Yerel Haberler
Ankara
Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan atamalar Resmi Gazete’de 22 Mayıs 2026 Cuma - 01:11:06 Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan atamalar Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yapılan atamalar Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Karara göre, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Çevre Yönetimi Genel Müdür Yardımcılısı Haluk Şahin Yazgı, Yüksek Fen Kurulu Üyesi Atilla Ünal, Malatya Çevre ve Şehircilik İl Müdürü Ali Laloğlu, Eskişehir Çevre ve Şehircilik İl Müdürü Hikmet Çelik, Kayseri Çevre ve Şehircilik İl Müdürü Sibel Livdumlu, Yalova Çevre ve Şehircilik İl Müdürü Murat Alacatlı, Balıkesir Çevre ve Şehircilik İl Müdürü Kadir Kandemir görevden alındı. Çevre Yönetimi Genel Müdür Yardımcılığına Semih İlker Sanaç atandı. Ayrıca, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Enerji İşleri Genel Müdür Yardımcıları Murat Hardalaç ve Erdoğan Sert ve Bilgi İşlem Dairesi Başkanı Hakkı Tok görevden alındı. Kültür ve Turizm Bakanlığında açık bulunan Bilecik İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne ise Kürşat Bozkurt atandı. Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığında açık bulunan; Başkan Yardımcılıklarına Selim Serkan Ercan ve İmran Gezinti, I. Hukuk Müşavirliğine Mustafa Genç atandı. Ayrıca Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğünde açık bulunan; Mersin Pazarlama Bölge Müdürlüğüne Ali Kağanoğlu, Diyarbakır Pazarlama Bölge Müdürlüğüne Fatma Musluoğlu atandı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Ulaştırma Hizmetleri Düzenleme Genel Müdürü Murat Baştor görevden alınırken yerine Çağlar Tabak atandı.
Kurtulmuş: "Gazze’de yeni bir döneme başlanacak olmasını ümitle ama aynı zamanda da temkinli bir şekilde karşılıyoruz"
26 Ocak 2026 Pazartesi - 14:10 Kurtulmuş: "Gazze’de yeni bir döneme başlanacak olmasını ümitle ama aynı zamanda da temkinli bir şekilde karşılıyoruz" TBMM başkanı Numan Kurtulmuş, "Gazze’de yeni bir döneme başlanacak olmasını ümitle ama aynı zamanda da tedbirli bir şekilde, temkinli bir şekilde karşılıyoruz. Bu kadar büyük insanlık suçları işlemiş olan bir hükümetin bir yönetimi öyle çok kolay insani yardımların kapısına aralamayacağı ya da vazgeçtim artık katliam, soykırım yapmıyorum demeyeceği aşikardır" dedi. Kurtulmuş, İspanya Temsilciler Meclisi Başkanı Francina Armengol Socias ile ikili ve heyetler arasında görüşmeler gerçekleştirdi ve sonrasında basın toplantısı düzenledi. Kurtulmuş, Türkiye ile İspanya arasındaki ikili ilişkilerin fevkalade olduğunu söyleyerek, Gazze’de İspanya’nın takındığı tavrın takdire şayan olduğunu ifade etti. Kurtulmuş, "En son 10 sene evvel İspanyol Senato Başkanı Türkiye’yi ziyaret etmiş. 28 yıl evvel de Temsilciler Meclisi Başkanı ziyaret etmiş. Bu kadar uzun bir aradan sonra İspanya Temsilciler Meclisi Başkanı’nın Türkiye’yi ziyaret etmesi bizim için önemlidir, tarihi bir eşiktir. Ümit ediyorum ki yeni dönemde her alanda güçlenen Türkiye, İspanya arasındaki ilişkiler bu ziyaretle birlikte artarak devam edecektir. Yine ifade etmek isterim ki bildiğiniz gibi artık parlamenter diplomasi uluslararası ilişkilerin en (3:28) önemli araçlarından birisi haline gelmiştir. Klasik diplomatik ilişkilerin yanı sıra ve belki ondan da önce halkların doğrudan temsilcisi olan Meclisler vasıtasıyla ülkeler arasındaki ikili ilişkiler ya da çok taraflı ilişkilerin geliştirilmesi çok daha mümkün olmaktadır. Bu çerçevede Türkiye ve İspanya zaten birçok alanda uluslararası platformlarda da yakın işbirliği içerisinde olan iki ülke olarak bundan sonra parlamenter diplomasinin imkanlarına da kullanarak bu ilişkilerimizi çok daha güçlü bir şekilde tahkim etmeye kararlıdır"i,fadelerini kullandı. Socias, Türkiye ve İspanya’nın ikili ve çoklu ilişkiler kapsamında uluslararası konularda paylaştıkları ortak stratejiler olduğunu hatırlatarak, "Bu anlamda Türkiye ile birlikte Filistin’deki barışı da savunuyoruz ve aynı zamanda bu soykırımın bir son bulmasını diliyoruz ve aynı zamanda burada bir Filistin devletinin kurulması imkanını da destekliyoruz" şeklinde konuştu. Törörsüz Türkiye sürecinde rapor yazımına ilişkin soruya Kurtulmuş, "Son derece titiz, fevkalade ciddi çalışmayı sürdürüyoruz. Son noktaya gelinmiştir. İnşallah önümüzdeki günlerde rapor hazırlanacak. Bu rapor komisyon üyelerine takdim edilerek onların görüşleri de alındıktan sonra ümit ediyorum ki ittifakla kabul edilerek ya da çok büyük bir oyla nitelikli bir çoğunlukla kabul edilerek Türkiye Büyük Millet Meclisi Komisyonu’nun ortak bir raporu olarak o raporun son bölümünde yer alacak olan somut teklifler de Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulacak ve Türkiye Büyük Millet Meclisi kendi takvimi içerisinde bu konuyla ilgili yasal hazırlıkları yaparak Meclis Genel Kurulu’na sunacaktır"diye konuştu. SDG’nin durumuna ilişkin soruya Kurtulmuş, "Tabii ki Suriye’deki gelişmeleri çok yakından takip ediyoruz. Ümit ederiz ki en kısa süre içerisinde Suriye hükümeti ülkede ulusal birliği sağlayacak adımları sonlandırsın. Ve bu anlamda Suriye’de artık terör örgütlerinin hiçbirisinin esamesinin okunmadığı, silahlı grupların tamamının meşhur güçler olarak Suriye Devleti’nin içinde askeri yapılanmasının içerisinde yer aldığı ve entegrasyon sürecinin de başarıyla tamamlandığı bir gelişmeyi hep beraber takip edelim ve bunları gözlemleyelim. Biliyorsunuz Suriye’de devrimin olduğu günün hemen ertesi gün sabah şafak vaktinden itibaren ısrarla şunu söylüyoruz. Suriye’de artık hiçbir gayrimeşru silahlı güç terör örgütü kalmamalıdır. İki Suriye’deki bütün farklı unsurlar etnik, mezhebi, dini farklılıklarıyla birlikte yeni Suriye yönetiminin bir parçası olmalıdır. Ve bu anlamda da Suriye yönetiminde herkesin işin içerisine katılabileceği bir demokratik sürecin önü açılmalıdır. Bu çerçevede bir anayasa hazırlama sürecinin de Suriye’nin geleceği için de önemli olduğunu biliyoruz. Şimdi artık oradaki bütün silahlı unsurların, silahlı örgütlerin tamamının Suriye sahasından çekilme vakti gelmiştir" ifadelerini kullandı. Gazze’de ateşkes ilan edildiğini hatırlatan gazeteciye Kurtulmuş, "İsrail maalesef bir barış ilan edilmiş olmakla birlikte, İsrail barış anlaşmasının mürekkebi kurumadan soy kırımına hız kesmeden devam ediyor. Ayrıca insani yardımların Gazze şeridine ulaşmasını engelleyerek yaşlıların, kadınların ve çocukların açlıktan ve soğuktan ölmesini temin etmeyene devam ediyor. Şunu ifade etmek isterim. Gazze’de yeni bir döneme başlanacak olmasını ümitle ama aynı zamanda da tedbirli bir şekilde, temkinli bir şekilde karşılıyoruz. Bu kadar büyük insanlık suçları işlemiş olan bir hükümetin bir yönetimi öyle çok kolay insani yardımların kapısına aralamayacağı ya da vazgeçtim artık katliam, soykırım yapmıyorum demeyeceği aşikardır. Dolayısıyla uluslararası camiada, bu soykırımcı İsrail hükümeti yönetiminin, Netanyahu yönetiminin tarzını ciddi bir şekilde uluslararası baskıyla kontrol altına alması şarttır. Ve o anlamda da uluslararası camia nasılsa burada bir barış var diye rehavete kapılmamalıdır. Çünkü tavrı tarzı artık herkes tarafından bilinen bir hükümetten bahsediyoruz. Dolayısıyla burada bütün baskılar sürdürülmeli ve bir an evvel Refah sınır kapısı açılarak oraya insani yardımların girmesi ve Gazze halkının yeniden ayağa kalkmasının temin edilmesi için her türlü desteğin verilmesi şarttır. Türkiye olarak başından beri barışı desteklediğimizi, Gazze halkının geleceği için herkesle, iyi niyetli olan herkesle müşterek çalışmaya hazır olduğumuzu ve her şeyden evvel de Gazze’de acil insani yardımların ve oradaki özellikle yaşlı ve çocukların korunması için adımdan atılmasını gerekli görüyoruz" dedi.
Avukat Aslıhan Ergün Ercan: "Şiddetin; konumla, yoksullukla, fakirlikle, zenginlikle, statüyle alakası yok"
26 Ocak 2026 Pazartesi - 13:36 Avukat Aslıhan Ergün Ercan: "Şiddetin; konumla, yoksullukla, fakirlikle, zenginlikle, statüyle alakası yok" Avukat Aslıhan Ergün Ercan, "Şiddetin; konumla, yoksullukla, fakirlikle zenginlikle, statüyle alakası yok. Bulunduğu çevre, bağlantılı olduğu noktalar ve bunun gibi durumlar, psikiyatriler tarafından da değerlendirilmek zorunda" dedi. Kamuda artan şiddet olayları ve küçük yaştaki çocukların karıştığı vakalar, Türkiye’nin en önemli toplumsal sorunlarından biri haline gelirken, geçtiğimiz yıl Ahmet Minguzzi’nin öldürülmesi ve geçtiğimiz günlerde de İstanbul’da öldürülen Atlas Çağlayan, kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Avukat Aslıhan Ergün Ercan, şiddetin geldiği noktaya ve hukuki sürece ilişkin İhlas Haber Ajansı’na (İHA) özel açıklamalarda bulundu. Son yıllarda kamu alanlarında yaşanan şiddet olaylarına da dikkat çeken ve şiddete karışan kişilerin yaş ortalamasının giderek düştüğünü belirten Ercan; okullarda, sokaklarda ve hatta kamu kurumlarında çocuk yaştaki bireylerin şiddet eylemlerine karıştığı olayların endişe verici boyutlara ulaştığına değindi. "Güzeller güzeli evlatlarımız katlediliyor" Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da katledilen 17 yaşındaki Atlas Çağlayan hakkında konuşan Ercan, şiddet yaşının giderek düştüğüne değinerek, "Atlas evladımızın başına gelenler hukuki zemininde de anlatılmayacak, açıklanamayacak düzeyde. Tıpkı Ahmet Minguzzi evladımız gibi. Biri ‘pardon kardeşim’ dediği için, diğeri de yan bakma meselesinden dolayı güzeller güzeli evlatlarımız katlediliyor. Mecliste bir araştırma komisyonu var. Umarım o araştırma komisyonunda olması gereken noktalara değinirler. Çünkü Ahmet’ten sonraki süreçte bu durum bir yoksulluk meselesine çevrildi. Şimdiki süreçte de yoksul çocuklar suç işliyormuş algısı oluşmaya başladı. Bu cinayetler, yoksul çocuklar tarafından işlenmiyor. Bu konu çok önemli. ‘Yoksulsa suç işler.’ Hayır, çok net bir şekilde zengin kesimlerin de suç işlediğini de gördük. Burada buna önem verilmesi gerekiyor, buna dönüştürülmemesi gerekiyor. Zaten ciddi anlamda sınıfsal bir ayrıma maruz kalan yoksul çocuklarımız, gariban insanlarımız, vatandaşımız, işinde gücünde kanuna ve nizama uyan insanlarımız, şu anda kast sistemiyle bir sınıflandırılma haline getiriliyor" diye konuştu. "Çocuklarımıza yoksul olduğu için suç işliyorlar dedirtmeyeceğiz" Çocukların şiddete yönelmesinin yaşla veya yoksullukla bir alakası olmadığını ifade eden Ercan, bu durumun daha farklı bir biçimde ele alınması gerektiğini vurgulayarak, "Çocuklarımıza yoksul olduğu için suç işliyorlar dedirtmeyeceğiz. Dedirtmemek için de her şeyi yapacağız. Suç işleyenlerin ailelerine bakmak lazım. Hangi çetelerle ilişki içerisindeler, sosyal çevreleri nedir? Siber ağlar da var. Çocukları suç işlemeye teşvik de ediyorlar. Bunların hepsinin bir bütün halinde değerlendirilmesi lazım. Mesela Mersin’de Sevgi Evi var. Sevgi Evi kimsesiz çocukların yaşadığı, devletin kucak açtığı yer. Bu evde bir kadın, durduk yere 3-4 yaşındaki bir çocuğa tekme atıyor. Ağlayamıyor çocuk. Tepki bile veremiyor. Kadın başka bir videoda da başka bir çocuğa tekme atıyor. Kadının tarzı şiddet. Şimdi bu şiddetin altında büyümüş, devletin gözetimindeki bir çocuk, birey olduğu zaman ne verecek? Travmatik büyüyor, şiddetli büyüyor veya ailelerinde şiddet gören çocuklar ne verecek? Devletin kucak açtığı, ‘benim evladım’ dediği yerde şiddet görüyorsa, dışarıda, sokakta, her yerde şiddet görür. Kadının, mahkeme kararıyla Sevgi Evi’ne geri döndüğü söyleniyor. Bununla ilgili Aile Bakanlığımızı da özel bir çalışma için davet ediyorum. Çocuklarımızın her biri doktorumuz olacak, mühendisimiz olacak, pilotumuz olacak, geleceğimiz onlar" şeklinde konuştu.
Bakan Fidan, Fransız mevkidaşı Barrot ile Ankara’da bir araya gelecek
26 Ocak 2026 Pazartesi - 13:00 Bakan Fidan, Fransız mevkidaşı Barrot ile Ankara’da bir araya gelecek Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın, Fransa Avrupa ve Dışişleri Bakanı Jean-Nol Barrot ile yapacağı görüşmelerde ikili ilişkilerden bölgesel krizlere, Türkiye-AB ilişkilerinden Gazze ve Suriye’deki gelişmelere kadar geniş bir gündemin ele alınması bekleniyor. Dışişleri Bakanlığı kaynakları, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın, 27 Ocak tarihinde Türkiye’yi ziyaret edecek olan Fransa Avrupa ve Dışişleri Bakanı Jean-Nol Barrot ile bir araya geleceğini duyurdu. Kaynaklar, Bakan Fidan’ın görüşmelerde, Türkiye ile Fransa arasında bölgesel ve küresel meseleler başta olmak üzere artan diyalogdan duyulan memnuniyeti dile getirmesinin beklendiğini aktardı. Görüşmelerde, yakalanan bu ivmenin sürdürülerek stratejik bir bakış açısıyla ikili ilişkilerin tüm veçhelerine uygulanması yönünde en üst düzeyde siyasi iradenin mevcut olduğunun vurgulanacağı belirtildi. Ekonomik ve ticari ilişkilerin ikili ilişkilerin önemli bir boyutunu oluşturduğuna işaret edilmesi, bu ilişkilerin üçüncü ülkelerde hayata geçirilecek iş birliği projeleriyle daha da geliştirilmesine yönelik desteğin ifade edilmesi öngörülüyor. Bu kapsamda, 17 Şubattarihinde İstanbul’da düzenlenecek 8. Ortak Ekonomi ve Ticaret Komisyonu (JETCO) toplantısının ikili ekonomik ve ticari ilişkilere sağlayacağı katkının gündeme getirilmesi bekleniyor. Bakan Fidan’ın ayrıca Fransa’daki Türk toplumunun huzur ve refahının Türkiye açısından öncelikli gündem maddeleri arasında yer aldığını vurgulayacağı kaydedildi. Terörle mücadelede ortak sorumluluk anlayışı çerçevesinde etkin iş birliğinin sürdürülmesi ve teröre karşı kararlı ortak tutumun öneminin altının çizileceği, savunma sanayii alanında iş birliğini geliştirmeye yönelik fırsatların ele alınacağı ifade edildi. Kaynaklar, görüşmelerde Türkiye-AB ilişkilerinin, bazı AB üyesi ülkelerin iç siyasi gündemlerine konu edilmeden stratejik bir perspektifle ele alınmasının önemine dikkat çekileceğini belirtti. Bu çerçevede, Türkiye’nin AB sanayi stratejisine dahil edilmesinin, Birliğin rekabet gücünün artırılması ve stratejik özerkliğinin pekiştirilmesi açısından kritik önemde olduğunun vurgulanacağı aktarıldı. Rusya-Ukrayna savaşının sona erdirilmesi ve adil, kalıcı bir barışın tesis edilmesi için diplomatik çabaların sürdürülmesi gerektiğine işaret edilmesi, Türkiye’nin barış sürecine her türlü katkıyı sunmaya hazır olduğunun ifade edilmesi bekleniyor. Gazze bağlamında ise barış planında ikinci aşamaya geçilmesinin ve bu çerçevede Türkiye’nin de dahil olduğu mekanizmaların belirlenmesinin önemli bir adım olduğunun dile getirileceği kaydedildi. Gazze’de güvenlik ve istikrarın sağlanması ile Gazze halkının günlük hayatının normalleşmesinin uluslararası toplumun eşgüdüm ve desteğini gerektirdiğine dikkat çekilmesi, İsrail’in ateşkes ihlallerinin engellenmesi ve yeterli insani yardımın Gazze’ye kesintisiz ulaştırılmasının öncelik olmaya devam ettiğinin vurgulanması öngörülüyor. Suriye sahasındaki son gelişmelerin, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve birliğinin korunması ile Türkiye’nin ulusal güvenliği açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekileceği belirtilen görüşmelerde, Türkiye’nin 18 Ocak tarihli "Ateşkes ve Tam Entegrasyon Anlaşması"nın sahada tam olarak uygulanmasının yakın takipçisi olacağının yinelenmesi bekleniyor.
CHP Genel Başkanı Özel ile Saadet Partisi Genel Başkanı Arıkan bir araya geldi
26 Ocak 2026 Pazartesi - 12:48 CHP Genel Başkanı Özel ile Saadet Partisi Genel Başkanı Arıkan bir araya geldi Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı (CHP) Özgür Özel’i genel merkezinde ziyaret etti. CHP Genel Başkanı Özel, Saadet Partisi Lideri Mahmut Arıkan ve beraberindeki heyeti kabul etti. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi’nde gerçekleştirilen görüşmenin ardından konuşan Özel, "Özellikle 19 Mart’tan bugüne kadar partimiz çok zor günler geçirdi. Tüm yaşadığımız zorluklarda ve acılarda ki kayıplarımız oldu, ilk telefonu açan, ilk ziyaretimize gelen ve her zaman dayanışma gösteren Mahmut Arıkan’a ve 81 ilde Cumhuriyet Halk Partisi örgütleriyle tam bir dayanışma halinde, bir kardeşlik hukukuna bağlı olarak siyaset yapan tüm Saadet Partisi teşkilatına ben de çok teşekkür ediyorum. Bundan sonra Türkiye’de çok daha güzel günlerde, umut dolu günlerde hep birlikte olmayı, birlikte siyaset yapmayı, birlikte çalışmayı ümit ediyoruz" dedi. "Bahçeli, en dipteyken ülkeyi erken seçime götürdü" Açıklamanın ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Genel Başkan Özel, MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin erken seçim ve emekli aylıklarına ilişkin kendisine yönelik açıklamalarını şöyle değerlendirdi: "Bahçeli, erken seçime kapıyı kapattı. Bahçeli, erken seçime kapıyı açtığında Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarını başlatmıştı. Kendisi bir üçlü koalisyondaydı ve çok zorlukları olan bir koalisyondu. Deprem geçmişti ve büyük bir ekonomik kriz, çok katı önlemlerle aşılmaya çalışılıyordu. Hükümetinin en zor olduğu dönemde ve ondan sonra yaşanacak her gün biraz daha ekonomik tedbirlerin sonuç vermeye başlayacağı, vatandaşın rahat edeceği ve hükümete tepkinin azalacağı bir süreçte en dipteyken, ülkeyi erken seçime götürdü. Adalet ve Kalkınma Partisi kendilerinin dahi hayal edemeyeceği bir sonuç alarak, iktidarı oluşturan 3 partinin de baraj altı kalmasıyla, Türkiye’nin en köklü partilerinin baraj altı kalmasıyla, sadece 2 partinin barajı geçebildiği noktada, kuruluşunun üzerinden 13-14 ay geçtikten sonra tek başına iktidarı yakaladı. O gün, Bahçeli’nin bıraktığı gün en düşük emekli maaşı 8 çeyrek altındı, bugün 2 çeyrek altın. Aradaki 6 çeyrek altın Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarlarının eseri olarak emeklinin cebinden uçup gitti. Bir emekli değil, her emekli; bir çeyrek altın değil, 6 çeyrek altın; bir kere değil, her ay kaybediyorlar. Bu süreci Bahçeli’nin erken seçim çağrısı başlattı." Özel, "Şimdi Bahçeli, milletin bu iktidardan en rahatsız olduğu, ekonomik krizin en yüksek noktada olduğu, milletin şikayetlerinin en fazla olduğu, yoksulluğun, işsizliğin, güvencesizliğin dayanılamaz bir noktaya geldiği yerde bu sefer erken seçime kapıyı kapatıyor. Erken seçime bugün kapıyı aralasa emekli kurtulacak, asgari ücretli kurtulacak, çiftçi kurtulacak, esnaf kurtulacak, memur kurtulacak. Ama kendisi iktidardayken en avantajlı zamanda AK Parti’ye erken seçim kapısını aralayan AK Parti için en dezavantajlı noktada erken seçime kapıyı kapatıyor. O zaman ne diyelim? Bahçeli, biz bildiğiniz gibiyiz. Biraz daha ustalaştık taşı kırmakta, dostu düşmanı birbirinden ayırmakta" dedi. "Klasik anayasaya aykırılık başvurularından farklı" Emeklilerin çoğunluğunun en düşük emekli maaşını alacak olması ve Anayasa Mahkemesi’ne başvuru hakkındaki soruyu cevaplayan Özel, "Anayasa Mahkemesi ile ilgili arkadaşlarımız çalışıyorlar. Tabii normal şartlarda yapılan düzenlemenin iptali, bin liralık zammın iptali noktasına gelebilir. Ama biz Anayasa Mahkemesi’ne çalışmamızı, anayasanın insanca yaşam hakkı, barınma hakkı başta olmak üzere, emeklilerin bu maaşla mahrum oldukları temel insan haklarından dolayı Anayasa Mahkemesi’nin uzunca bir süre vermeksizin, Meclis’in görevlerini ve anayasanın saydığı temel insan haklarını değerlendirerek ve kısa bir süre vererek kanunun yeniden görüşülmek üzere iptal edilmesi talebiyle bir başvuru yapmayı düşünüyoruz. Klasik anayasaya aykırılık başvurularından farklı, arkadaşlar detaylı olarak çalışıyorlar. Çalışmalarını tamamladıklarında başvuruyu gerçekleştirecek arkadaşlarımız" diye konuştu. "Vatandaşlarımız erken seçim noktasında çok ısrarcılar" Emekli maaşlarına değinen Arıkan, "Türkiye’nin her yerini özellikle muhalefet partileri geziyorlar. Sahadaki durum artık çalışmak ya da çalışmamak insanların onurlu bir şekilde yaşamını garanti altına almayan bir sürece geldi. Emeklilerimiz, asgari ücretlilerimiz, çalışanlarımız, esnaflarımız, gençlerimiz, iş insanlarımız dün Manisa ilindeydik ziyaretlerde bulunduk. Sanayinin çok gelişmiş olduğu bir şehir, tarımın çok gelişmiş olduğu bir şehir. İşsizişliğin çok hızlı bir şekilde arttığını, çok büyük firmaların işçi çıkartmak durumunda kaldığını gördük. Böyle bir ortamda erken seçim istememek çok mantıklı değil. Geçtiğimiz hafta Saadet Partisi Genel Başkanı olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne bir kanun teklifinde bulundum. En düşük emekli maaşının asgari ücret seviyesine çıkartılması diğer emekli maaşlarının da ödeme primi oranının da artırılması talebinde bulunduk. Birkaç günlük bir imza kampanyası başlattık. Birkaç gün içerisinde 1 milyon 214 bin insan bu teklifimize destek imzası verdiler. Bahçeli, iktidar yetkilileri ne kadar erken seçim istemiyoruz dese de vatandaşlarımız erken seçim noktasında çok ısrarcılar" şeklinde konuştu.
Bakan Bolat: "Milli Ekonominin temeli güçlü gümrüklerdir"
26 Ocak 2026 Pazartesi - 12:45 Bakan Bolat: "Milli Ekonominin temeli güçlü gümrüklerdir" ‘Dünya Gümrük Günü’ kapsamında konuşan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, "Ticaret demek lojistik, gümrükleşleme, gümrük müşavirliği demektir. O zaman diyebiliriz ki milli ekonominin temeli güçlü gümrüklerdir" dedi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, 26 Ocak Dünya Gümrük Günü çerçevesinde düzenlenen ‘Dünya Gümrük Günü Yıl Dönümü’ basın toplantısına katıldı. Ticaret Bakanlığı ev sahipliğinde gerçekleşen basın toplantısında gümrükler vasıtasıyla gerçekleşen uluslararası ticaretteki olumlu gelişmeler ele alındı. Programda bir konuşma gerçekleştiren Bakan Bolat, Ticaret Bakanlığı’nın temel omurgasının dış ticaret, gümrükler, iç ticaret, esnaf, iş dünyası ve şirketlerden oluştuğunu kaydetti. Bolat, gümrüklerden geçen yıl toplam 800 milyar dolar mal ve hizmet ihracat ve ithalatı yapıldığını anımsatarak, bu çerçevede gümrük çalışmalarının önemine değindi. Bakan Bolat, dünyada adı konulmamış bir ticaret savaşı olduğunu belirterek, gümrük vergilerinin bu ticaret savaşlarının en önemli aracı olarak kullanıldığını ifade etti. Dünya Ticaret Örgütü’nün son dönemde yaşanan gelişmeler çerçevesinde zor günler geçirdiğini aktaran Bolat, Türkiye olarak yaşanan gelişmeleri takip edip ona göre pozisyon almaya ve ihracatı arttırmaya mecbur olduklarını ifade etti. "Kamu bütçesinin beşte birini Ticaret Bakanlığı ve onun gümrük teşkilatı toplamakta" Ticaret Bakanlığı kadrolarının yaklaşık yüzde 75’inin gümrük çalışanlarımızdan oluştuğunu kaydeden Bolat, "Toplam 161 gümrük idaremiz var merkez ve taşra idarelerimizde. Toplam vergi gelirlerinin yüzde 20’sini bu teşkilat topluyor. Gümrükten anında tahsilat yapılıyor ve üç beş saniye sonra Hazine ve Maliye Bakanlığı’na elektronik ortamda aktarılıyor. Bundan da kıvanç duyuyoruz. Halkımıza hizmet yolunda harcadığımız kamu bütçesinin beşte birini Ticaret Bakanlığı ve onun gümrük teşkilatı toplamakta. Yılda yüz 87 milyon yolcu gümrüklerimizden geçiyor. 12 milyon araç, 8 milyon 400 bin ihracat ve idare konteyneri gümrüklerimizden geçiyor. Bir milyona yakın uçak seferi var ve 107 binden fazla gemi seferi var. 5,1 milyon tır geçişi sınır kapılarımızdan geçmekte, 5 milyon da binek aracı yolcu aracı geçiyor. Bütün bunların gümrük işlemleri bir yıl içinde başarıyla tamamlanıyor" ifadelerini kullandı. "Milli ekonominin temeli güçlü gümrüklerdir" Dünya Gümrük Örgütü’nün 2006 yıllı temasının ‘Gümrük Teyakkuz Ve Kararlılıkla Toplumu Koru’ olduğunu hatırlatan Bolat, "Bu, gümrük idarelerinin ticareti kolaylaştırma ama toplumu ve ülkeyi kal ekonomisini koruma sorumluluğunu aynı anda yürüttüğümü hatırlatan önemli bir slogandır. Burada uluslararası değer zincirlerinin aksamaması da önemlidir. Gümrük deyince gümrük müşavirleri, lojistikçiler çok önemli. Lojistik sektörü Türkiye Milli Gelirinin yüzde 13’ünü oluşturuyor. Yani 100 milyar dolardan fazla hatta 120 milyar dolara yakın bir büyüklüğü oluşturuyor. 40 milyar dolara aşkın bir ihracat gelirini oluşturuyor. Ticaret demek üretim demektir, yatırım demektir, istihdam demektir, döviz kazancı demektir. Aynı zamanda lojistik, gümrükleşleme, gümrük müşavirliği demektir. Çok geniş bir alanı oluşturmakta. O zaman diyebiliriz ki milli ekonominin temeli güçlü gümrüklerdir" açıklamasında bulundu. "Sonradan kontrol ve ikinci kontrollerle de tam 13 milyar 600 milyon lira kamunun gelir hakkını tespit ettik" Bolat, Ticaret Bakanlığı olarak yaptıkları çalışmalarla gümrük idarelerini sürekli bir dinamik şekilde yenilediklerini ifade ederek, gerek fiziki donanımda gerekse bilgisayar sistemleriyle programlarda hızlandırma ve kayıt altına alma noktasında önemli çalışmalar yaptıklarını dile getirdi. Bolat, şu ifadelere yer verdi: "Güvenliği arttırmanın en önemli yolu her işlemi aynı düzeyde kontrol etmek değil, doğru beyanı, doğru yükü, doğru aracı, doğru rotayı zamanında tespit edebilmektir. Bunun için de artık veri analizi, yapay zeka yöntemleriyle raporlama ve hedefleme çalışmaları, karar alma süreçlerimize olumlu katkı yapıyor. Buradan da şu mesajı anlıyoruz. Akıllı gümrükler hızlı etkin ticaretin anahtarıdır. Ayrıca işlemler sadece gümrükte bitmiyor. Gerek gümrük teşkilatımız gerekse biz kontrol genel müdürlüğümüz, yapılan işlemleri arka planda denetliyorlar. Müfettişlerimiz denetliyor. Ve bu çalışmaların sonucunda da sonradan kontrol ve ikinci kontrol mekanizmaları işletilerek de kamunun hakkı olan gelirleri sonradan tahsili de mümkün hale gelebiliyor. Geçen yıl 2025’te Teftiş Kurulu Başkanlığı Risk Kontrol Genel Müdürlüğü ve gümrük teşkilatımızın iş birliğiyle yapılan bu sonradan kontrol ve ikinci kontrollerle de tam 13 milyar 600 milyon lira kamunun gelir hakkını tespit ettik ve mükelleflere tahakkuk ettirilerek tahsil yoluna getirdik." Bu sene için hedeflerinin büyük olduğunu vurgulayan Bolat, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 410 milyar dolar ihracat hedefi koyduğunu ve bunu gerçekleştirmek için de çalışmalarına devam edeceklerini vurguladı. Bakan Bolat’ın konuşmasının ardından, Dünya Gümrük Örgütü tarafından hazırlanan ve görevini üstün gayret, dikkat ve kararlılıkla yerine getiren personel ve özel sektör çalışanlarına ‘Dünya Gümrük Günü Liyakat Sertifikası’ takdim edildi.
Bakan Şimşek: "Enflasyon beklentileri geçen yılın aynı dönemine göre hanehalkında 6,7 puan, reel sektörde 10,9 puan ve piyasa katılımcılarında 3,2 puan geriledi"
26 Ocak 2026 Pazartesi - 12:41 Bakan Şimşek: "Enflasyon beklentileri geçen yılın aynı dönemine göre hanehalkında 6,7 puan, reel sektörde 10,9 puan ve piyasa katılımcılarında 3,2 puan geriledi" Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "12 ay sonrası enflasyon beklentileri geçen yılın aynı dönemine göre hanehalkında 6,7 puan, reel sektörde 10,9 puan ve piyasa katılımcılarında 3,2 puan geriledi" dedi. Bakan Şimşek, sosyal medya hesabından, dezenflasyon sürecine ilişkin açıklamalarda bulundu. Şimşek paylaşımında şu ifadelere yer verdi: "Enflasyon beklentilerindeki düşüş eğilimi sürüyor. 12 ay sonrası enflasyon beklentileri geçen yılın aynı dönemine göre hanehalkında 6,7 puan, reel sektörde 10,9 puan ve piyasa katılımcılarında 3,2 puan geriledi. Hanehalkı enflasyon beklentileri tüm ülkelerde enflasyon gerçekleşmeleri ve eğilimlerinin üzerindedir; bu durum ülkemize özgü değildir. Piyasanın yıl sonu için yüzde 23,2 seviyesinde olan enflasyon beklentisi hedefimizin üzerinde olsa da mevcut enflasyon düzeyine kıyasla belirgin bir iyileşmeye işaret ediyor. Ocak’ta dönemsel etkiler kaynaklı aylık enflasyonun artmasını ancak yıl genelinde dezenflasyon sürecinde sağlanacak ilerleme ile birlikte beklentilerin daha da iyileşerek fiyatlama davranışlarındaki katılıkları azaltmasını ve enflasyondaki düşüşe daha güçlü katkı sağlamasını bekliyoruz. Yapısal adımlarla desteklenen dezenflasyon odaklı politikalarımızı kararlılıkla uygulamaya devam edeceğiz."
Bakan Tekin: "Okul Dışı Öğrenme Ortamları projemizi Türkiye Yüzyılı Maarif Modelimizin sahadaki en görünür halkalarından birisi olarak kabul ediyoruz"
26 Ocak 2026 Pazartesi - 12:28 Bakan Tekin: "Okul Dışı Öğrenme Ortamları projemizi Türkiye Yüzyılı Maarif Modelimizin sahadaki en görünür halkalarından birisi olarak kabul ediyoruz" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Okul Dışı Öğrenme Ortamları projemizi Türkiye Yüzyılı Maarif Modelimizin sahadaki en görünür halkalarından birisi olarak kabul ediyoruz. Şehrin imkanlarını, öğretmenimizin planına ve evladımızın öğrenme serüvenine dahil eden bir düzen oluşturmaya çalışıyoruz" dedi. Okul dışı öğrenme ortamlarının eğitim sürecine daha etkin entegre edilmesi amacıyla, Okul Dışı Öğrenme Ortamları Tanıtım Toplantısı Ankara Resim Heykel Müzesi’nde gerçekleştirildi. Programda açıklamalarda bulunan Milli Eğitim Bakanı Tekin, eğitimin yalnızca sınıf ortamlarıyla sınırlı olmadığını belirterek, öğrencilerin sosyal, kültürel ve akademik gelişimlerine katkı sunacak Okul Dışı Öğrenme Ortamlarının önemine dikkat çekti. Proje kapsamında müzeler, bilim merkezleri, kütüphaneler ve çeşitli sosyal alanların eğitim sürecine daha etkin şekilde dahil edilmesinin hedeflendiğini belirten Tekin, Okul Dışı Öğrenme Ortamlarının öğrencilerin yaparak ve yaşayarak öğrenmelerine imkan sağladığını vurguladı. Platformla öğretmenler; derslerde ünite ve konulara uygun müze, kütüphane, bilim merkezi, sergi, cami, teknoloji ve geliştirme merkezi ve geri dönüşüm tesisi gibi mekanlara ulaşabilmelerinin yanı sıra bu mekanlardan uygun olanlara sanal turlar düzenleyebilecek ve görsel materyallerle bu mekanları derslerinin bir parçasına dönüştürebileceği belirtildi. "Meselemiz evladımızın öğrenme tecrübesini zenginleştiren her zemini eğitimin bir parçası haline dönüştürebilmek" Öğrenmenin sadece okulda olmadığını; dış ortamlarda da eğitimin var olması gerektiğini ve Okul Dışı Öğrenme Ortamlarının bu sürece katkı sağlayacağını ifade eden Bakan Tekin, "Öğrenmeyi ve öğrenme ortamlarını konuşurken sınıf sıraları ve dört duvarla kayıtlı bir anlayışı aşmak ve mekanın da başlı başına bir öğretmen olduğunun idrak edilmesini arzu ediyoruz. Meselemiz evladımızın öğrenme tecrübesini zenginleştiren her zemini eğitimin bir parçası haline dönüştürebilmek. Müzeler, kütüphaneler, atölyeler, bilim merkezleri, spor alanları, tabiat alanları, üretim ortamları, şehirlerimizdeki tarihi yapılar, camiler, barajlar, aklınıza gelebilecek her ortam aynı zamanda bir öğrenme ortamı haline dönüşebilir. Evlatlarımızın dikkatini toplayan, merakını diri tutan, sorularını çoğaltan her imkan bizim nazarımızda bir öğrenme ortamı olmalıdır. Bugün resimlerin ve heykellerin eşlik ettiği bu tarihi mekanda buluşmamızın sebebi de budur. Öğrenmeyi hayatın dışına iten, onu evlatlarımızın zihninde biriken kuru bir enformasyona indirgeyen anlayışı asla kabul edemeyiz. Bilginin kıymet kazandığı yer; çocuğun emek verdiği, ter döktüğü, soru sorduğu, üretime, sanata, tabiata dokunduğu ortamlardır. Çünkü öğrenme hayatla temas ettiğinde derinleşir, derinlik kazanan kavrayış da zamanla hikmete, karaktere ve sorumluluk şuuruna dönüşür" diye konuştu. "Şehrin imkanlarını, öğrenme serüvenine dahil eden bir düzen oluşturmaya çalışıyoruz" Projenin, öğretmenlerin eğitim-öğretim sürecine de olumlu yararları olacağını ve eğitim sürecini kolaylaştırarak öğrencilere uygulayabileceklerini ifade eden Bakan Tekin, "Okul Dışı Öğrenme Ortamları projemizi, Türkiye Yüzyılı Maarif Modelimizin sahadaki en görünür halkalarından birisi olarak kabul ediyoruz. Şehrin imkanlarını öğretmenimizin planına ve evladımızın öğrenme serüvenine dahil eden bir düzen oluşturmaya çalışıyoruz. Projemizin kalbinde öğretmenlerimizin elini güçlendiren dijital bir altyapı kurduk. Öğretmenimiz, bu platforma girdiğinde bulunduğu ili, ilçeyi, dersini, sınıf düzeyini Türkiye Yüzyıl Maarif Modelindeki ilgili temayı ve kazanımları seçerek öğrencileriyle birlikte kullanabileceği mekanların bir haritasına ulaşabiliyor. Her bir mekan için hazırlanan bilgi kartlarında ortamın kısa tanımı, eğitimle ilişkisi öne çıkan temalar, önerilen etkinlik örnekleri güvenlik ve erişimle ilgili bilgiler yer alıyor. Ayrıca her bir temada her bir etkinlikte medeniyet birikimimize vurgu yapıyor, böylece öğretmenimizin omzuna yeni ve belirsiz bir yük koymak yerine, onlara planlamada ve rehberlikte yol açan bir araç da sunmuş oluyoruz" şeklinde konuştu. "Kayıtlı mekan sayımız 5 binin üzerine çıktı" Proje kapsamında illerde kurulan komisyonları tespit edebilmek için yoğun bir çaba sarf ettiklerini belirten Bakan Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bugün itibariyle platformda kayıtlı mekan sayımız 5 binin üzerine çıktı. Bu mekanlara bağlı 100 binlerce öğrenme çıktısı ve etkinlik önerisi üretildi. Bir parantez açmak istiyorum. Daha önce müsteşarlığım dönemimde, dönemin Kültür ve Turizm Bakanımızla bu konuları çok detaylıca konuşmuştuk. Bu benim hayalimdi. Çocuklarımız; yaşadıkları coğrafyanın, yaşadıkları ilin medeniyet birikimimizdeki yeri ve değeri ile ilgili bilgi sahibi olsun arzusundaydık. Bugün, başlattığımız bu projeyi çok farklı bir noktaya taşımış olduk. Ben bu süreçte emek sarf eden bütün arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum." Düzenlenen programa, Bakan Tekin’in yanı sıra Temel Eğitim Genel müdürü Ebubekir Sıddık Savaşçı ve öğretmenler katılım sağladı.