmaktayız. Son 1-1,5 aydır influenza çok yaygın olsa da Covid-19 hala varlığını sürdürmektedir. Buna ek olarak RSV gibi diğer üst solunum yolu virüsleri de görülmekte olup, tüm bu virüslerin semptomlarının birbirine çok yakın olması tanıda karmaşaya neden olmaktadır" şeklinde konuştu. 3’lü önlem Pandemide yaşananların çabuk unutulduğunu vurgulayan Dr. Kılıç, alınması gereken önlemlerle ilgili şu bilgileri verdi: "O dönemdeki Covid-19 virüsü daha bulaşıcı ve daha ağır hastalık yapıcı özelliklere sahipti. Ancak tüm virüsler, eğer yüksek miktarda alınır, önlem alınmaz ve risk gruplarında yeterli tedbirler uygulanmazsa, kişide ağır hastalıklara neden olabilmektedir. Özellikle bu sezon influenzanın komplikasyonları daha sık görülmektedir. Virüslerin çoğu için o virüse özel bir ilacımız yoktur. Semptomatik tedavi uyguluyoruz; yani burun akıntısı, ateş, boğaz ağrısı ve öksürük gibi belirtilere yönelik ilaçlar veriyoruz. İnfluenza için bir antiviral ilacımız bulunmakla birlikte, bu kesin bir çözüm değildir. Son iki aydır hastanelere en fazla başvuru nedeni olan influenza A virüsüne karşı ise, her şeye rağmen yaklaşık yüzde 70 koruyuculuk sağlayan aşı en önemli korunma yöntemidir. Mutasyona uğramış virüsle hastalanılsa bile aşı, hastalığın daha hafif ve daha kısa sürede geçirilmesine yardımcı olmaktadır. Aşı, ekim ayından itibaren her zaman yaptırılabilir ve halen yapılabilmektedir." "3 gün istirahat ile geçmiyorsa dikkat" Tüm solunum yolu enfeksiyonları için standart önlemler alındığında, virüse maruz kalınsa bile alınan virüs miktarının azalması sayesinde vücudun doğal savunma sistemiyle hastalığın daha hafif geçirilebileceğini aktaran Kılıç, ev içi bulaşa da dikkati çekerek şunları kaydetti: "Çocuğunuz hastaysa siz maske kullanabilirsiniz, yemek yerken ya da konuşurken daha dikkatli olabilirsiniz. Aynı ortamı paylaşırken sık havalandırma yapmak ve el hijyenine özen göstermek önemlidir. Bu önlemler enfeksiyonu büyük ölçüde engellediği gibi, hastalığın daha hafif atlatılmasını ve olası komplikasyonlardan korunmayı sağlar. Ancak üç gün istirahat ve ateş düşürücüye rağmen ateşin düşmemesi, nefes darlığı, göğüste baskı hissi veya ağrı, bilinç bulanıklığı ve sıvı alamama durumlarında mutlaka hastaneye başvurulmalıdır. Ayrıca diyabet, kronik akciğer, kalp, böbrek ve karaciğer hastalığı olanlar ile hastalığı ya da kullandıkları ilaçlar nedeniyle bağışıklığı baskılanmış olan romatizmal hastalar ve kanser tedavisi alan kişilerin gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurmaları gerekmektedir."
Türkiye’de yaklaşık 3 bine yakın kadın her yıl rahim ağzı kanseriyle karşılaşıyor
24 Ocak 2026 Cumartesi - 10:12 Türkiye’de yaklaşık 3 bine yakın kadın her yıl rahim ağzı kanseriyle karşılaşıyor Pİ Kadın Kanserleri Derneği Başkanı Seral Çelik, "Türkiye’de yaklaşık 3 bine yakın kadın her yıl rahim ağzı kanseriyle karşılaşıyor, tanışıyor" dedi. Acıbadem Ankara Hastanesi, Pembe İzler (Pİ) Kadın Kanserleri Derneği ve Sağlık Gönüllüleri Derneği iş birliğiyle ‘Rahim Ağzı Kanserine Karşı Güç Sende’ söyleşisi gerçekleştirildi. Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı dolayısıyla Acıbadem Ankara Hastanesi, Pembe İzler (Pİ) Kadın Kanserleri Derneği ve Sağlık Gönüllüleri Derneği iş birliğiyle "Rahim Ağzı Kanserine Karşı ‘Güç Sende’" söyleşisi düzenlendi. Ankara’da bir otelde düzenlenen söyleşide; katılımcılara rahim ağzı kanserinin ne olduğu, hangi yollarla bulaştığı ve nasıl korunulacağı konusunda bilgiler verildi. Moderatörlüğünü oyuncu Meltem Cumbul’un üstlendiği etkinlikte, Acıbadem Ankara Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Emre Özgü ile Pİ Kadın Kanserleri Derneği Başkanı Seral Çelik konuşmacı olarak yer aldı. "Aşılanma bizim açımızdan çok ciddi bir önem taşıyor" Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Emre Özgü, farkındalık ayı vesilesiyle bir araya geldiklerini belirterek, rahim ağzı kanserinin HPV adını verilen bir virüsten kaynaklandığını belirterek, bir virüsten kaynaklanan bir kanseri olduğu için de tedavi edilebileceğini belirtti. HPV aşısı olduğunu ve bu aşının kadınları rahim ağzı kanserinden koruduğunu belirterek şunları söyledi: "En temel korunma yöntemi, HPV ile karşılaşmadığına emin olduğumuz 9-15 yaş arasındaki çocukların aşılanması. Aşının artık etkili ve koruyucu olduğunu biliyoruz. O yüzden aşılanma bizim açımızdan çok ciddi bir önem taşıyor." Bu kanser türünün yavaş ilerleyen bir tür olduğunu dile getiren Özgü, "Düzenli rahim ağızı kanser taramalarını, Smear ya da HPV DNA taramalarını yaparak da HPV enfeksiyonlarının kansere ilerlemesini engelleyebiliyoruz" dedi. "Önyargılar ortadan kaldırıldığında kadın sağlığı için ciddi bir ilerleme sağlayacağını düşünüyoruz" Bu hastalığın toplumda yeteri kadar bilinmediğini söyleyen Özgü, "Böyle toplantılarla farkındalık artabilir. Bu hastalık tedavi edilebilir bir hastalıktır aynı zamanda. Ayrıca aşı ile önlenebilir de. Virüs kaynaklı bir kanser olması, tedavisinin olması. Ön yargılar ortadan kaldırıldığında kadın sağlığı için ciddi bir ilerleme sağlayacağını düşünüyoruz" ifadelerini kullandı. "Kadınlara şöyle seslenmek istiyoruz; ‘güç sende’" Pİ Kadın Kanserleri Derneği Başkanı Seral Çelik ise, rahim ağzı kanserine karşı farkındalığı artırmak amacıyla toplandıklarını dile getirerek, "Acıbadem Ankara Hastanesi’nin daveti üzerine buraya geldik. Güçlerimizi birleştirdik. Hatta kadınlara şöyle seslenmek istiyoruz; ‘güç sende’. Çünkü rahim ağzı kanserinde çok büyük bir şans ki hem korunma yolları hem de önleme yolları var. Siz tarama testleri yaptırarak kansere dönüşmeden kanser yapan HPV virüslerini tanımlayabiliyor uzmanlar. Kansere dönüşmeden önce tedavi olabiliyor kadınlar ya da aşı olarak korunabiliyorlar" açıklamasında bulundu. "Türkiye’de yaklaşık 3 bine yakın kadın her yıl rahim ağzı kanseriyle karşılaşıyor" Kadınlarda rahim ağzı kanserine yol açan HPV virüsünün erkeklerde de başka kanser türlerine yol açabildiğini aktaran Çelik, şu ifadeleri kullandı: "Türkiye’de yaklaşık 3 bine yakın kadın her yıl rahim ağzı kanseriyle karşılaşıyor, tanışıyor. Bu sayıyı neredeyse zaman içerisinde sıfırlamak mümkün. Böyle bir imkan varken niye kullanmayalım diye düşünüyoruz. Ama burada farkındalık düşük öncelikle. Yani rahim ağzı kanseri nasıl bulaşır, HPV nasıl etkiler, bu zaman içerisinde nasıl tedbir alınabilir konusunda kadınlarda ve toplumda yeterli bilgi yok. Çünkü bu erkekleri de ilgilendiren bir konu. Kadınlarda rahim ağzı kanserine yol açan aynı HPV, erkeklerde de başka kanser türlerine yol açabiliyor. Daha az sayıda da olsa. Bu bilgileri topluma aktardığımızda eminim ki kadınlar da, erkekler de, anneler, babalar da çocukları için harekete geçecekler ve bu HPV’ye bağlı rahim ağzı kanserini aslında tarihin, tıp tarihinin tozlu sayfalarında bırakma şansımız var. Bu tarihi yazmak için kadınlarla ‘güç sende’ diyoruz. Bu gücümüzü kullanalım, farkında olalım, önlem alalım ve bu hastalığı geçmişte bırakalım."
TÜRKYED Başkanı Çelik, Cumhurbaşkanı Yardımcısı  Yılmaz’a, küçükbaş hayvan yetiştiricilerinin sorunlarını anlattı
24 Ocak 2026 Cumartesi - 09:23 TÜRKYED Başkanı Çelik, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’a, küçükbaş hayvan yetiştiricilerinin sorunlarını anlattı Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Tarımsal Üretim ve Küçükbaş Yetiştiricileri Genel Merkezi (TÜRKYED) Genel Başkanı Nihat Çelik başkanlığındaki heyeti Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde kabul etti. Gerçekleştirilen kabulde; tarım ve hayvancılık sektörünün sahada karşı karşıya kaldığı güncel sorunlar, üreticiyi zorlayan girdi maliyetleri, yem fiyatlarındaki artışlar, küçükbaş hayvancılığın mevcut durumu ile birlikte kuzu ve oğlak destekleme modelleri, destekleme kriterleri ve çözüm odaklı öneriler 1.5 saat gibi bir sürede kapsamlı şekilde ele alındı. TÜRKYED Genel Başkanı Nihat Çelik, kabul sonrasında yaptığı açıklamada; özellikle yağlı kuyruklu küçükbaş hayvanlara yönelik iç piyasa talebinde yaşanan daralma nedeniyle yetiştiricilerin ciddi şekilde alıcı bulmakta zorlandığını belirterek, bu sorunun çözümüne katkı sunmak amacıyla ilk etapta 100 bin başlık canlı hayvan ve et ihracatının kontrollü ve planlı bir şekilde açılması talebini Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’a ilettiklerini ifade etti. Çelik, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın kendilerini dikkatle dinleyerek notlar aldığını ve sundukları dosyanın ilgili Bakanlıklara iletileceğini ifade ettiğini belirterek, Türk çiftçisi ve yetiştiricileri adına göstermiş olduğu samimi ilgi, yapıcı yaklaşım ve çözüm odaklı tutumdan dolayı Yılmaz’a teşekkür etti.
Palandöken: "Esnafa özel enerji tarifesi şart"
24 Ocak 2026 Cumartesi - 09:15 Palandöken: "Esnafa özel enerji tarifesi şart" Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, enerji maliyeti çok yüksek olan esnaf ve sanatkârlar için özel bir tarife uygulanması gerektiğini söyledi. Enflasyondaki yükselişin önemli bir kaynağının enerji maliyetleri olduğuna dikkati çeken Palandöken, "Bütün cihazlar artık elektrikli. Ekmek üretilirken fırıncı doğalgaz veya elektrik kullanıyor. Dolayısıyla şimdi kilovatsaatlerde 4 bin - 5 bin aralığı artık hepsi yüksek tarifeden ödeme zorunda kalacak. Teknoloji gelişimiyle birlikte bu faturaların altındaki yükseliş devam edecek. Bununla ilgili de özellikle bir proje geliştirilmesinin gerekliliği var. Diğer tarafta iş yeri kiraları, aynı şekilde enflasyondan kaynaklanan diğer girdi maliyetleri vesaireler esnafın bu faturaları ödemedeki zorluğunu ortaya koyuyor. Biz Enerji Bakanımıza da konuyu anlattık. Bu konuda esnaf için özel bir tarifenin olması lazım. Bilindiği üzere her şey elektrikli, teknoloji geliştikçe her şeyin elektrikle çalıştığı bir döneme neredeyse geldik. Esnaf bir iş yaparken evvela elektrik parasını düşünüyor. Akabinde ısınmak için doğalgaz parasını düşünüyor, üçüncü girdi maliyetlerinin en büyüğü olan kirayı düşünüyor. Dolayısıyla fiyatlardaki istikrarsızlık, enflasyondaki yüksekliğin kaynaklarından en önemlisi de bu faturalardaki yükseliş. Esnaf için özel bir tarife yapılması lazım. Esnafın maliyeti ne kadar düşük olursa caddeler ve sokaklar o kadar güvenlikli olur" diye konuştu. "Esnaf en yüksek enerji tarifesini kullanıyor" Ticarethane statüsündeki esnafın en yüksek enerji tarifesi kullandığının altını çizen Palandöken, "Yine sanayide kullanılan, yani esnaf dükkânlarında, kasaplarda, marketlerde, bakkallarda kullanılan bu elektrik ve doğalgaz tüketiminde de en azından onlar da rahat eder. Konutta ayrı bir tarife, sanayide ayrı bir tarife. Esnaf dükkânları da ticarethane geçtiği için en yüksek tarife. Bununla ilgili bir çalışma yapılmasını ivedilikle bekliyoruz. Yoksa bu faturaların altından esnaf kalkamaz diyorum" ifadelerini kullandı.