Yerel Haberler
Ankara
Bakan Uraloğlu: "Karabağ’da yükselen her eser Türk dünyasının ortak gururudur" 15 Mayıs 2026 Cuma - 22:34:42 Azerbaycan’ın Bağımsızlık Günü ve Silahlı Kuvvetler Günü dolayısıyla Ankara’da düzenlenen resepsiyonda konuşan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Karabağ’da yükselen her eser, ayağa kalkan her şehir ve yeniden hayat bulan her yuva aynı zamanda Türk dünyasının ortak gururudur" dedi. Azerbaycan’ın Bağımsızlık Günü ve Silahlı Kuvvetler Günü, Cumhurbaşkanlığı Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen resepsiyonla kutlandı. Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçisi Reşad Memmedov ev sahipliğinde düzenlenen etkinliğe, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, diplomatik misyon temsilcileri, askeri yetkililer ve çok sayıda davetli katıldı. Azerbaycan’ın 1991 yılında bağımsızlığını kazanması ile ilk tanıyan devletin Türkiye olduğunu anımsatan Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçisi Reşad Memmedov, "Bu manalı destek sadece diplomatik bir adım değil, tarihin, gönüllerin ve kardeşliğin sesiydi. Bugün Azerbaycan hızla gelişiyor. Azerbaycan-Türkiye ilişkileri de ulu önder Haydar Aliyev tarafından kurulan sağlam temeller üzerinde, fatih Cumhurbaşkanı İlham Aliyev önderliğinde olumlu şekilde devam ediyor" dedi. "Çanakkale’de omuz omza şehit olanların torunlarıyız" Azerbaycan-Türkiye ilişkilerinin sıradan bir dostluk olmadığına işaret eden Büyükelçi Memmedov, "Ortak tarihin, ortak hafızanın, ortak acının ve ortak zaferlerin yoğurduğu ebedi bir kardeşliktir. Biz Çanakkale’de omuz omza şehit olanların torunlarıyız. Biz Bakü’nün kurtuluşu uğrunda Anadolu’dan Kafkasya’ya yürüyen yiğitlerin evlatlarıyız" ifadelerini kullandı. Resepsiyonda konuşan Bakan Uraloğlu, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerin "herhangi iki devlet arasındaki münasebetlerin çok ötesinde" olduğunu ifade ederek, iki ülkeyi ortak tarih, kültür, dil ve gönül bağının birleştirdiğini söyledi. Azerbaycan’ın merhum Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’in "Bir millet, iki devlet" sözünün bugün ilişkilerin özü haline geldiğini belirten Uraloğlu, Mustafa Kemal Atatürk’ün "Azerbaycan’ın sevinci sevincimiz, kederi kederimizdir" anlayışı temelinde şekillenen kardeşliğin her geçen gün daha da güçlendiğini dile getirdi. Bakan Uraloğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in liderlikleri sayesinde iki ülke ilişkilerinin stratejik ortaklığın da ötesine geçtiğini kaydetti. 2021 yılında imzalanan Şuşa Beyannamesi ile ilişkilerin müttefiklik seviyesine taşındığını belirten Bakan Uraloğlu, "Türkiye ile Azerbaycan, kötü günde birbirinin yanında duran, birbirine omuz veren, birbirinin gözyaşını silen, sevincine ortak olan iki kardeş ülkedir. İkinci Karabağ Zaferi sürecinde Türkiye’nin, Azerbaycan’ın haklı davasına verdiği güçlü destek nasıl tarih sayfalarında bir gurur vesikası olarak yerini aldıysa, asrın felaketi 6 Şubat depremlerinin ardından Azerbaycan’ın milletimize uzattığı kardeşlik eli de daima gönüllerimizde müstesna bir yere sahip olacaktır. O zor günlerde Azerbaycan halkının gösterdiği dayanışma, aslında aramızdaki kardeşliğin ne kadar derin ve samimi olduğunun en güçlü göstergelerinden biri olmuştur. Karabağ’da yeniden imar ve ihya çalışmalarında ortaya koyduğumuz ortak irade, bölgenin geleceğine dair umutlarımızı daha da güçlendirmektedir" şeklinde konuştu. "Karabağ’da yükselen her eser Türk dünyasının ortak gururudur" Bakan Uraloğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılımıyla 2025 yılında açılışı yapılan Laçın Uluslararası Havalimanı’nın Karabağ’ı dünyaya bağlayan önemli kapılardan biri olduğunu ifade ederek, "Karabağ’da yükselen her eser, ayağa kalkan her şehir ve yeniden hayat bulan her yuva aynı zamanda Türk dünyasının ortak gururudur" dedi. İki ülke arasındaki üst düzey temasların her geçen yıl arttığını vurgulayan Bakan Uraloğlu, Cumhurbaşkanları Erdoğan ve Aliyev’in ortaya koyduğu 15 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefine kısa sürede ulaşılacağına inandığını belirtti. "Orta Koridor bölgesel refaha katkı sağlayacak" Ulaştırma ve bağlantısallık alanındaki iş birliğinin önemine işaret eden Bakan Uraloğlu, Orta Koridor’un güçlendirilmesi, "Trump Uluslararası Barış ve Refah Koridoru (TRIPP)" girişimi ile Hazar’dan Avrupa’ya uzanan ulaşım ve enerji hatlarının bölgesel refah ve ekonomik entegrasyon açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Türkiye ve Azerbaycan’ın yalnızca kendi halklarının değil, daha geniş bir coğrafyanın barış ve istikrarına katkı sunduğunu kaydeden Bakan Uraloğlu, iki ülkenin başta Birleşmiş Milletler, Türk Devletleri Teşkilatı ve İslam İşbirliği Teşkilatı olmak üzere uluslararası platformlarda dayanışma içinde hareket ettiğini ifade etti.
İran Milli Günü Ankara’da kutlandı
10 Şubat 2026 Salı - 22:02 İran Milli Günü Ankara’da kutlandı İran İslam Devrimi’nin 47. yıl dönümü ve İran Milli Günü Ankara’da düzenlenen resepsiyonla kutlandı. İran İslam Devrimi’nin 47. yıl dönümü ve İran Milli Günü dolayısıyla Ankara’da bir otelde resepsiyon verildi. İran’ın Ankara Büyükelçisi Mohammad Hassan Habibollahzadeh’in ev sahipliğinde düzenlenen resepsiyona, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Dışişleri Bakan Yardımcısı Musa Kulaklıkaya, yabancı misyon şefleri ve çok sayıda davetli katıldı. İki ülkenin de milli marşlarının okunmasının ardından Büyükelçi Habibullahzade ve Bakan Yumaklı konuşma yaptı. Habibullahzade, İran İslam Devrimi’nin tarihi önemine işaret ederek, "1979 kışı, İran halkının özgürlük ve bağımsızlık iradesinin ayak seslerinin yankılandığı ve İran-İslam kimliğinin azamet ve ihtişamının tarih sayfalarına yeniden kazındığı bir döneme dönüşmüştü" dedi. Türkiye ile İran arasındaki ilişkilere değinen Habibullahzade, "İran İslam Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki ilişkiler, iki komşu ülke arasında karşılıklı saygıya dayalı, değerli ve kardeşçe ilişkilerin örnek bir göstergesidir" ifadesini kullandı. Bölgesel meselelerde ortak tutuma vurgu yapan Habibullahzade, "İran ve Türkiye, bölgeye yönelik dış müdahaleleri reddetmekte ve sorunların bölge ülkeleri düzeyinde çözülmesi gerektiğine inanmaktadı" diye konuştu. Resepsiyonda konuşan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı da Türkiye ile İran arasındaki ilişkilerin tarihi ve kültürel bağlara dayandığını belirterek, "Türkiye ve İran, tarihi ve kültürel kökleri bulunan dostluk ve iyi komşuluk ilişkileri temelinde, siyasi, ticari, kültürel ve diğer alanlardaki iş birlikleriyle birbirlerine derinden bağlıdır" dedi. İkili ilişkilerin üst düzey ve teknik ziyaretlerle ilerletildiğini ifade eden Yumaklı, "İlişkilerimizi yeni hedefler belirleyerek geliştirmeye devam ediyoruz. İkili ziyaretlerin yanı sıra bölgesel ve uluslararası platformlarda da yakın temas ve iş birliği içerisindeyiz" değerlendirmesinde bulundu. Yumaklı, Türkiye-İran Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyinin ikili ilişkilerdeki rolüne dikkati çekerek, "İkili ilişkilerimizin kurumsallaşmasında ve dinamizm kazanmasında, 2014 yılında ihdas ettiğimiz Türkiye-İran Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyinin önemli etkisi ve katkısı olmuştur" ifadelerini kullandı. Konsey bünyesinde yürütülen çalışmalara değinen Yumaklı, "Siyasi, ekonomik, kültürel, bilimsel ve güvenlik alanlarındaki ilişkilerimizi gözden geçiriyor, iş birliğimizi ilerletmek için atılacak adımları belirliyor, güncel bölgesel konuları da ele alıyoruz" dedi. Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyinin dokuzuncu toplantısına ilişkin bilgi veren Yumaklı, "Konseyin dokuzuncu toplantısını, Sayın Cumhurbaşkanımız ile İran Cumhurbaşkanı Sayın Pezeşkian’ın öncülüklerinde Tahran’da gerçekleştirmeye yönelik hazırlıklarımızı sürdürüyoruz" diye konuştu. Ticari ilişkilere de değinen Yumaklı, "Bölgenin iki büyük gücü ve sınır komşusu olmamız hasebiyle İran’la ticaretimiz ilişkilerimizin önemli bir boyutunu oluşturmaktadır. 2025 yılında 5 milyar doların üzerinde gerçekleşen ikili ticaret hacmimizi yeterli bulmuyoruz" ifadelerini kullandı. Yumaklı, ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinde Karma Ekonomik Komisyon toplantılarının önemine işaret ederek, "Aralık 2024’te düzenlenen komisyon toplantısında alınan kararların etkin şekilde hayata geçirilmesiyle birlikte iş birliğimizi ve sınır ticaretimizi daha da güçlendireceğimize inanıyoruz" dedi.
Keçiören Belediye Başkanı Özarslan: "Özgür Özel’in şahsıma ve aileme yönelik hezeyanlarına karşı kendisinin seviyesine inmeyeceğim"
10 Şubat 2026 Salı - 20:50 Keçiören Belediye Başkanı Özarslan: "Özgür Özel’in şahsıma ve aileme yönelik hezeyanlarına karşı kendisinin seviyesine inmeyeceğim" Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan, "Siyasetini sürdürebilmek için düştüğü yalan çukurunda çırpınırken, Özgür Özel’in şahsıma ve aileme yönelik hezeyanlarına karşı kendisinin seviyesine inmeyeceğim" dedi. Keçiören Belediye Başkanı Özarslan, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, "Özgür Özel; 10 Şubat 2026 tarihli grup konuşmasında; herkesin gözünün içine bakarak yalanlar söylemiştir. Şöyle ki; şahsıma göndermiş olduğu mesajların içeriğindeki küfür ve hakaretleri değiştirerek ve diğer hakaret içeren mesajlarını açıklamamak suretiyle gizleyerek en yakın çalışma arkadaşlarına, milletvekillerine, belediye başkanlarına, il ve ilçe başkanlarına ve partili-partisiz tüm kamuoyuna yalan söylemiştir. İnsanların gözlerinin içine bakarak yalan beyanda bulunması bir genel başkana yakışmamıştır. Ankaragücü Tribün Liderine ‘AK Parti’ye geçiyorum, destek olun, sana daire alayım’ dediğimi iddia etmiştir. Bu sözler; Ankaragücü Yönetim Kurulu üyesi Muammer Polat ve diğer yetkililer tarafından ’gerçek dışı, mesnetsiz ve iftira’ olarak açıklanmıştır. Kaldı ki; Ankaragücü’nün tribün grupları kendi sosyal medyalarından bu beyanı şiddetle yalanlamıştır. Genel Başkanın düştüğü yalan çukurundaki çırpınışlarına üzülüyorum" dedi. "Haram lokma yemedim ki karnım ağrısın" Mesut Özarslan soruşturmalarla ilgili olarak, "Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında yürütülen 5 adet soruşturma dosyasının numarasını vermek suretiyle şahsımı yolsuzlukla suçlamıştır. Ancak; bu soruşturma dosyalarında şüpheliler arasında 1. Sırada Mansur Yavaş ismi yer almakta, diğer isimler ise Ankara Büyükşehir Belediyesi Bürokratları ve İştirak Şirketlerinin Genel Müdürleridir. Bir genel başkanın; bu dosyaları şahsıma karşı kullanmak amacıyla kendi partisinin Büyükşehir Belediye Başkanını Mansur Yavaş ve diğer bürokratlarını da suçlamasını tam bir akıl tutulması olarak görüyorum. Şahsımın kendisi gibi bir dokunulmazlık zırhı bulunmamaktadır. Her vatandaşın suç işlenildiğini düşünmesi halinde savcılık makamlarına başvurma hakkı vardır. Bu soruşturma dosyalarından rahatsızlık duymuyorum, bu dosyalarda şikayetçi-müşteki sıfatında bulunan siyasetçi arkadaşlarıma karşı herhangi bir menfi tavrım bulunmamaktadır. Devletimiz herhangi bir konuda ifademe başvurma gereği görür ise; gönül rahatlığı ile ifade vermeye hazırım. Nitekim; 23 Ekim 2025 tarihinde Belediye İştirak Şirketi yetkilileri hakkında yürütülen ihalelerle ilgili bir soruşturmada Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı şahsımın ifadesine dahi başvurulmaksızın kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Karar verildiği tarihte de ben CHP Keçiören Belediye Başkanıydım, bu karar Yargı’nın siyasallaşmaksızın karar verdiğini göstermiştir. Şahsım adına gönül rahatlığı ile ‘haram lokma yemedim ki karnım ağrısın’ sözünü söyleyebiliyorum. Şikayet edilen diğer bürokrat arkadaşlarımın da suça konu bir eylemlerinin olmadığına inanıyorum. Takdir; Türk milleti adına karar veren savcılık ve yargı makamlarına aittir" açıklamasında bulundu. "Şahsım ve ailem olarak hakkında tekrar suç duyurusunda bulunacağım" Özarslan paylaşımının devamında, "Özgür Özel; bugün ki açıklamasında da yine terbiye sınırlarını aşmış, ‘bozuk tohum Mesut’ sözü ile doğuştan kötü bir insan olduğumu, bu kötülüğün soyumdan, ailemden geldiğini, karakterimin kötü olduğunu, ahlaken sorunlu olduğumu ima etmiştir. Siyasetini sürdürebilmek için, düştüğü yalan çukurunda çırpınırken, Özgür Özel’in şahsıma ve aileme yönelik hezeyanlarına karşı kesinlikle kendisinin seviyesine inmeyeceğim, şahsım ve ailem olarak hakkında tekrar suç duyurusunda bulunacağım" ifadelerine yer verdi.