Yerel Haberler
Ankara
Bakan Fidan, Türkiye-Almanya Stratejik Diyalog Mekanizması Toplantısı için Berlin’e gidiyor 17 Mayıs 2026 Pazar - 13:00:12 Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 18 Mayıs’ta Almanya’ya resmi ziyaret gerçekleştirecek. Berlin’de düzenlenecek Türkiye-Almanya Stratejik Diyalog Mekanizması Üçüncü Toplantısı’nda ikili ilişkilerden savunma sanayiine, Türkiye-AB ilişkilerinden bölgesel gelişmelere kadar geniş bir gündemin ele alınacak. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Türkiye-Almanya Stratejik Diyalog Mekanizması Üçüncü Toplantısı" kapsamında 18 Mayıs 2026 tarihinde Almanya’ya resmi ziyaret gerçekleştirecek. Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Bakan Fidan ile Almanya Federal Dışişleri Bakanı Johann Wadephul’un eş başkanlıklarında Berlin’de düzenlenecek toplantı kapsamında "İkili İlişkiler", "Türkiye-Avrupa Birliği İlişkileri", "Güvenlik ve Savunma" ile "Bölgesel Meseleler" başlıklı çalışma grupları bir araya gelecek. Çalışma gruplarının hazırlayacağı raporların daha sonra bakanlara sunulacağı aktarıldı. Kaynaklar, Bakan Fidan’ın görüşmelerde Türkiye ile Almanya arasında son dönemde yoğunlaşan üst düzey temasların ikili ilişkilerde oluşturduğu yapıcı atmosfer ve güçlenen diyalogdan duyulan memnuniyeti ifade etmesinin beklendiğini kaydetti. Bakan Fidan’ın ayrıca Stratejik Diyalog Mekanizması’nın, ikili ilişkilerin stratejik boyutunun değerlendirilmesi ile dışişleri bakanlıkları arasındaki iş birliği ve eş güdümün güçlendirilmesi açısından önemli bir zemin oluşturduğunu vurgulamasının öngörüldüğü belirtildi. Ekonomik ilişkiler ve savunma sanayii iş birliği ele alınacak Kaynaklar, görüşmelerde iki ülke arasındaki güçlü ticari ve ekonomik ortaklığın geliştirilmesi ile karşılıklı yatırımların artırılmasına yönelik imkanların değerlendirileceğini ifade etti. Bakan Fidan’ın, bağlantısallık, yüksek teknoloji, dijitalleşme ve yeşil enerji alanlarındaki mevcut iş birliğinin daha ileri seviyeye taşınmasına yönelik iradeyi vurgulamasının beklendiği aktarıldı. Önümüzdeki dönemde düzenlenecek Enerji Forumu ile Ekonomi ve Ticaret Ortak Komitesi toplantılarının, 60 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefi doğrultusunda ekonomik ilişkilerin geliştirilmesine katkı sağlayacağının da görüşmelerde gündeme gelmesi bekleniyor. Kaynaklar, Avrupa’yı Türkiye üzerinden Orta Doğu, Güney Kafkasya ve Orta Asya’ya bağlayan bağlantısallık projelerinin iş birliği açısından önemli bir potansiyel barındırdığının da vurgulanacağını belirtti. Görüşmelerde ayrıca Türkiye ile Almanya arasındaki askeri ilişkiler ve savunma sanayii alanındaki iş birliğinin güçlendirilmesine yönelik ortak projelerin ele alınacağı kaydedildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Almanya Başbakanı Friedrich Merz arasında varılan mutabakat doğrultusunda, Beşinci Savunma Sanayii İş Birliği Toplantısı’nın 2026 yılı içerisinde düzenlenmesinin de gündemde olduğu bildirildi. Türkiye-AB ilişkileri ve bölgesel gelişmeler gündemde olacak Kaynaklara göre, Bakan Fidan’ın görüşmelerde Türkiye-AB ilişkilerinin kapsamlı, kurumsallaşmış ve çok katmanlı bir iş birliği anlayışı temelinde ilerletilmesi gerektiğini vurgulaması bekleniyor. Bu çerçevede, Gümrük Birliği’nin güncellenmesine yönelik müzakerelerin başlatılması ile Vize Serbestisi Diyaloğu’nun yeniden canlandırılmasının önemine dikkat çekileceği ifade edildi. Kaynaklar, Almanya’nın Gümrük Birliği’nin güncellenmesine vereceği desteğin, Türkiye-Almanya ekonomik ortaklığının tüm potansiyelinin ortaya çıkarılması açısından kritik önem taşıdığının altının çizileceğini aktardı. Görüşmelerde ayrıca Avrupa güvenliği, Ukrayna-Rusya savaşı, Orta Doğu’daki gelişmeler ve Gazze’deki durumun da ele alınacağı belirtildi. Bakan Fidan’ın, Türkiye’nin stratejik ağırlığı, kabiliyetleri ve jeopolitik konumunu göz ardı eden bir Avrupa güvenlik stratejisinin eksik kalacağını ifade etmesinin beklendiği kaydedildi. Kaynaklar, Türkiye’nin AB öncülüğündeki güvenlik ve savunma girişimlerine dahil edilmesinin gerekliliğinin vurgulanacağını belirtti. Öte yandan Bakan Fidan’ın, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer serbestisinin sağlanması ve bölgesel istikrarın tesisine yönelik çok taraflı çabaların önemine dikkat çekmesinin beklendiği ifade edildi. Kaynaklar, Türkiye’nin İran ile ABD arasındaki savaşın kalıcı olarak sonlandırılmasına yönelik çabalara desteğini sürdüreceğini yinelemesinin öngörüldüğünü aktardı. Ukrayna ile Rusya arasındaki doğrudan görüşmelerin savaşın adil ve kalıcı çözümü açısından önemine işaret edilmesi ve Türkiye’nin taraflar arasındaki diyaloğun yeniden tesisi için ilgili aktörlerle eş güdüm içinde çalışmayı sürdüreceğinin vurgulanması bekleniyor. Bakan Fidan’ın ayrıca İsrail’in yayılmacı politikalarının bölgedeki istikrarsızlığın başlıca nedenlerinden biri olduğunu ifade etmesi ve Netanyahu hükümetinin Gazze’de ateşkes ihlallerini yoğunlaştırdığına dikkat çekmesinin öngörüldüğü belirtildi. Kaynaklar, uluslararası toplumun bölgede kalıcı barış ve istikrarın sağlanması amacıyla daha etkin sorumluluk üstlenmesinin önemine vurgu yapılacağını kaydetti.
17 Mayıs 2026 Pazar - 11:20 ‘Milli Aile Haftası’ kapsamında 81 ilde aile odaklı programlar düzenlenecek Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca, ‘Aile ve Nüfus On Yılı’ kapsamında bu yıl ilk kez kutlanacak ‘Milli Aile Haftası’nda Türkiye genelinde çeşitli etkinlikler düzenlenecek. Aile ve Sosyal Hizmetleri Bakanlığı tarafından, 2026-2035 dönemini kapsayan ‘Aile ve Nüfus On Yılı’ Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 23 Mayıs 2025’te ilan edildiği hatırlatıldı. 10 yıllık dönemde hayata geçirilecek stratejik öncelikleri ortaya koyan ‘Aile ve Nüfus On Yılı Vizyon Belgesi’ 2 Mayıs 2026’ta Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile yürürlüğe girdi. Bu kapsamda insanla başlayan, aileyle köklenen, nesillerle büyüyen, nüfusla güçlenen, istikbale yükselen Türkiye vizyonu kapsamında, her yıl mayıs ayının son haftası ‘Milli Aile Haftası’ olarak kutlanacak. Kurban Bayramı vesilesiyle bu yıl 25-31 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilecek hafta kapsamında, Türkiye genelinde kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları, akademisyenler ve ailelerin katılımıyla çeşitli programlar düzenlenecek. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı il müdürlükleri ekipleri de huzurevleri, çocuk evleri ve çocuk evi siteleri gibi 7 gün 24 saat hizmet veren kuruluşların yanı sıra engelli aileleri, şehit yakınları ve gazi aileleri, koruyucu aileler ile evlat edinmiş ailelere ziyaretlerde bulunacak. Ziyaretlerde, Bakanlığın hizmet modelleri arasında yer alan aile danışmanlığı, evlilik öncesi eğitim, koruyucu aile, evlat edinme, ALO 183 hizmetlerine ilişkin bilgi verilecek. ‘Üç Kuşak Bir Sofra’ buluşmaları kapsamında aynı aileden üç kuşağı bir araya getiren bayram sofraları kurulacak. Bayramın bereketi ve sevinci sofralardan gönüllere, gönüllerden kuşaklara akacak. Öte yandan, ‘Milli Aile Haftası’ kapsamında yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarına yönelik de çeşitli etkinlikler düzenlenecek.
17 Mayıs 2026 Pazar - 11:12 Şifa dağıtırken kendi yaralarını sardı Ankara’da 30 yılı aşkın süredir hemşirelik yapan Gülden Temel, kanser tanısı aldıktan sonra çalışmaya devam ederek hastalarının ve iş arkadaşlarının yanında iyileşti. Ankara’da 30 yılı aşkın süredir hemşirelik yapan Gülden Temel, aldığı kanser tanısı sonrasında mesleğine tutunarak iyileşti. Temel, geçirdiği zorlu ameliyatlara ve kemoterapi sürecine rağmen çalışmaya devam etti. Pandemi döneminde idari izin hakkını da kullanmadığını söyleyen Temel, iş arkadaşlarının desteğiyle ve hastalarıyla bir arada olmanın iyileşme sürecine büyük etkisi olduğunu anlattı. Sincan Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde çalışan Gülden Temel, 7 sene önce rahim kanseri tanısı aldığını anlattı. Temel, tedavi sürecinde 3 kez ameliyat olduğunu ve kemoterapi gibi süreçlerde bile çalışmayı bırakmadığını belirterek "Hastalık sürecimin bitiş dönemi tam pandemi dönemine denk geldi. O dönemde idari izin kullanabiliyor olmama rağmen idari izin kullanmadım. Pandemi döneminde aktif hastanemizde, hastanemin süpervizörü olarak çalıştım" diye konuştu. "Bu hastalık dönemi bana daha çok bilgi birikimi kattı" Kanser tanısı aldıktan sonra hastalara bakış açısının değiştiğini anlatan Temel, "Hastayla daha iyi empati kurabiliyorsunuz. Sizin bakımınızı sağlayan, sizin tedavinizi sağlayan hemşirelerin nasıl özveriyle çalıştığını daha iyi görüyorsunuz hastalık döneminde. Bu hastalık dönemi bana daha çok bilgi birikimi kattı" ifadelerini kullandı. "Çalışmak benim iyileşme sürecimi hızlandırdı" Temel, hastayken çalışmasının iyileşmesinde büyük rol oynadığını dile getirerek "Kendini işe yaramaz, artık sen hastasın bir kenarda otur psikolojisinden çıkardı beni. Güzeldi, çalışmak iyi geldi. Benim iyileşme sürecimi de hızlandırdı. Empati yeteneğimi de arttırdı. Şimdi mesela hastalarım artık neler hissettiğini belki ben daha iyi anlıyorum" şeklinde konuştu. Bu süreçten sonra kendini hastalara daha yakın hissettiğini söyleyen Temel, "Onkoloji hastalarında biraz daha kendimi onlara daha yakın hissediyorum. Onlarla daha çok vakit geçirmeye çalışıyorum. Çünkü onların ihtiyaçlarını, bakım ihtiyaçlarını, eğitim ihtiyaçlarını, kafa karışıklıklarını daha iyi aydınlatabildiğimi düşünüyorum. Onlara kendimi örneklendirebiliyorum. ’Bak’ diyorum, ’ben de senin gibiydim ama şu an buradayım, sağlıklıyım, işimin başındayım’" ifadelerine yer verdi. "Hastalık döneminde evde oturup kendimi sorgulamaktansa mesleğime dönmek çok daha iyi geldi" Temel, mesleğini tutkuyla sürdürdüğünü ve yeni başlayan hemşirelere de kazandığı değerleri aktarmayı istediğini belirterek sözlerine şöyle devam etti: "Mesleğim benim için tabii ki çok önemli. Aslında hemşirelik şeydir, yani bir meslek de değildir aslında, yaşam biçimidir. Bu biraz daha bizim hayatımızda yıllar geçtikçe yaşam biçimi halini almakta. Hastalık döneminde evde oturup kendimi sorgulamaktansa mesleğime dönmek çok daha iyi geldi. İyileşme sürecim hızlandı, arkadaşlarımla daha iyi vakit geçirmek veya arkadaşlarımın gözünde benim iyi olduğumu gördüklerindeki mutluluk bana çok güzel geldi." 2025 yılında ödül aldığına da değinen Temel, "2025 yılı Ankara Yılın Hemşiresi Ödülü aldım ve Sincan Kaymakamlığı’nın 2025 yılı İyilik Ödülleri’ni de aldım. 2025 yılı benim aslında ödül yılım oldu. Bir şeyler için çabaladığınızı, sizdeki o farklılığının görülmesi, bunun bir ödülle taçlandırılması tabii ki bizi çok mutlu etti" dedi.
17 Mayıs 2026 Pazar - 10:44 TESK Genel Başkanı Palandöken: "Mesleki eğitimin geliştirilmesi, hem ülkemiz hem de Avrupa için önemli bir ihtiyaçtır" Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Mesleki eğitimin geliştirilmesi, uluslararası iş birliklerinin artırılması ve kalıcı barış ortamının güçlendirilmesi hem ülkemiz hem de Avrupa için önemli bir ihtiyaçtır" dedi. Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu tarafından yürütülen ve Avrupa Birliği Erasmus+ Programı kapsamında desteklenen ‘Ayakkabı İmalatı ve Deri Sektöründeki KOBİ Sahibi ve Çalışanlarının Yeşil ve Dijital Yetkinliklerinin Artırılması’ projesi kapsamında düzenlenen 4. Ulus Ötesi Proje Toplantısı, 14-15 Mayıs tarihlerinde İtalya’nın Ancona kentinde gerçekleştirildi. Toplantıya TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken ile birlikte Proje Koordinatörü Nuran Senar, AB ve Dış İlişkiler Uzmanı Serdar Dalmaz ve Eğitim ve Planlama Uzmanı Ahmet Derin katıldı. Program kapsamında proje ortakları yürütülen çalışmalar hakkında sunumlar gerçekleştirirken, ayakkabı ve deri sektöründe dijital ve yeşil dönüşüm alanında faaliyet gösteren işletmelere teknik ziyaretler yapıldı. "Mesleki eğitimin geliştirilmesi, hem ülkemiz hem de Avrupa için önemli bir ihtiyaçtır" Toplantıda konuşan TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, mesleki eğitimin güçlendirilmesi ve küçük işletmelerin dönüşüm sürecine hazırlanmasının önemine dikkat çekerek, "Dünyada yaşanan ekonomik belirsizlikler, savaşlar ve göç hareketleri ülkeleri ve ekonomileri doğrudan etkiliyor. Bu süreçte esnaf ve sanatkarlarımızın dijitalleşme ve yeşil dönüşüm süreçlerine uyum sağlaması büyük önem taşıyor. Mesleki eğitimin geliştirilmesi, uluslararası iş birliklerinin artırılması ve kalıcı barış ortamının güçlendirilmesi hem ülkemiz hem de Avrupa için önemli bir ihtiyaçtır. Özellikle ayakkabı ve deri sektöründe faaliyet gösteren işletmelerimizin yeni döneme hazırlanması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. 1 Aralık 2024 - 30 Kasım 2026 tarihleri arasında yürütülecek proje ile ayakkabı ve deri sektöründe dijital ve yeşil dönüşümün desteklenmesi, mesleki eğitimin geliştirilmesi ve uluslararası standartların Türkiye’deki esnaf ve sanatkarlara kazandırılması hedefleniyor" açıklamasında bulundu. TESK’in koordinatörlüğünde yürütülen projede; Ticaret Bakanlığı Esnaf, Sanatkarlar ve Kooperatifçilik Genel Müdürlüğü, Türkiye Umum Ayakkabıcılar Federasyonu, İklim Değişikliği Araştırma ve Politika Derneği ile Siteler Mesleki Eğitim Merkezi Türkiye’den proje ortakları arasında yer alırken, İtalya’dan CNA, İspanya’dan AVECAL ve Portekiz’den CTCP uluslararası ortak olarak projeye katkı sağlıyor.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığından Verimlilik Artırıcı Projelere 27 milyon lirayı aşan destek
02 Şubat 2026 Pazartesi - 12:03 Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığından Verimlilik Artırıcı Projelere 27 milyon lirayı aşan destek Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, enerji verimliliği projelerine yatırım bedelinin yüzde 30’u kadar hibe desteği sağladıklarını ve desteğin üst limitinin 2026 yılı için 27 milyon 92 bin 663 lira olarak belirlendiğini açıkladı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Verimlilik Artırıcı Proje Destek Programı’nın kapsamını genişletti. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada enerji hizmet şirketlerinin (ESCO) enerji yöneticisi görevlendirmekle yükümlü olan endüstriyel işletmelerin, ticari binaların, hizmet binalarının ve kamu binalarında enerji performans sözleşmeleri (EPS) yoluyla uygulayacağı enerji verimliliği projelerinin, teşvikten yararlanabileceği belirtildi. Ayrıca enerji verimliliği projelerine yatırım bedelinin yüzde 30’u kadar hibe desteği sağlanacağı belirtilirken, desteğin üst limiti 2026 yılı için 27 milyon 92 bin 663 lira olarak belirlendi. ESCO’lar da dahil edildi Buna göre, ‘ESCO’ olarak da bilinen enerji hizmet şirketleri de artık enerji yöneticisi görevlendirmekle yükümlü olan endüstriyel işletmeler, ticari binalar, hizmet binaları ve kamu binalarında EPS yoluyla uygulayacağı enerji verimliliği projeleri için söz konusu destekten yararlanabileceği ifade edildi. Bu çerçevede, enerji yöneticisi görevlendirmekle yükümlü olan endüstriyel işletmeler, ticari binalar, hizmet binaları ve kamu kesimi binaları ile enerji hizmet şirketleri tarafından müştereken imzalanarak yürürlüğe girmiş ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından yapılan başvuru duyurusunda belirtilen kriterleri ve enerji verimliliği önlemlerini içeren enerji performans sözleşmeleri için yapılan başvurular kabul ediliyor. 27 milyon lirayı aşan destek Enerji hizmet şirketlerinin EPS yoluyla uygulayacağı enerji verimliliği projelerine, yatırım bedelinin yüzde 30’una kadar hibe desteği sağlanacağı açıklanırken, desteklerde üst limitin, 2026 yılı için 27 milyon 92 bin 663 lira olacağı ve proje tutarı ne olursa olsun bu tutarı aşamayacağı vurgulandı. Ayrıca bu tutarın, her yıl yeniden değerleme oranında artırılacağı da ifade edildi. Destekte erken ödeme fırsatı Destek kararı verilen başvurular için belirlenen destek tutarının yüzde 50’sine teminat karşılığı erken ödeme yapılacağı, uygulama sonrası sözleşmede garanti edilen tasarrufun en az yüzde 70’inin sağlandığının ölçme ve doğrulama uzmanı tarafından doğrulanmasının ardından da nihai destek ödemesi gerçekleştirileceği belirtildi.
Gölbaşı Belediyesi 12 binden fazla çocuğu etkinliklerle ağırladı
02 Şubat 2026 Pazartesi - 12:00 Gölbaşı Belediyesi 12 binden fazla çocuğu etkinliklerle ağırladı Gölbaşı Belediyesi, yarıyıl tatilinde hazırladığı ücretsiz buz pateni, tırmanma sporları ve Çocuk Şenliği etkinlikleriyle 12 binden fazla çocuğa hizmet verdi. Gölbaşı Belediyesi, yarıyıl tatilinde çocukların hem eğlenmesini hem de fiziksel, sosyal ve sanatsal gelişimlerine katkı sunmayı amaçlayan kapsamlı bir etkinlik programı gerçekleştirdi. Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı’nın talimatlarıyla hazırlanan program kapsamında, 100. Yıl Buz Pateni ve Tırmanma Spor Salonu ücretsiz hale getirildi ve Çocuk Şenliği ise binlerce çocuğu ağırladı. Eğlence ve heyecanın adresi olan 100. Yıl Buz Pateni ve Tırmanma Spor Salonu’nda, 2 bin 156 çocuk buz pateniyle buluştu. Bin 855 çocuk ise dağcılık ve tırmanma salonunda zirveye doğru tırmanarak vakit geçirdi. Sihirbaz, bilim, balon ve bubble show gösterileri, animasyonlar, jonglör ve ateş gösterileri ile maskot karşılamaları sayesinde 8 bin 400 çocuk, yarıyıl tatilinde farklı etkinliklerle buluştu. "Sosyal belediyeciliği lafla değil, çocuklarımızın gülümsemesiyle hayata geçiriyoruz" Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı, çocukların mutluluğunu ve gelişimini merkeze alan bir anlayışla çalıştıklarını belirterek, "Biz Gölbaşı’nda sosyal belediyeciliği lafla değil, çocuklarımızın gülümsemesiyle hayata geçiriyoruz. Yarıyıl tatilinde evlatlarımızın hem eğlenmesini hem de sporla, sanatla, oyunla gelişmesini istedik. Bu nedenle buz pateni ve tırmanma salonumuzu tamamen ücretsiz yaptık, Çocuk Şenliği ile ilçemizi neşeyle doldurduk. Çocuklarımızın buz pateni yaparken heyecanını, tırmanma duvarında zirveye ulaşırken yaşadığı mutluluğu, atölyelerde hayal güçlerini özgürce ortaya koymalarını görmek bizler için tarif edilemez bir gurur. 12 binden fazla çocuğumuzun ve ailesinin mutluluğuna ortak olmak bizim için büyük bir motivasyon oldu. Bizler biliyoruz ki çocuklar, özgüveni yüksek bireyler olarak yetişirse toplumun temeli güçlü olur. Çocuk dostu bir Gölbaşı hedefiyle çıktığımız bu yolda, üretken, sağlıklı ve mutlu nesiller yetiştirmek için çalışmalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz. Unutmayalım ki çocuklarımız mutluysa Gölbaşı güçlüdür" ifadelerine yer verdi.
TVHB Başkanı Eroğlu: "Sulak alanların tahribi zoonotik enfeksiyonların ortaya çıkma ve yayılma riskini artırmaktadır"
02 Şubat 2026 Pazartesi - 10:49 TVHB Başkanı Eroğlu: "Sulak alanların tahribi zoonotik enfeksiyonların ortaya çıkma ve yayılma riskini artırmaktadır" Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Başkanı Ali Eroğlu, "Göçmen kuşların mola alanı olan sulak alanların tahribi, kuş gribi, Batı Nil virüsü ve benzeri zoonotik enfeksiyonların ortaya çıkma ve yayılma riskini artırmaktadır" dedi. TVHB Başkanı Eroğlu, sulak alanların tahribinin toplum sağlığını tehdit etmesi ile ilgili bir açıklama yayımladı. Eroğlu, göçmen kuşların da mola alanı olan sulak alanların tahribine dayalı, kuş gribi, Batı Nil virüsü ve benzeri zoonotik enfeksiyonların ortaya çıkıp yayılma riskinin arttığını açıkladı. "Sulak alanların tahribi zoonotik enfeksiyonların ortaya çıkma ve yayılma riskini artırmaktadır" Ali Eroğlu, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 2 Şubat, 1971 yılında İran’ın Ramsar kentinde imzalanan Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alanlar (Ramsar) Sözleşmesi’nin kabul edildiği güne atfen Dünya Sulak Alanlar Günü olarak ilan edilmiştir. Türkiye’nin de taraf olduğu sözleşmeyi 172 ülke imzalamıştır. Sulak alanlar; dünyamızın biyolojik çeşitliliğinin korunması, iklim dengesinin sürdürülebilirliği ve su kaynaklarının devamlılığı açısından hayati öneme sahip doğal ekosistemlerdir. Bu alanlar yalnızca çok sayıda canlı türü için yaşam alanı oluşturmakla kalmamakta; suyun doğal filtrasyonu, taşkınların dengelenmesi, karbon tutumu, mikroklimanın düzenlenmesi ve ekosistem sürekliliğinin sağlanması gibi hayati işlevleri de yerine getirmektedir. Ancak son yıllarda hızlanan kentleşme, plansız arazi kullanımı, kontrolsüz tarımsal faaliyetler, endüstriyel kirlilik ve iklim değişikliğinin etkileri nedeniyle sulak alanlarımız ciddi baskı altındadır. Sulak alanların kirlenmesi ya da yok olması, yaban hayatındaki hassas dengeyi bozarak yabani türlerin insan ve evcil hayvanlarla temasını artırmakta; bu durum halk sağlığı açısından önemli biyolojik riskler doğurmaktadır. Özellikle göçmen kuşların mola alanı olan sulak alanların tahribi, kuş gribi, Batı Nil virüsü ve benzeri zoonotik enfeksiyonların ortaya çıkma ve yayılma riskini artırmaktadır." "Ekosistemlerde meydana gelen bozulmalar, yeni risk alanları oluşturmaktadır" Sulak alanların aynı zamanda, antimikrobiyal dirençle mücadelede ’doğanın böbrekleri’ işlevini gördüğünü belirten Eroğlu, "Hayvansal ve tarımsal atıkların su kaynaklarına karışmasını engelleyen, patojen yükünü azaltan bu doğal filtrasyon sistemlerinin bozulması; dirençli mikroorganizmaların doğrudan çevreye ve gıda zincirine karışmasına zemin hazırlamaktadır. Sulak alanlar; hayvancılık, balıkçılık ve tarımsal üretim açısından stratejik öneme sahip olmasının yanı sıra, zoonotik hastalıkların izlenmesi, çevresel risklerin erken tespiti ve biyogüvenliğin sağlanması bakımından da kritik alanlardır. Bu ekosistemlerde meydana gelen bozulmalar, ekosistem dengesini zayıflatmakta ve toplum sağlığını tehdit eden yeni risk alanlarının oluşmasına neden olmaktadır" şeklinde konuştu. "Kamu kurumları, yerel yönetimleri duyarlı olmaya ve somut adımlar atmaya davet ediyoruz" ’Tek sağlık’ yaklaşımına değinen Eroğlu, "Veteriner hekimler; hayvan hastalıklarının kontrolü, yaban hayatının izlenmesi ve sulak alanlarda yaşayan canlıların sağlığının korunması süreçlerinde bilimsel ve kamusal sorumluluk üstlenmektedir. İnsan, hayvan ve çevre sağlığının ayrılmaz bir bütün olduğunu esas alan ’tek sağlık’ yaklaşımı, sulak alanların korunmasında temel bir yol haritası niteliği taşımaktadır. Ülkemiz, uluslararası sözleşmeler kapsamında sulak alanların korunmasına yönelik önemli yükümlülükler üstlenmiş bulunmaktadır. Ancak mevcut tehditlerin boyutu dikkate alındığında; bu taahhütlerin sahaya etkin biçimde yansıtılması, koruma-kullanma dengesini esas alan, bilimsel temelli, şeffaf ve denetlenebilir politikaların kararlılıkla uygulanması gerekmektedir. Biyolojik çeşitliliğin korunması, ekosistem sağlığının sürekliliği ve doğal mirasımızın gelecek kuşaklara aktarılabilmesi için sulak alanların korunması zorunludur. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak; ilgili kamu kurumlarını, yerel yönetimleri, meslek örgütlerini ve toplumu, sulak alanlarımızın korunması konusunda daha duyarlı olmaya ve somut adımlar atmaya davet ediyoruz" diye konuştu.
Bakan Tekin: "Bağımsızlığımızın asıl savunucusu bireyleri yetiştirmek bizim işimiz"
02 Şubat 2026 Pazartesi - 10:46 Bakan Tekin: "Bağımsızlığımızın asıl savunucusu bireyleri yetiştirmek bizim işimiz" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Milli Eğitim Bakanlığı olarak ülkemizde milli birliğin, beraberliğin, hukuk devletinin, anayasal düzenin, insan haklarının ve hepsinden de öte bağımsızlığımızın asıl savunucusu bireyleri yetiştirmek bizim işimiz" dedi. Milli Eğitim Bakanlığı’nca 2025-2026 eğitim öğretim yılının ikinci dönemi, okullarda ‘Bayrak Sevgisi’ teması kapsamında yürütülecek eğitim ve farkındalık çalışmalarıyla başladı. Öğrencilere milli değerlerin kazandırılması, bayrağa ve milli birlik duygusuna yönelik farkındalığın artırılması hedeflenen proje kapsamında eğitim kurumlarında çeşitli etkinlikler ve bilgilendirici faaliyetler düzenlendi. Öte yandan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, ikinci dönemin başlaması dolayısıyla Ankara’da Büyükhanlı Kardeşler Ortaokulu’nu ziyaret etti. Bakan Tekin ziyarette öğrenciler ve öğretmenlerle bir araya gelerek, yürütülecek çalışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. "Ülkemizde milli birliğin savunucusu bireyleri yetiştirmek bizim işimiz" Bakan Tekin, 2025-2026 eğitim-öğretim yılının ikinci döneminde okullarda başlatılan ‘Bayrak Sevgisi’ temasının çocuklara milli birlik ve beraberlik duygusunu yaşatacağını belirterek, "Yeni eğitim-öğretim yılı hepimiz için hayırlı olsun. Aynı zamanda bugün Şaban ayının tam ortasındayız. Her eğitim öğretim yılının başında çocuklarımıza bir farkındalık oluşturulması açısından okullarımızdan, öğretmen arkadaşlarımızdan bu konuda belirli etkinlikler yapılmasını arzu ediyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) olarak ülkemizde milli birliğin, beraberliğin, hukuk devletinin, anayasal düzenin, insan haklarının ve hepsinden de öte bağımsızlığımızın asıl savunucusu bireyleri yetiştirmek bizim işimiz. Bakanlık olarak bizim ana görevimiz. Biz de bu realiteden hareketle eğitim-öğretim yılının başında çocuklarımızın okullarda milli birliğimizin, beraberliğimizin en önemli sembollerinden birisi olan bayrağımızla ilgili farkındalık şuurunu artıracak etkinlikler yapalım istedik. Şu an Türkiye’nin tamamında okullarımızda altında yaşamaktan, gölgelendiği yerde bulunmaktan gurur ve onur duyduğumuz ay yıldızlı bayrağımızla ilgili farkındalıklar yapılıyor. Ben Türk halkına da, bütün milletimize de bu anlamda çocuklarımıza bu türden farkındalık etkinliklerinde destek olmalarını temenni ediyorum. Bu şekilde milli birliğimizin güçlenmesi adına hep beraber güzel şeyler yapmış oluruz" ifadelerini kullandı.
Bakan Yerlikaya açıkladı: Şanlıurfa’da tefeci organize suç örgütüne yönelik operasyonlarda 23 tutuklama
02 Şubat 2026 Pazartesi - 08:12 Bakan Yerlikaya açıkladı: Şanlıurfa’da tefeci organize suç örgütüne yönelik operasyonlarda 23 tutuklama İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Şanlıurfa’da tefeci organize suç örgütüne yönelik düzenlenen operasyonlarda 37 şüphelinin yakalandığını ve 23’ünün tutuklandığını açıkladı. Bakan Yerlikaya sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Şanlıurfa’da tefeci organize suç örgütüne yönelik jandarmamızın düzenlediği operasyonda 4,2 milyar lira hesap hareketi bulunan 37 şüpheliyi yakaladık. 23’ü tutuklandı, 14’ü hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı. MASAK verileri sonucu şüphelilere ait yaklaşık 804 milyon lira değerinde; 20 adet taşınmaz, 55 adet araç ve bin 145 adet banka hesabına el konuldu. Ayrıca; 12 adet şirkete TMSF tarafından kayyım atandı. Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığımız ile Jandarma KOM Daire Başkanlığımız koordinesinde; Şanlıurfa İl Jandarma Komutanlığımızca yapılan çalışmalar sonucu; 45 farklı adreste, 545 jandarma personeli ve Jandarma İHA (JİHA) destekli düzenlenen operasyonlarda yakalanan şüphelilerin; faizle borç verdikleri vatandaşlarımızı baskı altına aldıkları, yüksek faizle verdikleri paraların teminatı olarak vatandaşlarımıza çek ve senet imzalattıkları, ödeme yapamayan vatandaşlarımıza ait mal varlıklarını ise tehdit ve baskıyla devraldıkları tespit edildi. Bu şahıslar hakkında savcılıklarımızca soruşturma başlatıldı. Organize suç örgütleri ve çetelerle nasıl kararlılıkla mücadele ediyorsak, tefecilere karşı da aynı kararlılıkla mücadelemizi sürdürüyoruz. Valimizi, Cumhuriyet Başsavcılığımızı, İl Jandarma Komutanlığımızı ve emeği geçenleri tebrik ediyorum" ifadelerini kullandı.
Ankara’da sosyal medya kavgası silahlı çatışmaya döndü: 4 gözaltı
02 Şubat 2026 Pazartesi - 00:13 Ankara’da sosyal medya kavgası silahlı çatışmaya döndü: 4 gözaltı Ankara’nın Sincan ilçesinde sosyal medya üzerinden başlayan küfürleşme, sokakta silahlı kavgaya dönüştü. Polisin hızlı müdahalesiyle facianın eşiğinden dönülürken, olaya karışan 4 şüpheli silahlarıyla birlikte yakalandı. Olay, dün akşam saat 19.45 sıralarında Plevne Mahallesi Akşemsettin mevkisinde meydana geldi. İddiaya göre, aralarında husumet bulunan şahıslar sosyal medya platformları üzerinden karşılıklı küfürleşmeye başladı. Tartışmanın büyümesi üzerine taraflar Kosova Sokak yakınlarında bir araya gelerek kavgaya tutuştu. Kavga sırasında şahısların yanlarında getirdikleri silahlarla çevreye ateş açtığı öğrenildi. Açılan ateş sonucu bölgedeki bir araca mermi isabet ederken, şans eseri herhangi bir yaralanma veya can kaybı yaşanmadı. Sincan İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin titiz çalışması sonucu, olaya karıştığı tespit edilen F.A., İ.Ç., M.Ç. ve Ö.S. kısa sürede kıskıvrak yakalanarak gözaltına alındı. Şüphelilerin üzerinde yapılan aramalarda, 2 adet ruhsatsız tabanca, 1 adet pompalı tüfek ele geçirilerek muhafaza altına alındı. Gözaltına alınan 4 şüphelinin emniyetteki sorgularının devam ettiği ve işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edilecekleri öğrenildi. Polisin olayla ilgili başlattığı geniş çaplı soruşturma sürüyor.
Metin Diyadin: "Orta sahada rakibe üstünlük sağladık"
01 Şubat 2026 Pazar - 19:56 Metin Diyadin: "Orta sahada rakibe üstünlük sağladık" Gençlerbirliği Teknik Direktörü Metin Diyadin, Gaziantep FK müsabakasının ardından, "Tongya’nın sakatlığı vardı. Risk almamak açısından beklettik. Maçın gidişatına göre yaptığımız hamlede de Trabzon maçında olduğu gibi orta sahada rakibe üstünlük sağladık. Böylece ikinci golü bulduk" dedi. Trendyol Süper Lig’in 20. haftasında Gençlerbirliği, sahasında karşılaştığı Gaziantep FK’yı 2-1 mağlup etti. Maç sonu düzenlenen basın toplantısında değerlendirmelerde bulunan Gençlerbirliği Teknik Direktörü Metin Diyadin, "Öncelikle bir an önce bir tık daha rahatlamak için bizim için çok önemli bir maçtı. Gerçekten Gaziantep FK iyi bir takım. Hafta içi bütün ayrıntılarıyla hazırlandık ve burada Gaziantep FK’nın üçlü savunma oynaması avantaj gibi gözükse de dezavantajları vardı. Biz oyunun başlangıcında önde baskıyla beraber çok doğru bir hamle yaptık. İlk 15-20 dakika ama daha sonrasında kendi sahamızda kabul etmek zorunda kaldık. Sürekli sürdürülebilir bir durum olmadı. Beraberliğe de geldikten sonra oyuncu değişikliği yaptık. Tongya’nın sakatlığı vardı. Risk almamak açısından beklettik. Maçın gidişatını göre yaptığımız hamlede de Trabzon maçında olduğu gibi orta sahada rakibe üstünlük sağladık. Böylece ikinci golü bulduk. Oyuncularım gerçekten müthiş bir mücadele verdiler. Bunun için özellikle çok iyi bir rakibe karşı önemli bir 3 puan aldığımızı düşünüyorum" ifadelerini kullandı. "Gençlerbirliği bu oyunculara kadro planlamasında yer vermelidir" Cihan Çanak ve Göktan Gürpüz gibi yurt dışında yetişmiş futbolcuların yatırım amacıyla Fenerbahçe, Galatasaray, Trabzonspor gibi kulüpler tarafından alındığını belirten Diyadin, "Gençlerbirliği gibi takımlarda fırsat bulan böyle genç oyuncular, Gençlerbirliği geniş kadrosunda yer alıp fırsat bulmalıdır. Benim futbolculuk dönemimde de böyleydi. Gençlerbirliği bu oyunculara kadro planlamasında yer vermelidir" ifadelerini kullandı. Ayrıca Diyadin, 1-2 bölgeye transfer yapmak istediğini ancak ekonomik açıdan çok mümkün olmadığını kaydetti.
Anıl Demirci: "Buraya kadar gelip bizi destekleyen taraftarımızdan özür diliyoruz"
01 Şubat 2026 Pazar - 19:40 Anıl Demirci: "Buraya kadar gelip bizi destekleyen taraftarımızdan özür diliyoruz" Gaziantep FK Teknik Sorumlusu Anıl Demirci, Gençlerbirliği maçının ardından, "Ne yazık ki bir oyuncumuzun şanssızlık yaşadığı pozisyonda ayağının kayması neticesinde 2-1 geriye düştük. Ne kadar çabalasak da ne yapsak da muvaffak olamadık. Buraya kadar gelip bizi destekleyen taraftarımızdan da özür diliyoruz" dedi. Trendyol Süper Lig’in 20. haftasında Gaziantep FK, deplasmanda karşılaştığı Gençlerbirliği’ne 2-1 mağlup oldu. Müsabakanın ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulunan Gaziantep FK Teknik Sorumlusu Anıl Demirci, "Üzgünüz. Ligin ikinci yarısına iyi bir giriş yapan, özellikle ivme yakalayan iç sahada dirençli bir futbol oynayan Gençlerbirliği karşısında henüz maçın başında yediğimiz gol bizi dezavantajlı duruma düşürdü. Aslında pozitif tarafından bakabileceğimiz şey, moral motivasyon olarak düşmemeye çalışmamız. Beraberlik golünü sürekli aradık. İlk yarı bulamadık ama ikinci yarı önemli bir dakikada beraberlik golü bulduk. Beraberlik golünden sonra deplasman takımı olarak, geriden gelip beraberliği yakalayan takım olarak sakin kalmalıydık. Ama birkaç haftadır galibiyet sıkıntımız olduğu için oyuncularımız gereğinden fazla dengesiz ve şuursuz ataklar gerçekleştirdi. Oyun biraz git gele döndü. İki takımın da her an gol bulabileceği bir hale döndü. Ne yazık ki bir oyuncumuzun şanssızlık yaşadığı pozisyonda ayağının kayması neticesinde 2-1 geriye düştük. Ne kadar çabalasak da ne yapsak da muvaffak olamadık. Buraya kadar gelip bizi destekleyen taraftarımızdan da özür diliyoruz" diye konuştu.