Yerel Haberler
Ankara
DEM Parti Sözcüsü Doğan: "İnsanlar barışa öylesine saygı duyuyor ki bulundukları her yerden buna ses vermek istiyorlar" 18 Mayıs 2026 Pazartesi - 22:04:46 Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, "Barış talebi toplumsal bir talep zaten. İnsanlar barışa öylesine saygı duyuyor ki bulundukları her yerden buna ses vermek, güç vermek istiyorlar" dedi. DEM Parti Sözcüsü Doğan, parti genel merkezinde gündeme dair açıklamalarda bulundu. Barışa ve demokratikleşmeye dair kaygıların pozitif açıdan değerlendirilmesi gerektiğini belirten Doğan, "Olumsuz anlamlarla yürümek yerine, bu seslere, milyonların bu talebine farklı talepler olarak yaklaşmak yerine ortak ihtiyaç, ortak talep şeklinde yaklaşmak, sorunları çözmede de ivme kazandırıcı bir etki oluşturabilir diye düşünüyoruz. Barış talebinin toplumsallaşamadığı söyleniyor. Çünkü yönteme güven konusunda bir sorun var. Pek çok kamuoyu araştırma şirketi de bunu ortaya koyuyor. Bizler de sahadaki gözlemlerimizde görüyoruz. Oysa şunu gördük; barış talebi toplumsal bir talep zaten. İnsanlar barışa öylesine saygı duyuyor ki bulundukları her yerden buna ses vermek, güç vermek istiyorlar. Evet, evhamlılar, kaygılılar, endişeleri var. Çünkü Türkiye çok büyük acılar yaşadı ve yeniden bu acıların yaşanmasını hiç kimse istemiyor. Bu acıların tümden ve en hakiki biçimde ortadan kaldırılması için gereken her şeyin yapılmasını istiyorlar" ifadelerini kullandı. "Birinci aşama tamamlandı, artık ikinci aşamaya geçtik" MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin bir gazeteye yaptığı açıklamaya değinen Doğan, "Bahçeli bunu yeni bir hamle olarak ifade ediyor. Evet, sürecin ivme kazanması için yeni girişimlere ihtiyaç var. DEM Parti olarak süreçte yeni bir aşamaya geçildiğini söylediğimiz günden beri en çok bu konuya dikkat çekiyoruz. Yani ‘birinci aşama tamamlandı, artık ikinci aşamaya geçtik’ dediğimiz andan bugüne en çok dikkat çektiğimiz konuların başında yeni bir hamle ihtiyacı geliyor. Biz bunu hamle olarak tanımlamadık ancak bugün Bahçeli bunu hamle olarak tanımlıyor. Tanımlar değişse bile aynı ihtiyaca dikkat çekiyoruz. Bu anlamda Bahçeli’nin çabasını önemli bulduğumuzu da ifade etmek isterim" diye konuştu. "Örgüt, Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla fesih kararı aldı" Geçiş hukuku için yasal bir çerçeveye ihtiyaç olduğunu ifade eden Doğan, "Adı üstünde geçiş hukuku. Bu geçiş nasıl sağlanacak, hangi hukukla sağlanacak? Şimdi silahlarını bırakan, silahlı mücadeleden stratejik olarak vazgeçtiğini söyleyen ancak bunun pratikte birtakım somut adımlar gerektirdiğini ifade eden, bugüne kadar silahlı mücadele yürütmüş bir örgüt gerçekliğinden bahsediyoruz. Bu örgüt, Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla fesih kararı aldı, akabinde silahlarını yakarak imha etti. Geri dönme taleplerini ifade ettiler ve üzerinden bunca zaman geçti. Hala komisyon raporuna rağmen atılmış adımlar yok. Bunlar süreçte kaygı oluşturuyor. Bazı adımlar için komisyon oluşturuldu, bu çok önemli. Tartışıyoruz, önerilerde bulunuyoruz. Bunlar çok değerli, hiçbirini küçümsemiyoruz. Ancak diyoruz ki Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu ortak bir raporla, o rapora giden süreçte yaptığı dinlemelerle ve siyasi partilerden oluşan bir heyetin İmralı’da Öcalan’la görüşüp, kendisinin de görüşlerini komisyon çalışmalarına dahil etmesiyle önemli çalışmalar yaptı" şeklinde konuştu.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 22:01 DEM Parti Sözcüsü Doğan: "İnsanlar barışa öylesine saygı duyuyor ki bulundukları her yerden buna ses vermek istiyorlar" Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, "Barış talebi toplumsal bir talep zaten. İnsanlar barışa öylesine saygı duyuyor ki bulundukları her yerden buna ses vermek, güç vermek istiyorlar" dedi. DEM Parti Sözcüsü Doğan, parti genel merkezinde gündeme dair açıklamalarda bulundu. Barışa ve demokratikleşmeye dair kaygıların pozitif açıdan değerlendirilmesi gerektiğini belirten Doğan, "Olumsuz anlamlarla yürümek yerine, bu seslere, milyonların bu talebine farklı talepler olarak yaklaşmak yerine ortak ihtiyaç, ortak talep şeklinde yaklaşmak, sorunları çözmede de ivme kazandırıcı bir etki oluşturabilir diye düşünüyoruz. Barış talebinin toplumsallaşamadığı söyleniyor. Çünkü yönteme güven konusunda bir sorun var. Pek çok kamuoyu araştırma şirketi de bunu ortaya koyuyor. Bizler de sahadaki gözlemlerimizde görüyoruz. Oysa şunu gördük; barış talebi toplumsal bir talep zaten. İnsanlar barışa öylesine saygı duyuyor ki bulundukları her yerden buna ses vermek, güç vermek istiyorlar. Evet, evhamlılar, kaygılılar, endişeleri var. Çünkü Türkiye çok büyük acılar yaşadı ve yeniden bu acıların yaşanmasını hiç kimse istemiyor. Bu acıların tümden ve en hakiki biçimde ortadan kaldırılması için gereken her şeyin yapılmasını istiyorlar" ifadelerini kullandı. "Birinci aşama tamamlandı, artık ikinci aşamaya geçtik" MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin bir gazeteye yaptığı açıklamaya değinen Doğan, "Bahçeli bunu yeni bir hamle olarak ifade ediyor. Evet, sürecin ivme kazanması için yeni girişimlere ihtiyaç var. DEM Parti olarak süreçte yeni bir aşamaya geçildiğini söylediğimiz günden beri en çok bu konuya dikkat çekiyoruz. Yani ‘birinci aşama tamamlandı, artık ikinci aşamaya geçtik’ dediğimiz andan bugüne en çok dikkat çektiğimiz konuların başında yeni bir hamle ihtiyacı geliyor. Biz bunu hamle olarak tanımlamadık ancak bugün Bahçeli bunu hamle olarak tanımlıyor. Tanımlar değişse bile aynı ihtiyaca dikkat çekiyoruz. Bu anlamda Bahçeli’nin çabasını önemli bulduğumuzu da ifade etmek isterim" diye konuştu. "Örgüt, Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla fesih kararı aldı" Geçiş hukuku için yasal bir çerçeveye ihtiyaç olduğunu ifade eden Doğan, "Adı üstünde geçiş hukuku. Bu geçiş nasıl sağlanacak, hangi hukukla sağlanacak? Şimdi silahlarını bırakan, silahlı mücadeleden stratejik olarak vazgeçtiğini söyleyen ancak bunun pratikte birtakım somut adımlar gerektirdiğini ifade eden, bugüne kadar silahlı mücadele yürütmüş bir örgüt gerçekliğinden bahsediyoruz. Bu örgüt, Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla fesih kararı aldı, akabinde silahlarını yakarak imha etti. Geri dönme taleplerini ifade ettiler ve üzerinden bunca zaman geçti. Hala komisyon raporuna rağmen atılmış adımlar yok. Bunlar süreçte kaygı oluşturuyor. Bazı adımlar için komisyon oluşturuldu, bu çok önemli. Tartışıyoruz, önerilerde bulunuyoruz. Bunlar çok değerli, hiçbirini küçümsemiyoruz. Ancak diyoruz ki Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu ortak bir raporla, o rapora giden süreçte yaptığı dinlemelerle ve siyasi partilerden oluşan bir heyetin İmralı’da Öcalan’la görüşüp, kendisinin de görüşlerini komisyon çalışmalarına dahil etmesiyle önemli çalışmalar yaptı" şeklinde konuştu.
AK Parti Sözcüsü Çelik: "İran konusunu çok yakından ve endişeyle takip ediyoruz. İran’a yönelik herhangi bir dış müdahalenin karşısındayız"
26 Ocak 2026 Pazartesi - 17:49 AK Parti Sözcüsü Çelik: "İran konusunu çok yakından ve endişeyle takip ediyoruz. İran’a yönelik herhangi bir dış müdahalenin karşısındayız" AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "İnsani durum çerçevesinde Suriye hükümeti ile koordineli bir şekilde onların açtığı insani koridorlardan Aynularab’a 11 tır yardım gönderdik. Bu yardımlar kesintisiz bir şekilde devam edecek" dedi. AK Parti Sözcüsü Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında partisinin Genel Merkez binasında gerçekleştirilen MKYK toplantısın devam ettiği sırada basın açıklamasında bulundu. Çelik, Konya Çumra Belediye Başkanı Mehmet Aydın, Yozgat Kadışehri Belediye Başkanı Davut Karadavut, Şırnak İdil Karalar Belde Belediye Başkanı Hasan Turgut ve Çorum Ortaköy Aştağul Belde Belediye Başkanı Şenol Öncül’ün MKYK toplantısında AK Parti’ye katıldığını ifade etti. Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge konularındaki çalışmaları kararlılıkla sürdürdüklerini dile getiren AK Parti Sözcüsü Çelik, "Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge, iç içe ve birbiriyle ayrılmaz bütünlüğe sahip iki kavram. Zaman zaman bu ikisinin ayrı ayrı değerlendirilmeye çalışıldığını, aradaki bağın koparılmaya çalışıldığını görüyoruz. Aradaki bağı koparmaya çalışanların bu bağı kopardığı zaman yerine ne yerleştirmeye çalıştığına baktığımızda da terör örgütlerini meşrulaştırmaya, mazur göstermeye çalışan, terör örgütlerinin kazanımları dedikleri birtakım ifadeleri kazanım gibi sunma şeklinde yaklaşımların bu işlerin arkasında olduğunu görüyoruz. Bütün bu süreç terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge kavramlarının ne kadar zamanlı, doğru ve dünyanın içinden geçtiği bu dönemde ne kadar stratejik bir adım olduğunu bir kere daha gösteriyor. Onun için hem MKYK hem MYK hem de partimizin tüm organları açısından en hassasiyetle takip edilen konuların başında bu geliyor" ifadelerini kullandı. "Suriye’de DEAŞ ile mücadelenin kesintisiz bir şekilde sürmesi gerekiyor" Suriye’de DEAŞ ile mücadelenin kesintisiz bir şekilde sürmesi gerektiğini vurgulayan Çelik, "Aynı şekilde hiçbir terör örgütünün de hiçbir şekilde var olmaması gerektiği temelindedir. Burada önceden beri uyarılarımızı net bir şekilde yapıyoruz. İki konuda net cümleler kurduk ve izahını da net bir şekilde yaptık. Birincisi terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge süreci kapsamında PKK’nın bütün şube, uzantı ve illegal yapılanmalarıyla kendisini feshetmesi ve silah bırakması gerektiğiydi. Buna Suriye, Irak, İran yapılanmalarının ve Avrupa’daki illegal yapılanmasının dahil olduğunu ifade ettik. Aynı şekilde bunun devamı olarak da değişik yöntemlerinin olabileceğini ifade ettik. Suriye açısından bizim önemsediğimiz, hem kan dökülmemesi, hem Suriye’deki Kürt kardeşlerimizin haklarının garanti altına alınması ve terörün vesayetinden kurtulması hem de Suriye’nin birlik ve bütünlüğüne zarar veren terör ve asimetrik silahlı grupların ortadan kalkması, ancak bunun Suriye’nin bir parçası olarak gerçekleşmesidir. Bu bakımdan 10 Mart Mutabakatı’nın önemini özellikle vurguladık" diye konuştu. "Suriye’de 100 yıl içerisinde ilk defa çoğulculuğu benimseyen bir kararname ortaya çıkmış oldu" Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara tarafından yayımlanan ve Suriye’deki Kürtlerin haklarını garanti altına alan kararnamenin son derece sevindirici olduğunu ifade eden Çelik, "Kararnameyi tam olarak okuduğun zaman Suriye Kürtlerinin Suriye’nin ayrılmaz bir parçası olduğunu, dillerinin ve kültürlerinin garanti altına alındığını net bir şekilde ortaya koyuyor. Bazıları bu kararnameyi küçümsemeye çalışıyor ama Esad rejiminin özellikle inkar politikası dikkate alındığında Kürt kardeşlerimizin orada nüfus cüzdanı bile yoktu. Şimdi bunun devlet düzeyinde bir kararname ile garanti altına alınmış olmasının ortaya koyduğu irade beyanını hem sevindirici hem de önemli buluyoruz. Ortadoğu’da kimlik kavgaları, mezhep kavgaları son derece acı sonuçlar doğuruyor. Belki de 100 yıl içerisinde ilk defa çoğulculuğu benimseyen böyle bir kararname ortaya çıkmış oldu. Önemli olan eylemlerdir ama Kürt kardeşlerimiz için hukuki bir zemin ortaya çıkmıştır. Bunun takibi gerekir. Bu konuda da biz hassasiyetlerimizi Suriye yönetimi ile paylaşıyoruz. Sayın Şara ve yönetimi de tek bir Suriye ilkesi etrafında bu konularda son derece hassas olduklarını ifade ediyorlar" dedi. "Gerçek kazanım Suriye’de Kürt kardeşlerimizin de, Türkmenlerin de, Arapların da bu terör örgütlerinden kurtulmasıdır" Suriye’de terör örgütleri ortadan kalktığı durumda Suriye Kürtlerinin, Türkmenlerinin, Araplarının ve diğer grupların en çok kazananlar olduğunu belirten Çelik, "Dolayısıyla Suriye’de son ortaya çıkan tabloyu bütün Kürtlerin, Türkmenlerin ve bütün Arapların kazanımı olarak görmek lazım. Eğer birileri herhangi bir yerde terör örgütünün kazanımı, herhangi bir etnik grubun kazanımı olarak görüyorsa burada son derece hastalıklı biz zihniyetin işlediğini ifade etmek lazım. Birileri çıkıp da SDG Kürtleri temsil ediyor gibi hastalıklı bir cümle kuruyorsa, bu hastalıklı cümlenin bir başkasının çıkıp DEAŞ Arapları temsil ediyor gibi hastalıklı bir cümleden farkı yoktur. Terör örgütleri konusunda ilkeli bir tutum ortaya koymak gerekir. Burada gerçek kazanım Suriye’de Kürt kardeşlerimizin de, Türkmenlerin de, Arapların da bu terör örgütlerinden kurtulmasıdır" ifadelerini kullandı. "Avrupa norm koyma kabiliyetini kaybetmiştir" Çelik, İsviçre’nin Davos kasabasında düzenlenen toplantıda son derece ilginç mesajların verildiğini ve neoliberal siyasi düzeni savunanların belki de ilk defa bu düzenin bittiği ya da iflas ettiğini söylemeye başladıklarını kaydederek, "Uzun süre neoliberal ekonomik düzenin temsilcisi olan çevreler, bu düzenin sorunlarını bilmelerine rağmen bunu açıkça ifade edemiyorlardı. Bugün ise kamuya açık toplantılarda bu düzenin elitlerinin, neoliberal sistemin ikiyüzlülüğünü dile getirmeye çalıştıklarını görüyoruz. Bu durum, Cumhurbaşkanımızın yıllar önce dile getirdiği tespitlerin bugün adeta teyit edilmesi anlamına gelen son derece çarpıcı ifadelerin duyulmasına yol açmaktadır. Biz her zaman şunu söyledik; bu düzen adına norm koyma yetkisini kendisinde görenlerin, önce bu normlar eksik olsa bile bu normlara sadakati gerekir. Avrupa için geçerli gördüğünüz bir insan hakları veya hukuk devleti normunu Afrika ya da Asya için geçerli görmezseniz, bu bir gün tsunami etkisiyle gelir sizi vurur ve bununla karşılaşmak durumunda kalırsınız demiştik. Avrupa’daki bazı ülkeler Grönland tartışmaları üzerinden seslerini yükseltiyorlar ama itiraz ettikleri şeylerin aynısını Afrika’daki pek çok ülkeye yaptılar. Bugün itiraz ettikleri birtakım uygulamaların ve söylemlerin benzerlerini hala bir ay evvel Afrika’da bir ülkede darbe teşebbüsüne girişerek yapmaya çalıştılar. Dolayısıyla Avrupa norm koyma kabiliyetini kaybetmiştir" değerlendirmesinde bulundu. İran’da meydana gelen gelişmeleri yakından ve endişe içerisinde takip ettiklerini dile getiren Çelik, İran’a yönelik herhangi bir dış müdahalenin karşısında olduklarını ve bu durumun son derece yanlış olacağını dile getirdi. "Gazze bir emlak değildir, emlak yaklaşımıyla değerlendirilecek bir toprak değildir" Kurulan Gazze Kurulu tarafından yapılacak olan çalışmaların yakından takip edileceğini aktaran Çelik, "Her zaman söylediğimiz gibi yanlış haberler ve aşırı söylemler kullanılıyor. Filistin’i Filistinliler yönetmelidir ve bu iradeyi gölgeleyecek tutumlar içerisine girilmemelidir. Kalıcı barışın tek yolu ateşkesin kalıcı hâle gelmesi ve ardından 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan, entegre ve toprak bütünlüğüne sahip bir Filistin devletinin kurulmasıdır. Bu gerçekleşmeden kalıcı barış mümkün değildir. Ayrıca son derece acımasız ve yanlış cümleler kuruluyor. Gazze bir emlak değildir, emlak yaklaşımıyla değerlendirilecek bir toprak değildir. Gazze bir vatandır ve bunu yok sayan yaklaşımlar son derece vahşi ve barbar cümleler kurulması anlamına geliyor" dedi. Çelik, konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. "Aynularab’a 11 tır yardım gönderdik, bu yardımlar kesintisiz bir şekilde devam edecek" Bir gazetecinin Türkiye’nin Aynularab’a yaptığı insani yardımların sürüp sürmeyeceğini sorması üzerine Çelik, "İlk aşamada 11 tır gitti. Hangi ideoloji altında olursa olsun Suriye’de ve bölgede bütün terör örgütlerinin karşısındayız. Hiç kimse de terör örgütlerini oradaki kardeşlerimizle eşitlemesin. Şartlar ne olursa olsun, Suriyeli Kürtlerin, Türkmenlerin ve Arapların yanındayız. Orada insani bir durum var. Bu insani durum çerçevesinde Suriye hükümeti ile koordineli bir şekilde onların açtığı insani koridorlardan 11 tır yardım gönderdik. Bu yardımlar kesintisiz bir şekilde devam edecek. Oradaki Suriyeli Kürt kardeşlerimizi o olumsuz koşullarda asla yalnız bırakmayacağız" cevabını verdi. "Kürt sivillerin öldürülmesine göz yumduğumuz iddiası ahlak dışı bir yaklaşımdır" DEM Parti yöneticilerince AK Parti’nin Kürt sivillerin hedef alındığı iddialarına yeterince tepki göstermediğine yönelik ifadelerinin sorulması üzerine Çelik, "Kürt sivillerin öldürülmesine göz yumduğumuz iddiası ahlak dışı bir yaklaşımdır. SDG’nin ve PKK’nın yıllar boyunca ne kadar Kürt sivili öldürdüğü herkesin gözü önünde gerçekleşti. Bugün Suriye’de ister DEAŞ ister PKK ya da başka bir ad altında olsun, herhangi bir terör örgütü sivillere yönelik bir eylem yaptığında ilk karşı çıkan biz oluruz. Dolayısıyla, bunlar ideolojik oyunlardır ve siyasi bir cümle ifade etmemektedir. Doğrusunu söylemek gerekirse, bunca olay yaşanmışken insan daha makul ve siyasi değerlendirme anlamına gelebilecek cümleler bekliyor ama maalesef bu kadar olay olurken sadece ideolojik oyunlar. Adı SDG ya da PKK olan bir örgütten yana destekleyici bir tutum olarak, ‘Kürtlerin iyiliğini düşünüyorum’ denilmesi birbirine taban tabana zıt iki cümle. Bir kere daha görüyoruz ki bu cümleleri kuranların bize dönük söyledikleri cevap verilecek siyasi cümleler değil, sadece ideolojik propaganda cümleleridir" dedi. "Her türlü provokasyona karşı dikkatli olunması lazım" DEM Parti tarafından yapılan eylem çağrılarının ardından Diyarbakır ve Mersin’de meydana gelen güvenlik olayları bağlamında terörsüz Türkiye sürecindeki değerlendirmelerinin sorulması üzerine Çelik, "Bahsedilen provokasyonlar çerçevesinde hayatını kaybeden merhum için son derece üzüntülüyüz. Bu noktaya gelmemesi lazım, güvenlik güçleri gereken hassasiyeti gösteriyorlar. Her türlü provokasyona karşı dikkatli olunması lazım ama aynı zamanda siyasilerin de provokasyona ortam oluşturacak dilden ve üsluptan uzak durması son derece önemlidir" ifadelerine yer verdi. "Mesele İsrail’in kimin ülkeye girip girmeyeceğini yasaklaması değil" İsrail basınında yer alan Bilal Erdoğan dahil 29 Türk vatandaşının ülkeye girişinin yasaklanacağı yönündeki iddiaların sorulması üzerine Çelik, "Zaten Bilal Bey’in ve adı geçen kişilerin Filistin konusundaki hassasiyeti, her yıl yılbaşı sabahı yapılan mitinglerden birtakım siyonist ve soykırımcı çevrelerin duyduğu rahatsızlığı net bir şekilde ifade ediyorlar. Mesele İsrail’in kimin ülkeye girip girmeyeceğini yasaklaması meselesi değil. Hiç kimse girip de o siyonist katillerin elini sıkmak istemez. Şimdiye kadar da koşa koşa giden maalesef bir tek Yunanistan Başbakanı oldu. Esas mesele İsrail halkının düşünmesi gereken kendi ülkelerinin bu Siyonist katillerin isimlerinin altında alınıyor ve değerlendiriliyor olmasıdır" şeklinde konuştu. DEM Parti heyetinin Aynularab’a gerçekleştirdiği ziyaret sonrası siyasi parti liderleriyle görüşme kararı almaları doğrultusunda AK Parti ile bir görüşme talebinin olup olmadığı ve İmralı heyetinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşmesine ilişkin takvimin sorulması üzerine Çelik, "Her iki konuda da bir takvim yok. Herhangi bir şey olmadı" cevabını verdi.
AK Parti Sözcüsü Çelik: "PKK tüm unsurlarıyla silah bırakmalı"
26 Ocak 2026 Pazartesi - 17:30 AK Parti Sözcüsü Çelik: "PKK tüm unsurlarıyla silah bırakmalı" AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "İnsani durum çerçevesinde Suriye hükümeti ile koordineli bir şekilde onların açtığı insani koridorlardan Aynularab’a 11 tır yardım gönderdik. Bu yardımlar kesintisiz bir şekilde devam edecek" dedi. AK Parti Sözcüsü Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında partisinin Genel Merkez binasında gerçekleştirilen MKYK toplantısın devam ettiği sırada basın açıklamasında bulundu. Çelik, Konya Çumra Belediye Başkanı Mehmet Aydın, Yozgat Kadışehri Belediye Başkanı Davut Karadavut, Şırnak İdil Karalar Belde Belediye Başkanı Hasan Turgut ve Çorum Ortaköy Aştağul Belde Belediye Başkanı Şenol Öncül’ün MKYK toplantısında AK Parti’ye katıldığını ifade etti. Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge konularındaki çalışmaları kararlılıkla sürdürdüklerini dile getiren AK Parti Sözcüsü Çelik, "Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge, iç içe ve birbiriyle ayrılmaz bütünlüğe sahip iki kavram. Zaman zaman bu ikisinin ayrı ayrı değerlendirilmeye çalışıldığını, aradaki bağın koparılmaya çalışıldığını görüyoruz. Aradaki bağı koparmaya çalışanların bu bağı kopardığı zaman yerine ne yerleştirmeye çalıştığına baktığımızda da terör örgütlerini meşrulaştırmaya, mazur göstermeye çalışan, terör örgütlerinin kazanımları dedikleri birtakım ifadeleri kazanım gibi sunma şeklinde yaklaşımların bu işlerin arkasında olduğunu görüyoruz. Bütün bu süreç terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge kavramlarının ne kadar zamanlı, doğru ve dünyanın içinden geçtiği bu dönemde ne kadar stratejik bir adım olduğunu bir kere daha gösteriyor. Onun için hem MKYK hem MYK hem de partimizin tüm organları açısından en hassasiyetle takip edilen konuların başında bu geliyor" ifadelerini kullandı. "Suriye’de DEAŞ ile mücadelenin kesintisiz bir şekilde sürmesi gerekiyor" Suriye’de DEAŞ ile mücadelenin kesintisiz bir şekilde sürmesi gerektiğini vurgulayan Çelik, "Aynı şekilde hiçbir terör örgütünün de hiçbir şekilde var olmaması gerektiği temelindedir. Burada önceden beri uyarılarımızı net bir şekilde yapıyoruz. İki konuda net cümleler kurduk ve izahını da net bir şekilde yaptık. Birincisi terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge süreci kapsamında PKK’nın bütün şube, uzantı ve illegal yapılanmalarıyla kendisini feshetmesi ve silah bırakması gerektiğiydi. Buna Suriye, Irak, İran yapılanmalarının ve Avrupa’daki illegal yapılanmasının dahil olduğunu ifade ettik. Aynı şekilde bunun devamı olarak da değişik yöntemlerinin olabileceğini ifade ettik. Suriye açısından bizim önemsediğimiz, hem kan dökülmemesi, hem Suriye’deki Kürt kardeşlerimizin haklarının garanti altına alınması ve terörün vesayetinden kurtulması hem de Suriye’nin birlik ve bütünlüğüne zarar veren terör ve asimetrik silahlı grupların ortadan kalkması, ancak bunun Suriye’nin bir parçası olarak gerçekleşmesidir. Bu bakımdan 10 Mart Mutabakatı’nın önemini özellikle vurguladık" diye konuştu. "Suriye’de 100 yıl içerisinde ilk defa çoğulculuğu benimseyen bir kararname ortaya çıkmış oldu" Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara tarafından yayımlanan ve Suriye’deki Kürtlerin haklarını garanti altına alan kararnamenin son derece sevindirici olduğunu ifade eden Çelik, "Kararnameyi tam olarak okuduğun zaman Suriye Kürtlerinin Suriye’nin ayrılmaz bir parçası olduğunu, dillerinin ve kültürlerinin garanti altına alındığını net bir şekilde ortaya koyuyor. Bazıları bu kararnameyi küçümsemeye çalışıyor ama Esad rejiminin özellikle inkar politikası dikkate alındığında Kürt kardeşlerimizin orada nüfus cüzdanı bile yoktu. Şimdi bunun devlet düzeyinde bir kararname ile garanti altına alınmış olmasının ortaya koyduğu irade beyanını hem sevindirici hem de önemli buluyoruz. Ortadoğu’da kimlik kavgaları, mezhep kavgaları son derece acı sonuçlar doğuruyor. Belki de 100 yıl içerisinde ilk defa çoğulculuğu benimseyen böyle bir kararname ortaya çıkmış oldu. Önemli olan eylemlerdir ama Kürt kardeşlerimiz için hukuki bir zemin ortaya çıkmıştır. Bunun takibi gerekir. Bu konuda da biz hassasiyetlerimizi Suriye yönetimi ile paylaşıyoruz. Sayın Şara ve yönetimi de tek bir Suriye ilkesi etrafında bu konularda son derece hassas olduklarını ifade ediyorlar" dedi. "Gerçek kazanım Suriye’de Kürt kardeşlerimizin de, Türkmenlerin de, Arapların da bu terör örgütlerinden kurtulmasıdır" Suriye’de terör örgütleri ortadan kalktığı durumda Suriye Kürtlerinin, Türkmenlerinin, Araplarının ve diğer grupların en çok kazananlar olduğunu belirten Çelik, "Dolayısıyla Suriye’de son ortaya çıkan tabloyu bütün Kürtlerin, Türkmenlerin ve bütün Arapların kazanımı olarak görmek lazım. Eğer birileri herhangi bir yerde terör örgütünün kazanımı, herhangi bir etnik grubun kazanımı olarak görüyorsa burada son derece hastalıklı biz zihniyetin işlediğini ifade etmek lazım. Birileri çıkıp da SDG Kürtleri temsil ediyor gibi hastalıklı bir cümle kuruyorsa, bu hastalıklı cümlenin bir başkasının çıkıp DEAŞ Arapları temsil ediyor gibi hastalıklı bir cümleden farkı yoktur. Terör örgütleri konusunda ilkeli bir tutum ortaya koymak gerekir. Burada gerçek kazanım Suriye’de Kürt kardeşlerimizin de, Türkmenlerin de, Arapların da bu terör örgütlerinden kurtulmasıdır" ifadelerini kullandı. "Avrupa norm koyma kabiliyetini kaybetmiştir" Çelik, İsviçre’nin Davos kasabasında düzenlenen toplantıda son derece ilginç mesajların verildiğini ve neoliberal siyasi düzeni savunanların belki de ilk defa bu düzenin bittiği ya da iflas ettiğini söylemeye başladıklarını kaydederek, "Uzun süre neoliberal ekonomik düzenin temsilcisi olan çevreler, bu düzenin sorunlarını bilmelerine rağmen bunu açıkça ifade edemiyorlardı. Bugün ise kamuya açık toplantılarda bu düzenin elitlerinin, neoliberal sistemin ikiyüzlülüğünü dile getirmeye çalıştıklarını görüyoruz. Bu durum, Cumhurbaşkanımızın yıllar önce dile getirdiği tespitlerin bugün adeta teyit edilmesi anlamına gelen son derece çarpıcı ifadelerin duyulmasına yol açmaktadır. Biz her zaman şunu söyledik; bu düzen adına norm koyma yetkisini kendisinde görenlerin, önce bu normlar eksik olsa bile bu normlara sadakati gerekir. Avrupa için geçerli gördüğünüz bir insan hakları veya hukuk devleti normunu Afrika ya da Asya için geçerli görmezseniz, bu bir gün tsunami etkisiyle gelir sizi vurur ve bununla karşılaşmak durumunda kalırsınız demiştik. Avrupa’daki bazı ülkeler Grönland tartışmaları üzerinden seslerini yükseltiyorlar ama itiraz ettikleri şeylerin aynısını Afrika’daki pek çok ülkeye yaptılar. Bugün itiraz ettikleri birtakım uygulamaların ve söylemlerin benzerlerini hala bir ay evvel Afrika’da bir ülkede darbe teşebbüsüne girişerek yapmaya çalıştılar. Dolayısıyla Avrupa norm koyma kabiliyetini kaybetmiştir" değerlendirmesinde bulundu. İran’da meydana gelen gelişmeleri yakından ve endişe içerisinde takip ettiklerini dile getiren Çelik, İran’a yönelik herhangi bir dış müdahalenin karşısında olduklarını ve bu durumun son derece yanlış olacağını dile getirdi. "Gazze bir emlak değildir, emlak yaklaşımıyla değerlendirilecek bir toprak değildir" Kurulan Gazze Kurulu tarafından yapılacak olan çalışmaların yakından takip edileceğini aktaran Çelik, "Her zaman söylediğimiz gibi yanlış haberler ve aşırı söylemler kullanılıyor. Filistin’i Filistinliler yönetmelidir ve bu iradeyi gölgeleyecek tutumlar içerisine girilmemelidir. Kalıcı barışın tek yolu ateşkesin kalıcı hâle gelmesi ve ardından 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan, entegre ve toprak bütünlüğüne sahip bir Filistin devletinin kurulmasıdır. Bu gerçekleşmeden kalıcı barış mümkün değildir. Ayrıca son derece acımasız ve yanlış cümleler kuruluyor. Gazze bir emlak değildir, emlak yaklaşımıyla değerlendirilecek bir toprak değildir. Gazze bir vatandır ve bunu yok sayan yaklaşımlar son derece vahşi ve barbar cümleler kurulması anlamına geliyor" dedi. Çelik, konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. "Aynularab’a 11 tır yardım gönderdik, bu yardımlar kesintisiz bir şekilde devam edecek" Bir gazetecinin Türkiye’nin Aynularab’a yaptığı insani yardımların sürüp sürmeyeceğini sorması üzerine Çelik, "İlk aşamada 11 tır gitti. Hangi ideoloji altında olursa olsun Suriye’de ve bölgede bütün terör örgütlerinin karşısındayız. Hiç kimse de terör örgütlerini oradaki kardeşlerimizle eşitlemesin. Şartlar ne olursa olsun, Suriyeli Kürtlerin, Türkmenlerin ve Arapların yanındayız. Orada insani bir durum var. Bu insani durum çerçevesinde Suriye hükümeti ile koordineli bir şekilde onların açtığı insani koridorlardan 11 tır yardım gönderdik. Bu yardımlar kesintisiz bir şekilde devam edecek. Oradaki Suriyeli Kürt kardeşlerimizi o olumsuz koşullarda asla yalnız bırakmayacağız" cevabını verdi. "Kürt sivillerin öldürülmesine göz yumduğumuz iddiası ahlak dışı bir yaklaşımdır" DEM Parti yöneticilerince AK Parti’nin Kürt sivillerin hedef alındığı iddialarına yeterince tepki göstermediğine yönelik ifadelerinin sorulması üzerine Çelik, "Kürt sivillerin öldürülmesine göz yumduğumuz iddiası ahlak dışı bir yaklaşımdır. SDG’nin ve PKK’nın yıllar boyunca ne kadar Kürt sivili öldürdüğü herkesin gözü önünde gerçekleşti. Bugün Suriye’de ister DEAŞ ister PKK ya da başka bir ad altında olsun, herhangi bir terör örgütü sivillere yönelik bir eylem yaptığında ilk karşı çıkan biz oluruz. Dolayısıyla, bunlar ideolojik oyunlardır ve siyasi bir cümle ifade etmemektedir. Doğrusunu söylemek gerekirse, bunca olay yaşanmışken insan daha makul ve siyasi değerlendirme anlamına gelebilecek cümleler bekliyor ama maalesef bu kadar olay olurken sadece ideolojik oyunlar. Adı SDG ya da PKK olan bir örgütten yana destekleyici bir tutum olarak, ‘Kürtlerin iyiliğini düşünüyorum’ denilmesi birbirine taban tabana zıt iki cümle. Bir kere daha görüyoruz ki bu cümleleri kuranların bize dönük söyledikleri cevap verilecek siyasi cümleler değil, sadece ideolojik propaganda cümleleridir" dedi. "Her türlü provokasyona karşı dikkatli olunması lazım" DEM Parti tarafından yapılan eylem çağrılarının ardından Diyarbakır ve Mersin’de meydana gelen güvenlik olayları bağlamında terörsüz Türkiye sürecindeki değerlendirmelerinin sorulması üzerine Çelik, "Bahsedilen provokasyonlar çerçevesinde hayatını kaybeden merhum için son derece üzüntülüyüz. Bu noktaya gelmemesi lazım, güvenlik güçleri gereken hassasiyeti gösteriyorlar. Her türlü provokasyona karşı dikkatli olunması lazım ama aynı zamanda siyasilerin de provokasyona ortam oluşturacak dilden ve üsluptan uzak durması son derece önemlidir" ifadelerine yer verdi. "Mesele İsrail’in kimin ülkeye girip girmeyeceğini yasaklaması değil" İsrail basınında yer alan Bilal Erdoğan dahil 29 Türk vatandaşının ülkeye girişinin yasaklanacağı yönündeki iddiaların sorulması üzerine Çelik, "Zaten Bilal Bey’in ve adı geçen kişilerin Filistin konusundaki hassasiyeti, her yıl yılbaşı sabahı yapılan mitinglerden birtakım siyonist ve soykırımcı çevrelerin duyduğu rahatsızlığı net bir şekilde ifade ediyorlar. Mesele İsrail’in kimin ülkeye girip girmeyeceğini yasaklaması meselesi değil. Hiç kimse girip de o siyonist katillerin elini sıkmak istemez. Şimdiye kadar da koşa koşa giden maalesef bir tek Yunanistan Başbakanı oldu. Esas mesele İsrail halkının düşünmesi gereken kendi ülkelerinin bu Siyonist katillerin isimlerinin altında alınıyor ve değerlendiriliyor olmasıdır" şeklinde konuştu. DEM Parti heyetinin Aynularab’a gerçekleştirdiği ziyaret sonrası siyasi parti liderleriyle görüşme kararı almaları doğrultusunda AK Parti ile bir görüşme talebinin olup olmadığı ve İmralı heyetinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşmesine ilişkin takvimin sorulması üzerine Çelik, "Her iki konuda da bir takvim yok. Herhangi bir şey olmadı" cevabını verdi.
Ankara Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Kalkan: "Kurmuş olduğumuz yeni müzelerle Ankara’ya gelen yerli ve yabancı turistleri daha iyi ağırlarız"
26 Ocak 2026 Pazartesi - 16:06 Ankara Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Kalkan: "Kurmuş olduğumuz yeni müzelerle Ankara’ya gelen yerli ve yabancı turistleri daha iyi ağırlarız" ‘2025 Yılı Yeni Müzeler Mali Destek Programı’ imza töreninde konuşan Ankara Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Duhan Kalkan, "Kurmuş olduğumuz müzeler ve bunlara eklenecek olan yeni müzelerle birlikte Ankara’ya gelen yerli ve yabancı turistleri daha iyi ağırlarız düşüncesindeyim" dedi. Ankara Kalkınma Ajansı ve Ankara İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından, Ankara’nın köklü tarihini ve kültürel mirasını çağdaş müzecilik yaklaşımlarıyla korumayı ve gelecek kuşaklara aktarmayı amaçlayan ‘2025 Yılı Yeni Müzeler Mali Destek Programı’ ile destek almaya hak kazanan projeler için imza töreni düzenlendi. Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde imzalanan sözleşmelerle birlikte projeler kapsamında kurulacak müzelerin Ankara Kale Mahallesi sınırları içerisindeki tarihi ve kültürel değere sahip yapılarda hayata geçirilmesi planlandı ve Kale Mahallesi’nin kültürel çekim merkezi haline gelmesi amaçlandı. "Ankara Kalkınma Ajansı uygulayıcı bir kurum değil, destekleyici bir kurum" Ankara’nın kültürel ve tarihi değerlerini ön plana çıkartacak projeleri hayata geçirmeyi hedeflediklerini ifade eden Ankara Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Duhan Kalkan, şu ifadelere yer verdi: "Ankara Kalesi Ankara’nın en fazla ziyaretçi çeken bölgelerinden bir tanesi. Biz de 2024-2028 bölge planında hedeflediğimiz kültür başlığı altında bazı hususlar var. Onlardan bir tanesi de Ankara’nın aynı zamanda kültürel ve tarihi değerlerini ön plana çıkartacak projeleri hayata geçirmek. Bu kapsamda Ankara Kalesi Bölgesi’nde müzecilik faaliyetlerinin geliştirilmesi noktasında bir çareye çıktık. 20 tane başvuru geldi. Aslında başvuru anlamında çok güzel müze fikirleri vardı. Profesyonel bir ekip tarafından yapılan değerlendirmeler neticesinde de özellikle 3 projemizin çok fazla öne çıktığını gördük. Bugün de bu projelerle ilgili imza törenlerini gerçekleştiriyoruz. 2026 yılı Ankara için önemli bir yıl. Hem NATO zirvesinin Ankara’da yapılıyor olması hem Ankara’nın Türk Dünyası Turizm Başkenti olmasından kaynaklı. Aslında sadece Türkiye’nin değil, bölgenin değil, dünyanın gözünün Ankara’da olduğu bir yıl olacak. Bizler de çeşitli vesilelerle Ankara’ya gelen misafirleri özellikle kale bölgesinde daha fazla nasıl tutabiliriz? Ankara’nın hem manevi hem tarihi zenginliklerini nasıl gösterebiliriz? Bunun için yıl boyunca farklı etkinlikleri İl Kültür Turizm Müdürlüğümüzle birlikte yapıyor olacağız. Ankara Kalkınma Ajansı uygulayıcı bir kurum değil, destekleyici bir kurum. Bizim için paydaşlık ilişkileri çok önemli. İl Kültür Turizm Müdürlüğümüz bizim her konudaki önemli paydaşlarımızdan bir tanesi. Başta müdürümüz olmak üzere tüm İl Kültür Turizm Müdürlüğü personeline de teşekkür etmek istiyorum. Hayırlı uğurlu olur inşallah. Bu kurmuş olduğumuz müzeler ve bunlara eklenecek olan yeni müzelerle birlikte Ankara’ya gelen yerli ve yabancı turistleri burada daha iyi ağırlarız düşüncesindeyim." "Yıl içerisinde de bu müzelerimizi Ankara’mıza kazandırmayı hedeflemekteyiz" Başkente turizme açabilecek yeni mekanları kazandırmak istediklerini belirten Ankara İl Kültür ve Turizm Müdürü Erhan Karakaya, "Ankara’ya gelen yurt içi ve yurt dışı turistlerimizin ve Ankara’daki vatandaşlarımızın kale bölgesinde gezebileceği yeni müzeleri kazandırmak maksadıyla Ankara Kalkınma Ajansı’nın desteğiyle projemizi nihayete erdirdik. Bugün de başvurusu onaylanan müze adaylarımızla huzurunuzda imzalarımızı atmış olacağız. Yıl içerisinde de bu müzelerimizi Ankara’mıza kazandırmayı hedeflemekteyiz. Bu vesileyle başta Ankara Kalkınma Ajansı’na valiliğe ve bakanlığa çok teşekkür ediyoruz. Önümüzdeki süreçte turizme açılabilecek yeni mekanları Ankara’mıza kazandırmak hedefimiz. Bu bölge Ankara’nın en değerli bölgelerinden birisi ve memleketimizin başkentin hak ettiği seviyeyi turizmde de elde edeceğini düşünüyoruz" diye konuştu. Törene, Ankara Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Duhan Kalkan’ın yanı sıra Ankara İl Kültür ve Turizm Müdürü Erhan Karakaya ve destek almaya hak kazanan başvuru sahipleri ile yetkililer katıldı.
Kurtulmuş: "Gazze’de yeni bir döneme başlanacak olmasını ümitle ama aynı zamanda da temkinli bir şekilde karşılıyoruz"
26 Ocak 2026 Pazartesi - 14:10 Kurtulmuş: "Gazze’de yeni bir döneme başlanacak olmasını ümitle ama aynı zamanda da temkinli bir şekilde karşılıyoruz" TBMM başkanı Numan Kurtulmuş, "Gazze’de yeni bir döneme başlanacak olmasını ümitle ama aynı zamanda da tedbirli bir şekilde, temkinli bir şekilde karşılıyoruz. Bu kadar büyük insanlık suçları işlemiş olan bir hükümetin bir yönetimi öyle çok kolay insani yardımların kapısına aralamayacağı ya da vazgeçtim artık katliam, soykırım yapmıyorum demeyeceği aşikardır" dedi. Kurtulmuş, İspanya Temsilciler Meclisi Başkanı Francina Armengol Socias ile ikili ve heyetler arasında görüşmeler gerçekleştirdi ve sonrasında basın toplantısı düzenledi. Kurtulmuş, Türkiye ile İspanya arasındaki ikili ilişkilerin fevkalade olduğunu söyleyerek, Gazze’de İspanya’nın takındığı tavrın takdire şayan olduğunu ifade etti. Kurtulmuş, "En son 10 sene evvel İspanyol Senato Başkanı Türkiye’yi ziyaret etmiş. 28 yıl evvel de Temsilciler Meclisi Başkanı ziyaret etmiş. Bu kadar uzun bir aradan sonra İspanya Temsilciler Meclisi Başkanı’nın Türkiye’yi ziyaret etmesi bizim için önemlidir, tarihi bir eşiktir. Ümit ediyorum ki yeni dönemde her alanda güçlenen Türkiye, İspanya arasındaki ilişkiler bu ziyaretle birlikte artarak devam edecektir. Yine ifade etmek isterim ki bildiğiniz gibi artık parlamenter diplomasi uluslararası ilişkilerin en (3:28) önemli araçlarından birisi haline gelmiştir. Klasik diplomatik ilişkilerin yanı sıra ve belki ondan da önce halkların doğrudan temsilcisi olan Meclisler vasıtasıyla ülkeler arasındaki ikili ilişkiler ya da çok taraflı ilişkilerin geliştirilmesi çok daha mümkün olmaktadır. Bu çerçevede Türkiye ve İspanya zaten birçok alanda uluslararası platformlarda da yakın işbirliği içerisinde olan iki ülke olarak bundan sonra parlamenter diplomasinin imkanlarına da kullanarak bu ilişkilerimizi çok daha güçlü bir şekilde tahkim etmeye kararlıdır"i,fadelerini kullandı. Socias, Türkiye ve İspanya’nın ikili ve çoklu ilişkiler kapsamında uluslararası konularda paylaştıkları ortak stratejiler olduğunu hatırlatarak, "Bu anlamda Türkiye ile birlikte Filistin’deki barışı da savunuyoruz ve aynı zamanda bu soykırımın bir son bulmasını diliyoruz ve aynı zamanda burada bir Filistin devletinin kurulması imkanını da destekliyoruz" şeklinde konuştu. Törörsüz Türkiye sürecinde rapor yazımına ilişkin soruya Kurtulmuş, "Son derece titiz, fevkalade ciddi çalışmayı sürdürüyoruz. Son noktaya gelinmiştir. İnşallah önümüzdeki günlerde rapor hazırlanacak. Bu rapor komisyon üyelerine takdim edilerek onların görüşleri de alındıktan sonra ümit ediyorum ki ittifakla kabul edilerek ya da çok büyük bir oyla nitelikli bir çoğunlukla kabul edilerek Türkiye Büyük Millet Meclisi Komisyonu’nun ortak bir raporu olarak o raporun son bölümünde yer alacak olan somut teklifler de Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulacak ve Türkiye Büyük Millet Meclisi kendi takvimi içerisinde bu konuyla ilgili yasal hazırlıkları yaparak Meclis Genel Kurulu’na sunacaktır"diye konuştu. SDG’nin durumuna ilişkin soruya Kurtulmuş, "Tabii ki Suriye’deki gelişmeleri çok yakından takip ediyoruz. Ümit ederiz ki en kısa süre içerisinde Suriye hükümeti ülkede ulusal birliği sağlayacak adımları sonlandırsın. Ve bu anlamda Suriye’de artık terör örgütlerinin hiçbirisinin esamesinin okunmadığı, silahlı grupların tamamının meşhur güçler olarak Suriye Devleti’nin içinde askeri yapılanmasının içerisinde yer aldığı ve entegrasyon sürecinin de başarıyla tamamlandığı bir gelişmeyi hep beraber takip edelim ve bunları gözlemleyelim. Biliyorsunuz Suriye’de devrimin olduğu günün hemen ertesi gün sabah şafak vaktinden itibaren ısrarla şunu söylüyoruz. Suriye’de artık hiçbir gayrimeşru silahlı güç terör örgütü kalmamalıdır. İki Suriye’deki bütün farklı unsurlar etnik, mezhebi, dini farklılıklarıyla birlikte yeni Suriye yönetiminin bir parçası olmalıdır. Ve bu anlamda da Suriye yönetiminde herkesin işin içerisine katılabileceği bir demokratik sürecin önü açılmalıdır. Bu çerçevede bir anayasa hazırlama sürecinin de Suriye’nin geleceği için de önemli olduğunu biliyoruz. Şimdi artık oradaki bütün silahlı unsurların, silahlı örgütlerin tamamının Suriye sahasından çekilme vakti gelmiştir" ifadelerini kullandı. Gazze’de ateşkes ilan edildiğini hatırlatan gazeteciye Kurtulmuş, "İsrail maalesef bir barış ilan edilmiş olmakla birlikte, İsrail barış anlaşmasının mürekkebi kurumadan soy kırımına hız kesmeden devam ediyor. Ayrıca insani yardımların Gazze şeridine ulaşmasını engelleyerek yaşlıların, kadınların ve çocukların açlıktan ve soğuktan ölmesini temin etmeyene devam ediyor. Şunu ifade etmek isterim. Gazze’de yeni bir döneme başlanacak olmasını ümitle ama aynı zamanda da tedbirli bir şekilde, temkinli bir şekilde karşılıyoruz. Bu kadar büyük insanlık suçları işlemiş olan bir hükümetin bir yönetimi öyle çok kolay insani yardımların kapısına aralamayacağı ya da vazgeçtim artık katliam, soykırım yapmıyorum demeyeceği aşikardır. Dolayısıyla uluslararası camiada, bu soykırımcı İsrail hükümeti yönetiminin, Netanyahu yönetiminin tarzını ciddi bir şekilde uluslararası baskıyla kontrol altına alması şarttır. Ve o anlamda da uluslararası camia nasılsa burada bir barış var diye rehavete kapılmamalıdır. Çünkü tavrı tarzı artık herkes tarafından bilinen bir hükümetten bahsediyoruz. Dolayısıyla burada bütün baskılar sürdürülmeli ve bir an evvel Refah sınır kapısı açılarak oraya insani yardımların girmesi ve Gazze halkının yeniden ayağa kalkmasının temin edilmesi için her türlü desteğin verilmesi şarttır. Türkiye olarak başından beri barışı desteklediğimizi, Gazze halkının geleceği için herkesle, iyi niyetli olan herkesle müşterek çalışmaya hazır olduğumuzu ve her şeyden evvel de Gazze’de acil insani yardımların ve oradaki özellikle yaşlı ve çocukların korunması için adımdan atılmasını gerekli görüyoruz" dedi.
Avukat Aslıhan Ergün Ercan: "Şiddetin; konumla, yoksullukla, fakirlikle, zenginlikle, statüyle alakası yok"
26 Ocak 2026 Pazartesi - 13:36 Avukat Aslıhan Ergün Ercan: "Şiddetin; konumla, yoksullukla, fakirlikle, zenginlikle, statüyle alakası yok" Avukat Aslıhan Ergün Ercan, "Şiddetin; konumla, yoksullukla, fakirlikle zenginlikle, statüyle alakası yok. Bulunduğu çevre, bağlantılı olduğu noktalar ve bunun gibi durumlar, psikiyatriler tarafından da değerlendirilmek zorunda" dedi. Kamuda artan şiddet olayları ve küçük yaştaki çocukların karıştığı vakalar, Türkiye’nin en önemli toplumsal sorunlarından biri haline gelirken, geçtiğimiz yıl Ahmet Minguzzi’nin öldürülmesi ve geçtiğimiz günlerde de İstanbul’da öldürülen Atlas Çağlayan, kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Avukat Aslıhan Ergün Ercan, şiddetin geldiği noktaya ve hukuki sürece ilişkin İhlas Haber Ajansı’na (İHA) özel açıklamalarda bulundu. Son yıllarda kamu alanlarında yaşanan şiddet olaylarına da dikkat çeken ve şiddete karışan kişilerin yaş ortalamasının giderek düştüğünü belirten Ercan; okullarda, sokaklarda ve hatta kamu kurumlarında çocuk yaştaki bireylerin şiddet eylemlerine karıştığı olayların endişe verici boyutlara ulaştığına değindi. "Güzeller güzeli evlatlarımız katlediliyor" Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da katledilen 17 yaşındaki Atlas Çağlayan hakkında konuşan Ercan, şiddet yaşının giderek düştüğüne değinerek, "Atlas evladımızın başına gelenler hukuki zemininde de anlatılmayacak, açıklanamayacak düzeyde. Tıpkı Ahmet Minguzzi evladımız gibi. Biri ‘pardon kardeşim’ dediği için, diğeri de yan bakma meselesinden dolayı güzeller güzeli evlatlarımız katlediliyor. Mecliste bir araştırma komisyonu var. Umarım o araştırma komisyonunda olması gereken noktalara değinirler. Çünkü Ahmet’ten sonraki süreçte bu durum bir yoksulluk meselesine çevrildi. Şimdiki süreçte de yoksul çocuklar suç işliyormuş algısı oluşmaya başladı. Bu cinayetler, yoksul çocuklar tarafından işlenmiyor. Bu konu çok önemli. ‘Yoksulsa suç işler.’ Hayır, çok net bir şekilde zengin kesimlerin de suç işlediğini de gördük. Burada buna önem verilmesi gerekiyor, buna dönüştürülmemesi gerekiyor. Zaten ciddi anlamda sınıfsal bir ayrıma maruz kalan yoksul çocuklarımız, gariban insanlarımız, vatandaşımız, işinde gücünde kanuna ve nizama uyan insanlarımız, şu anda kast sistemiyle bir sınıflandırılma haline getiriliyor" diye konuştu. "Çocuklarımıza yoksul olduğu için suç işliyorlar dedirtmeyeceğiz" Çocukların şiddete yönelmesinin yaşla veya yoksullukla bir alakası olmadığını ifade eden Ercan, bu durumun daha farklı bir biçimde ele alınması gerektiğini vurgulayarak, "Çocuklarımıza yoksul olduğu için suç işliyorlar dedirtmeyeceğiz. Dedirtmemek için de her şeyi yapacağız. Suç işleyenlerin ailelerine bakmak lazım. Hangi çetelerle ilişki içerisindeler, sosyal çevreleri nedir? Siber ağlar da var. Çocukları suç işlemeye teşvik de ediyorlar. Bunların hepsinin bir bütün halinde değerlendirilmesi lazım. Mesela Mersin’de Sevgi Evi var. Sevgi Evi kimsesiz çocukların yaşadığı, devletin kucak açtığı yer. Bu evde bir kadın, durduk yere 3-4 yaşındaki bir çocuğa tekme atıyor. Ağlayamıyor çocuk. Tepki bile veremiyor. Kadın başka bir videoda da başka bir çocuğa tekme atıyor. Kadının tarzı şiddet. Şimdi bu şiddetin altında büyümüş, devletin gözetimindeki bir çocuk, birey olduğu zaman ne verecek? Travmatik büyüyor, şiddetli büyüyor veya ailelerinde şiddet gören çocuklar ne verecek? Devletin kucak açtığı, ‘benim evladım’ dediği yerde şiddet görüyorsa, dışarıda, sokakta, her yerde şiddet görür. Kadının, mahkeme kararıyla Sevgi Evi’ne geri döndüğü söyleniyor. Bununla ilgili Aile Bakanlığımızı da özel bir çalışma için davet ediyorum. Çocuklarımızın her biri doktorumuz olacak, mühendisimiz olacak, pilotumuz olacak, geleceğimiz onlar" şeklinde konuştu.