Yerel Haberler
Ankara
Bakan Uraloğlu: "81 ilimizde kademeli olarak hizmete aldığımız 5G ile ilk günden yaklaşık 21 milyon abone buluştu" 13 Mayıs 2026 Çarşamba - 19:49:11 Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "81 ilimizde kademeli olarak hizmete aldığımız 5G ile daha ilk günden yaklaşık 21 milyon abone, yani neredeyse ülkemizin nüfusunun 4’te biri bu teknolojiyle buluştu" dedi. Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU) Küresel Düzenleyiciler Sempozyumu’nun (Global Symposium for Regulators GSR-26), açılış töreni Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nda gerçekleştirildi. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ev sahipliğinde düzenlenen GSR-26 töreninde konuşan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, dijitalleşmeyi teknolojik bir dönüşümün yanı sıra küresel rekabet meselesi olarak gördüklerini belirterek, "Teknoloji artık sadece iletişimi kolaylaştıran bir araç değil; ekonomiyi yönlendiren, toplumu dönüştüren, güvenlik anlayışını değiştiren ve küresel rekabeti yeniden tanımlayan stratejik bir güçtür. Türkiye olarak dijitalleşmeyi teknolojik bir dönüşümün yanı sıra kalkınma, egemenlik ve küresel rekabet meselesi olarak görüyoruz. Bu anlayışla güçlü bir dijital ekosistem inşa etme yolunda kararlılıkla ilerliyoruz. İnanıyoruz ki dijital çağın en güçlü ülkeleri, teknolojiyi sadece tüketenler değil, geliştirenler, yön verenler ve kuralların oluşumuna katkı sağlayanlar olacaktır. Türkiye’nin hedefi de bu sürecin aktif ve güçlü aktörlerinden biri olmaktır" açıklamasında bulundu. "39 Avrupa ülkesi arasında en çok haneye fiber altyapısı ulaştıran ilk 3 ülke arasında yer almaktayız" Türkiye’nin son 25 yılda önemli altyapı hamleleriyle dijital dönüşümde küresel öncü olma yolunda önemli adımlar attığını ifade eden Bakan Uraloğlu, "2002 yılında genişbant internet abonemiz yoktu ve fiber optik kablo uzunluğumuz 81 bin kilometreydi. Bugün fiber optik ağ altyapımız 680 bin kilometreye, yani dünyanın çevresini 17 kez dolaşacak uzunluğa ulaştı. Genişbant internet abone sayımız 98 milyona, mobil abone sayımız ise 100 milyona yaklaştı. Ayrıca, 39 Avrupa ülkesi arasında en çok haneye fiber altyapısı ulaştıran ilk 3 ülke arasında yer almaktayız. Bu yıl sonuna kadar fiber uzunluğumuzu 750 bin kilometreye, mobil abone sayımızı ise 102 milyona çıkarmayı hedefliyoruz. Tüm bunların yanında uydu teknolojileri de bizim için bir bağımsızlık ve sürdürülebilirlik meselesidir. Yüzde 80’in üzerinde yerlilik oranıyla ürettiğimiz ilk yerli ve milli haberleşme uydumuz TÜRKSAT 6A’yı geçtiğimiz yıl hizmete aldık. Şimdi de TÜRKSAT 7A için kolları sıvadık; ihtiyaç analizleri ve fizibilite süreçlerini tamamladık, teknik şartname hazırlığı devam ediyor" diye konuştu. "81 ilimizde kademeli olarak hizmete aldığımız 5G ile ilk günden; yaklaşık 21 milyon abone buluştu" 5G hizmetlerinin kademeli olarak Türkiye’nin her noktasına ulaştırmayı hedeflediklerini vurgulayan Uraloğlu, "Dijital dönüşüm yolculuğumuzda önemli kilometre taşlarını geride bıraktık. 31 Mart 2026’da Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle gerçekleştirdiğimiz ‘5G ile İletişimde Güçlü Türkiye Töreni’ ile 5G’ye geçtik. 81 ilimizde kademeli olarak hizmete aldığımız 5G ile daha ilk günden; yaklaşık 21 milyon abone, yani neredeyse ülkemizin nüfusunun 4’te biri bu teknolojiyle buluştu. Aradan geçen yaklaşık 40 günlük sürede de yaklaşık 12,5 milyon yeni 5G abonesi daha bu teknoloji ile tanışarak yaklaşık 34 milyona yaklaştı. Bu rakam, gerçekten dikkat çekici ve gurur vericidir. Çünkü bu durum, vatandaşlarımızın 5G teknolojisini olağanüstü hızlı ve yüksek bir oranda benimsediğini açıkça göstermektedir. İki yıl içerisinde de 5G hizmetlerini kademeli olarak ülkemizin her noktasına eriştirmeyi hedefliyoruz" şeklinde konuştu. "Tarife Karşılaştırma projemiz, Dünya Bilgi Toplumu Zirvesi ödülleri kapsamında şampiyon seçilmiştir" Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne ulaşma sürecine katkı sunmayı ve bu hedeflere yönelik çalışmaları hızlandırmayı amaçladıklarını aktaran Uraloğlu, şu ifadelere yer verdi: "Dünya Bilgi Toplumu Zirvesi (WSIS) sürecinin önemli bir paydaşı olan Türkiye, yürüttüğü projelerle de sürece katkı sağlamaktadır. Vatandaş odaklı dijital hizmetler geliştiren ve bu başarıları uluslararası ölçekte tescillenen bir ülke olarak, 2025 yılında elektronik haberleşme sektöründeki tarifelerin e-Devlet üzerinden karşılaştırılmasını sağlayan ‘Tarife Karşılaştırma’ projemiz, Dünya Bilgi Toplumu Zirvesi ödülleri kapsamında ‘Bilgiye Erişim’ kategorisinde şampiyon seçilmiştir. Benzer şekilde, abonelik fesih süreçlerinin tamamen elektronik ortamda yürütülmesini sağlayan projemiz de 2022 yılında WSIS ödülüne layık görülmüştür. Bu ödüller, dijital inovasyonun insanlar ve toplumlar için nasıl gerçek, ölçülebilir bir etki oluşturduğunu göstermesi bakımından büyük önem taşımaktadır." "ITU’nun Küresel Siber Güvenlik Endeksi’nde ülkemiz tüm başlıklarda tam puan alarak Seviye 1 ‘Rol Model’ ülkeler arasında yer almıştır" Uraloğlu, Türkiye’nin ITU Bilişim Teknolojileri Düzenleme Takip Sistemi değerlendirmesinde en üst düzey olan Seviye 5 ülkeler arasında yer aldığını belirterek, "Siber güvenlikte uluslararası alanda marka haline gelmek vizyonuyla oluşturduğumuz strateji ve teknik altyapımızla önemli bir olgunluğa erişmiş durumdayız. ITU’nun Küresel Siber Güvenlik Endeksi’nde ülkemiz tüm başlıklarda tam puan alarak Seviye 1 ‘Rol Model’ ülkeler arasında yer almıştır. ITU Bilişim Teknolojileri Düzenleme Takip Sistemi değerlendirmesinde de en üst seviye olan Seviye 5 ülkeler arasında bulunmaktayız. Bu başarılar, düzenleyici kapasitemizin, kurumsal yetkinliğimizin ve dijital yönetişim anlayışımızın uluslararası alandaki güçlü konumunu teyit etmektedir" ifadelerini kullandı. "Türkiye’nin 2027-2030 dönemi için gerçekleştirilecek PP-26 seçimlerinde ITU konseyi üyeliğine adaylığını bir kez daha ifade ediyorum" ITU’nun öncelikleri ile Türkiye’nin dijitalleşme vizyonu arasında güçlü bir uyum olduğunu söyleyen Uraloğlu, "ITU ile uzun yıllara dayanan yapıcı iş birliğimizin bir yansıması olarak; Türkiye’nin 2027-2030 dönemi için gerçekleştirilecek PP-26 seçimlerinde ITU Konseyi üyeliğine yeniden adaylığını bu vesileyle bir kez daha ifade ediyorum. Türkiye olarak, konsey bünyesinde aktif, yapıcı ve sorumluluk sahibi katkılarımızı sürdürme konusundaki güçlü irademizi muhafaza ediyoruz. Bu süreçte tüm ITU üyesi ülkelerin kıymetli desteklerine duyduğumuz güveni de özellikle vurgulamak isterim" dedi. "Dijital çağda en büyük servetimiz çocuklarımızdır" Dijital ekosistemi daha güvenli hale getirmek adına da kararlı adımlar attıklarını ifade eden Uraloğlu, "1 Mayıs 2026 tarihinde yürürlüğe giren ‘Yeni Sosyal Medya ve Oyun Platformları Düzenlemesi’ ile önemli bir milat daha gerçekleştirdik. Bu yasa, dijital dünyada özellikle çocuklarımızı korumayı merkeze alan, koruyucu ve düzenleyici bir vizyonun ürünüdür. Dijital çağda en büyük servetimiz çocuklarımızdır. Türkiye, bu yasayla ITU’nun ‘Güvenli ve Kapsayıcı Dijital Gelecek’ vizyonuna somut bir katkı sunmakta, teknolojik ilerlemeyi etik ve insani değerlerle dengelemenin mümkün olduğunu tüm dünyaya göstermektedir. Bu düzenleme, sosyal medyayı yasaklayan değil, onu daha güvenli ve sorumlu bir mecraya dönüştüren, çocuklarımızı risklerden korurken aileleri de güçlendiren insani bir yaklaşımdır. Bu düzenlemelerle birlikte, Türkiye dijital alanda hem öncü hem de koruyucu bir ülke olma yolunda emin adımlarla ilerlemeye devam edecektir" dedi. Açılış törenine Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı Ömer Abdullah Karagözoğlu, ITU Telekomünikasyon Geliştirme Bürosu Direktörü Cosmas Zavazava ile yaklaşık 100 ülkeden yerli ve yabancı temsilci katıldı.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 19:35 Bakan Şimşek: "Nisan’da dış ticaret dengesindeki iyileşmeyle birlikte yıllık cari açığın belirgin şekilde gerilemesini öngörüyoruz" Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "Martta yıllıklandırılmış cari açık 39,7 milyar dolar gerçekleşti. Nisan ayında dış ticaret dengesindeki iyileşmeyle birlikte yıllık cari açığın belirgin şekilde gerilemesini öngörüyoruz" dedi. Bakan Şimşek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Martta yıllıklandırılmış cari açık 39,7 milyar dolar gerçekleşti. Nisan ayında dış ticaret dengesindeki iyileşmeyle birlikte yıllık cari açığın belirgin şekilde gerilemesini öngörüyoruz. Mayıs ayında ise uzun bayram tatilinin etkisiyle cari dengede geçici bozulma bekliyoruz. Diğer taraftan savaşın turizm gelirleri üzerindeki etkilerinin sınırlı kaldığını görüyoruz. Bu yıl enerji ve enerji dışı emtia fiyatlarındaki yüksek seyir nedeniyle cari açık artacak. Uyguladığımız programla sağladığımız kazanımlar ve güçlenen makroekonomik temeller sayesinde bu artışın yönetilebilir seviyelerde kalacağını ve geçici olacağını değerlendiriyoruz. Mart’taki 1 milyar dolar doğrudan yabancı yatırım girişi ile yıllıklandırılmış giriş 12,6 milyar dolar oldu. Ülkemizin risk primi CDS savaş öncesi döneme yaklaşırken borç çevirme oranlarındaki yüksek seyir devam ediyor. Meclis’te görüşülen Yatırım Teşvik Paketi’nin finansman yapısını desteklemesini bekliyoruz. Enerjide dışa bağımlılığı azaltan, katma değerli üretimi ve yeşil dönüşümü destekleyen politikalarımızı sürdürüyoruz" dedi.
Yunus Emre Enstitüsü ile Moğolistan Devlet Üniversitesi arasında mutabakat zaptı imzalandı
16 Şubat 2026 Pazartesi - 13:26 Yunus Emre Enstitüsü ile Moğolistan Devlet Üniversitesi arasında mutabakat zaptı imzalandı Türk dilinin zenginliğini ve kadim Türk kültürünün derin mirasını dünyaya tanıtan Yunus Emre Enstitüsü ile Moğolistan’ın en eski ve en köklü devlet üniversitesi olan Moğolistan Devlet Üniversitesi arasında kültürel ve akademik iş birliğine yönelik mutabakat zaptı imzalandı. Moğolistan Devlet Üniversitesi ile Yunus Emre Enstitüsü arasında imzalanan anlaşma kapsamında, Moğol Devlet Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösterecek olan Ulanbatur Yunus Emre Türk Kültür Merkezi hayata geçiriliyor. Merkez aracılığıyla Türkçe öğretiminin yanı sıra ortak akademik projeler ve bilimsel araştırma faaliyetlerinin yürütülmesi planlanıyor. Anlaşmanın, iki ülke arasındaki akademik ve kültürel iş birliğini kurumsal bir zemine taşıması bekleniyor. Moğol Devlet Üniversitesi bünyesinde bulunan Türkoloji Bölümü’nün, gerçekleştirilecek faaliyetler için güçlü bir akademik altyapı oluşturacağı belirtiliyor. Bölümün uzman kadrosu ve akademik birikimi sayesinde gerçekleştirilecek etkinliklerin sürdürülebilir ve nitelikli bir yapıya kavuşması hedefleniyor. Özellikle Yunus Emre Enstitüsünün farklı kıtalarda uyguladığı ‘Tercihim Türkçe Projesi’nin, Türkoloji bölümünde öğrenim gören öğrenciler için yeni bir saha oluşturacağı ifade ediliyor. Proje kapsamında yürütülecek çalışmaların, öğrencilerin uluslararası düzeyde akademik deneyim kazanmalarına katkı sağlaması öngörülüyor. Öğrencilere sunulacak değişim programları ve burs imkânları ile iki ülke gençleri arasında kalıcı bağların tesis edilmesi de amaçlanıyor. Kültürel diplomasi boyutu öne çıkıyor İş birliğinin en dikkat çekici yönlerinden birini ise kültürel faaliyetler oluşturuyor. Merkez bünyesinde düzenlenecek sergiler, konserler, film gösterimleri, edebiyat buluşmaları, atölye çalışmaları ve akademik söyleşiler aracılığıyla Türkiye’nin köklü sanat ve düşünce birikimi Moğol kültürü ile bir araya getirilecek. Karşılıklı kültürel etkileşimi artırmayı hedefleyen bu etkinliklerin, toplumlar arasında kalıcı bir anlayış ve yakınlaşma zemini oluşturması bekleniyor. Kültürel programların, yalnızca akademik çevrelerle sınırlı kalmayarak daha geniş kitlelere ulaşması ve kamu diplomasisine katkı sunması hedefleniyor. Hayata geçirilecek bu çok boyutlu iş birliği modelinin, yükseköğretim alanında sürdürülebilir ortaklıkların geliştirilmesine katkı sağlaması ve iki ülke arasındaki kültürel ilişkileri uzun vadede daha da güçlendirmesi bekleniyor.
Pursaklar’da 4’üncü Kitap Günleri sona erdi
16 Şubat 2026 Pazartesi - 13:25 Pursaklar’da 4’üncü Kitap Günleri sona erdi Pursaklar’da bu yıl 4’üncüsü düzenlenen ve kültür ve edebiyat dünyasını bir araya getiren Pursaklar 4’üncü Kitap Günleri sona erdi. Pursaklar Belediyesi tarafından bu yıl 4’üncüsü düzenlenen Pursaklar Kitap Günleri, binlerce kitapseveri yazarlar ve yayınevleriyle buluşturarak sona erdi. Söyleşilerden imza günlerine, çocuk etkinliklerinden kültürel programlara kadar dopdolu geçen organizasyon, ilçede kültür ve edebiyat rüzgarı estirdi. "Bizler, geleceğimizi inşa edecek nesillerin bilgiyle, kültürle ve kitapla büyümesini istiyoruz" Pursaklar 4.Kitap Günlerinin bir kültür seferberliği niteliği taşıdığını ifade Pursaklar Belediye Başkanı Ertuğrul Çetin, "Bizler, geleceğimizi inşa edecek nesillerin bilgiyle, kültürle ve kitapla büyümesini istiyoruz. Kitap, insanın ufkunu açan en güçlü araçtır. Pursaklar’da her çocuğun bir kütüphanesi, her gencin hayalleriyle buluşabileceği bir kitabı olsun diye çalışıyoruz. Bu yıl 4’üncüsünü gerçekleştirdiğimiz Kitap Günleri’ne gösterilen yoğun ilgi, doğru yolda olduğumuzun en büyük göstergesidir. Pursaklar 4’üncü Kitap Günlerimize her sene olduğu gibi bu sene de desteklerini hiç esirgemeyen yayınevlerine ve birbirinde değerli yazarlarımıza teşekkür ediyorum" dedi. Yoğun katılım, güçlü kültürel etki On binlerce ziyaretçinin katıldığı etkinlik boyunca fuar alanında hareketlilik fuar süresi boyunca devam etti. Aileler ise çocuklarının kitaplarla kurduğu güçlü bağdan duydukları memnuniyeti dile getirdi. Festivalin son gününde, Kuklamanya ve Marmelat gösterisi, Serdar Tuncer söyleşi ve imza günü programıyla kitapseverlerle bir araya geldi.
TVHB Başkanı Eroğlu: "(Aydın’da veteriner olmayan birinin hayvana sezaryen yapmaya çalışması) Hayvancılığımızın geleceği açısından önemli bir risk"
16 Şubat 2026 Pazartesi - 12:38 TVHB Başkanı Eroğlu: "(Aydın’da veteriner olmayan birinin hayvana sezaryen yapmaya çalışması) Hayvancılığımızın geleceği açısından önemli bir risk" Türk Veteriner Hekimler Birliği (TVHB) Başkanı Ali Eroğlu, Aydın’da veteriner olmayan bir vatandaşın hayvana sezaryen yapmaya çalışması olayına ilişkin, "Bu hayvancılığımızın geleceği açısından da sürdürülebilirliği açısından da bir önemli bir risk, bir tehdit unsuru taşıyor. Bizim arzumuz, talebimiz herkes kendi mesleğini yapsın" dedi. TVHB Başkanı Eroğlu, Aydın’da veteriner olmayan birinin hayvana sezaryen yapmaya çalışmasıyle ilgili yaptığı açıklamada, mevzuata göre hayvan hastalıklarına müdahalenin yalnızca veteriner hekimler tarafından yapıldığını hatırlatarak, "Bu konu ötelenemez, görmezden gelinemez, asılsız mazeretlere de sığınılacak bir konu değil. Bir ekmek bıçağıyla hayvanın karnını daha sonra rahmini kesmek suretiyle yavruyu kurtarmak gibi bir müdahale asla kabul edilemez" dedi. Veteriner hekimlerin icrasının kanunla ifade edildiğini dile getiren Eroğlu, "Kanunun birinci maddesi veteriner hekim kimdir onu tanımlıyor. Yine 6343 sayılı kanunun 11’inci maddesi aynen şöyle; ‘Veteriner hekim bulunan şehir kasaba ve köylerde veteriner hekim olmayan her türlü hayvan hastalıklarını bahane ve tedavi etmeleri, hayvanlar üzerinde ameliyat yapmaları yasaktır’. Yine kanunun 68’inci maddesi bu kanunun 11’inci maddesinde yazılı vasıflara aiz olmayıp da veteriner hekimlik yapan ve hayvan hastalıklarını tedavi yolda bulunanlar 6 aydan 2 yıla kadar hapis ve adli para cezasıyla cezalandırılır" açıklamasında bulundu. "Herkes hangi eğitim almışsa onun mesleğini yapıyor" Ülkenin çeşitli yerlerinde benzer olayların yaşandığını söyleyen Eroğlu, "Veteriner hekim olmayan insanlar hayvan hastalıklarını, hayvan tedavisine işte böyle doğum gibi durumlara müdahale ediyorlar. Bunu kesinlikle kabul etmemiz mümkün değil. Herkes hangi eğitim almışsa onun mesleğini yapıyor. Dolayısıyla da bunların muhatabı veteriner hekimlerdir" diye konuştu. "Bu olayların bir kez daha ülkemizde yaşanmaması için hangi yaptırımlar gerekiyorsa bunların ivedilikle yapılması lazım" Bu tür olayların yaşanmaması için gerekli önlemlerin alınması gerektiğine dikkati çeken Eroğlu, sözlerine şöyle devam etti: "Bu olayların bir kez daha ülkemizde yaşanmaması için yetkili merciler olayın araştırılması, soruşturulması ve idari, adli hangi yaptırımlar gerekiyorsa bunların ivedilikle yapılması lazım. Bu konuyla ilgili bakanlık kurum ve kuruluşlarla da bir kez daha bu olay üzerine gerekli görüşmeyi yapıp müracaatlarımızı bir kez daha yenileyeceğiz ve bu görüntülerden ülkemizin kurtulması lazım. Bu olaylar ya da müdahaleler hem bizim mesleğimizin saygınlığını, hayvan insan sağlığını, hayvan haklarını, hayvan refahını kesinlikle tehdit eden hususlar. O açıdan önemsiyoruz ve bir kez daha tüm yetkilileri göreve çağırıyoruz." "Hayvancılığımızın geleceği açısından da sürdürülebilirliği açısından da önemli bir risk" Buzağının yaşadığı bilgisini paylaşan Eroğlu, "Aydın Veteriner Hekimler Odası Başkanımızdan aldığımız bilgiye göre buzağının yaşadığını ifade ettiler. Hadise öğle saatlerinde oluyor. Bahsedilen ilçede, birçok serbest veteriner hekim arkadaşımız var. Kaldı ki gece hangi saat olursa olsun veteriner hekimler her zaman göreve hazır. Zaten veteriner hekimlik mesleğinin riskli, meşakkatli bir meslek olduğunu ifade ederken gecesi, gündüzü, cumartesi, pazar yoktur. Bir doğum vakası hem yavrunun hayatı hem annenin hayatı. Bu hadisede anne hayatını kaybetti, yavru yaşıyor. Bu hayvancılığımızın geleceği açısından da sürdürülebilirliği açısından da bir önemli bir risk, bir tehdit unsuru taşıyor. Bizim arzumuz, talebimiz herkes kendi mesleğini yapsın" dedi.