Yerel Haberler
Ankara
Bakan Uraloğlu: "Karabağ’da yükselen her eser Türk dünyasının ortak gururudur" 15 Mayıs 2026 Cuma - 22:34:42 Azerbaycan’ın Bağımsızlık Günü ve Silahlı Kuvvetler Günü dolayısıyla Ankara’da düzenlenen resepsiyonda konuşan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Karabağ’da yükselen her eser, ayağa kalkan her şehir ve yeniden hayat bulan her yuva aynı zamanda Türk dünyasının ortak gururudur" dedi. Azerbaycan’ın Bağımsızlık Günü ve Silahlı Kuvvetler Günü, Cumhurbaşkanlığı Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen resepsiyonla kutlandı. Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçisi Reşad Memmedov ev sahipliğinde düzenlenen etkinliğe, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, diplomatik misyon temsilcileri, askeri yetkililer ve çok sayıda davetli katıldı. Azerbaycan’ın 1991 yılında bağımsızlığını kazanması ile ilk tanıyan devletin Türkiye olduğunu anımsatan Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçisi Reşad Memmedov, "Bu manalı destek sadece diplomatik bir adım değil, tarihin, gönüllerin ve kardeşliğin sesiydi. Bugün Azerbaycan hızla gelişiyor. Azerbaycan-Türkiye ilişkileri de ulu önder Haydar Aliyev tarafından kurulan sağlam temeller üzerinde, fatih Cumhurbaşkanı İlham Aliyev önderliğinde olumlu şekilde devam ediyor" dedi. "Çanakkale’de omuz omza şehit olanların torunlarıyız" Azerbaycan-Türkiye ilişkilerinin sıradan bir dostluk olmadığına işaret eden Büyükelçi Memmedov, "Ortak tarihin, ortak hafızanın, ortak acının ve ortak zaferlerin yoğurduğu ebedi bir kardeşliktir. Biz Çanakkale’de omuz omza şehit olanların torunlarıyız. Biz Bakü’nün kurtuluşu uğrunda Anadolu’dan Kafkasya’ya yürüyen yiğitlerin evlatlarıyız" ifadelerini kullandı. Resepsiyonda konuşan Bakan Uraloğlu, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerin "herhangi iki devlet arasındaki münasebetlerin çok ötesinde" olduğunu ifade ederek, iki ülkeyi ortak tarih, kültür, dil ve gönül bağının birleştirdiğini söyledi. Azerbaycan’ın merhum Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’in "Bir millet, iki devlet" sözünün bugün ilişkilerin özü haline geldiğini belirten Uraloğlu, Mustafa Kemal Atatürk’ün "Azerbaycan’ın sevinci sevincimiz, kederi kederimizdir" anlayışı temelinde şekillenen kardeşliğin her geçen gün daha da güçlendiğini dile getirdi. Bakan Uraloğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in liderlikleri sayesinde iki ülke ilişkilerinin stratejik ortaklığın da ötesine geçtiğini kaydetti. 2021 yılında imzalanan Şuşa Beyannamesi ile ilişkilerin müttefiklik seviyesine taşındığını belirten Bakan Uraloğlu, "Türkiye ile Azerbaycan, kötü günde birbirinin yanında duran, birbirine omuz veren, birbirinin gözyaşını silen, sevincine ortak olan iki kardeş ülkedir. İkinci Karabağ Zaferi sürecinde Türkiye’nin, Azerbaycan’ın haklı davasına verdiği güçlü destek nasıl tarih sayfalarında bir gurur vesikası olarak yerini aldıysa, asrın felaketi 6 Şubat depremlerinin ardından Azerbaycan’ın milletimize uzattığı kardeşlik eli de daima gönüllerimizde müstesna bir yere sahip olacaktır. O zor günlerde Azerbaycan halkının gösterdiği dayanışma, aslında aramızdaki kardeşliğin ne kadar derin ve samimi olduğunun en güçlü göstergelerinden biri olmuştur. Karabağ’da yeniden imar ve ihya çalışmalarında ortaya koyduğumuz ortak irade, bölgenin geleceğine dair umutlarımızı daha da güçlendirmektedir" şeklinde konuştu. "Karabağ’da yükselen her eser Türk dünyasının ortak gururudur" Bakan Uraloğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılımıyla 2025 yılında açılışı yapılan Laçın Uluslararası Havalimanı’nın Karabağ’ı dünyaya bağlayan önemli kapılardan biri olduğunu ifade ederek, "Karabağ’da yükselen her eser, ayağa kalkan her şehir ve yeniden hayat bulan her yuva aynı zamanda Türk dünyasının ortak gururudur" dedi. İki ülke arasındaki üst düzey temasların her geçen yıl arttığını vurgulayan Bakan Uraloğlu, Cumhurbaşkanları Erdoğan ve Aliyev’in ortaya koyduğu 15 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefine kısa sürede ulaşılacağına inandığını belirtti. "Orta Koridor bölgesel refaha katkı sağlayacak" Ulaştırma ve bağlantısallık alanındaki iş birliğinin önemine işaret eden Bakan Uraloğlu, Orta Koridor’un güçlendirilmesi, "Trump Uluslararası Barış ve Refah Koridoru (TRIPP)" girişimi ile Hazar’dan Avrupa’ya uzanan ulaşım ve enerji hatlarının bölgesel refah ve ekonomik entegrasyon açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Türkiye ve Azerbaycan’ın yalnızca kendi halklarının değil, daha geniş bir coğrafyanın barış ve istikrarına katkı sunduğunu kaydeden Bakan Uraloğlu, iki ülkenin başta Birleşmiş Milletler, Türk Devletleri Teşkilatı ve İslam İşbirliği Teşkilatı olmak üzere uluslararası platformlarda dayanışma içinde hareket ettiğini ifade etti.
Uzmanından açıklama: "Kadınların yaklaşık yüzde 20’sinde, erkeklerin ise yüzde 8’inde migren görülüyor"
10 Şubat 2026 Salı - 13:07 Uzmanından açıklama: "Kadınların yaklaşık yüzde 20’sinde, erkeklerin ise yüzde 8’inde migren görülüyor" Bayındır Söğütözü Hastanesi Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Serdar Eren, "Kadınların yaklaşık yüzde 20’sinde, erkeklerin ise yüzde 8’inde migren görülüyor. Çocukluk çağında başlayabilse de çoğunlukla ergenlik döneminde ortaya çıkıyor ve hastaların yüzde 80’inden fazlasında 30 yaşından önce başlıyor" dedi. Migren, yalnızca bir baş ağrısı değil; günlük yaşamı, iş verimini ve sosyal hayatı doğrudan etkileyen yaygın bir nörolojik rahatsızlık olarak öne çıkıyor. Saatlerce, hatta günlerce sürebilen ataklarla kendini gösteren migren; bulantı, ışık ve ses hassasiyeti gibi belirtilerle yaşam kalitesini ciddi biçimde düşürebiliyor. Toplumda sanılandan çok daha yaygın görülen bu hastalıkta, doğru tanı, tetikleyicilerin fark edilmesi ve güncel tedavi yaklaşımları migrenin kontrol altına alınmasında büyük önem taşıyor. Dünya nüfusunun yüzde 15’i migren hastası Migrenin tüm dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 15’ini etkilediğini belirten Uzm. Dr. Serdar Eren, "Kadınların yaklaşık yüzde 20’sinde, erkeklerin ise yüzde 8’inde migren görülüyor. Çocukluk çağında başlayabilse de çoğunlukla ergenlik döneminde ortaya çıkıyor ve hastaların yüzde 80’inden fazlasında 30 yaşından önce başlıyor" diye konuştu. Kadınlarda menopoz sonrası hormon düzeylerinin azalmasıyla migren ataklarının sıklığının genellikle azaldığını ifade eden Eren, çocukluk çağında araç tutması, baş dönmesi ve tekrarlayan karın ağrısı yaşayan bireylerin ilerleyen yaşlarda migren açısından risk taşıdığına dikkati çekti. Migrenin belirtileri saatlerce, günlerce sürebiliyor Migren ataklarının genellikle 4 ila 72 saat sürdüğünü aktaran Eren, en sık görülen belirtilere ilişkin, "Çoğunlukla tek taraflı baş ağrısı, zonklayıcı, orta veya yüksek şiddette ağrı, fiziksel aktiviteyle artan ağrı, bulantı ve kusma, ışık, ses ve kokuya karşı aşırı hassasiyet" açıklamasında bulundu. Bazı besinler ve yaşam alışkanlıkları migreni tetikliyor Migren ataklarını tetikleyen faktörlerin kişiden kişiye değişebildiğine de değinen Eren, en sık karşılaşılan tetikleyiciler arasında şunların yer aldığını söyledi: "Eski peynirler (kaşar, gravyer vb.), sakatatlar ve katkı maddeli et ürünleri, deniz ürünleri (kalamar, karides, midye), konserve gıdalar, turunçgiller, yağlı, baharatlı yiyecekler ve hazır soslar, kafeinli içecekler, uyku düzensizliği, stres, aşırı fiziksel aktivite ve uzun süreli açlık." Migren tanısı nasıl konuluyor Migren tanısının detaylı bir değerlendirme ile konduğunu vurgulayan Eren, "Öncelikle hastanın şikayetleri dinlenir ve tanı kriterlerine uygunluğu değerlendirilir. Nörolojik muayene yapılır. Ağrıya neden olabilecek başka bir hastalığı dışlamak için gerektiğinde MR, MR anjiyo, BT ve BT anjiyo gibi görüntüleme yöntemlerine başvurulur" dedi. Migren tedavisi kişiye özel planlanıyor Atak tedavisine ilişkin konuşan Eren, "Basit ve kombine ağrı kesiciler, migrene özgü ağrı kesiciler, bulantı ilaçları kullanılır" ifadelerini kullandı. Ayrıca botoks uygulamasının 1 hafta içinde etki göstermeye başladığını ve 4-6 ay sürebildiğini belirten Eren, sinir blokajı (nöral terapi), akupunktur gibi yöntemlerin de bazı hastalarda fayda sağladığını söyledi. Migren tedavisinde yeni dönem Son yıllarda migren tedavisinde önemli gelişmeler yaşandığını belirten Eren, "Migren aşısı olarak bilinen ve beyindeki ağrı reseptörlerini bloke eden tedaviler ayda bir kez cilt altına uygulanıyor. Bunun yanı sıra, migren ağrı reseptörlerine özel geliştirilmiş tablet formundaki yeni ilaçlar hem atak tedavisinde hem de önleyici tedavide kullanılabiliyor" şeklinde konuştu.
Dışişleri Bakan Yardımcısı Bozay: "AB Konseyi Türkiye’yi özerk bir ‘üçüncü kutup’ olarak görüyor"
10 Şubat 2026 Salı - 12:35 Dışişleri Bakan Yardımcısı Bozay: "AB Konseyi Türkiye’yi özerk bir ‘üçüncü kutup’ olarak görüyor" Dışişleri Bakan Yardımcısı Mehmet Kemal Bozay, AB Konseyinin son raporunda Türkiye’nin küresel ve bölgesel düzeyde artan rolüne dikkat çekildiğini belirterek, Ankara’nın "özerk üçüncü kutup" olarak konumlandırıldığını ifade etti. Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne uyum sürecini destekleyen Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA) kapsamında uygulanan Türkiye’de Sonuç Odaklı İzleme için Teknik Destek-Faz IV (ROM Türkiye) Projesi Açılış Konferansı Ankara’da bir otelde düzenlendi. Dışişleri Bakan Yardımcısı Bozay yaptığı konuşmada, AB Konseyinin yaklaşık 22 saat önce yayımlanan raporunda, küresel düzeyde belirsizliklerin arttığına dikkat çekildiğini belirterek, "Raporda açıkça, ‘Belirsizlik diyorsunuz ama bugün geldiğimiz noktada süreçlerin nereye evrileceğini kimsenin tam olarak öngöremediği bir dönemdeyiz. Yeni kurallar ve yeni kaidelerle oynanan bir süreçten bahsediyoruz’ deniliyor" ifadelerini kullandı. Raporda Türkiye’ye ayrılan bölüme özellikle dikkat çeken Bozay, AB Konseyinin 9. sayfasında yer alan değerlendirmelere işaret ederek şunları aktardı: "Dünya genelinde orta ve bölgesel güçler, nüfuslarını ve etki alanlarını geliştirmek için coğrafya, ekonomik ağırlık ve diplomatik esneklikten yararlanmaktadır. Türkiye, 2025 yılında Ukrayna ve Rusya arasında tahıl sevkiyatını kolaylaştırarak Kiev’e tedarik sağlarken Moskova ile kanalları koruyarak ve Gazze konusunda kendisini kilit bir muhatap olarak konumlandırarak profilini yükseltti. Aynı zamanda Suriye üzerindeki etkisini güçlendirdi. 2026’da NATO zirvesine ev sahipliği yapmak Türkiye’ye Batı, Rusya, Orta Asya ve daha geniş Müslüman dünyası arasında köprü kuran özerk bir üçüncü kutup olarak imajını güçlendirmek için olağan üstü bir platform sağlayacaktır.’ Dışarıda Avrupa Birliği Konseyinin bizi algılaması, hazırlanan rapor bu." Avrupa Birliği Konseyinin Türkiye algısının bu çerçevede şekillendiğini vurgulayan Bozay, "Bu rapor, dışarıdan Avrupa Birliği Konseyinin bizi nasıl algıladığını net bir şekilde ortaya koyuyor" dedi. Bu algının tesadüfi olmadığını belirten Bozay, "Bu tablo, kolektif olarak devletimizin ve milletimizin yürüttüğü çalışmaların bir sonucudur. Üzerinde durduğumuz alanlar, bugün küresel oyunun ana alanları haline gelmiştir" diye konuştu. Küresel sistemde yaşanan dönüşüme de değinen Bozay, şu ifadeleri kullandı: "Artık sadece oyunun kuralları değişmiyor, oyunun kitabı değişiyor. Bu değişim sürecinde bizim de projelerimizle birlikte neler yapacağımıza bakmamız gerekiyor. Çok şükür, bu kapasiteyi de taşıyoruz." Komşu ve bölge ülkeler ile yakın iş birliğinin geliştirilmesine yönelik adımlar atıldığına dikkati çeken Bozay, "Yarın Yunanistan Başbakanı gelecek Sayın Cumhurbaşkanımızın davetlisi olarak. Ertesi gün de Sırbistan Cumhurbaşkanı geliyor. Biliyorsunuz Ürdün Kralı buradaydı. Sayın Cumhurbaşkanımız Suudi Arabistan’a gitti. Suudi Arabistan neler konuşuldu? Bağlantısallık üzerinden Avrupa Birliği’ne yönelik çalışmalarda nasıl ulaşımları sağlarız? Tarım konusunda nasıl ilerleyebiliriz. Öbür taraftan yine bizim en son yaptığımız çalışmalarda Sayın Kos ile bir araya geldiğimizde bütün Avrupa Birliği’nin sizin bu baktığınız beş pencereden bakıp nasıl yol alırız onları çalıştık" ifadelerini kullandı. Bozay, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki iş birliğinin somut ve kurumsal araçlarla uzun yıllardır sürdürüldüğünü belirterek, Katılım Öncesi Yardım Aracı’nın (IPA) bu iş birliğinin temel unsurlarından biri olduğuna dikkat çekti. Türkiye’de 2002-2020 döneminde IPA kapsamında toplam 9,2 milyar avro tutarında destek sağlandığını aktaran Bozay, bu kaynakla yaklaşık 900 projenin hayata geçirildiğini ifade etti. Önceki dönemde elde edilen kazanımların yeni döneme sağlam bir zemin oluşturduğunu vurgulayan Bozay, 2021-2027 yıllarını kapsayan yeni IPA döneminde de ortak hedefler doğrultusunda Türkiye-AB iş birliğinin istikrarlı ve yapıcı bir şekilde devam ettiğini kaydetti. Programa Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay, Merkezi Finans ve İhale Birimi Başkanı Barbaros Murat Köse, AB Türkiye Delegasyonu İş Birliği Başkanı Maria Luisa Wyganowski, Türkiye ve Avrupa Birliği’nden ilgili kurum ve paydaşlar katıldı.
AK Parti Kadın Kolları Başkanı Ercan: "Zeynep Güneş’e yapılan düpedüz kadına yönelik zihinsel şiddettir"
10 Şubat 2026 Salı - 11:53 AK Parti Kadın Kolları Başkanı Ercan: "Zeynep Güneş’e yapılan düpedüz kadına yönelik zihinsel şiddettir" AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı ve İstanbul Milletvekili Tuğba Işık Ercan, İYİ Partili Mehmet Emin Korkmaz’ın Eskişehir Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş’in giyim tarzını hedef alan paylaşımına ilişkin, "Milletimizden aldığı yetkiyle ülkesine hizmet eden bir kadını, sırf kıyafet tercihi üzerinden tahkir etmek, düpedüz kadına yönelik zihinsel şiddettir" dedi. AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı ve İstanbul Milletvekili Tuğba Işık Ercan, İYİ Partili Mehmet Emin Korkmaz’ın Eskişehir Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş’in giyim tarzını hedef alan paylaşımına ilişkin partisinin genel merkezinde açıklamalarda bulundu. Burada konuşan Ercan, Korkmaz’ın kullandığı ifadelerin kadınların onuruna ve Güneş’i oylarıyla o makama getiren millet iradesine yönelmiş açık bir saygısızlık olarak nitelendirdi. Kadınları hedef alan, baskıyı, aşağılamayı ve ötekileştirmeyi siyasi üslup haline getiren faşizan zihniyeti en ağır biçimde lanetlediklerini dile getiren Ercan, "Ülkemizi karanlığa sürüklemek isteyen, 28 Şubat heveslisi bu pespaye zihniyet ve sahipleriyle, hukuk ve demokrasi zemininde kararlılıkla mücadele edeceğimizin bilinmesini istiyoruz. Milletimizden aldığı yetkiyle ilçesine, şehrine ve ülkesine hizmet eden bir kadını, sırf kıyafet tercihi üzerinden tahkir etmek, faşizmin en alasıdır. Bu hadsizliğin adı, düpedüz ‘kadına yönelik zihinsel şiddettir.’ Amacı da kadını susturmak, kadını görünmez kılmak, daha önce yıllarca yapıldığı gibi milletimizin bizatihi kendisini kamusal alandan dışlamaktır. Burada hedef alınan, yalnızca kadın bir belediye başkanı ve onun kıyafet tercihi değildir; millî ve manevî değerlerimizin özü ve merkezidir. Hedef alınan; bu toprakların irfanıyla yoğrulmuş, inancını, kültürünü ve kimliğini gururla taşıyan kadınların ta kendisidir" açıklamasında bulundu. "Anadolu’nun bağrında yetişen bir kadın belediye başkanına yönelik çirkin saldırılar, asla tesadüf değildir" Ercan, Millî Mücadele yıllarında da Anadolu kadınının kıyafetinin kirletilmek istendiğini, küstah ve mülevves ellerin kadınların başörtüsünü hedef alma cüretini gösterdiğini söyleyerek, "Millet düşmanları İstiklal Harbi’nde püskürtülmüş olsa da; ektikleri zehirli tohumların bazılarının zihin tarlasında bugün bile uç verdiğini görüyoruz. Anadolu’nun bağrında yetişen ve üç dönem üst üste seçilen bir kadın belediye başkanına yönelik çirkin saldırılar, asla tesadüf değildir. İşgal günlerinde bu toprakların ruhunu hedef alanlarla aynı bataklıktan beslenenler; bugün de Anadolu’ya, Anadolu’nun değerlerine ve millet iradesine bitmek bilmez bir husumet içindedir. Biz kadınlar, bu dili çok iyi tanıyoruz. AK Parti iktidarları öncesinde, kadınlar olarak, biz bunu yıllarca yaşadık. ‘Şu kıyafetle okuyamazsın’, ‘bu başörtüsüyle çalışamazsın’, ‘sen bu makama yakışmazsın’ denilerek, kapılar yüzümüze kapatıldı. Üniversite kapılarında ikna odalarıyla karşılandık. Kadınlar mesleğiyle inancı, okuluyla kıyafeti arasında bir tercih yapmaya zorlandı. Türkiye, bu karanlık dönemleri geride bırakmıştır. AK Parti ve Cumhur İttifakı var oldukça, güçlü oldukça, kimse baskı dolu o günleri bir daha geri getirmeyecektir" diye konuştu. "Yol ve dava arkadaşımız Zeynep Güneş’in yanındayız" ‘Kadın hakları’ maskesi altında siyaset yapan zihniyetin kendi ideolojik kalıplarına sığmayan kadınlara yönelik saldırganlıklarına asla müsamaha göstermeyeceklerini de ifade eden Ercan, sözlerine şu şekilde devam etti: "Kibirli, kirli, küstah bir dille Zeynep Güneş’e saldıranların lügatinde kadın; ancak kendi ideolojik kamplarına hizmet ederse değerlidir. Oysa bize göre kadın, toplumun ve siyasetin tam merkezindedir. Kimliğiyle, inancıyla ve tercihleriyle bu ülkenin aslî unsurudur. Yerel yönetimlerden bürokrasi kademelerine, siyasetten sivil topluma, akademiden iş dünyasına kadar her alanda varlık gösteren kadınlar, bu ülkenin istikbalidir. Kadınların kamusal alanda daha görünür, daha güçlü ve daha etkili hale gelmesi, bu ‘toksik dilin’ kökünün kazınmasıyla mümkündür. Bu noktada, Mihalgazi Belediye Başkanımızı hedef alan çirkin saldırıyı samimiyetle kınayan siyasi partilerin kıymetli temsilcilerine de AK Parti Kadın Kolları olarak teşekkür ediyoruz. Yol ve dava arkadaşımız Zeynep Güneş’in yanındayız."
Ankara’da cinnet geçiren koca, eşini kızını ve annesini öldürdü, olaya tanık komşu korku dolu anları anlattı: "Önce annesi ile çocuğunu arabada vurmuş"
10 Şubat 2026 Salı - 11:23 Ankara’da cinnet geçiren koca, eşini kızını ve annesini öldürdü, olaya tanık komşu korku dolu anları anlattı: "Önce annesi ile çocuğunu arabada vurmuş" Ankara’da cezaevinden izinli çıkan Recep Cengiz (35), annesi Azize Cengiz (57) ve ilk eşinden olan kızı Azra Cengiz’in (8) ardından aynı mahallede oturan boşanma aşamasındaki eşi Beyzanur Uçan Cengiz’i (28) tabanca ile öldürdükten sonra intihar etti. Olaya tanık olan komşu: "Önce annesi ile çocuğunu arabada vurmuş" dedi. Olay, dün akşam Keçiören ilçesi Kuşcağız Mahallesi 384’üncü Sokak’ta meydana geldi. Cezaevinden izinli çıkan Recep Cengiz, annesi ve kızının yaşadığı eve geldi. Burada bilinmeyen nedenle tartıştığı annesi ile yanında kalan ve ilk eşinden olan kızı Azra Cengiz’i arabada tabanca ile vurdu. Recep Cengiz, daha sonra annesi ve kızının cansız bedenlerini bagaja koyarak aynı mahallede oturan boşanma aşamasındaki eşi Beyzanur Uçan Cengiz’in evine gitti. Kurye kılığında kapıyı eşine açtıran Recep Cengiz, boşanma aşamasındaki eşi Beyzanur Uçan Cengiz’i tabanca ile öldürdükten sonra aynı silahla intihar etti. Ayrıca Recep Cengiz’in silahla tehdit, dolandırıcılık ve hakaret suçundan 4 yıl hapis cezasına çarptırıldığı, önce kapalı cezaevinde tutulduğu daha sonra ise açık cezaevine geçtiği öğrenilirken, şahsın eşini öldürdüğü binada güvenlik kameralarına takılmamak için elektrik tesisatına zarar verdiği ileri sürüldü. Olayla ilgili geniş çaplı soruşturma başlatıldığı öğrenildi. "Adam, daha önceden de bazı sıkıntılar yaşamış" Olayın gerçekleştiği binada yönetici olan Nizamettin Karagöz, Recep Cengiz ile Beyzanur Uçan Cengiz’in yeni evlendiğini ve Beyzanur Uçan Cengiz’in ayrılmak için dilekçe verdiğini öne sürerek, "Adam daha önceden de bazı sıkıntılar yaşamış. Eşinden uzaklaştırma almış. Eşi cezaevinden çıktığını bahsetti. 6-7 ay önce evlenmişler. Anlaşamamışlar. Kadın ayrılmak için dilekçe vermiş. Adam da bunu kabullenmedi herhalde. Önce annesi ile çocuğunu arabada vurmuş. Buraya da kurye kılığında gelmiş. Eşini de burada vurmuş. Kadın 2-3 sene önce de burada oturdu. Gitti geldi, yine oturdu. Çok memnunduk, çok iyi insandı" diye konuştu.
Gölbaşı Belediye Başkanı Odabaşı: "Biz muhtarlarımızı her zaman çok önemsiyoruz"
10 Şubat 2026 Salı - 11:09 Gölbaşı Belediye Başkanı Odabaşı: "Biz muhtarlarımızı her zaman çok önemsiyoruz" Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı, "Biz muhtarlarımızı her zaman çok önemsiyoruz. Çünkü muhtarlarımız demokrasinin ilk ayağıdır, halkımızla aramızdaki en güçlü köprüdür" dedi. Gölbaşı Belediye Başkanı Odabaş, ilçede görev yapan muhtarlarla istişare toplantısında bir araya gelerek, bugüne kadar yapılan çalışmalar ve hayata geçirilmesi planlanan projeler hakkında kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Toplantıda ilçenin mevcut durumu, mahallelerin öncelikli ihtiyaçları ve çözüm bekleyen sorunlar ele alındı. "Birlikte karar veren yönetim anlayışı benimsiyoruz" Muhtarların yerel yönetimlerdeki önemine dikkat çeken Odabaşı, "Biz muhtarlarımızı her zaman çok önemsiyoruz. Çünkü muhtarlarımız demokrasinin ilk ayağıdır, halkımızla aramızdaki en güçlü köprüdür. Mahallelerin nabzını en iyi tutan, vatandaşın sorununu, beklentisini birebir bilen kişilerdir. Bizler de bu anlayışla, onları sadece dinleyen değil, birlikte karar alan ve birlikte üreten bir yönetim anlayışı benimsiyoruz" dedi. Gölbaşı’nın hızla büyüyen ve gelişen bir ilçe olduğunu ifade eden Odabaşı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Gölbaşımız her geçen gün büyüyor, gelişiyor ve Ankara’nın en gözde ilçelerinden biri olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Bu süreçte mahallelerimizin ihtiyaçlarını doğru tespit etmek ve kalıcı çözümler üretmek için muhtarlarımızla sürekli istişare halinde olacağız. Bir araya gelmeye, yapılacak işleri birlikte planlamaya devam edeceğiz." "Yılların sorunlarını adım adım çözüyoruz" Odabaşı, altyapısı tamamlanan mahallelerde asfalt çalışmalarının sürdüğünü belirterek, "Yılların birikmiş sorunlarını biliyoruz ve bunları adım adım çözmeye çalışıyoruz. Merkezde asfalt çalışmalarımız devam ediyor. Özellikle altyapı çalışması tamamlanmış mahallelerde planlı bir şekilde ilerliyoruz. Belediyemizin tüm imkanlarıyla muhtarlarımızın ve vatandaşlarımızın yanındayız" ifadelerini kullandı. "Başkanımıza güveniyoruz" Gölbaşı Muhtarlar Dernek Başkanı ve Çimşit Mahallesi Muhtarı Recep Demirel ise, "Belediye Başkanımızın biz muhtarlarla bir araya gelmesi, bizleri dinlemesi son derece kıymetli. Başkanımıza güveniyoruz. İnşallah sorunlarımızın kısa sürede çözüme kavuşacağına inanıyoruz" şeklinde konuştu. Toplantı, karşılıklı görüş alışverişinin ardından hatıra fotoğrafı çekilmesiyle sona erdi.
Moğolistan’daki ilk çocuk kemik iliği nakli Türk ve Moğol hekim ekipleri ile birlikte gerçekleştirildi
10 Şubat 2026 Salı - 10:48 Moğolistan’daki ilk çocuk kemik iliği nakli Türk ve Moğol hekim ekipleri ile birlikte gerçekleştirildi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Tunç Fışgın ve beraberindeki Türk sağlık heyeti, Moğolistan’ın Ulan Batur şehrinde ülke tarihinin ilk çocuk kemik iliği naklini başarıyla gerçekleştirdi. Türkiye ile Moğolistan arasında yürütülen kapsamlı sağlık iş birliği kapsamında, Moğolistan’da çocuklara yönelik ilk kemik iliği (hematopoietik kök hücre) nakli uygulaması başarıyla gerçekleştirildi. Yapılan bu klinik uygulama, yalnızca bir çocuğun tedavi süreci açısından değil, ülkede çocuk kemik iliği nakli alanında sürdürülebilir bir sağlık kapasitesinin oluşturulması için önemli bir gelişme olarak değerlendirildi. Çocuk hastalar kemik iliği nakli tedavi hizmetine kavuştu Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) desteğiyle, Medical Park Bahçelievler Hastanesi, Altınbaş Üniversitesi, TİKA Moğolistan Program Koordinasyon Ofisi, Türkiye Cumhuriyeti Moğolistan Büyükelçiliği, Moğolistan Sağlık Bakanlığı, Ulan Batur 1 No’lu Devlet Hastanesi ve Ulusal Anne ve Çocuk Sağlığı Merkezi iş birliğiyle yürütülen çok merkezli ve uluslararası proje kapsamında; Moğolistan’da çocuk kemik iliği nakli merkezinin hazırlanması, sağlık ekibinin eğitilmesi, teknik ve tıbbi altyapının güçlendirilmesi ile klinik uygulamanın birlikte gerçekleştirilmesi süreçleri tamamlandı. "Amacımız bilgi ve deneyimin kalıcı olarak aktarılmasını sağlamaktır" Projeye katılan Moğol sağlık çalışanları, Türkiye’de aldıkları eğitim sayesinde çocuk hastalar için ülkelerinde nitelikli tedavi hizmeti sunma imkanına kavuştu. Medical Park Bahçelievler Hastanesi Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Tunç Fışgın, projeye ilişkin değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi: "Bu çalışma, Moğolistan’da çocuk hematoloji ve onkoloji alanında kalıcı bir tedavi kapasitesi oluşturulmasına yönelik çok önemli bir adımdır. Klinik uygulamanın, eğitimli yerel sağlık ekipleriyle birlikte gerçekleştirilmesi, bu hizmetin sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşımaktadır. Amacımız yalnızca bir hastanın tedavisine katkı sağlamak değil, aynı zamanda bilgi ve deneyimin kalıcı olarak aktarılmasını sağlamaktır." Uluslararası sağlık projelerinin sadece bireysel tedavilere değil, ülkelerin kendi sağlık sistemlerinde kapasite geliştirmelerine de katkı sağladığını ifade eden Prof. Dr. Fışgın, "Türkiye’nin bu alandaki bilgi birikiminin Moğolistan’daki sağlık hizmetlerine entegre edilmesi, uzun vadede çok sayıda çocuğun kendi ülkesinde tedavi edilebilmesine imkan tanıyacaktır" dedi. Proje katılımcılarından Moğolistanlı bir hekim ise, "TİKA’nın bize sunduğu bu imkan sadece bir eğitim değil; ülkemizde eksik olan bir tedavi kapasitesinin temellerini atmak anlamına geliyor. Türkiye’ye ve TİKA’ya minnettarız" ifadelerini kullandı. "Her çocuk kendi vatanında şifa bulsun" Operasyonun başarıyla tamamlandığını belirten TİKA Başkanı Abdullah Eren ise Türkiye’nin sağlık alanındaki bilgi ve birikimini dost ülkelerle paylaşmaya devam ettiklerini vurguladı. Çalışmanın yalnızca tıbbi bir operasyon olmadığını, aynı zamanda Moğolistan’daki çocuk kanseri tedavileri açısından bir dönüm noktası olduğunu ifade eden Eren, şu değerlendirmelerde bulundu: "Moğolistan’da yıllardır lösemiyle mücadele eden 15 yaşındaki Miçidmaa’nın kendi vatanında şifa bulması, tüm çocuklarımız için yeni bir umuttur. İstiyoruz ki her çocuk kendi vatanında şifa bulsun." Bu çalışmanın, teknik bir başarının ötesinde Türkiye ile Moğolistan arasındaki dostluğun ve dayanışmanın en insani tezahürlerinden biri olduğunu vurgulayan Eren, "Micidmaa’nın ülkede gerçekleştirilen ilk başarılı pediatrik kemik iliği nakli sayesinde hayata yeniden tutunması, bu iş birliğinin en somut göstergesidir" diye konuştu. TİKA destekleriyle alanında uzman hekimlerin ortak tecrübesinin yalnızca bir operasyonun başarıyla tamamlanmasını sağlamadığını belirten Eren, aynı zamanda Moğolistan’da çocuk kanser tedavilerinde sürdürülebilir bir kapasite artışına katkı sunulduğunu kaydetti. Micidmaa’nın kendi vatanında şifa bulmasının, Moğolistan’daki diğer çocuklar için de yeni bir umut kapısı araladığını ifade eden Eren, sürece katkı sunan tüm paydaşlara ve sağlık çalışanlarına teşekkür etti. Türk ekibe Şeref Nişanı takdim edildi Nakil sonrası çocuk hasta tam remisyon ile taburcu edilirken, Moğolistan Sağlık Bakanı Jigjidsuren Chinburen tarafından Moğolistan Meclisi’nde gerçekleştirilen resmi törenle projede görev alan ekibe "Şeref Nişanı" takdim edildi. Ayrıca, Moğolistan Sağlık Bakanlığı yetkilileri ile ilgili hastanelerin yöneticilerinin katılımıyla düzenlenen basın toplantısında, iki ülke arasındaki sağlık alanındaki iş birliğinin önemi vurgulandı.
Ankara merkezli FETÖ’nün güncel finans yapılanmasına operasyon: 8 gözaltı
10 Şubat 2026 Salı - 09:39 Ankara merkezli FETÖ’nün güncel finans yapılanmasına operasyon: 8 gözaltı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu tarafından FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün güncel finans yapılanmasına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, Ankara merkezli operasyonda 8 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerden 1’i tutuklandı. Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü TEM Şube Müdürlüğü ve iltisaklı kurumlara verilen emir ve talimatlar doğrultusunda yürütülen soruşturmada, şüphelilerin örgütün sözde "TSK mahrem hizmetleri" yapılanması kapsamında faaliyet yürüttükleri belirlendi. Haklarında daha önce silahlı terör örgütü üyeliğinden yargılama yapılan şüphelilerin, başka şüphelilerden elde edilen dijital materyallerin incelenmesi, teknik ve fiziki takip çalışmaları ile ifade ve fotoğraf teşhislerine göre iddianame tarihlerinden sonra da örgütsel faaliyetlerine devam ettikleri ve örgütün güncel yapılanması içinde yer aldıkları tespit edildi. Şüphelilerden 2’sinin daha önce kamu görevinden ihraç edildiği öğrenildi. Bu kapsamda 10 Şubat 2026 tarihinde Ankara merkezli eş zamanlı operasyonla 8 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi. Şüphelilerin ikamet ve örgütsel faaliyette bulundukları adreslerde yapılan aramalarda örgüte ait olduğu değerlendirilen; 2 milyon 500 bin TL alacak içerikli senet, 173 bin 895 TL, 31 bin 960 ABD doları, 12 bin 865 Euro, 91 gram altın, 1 tam ve 11 çeyrek altın, 23 cep telefonu, 8 SIM kart, 7 CD, 12 flash bellek, 11 dizüstü bilgisayar, 3 HDD, 2 tablet, 3 hafıza kartı ele geçirildi. Tüm şüphelilerin yakalanarak gözaltına alındığı, işlemleri tamamlanan 1 şüphelinin sevk edildiği nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklandığı bildirildi. Diğer 7 şüphelinin savcılığa sevk işlemlerinin sürdüğü, ele geçirilen dijital materyallerin incelenmesi başta olmak üzere soruşturmanın çok yönlü devam ettiği kaydedildi.
Okul döneminde çocuk sağlığı için uzmanından önemli uyarılar
10 Şubat 2026 Salı - 09:11 Okul döneminde çocuk sağlığı için uzmanından önemli uyarılar Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Büşra Süzen Celbek, okul döneminin başlamasıyla çocuklarda sık görülen sağlık sorunlarına dikkat çekerek ailelere önemli önerilerde bulundu. Okulların açılmasıyla çocukların günlük rutinlerinde yaşanan değişiklikler; kas-iskelet sistemi ağrılarından enfeksiyonlara, baş ağrısından öksürüğe kadar pek çok sağlık sorununu beraberinde getirebiliyor. Uzm. Dr. Büşra Süzen Celbek, bu dönemde hem ebeveynlerin hem de eğitimcilerin dikkatli olması gerektiğini vurguluyor. Sırt, boyun ve bel ağrılarına dikkat Okul çantalarının yaşa ve kiloya uygun olmaması; sırt, boyun ve bel ağrılarına, ilerleyen dönemde ise duruş bozuklukları ve skolyoz gibi problemlere yol açabiliyor. Dr. Celbek, "Çocukların anatomisini zorlamayacak ağırlıkta çanta kullanması, doğru oturma pozisyonu ve düzenli egzersiz bu dönemde büyük önem taşıyor" dedi. Baş ağrısının altında yatan nedenler göz ardı edilmemeli Okul çağındaki çocuklarda baş ağrısının en sık nedenleri arasında uyku düzensizliği, yetersiz su tüketimi ve görme problemleri yer alıyor. Bu nedenle okul öncesinde uyku düzeninin sağlanması, günlük su alımının takip edilmesi ve yıllık göz muayenesinin ihmal edilmemesi öneriliyor. İdrar yolu enfeksiyonlarına karşı farkındalık şart Teneffüslerde tuvalet ihtiyacının ertelenmesi ve hijyen sorunları, idrar yolu enfeksiyonu riskini artırıyor. Ailelerin çocuklarını bilgilendirmesi, tuvalet hijyeninin düzenli hatırlatılması ve yeterli su tüketiminin teşvik edilmesi koruyucu rol oynuyor. Sık hastalanmanın önüne geçmek mümkün Sınıfların düzenli olarak havalandırılması ve teneffüslerde açık havada zaman geçirilmesi enfeksiyon riskini azaltıyor. El hijyeni önemli olsa da yoğun dezenfektan, ıslak mendil ve köpük sabun kullanımının çocuklarda cilt kuruluğu ve egzama riskini artırabileceği unutulmamalı. Paketli gıdalardan uzak, bağışıklığı destekleyen bir beslenme düzeni öneriliyor. Öksürük her zaman hastalık göstergesi değildir Öksürüğün çoğu zaman koruyucu bir refleks olduğunu belirten Dr. Celbek, "Çocuğun günlük yaşamını etkilemeyen hafif öksürüklerde burun temizliği ve sıvı alımı yeterlidir. Ancak kapalı alanlarda yoğun kimyasal kokular, özellikle alerjik ve astımlı çocuklarda tetikleyici olabilir" diye konuştu. Terlemeye karşı doğru kıyafet seçimi önemli Sıcak sınıf ortamından açık havaya çıkan çocukların kolayca giyip çıkarabilecekleri kıyafetler tercih edilmeli; pamuklu kumaşlar terlemeyi azaltmada yardımcı oluyor. Dr. Büşra Süzen Celbek, büyüme ve gelişmenin sağlıklı ilerleyebilmesi için D vitamini düzeylerinin doktor kontrolünde takip edilmesi ve balık tüketiminin beslenme programında yer alması gerektiğini de sözlerine ekledi.
Sosyal medya aracılığıyla uyuşturucu satanlara yönelik operasyonda 305 şüpheli yakalandı
10 Şubat 2026 Salı - 08:19 Sosyal medya aracılığıyla uyuşturucu satanlara yönelik operasyonda 305 şüpheli yakalandı İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, "İstanbul merkezli 14 ilde ’uyuşturucu madde ticaretine’ yönelik bu sabah polisimiz tarafından eş zamanlı olarak düzenlenen operasyonlarımızda 305 şüpheliyi yakaladık" dedi. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, uyuşturucuyla mücadelenin yalnızca bir ’iç güvenlik meselesi’ olmadığını, bu mücadelenin ’küresel bir güvenlik’ mücadelesi olduğunu ifade etti. Yerlikaya, uyuşturucuya topyekun savaş açtıklarını vurgulayarak şu ifadelere yer verdi: "İstanbul merkezli 14 ilde ’uyuşturucu madde ticaretine’ yönelik bu sabah polisimiz tarafından eş zamanlı olarak düzenlenen operasyonlarımızda 305 şüpheliyi yakaladık. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde; uyuşturucu madde ticareti yapan şüphelilere yönelik İstanbul genelinde 5 aydır yapılan çalışmalar sonucunda; anlık mesajlaşma programları ve sosyal medya paylaşım platformunda yapılan çalışmalarda; bu platformda uçtan uca şifreli gruplar kurarak, bu gruplar üzerinden güvene dayalı kurye sistemi ağıyla ya da bireysel olarak uyuşturucu madde arzı yapıldığı, uyuşturucu maddeleri özendirici birçok içeriğin bulunduğu, aynı uygulama üzerinden uyuşturucu madde ticaretine yönelik özel kişilere ait gruplar oluşturulduğu ve bu kapalı gruplara ancak özel bir davet ya da referansla girilebildiği, uyuşturucu madde satıcılarının, bu gruplarda deşifre olmamak amacıyla telefon numaralarını ve kimlik bilgilerini gizleyip siber devriye ekipleri başta olmak üzere polisiye tedbirlere karşı sık sık kullanıcı adlarını değiştirdiği, kapalı gruplar içerisinde gizlilik kurallarına çok fazla önem verildiği ve bu yüzden grubu oluşturan ve uyuşturucu madde ticareti yapan şahısların tespitinin oldukça zorlaştığı, nüfus yoğunluğu ve kullanıcı potansiyeline göre gece-gündüz arz-talep dengesine göre 24 saat uyuşturucu madde ticareti yaptıkları tespit edildi. Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ile yürütülen ortak çalışmalarda şüphelilerin; özel ve gizli üyelik sistemi ile oluşturdukları gruplar ve bu gruplardan paylaşılan mesajlaşmalara ulaşılması üzerine; Detaylandırılan çalışmalar sonucunda, söz konusu grup ve kanallarda yönetici/moderatör olarak faaliyet gösteren şahıslar belirlendi. Bu şahısların farklı kanal veya gruplar üzerinden de aktif şekilde suç paylaşımları yaparak uyuşturucu madde ticareti yaptıklarının tespit edilmesi üzerine İstanbul merkezli Ankara, İzmir, Bursa, Antalya, Konya, Sakarya, Tekirdağ, Hatay, Mardin, Adıyaman, Giresun, Kastamonu ve Muş’ta bu sabah eş zamanlı olarak operasyonlar düzenlendi. Uyuşturucuyla mücadele, yalnızca bir ’iç güvenlik meselesi’ değildir; bu mücadele ’küresel bir güvenlik’ mücadelesidir. Biz, uyuşturucuya topyekun savaş açtık! Bu savaşı da sadece ülkemiz adına değil, insanlık adına sürdürüyoruz. Cumhuriyet Başsavcılığımızı, Emniyet Müdürümüzü, kahraman polislerimizi ve emeği geçenleri tebrik ediyorum."