Yerel Haberler
Ankara
TSE Yönetim Kurulu Başkanı Şahin: "Üniversitelerimizin akademik kapasitesi ile TSE’nin kurumsal tecrübesini aynı hedef doğrultusunda buluşturuyoruz"
13 Şubat 2026 Cuma - 11:31 TSE Yönetim Kurulu Başkanı Şahin: "Üniversitelerimizin akademik kapasitesi ile TSE’nin kurumsal tecrübesini aynı hedef doğrultusunda buluşturuyoruz" Türk Standardları Enstitüsü (TSE) Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Sami Şahin, "Üniversitelerimizin akademik kapasitesi ile TSE’nin kurumsal tecrübesini aynı hedef doğrultusunda buluşturuyoruz. Çünkü güçlü bir kalite altyapısı; güvenli üretim, rekabetçi sanayi ve sürdürülebilir ihracat demektir" dedi. TSE ile Yükseköğretim Kurulu (YÖK) arasında, standardizasyon kültürünü üniversite kampüslerine taşımak ve öğrencilere standart bilincini kazandırmak amacıyla iş birliği protokolü imzalandı. İmzalanan protokol kapsamında, üniversitelerde standartlar konusunda eğitim, seminer ve farkındalık çalışmaları yürütüleceği belirtildi. Ayrıca akademik iş birlikleri, ortak projeler ve müfredat çalışmalarına yönelik faaliyetler de protokol çerçevesinde hayata geçirileceği ifade edildi. Düzenlenen imza töreninde açıklamalarda bulunan TSE Başkanı Şahin, standardizasyonun kalite, güvenlik ve sürdürülebilirlik açısından kritik bir rol oynadığını, üniversitelerle kurulacak iş birliği sayesinde gençlere eğitim hayatında standart bilinciyle buluşturmayı hedeflediklerini vurguladı. YÖK Başkan Vekili Prof. Dr. Naci Gündoğan ise, üniversitelerin sanayi ve kamu kurumlarıyla iş birliğinin önemine dikkat çekerek, protokolün öğrencilerin ve akademisyenlerin standartlara yönelik farkındalığını artıracağını ifade etti. Ayrıca düzenlenen protokol ile birlikte, Türkiye genelindeki üniversitelerde standardizasyon alanında eğitim faaliyetlerinin yaygınlaştırılması, staj çalışmalarının artması ve nitelikli insan kaynağının geliştirilmesi amaçlandığı belirtildi. "Bu protokol ile akademisyenlerimizin standart komitelerine katılımı teşvik edilecek" İmzalanan protokolün YÖK ile TSE arasında bir köprü kuracağını, üniversitelerde düzenlenecek programlar ve çalışmalarla gençlerin daha vizyonlu olacağını belirten TSE Başkanı Şahin, "TSE ile YÖK arasında tesis edilen bu çerçeve; iki kurum arasındaki bir mutabakatın ötesinde, Türkiye’nin üretim, teknoloji ve standardizasyon kapasitesini birlikte geliştirme iradesinin somut bir göstergesidir. Günümüzde kalkınma; yalnızca bilgi üretmekle değil, o bilgiyi standarda dönüştürmekle, uygunluk değerlendirme süreçleriyle güvence altına almakla ve uluslararası sistemle uyumlu hale getirmekle mümkündür. Standart; bilginin disiplinidir. Standardizasyon ise akademi ile sanayi arasında kurulan en güçlü ve en kalıcı köprüdür. Bugün attığımız adım, işte bu köprüyü daha da sağlamlaştırma iradesidir. Üniversitelerimizin akademik kapasitesi ile TSE’nin kurumsal tecrübesini aynı hedef doğrultusunda buluşturuyoruz. Çünkü güçlü bir kalite altyapısı; güvenli üretim, rekabetçi sanayi ve sürdürülebilir ihracat demektir. Uluslararası örnekler göstermektedir ki; üniversiteler ile standardizasyon kuruluşları arasındaki yakın iş birliği, ülkelerin küresel standartların oluşumunda söz sahibi olmasını sağlamaktadır. Akademik birikim standart hazırlama süreçlerine dahil oldukça; ülkeler yalnızca standartları uygulayan değil, standartları şekillendiren konuma yükselmektedir. Bu protokol ile akademisyenlerimizin standart komitelerine katılımı teşvik edilecek, üniversitelerimizle Ar-Ge ve inovasyon projeleri geliştirilecek, uygunluk değerlendirme alanındaki araştırmalar desteklenecek ve eğitim programları yaygınlaştırılacaktır" diye konuştu. "Üniversite laboratuvarları ile TSE altyapısının etkin kullanımı sağlanacak" Protokol ile birlikte üniversitelerin, TSE’ye bağlı altyapıları kullanacağını ve böylelikle öğrencilerin staj imkanlarının güçleneceğini ifade eden Şahin, "Üniversite laboratuvarları ile TSE altyapısının etkin kullanımı sağlanacak; öğrencilerimize staj ve uygulamalı eğitim imkanları sunularak nitelikli insan kaynağımız güçlendirilecektir. Böylece üniversitelerde üretilen bilgi, yalnızca akademik çıktı olarak kalmayacak; standarda dönüşerek üretim hayatına ve sanayiye doğrudan katkı sağlayacaktır. Bilim ile uygulama arasındaki mesafe kısalacak, bilgi ekonomik değere dönüşecektir. Türkiye’nin kalite altyapısı; teknik kapasitenin yanında güçlü insan kaynağı ve kurumsal eşgüdümle gelişir. Biz TSE olarak kaliteyi sadece belgelendirme faaliyetinden ibaret görmüyor; üretim ekosisteminin stratejik bir unsuru olarak değerlendiriyoruz. Bu iş birliği ile yeni teknolojilere yönelik standart çalışmalarının hızlandırılması, uygunluk değerlendirme alanında uzmanlıkların geliştirilmesi ve ülkemizin uluslararası standardizasyon platformlarındaki temsil gücünün artırılması hedeflenmektedir. Aynı zamanda yabancı uyruklu öğrencilere yönelik bilinçlendirme faaliyetleri ile Türkiye’nin standardizasyon alanındaki birikimi daha görünür hale gelecektir. Kalite; sürdürülebilir kalkınmanın temelidir. Standart ise güvenin ve adil rekabetin zeminidir. Üniversitelerimizle birlikte ortaya koyacağımız bu iş birliği modeli; bilginin üretime, üretimin güvene, güvenin ise rekabet gücüne dönüşmesini sağlayacaktır" şeklinde konuştu. "YÖK olarak önceliğimiz; üniversitelerimizin topluma, üretime, sektöre bağlanmasını sağlayan bir ekosistem inşa etmektir" YÖK ile TSE arasında imzalanan protokol ile iki kurum arasındaki iş birliğini başka bir boyuta kavuşturacaklarını vurgulayan YÖK Başkan Vekili Gündoğan ise, "Kurumlarımız arasında böyle bir protokolün imzalanması bir süre önce gündeme gelmiş ve o günden itibaren yürütülen istişarelerin, ortak aklın ve ülkemize dair taşıdığımız sorumluluğun bir sonucu olarak son şeklini almıştır. Yükseköğretim Kurulu olarak önceliğimiz; üniversitelerimizin topluma, üretime, sektöre ve ülkemizin kalkınma hedeflerine daha güçlü bağlarla bağlanmasını sağlayan bir ekosistem inşa etmektir. Bu vizyonu başarıyla hayata geçirmek adına standardizasyon ve uygunluk değerlendirme alanında yetkinlik kazanmamız gerektiğinin bilincinde olarak bu alanlarda ülkemizin güzide kurumlarından biri olan Türk Standartları Enstitüsü ile iş birliğinin son derece mühim olduğuna inanıyoruz. İmzaladığımız protokol, yükseköğretim kurumlarımız ile Türk Standartları Enstitüsü arasındaki iş birliğini çok boyutlu bir yapıya kavuşturacak şekilde hazırlanmıştır. Standardizasyon kültürünün yaygınlaştırılmasından ortak komitelerin oluşturulmasına, çalıştayların ve eğitim programlarının geliştirilmesinden laboratuvar altyapılarının karşılıklı kullanımına, Ar-Ge projelerinde iş birliğinden öğrencilere staj ve uygulamalı eğitim imkanı sağlanmasına kadar pek çok alanı kapsamaktadır. Bu çerçeve, üniversitelerimizin ürettiği teknolojik çözümlerin ulusal ve uluslararası standartlara uygun şekilde geliştirilmesini, test ve analiz süreçlerinin etkin işletilmesini ve ticarileşme aşamasında gerekli desteğin sağlanmasını da mümkün kılacaktır" ifadelerini kullandı. Düzenlenen imza töreni hatıra fotoğrafı çekimi ve karşılıklı hediye takdimi ile son buldu.
ASO’da küresel pazarlara açılma stratejileri ele alındı
13 Şubat 2026 Cuma - 11:21 ASO’da küresel pazarlara açılma stratejileri ele alındı Ankara Sanayi Odası (ASO) ile ODS Danışmanlık iş birliğinde düzenlenen ‘Küresel Pazarlara Açılmak: Strateji, Destek, Finansman ve Akıllı Sistemler’ paneli, ASO Zafer Çağlayan Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi. Kamu kurumları, finans kuruluşları ve özel sektör temsilcilerini bir araya getiren ‘Küresel Pazarlara Açılmak: Strateji, Destek, Finansman ve Akıllı Sistemler’ paneli, ASO Zafer Çağlayan Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi. ASO ile ODS Danışmanlık iş birliğinde düzenlenen etkinlikte, firmaların küresel pazarlara açılma süreçlerine ilişkin güncel gelişmeler ve uygulamaya dönük deneyimler ele alındı. Toplantıya, ASO Yönetim Kurulu Üyesi Halit Erol, ODS Danışmanlık CEO’su Onur Seçkin, ASO Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Ahmet Dinçer ve çok sayıda ASO üyesi firma temsilcisi katıldı. "İhracatımız 2025 yılında 273 milyar 361 milyon dolar seviyesine ulaşmıştır" Türkiye’nin ihracat performansındaki yapısal dönüşüme işaret eden ASO Yönetim Kurulu Üyesi Halit Erol, "İhracatımız 2025 yılında 273 milyar 361 milyon dolar seviyesine ulaşmıştır. Bunun 102,1 milyar doları, yani yüzde 41,1’i orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerden oluşmaktadır. 20 yıl önce ihracatımızın 73,4 milyar dolar, orta-yüksek ve yüksek teknoloji payının ise yüzde 32 olduğu değerlendirildiğinde, ülkemiz sanayisinin katma değer ve teknoloji ekseninde yapısal bir dönüşüm içinde olduğu açıkça görülmektedir" dedi. "2025 yılında Ankara’dan gerçekleştirilen toplam ihracat yaklaşık 18,5 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır" Ankara’nın da bu dönüşümün en güçlü merkezlerinden biri olarak öne çıktığını ifade eden Erol, "2025 yılında Ankara’dan gerçekleştirilen toplam ihracat yaklaşık 18,5 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır. Bu rakam için orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin payı, 12,2 milyar dolarla yüzde 66’dır. Bu oran 20 sene önce yüzde 45 seviyesindeydi. Bu tablo, Ankara’nın makine, savunma sanayi, elektrik-elektronik, medikal, yazılım ve ileri teknoloji alanlarında ne denli güçlü bir üretim ve ihracat altyapısına sahip olduğu ortaya koymaktadır" diye konuştu. Küresel ticarette rekabet anlayışının değiştiğine dikkat çeken Erol, fiyat odaklı rekabetin yerini kalite, teknoloji, inovasyon, marka ve güvenilir tedarik anlayışına bıraktığını; günümüzde rekabet gücünün dijital altyapı, veri yönetimi, otomasyon ve yapay zeka gibi alanlardaki yetkinliklerle şekillendiğini dile getirdi. ASO olarak sanayicilerin bu dönüşüme uyum sağlamasını stratejik öncelik olarak gördüklerini belirten Erol, bilgilendirme faaliyetleri, eğitim programları ve iş birlikleriyle üyelerin yanında olmaya devam edeceklerini kaydetti. ODS Danışmanlık CEO’su Onur Seçkin ise ODS Danışmanlık olarak hedeflerinin Türkiye’nin ihracatçı tabanını büyütmek, mevcut ihracatçıların daha yüksek katma değerle ve daha sürdürülebilir biçimde küresel pazarlarda ölçeklenmesine katkı sağlamak olduğunu söyledi. Panellerde ihracatın yol haritası değerlendirildi Açılış konuşmalarının ardından program paneller ile devam etti. Etkinliğin ilk panelinde, ODS Danışmanlık İş Geliştirme Anadolu Bölge Müdürü Emin Mustafa Kaleli moderatörlüğünde; Özdekan Kauçuk Şirket Müdürü Ali Sarı, Tis Deprem Teknolojileri Uluslararası İş Geliştirme Müdürü Göksu Dulkadiroğlu ve Refkar Soğutma Genel Müdür Yardımcısı Herman Haçaduryan, firmalarının ihracat deneyimlerini ve sürdürülebilir büyüme stratejilerini paylaştı. Etkinlik, katılımcıların iş dünyası temsilcileriyle doğrudan temas kurma fırsatı bulduğu networking bölümü ile sona erdi.
Yeşil Vatan etkinlikleri kapsamında Şubat ayının teması: "Sürdürülebilirlik"
13 Şubat 2026 Cuma - 10:33 Yeşil Vatan etkinlikleri kapsamında Şubat ayının teması: "Sürdürülebilirlik" İl Milli Eğitim Müdürlükleri koordinasyonunda, öğrencilerde çevre bilinci oluşturmak amacıyla gerçekleştirilen ’Yeşil Vatan-Benim Okulum Geleceğe Çare’ etkinlikleri Şubat ayında ‘Sürdürülebilirlik’ temasıyla devam ediyor. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin ‘Köklerden Geleceğe’ yaklaşımı doğrultusunda yürütülen ’Yeşil Vatan - Benim Okulum Geleceğe Çare’ etkinlikleri, Şubat ayında ‘Sürdürülebilirlik’ temasıyla devam ediyor. İl Milli Eğitim Müdürlükleri koordinasyonunda gerçekleştirilen çalışmalarla; öğrencilerin çevresel sorunlara karşı duyarlılık kazanmaları, sürdürülebilir yaşam anlayışını günlük hayatlarına yansıtmaları ve çevreye karşı sorumluluk bilinci gelişmiş bireyler olarak yetişmeleri amaçlanıyor. Sürdürülebilir Tasarım ve Fikir Maratonu düzenlenecek Şubat ayı etkinlikleri kapsamında, ortaokul ve lise öğrencilerine yönelik "Sürdürülebilir Tasarım ve Fikir Maratonu" düzenlenecek. Maratonla öğrenciler, çevre sorunlarını analiz ederken yenilikçi fikirler geliştirecek ve çözüm odaklı düşünme becerilerini takım çalışmasıyla ortaya koyacak. Maratona, ortaokul ve lise kademelerinde öğrenim gören öğrencilerden oluşan takımlar, il müdürlükleri aracılığıyla başvuru yaparak katılabilecek. Maraton etkinlikleri sonucunda, Haziran ayında Sürdürülebilir Tasarım ve Fikir Maratonu Bakanlık Programı’nın gerçekleştirilmesi planlanıyor. COP31 sürecine yönelik bilgilendirme çalışmaları gerçekleştiriliyor Şubat ayı boyunca yürütülecek sürdürülebilirlik temalı etkinlikler, bu yıl Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek. Etkinlikler aracılığıyla; iklim değişikliğiyle mücadele, sürdürülebilir kalkınma ve çevresel sorumluluk konularının küresel ölçekteki karşılığı öğrencilere aktarılıyor. Bu kapsamda öğrencilerin geliştirdikleri sürdürülebilir tasarım ve çözüm önerileri ile COP31’in gündem başlıkları arasında bağlantı kurmaları, Türkiye’nin bu süreçteki rolünü tanımaları ve uluslararası iklim politikalarına ilişkin bilinç geliştirmeleri hedefleniyor. Böylece sürdürülebilirlik teması, yerel uygulamalardan küresel iklim gündemine uzanan bütüncül bir bakış açısıyla da desteklenmiş olacak. Sürdürülebilirlik temalı eğitim ve farkındalık çalışmaları yürütülüyor Öte yandan, yerel, ulusal ve küresel ölçekteki sulak alanlar tanıtılarak bu alanların sürdürülebilir yaşam açısından taşıdığı önem; doğal kaynakların korunması, suyun verimli kullanımı ve ekosistem dengesi konularındaki bilinçlendirme çalışmaları aracılığıyla öğrencilere aktarılıyor. Okullarda sürdürülebilirlik temalı atölye çalışmaları düzenlenirken, öğrenci kulüpleri aracılığıyla sürdürülebilir üretim, tüketim ve geri dönüşüm odaklı kültürel ve sosyal etkinlikler destekleniyor. Gerçekleştirilecek eğitim ve farkındalık çalışmaları kapsamında; ailelere yönelik olarak ise çevre, ekonomi ve toplum boyutlarıyla sürdürülebilirlik konularında uzman konukların katılımıyla söyleşiler düzenleniyor. Bu çalışmalarla ailelerin sürece gönüllü katılım teşvik edilerek okul-aile iş birliği güçlendiriliyor.
Gümrükler Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat birimlerince gerçekleştirilen operasyonlarda 4,6 milyar lira değerinde ilaç ve uyuşturucu madde ele geçirildi
13 Şubat 2026 Cuma - 09:38 Gümrükler Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat birimlerince gerçekleştirilen operasyonlarda 4,6 milyar lira değerinde ilaç ve uyuşturucu madde ele geçirildi Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat birimlerince gerçekleştirilen 3 ayrı operasyonda 4 milyar 617 milyon lira değerinde ilaç ve uyuşturucu madde ele geçirildi. Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat birimleri kaçakçılıkla mücadele faaliyetlerini sürdürüyor. Bu kapsamda Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, gerçekleştirilen 3 ayrı operasyonda 4 milyar 617 milyon lira değerinde ilaç ve uyuşturucu madde ele geçirildiği belirtildi. Bakanlık açıklamasında operasyonlara ilişkin şu bilgilere yer verildi: "Operasyona ilişkin Edirne Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ekiplerince Kapıkule Gümrük Kapısı’nda gerçekleştirilen operasyonda; Bulgaristan’dan Türkiye’ye giriş yapmak üzere gelen ve transit olarak Gürcistan’a gideceği anlaşılan TIR’da yapılan kontroller neticesinde 886 kilo esrar ele geçirilmiştir. Mersin Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ekiplerince gerçekleştirilen operasyonda; Hindistan’dan Türkiye’ye gelen konteyner içerisinde 440 bin adet etken maddesi pregabalin ve celecoxib cinsi ilaç yakalanmıştır. Gürbulak Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ekiplerince Gürbulak Gümrük Kapısı’nda gerçekleştirilen operasyonda; fırça cinsi eşya içerisine gizlenmiş vaziyette 200 kilo metamfetamin ele geçirilmiştir." Yakalanan uyuşturucu maddelerin imha edildiği aktarılan açıklamada, Gerçekleştirilen bu operasyonlar neticesinde, ülke ekonomisine zarar veren, toplum sağlığını tehdit eden ve özellikle gençlerimizi hedef alan yasa dışı faaliyetlere ağır darbe vurulmuştur. Gümrükler Muhafaza Teşkilatımız; kamu düzeninin korunması, ekonomik güvenliğin sağlanması ve halk sağlığının muhafazası hedefleri doğrultusunda, kaçakçılık ve uyuşturucu ticaretiyle mücadelesini azim ve kararlılıkla sürdürecektir. Olaylarla ilgili olarak Edirne, Mersin ve Doğubeyazıt Cumhuriyet Başsavcılıklarınca soruşturma başlatılmıştır" açıklamasında bulunuldu.
12 ilde 15 ayrı suç örgütüne yönelik düzenlenen operasyonlarda hesaplarında 438 milyon TL hareketlilik bulunan 109 şüpheli yakalandı
13 Şubat 2026 Cuma - 08:19 12 ilde 15 ayrı suç örgütüne yönelik düzenlenen operasyonlarda hesaplarında 438 milyon TL hareketlilik bulunan 109 şüpheli yakalandı Jandarma Genel Komutanlığı 12 ilde 15 ayrı suç örgütüne yönelik düzenlenen operasyonlarda, hesaplarında 438 milyon Türk lirası hesap hareketliliği bulunan 109 şüphelinin yakalandığını açıkladı. Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Jandarma Genel Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele ve Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlıkları koordinesinde; İl Jandarma Komutanlıklarınca 12 ilde 15 ayrı organize suç örgütüne yönelik operasyonlar düzenlendi. Aydın’da; tefecilik ve göçmen kaçakçılığı, Gaziantep’te; insan ticareti ve nitelikli dolandırıcılık, Diyarbakır’da; organize nitelikli hırsızlık, Kırklareli, Manisa ve Van’da; göçmen kaçakçılığı, İzmir’de; nitelikli dolandırıcılık, Bolu, Şanlıurfa, Denizli’de; tefecilik, Antalya ve Ankara’da; organize uyuşturucu ticareti yaptıkları belirlenen şüphelilere yönelik yapılan operasyonlarda hesaplarında 438 milyon TL hareketlilik bulunan 109 şüpheli yakalandı. Göçmen kaçakçılığı, tefecilik, uyuşturucu ticareti, nitelikli hırsızlık ve insan ticareti suçunu işlediği belirlenen şüphelilerden; 61’i tutuklandı, 38’i hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı. Diğerlerinin işlemleri devam ediyor. Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) incelemesi sonucunda "Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" suçunu örgütlü olarak işleyen şüphelilere ait çok sayıda taşınır ve taşınmaz mala el konuldu.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığından Görele’deki taciz iddiasıyla ilgili açıklama: "Sıfır toleransla, yargı sürecini kararlılıkla takip edeceğiz"
12 Şubat 2026 Perşembe - 23:53 Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığından Görele’deki taciz iddiasıyla ilgili açıklama: "Sıfır toleransla, yargı sürecini kararlılıkla takip edeceğiz" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Giresun’un Görele ilçesinde cinsel istismara uğrayan 16 yaşındaki çocuğun yargı sürecinin büyük bir titizlikle takip edileceğini, çocuğa ve ailesine yönelik psikososyal destek çalışmalarının başlatıldığını açıkladı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığından, Giresun Görele’de 16 yaşındaki çocuğun cinsel tacize uğradığına dair basında yer alan haberlere ilişkin yapılan açıklamada, "Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olarak, söz konusu olay adli makamlara intikal ettiği ilk andan itibaren süreci büyük bir titizlikle takip etmekteyiz. Bu çerçevede uzman ekiplerimizce mağdur çocuk ve ailesine yönelik uzun süreli psikososyal destek çalışmaları başlatılmıştır" ifadelerine yer verildi. Aile ve mağdur çocuğun yanında olunduğu vurgulanan açıklamada, "Ayrıca çocuğun üstün yararı gözetilerek gerekli danışmanlık tedbirleri devreye alınmıştır. Bakanlık olarak sanığın en ağır cezayı alması için devam eden adli süreci yakından takip ederek, açılacak davaya müdahil olacağız. Çocuklarımızı her türlü istismardan koruma konusundaki ‘sıfır tolerans’ ilkemizle, yargı sürecini kararlılıkla takip edecek, mağdur çocuğumuzun ve ailesinin yanında olmaya devam edeceğiz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur" denildi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "KKTC’yi Doğu Akdeniz’in parlayan bir yıldızı olarak geleceğe taşımak en büyük hedefimizdir"
12 Şubat 2026 Perşembe - 22:32 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "KKTC’yi Doğu Akdeniz’in parlayan bir yıldızı olarak geleceğe taşımak en büyük hedefimizdir" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ünal Üstel ile Ankara’da bir araya geldi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, KKTC Başbakanı Üstel ve hükümet ortaklarıyla Ankara’da bir araya geldi. Baş başa ve heyetler arasında gerçekleştirilen görüşmenin ardından Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz ve KKTC Başbakanı Üstel ortak basın açıklaması yaptı. Yılmaz, yaptığı açıklamada, görüşmenin son derece faydalı bir şekilde geçtiğini ifade ederek, Türkiye ile KKTC arasında ilişkilerin sıradan iki ülke arası ilişkiler olmadığını, Türkiye Cumhuriyeti’nin ana vatan ve garantör ülke olarak her zaman KKTC’nin yanında olduğunu ve olmaya da devam edeceğini ifade etti. "KKTC’yi Doğu Akdeniz’in parlayan bir yıldızı olarak geleceğe taşımak en büyük hedefimizdir" KKTC Başbakanı Üstel ile her yıl ekonomik ve mali iş birliği protokolleri üzerinde çalışmalar yaptıklarını dile getiren Yılmaz, "Bu çalışmaları yaparken ortak akılla hareket etmeye büyük önem veriyoruz. Bir taraftan Türkiye Cumhuriyeti’nin kurumları ve KKTC’nin kurumları, diğer taraftan da ekonomik ve sosyal paydaşlarla istişareler içinde bu programları şekillendiriyoruz. Bu yıl da aynı anlayışla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bugün de yine bu kapsamda önemli değerlendirmeler yaptık. Bizim amacımız açık ve nettir. Biz, KKTC’yi çok daha müreffeh, güçlü yarınlara taşımak istiyoruz. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bu konuda yoğun bir şekilde çalışmaya devam edeceğiz. Eğitimden sağlığa, fiziki ve teknolojik altyapıdan üniversitelere, Ar-Ge’den bilişim vadisi vizyonlarına varıncaya kadar KKTC’yi Doğu Akdeniz’in parlayan bir yıldızı olarak geleceğe taşımak en büyük hedefimizdir. Amacımız KKTC’nin kendine yetebilen, küresel şartlarla uyumlu, rekabetçi ve sürdürülebilir bir ekonomik yapıyla yoluna devam etmesidir. Önümüzdeki dönem özellikle girişimcilere dönük, kadınlara, gençlere, üreticiye, çiftçiye dönük neler yapabiliriz diye istişare ediyoruz. Bu çalışmalarda ana yaklaşımımız insan odaklı, kapsayıcı ve sürdürülebilir kalkınmadır" diye konuştu. "KKTC’nin haklarını, egemenliğini savunmaya devam edeceğiz" Ana vatan ve garantör ülke olarak her zaman KKTC’nin ve Kıbrıs Türkü’nün haklarını her platformda en güçlü şekilde savunmaya devam edeceklerini ifade eden Yılmaz, "Adanın gerçeklerini herkesin görmesi lazım. Adada iki devlet ve iki ayrı halkın olduğunu herkesin iyi bilmesi lazım. Egemen, eşitlik temelinde konuya yaklaşılması lazım. Bir çözüm aranacaksa bu çözüm, adadaki gerçeklikler üzerine inşa edilen bir çözüm olmak durumundadır. Bu noktada Rum kesiminin çözümden yana olmayan yaklaşımını hepimiz biliyoruz ve bu defalarca test edildi, görüldü. Tarihte de bunu çeşitli kez yaşadık. Bir çözüme yanaşmayı bırakın, BM kapsamında birkaç konuda iş birliği yapılsın denilen konularda dahi adım atmadıklarını herkes biliyor. Önümüzdeki süreçlerde de biz bu gerçekler üzerine bina edilmiş bir yaklaşımla KKTC’nin haklarını, egemenliğini savunmaya devam edeceğiz. İki toplum arasında iş birlikleri her zaman yapılabilir. Bütün bunlara da her zaman hazırız" dedi. "Teknik heyetlerimizle birlikte neler yapabiliriz diye konuştuk" KKTC Başbakanı Ünal Üstel ise Kıbrıs ekonomisinin kendi ayakları üzerinde durana kadar Türkiye Cumhuriyeti ile büyük projeleri her alanda gerçekleştireceklerini dile getirerek, "Bugün de uzun süren toplantımızda teknik heyetlerimiz ile birlikte yeni mali iş birliği protokolümüzle ülkemizin ihtiyaçlarına göre neler yapabiliriz diye Cumhurbaşkanı Yardımcımızla ve heyetiyle konuştuk. Ayrıca bir de değerlendirme toplantısı yaparak, 2025’te imzaladığımız mali iş birliği protokolünde neleri yaptık, hangi projelerimiz devam ettiği ve ne zaman sonuçlanacağına ilişkin konuları dile getirdik" açıklamasında bulundu. "2025 yılında KKTC’de büyük projelerin temelini attık" Üstel, 2025 yılında KKTC’de büyük projelerin temelinin atıldığını hatırlatarak, "Bazı büyük projeler 30 yıldır konuşuluyor ama bugün imzaladığımız iş birliği protokolüyle ülkemizin hep üzerinde durduğu ve gerçekleştireceğimiz Lefkoşa Nalbantoğlu Hastanesi’nin yeniden revize edilmesi ve ülke insanına hizmet edecek 320 yataklı yeni bir hastane inşaatının temellerinin süratli bir şekilde yükseldiğini görmek bizler için büyük bir mutluluktur. Yine uzun yıllar konuşulan Güzelyurt Hastanesi, yine uzun yıllar konuşulup bugün gerçekleştirdiğimiz Karpaz Pamuklu Hastanesi ve bir yandan gerçekleştirdiğimiz ve insanlarımızın kullanımına açtığımız Maraş Sağlık Merkezimiz ve öbür yörelerimizde yaptığımız sağlık merkezlerimizle 2025 yılında KKTC’de sağlıkta iyi bir yıl ve sağlıkta büyük projelerin gerçekleştirildiğine inanıyoruz. 2026 yılında da inşallah Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımızla bu hastanelerin açılışlarını yapacağız" dedi. "Kıbrıs Türkü’nün yanında ana vatanı Türkiye Cumhuriyeti vardır" Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin KKTC’nin ekonomisinin geriye götürmek için her türlü baskıyı uyguladığına dikkati çeken Üstel, "Yunanistan ve İsrail’le imzaladıkları bir savunma protokolüyle silahlanma yarışı içerisine girdiler ve her geçen gün yeni savunma araçlarını almak için basında şov yapmaya devam ediyorlar. Unutuyorlar, Kıbrıs Türkü yalnız değil. Kıbrıs Türkü’nün yanında ana vatanı Türkiye Cumhuriyeti vardır. Ne yaparlarsa yapsınlar biz de günü geldiğinde kendilerine aynı şekilde bir cevap vereceğimizden kuşkumuzdur yoktur" değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye ile Sırbistan arasında ortak bildiri yayımlandı
12 Şubat 2026 Perşembe - 22:08 Türkiye ile Sırbistan arasında ortak bildiri yayımlandı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic’in görüşmesinin ardından iki ülke arasında ikili ilişkilerin geliştirilmesine yönelik bir ortak bildiri yayımlandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic, bugün Ankara’da bir araya geldi. Taraflar, 2017 yılında imzalanan Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi (YDİK) Tesis Edilmesi Hakkında Ortak Siyasi Bildirge temelinde ikili ilişkilerde son yıllarda sağlanan ilerlemelerden duydukları memnuniyeti ifade etti. Bugüne kadar dört kez düzenlenen YDİK toplantılarının, ortak yeni hedefler koyarak ilişkilere yeni boyutlar kazandırma anlamında sağladığı katkıya vurgu yapıldı. Ziyaret, bölgede ve genel olarak dünyada kırılganlıkların ve belirsizliklerin öne çıktığı bir dönemde gerçekleştirildi. Bu çerçevede iki lider, ziyaret vesilesiyle, ikili ilişkileri değerlendirmenin yanı sıra, güncel küresel gelişmeler hakkında görüş alışverişinde bulunma imkanı da buldu. Ortak bildiride şu ifadelere yer verildi: "İki liderin çizdiği, ileriye dönük ortak vizyon çerçevesinde ilgili Bakanların da katılımıyla gerçekleşen görüşmelerde taraflar, iki ülke arasında karşılıklı fayda temelinde şekillenen alanlarda çok boyutlu iş birliğinden duyulan memnuniyeti dile getirmişler; Dış politika, ekonomik ve ticari ilişkiler, savunma sanayii, kültür, turizm, eğitim, enerji, ulaştırma, bağlantısallık, ileri teknolojiler, çevre ve diğer alanlarda iş birliğinin derinleştirilmesi konusunda mutabık kalmışlar; Ekonomik ve ticari ilişkilerin belkemiği niteliğindeki Türkiye-Sırbistan Karma Ekonomik Komisyonu’nun bir sonraki toplantısının en kısa sürede yapılmasını kararlaştırmışlar; İkili ticaret hacminin 2025 yılında 3.5 milyar dolara çıkmasını memnuniyetle karşılamışlar, önümüzdeki yıllarda bu rakamın 5 milyar dolara çıkarılması için gerekli adımların iş birliği içinde atılmasının öneminin altını çizmişler; Her yıl yeni bir rekor kırarak yükselen karşılıklı turist sayısından ve bunun iki ülke halkları arasındaki yakınlaşmaya sağladığı faydadan duydukları memnuniyeti kaydetmişler; İnşaat ve müteahhitlik alanlarında faaliyet gösteren Türk firmalarının Sırbistan’da ulaştırma ve enerji alanlarını kapsayan altyapı projelerindeki başarılı çalışmalarını takdirle karşılamışlar; İleri teknolojiler ve eğitim alanlarında ahdi zemini güçlendirecek anlaşmalara yönelik çalışmaları memnuniyetle karşıladıklarını vurgulamışlar; Bölgede barış ve istikrarın güçlendirilmesini teminen ikili ve bölgesel platformlarda mevcut iş birliklerini sürdürmeye hazır olduklarını yinelemişler; Balkan Barış Platformu’nun 26 Temmuz 2025 ve 23 Ocak 2026’da gerçekleştirilen ilk iki toplantısının çıktılarından duydukları memnuniyeti dile getirmişler; EXPO 2027 Belgrad’ın bölgesel ekonomik büyüme ve iş birliği bakımından önemini vurgulamışlar; Ticaretin ve yatırımların artırılmasında özel sektörün oynadığı kilit önemin bilinciyle, 2002 yılında kurulan Türkiye-Sırbistan İş Konseyi’nin çalışmalarına hız verilmesini kararlaştırmışlar; Ekim 2024’te Belgrad’da gerçekleştirilen IV. YDİK toplantısında mutabık kalındığı üzere, savunma sanayiinde iş birliğini arttırma yönündeki kararlılıklarını yinelemişler; Sivil havacılık, kültür ve turizm alanlarında iş birliğine hız verilmesi için gerekli adımları atmayı kararlaştırmışlar; Karşılıklı, düzenli üst düzey ziyaretlerin iki ülke arasındaki iş birliğini daha da derinleştireceğine olan inançlarını vurgulamışlar; Bir sonraki Konsey toplantısını en yakın zamanda gerçekleştirmek hususunda mutabık kalmışlardır. İşbu bildiri 12 Şubat 2026 tarihinde Ankara’da, Türkçe, Sırpça ve İngilizce dillerinde kabul edilmiştir."
Trafik cezalarının artırılmasına yönelik düzenlemeleri de içeren kanun teklifi kabul edilerek yasalaştı
12 Şubat 2026 Perşembe - 21:35 Trafik cezalarının artırılmasına yönelik düzenlemeleri de içeren kanun teklifi kabul edilerek yasalaştı TBMM Genel Kurulunda, trafik cezalarının artırılmasına yönelik düzenlemeleri de içeren Karayolları Trafik Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, kabul edilerek yasalaştı. TBMM Genel Kurulunda, Karayolları Trafik Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, kabul edilerek yasalaştı. 326 milletvekili oy kullandı. 242 kabul, 84 red oyu kullanıldı. Kanunla, araçlarda ses, müzik, görüntü ve haberleşme cihazlarının yönetmelikte gösterilen şartlara uygun olarak ve kamunun huzurunu bozmayacak şekilde kullanılması zorunlu olacak. Kurala uymayanlara 3 bin lira idari para cezası uygulanacak. Araçlarda belirtilen şartlara uymayan ses, müzik, görüntü ve haberleşme cihazları ile sürücünün izleme ve kullanma sahası içinde kalan görüntü cihazları bulunduran ve kullananlara ise 21 bin lira idari para cezası verilecek ve bu araçlar 30 gün süreyle trafikten menedilecek. Seyir halinde haberleşme cihazlarını kullanan sürücülere 5 bin lira idari para cezası Seyir halinde cep ve araç telefonu ile benzer haberleşme cihazlarını kullanan sürücülere 5 bin lira idari para cezası kesilecek. Koruyucu sistemlerinin nitelikleri ve nicelikleri ile hangi araçlarda ve hangi tarihten itibaren hangi şartlarda bulundurulacağı ve kullanılacağı yönetmelikte belirtilecek. Yönetmelikte cins ve sınıfları belirtilen araçlarda seyahat eden yolcuların, araç hareket etmeden önce ve seyahat sırasında emniyet kemerlerini bağlamaları konusunda uyarılmaları zorunlu olacak. Kanunla, emniyet kemerini usulüne aykırı kullanan sürücülere ve yolculara 2 bin 500 lira idari para cezası uygulanacak. Emniyet kemeri kuralını bir yıl içerisinde 4 kez ihlal edilmesi durumunda ehliyetleri 30 gün süreyle geri alınacak. Anlaşma hali dışında maddi hasarlı, ölümlü veya yaralanmalı trafik kazalarında, zabıtanın iznini almadan ve zaruret dışında olay yerinden ayrılan veya kazada ölen, yaralanan veya maddi hasar var ise bu kaza trafiği, can ve mal güvenliğini etkilemiyorsa, sorumluluğun saptanmasında yararlı olacak kanıt ve izler dahil kaza yerindeki durumu değiştirmemesi koşuluna uymayan sürücülere 46 bin lira idari para cezası verilecek. Ölümlü veya yaralanmalı trafik kazalarında, zabıtanın iznini almadan zaruret dışında olay yerinden ayrılan sürücülere 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası verilecek. Olay yerinden ayrılan sürücülerin ehliyetleri 2 yıl süreyle geri alınacak. Bu şekilde geri alınan sürücü belgelerinin iade edilebilmesi için verilen idari para cezalarının tamamının tahsil edilmiş olması şartı aranacak. Özel yüklerin taşınması ile trafiğe çıkışları özel izne bağlı araçlardan yolun yapım, bakım ve işletilmesinden sorumlu kurum veya kuruluşça karayolu kullanım bedeli alınacak. Karayolu kullanım bedeli, dingil başına tonaj miktarı, dingil sayısı, taşıma mesafesi ve karayolunun proje ömrünün azaltılmasına karşılık olan bedel dikkate alınarak her takvim yılı için Karayolları Genel Müdürlüğünce belirlenerek ilan edilecek. Sürücü belgesi olmadan araç kullananlara 40 bin lira Sürücü belgesi sahibi olmadan motorlu araçları kullananlara 40 bin lira, mahkemelerce veya cumhuriyet savcılıklarınca ya da kanunda belirtilen yetkililerce sürücü belgesi geçici olarak ya da tedbiren geri alınmasına rağmen motorlu araçları kullananlara 200 bin lira idari para cezası verilecek. Kara yollarında aksine bir işaret bulunmadıkça motosiklet, otomobil, kamyonet, panelvan, minibüs ve otobüs dışındaki kamyon ve çekici gibi araçların şerit izlem kurallarına yönelik düzenleme yapılacak. Bu çerçevede, motosiklet, otomobil, kamyonet, panelvan, minibüs ve otobüs dışındaki araçları kullanırken sürücüler aynı yönde gitmek zorunda olacak. Yaya yollarında araç sürülmeyecek, bisiklet yolu ve bisiklet şeridinde bisiklet ve elektrikli skuter dışındaki taşıtlar sürülmeyecek. Sürücüler, taşıt trafiğine kapalı veya belirli taşıtlar için ayrılmış yollarda izin verilenler dışındaki araçları süremeyecek. Keyfi hareketlerle kara yolu üzerinde durduranlara 90’ar bin lira ceza Trafiği aksatacak veya tehlikeye sokacak şekilde ardı ardına birden fazla şerit değiştirenlere, otoyollarda veya yerleşim yeri dışındaki bölünmüş kara yollarında araçlarını ters istikamette sürenlere, araçlarını konvoy şeklinde veya münferiden sürerken, diğer araçların geçişini zorlaştıracak veya tehlikeye sokacak şekilde keyfi hareketlerle trafiğin akışını kısmen veya tamamen engelleyecek şekilde araçlarını kara yolu üzerinde durduranlar 90’ar bin lira idari para cezasına çarptırılacak. Saldırı amaçlı araçtan inen sürücülere 180 bin lira idari para cezası Trafikte saldırı amacıyla başka bir aracı ısrarla takip eden veya bu amaçla araçtan inen sürücülere 180 bin lira idari para cezası uygulanacak, sürücü belgeleri 60 gün süreyle geri alınacak, araçlar 30 gün süreyle trafikten menedilebilecek. Kara yollarında trafiğin akışına yönelik kurallara uymadığı için sürücü belgeleri geri alınan sürücülerden, son ihlalin gerçekleştiği tarihten geriye doğru 5 yıl içinde sürücü belgesi ikinci defa geri alınanların sürücü belgeleri iptal edilecek Trafiği düzenleme ve denetimle görevli trafik zabıtası veya özel kıyafetli veya işaret taşıyan diğer yetkili kişilerin uyarı ve işaretlerine uymayanlara 3 bin lira idari para cezası verilecek. Trafik ışıklarına uymayan sürücüler 5 bin lira idari para cezasına çarptırılacak. Trafik işaret levhaları, cihazları ve yer işaretlemeleri ile belirtilen veya gösterilen hususlar ile trafik güvenliği ve düzeni ile ilgili olan ve yönetmelikte gösterilen diğer kural, yasak, zorunluluk veya yükümlülüklere uymayanlara biner lira idari para cezası uygulanacak. Kırmızı ışık ihlali yapan sürücülere, son ihlalin gerçekleştiği tarihten geriye doğru 1 yıl içinde ikinci defa ihlal edilmesi halinde 10 bin lira, üçüncü defa ihlal edilmesi halinde 15 bin lira, dördüncü defa ihlal edilmesi halinde 20 bin lira, beşinci defa ihlal edilmesi halinde 30 bin lira, altıncı defa ihlal edilmesi halinde 80 bin lira idari para cezası verilecek. "Dur" ikazına uymayarak kaçanlara 200 bin lira idari para cezası uygulanacak Sabit veya seyir halinde yürütülen denetimlerde polislerin uyarı ve işaretlerine rağmen "dur" ikazına uymayarak kaçanlara 200 bin lira idari para cezası uygulanarak, sürücü belgeleri 60 gün süreyle geri alınacak ve araç 60 gün süreyle trafikten menedilecek. Uyuşturucu veya uyarıcı madde aldığı tespit edilen sürücülere 150 bin lira idari para cezası uygulanacak ve sürücü belgesi iptal edilecek. Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin kullanılıp kullanılmadığı ya da alkolün kandaki miktarını tespit amacıyla, kollukça teknik cihazlar veya test kitleri kullanılacak. Yapılan tespit sonucunda, 0,50 promilin üzerinde alkollü olarak araç kullandığı tespit edilen sürücülere verilen idari para cezası 700 liradan 25 bin liraya yükseltilecek. Alkollü olarak araç kullanma nedeniyle sürücü belgesi geri alınanlara ihlalin ikinci defa gerçekleşmesi halinde uygulanan idari para cezası 877 liradan 50 bin liraya çıkarılacak. Bu sürücüler, ihlalin üç veya daha fazla tekrarı halinde ise 150 bin lira idari para cezasına çarptırılacak. Sürücüye, belirtilen günlük sürekli taşıt kullanma süresinin bir saate kadar aşılması halinde 1000 lira, bu sürenin bir saatten fazla aşılması halinde 3 bin lira, günlük toplam taşıt kullanma süresinin bir saate kadar aşılması halinde 3 bin lira, bir saatten 3 saate kadar aşılması halinde 5 bin lira, 3 saat ve daha fazla süreyle aşılması halinde ise 10 bin lira idari para cezası uygulanacak. Hız sınırı düzenlemesi Hız ölçen teknik cihaz veya çeşitli teknik usullerle yapılan tespit sonucu yönetmelikte belirlenen hız sınırlarını, yerleşim yeri içinde, 6-10 kilometre/saat aşanlara 2 bin lira, 11-15 kilometre/saat aşanlara 4 bin lira, 16-20 kilometre/saat aşanlara 6 bin lira, 21-25 kilometre/saat aşanlara 8 bin lira, 26-35 kilometre/saat aşanlara 12 bin lira, 36-45 kilometre/saat aşanlara 15 bin lira, 46-55 kilometre/saat aşanlara 20 bin lira, 56-65 kilometre/saat aşanlara 25 bin lira, 66 kilometre/saat ve daha fazlasını aşanlara 30 bin lira idari para cezası verilecek. Yerleşim yeri dışında 11-15 kilometre/saat aşanlara 2 bin lira, 16-20 kilometre/saat aşanlara 4 bin lira, 21-25 kilometre/saat aşanlara 6 bin lira, 26-30 kilometre/saat aşanlara 8 bin lira, 31-40 kilometre/saat aşanlara 12 bin lira, 41-50 kilometre/saat aşanlara 15 bin lira, 51-60 kilometre/saat aşanlara 20 bin lira, 61-70 kilometre/saat aşanlara 25 bin lira, 71 kilometre/saat ve daha fazlasını aşanlara 30 bin lira idari para cezası uygulanacak. Yerleşim yeri içinde hız sınırını 46-55 kilometre/saatle ihlal edenlerin her seferinde 30 gün, 56-65 kilometre/saatle ihlal edenlerin her seferinde 60 gün, 66 kilometre/saatten fazla ihlal edenlerin her seferinde 90 gün süreyle sürücü belgeleri geri alınacak. Yerleşim yeri dışında hız sınırını, 51-60 kilometre/saatle aşanların her seferinde 30 gün, 61-70 kilometre/saatle aşanların her seferinde 60 gün, 71 kilometre/saatten fazla aşanların her seferinde 90 gün süreyle sürücü belgeleri geri alınacak.