Yerel Haberler
Ankara
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 11:26 MODY alanındaki bilimsel çalışma ödülle taçlandı Nadir görülen bir diyabet türü olan Genç Yaşta Başlayan Erişkin Tip Diyabet (MODY) üzerine yürütülen bilimsel çalışma uluslararası literatürde yerini alırken, prestijli bir ödüle de layık görüldü. Medicana International Ankara Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Muhammed Erkam Sencar’ın da yer aldığı araştırma, 2025 yılında "En İyi 3’ncü Çalışma" ödülünü kazandı. Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Derneği’nin resmi akademik dergisi Endocrinology Research and Practice tarafından ödüllendirilen çalışma, MODY hastalığıyla ilgili klinik çalışmalara önemli katkılar sundu. Dört farklı merkezden endokrinoloji uzmanlarının iş birliğiyle yürütülen araştırmada, MODY hastalarında obezite ve dislipidemi sıklığı detaylı şekilde incelendi. Araştırma sonuçları, MODY hastalarında metabolik risk faktörlerinin sanılandan daha yaygın olduğunu ortaya koydu. Elde edilen bulgulara göre hastaların yaklaşık yüzde 24’ünde obezite, yüzde 72’sinde ise dislipidemi tespit edildi. Bu veriler, hastalığın yalnızca kan şekeri düzeyiyle sınırlı değerlendirilmemesi gerektiğini, kilo ve lipid profili açısından da düzenli ve kapsamlı takip yapılmasının önemini ortaya koyuyor. Çalışma ayrıca MODY hastalarında yaş ve obezitenin, dislipidemi gelişimiyle güçlü bir ilişki içinde olduğunu göstererek, bu hastaların yönetiminde metabolik risk faktörlerinin tamamının birlikte değerlendirilmesi ve tedavi edilmesi gerektiğini gösteriyor. Bilimsel değeri yüksek olan söz konusu çalışma, yalnızca akademik alanda değil, klinik uygulamalarda da yol gösterici nitelik taşıyor. Çalışma, MODY gibi nadir görülen bir diyabet türünde klinik bilgi ve deneyimin artmasına katkı sağladı.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 11:07 Uzmanından uyarı: "Çarpıntı, kilo değişimi ve halsizliğin nedeni tiroit olabilir" Acıbadem Bayındır Kavaklıdere Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Ebru Menekşe, çarpıntı, ani kilo değişimleri, halsizlik, saç dökülmesi ve sürekli yorgunluk gibi şikayetlerin altında tiroit hastalıklarının yatabileceğine dikkati çekti. Acıbadem Bayındır Kavaklıdere Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Menekşe, tiroit hastalıklarına ilişkin uyarılarda bulundu. Çarpıntı, ani kilo değişimleri, halsizlik, saç dökülmesi ve sürekli yorgunluk gibi şikayetlerin altında tiroit hastalıklarının yatabileceğine dikkati çeken Menekşe, "Tiroit bezindeki fonksiyon bozuklukları tüm vücudu etkileyebilir. Bu nedenle hastaların sadece tek bir branş tarafından değil, multidisipliner yaklaşımla değerlendirilmesi gerekir" dedi. Boynun ön kısmında bulunan tiroit bezinin metabolizmadan kalp ritmine, vücut ısısından kilo kontrolüne kadar birçok sistemi etkilediğini belirten Menekşe, "Tiroit hastalıkları bazen sadece halsizlik ya da kilo problemi gibi görünen belirtilerle ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle erken tanı büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı. Doğru tedavi ile birçok hastada ameliyat gerekmeyebiliyor Tiroit hastalıklarının yönetiminde endokrinoloji uzmanlarının önemli rol üstlendiğini ifade eden Menekşe, "Hipotiroidi, hipertiroidi, tiroititler ve nodüler hastalıklar gibi farklı klinik tabloların doğru değerlendirilmesi gerekir. Uygun ilaç tedavisi ve düzenli takip sayesinde birçok hastada cerrahi ihtiyacı ortadan kaldırılabiliyor ya da hasta doğru zamanda ameliyata yönlendiriliyor" diye konuştu. Tiroit, hassas bir bölgede yer alıyor Cerrahi gereken durumlarda deneyimin kritik olduğunu vurgulayan Menekşe, "Tiroit ameliyatları ses tellerini kontrol eden sinirlerin ve kalsiyum dengesini sağlayan paratiroit bezlerinin bulunduğu hassas bir bölgede yapılır. Bu yapıların korunması ameliyat başarısı açısından son derece önemlidir" dedi. Uzman ekiplerle yapılan ameliyatların komplikasyon riskini azalttığını belirten Menekşe, "Bu nedenle tiroit cerrahisinin deneyimli merkezlerde yapılması gerekir" ifadelerini kullandı. Ultrason ve biyopsi tanıda yol gösteriyor Tanı sürecinde radyoloji ve patoloji birimlerinin katkısına dikkati çeken Menekşe, "Yüksek çözünürlüklü ultrasonografi ve ince iğne biyopsisi sayesinde nodüller detaylı şekilde değerlendirilebiliyor. Elde edilen veriler ilgili branşların ortak değerlendirmesiyle yorumlanıyor ve hastaya en uygun tedavi planı oluşturuluyor" diye konuştu. "Tedavi sonrası takip en az tedavi kadar önemli" Tiroit hastalıklarının çoğu zaman uzun süreli takip gerektirdiğini ifade eden Menekşe, "Hormon düzeylerinin düzenli kontrol edilmesi, görüntüleme sonuçlarının karşılaştırılması ve hastaya özgü risklerin izlenmesi tedavi başarısını doğrudan etkiler" dedi. Özellikle tiroit kanseri hastalarında multidisipliner takibin önemine değinen Menekşe, "Cerrahi sonrası nükleer tıp ve endokrinoloji uzmanlarıyla birlikte yürütülen süreç hastalığın kontrol altında tutulmasında kritik rol oynar" ifadelerini kullandı. "Her hastaya özel tedavi planı gerekiyor" Multidisipliner yaklaşımın kişiselleştirilmiş tedavi imkanı sunduğunu belirten Menekşe, "Farklı uzmanlık alanlarının ortak değerlendirmesi sayesinde daha doğru kararlar alınabiliyor. Bu yaklaşım hem tedavi etkinliğini artırıyor hem de komplikasyon risklerini azaltıyor" diye konuştu.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Ramazan boyunca 4 bine yakın etkinlik olacak
16 Şubat 2026 Pazartesi - 14:14 Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Ramazan boyunca 4 bine yakın etkinlik olacak Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, 2026 Ramazan ayında da geleneksel hale gelen Ramazan etkinlikleri çerçevesinde 4 bine yakın etkinliğe ev sahipliği yapacak. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, 2026 Ramazan ayında da geleneksel hale gelen Ramazan etkinlikleri kapsamında 4 bine yakın etkinlikle her yaştan vatandaşı ağırlamaya hazırlanıyor. Bu kapsamda çocuklara özel eğlenceli parkurlar, atölye çalışmaları ve TRT Çocuk müzikallerinden; konserler, söyleşiler, kitap fuarı ve imza günlerine kadar geniş bir içerik ziyaretçileri bekliyor. Program kapsamında ayrıca sinema gösterimleri, bilim şovları, geleneksel sanat eğitimleri, spor aktiviteleri, yarışmalar ve geri dönüşüm etkinlikleri de yer alacak. Teknoloji ve farkındalık temalı etkinlikler arasında uçuş simülatörleri, keşif atölyeleri, uzay müzesi, televizyonculuk deneyim alanları, siber güvenlik eğitimleri ve dijital oyun alanları bulunuyor. Bunun yanı sıra sağlıklı yaşam etkinlikleri, trafik bilinci eğitimleri, sera içi üretim uygulamaları ve orman yangınları farkındalık tüneli de ziyaretçilere açık olacak. Ramazan ayının manevi atmosferi ise her akşam canlı yayınlanacak İftar Programları ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde hep birlikte yaşanacak. Etkinlikler; Millet Camii, Millet Kongre ve Kültür Merkezi, Millet Sergi Salonu ve Millet Kütüphanesi ev sahipliğinde gerçekleştirilecek. Tüm vatandaşların davetli olduğu etkinliklerin detaylı takvimine www.kulliyederamazan.com adresinden ulaşılabiliyor.
ÜNİPERSEN Genel Başkanı Güzel: "Tayin sorunuyla ilgili bir yıldır devam eden bir süreç var"
16 Şubat 2026 Pazartesi - 14:13 ÜNİPERSEN Genel Başkanı Güzel: "Tayin sorunuyla ilgili bir yıldır devam eden bir süreç var" Üniversite İdari Personel Sendikası (ÜNİPERSEN) Genel Başkanı İbrahim Güzel, "Tayin sorunuyla ilgili bir yıldır devam eden bir süreç var. Biz bu çalışmayı kıymetli buluyoruz. Ancak devlet kurumu olmanın getirdiği bir sistem olarak görmüyoruz" dedi. Üniversitelerde görev yapan idari personelin tayin hakkı ve yükseköğretim tazminatı taleplerinin karşılık bulmasını isteyen ÜNİPERSEN, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ile yaptıkları görüşmelerde sürecin yılda bir kez düzenli yapılmasına yönelik yaklaşımını olumlu gördüklerini, ancak mevzuata bağlanmayan her uygulamanın geçici ve geçici olan her uygulamanın yeni mağduriyetler ürettiğini ifade etti. ÜNİPERSEN, mevcut sorunların geliştirilebilir bir sistem bulunmadığı için devam ettiğini belirterek, bu sorunların karşılık bulması için YÖK önünde eylem düzenledi. Ayrıca ÜNİPERSEN, üniversite idari personelinin bir diğer sorunu olan yükseköğretim tazminatı konusunda ise yıllardır somut adımlar atılmadığını, bu sorunun çözümü için YÖK’ün sorumluluk alması, inisiyatif kullanması ve süreci koordine etmesini talep etti. "Tayin sorunuyla ilgili bir yıldır devam eden bir süreç var" Tayin problemi, tazminat ve liyakat haklarını duyurabilmek için YÖK önünde açıklama yapan ÜNİPERSEN Genel Başkanı İbrahim Güzel, "Tayin sorunuyla ilgili bir yıldır devam eden bir süreç var. Biz bu çalışmayı kıymetli buluyoruz. Ancak devlet kurumu olmanın getirdiği bir sistem olarak görmüyoruz. Tayin sisteminin kurulması için mücadelemizi sürdüreceğiz ve ayrıca tazminat hakkımız var. Yükseköğretim tazminatının bir an önce idari personele verilmesi gerekiyor. 11 yıldır süren adaletsizliğin son bulması gerekiyor. Bu nedenle burada toplanmış bulunuyoruz. Ailesinden ayrı yaşamak zorunda kalan, yıllardır ailesinden ayrı, çocuğundan ayrı yaşamak zorunda kalan idari personel, hala ’tayin sistemi’ diyor" diye konuştu. "YÖK’ün bu noktada hala bir açıklaması yok" Yıllardır süregelen taleplerinin duyulmadığını ve YÖK’ün bu durum karşısında harekete geçmediğini ifade eden Güzel, "Bu işin olması gereken şekli, puana dayalı tayin sistemidir. Puana dayalı tayin sistemi olmadan ailesinden ayrı yaşamak zorunda kalan, sağlık durumu nedeniyle küçük şehirden büyük şehre tayin olması gereken idari personelin sorununa çözüm üretmemiz mümkün değildir. Bunun için puana dayalı tayin sistemi, tıpkı Milli Eğitim Bakanlığı’nda, Sağlık Bakanlığı’nda, diğer kamu kurum ve kuruluşlarında olduğu gibi üniversitelerde de bu yapının kurulması gerektiğini söyledik. Ancak şu an geldiğimiz noktada bir yılda sadece bir defa adeta ’deneme’ şeklinde çalışmalar yapıldı. YÖK’ün bu noktada hala bir açıklaması yok. Görüşmeler yaptık. Yaptığımız görüşmelerde onlar da bu çalışmanın devam ettirileceği yönünde iyi niyetlerini belirttiler. Ama ortada bir mevzuat olmayınca, bir husus olmayınca, takvim olmayınca doğal olarak biz de bu sistemin devam edeceğini tam olarak bilemiyoruz. Bu nedenle sesimizi yükseltmeye ve YÖK’e, idari personelin taleplerini iletmeye devam edeceğiz" şeklinde konuştu. Düzenlenen eyleme ÜNİPERSEN Genel Başkanı İbrahim Güzel, sendika üyeleri ve akademisyenler katılım sağladı.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Ramazan boyunca 4 bine yakın etkinlik olacak
16 Şubat 2026 Pazartesi - 14:11 Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Ramazan boyunca 4 bine yakın etkinlik olacak Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, 2026 Ramazan ayında da geleneksel hale gelen Ramazan etkinlikleri çerçevesinde 4 bine yakın etkinliğe ev sahipliği yapacak. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, 2026 Ramazan ayında da geleneksel hale gelen Ramazan etkinlikleri kapsamında 4 bine yakın etkinlikle her yaştan vatandaşı ağırlamaya hazırlanıyor. Bu kapsamda çocuklara özel eğlenceli parkurlar, atölye çalışmaları ve TRT Çocuk müzikallerinden; konserler, söyleşiler, kitap fuarı ve imza günlerine kadar geniş bir içerik ziyaretçileri bekliyor. Program kapsamında ayrıca sinema gösterimleri, bilim şovları, geleneksel sanat eğitimleri, spor aktiviteleri, yarışmalar ve geri dönüşüm etkinlikleri de yer alacak. Teknoloji ve farkındalık temalı etkinlikler arasında uçuş simülatörleri, keşif atölyeleri, uzay müzesi, televizyonculuk deneyim alanları, siber güvenlik eğitimleri ve dijital oyun alanları bulunuyor. Bunun yanı sıra sağlıklı yaşam etkinlikleri, trafik bilinci eğitimleri, sera içi üretim uygulamaları ve orman yangınları farkındalık tüneli de ziyaretçilere açık olacak. Ramazan ayının manevi atmosferi ise her akşam canlı yayınlanacak İftar Programları ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde hep birlikte yaşanacak. Etkinlikler; Millet Camii, Millet Kongre ve Kültür Merkezi, Millet Sergi Salonu ve Millet Kütüphanesi ev sahipliğinde gerçekleştirilecek. Tüm vatandaşların davetli olduğu etkinliklerin detaylı takvimine www.kulliyederamazan.com adresinden ulaşılabiliyor.
İletişim Başkanı Duran: "Filistin topraklarına yönelik her türlü gasbı reddediyor, şiddetle kınıyorum"
16 Şubat 2026 Pazartesi - 13:51 İletişim Başkanı Duran: "Filistin topraklarına yönelik her türlü gasbı reddediyor, şiddetle kınıyorum" Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Filistin topraklarına yönelik her türlü gasbı reddediyor, şiddetle kınıyorum. Uluslararası toplumun, bu hukuksuzluğu durdurmak ve iki devletli çözüm temelinde kalıcı barışı tesis etmek için sorumluluk alması elzemdir" dedi. İletişim Başkanı Duran, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "İsrail hükûmetinin Batı Şeria’da Filistin topraklarını ’arazi kayıt süreci’ adı altında işgali kalıcılaştırmaya dönük attığı adım; uluslararası hukukun açık bir ihlalidir, insanlığın ortak vicdanına aykırıdır, soykırım politikasının ve uygulamalarının devamıdır. Bu tür girişimler, bölgedeki adaletsizliği daha da derinleştirmekte; barış umutlarını, bölgesel huzuru ve güvenliği bilinçli şekilde hedef almaktadır. Filistin halkının tarihî ve hukuki haklarını yok sayan, demografik ve hukuki yapıyı değiştirmeyi amaçlayan bu yaklaşım, bölgede kalıcı istikrarın önündeki en büyük engellerden biri olacaktır. Filistin topraklarına yönelik her türlü gasbı reddediyor, şiddetle kınıyorum. Uluslararası toplumun, bu hukuksuzluğu durdurmak ve iki devletli çözüm temelinde kalıcı barışı tesis etmek için sorumluluk alması elzemdir. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye olarak, uluslararası hukuka ve insan haklarına dayalı adil bir çözümün savunucusu olmaya, Filistinli kardeşlerimizin haklı davasını savunmaya devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi.
Yunus Emre Enstitüsü ile Moğolistan Devlet Üniversitesi arasında mutabakat zaptı imzalandı
16 Şubat 2026 Pazartesi - 13:26 Yunus Emre Enstitüsü ile Moğolistan Devlet Üniversitesi arasında mutabakat zaptı imzalandı Türk dilinin zenginliğini ve kadim Türk kültürünün derin mirasını dünyaya tanıtan Yunus Emre Enstitüsü ile Moğolistan’ın en eski ve en köklü devlet üniversitesi olan Moğolistan Devlet Üniversitesi arasında kültürel ve akademik iş birliğine yönelik mutabakat zaptı imzalandı. Moğolistan Devlet Üniversitesi ile Yunus Emre Enstitüsü arasında imzalanan anlaşma kapsamında, Moğol Devlet Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösterecek olan Ulanbatur Yunus Emre Türk Kültür Merkezi hayata geçiriliyor. Merkez aracılığıyla Türkçe öğretiminin yanı sıra ortak akademik projeler ve bilimsel araştırma faaliyetlerinin yürütülmesi planlanıyor. Anlaşmanın, iki ülke arasındaki akademik ve kültürel iş birliğini kurumsal bir zemine taşıması bekleniyor. Moğol Devlet Üniversitesi bünyesinde bulunan Türkoloji Bölümü’nün, gerçekleştirilecek faaliyetler için güçlü bir akademik altyapı oluşturacağı belirtiliyor. Bölümün uzman kadrosu ve akademik birikimi sayesinde gerçekleştirilecek etkinliklerin sürdürülebilir ve nitelikli bir yapıya kavuşması hedefleniyor. Özellikle Yunus Emre Enstitüsünün farklı kıtalarda uyguladığı ‘Tercihim Türkçe Projesi’nin, Türkoloji bölümünde öğrenim gören öğrenciler için yeni bir saha oluşturacağı ifade ediliyor. Proje kapsamında yürütülecek çalışmaların, öğrencilerin uluslararası düzeyde akademik deneyim kazanmalarına katkı sağlaması öngörülüyor. Öğrencilere sunulacak değişim programları ve burs imkânları ile iki ülke gençleri arasında kalıcı bağların tesis edilmesi de amaçlanıyor. Kültürel diplomasi boyutu öne çıkıyor İş birliğinin en dikkat çekici yönlerinden birini ise kültürel faaliyetler oluşturuyor. Merkez bünyesinde düzenlenecek sergiler, konserler, film gösterimleri, edebiyat buluşmaları, atölye çalışmaları ve akademik söyleşiler aracılığıyla Türkiye’nin köklü sanat ve düşünce birikimi Moğol kültürü ile bir araya getirilecek. Karşılıklı kültürel etkileşimi artırmayı hedefleyen bu etkinliklerin, toplumlar arasında kalıcı bir anlayış ve yakınlaşma zemini oluşturması bekleniyor. Kültürel programların, yalnızca akademik çevrelerle sınırlı kalmayarak daha geniş kitlelere ulaşması ve kamu diplomasisine katkı sunması hedefleniyor. Hayata geçirilecek bu çok boyutlu iş birliği modelinin, yükseköğretim alanında sürdürülebilir ortaklıkların geliştirilmesine katkı sağlaması ve iki ülke arasındaki kültürel ilişkileri uzun vadede daha da güçlendirmesi bekleniyor.
Pursaklar’da 4’üncü Kitap Günleri sona erdi
16 Şubat 2026 Pazartesi - 13:25 Pursaklar’da 4’üncü Kitap Günleri sona erdi Pursaklar’da bu yıl 4’üncüsü düzenlenen ve kültür ve edebiyat dünyasını bir araya getiren Pursaklar 4’üncü Kitap Günleri sona erdi. Pursaklar Belediyesi tarafından bu yıl 4’üncüsü düzenlenen Pursaklar Kitap Günleri, binlerce kitapseveri yazarlar ve yayınevleriyle buluşturarak sona erdi. Söyleşilerden imza günlerine, çocuk etkinliklerinden kültürel programlara kadar dopdolu geçen organizasyon, ilçede kültür ve edebiyat rüzgarı estirdi. "Bizler, geleceğimizi inşa edecek nesillerin bilgiyle, kültürle ve kitapla büyümesini istiyoruz" Pursaklar 4.Kitap Günlerinin bir kültür seferberliği niteliği taşıdığını ifade Pursaklar Belediye Başkanı Ertuğrul Çetin, "Bizler, geleceğimizi inşa edecek nesillerin bilgiyle, kültürle ve kitapla büyümesini istiyoruz. Kitap, insanın ufkunu açan en güçlü araçtır. Pursaklar’da her çocuğun bir kütüphanesi, her gencin hayalleriyle buluşabileceği bir kitabı olsun diye çalışıyoruz. Bu yıl 4’üncüsünü gerçekleştirdiğimiz Kitap Günleri’ne gösterilen yoğun ilgi, doğru yolda olduğumuzun en büyük göstergesidir. Pursaklar 4’üncü Kitap Günlerimize her sene olduğu gibi bu sene de desteklerini hiç esirgemeyen yayınevlerine ve birbirinde değerli yazarlarımıza teşekkür ediyorum" dedi. Yoğun katılım, güçlü kültürel etki On binlerce ziyaretçinin katıldığı etkinlik boyunca fuar alanında hareketlilik fuar süresi boyunca devam etti. Aileler ise çocuklarının kitaplarla kurduğu güçlü bağdan duydukları memnuniyeti dile getirdi. Festivalin son gününde, Kuklamanya ve Marmelat gösterisi, Serdar Tuncer söyleşi ve imza günü programıyla kitapseverlerle bir araya geldi.
TVHB Başkanı Eroğlu: "(Aydın’da veteriner olmayan birinin hayvana sezaryen yapmaya çalışması) Hayvancılığımızın geleceği açısından önemli bir risk"
16 Şubat 2026 Pazartesi - 12:38 TVHB Başkanı Eroğlu: "(Aydın’da veteriner olmayan birinin hayvana sezaryen yapmaya çalışması) Hayvancılığımızın geleceği açısından önemli bir risk" Türk Veteriner Hekimler Birliği (TVHB) Başkanı Ali Eroğlu, Aydın’da veteriner olmayan bir vatandaşın hayvana sezaryen yapmaya çalışması olayına ilişkin, "Bu hayvancılığımızın geleceği açısından da sürdürülebilirliği açısından da bir önemli bir risk, bir tehdit unsuru taşıyor. Bizim arzumuz, talebimiz herkes kendi mesleğini yapsın" dedi. TVHB Başkanı Eroğlu, Aydın’da veteriner olmayan birinin hayvana sezaryen yapmaya çalışmasıyle ilgili yaptığı açıklamada, mevzuata göre hayvan hastalıklarına müdahalenin yalnızca veteriner hekimler tarafından yapıldığını hatırlatarak, "Bu konu ötelenemez, görmezden gelinemez, asılsız mazeretlere de sığınılacak bir konu değil. Bir ekmek bıçağıyla hayvanın karnını daha sonra rahmini kesmek suretiyle yavruyu kurtarmak gibi bir müdahale asla kabul edilemez" dedi. Veteriner hekimlerin icrasının kanunla ifade edildiğini dile getiren Eroğlu, "Kanunun birinci maddesi veteriner hekim kimdir onu tanımlıyor. Yine 6343 sayılı kanunun 11’inci maddesi aynen şöyle; ‘Veteriner hekim bulunan şehir kasaba ve köylerde veteriner hekim olmayan her türlü hayvan hastalıklarını bahane ve tedavi etmeleri, hayvanlar üzerinde ameliyat yapmaları yasaktır’. Yine kanunun 68’inci maddesi bu kanunun 11’inci maddesinde yazılı vasıflara aiz olmayıp da veteriner hekimlik yapan ve hayvan hastalıklarını tedavi yolda bulunanlar 6 aydan 2 yıla kadar hapis ve adli para cezasıyla cezalandırılır" açıklamasında bulundu. "Herkes hangi eğitim almışsa onun mesleğini yapıyor" Ülkenin çeşitli yerlerinde benzer olayların yaşandığını söyleyen Eroğlu, "Veteriner hekim olmayan insanlar hayvan hastalıklarını, hayvan tedavisine işte böyle doğum gibi durumlara müdahale ediyorlar. Bunu kesinlikle kabul etmemiz mümkün değil. Herkes hangi eğitim almışsa onun mesleğini yapıyor. Dolayısıyla da bunların muhatabı veteriner hekimlerdir" diye konuştu. "Bu olayların bir kez daha ülkemizde yaşanmaması için hangi yaptırımlar gerekiyorsa bunların ivedilikle yapılması lazım" Bu tür olayların yaşanmaması için gerekli önlemlerin alınması gerektiğine dikkati çeken Eroğlu, sözlerine şöyle devam etti: "Bu olayların bir kez daha ülkemizde yaşanmaması için yetkili merciler olayın araştırılması, soruşturulması ve idari, adli hangi yaptırımlar gerekiyorsa bunların ivedilikle yapılması lazım. Bu konuyla ilgili bakanlık kurum ve kuruluşlarla da bir kez daha bu olay üzerine gerekli görüşmeyi yapıp müracaatlarımızı bir kez daha yenileyeceğiz ve bu görüntülerden ülkemizin kurtulması lazım. Bu olaylar ya da müdahaleler hem bizim mesleğimizin saygınlığını, hayvan insan sağlığını, hayvan haklarını, hayvan refahını kesinlikle tehdit eden hususlar. O açıdan önemsiyoruz ve bir kez daha tüm yetkilileri göreve çağırıyoruz." "Hayvancılığımızın geleceği açısından da sürdürülebilirliği açısından da önemli bir risk" Buzağının yaşadığı bilgisini paylaşan Eroğlu, "Aydın Veteriner Hekimler Odası Başkanımızdan aldığımız bilgiye göre buzağının yaşadığını ifade ettiler. Hadise öğle saatlerinde oluyor. Bahsedilen ilçede, birçok serbest veteriner hekim arkadaşımız var. Kaldı ki gece hangi saat olursa olsun veteriner hekimler her zaman göreve hazır. Zaten veteriner hekimlik mesleğinin riskli, meşakkatli bir meslek olduğunu ifade ederken gecesi, gündüzü, cumartesi, pazar yoktur. Bir doğum vakası hem yavrunun hayatı hem annenin hayatı. Bu hadisede anne hayatını kaybetti, yavru yaşıyor. Bu hayvancılığımızın geleceği açısından da sürdürülebilirliği açısından da bir önemli bir risk, bir tehdit unsuru taşıyor. Bizim arzumuz, talebimiz herkes kendi mesleğini yapsın" dedi.