Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Ankara
Bakan Uraloğlu: "Karabağ’da yükselen her eser Türk dünyasının ortak gururudur"
15 Mayıs 2026 Cuma - 22:34:42
Azerbaycan’ın Bağımsızlık Günü ve Silahlı Kuvvetler Günü dolayısıyla Ankara’da düzenlenen resepsiyonda konuşan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Karabağ’da yükselen her eser, ayağa kalkan her şehir ve yeniden hayat bulan her yuva aynı zamanda Türk dünyasının ortak gururudur" dedi. Azerbaycan’ın Bağımsızlık Günü ve Silahlı Kuvvetler Günü, Cumhurbaşkanlığı Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen resepsiyonla kutlandı. Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçisi Reşad Memmedov ev sahipliğinde düzenlenen etkinliğe, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, diplomatik misyon temsilcileri, askeri yetkililer ve çok sayıda davetli katıldı. Azerbaycan’ın 1991 yılında bağımsızlığını kazanması ile ilk tanıyan devletin Türkiye olduğunu anımsatan Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçisi Reşad Memmedov, "Bu manalı destek sadece diplomatik bir adım değil, tarihin, gönüllerin ve kardeşliğin sesiydi. Bugün Azerbaycan hızla gelişiyor. Azerbaycan-Türkiye ilişkileri de ulu önder Haydar Aliyev tarafından kurulan sağlam temeller üzerinde, fatih Cumhurbaşkanı İlham Aliyev önderliğinde olumlu şekilde devam ediyor" dedi. "Çanakkale’de omuz omza şehit olanların torunlarıyız" Azerbaycan-Türkiye ilişkilerinin sıradan bir dostluk olmadığına işaret eden Büyükelçi Memmedov, "Ortak tarihin, ortak hafızanın, ortak acının ve ortak zaferlerin yoğurduğu ebedi bir kardeşliktir. Biz Çanakkale’de omuz omza şehit olanların torunlarıyız. Biz Bakü’nün kurtuluşu uğrunda Anadolu’dan Kafkasya’ya yürüyen yiğitlerin evlatlarıyız" ifadelerini kullandı. Resepsiyonda konuşan Bakan Uraloğlu, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerin "herhangi iki devlet arasındaki münasebetlerin çok ötesinde" olduğunu ifade ederek, iki ülkeyi ortak tarih, kültür, dil ve gönül bağının birleştirdiğini söyledi. Azerbaycan’ın merhum Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’in "Bir millet, iki devlet" sözünün bugün ilişkilerin özü haline geldiğini belirten Uraloğlu, Mustafa Kemal Atatürk’ün "Azerbaycan’ın sevinci sevincimiz, kederi kederimizdir" anlayışı temelinde şekillenen kardeşliğin her geçen gün daha da güçlendiğini dile getirdi. Bakan Uraloğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in liderlikleri sayesinde iki ülke ilişkilerinin stratejik ortaklığın da ötesine geçtiğini kaydetti. 2021 yılında imzalanan Şuşa Beyannamesi ile ilişkilerin müttefiklik seviyesine taşındığını belirten Bakan Uraloğlu, "Türkiye ile Azerbaycan, kötü günde birbirinin yanında duran, birbirine omuz veren, birbirinin gözyaşını silen, sevincine ortak olan iki kardeş ülkedir. İkinci Karabağ Zaferi sürecinde Türkiye’nin, Azerbaycan’ın haklı davasına verdiği güçlü destek nasıl tarih sayfalarında bir gurur vesikası olarak yerini aldıysa, asrın felaketi 6 Şubat depremlerinin ardından Azerbaycan’ın milletimize uzattığı kardeşlik eli de daima gönüllerimizde müstesna bir yere sahip olacaktır. O zor günlerde Azerbaycan halkının gösterdiği dayanışma, aslında aramızdaki kardeşliğin ne kadar derin ve samimi olduğunun en güçlü göstergelerinden biri olmuştur. Karabağ’da yeniden imar ve ihya çalışmalarında ortaya koyduğumuz ortak irade, bölgenin geleceğine dair umutlarımızı daha da güçlendirmektedir" şeklinde konuştu. "Karabağ’da yükselen her eser Türk dünyasının ortak gururudur" Bakan Uraloğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılımıyla 2025 yılında açılışı yapılan Laçın Uluslararası Havalimanı’nın Karabağ’ı dünyaya bağlayan önemli kapılardan biri olduğunu ifade ederek, "Karabağ’da yükselen her eser, ayağa kalkan her şehir ve yeniden hayat bulan her yuva aynı zamanda Türk dünyasının ortak gururudur" dedi. İki ülke arasındaki üst düzey temasların her geçen yıl arttığını vurgulayan Bakan Uraloğlu, Cumhurbaşkanları Erdoğan ve Aliyev’in ortaya koyduğu 15 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefine kısa sürede ulaşılacağına inandığını belirtti. "Orta Koridor bölgesel refaha katkı sağlayacak" Ulaştırma ve bağlantısallık alanındaki iş birliğinin önemine işaret eden Bakan Uraloğlu, Orta Koridor’un güçlendirilmesi, "Trump Uluslararası Barış ve Refah Koridoru (TRIPP)" girişimi ile Hazar’dan Avrupa’ya uzanan ulaşım ve enerji hatlarının bölgesel refah ve ekonomik entegrasyon açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Türkiye ve Azerbaycan’ın yalnızca kendi halklarının değil, daha geniş bir coğrafyanın barış ve istikrarına katkı sunduğunu kaydeden Bakan Uraloğlu, iki ülkenin başta Birleşmiş Milletler, Türk Devletleri Teşkilatı ve İslam İşbirliği Teşkilatı olmak üzere uluslararası platformlarda dayanışma içinde hareket ettiğini ifade etti.
15 Mayıs 2026 Cuma - 22:05
YÖK’ten, "yabancı öğrencilerden alınan öğrenim ücretlerinin Türk öğrencilerden düşük tutulduğu" iddialarına yalanlama
Yükseköğretim Kurulu (YÖK), vakıf üniversitelerine "yabancı öğrencilerden alınan öğrenim ücretlerinin Türk öğrencilerden düşük tutulması" yönünde talimat verildiği iddiasının asılsız olduğunu açıkladı. YÖK tarafından yapılan açıklamada, "Bazı basın organlarında yer alan, Yükseköğretim Kurulu Başkanı Erol Özvar’ın vakıf üniversitelerine ‘yabancı öğrencilerden alınan öğrenim ücretlerinin Türk öğrencilerden düşük tutulması’ yönünde talimat verdiği iddiası tamamen asılsızdır. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu uyarınca vakıf yükseköğretim kurumlarında öğrenim ücretleri, ilgili üniversitelerin mütevelli heyetleri tarafından belirlenmektedir. Yükseköğretim Kurulunun vakıf yükseköğretim kurumlarının öğrenim ücretlerini belirleme veya belirli öğrenci grupları için ücret tarifesi oluşturma yönünde bir yetkisi bulunmamaktadır. 19 Aralık 2025 tarihli yasal düzenleme sonrasında ise yalnızca hazırlık ve birinci sınıf dışındaki öğrencilerin öğrenim ücret artışlarına ilişkin Yükseköğretim Kurulu tarafından usul ve esaslar belirlenmiştir. Bu düzenleme, ücretlerin başlangıç seviyesini belirlemeye değil ara sınıflardaki artış oranlarına ilişkindir" ifadelerine yer verildi.
15 Mayıs 2026 Cuma - 22:01
Bakan Çiftçi: "İçişleri Bakanlığı olarak kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz"
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, "İçişleri Bakanlığı olarak; kaçakçılığın her türüyle olduğu gibi kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadelemizi de kararlılıkla sürdürecek, bu topraklara ait olanın yine bu topraklarda muhafaza edilmesi için azimle çalışmaya devam edeceğiz" dedi. Bakan Çiftçi, Konya merkezli 9 ilde düzenlenen tarihi eser kaçakçılığı operasyonlarına ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Medeniyetimizin hafızasını taşıyan kültür varlıklarımızın korunması, yalnızca bir güvenlik meselesi değil; aynı zamanda tarihimize, kimliğimize ve milletimizin emaneti olan değerlere sahip çıkma meselesidir. İçişleri Bakanlığı olarak; kaçakçılığın her türüyle olduğu gibi kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadelemizi de kararlılıkla sürdürecek, bu topraklara ait olanın yine bu topraklarda muhafaza edilmesi için azimle çalışmaya devam edeceğiz. Bu anlamlı destek ve nezaketleri dolayısıyla Sayın Bakanımız Mehmet Nuri Ersoy’a teşekkür ediyor; operasyonu başarıyla gerçekleştiren kahraman emniyet mensuplarımızı bir kez daha tebrik ediyorum" ifadelerini kullandı.
15 Mayıs 2026 Cuma - 21:58
Milletvekili İsmail Ok’a yanlış ilaç verilmesi davasında savcı mütalaasını açıkladı
Ankara’da AK Parti Balıkesir Milletvekili İsmail Ok’a yanlış ilaç verilmesi nedeniyle açılan davada cumhuriyet savcısı esas hakkındaki mütalaasını açıkladı. Savcı, sanık doktor ile acil tıp teknikerinin "kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olabilecek şekilde taksirle yaralama" suçundan cezalandırılmasını, hastane müdürünün ise beraatini talep etti.
09 Şubat 2026 Pazartesi - 14:18
TBMM’de cinsel taciz davasında tüm sanıklar tahliye edildi
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) stajyer öğrencilere cinsel taciz iddiasına ilişkin meclis lokantasında çalışan 4’ü tutuklu 5 sanığın yargılandığı davada tüm sanıklar tahliye edildi. Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya meclis lokantasında çalışan tutuklu sanıklar Halil İlker Güner, Durmuş Uğurlu, İbrahim Beşlioğlu, Recep Seven ile tutuksuz sanık Ramazan Çetin katıldı. Mahkeme hakimi bu celse sanıkların dinleneceğini bildirerek tutuklu sanık Durmuş Uğurlu’ya söz verdi. "İşlemediğim taciz suçundan cezaevinde bulunmaktayım" Uğurlu, "Eşim ve çocuğum dışarıda mağdurlar. 2 aydır işlemediğim taciz suçundan cezaevinde bulunmaktayım. Söyleyecek bir şeyim yok başka" dedi. Tutuklu sanık İbrahim Beşlioğlu ise cinsel amaçlı mesaj atmadığını iddia ederek, stajyerin mesaj tarihinde TBMM’de olmadığını söyledi. Tutuklu sanık Recep Seven ise savunmasında "38 yıldır Meclis’te görev yaptım. Öğrenci yetiştirerek bugünlere geldim. 2 aydır neden cezaevindeyim anlamıyorum" dedi. Tutuklu sanık Halil İlker Güner ise 15 yıldır Meclis’te çalıştığını ifade ederek, "Bugüne kadar hiç böyle bir suça karışmadım, bir kez bile ikaz almadım. Ailem perişan halde, yuvam dağılmak üzere" ifadelerinde bulundu. Tutuklu sanık Ramazan Çetin de mahkemeden tahliyesini istedi. Beyanların ardından söz alan cumhuriyet savcısı tutuklu sanıkların üzerine atılı suçlamalar nedeniyle tutukluluk halinin devamına ve dosyadaki eksik hususların giderilmesi yönünde mütalaa verdi Tutuklu sanıklar tahliyelerine karar verilmesini talep etti. Beyanların ardından ara kararını açıklayan hakim, 4’ü tutuklu 5 sanığın tutuklulukta geçen süre ve kaçma şüphesi bulunmadığı gerekçesiyle tahliye edilmesine karar verip, duruşmayı 15 Mayıs’a erteledi.
09 Şubat 2026 Pazartesi - 14:05
Araç muayene istasyonunda darp edilerek öldürülen polis olayında 2 müfettiş ve 3 denetçi görevlendirildi
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, polis memuru Melih Okan Keskin’in araç muayene istasyonunda darp edilerek hayatını kaybetmesiyle yaşanan olaya ilişkin 2 başmüfettiş ve 3 denetçi görevlendirildiğini açıkladı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, araç muayene istasyonunda yaşanan ve polis memuru Melih Okan Keskin’in hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan olaya ilişkin açıklama yayımladı. Yaşanan hadisenin ardından derhal harekete geçildiği ve sürecin tüm yönleriyle incelenmesi ve aydınlığa kavuşturulması amacıyla 2 başmüfettiş ve 3 denetçi, ilgili firma tarafından da iç denetim uzmanlarının görevlendirildiği belirtildi. Yargıya intikal eden olayla ilgili adli sürecin, Adalet Bakanlığı ve ilgili kurumlar tarafından hassasiyet ve titizlikle yürütüldüğü de ifade edilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Yargı tarafından tüm yönleriyle yapılacak incelemeler sonunda aydınlatılacak hadise ile ilgili bütün kesimlerin de aynı hassasiyetle hareket etmesini önemle rica ediyoruz. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak vatandaşlarımızın huzur ve güven içinde hizmet alabilmesi için gerekli tüm önlemleri bundan önce olduğu gibi bundan sonra da almaya devam edeceğiz. Sürecin, sonuna kadar yakın takipçisi olacağımızı belirtir, vefat eden polis memurumuza Allah’tan rahmet, ailesine ve yakınlarına sabırlar dileriz."
09 Şubat 2026 Pazartesi - 14:02
MİA Başkanı Köse: "Afrika’yı Afrikalıların kendi sesinden dinlemenin kıymetli olduğunu biliyoruz"
Milli İstihbarat Akademisi (MİA) tarafından düzenlenen "Türkiye-Afrika Stratejik Diyaloğu" programında, Türkiye ile Afrika ülkeleri arasındaki ilişkilerin savunma, güvenlik ve stratejik boyutları ele alınıyor. Programda konuşan MİA Başkanı Talha Köse, "Afrika’yı Afrikalıların kendi sesinden, kendi deneyimlerinden dinlemenin ve öğrenmenin ne kadar kıymetli olduğunu biliyoruz" dedi. MİA tarafından Ankara’da bir otelde düzenlenen "Türkiye-Afrika Stratejik Diyaloğu" programı başladı. Programda, Türkiye-Afrika ilişkilerinin stratejik boyutları savunma ve güvenlik perspektifinden masaya yatırılıyor. Türkiye’den ve Afrika kıtasından uzmanlar, akademisyenler ve üst düzey konukların katıldığı programa; Somali, Sudan, Kenya, Etiyopya, Eritre, Nijerya, Mısır, Çad, Güney Afrika, Senegal ve Gambiya’dan üst düzey temsilciler iştirak ediyor. İki gün sürecek program kapsamında, bölgesel güvenlik sorunları, savunma sanayii alanındaki iş birlikleri ve stratejik ortaklıkların geleceği gibi kritik başlıklar ele alınacak. Milli İstihbarat Akademisi bünyesinde güvenlik ve strateji ekseninde şekillenen program ile Afrika’nın artan stratejik önemine ilişkin kamuoyunda farkındalık oluşturulması ve Türkiye’nin Afrika kıtasıyla ilişkilerinin politika temelli bir bakış açısıyla değerlendirilmesine yönelik kapsamlı bir tartışma zemini oluşturulması hedefleniyor. Afrika ülkelerinin dönemin yükselen aktörleri haline geldiğini kaydeden Milli İstihbarat Akademisi Başkanı Talha Köse, programın açılışında yaptığı konuşmada, Afrika-Türkiye Stratejik Diyaloğu’nun, Afrika’nın kendi tarihî deneyimleri ve toplumsal dinamikleri üzerinden anlaşılmasını esas alan bir yaklaşımla, küresel sistemde çok katmanlı hale gelen güç dengeleri içerisinde kıtanın artan jeopolitik, ekonomik ve stratejik rolünü ele almayı amaçladığını vurguladı. Batı merkezli yaklaşımlara eleştiri Batı merkezli yaklaşımların Afrika’yı kendi tarihî ve toplumsal öznelliği içinde değerlendirmek yerine oryantalist bir çerçeveye sıkıştırdığını ifade eden Köse, "Modernleşme teorisinin ilerlemeci varsayımları evrensel ölçütler olarak kabul edildi. Bu yaklaşım, Afrikalı toplumların tarih boyunca kendi koşullarında özgün yollar çizme ve kendini yenileme kapasitesini büyük ölçüde göz ardı etti" dedi. "Afrika’yı Afrikalıların kendi sesinden dinlemenin kıymetli olduğunu biliyoruz" Köse, Afrika’nın uzun yıllar başkalarının dili ve değerlendirmeleri üzerinden okunduğunu vurgulayarak, "Afrika’yı Afrikalıların kendi sesinden, kendi deneyimlerinden dinlemenin ve öğrenmenin ne kadar kıymetli olduğunu biliyoruz. Bugün hayata geçirdiğimiz ’Türkiye-Afrika Stratejik Diyaloğu’ programı da tam olarak bu anlayışın ürünüdür" diye konuştu. Küresel sistemde dönüşüm ve Afrika’nın rolü Uluslararası sistemin köklü bir dönüşüm sürecinden geçtiğine dikkati çeken Köse, klasik güç dengeleri ve güvenlik anlayışlarının hızla değiştiğini, yerleşik ittifak yapıların aşındığını söyledi. Küresel sistemin artık tek merkezli bir yapıdan uzaklaştığını belirten Köse, "Çok katmanlı ve kırılgan bir yapıya evrilen bu düzen, yalnızca büyük güç rekabetini değil, yükselen coğrafyaların küresel sistemdeki rolünü de yeniden tanımlamaktadır" ifadelerini kullandı. Afrika’nın genç ve dinamik nüfusu, enerji ve ticaret yolları üzerindeki stratejik konumu, doğal kaynakları ve üretim potansiyeliyle dönemin yükselen aktörleri arasında yer aldığını dile getiren Köse, "Bugün Afrika’da yaşanan herhangi bir gelişme yalnızca kıta ülkelerini değil, Avrupa’yı, Orta Doğu’yu ve giderek Asya’yı da doğrudan etkilemektedir. Afrika kıtası, 21. yüzyıl uluslararası siyasetin belirleyici aktörlerinden biri hâline gelmektedir" dedi. Türkiye’nin Afrika politikasının bu gerçeklik üzerine inşa edildiğini vurgulayan Köse, Afrika’ya yönelik yaklaşımlarda hâlâ sömürgecilik döneminden kalan kalıpların ve geçerliliğini yitirmiş ezberlerin etkisinin görüldüğünü söyledi. Köse, "Afrika çoğu zaman bir kriz yumağı ya da büyük güçlerin rekabet sahası olarak görülüyor. Oysa Afrika ülkelerinin özne olma kapasitesi yeterince dikkate alınmıyor" değerlendirmesinde bulundu. Türkiye’nin Afrika politikası: Dört temel ilke Türkiye’nin yaklaşımının net olduğunu belirten Köse, "Türkiye, Afrika’yı bir rekabet alanı ya da etki sahası olarak değil, birçok ortak değere sahip eşit aktörler olarak görmektedir. İlişkilerimizi ’Afrika’nın sorunlarına Afrikalı çözümler’ ilkesi temelinde inşa ediyoruz" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin Afrika politikasının dört temel eksene dayandığını aktaran Köse, bunları "karşılıklı egemenliğe saygı, insani sorumluluk ve samimiyet, kazan-kazan esasına dayalı iş birlikleri ile uzun vadeli ve sürdürülebilir ortaklıklar" olarak sıraladı. "Türkiye kendi değerleriyle uyumlu tüm iş birliklerine açıktır" Türkiye’nin sahada somut ve kalıcı sonuçlar üretebilen nadir aktörlerden biri olduğunu dile getiren Köse, "Türkiye yalnızca devletler arasında değil, toplumlar arasında da güçlü, samimi ve insani ilişkiler inşa etmektedir. Bu yaklaşımımız üçüncü ülkelerin aleyhine değildir; Türkiye kendi değerleriyle uyumlu tüm iş birliklerine açıktır" dedi. MİA’nın Afrika’ya yönelik çalışmalarına da değinen Köse, Afrika üzerine raporlar yayımladıklarını ve ilgili kamu kurumlarının uzman personeline yönelik eğitim programları düzenlediklerini belirtti. Köse, "Afrika’daki dost ve kardeş ülkelerin istihbarat akademileriyle ilişkilerimizi geliştirmeyi hedefliyoruz. ‘Türkiye-Afrika Stratejik Diyaloğu’ kapsamında, devlet ve egemenlik kavramlarından enerji ve doğal kaynaklara, savunma sanayiinden stratejik iletişime kadar geniş bir yelpazede değerlendirmeler yapacağız" diye konuştu. "Türkiye, Somali’ye verdiği destekle yalnızca güvenliğe değil, bölgesel istikrara da katkı sağlamaktadır" Türkiye’nin Afrika Boynuzu’nda istikrar sağlayıcı bir aktör olarak öne çıktığını dile getiren Somali Adalet ve Anayasal İşler Bakanı Hassan Moallin Muhamoud Sheikhali, Türkiye’nin özellikle Somali’ye terörle mücadele, deniz güvenliği ve sınır aşan suçlarla mücadele alanlarında önemli katkılar sunduğunu söyledi. Sheikhali, "Türkiye, Somali’ye verdiği destekle yalnızca güvenliğe değil, bölgesel istikrara da katkı sağlamaktadır" değerlendirmesinde bulundu. Aralık 2024’te kabul edilen Ankara Bildirisi’ne de değinen Sheikhali, söz konusu belgenin bölgedeki gerilimlerin düşürülmesinde önemli rol oynadığını belirterek, "Ankara Bildirisi, diyalog yoluyla gerilimi azaltmış, egemenliğe saygı ve bölgesel istikrar ilkelerini yeniden teyit etmiştir" diye konuştu. Türkiye’nin Somaliland ile diyaloğun kolaylaştırılmasına yönelik çabalarına da destek verdiğini aktardı. Bazı dış aktörlerin Afrika ülkelerinin egemenliği ve toprak bütünlüğünü tehdit ettiğine işaret eden Sheikhali, Türkiye’nin bu noktada tutarlı bir duruş sergilediğini vurguladı. Sheikhali, "Afrika’nın sonsuz çatışmalara ya da dışarıdan dayatılan çözümlere ihtiyacı yoktur. Afrika’nın barışa, istikrara ve samimi ortaklıklara ihtiyacı vardır. Türkiye, bu anlayışla hareket eden bir ortak olduğunu kanıtlamıştır" ifadelerini kullandı. Açılış konuşmalarının ardından, programda panel bölümüne geçildi. Moderatörlüğünü MİA Başkanı Köse’nin yaptığı "Türkiye-Afrika İlişkilerinde Stratejik ve Güvenlik İş Birliği" başlıklı panelde Milli Savunma Bakanı Yardımcısı Bilal Durdalı ve Somali Limanlar ve Deniz Ulaştırma Bakanı Abdulkadir Mohamed Nur konuşmacı olarak yer aldı.
09 Şubat 2026 Pazartesi - 13:55
TBMM’de cinsel istismar iddialarına ilişkin Meclis lokantasında çalışan 4’ü tutuklu 5 sanığın yargılandığı davada, sanıkların tutuklulukta geçen süre ve kaçma şüphesi bulunmadığı gerekçesiyle tahliye edilmesine karar verildi.
TBMM’de cinsel istismar iddialarına ilişkin Meclis lokantasında çalışan 4’ü tutuklu 5 sanığın yargılandığı davada, sanıkların tutuklulukta geçen süre ve kaçma şüphesi bulunmadığı gerekçesiyle tahliye edilmesine karar verildi.
09 Şubat 2026 Pazartesi - 13:26
Savcıların şifresiyle UYAP’a girip dosya kapatan zabıt katibinin yargılanmasına devam edildi
Ankara Adliyesinde kendisine ve savcılara ait şifreyle Ulusal Yargı Ağı Sistemi’ne (UYAP) girerek soruşturma dosyalarını kapatan zabıt katibi Ahmet Yılmaz’ın da aralarında bulunduğu 16 sanığın yargılanmasına devam edildi. Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu sanık Ahmet Yılmaz, bazı tutuksuz sanıklar ile taraf avukatları katıldı. Mahkeme Başkanı, dosyaya gelen evrakı okumasının ardından tutuklu sanık Ahmet Yılmaz’a söz verdi. Tutuklu sanık Yılmaz şu savunmaları dile getirdi: "Soruşturma başlangıcından itibaren samimi beyanlarda bulundum. Kaçma girişiminde bulunmadım. Tarafımca oluşturulan sahte belge bulunmamaktadır. Örgüte yardım ettiğime dair de somut delil yoktur. Delil olmayan bir suçtan tutuklu yargılanmam hukuka uygun değildir. Tahliyemi ve beraatimi talep ederim" Söz alan tutuksuz sanıklar da suçsuz olduklarını savunarak, mahkemeden haklarındaki adli kontrol şartlarının kaldırılmasını talep etti. Beyanların ardından görüşü sorulan Cumhuriyet savcısı, tutuklu sanık Ahmet Yılmaz’ın ve diğer tutuksuz sanıkların mevcut hallerinin devamına karar verilmesini istedi. Ara kararını açıklayan mahkeme, sanık Ahmet Yılmaz’ın tutukluluk, diğer sanıkların ise mevcut halinin devamına hükmederek, duruşmayı 14 Nisan’a erteledi.
09 Şubat 2026 Pazartesi - 13:25
Keçiören Belediye Başkanı Özarslan: "Benimle birlikte 7 meclis üyesi daha istifa etti."
Keçiören Belediye Başkanı Özarslan: "Benimle birlikte 7 meclis üyesi daha istifa etti."
09 Şubat 2026 Pazartesi - 13:18
Keçiören Belediye Başkanı Özarslan: "CHP Genel Başkanı Özgür Özel hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundum."
Keçiören Belediye Başkanı Özarslan: "CHP Genel Başkanı Özgür Özel hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundum."
09 Şubat 2026 Pazartesi - 13:15
İletişim Başkanı Duran: "İnşa ve ihya çalışmalarıyla depremde ağır yara alan tüm şehirlerimiz bugün yepyeni çehrelere kavuşmuştur"
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "İnşa ve ihya çalışmalarıyla depremde ağır yara alan tüm şehirlerimiz bugün yepyeni çehrelere kavuşmuştur. Tüm bunlar, fiziksel bir yapılanmayla sınırlı değildir. Sosyal adaletin, ekonomik direncin ve toplumsal iyileşmenin de yeniden tesisini ifade etmektedir" dedi. İletişim Başkanlığı’nca düzenlenen ’Asrın İnşası Güçlü Türkiye’nin İhya Vizyonu Paneli’nde konuşan Duran, asrın felaketi olarak nitelendirilen 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yakınlarını toprağa vermek zorunda kalan vatandaşlara ise sabır ve metanet diledi. "Devletimiz ilk andan itibaren tüm imkanları ve birimleri ile sahaya indi" Deprem sonrası süreci, Türkiye için devlet-millet dayanışmasının en güçlü şekilde tezahür ettiği bir diriliş hikayesi olarak tanımlayan Duran, ilk andan itibaren devletin tüm imkanları ve birimleri ile sahaya indiğine vurgu yaparak, "Sivil toplum kuruluşlarımız hiçbir tereddüt göstermeden, adanmışlık ruhuyla görev üstlendi. Vatandaşlarımız ise yalnızca ellerindekiyle değil; yüreğiyle, dualarıyla ve umutlarıyla yardıma koştular. Bir cana daha ulaşabilmek, bir enkazın başında daha umut yeşertebilmek, bir afetzedeye daha yalnız olmadığını hissettirebilmek için hep birlikte büyük bir gayret ortaya koyduk. Bu nedenle şunu söylemek gerekir; biz bu felaketin üstesinden teknik kapasitemizin yanı sıra, toplumsal vicdanımız ve dayanışma gücümüzle geldik" dedi. "İnşa ve ihya çalışmalarıyla depremde ağır yara alan tüm şehirlerimiz bugün yepyeni çehrelere kavuşmuştur" Ortaya koyulan güçlü irade ve birlik ruhunun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde başlatılan kalıcı ve kapsayıcı bir yenden inşa ve ihya süreciyle kurumsal çerçeveye kavuşturulduğunu kaydeden İletişim Başkanı Duran, "Türkiye bu süreçte milletin ve devletin el ele verilmesiyle ’yapılamaz’ denileni yapmış ve insan merkezli yaklaşımıyla dünyaya yeni bir standart sunmuştur. Altını özellikle çizmek isterim ki bu süreç, yalnızca yıkılanların yerine yenilerini koyma çabası değildir. Bu süreç, Cumhurbaşkanımızın her fırsatta altını çizdiği ’hiçbir vatandaşı sahipsiz bırakmama’ anlayışının ve ’kimsesizlerin kimsesi olma’ sorumluluğunun hayata geçirilmesidir. 455 bin konutun vatandaşlarımıza teslim edilmesi bunun en önemli tezahürlerinden biridir. İnşa ve ihya çalışmalarıyla depremde ağır yara alan tüm şehirlerimiz bugün yepyeni çehrelere kavuşmuştur. Tüm bunlar, fiziksel bir yapılanmayla sınırlı değildir. Sosyal adaletin, ekonomik direncin ve toplumsal iyileşmenin de yeniden tesisini ifade etmektedir" diye konuştu. "200’e yakın dezenformatif içeriğe müdahale ettik, doğruları milletimizle paylaştık" Afet ve sonrasındaki sürecin, gerçeği merkeze alan güçlü bir iletişim ortamının ne denli hayati olduğunu bir kez daha gösterdiğini ve bu dönemde sağlıklı bir iletişim ortamının tesisi için yoğun gayret sarf ettiklerini dile getiren Duran, "Yalanların, kurgulanmış içeriklerin ve çarpıtılmış bilgilerin, özellikle kriz anlarında ne kadar hızlı yaygınlaşabildiğini ve etkide bulunabildiğini hep birlikte tecrübe ettik. Bu dönemde, dezenformasyonun kimi zaman kasıtlı yönlendirmelerle, kimi zaman da bilgi eksikliğinden kaynaklanan yanlış aktarımlarla yaygınlaştığına şahit olduk. Toplumun huzuruna kasteden, afet sahasında asayişi zedeleyen ve arama kurtarma faaliyetlerini sekteye uğratan bu yanıltıcı bilgilerle mücadele edilmesi son derece önemliydi. Bu çerçevede, 200’e yakın dezenformatif içeriğe müdahale ettik, doğruları milletimizle paylaştık" açıklamasında bulundu. "CİMER ’Deprem Acil’ uygulamasına gelen toplam 1,7 milyon başvuru hassasiyetle takip edildi ve çözüme kavuşturuldu" Devletin ilgili kurumlarıyla koordineli şekilde kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla gayret ettiklerini söyleyen Duran, "Milletimizle kesintisiz iletişimi sürdürmek adına CİMER kriz iletişim stratejisini derhal uygulamaya geçirdik. Bu çerçevede 6 Şubat sabahı saat 08.30 itibarıyla depremzede vatandaşlarımız için özel bir iletişim kanalı olarak hizmet veren CİMER ’Deprem Acil’ uygulamasını kullanıma sunduk. CİMER ’Deprem Acil’ uygulamasına gelen toplam 1,7 milyon başvuru kapsamındaki her türlü talep ve ihtiyaç kurumlarımız ile eşgüdüm içinde takibe uğraştık ve çözüme de kavuşturduk. CİMER Çağrı Merkezi üzerinden ise deprem sonrası 3 aylık süreçte 7 gün 24 saat çalışma esasıyla 220 binin üzerinde çağrıyı cevapladık" şeklinde konuştu. Duran, 6 Şubat depremleri sonrasında bölgede görev yapan 11 ülkeden 32 uluslararası gazetecinin geçen hafta yeniden deprem bölgesine geldiğini ve depremin yıkımına şahit olan basın mensuplarının 3 yılın ardından gerçekleşen büyük değişimi gözlemleme imkanı bulduğunu kaydetti. Duran, 2024’ten bugüne kadar toplam 26 ülkeden 366 gazetecinin Türkiye’nin yürüttüğü inşa ve ihya çalışmalarını yerinde görmesini sağladıklarını dile getirerek, "Bu bizim insanımızın diriliş, başarı hikayesidir ve tüm dünyanın da bunu alkışlaması yerindedir" dedi. "Asrın Felaketinin 3. Yılı: İnşa ve İhya Çalışmaları" adlı kitabında da konunun dikkate sunulduğunu aktaran Duran, sözlerine şöyle devam etti: "Takdim yazısını Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın kaleme aldığı eserimizde, asrın felaketinin ilk anından itibaren yürütülen çalışmalar yer almaktadır. Kitabımın içeriğinde, dünyadaki büyük afetler ve 6 Şubat depremlerinin küresel etkileri değerlendirildi, afete yönelik detaylı veriler infografikler şeklinde paylaşıldı. Bütün bunların yanı sıra, afet sonrası yürütülen çalışmalar; sağlık, eğitim, ekonomi, sosyal hizmetler ve iletişim gibi birçok başlık altında bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirildi. Bu yönüyle kitabımız, dayanışma ruhuyla yürüttüğümüz inşa ve ihya tecrübesini kayıt altına alan ve gelecek nesillere de bunu anlatan bir başvuru eseri olmuştur."
09 Şubat 2026 Pazartesi - 12:52
Ticaret Bakanlığı: "Kanatlı eti ihracatının durdurulmasına yönelik tedbirler bugün hayata geçirildi"
Ticaret Bakanlığı, kanatlı eti piyasasındaki fiyat gelişmelerinin izlendiğini ve piyasadaki arz-talep dengesini destekleyici bir adım olarak kanatlı eti ihracatının durdurulduğunu açıkladı. Tavuk sektöründe Ramazan ayı öncesinde fiyatların yüzde 15 artırılması üzerine Ticaret Bakanlığı, haksız fiyat uygulamalarının önüne geçilmesi adına tavuk ihracatına yönelik önlem almıştı. Bu çerçevede Bakanlık tarafından tavuk ihracatı durulmuştu. "Kanatlı eti ihracatının durdurulmasına yönelik tedbirler bugün itibarıyla hayata geçirilmiştir" Bakanlık tarafından konu üzerine yapılan açıklamada, bölgesel gelişmelerin gıda piyasaları üzerindeki etkileri ile birlikte, iç talepte gözlemlenen artış ve dönemsel tüketim eğilimlerindeki değişimler, bazı ürün gruplarında fiyat hareketlerinin hızlanmasına neden olabileceği belirtildi. Açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Kanatlı eti piyasasında oluşan fiyat gelişmeleri yakından izlenmiş; fiyat oluşumlarının olağan piyasa şartları çerçevesinde seyredip seyretmediği titizlikle değerlendirilmiştir. Bu çerçevede, piyasadaki arz-talep dengesini destekleyici bir adım olarak, kanatlı eti ihracatının durdurulmasına yönelik tedbirler bugün itibarıyla hayata geçirilmiştir. Tüketicilerimizi mağdur edebilecek ve fahiş fiyat istismarı yoluyla piyasa işleyişini bozabilecek nitelikteki her türlü uygulama ve spekülatif fiyatlama davranışı, Ticaret Bakanlığımız tarafından yakından takip edilmekte; gerekli denetim ve yaptırım süreçleri kararlılıkla yürütülmektedir." "Makul fiyatlarla ulaşmasının sağlanması için gereken adımları atmaya devam edeceğiz" Ticaret Bakanlığı tarafından, gıda arz güvenliği kapsamında temel gıda ürünlerinde, bilhassa halkın sofrasına doğrudan dokunan ürünlerdeki gelişmelerin de hassasiyetle izlendiği ifade edilen açıklamada, "Başta perakende ve toptan ticaret kuruluşları denetim birimlerimizce yoğun bir şekilde denetlenmekte, denetim sonuçları kamuoyumuzla şeffaf bir şekilde paylaşılmaktadır. Ticaret Bakanlığı olarak, vatandaşlarımızın gıda ürünlerine makul fiyatlarla ulaşmasının sağlanması için gereken adımları atmaya devam edeceğiz" denildi.
09 Şubat 2026 Pazartesi - 12:36
Mesut Özarslan'dan Özgür Özel'e suç duyurusu!
Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile ilgili bu sabah itibarıyla savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu duyurdu ve ailesinin de bulunacağını açıkladı.
09 Şubat 2026 Pazartesi - 12:36
Yılın ilk ayında 7,6 milyar liralık kaçak eşya ve uyuşturucu madde ele geçirildi
Ticaret Bakanlığı, ocakta yasa dışı ticaret ve kaçakçılıkla mücadelede geçen yılın aynı ayına göre yüzde 121’lik artış sağlandığını ve değeri 7 milyar 655 milyon lirayı bulan kaçak eşya ile uyuşturucu madde ele geçirildiğini bildirdi. Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Gümrükler Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat birimlerinin uzmanlaşmış kadrolarının, ileri teknolojiye sahip sistemleri ve geliştirilmiş analiz teknikleriyle yürüttüğü yasa dışı ticaret ve kaçakçılıkla mücadele faaliyetlerini, 2026 yılında da ülke genelinde kararlılıkla sürdürdüğünü dile getirdi. Gümrükler Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat ekiplerinin yasa dışı ticaret ve kaçakçılıkla mücadele faaliyetlerine ilişkin verilerin de paylaşıldığı açıklamada, "Gümrükler Muhafaza birimlerince 2026 yılı Ocak ayında gerçekleştirilen başarılı operasyonlar neticesinde; geçen yılın aynı ayına kıyasla yaklaşık yüzde 121 artışla, toplam 7 milyar 655 milyon TL değerinde ticari eşya ve uyuşturucu madde yakalaması gerçekleştirilmiştir. Yakalanan uyuşturucu maddeler imha edilmiştir. Gerçekleştirilen operasyonlar sonucunda; 4 milyar 805 milyon lira değerinde uyuşturucu madde, 706 milyon 689 bin lira değerinde çeşitli eşya, 418 milyon 286 bin TL değerinde tekstil malzemesi, başta olmak üzere; akaryakıttan canlı hayvana, tütün ve tütün mamullerinden tarihi eserlere kadar uzanan geniş bir yelpazede kaçak eşya ele geçirilmiştir" denildi. Ticaret Bakanlığı Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat birimlerinin, Türkiye ekonomisine zarar veren, haksız rekabet ortamı oluşturan, ticari işleyişi sekteye uğratan ve toplum sağlığını tehdit ederek özellikle gençleri bağımlılığa sürüklemeye çalışan kaçakçılığın hiçbir türüne geçit vermeyeceği de vurgulanan açıklamada, "Gümrükler Muhafaza teşkilatımız, kamu düzeninin korunması, kamu gelirlerinin güvence altına alınması ve toplum sağlığının muhafazası hedefleri doğrultusunda, kaçakçılıkla mücadelesini 2026 yılında da azim ve kararlılıkla sürdürecektir" ifadelerine yer verildi.
09 Şubat 2026 Pazartesi - 12:32
Bakan Kurum: "CHP’nin Genel Başkanı niye Bakan’a teşekkür ediyorsunuz diye belediye başkanlarını azarlıyor"
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, "Kendileri bizimle bu konuları yürüttüğünde CHP’nin Genel Başkanı niye bakana teşekkür ediyorsunuz diye milletvekillerini, belediye başkanlarını azarlıyor" dedi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen ‘Asrın İnşası: Güçlü Türkiye’nin İhya Vizyonu Paneli İletişim Başkanlığında gerçekleşti. Bakan Kurum ve İletişim Başkanı Burhanettin Duran başta olmak üzere çok sayıda davetlinin katıldığı program, açılış konuşmaları ile başladı. "Dolaylı kayıplara baktığımızda ekonomik kayıpların 150 milyar doları aştığını tespit ettik" Belki de son bin yılın en ağır felaketinin yaşandığını söyleyen Bakan Kurum, "11 ilimizi, 13 milyon insanımızı doğrudan etkileyen bir depremden bahsediyoruz. 53 bin canımızı, kardeşimizi toprağa verdik. 100 binden fazla insanımız yaralandı ve binlerce binamız yıkıldı. 104 milyar dolarlık doğrudan ekonomik kayıp yaşadık. Dolaylı kayıplara baktığımızda 150 milyar doları aştığını tespit ettik. Küresel pandeminin etkileri halen bitmemişti. Rusya, Ukrayna krizi patlak vermişti. Suriye savaşı bir taraftan devam ediyordu. Üretimde ve tüketimde maalesef tedarik zinciri kopmuştu. Bölücü terör örgütleri fırsat kolluyordu. İklim krizinden kaynaklanan orman yangınları, seller halen devam ediyordu. Asrın felaketi böyle siyasi, iktisadi ve diplomatik bir kriz sarmalının tam ortasında yaşandı. Biz bu karanlıktan çıkmasını hep birlikte bildik. Önce milletimiz bize inandı, biz de milletimizin desteğiyle gece gündüz hiç durmadık. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bir taraftan arkadaşlarımızla birlikte enkaz çalışmaları yürütürken bir yandan da kalıcı konutların yapımına başlamıştık" şeklinde konuştu. "Saatte 23, günde 550 konut ürettik" Yakın zamanda Osmaniye’ye yaptığı ziyarete değinen Kurum, "15’inci günde attık ilk temellerimizi ve işte 45’inci gün geçmişti ki ilk konutlarımızı teslim ettik. Giderek daha da hızlandık. Belki de dünyada eşi benzeri olmayan bir tempoyla 3 bin 481 bir şantiye kurduk. Dile kolay. 11 ilde 200 bin mimar, mühendis, işçi kardeşimle birlikte 7 gün 24 saat çalıştı ve saatte 23, günde 550 konut ürettik. Bunun dünyada örneği yok. Gelinen noktada 455 bin konutu alnımızın akıyla tamamladık. Tüm bu süreçte hep aklımızda şu vardı. Bu şehirler ayağa kalkarsa Türkiye ayağa kalkar dedik. Onun için 11 ilimiz hep önceliğimiz oldu. Sadece konut olarak da bakmadık bu diriliş sürecine. Biz şehirleri köklerini Türk İslam medeniyetinden alan ve insanımızı vatandaşımızı merkeze koyan bir tasavvurla inşa ederiz" ifadelerini kullandı. "Bizi, ‘enkazın altında kalacaklar’ diye beklerken bu enkazın altında siz kaldınız" Asrın felaketi 6 Şubat depremlerinde yaşanan süreç sırasında mücadelede en çok yoran konunun dezenformasyonlar olduğunu belirten Kurum, "Hükümet bu enkazın altında kalır diye ellerini ovuşturarak yalanlarla korku pompaladılar. Yanlış bilgiler yayarak çalışmalarımızı, emeklerimizi sabote ettiler. İletişim Başkanlığımız ile bu yalanlara karşı mücadele ettik. Geldiğimiz noktada tüm bu yalanlara, iftiralara yanıtımızı dimdik ayakta duran 455 bin konutumuzla verdik. Huzurla yuvalarına giren 2 milyon vatandaşımızın gülen yüzüyle cevabımızı verdik ama görüyoruz ki hiç mahcup olmuyorlar. Tüm afetlerde olduğu gibi burada da konutlar faizsiz sabit fiyatla olacak diyoruz, duyuyorlar ama aynı yalanlara devam ediyorlar. Güya sonra çıkacak, ben dedim de yaptılar diyecek. Kimse bunu yutmaz Özgür Bey, milletin aklıyla oynamayın. Beceriksizliğinizi, millete ilgisizliğini bunlarla örtemezsiniz. Bizi, ‘enkazın altında kalacaklar’ diye beklerken bu enkazın altında siz kaldınız. Bu oyunlarınla da o enkazın altından emin ol çıkamayacaksın. 11 ilde tek bir çivi çarpmayan partinin genel başkanı olarak tarihe geçeceksiniz" diye konuştu. "CHP’nin Genel Başkanı niye bakana teşekkür ediyorsunuz diye belediye başkanlarını azarlıyor" Bakan Kurum, yaptığı açıklamada sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Biz 24 yıldır muhalefet partileri ne derse desin milletimizle birlikte omuz omuza yol yürümeye devam ediyoruz. Onlar yalanlara, dezenformasyonlara devam etsinler. Bizim yanımıza gelen belediye başkanlarını tehdit ediyorlar. Niye gidiyorsunuz? Niye bu çalışmalardan dolayı teşekkür ediyorsunuz diyorlar. Biz siyasi bir ayrım gözetmeksizin her bir belediye başkanımızı dinliyoruz. Taleplerini bir bir alıyoruz. Milletimiz için yapılması gereken ne varsa not ediyor ve bir bir de hayata geçiriyoruz. Sizin gibi çöp kutusu göndermekle övünmedik. Biz milletimizle el ele verdik, asrın inşasını gerçekleştirdik. Kendileri bizimle bu konuları yürüttüğünde CHP’nin Genel Başkanı niye bakana teşekkür ediyorsunuz diye milletvekillerini, belediye başkanlarını azarlıyor. Böyle bir anlayış olabilir mi? Milletin geleceğiyle, milletin güveniyle, milletin huzuruyla alakalı bir konuda hep birlikte hareket etmek varken niye milletimizi ayrıştırmak, milletimizi yalan yanlış ifadelerle kandırmak yoluna gidelim? Sizin de belediyeleriniz vardı. Çıkıp bir ucundan da siz tutamaz mıydınız? Ulu Camii’yi biz yapacağız dediler. Hala temel aşamasında. Emin olun eğer deprem bölgesi CHP’nin insafına kalsaydı bugün 11 ilimizin hepsi Ulu Camii gibi temel aşamasında olurdu. Biz milletimizi onların insafına terk etmedik. Cumhurbaşkanımız orada tek bir evsiz, tek bir yuvasız kardeşimiz kalmayacak dedi"
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder