Yerel Haberler
Ankara
DEM Parti Grup toplantısı
17 Şubat 2026 Salı - 15:17 DEM Parti Grup toplantısı DEM Parti Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, "Biz artık palyatif değil, kalıcı çözümlere odaklanmalıyız. Kürt meselesini siyasi ve hukuki zemine çekecek somut ve kalıcı adımları hayata geçirmeliyiz" dedi. Bakırhan partisinin grup toplantısında konuştu. Bakırhan, Orta Doğu 27 yıl önce bir kez daha kaosun merkezi haline getirilmek istendiğini söyleyerek, "Afganistan’dan Irak’a, oradan Libya’ya ve tüm Orta Doğu’ya uzanan kaos planının ilk adımlarından biri, Öcalan’a yapılan 15 Şubat uluslararası komplosuydu. 15 Şubat, bugün bile devlet aklı ve Türkiye siyaseti tarafından çözümlenmeyi bekleyen büyük bir komplodur. Bugüne kadar kaybedilen tam 27 yıl var. Sadece Kürtler değil, Türkler de kaybetti. Sonuç olarak Türkiye kaybetti. Oysa 27 yıldır İmralı Adası’nda bir çözüm iradesi var. Bu irade, 15 Şubat komplosunu 27 Şubat çağrısıyla boşa çıkarmıştır. Bu komplocu akıl, Rojava’ya saldırılarla devam ettirilmek istendi. Öcalan, bu sürece müdahale ederek Arap-Kürt savaşının önüne geçti ve 2. uluslararası komployu da boşa çıkardı. Şimdi biz de soruyoruz: 22 Ekim’de kendisine barış çağrısı yapıldı mı? Yapıldı. 27 Şubat çağrısıyla 52 yıllık çatışmalı ortamı tek seferde bitirdi mi? Bitirdi. Milyonlarca insan "siyasi irademdir" diyor mu? Diyor. Fikirleri sadece Kürtler tarafından değil; fikirleri tüm dünya tarafından yakından takip ediliyor mu? Ediliyor. Bu bir yılda Öcalan, süreci şiddet ve ayrışma zemininden demokratik siyaset ve toplumsal zemine geçirmiştir. Bu müzakere yeteneği ve gücü inkâr edilemez. Daha açık soralım: Öcalan daima çözüm merciiyken neden bilinçli bir biçimde sanki sorunun kaynağıymış gibi gösterilmeye çalışılıyor? Tarihin tanıklığı, onun çözüm adresi olduğunu gösteriyor. O zaman herkes tutarlı davranmalı, gereken ciddiyeti göstermeli ve rolünü oynaması önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır. Bu netlik hem sürecin başarısı hem de toplumsal huzur için vazgeçilmezdir. Kalıcı ve sürdürülebilir bir barış için Öcalan’ın statüsü ve çalışma şartları fiilî değil, resmî ve yasal bir düzenlemeyle belirlenmeli, güvence altına alınmalıdır. Çünkü fiilî düzenlemeler geçicidir, değişkendir ve her an geri alınabilir. Adı konulmamış, resmî zemini olmayan hiçbir düzenleme kalıcı barış için yeterli temel oluşturamaz" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Liderler Zirvesi yapması teklifinde bulunan Bakırhan, "Dün heyetimiz İmralı’da Öcalan ile görüşme gerçekleştirdi. Öcalan, "Süreçte demokratik entegrasyon aşamasına geçiyoruz" diyerek çok tarihi bir tespitte bulunmuş. Diyor ki Öcalan: "Günü değil tarihi kurtarmaktan söz ediyoruz, bu da Kürtsüz olmaz". Biz de tam olarak bundan bahsediyoruz. Mesele bugün değil; tarihi kurtarmak, geleceği doğru temeller üzerine kurmaktır. Şimdi çok önemli bir çağrı yapmak istiyorum. 100 yıllık bir meseleyi tartışırken, bütün siyasi parti liderlerini bir zirvede beraber olmaya çağırıyoruz. Artık ayrımızı, gayrımızı bir tarafa bırakalım. Türkiye’nin iyiliği ve barışı için siyasi liderler olarak bir araya gelelim, çözümü konuşalım. Bu sebeple buradan açık bir çağrı yapıyoruz: Kürt meselesi başta olmak üzere Türkiye’nin temel ve köklü sorunlarını çözmek için Cumhurbaşkanı’nın ev sahipliğinde "Liderler Zirvesi" toplanmalıdır. Artık Kürt meselesinin çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesi ertelenemez; önüne başka gündemler konamaz, gündelik siyasetin malzemesi yapılamaz"şeklinde konuştu. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu ortak rapor yazım sürecine değinen Bakırhan, "TBMM’de kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu gerek yaptığı dinlemeler gerekse de İmralı Adası’nda Öcalan’la görüşme gerçekleştirmesiyle önemli çalışmalar yapmıştır. Komisyonun önünde şimdi çok önemli bir görev var. Somut bir yol haritası ve belirgin bir siyasi takvimi olan raporunu hazırlayıp Meclis’e sunmasının zamanı geldi. Süreç, Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde oluşturulacak komisyonun çalışmaları ve Türkiye’nin temel toplumsal gerçekleri çerçevesinde ele alınmalıdır. Bu rapor, yeni tariflerle uğraşmamalı; sürecin gerekliliklerine odaklanmalıdır. Rapor tarihi korkulara, tabulara sıkıştırılmamalı; yeni bir perspektif içermelidir. Tarihi işler, yeni bir siyasi dille yapılır. Eski dille yeni Türkiye raporu çıkarılamaz. Eski zihniyetle Demokratik Türkiye inşa edilemez. Çok açık söyleyelim: Kırk yıldır bize vura vura söyletemediklerini, bugün bize gül atarak söyletemezler. Bu rapor Kürt meselesini terör parantezine almamalıdır. Meclis raporu ve buna dayalı olası düzenlemeler, meseleyi asimilasyon mantığıyla ele alır ve terör parantezine sıkıştırırsa demokratik çözüm yara alır. Sürecin istikameti, komisyon raporu ve çerçeve yasa temelinde kalıcı veya geçici çözüm yaklaşımlarıyla belirlenecektir. Biz artık palyatif değil, kalıcı çözümlere odaklanmalıyız. Kürt meselesini siyasi ve hukuki zemine çekecek somut ve kalıcı adımları hayata geçirmeliyiz" dedi.
AŞTİ’de 1 kilo altın rüşveti iddiası: 12’şer yıla kadar hapis istendi
17 Şubat 2026 Salı - 14:05 AŞTİ’de 1 kilo altın rüşveti iddiası: 12’şer yıla kadar hapis istendi Başkentte AŞTİ içerisinde Fransa uyruklu Emir S.’nin valizinde ele geçirilen 15 kilo kaçak altından 1 kiloluk külçeyi rüşvet olarak aldıkları ve şüphelinin kaçmasına göz yumdukları öne sürülen polis memuru, Emir S. ile özel güvenlik görevlisi hakkında 12’şer yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Edinilen bilgiye göre olay, 19 Ekim 2025’te AŞTİ’de bulunan polis noktasında meydana geldi. Fransa uyruklu Emir S.’nin valizinde 1’er kiloluk külçeler halinde toplam 15 kilo altın ele geçirildi. İddiaya göre şüpheli, polis noktasına alındıktan sonra 14 külçe altını sırt çantasına koyarak kaçtı. Yapılan bildirim üzerine yakalanan şüphelinin üzerinde 14 külçe altın bulundu. Kayıp olan 1 kiloluk külçe ise polis memuru Recep Ş.’nin mont cebinden çıktı. Güvenlik kamerası kayıtlarının incelenmesinde, özel güvenlik görevlisi Çağlar E.’nin altınlardan birini alarak kameranın görüş alanının dışına çıktığı ve burada polis memuruna verdiğinin tespit edildiği belirtildi. Soruşturma kapsamında gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen polis memuru ile şüpheli tutuklanırken, özel güvenlik görevlisi tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, 1 kilo külçe altın karşılığında diğer 14 kilogram altının kaçırılmasına göz yumulduğu, şüphelilerin birlikte hareket ettiği ve eylemin müşterek faillik kapsamında değerlendirildiği kaydedildi. Polis memuru ve özel güvenlik görevlisi hakkında, "rüşvet almak", Emir S. hakkında ise "rüşvet vermek" suçundan 12’şer yıla kadar hapis cezası istendi. "Montumun içine altınları koyup kaçmayı kafasına koymuş olduğunu düşünüyorum" Sanık polis memuru Recep Ş. iddianamede yer alan savunmasında altının mont cebine başkası tarafından konulmuş olabileceğini iddia ederek, "Şahsın panik hareketleri vardı. Sürekli bilgisayarımın bulunduğu yere geliyordu. Montum askıda asılı duruyordu. Bu şahsın, montumun içine altınları koyup kaçmayı kafasına koymuş olduğunu düşünüyorum" iddialarında bulundu. Emir S. ise kimseye rüşvet vermediğini ve altınlarının çalınacağı şüphesiyle hareket ettiğini savundu. Özel güvenlik görevlisi Çağlar E. de altını incelemesi için polis memuruna verdiğini, rüşvet içerikli herhangi bir konuşmaya şahit olmadığını beyan ederek, "Recep isimli polis memuru altınlardan birini incelemek için istedi. Ben de verdim. Üzerindeki seri numarasına ve hangi ülkeden geldiğine baktı. Karşı tarafla konuşması sırasında rüşvet ya da tehdit içerikli herhangi bir konuşmaya şahit olmadım. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum" dedi. İddianame, Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilirken ele geçirilen altınların ise Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’na teslim edildiği öğrenildi.
Gölbaşı Belediyesinden camilerde Ramazan öncesi detaylı temizlik
17 Şubat 2026 Salı - 13:46 Gölbaşı Belediyesinden camilerde Ramazan öncesi detaylı temizlik Gölbaşı Belediyesi, Ramazan ayı öncesinde ilçe genelindeki camilerde buhar makineleriyle kapsamlı temizlik çalışması gerçekleştirerek halıları gül suyuyla yıkadı. Gölbaşı Belediyesi, Ramazan ayına günler kala ilçe genelindeki camilerde kapsamlı ve titiz bir temizlik çalışması gerçekleştirdi. Vatandaşların ibadetlerini hijyenik, ferah ve manevi atmosfere uygun bir ortamda gerçekleştirebilmesi amacıyla yürütülen çalışmalar, modern ekipmanlar ve özenli uygulamalarla tamamlandı. Gölbaşı Belediyesi ekipleri tarafından yürütülen çalışmalarda camilerin iç mekanları buhar makineleri kullanılarak detaylı şekilde temizlendi. Özellikle halılar, hem hijyen hem de hoş koku sağlanması amacıyla gül suyuyla yıkanarak ibadete hazır hale getirildi. Bunun yanı sıra mihrap, minber, kürsü, ayakkabılıklar, kapı ve pencereler dezenfekte edilirken; şadırvanlar, abdesthaneler ve cami avlularında da kapsamlı temizlik ve bakım çalışmaları yapıldı. "Ramazan’ın manevi iklimine yakışır bir ortam oluşturduk" İlçe genelindeki ibadethanelere yönelik temizlik ve bakım çalışmalarının yıl boyunca periyodik olarak devam ettiğini belirten Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı, "Ramazan ayı, gönüllerin arındığı, paylaşmanın ve dayanışmanın en güzel şekilde yaşandığı müstesna bir zaman dilimi. Bizler de bu mübarek ay öncesinde vatandaşlarımızın ibadetlerini gönül rahatlığıyla yapabilmeleri için camilerimizde kapsamlı bir temizlik çalışması gerçekleştirdik. Buhar makineleriyle en ince ayrıntısına kadar yapılan temizliklerin ardından halılarımızı gül suyuyla yıkayarak hem hijyenik hem de Ramazan’ın manevi iklimine yakışır bir ortam oluşturduk. Camilerimiz bizim ortak değerimizdir. Bu anlayışla ilçemizin dört bir yanında ibadethanelerimizin bakım ve temizlik çalışmalarını düzenli aralıklarla sürdürüyoruz. Tüm vatandaşlarımıza sağlık, huzur ve bereket dolu bir Ramazan ayı diliyorum" ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "2021’de Türkiye yapay zeka endeksinde 44. sıradaymış. 2024 yılında 34. sıraya yükselmiş durumdayız"
17 Şubat 2026 Salı - 13:40 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "2021’de Türkiye yapay zeka endeksinde 44. sıradaymış. 2024 yılında 34. sıraya yükselmiş durumdayız" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "2021’de Türkiye yapay zeka endeksinde 44. sıradaymış. 2024 yılında 34. sıraya yükselmiş durumdayız. Ama bu yeterli değil tabii. Daha ileriye bu endekslerde yerimizi taşımamız gerekiyor" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ‘Teknoloji Ekosistemi Stratejik Diyalog Toplantısı’na katıldı. Ankara’da özel bir otelde düzenlenen toplantıda konuşan Cevdet Yılmaz gelişen teknoloji ile değiştiğini, Türkiye’nin de bu teknolojiye ayak uydurarak politikalarını buna göre belirlediğini söyledi. "Dünyadaki ekonomik güç dengelerinin dönüştüğü bir dönemdeyiz" Dünyanın bir değişim sürecinden geçtiğini söyleyen Cevdet Yılmaz, "Bir taraftan dünyadaki ekonomik güç dengelerinin dönüştüğü bir dönemdeyiz. Uzakdoğu’nun yükselen üretim gücünü hepimiz biliyoruz. Dünya ekonomisinde, ticaretinde aldığı payı, giderek yükselen payını. Diğer taraftan biraz bununla da bağlantılı diyelim, dünyadaki yeni ekonomik şekillenme ile de bağlantılı jeopolitik bir takım gerilimlerin yaşandığını görüyoruz. Ticaret politikalarının, kurallarının değiştiğini görüyoruz. Daha korumacı bir dünyayla karşı karşıyayız. Bu da aslında küresel büyüme ve ticaret açısından bir meydan okuma İfade ediyor. Dünya büyümesinin ve ticaretinin tarihsel ortalamalarının altında seyrettiği bir dönemdeyiz. Bu yaşadığımız süreçlerle bağlantılı. Bir taraftan da ama dünyada küresel ortamda bunlar yaşanırken teknolojik bir dönüşümünde içindeyiz. Dünyada bir taraftan da yapay zeka başta olmak üzere dijitalleşme büyük bir teknolojik dönüşümü de eş zamanlı bir şekilde yaşıyoruz. Ve bu yeni teknolojilerde büyük oranda sınır tanımayan teknolojiler. Bunlar için de yapay zeka özellikle yatay bir teknoloji olarak ön plana çıkıyor" diye konuştu. "Türkiye olarak genel kamusal stratejilerimizi kalkınma stratejilerimizi formüle ederken küresel düzeydeki bu dönüşümleri dikkati alarak hareket ediyoruz" Yapay zekayı dijitalleşme sürecinde teknolojilerden bir teknoloji olarak görmediklerini ifade eden Yılmaz, "Bazıları işte bu elektriğin İcadına benzetiyorlar biliyorsunuz. Bütün alanları etkileyen her alana sirayet eden bir teknoloji olarak gelişiyor yapay zeka. Kamu yönetiminden enerjiye. Sağlıktan tarıma. Her konuyu dönüştürücü etkisi olan bir teknolojiden bahsediyoruz. Türkiye olarak genel kamusal stratejilerimizi kalkınma stratejilerimizi formüle ederken küresel düzeydeki bu dönüşümleri dikkati alarak hareket ediyoruz. 12. Kalkınma Planımıza bakarsanız orada görürsünüz ki Kalkınma Planımızın özünü dijital ve yeşil dönüşüm oluşturuyor. İçinden geçtiğimiz süreçlerin bütün alanlara etkisini dikkate aldığımızda bunu temel bir öncelik haline getirmiş durumdayız. Dijital dönüşüm vizyonumuz işlem gücü kapasitesini arttıran, veri altyapısını tahkim eden ve teknoloji yatırımlarını bütüncül bir plan çerçevesinde büyüten bir kalkınma perspektifine dayanmaktadır. Buna ‘ikiz dönüşüm’ de deniyor. Ben doğrusu ‘Üçüz dönüşümü’ daha anlamlı buluyorum. Dijital, yeşil ve sosyal dönüşüm" ifadelerini kullandı. "Geçmişte ‘dijital divide’ diye ifade edilen kavram bugün yapay zeka içinde geçerli" Yeniliklerin her zaman iyi sonuçlara yol açmadığını, bazen bunun olumsuz sonuçlarının da oluştuğunu söyleyen Yılmaz, "Yeni teknolojiler bir taraftan büyük bir verimlilik artışı getirirken, rekabet gücü, yenilikçilik kapasitesi doğururken bir taraftan da iyi yönetilemezse kapsayıcı ve insan odaklı kalkınma bakımından ciddi riskler de barındırıyorlar. Biz bu teknolojileri toplumun tamamına yaygınlaştıramazsak toplumun büyük bir kısmı bu teknolojilere erişip yaptıkları işleri bu teknolojilerle ileriye taşıyamazlarsa, sosyal eşitsizlikleri arttırma riskiyle de karşı karşıyayız. Geçmişte ‘dijital divide’ diye ifade edilen kavram bugün yapay zeka içinde geçerli. Yapay zekayı eğitim sistemine entegre etmekten başlayarak tüm topluma hobiler dahil olmak üzere yaygınlaştırarak bu riski bertaraf edebiliriz. Sosyal adaleti de sağlayabiliriz diye düşünüyorum. Dolayısıyla ben ‘Üçüz Dönüşüm’ olarak bu tartışmaları yapmanın ‘dijital yeşil ve sosyal dönüşüm’ olarak meseleye bakmanın daha anlamlı olacağını ifade etmek istiyorum" açıklamasında bulundu. "Şimdi yüksek gelirli ülkeler ligine geçiş sürecindeyiz" Türkiye’nin ekonomik olarak son 23 yılda çok iyi bir noktaya geldiğini ve bu yükselişin devam edeceğini söyleyen Cevdet Yılmaz, "Türkiye son 23 yılda alt orta gelirden üst orta gelire yükseldi ve burada kalıcı hale geldi. Şimdi yüksek gelirli ülkeler ligine geçiş sürecindeyiz ve bunu da kalıcı hale getireceksek mutlaka burada katma değeri yükselten yenilikçi, girişimci bir yapıyı tahkim etmemiz gerekiyor. Dolayısıyla önümüzdeki dönem ekonomide farklı bir perspektifin giderek güç kazanacağı bir dönem olacak. Bu çerçevede de yapay zekanın dijitalleşmenin çok daha merkezi bir konuma geldiği bir döneme doğru gidiyoruz" diye konuştu. "Bütün teknolojilerin, bütün ekonomik politikalarının nihai amacı insandır" Birçok programla teknolojik gelişmelerin desteklendiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Bütün teknolojilerin, bütün ekonomik politikalarının nihai amacı insandır. İnsanı merkeze alan bir anlayışla bakmak durumundayız. Yapay zeka çağında da olsak gerçek insanlarla bu çağı yaşayacağız. Gerçek zekalarla yaşayacağız, doğal zekalarla. Dolayısıyla bütün bunların insanlığa hizmet etmesi, insanlığın etik değerlerine, refahına, özgürlüğüne, demokratik standartların gelişimine hizmet etmesi gerekiyor. Sosyal boyut kadar demokrasi de bence çok önemli bir tartışma alanı yapay zekada. İnsanların özgür iradeleriyle yapacakları tercihleri çeşitli manipülatif yollarla şekillendirdiğiniz bir ortamda ister istemez demokrasi tartışması da gündeme gelecektir. Biz tabi bu anlamda da farkındalığın artmasını, daha özgürlükçü bir zeminde insanların yine tercihlerini daha geniş bir yelpazede yapabileceği bir ortamı elbette arzu ediyoruz. Bütün bu süreçlerde geniş bir perspektifle politikalarımızı şekillendiriyoruz" dedi. "2021’de Türkiye yapay zeka endeksinde 44. sıradaymış. 2024 yılında 34. sıraya yükselmiş durumdayız" Yapay zeka yatırımlarının sonuçlarının alındığına değinen Yılmaz, "İlk yapay zeka strateji belgemizi 2021-2025 dönemi için hazırlamıştık. Şimdi önümüzdeki dönem yeni bir stratejiye, geldiğimiz noktada yeni bir bakış açısına ihtiyacımız var. Bunu dar bir alan olarak görmüyoruz. Genel kalkınma stratejilerimizin bütüncül bir parçası olarak değerlendiriyoruz. Bundan sonra da böyle bakmaya devam edeceğiz. İlk dönemde yaptığımız çalışmaların sonuçlarını da görüyoruz. 2021’de Türkiye yapay zeka endeksinde 44. sıradaymış. 2024 yılında 34. sıraya yükselmiş durumdayız. Ama bu yeterli değil tabii. Daha ileriye bu endekslerde yerimizi taşımamız gerekiyor" açıklamasında bulundu.
Merasim Sokak’ta terör saldırısında hayatını kaybedenler anıldı
17 Şubat 2026 Salı - 13:29 Merasim Sokak’ta terör saldırısında hayatını kaybedenler anıldı Ankara Merasim Sokak’ta 17 Şubat 2016’da düzenlenen bombalı terör saldırısında hayatını kaybedenler için Merasim Sokak’ta anma töreni düzenlendi. Ankara’da 17 Şubat 2016’da askeri personeli taşıyan servis araçlarına, Merasim Sokak’taki trafik ışıklarına geldiği esnada bomba yüklü otomobille saldırı düzenlenmişti. Terör örgütü PKK tarafından düzenlenen saldırıda aralarında sivillerin de bulunduğu 29 kişi şehit olmuş, 75 kişi de yaralanmıştı. Patlamanın olduğu alanda bir araya gelen TEMAD ve Devlet Memurları Konfederasyonu üyeleri, terör örgütünün hain saldırısını lanetlerken, acıların hala taze olduğunu vurguladı. Düzenlenen törende açıklamalarda bulunan Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği (TEMAD) Genel Başkanı Cahit Koca, bu hain saldırının asla unutulmayacağını ve saldırıda şehit düşen vatandaşların ailelerine destek olmaları gerektiğini belirtti. "Türkiye’yi yasa boğan saldırıda 10 yılı geride bıraktık" TEMAD Başkanı Cahit Koca, "Türkiye’yi yasa boğan saldırıda 10 yılı geride bıraktık. Alçak terör saldırısında şehit olan mesai arkadaşlarımızı anmak üzere toplanmış bulunuyoruz. Örgütün üst düzey yönetiminin talimatıyla gerçekleştirilen saldırıları unutmadık. Asla unutmayacağız. Bu vesileyle tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz. Söz konusu saldırıda görme kabiliyetini kaybeden evladımız; okuma-yazmayı, piyano çalmayı ve resim yapmayı öğrendi. Anma etkinliklerini şehitlerimize yakışır bir şekilde göstererek hep beraber, bir arada dik durarak yapmayı tercih ettik" diye konuştu. "Gazilerimize şükranlarımızı sunuyoruz" Saldırıda yaralanan gazilere ayrıca bir parantez açan Koca, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK), büyük ve onurlu bir aile olduğunu vurgulayarak, "Vatan için canını feda eden kahramanlarımızı anmak, onları unutmamak ve geride kalan ailelerine destek olmak hepimizin borcudur. Onlar vatan, bayrak ve kurtuluş değerlerimiz için can verdiler. Biz de hatıralarına sahip çıkacağız. 10 yıl önce bugün; 11’i astsubay, 12’si devlet memuru, 2’si işçi, biri Mehmetçik ve 3’ü sivil vatandaşımız olmak üzere 29 vatan evladı şehadet mertebesine ulaştı. Ruhları şahit, mekanları cennet olsun. Gazilerimize şükranlarımızı sunuyoruz. TSK, erinden generaline kadar büyük ve onurlu bir ailedir" ifadelerine yer verdi. Düzenlenen anma törenine Devlet Memurları Konfederasyonu Genel Sekreteri Tuncay Cengiz, TEMAD Başkanı Cahit Koca ile şehit ve gazi aileleri katılım sağladı. Tören, çelenk ve karanfil bırakılması ile son buldu.
Sincan’da Ramazan ayı hazırlıkları başladı
17 Şubat 2026 Salı - 12:54 Sincan’da Ramazan ayı hazırlıkları başladı Sincan Belediyesince ilçede kurulan iftar çadırlarında vatandaşlar oruçlarını açacak, yemek yapamayan engelli, yaşlı ve kronik rahatsızlığı bulunan vatandaşlara ise sıcak yemek ikramı Ramazan boyunca da devam edecek. Sincan Belediyesi 11 ayın sultanı Ramazan ayında gönül köprüleri kuruyor. Yenikent ve Lale Meydanı’nda kurulan iftar çadırlarında vatandaşlar oruçlarını açacak. Her gün binlerce kişi aynı sofrada buluşacak, birlik ve beraberliğin en güzel örneği sergilenecek. Sıcak yemek hizmeti devam edecek Evlere sıcak yemek hizmeti ramazan boyunca da devam edecek. Yemek yapamayan engelli, yaşlı ve kronik rahatsızlığı bulunan 583 hanedeki 817 kişiye iki öğün sıcak yemek verilecek. İhtiyaç sahiplerinin kapısına kadar ulaştırılacak yemekler tek kullanımlık kaplarda hijyenik ortamlarda hazırlanıyor. İhtiyaç sahiplerine destek Sıcak yemek hizmeti yanında ihtiyaç sahiplerine Ramazan öncesi sosyal destek kartı üzerinden nakdi yardım da yapıldı. 7 bin 215 ihtiyaç sahibi kişiye 3 bin lira ödeme gerçekleştirildi. 5 kıraathane 24 saat açık olacak Yalnızca çadırda değil millet kıraathanelerinde de ramazan heyecanı yaşanıyor. Gençlerin çok sevdiği ve zamanının büyük bir bölümünü geçirdiği 12 millet kıraathanesinde öğrencilere iftar verilecek. 24 saat açık olacak olan Abdurrahim Karakoç, Yavuz Sultan Selim, Evliya Çelebi, Fatih ve Merkez Millet Kıraathanelerinde öğrencilere sahur vakti de yemek ikram edilecek.
Pursaklar Belediyesi’nden Gazzeli ailelere yardım eli
17 Şubat 2026 Salı - 12:49 Pursaklar Belediyesi’nden Gazzeli ailelere yardım eli Pursaklar Belediyesi’ne bağlı Hanımevlerinde kursiyerler, eğitmenler ve gönüllü vatandaşların katkılarıyla toplanan ve bağışlanan gıda, kıyafet, temizlik ve hijyen malzemeleri, Ramazan ayı öncesinde Gazzeli ailelere ulaştırıldı. Türk Kızılay Pursaklar Şubesi ve Pursaklar Belediyesi iş birliği ile Pursaklar Belediyesi Hanımevlerinde toplanan ve bağışlanan yardım kolileri tedavileri devam eden 64 Gazzeli aileye ulaştırıldı. Ramazan ayının manevi atmosferine uygun olarak gerçekleştirilen yardım organizasyonu, hem ihtiyaç sahibi ailelerin yüzünü güldürdü hem de toplumsal dayanışmanın önemini bir kez daha ortaya koydu. "Ramazan’ın bereketini paylaşmaya devam edeceğiz" Ramazan öncesinde, Hanımevlerinde toplanan bağışlar ihtiyaç sahibi Gazzeli ailelere umut olduğunu belirten Belediye Başkanı Ertuğrul Çetin, ‘‘Pursaklar olarak her zaman mazlumun ve ihtiyaç sahibinin yanında olmaya gayret ediyoruz. Hanımevlerimizde gönüllü kursiyerlerimizin ve hayırsever vatandaşlarımızın destekleriyle toplanan yardımları, Ramazan ayı öncesinde Gazzeli kardeşlerimize ulaştırmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Ramazan; paylaşmanın, dayanışmanın ve kardeşliğin ayıdır. Bizler de bu anlayışla hareket ederek 64 ailemize destek olduk. İnşallah bundan sonra da ihtiyaç sahibi ailelerimizin yanında olmaya, Ramazan’ın bereketini paylaşmaya devam edeceğiz’’ dedi. Çetin, destek veren tüm gönüllülere, kursiyerlere ve bağışçılara teşekkür ederek, sosyal belediyecilik anlayışı doğrultusunda yardım çalışmalarının artarak süreceğini vurguladı.
SPK ile Polis Akademisi Başkanlığı arasında finansal okuryazarlık protokolü
17 Şubat 2026 Salı - 12:41 SPK ile Polis Akademisi Başkanlığı arasında finansal okuryazarlık protokolü Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ile Polis Akademisi Başkanlığı arasında finansal okuryazarlığı arttırmaya yönelik iş birliği anlaşması imzaladı. Polis Akademisi Başkanlığı ile Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) arasında finansal okuryazarlığın yaygınlaştırılmasına yönelik iş birliği protokolü imzalandı. Polis Akademisi Başkanı Murat Balcı ve SPK Başkanı İbrahim Ömer Gönül’ün katılımıyla Polis Akademisi Başkanlığı ev sahipliğinde gerçekleşen programda, siber suçlara yönelik risklerin azaltılması hedeflendi. "Çağımızın en önemli problemlerinden birisi dijital alanda işlenen suçlar" Programda bir konuşma gerçekleştiren Balci, Polis Akademisi açısından da finansal okuryazarlığın son derece önemli olduğuna vurgu yaparak, "Çağımızın en önemli problemlerinden birisi dijital alanda işlenen suçlar. Tabii gerek öğrencilerimiz gerek buradan mezun olduktan sonra polis memurlarımız ve polis yöneticilerimiz ellerindeki cep telefonu üzerinden kısa bir yoldan gerek Forex piyasalarına bilgi sahibi olmadan borsaya ve daha da kötüsü iddia ve bahis gibi bataklıklara saplanabilmektedir. Bunun son derece üzüntü verici neticeleri de oluyor" ifadelerine yer verdi. Kolay para kazanma hırsının bir müddet sonra maalesef kişileri ekonomik zorluklara düşürdüğünü öne süren Balci, "Bu bataklıktan çıkamayan bazı arkadaşlar maalesef onları da kaybediyoruz. Bu bizim teşkilatımız açısından en önemli meselelerden birisi. Bugün kurumsal olarak Sermaye Piyasası Kurulu’yla bu eğitimleri vermek istiyoruz ki burada hem öğrencilerimizi hem de Hizmet İçi Eğitim Müdürlüğümüz üzerinden polis memurlarımıza, teşkilatımıza yönelik kapsamlı bir finansal okuryazarlık dersi vermek suretiyle çağımızın en önemli tuzakları olan forex gibi kripto para gibi sanal bahis gibi çeşitli tuzaklara personellerimiz düşmesin" diye konuştu. "Polisimize gerekli finansal okuryazarlık eğitimini vermek için çalışmalarımıza devam edeceğiz" SPK Başkanı Gönül ise finansal okuryazarlığın toplumun tüm kesimlerinde yaygınlaştırılması için çalışmalara devam edeceklerini dile getirerek, "Polis Akademimizle yapacağımız bu protokol sayesinde iş birliğimizi daha da güçlendirerek polisimize de gerekli finansal okuryazarlık eğitimini vermek için çalışmalarımıza devam edeceğiz. Bugünün önemi ülkemiz için güvenliğimiz için en önemli unsurlardan biri olan Polis Akademimizin polisimizin bu eğitimle birlikte sadece fiziksel güvenlik unsuru olarak değil ama aynı zamanda mental ve finans alanındaki gelişmene de katkı bulunmayı istiyoruz. Günümüz dünyasında artık suçlar siber suçlara taşınmış ve finansal açıdan işlenen bu suçlar adeta bir milli güvenlik sorunu haline gelmeye başlamıştır. Bilindiği üzere başta sanal kumar yasa dışı bahis ve yasa dışı kripto işlemleri finansal okur yazarlığı düşük kesimler için oldukça büyük riskler içermektedir. Bütün çabamız finansal okuryazarlığının artmasıyla birlikte tüm bu risklere karşı gerekli önlemler açısından da bilinci oluşturmaktadır" açıklamasında bulundu. Konuşmaların ardından SPK Başkanı Gönül ve Polis Akademisi Başkanı Balci, iş birliği protokollerini imzaladı.
Bahçeli: "CHP yönetimi, doğal afetten siyasi afet çıkarmak için elinden geleni ardına koymamıştır"
17 Şubat 2026 Salı - 12:30 Bahçeli: "CHP yönetimi, doğal afetten siyasi afet çıkarmak için elinden geleni ardına koymamıştır" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "CHP yönetimi, doğal afetten siyasi afet çıkarmak için elinden geleni ardına koymamıştır. Konutlarına kavuşan vatandaşlarımıza boş senet imzalatılıyor demek yalnızca bühtan değil, siyasi namusla çelişen bir hezeyandır. CHP’nin işi gücü fitne fesattır" dedi. MHP Genel Başkanı Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Ramazan ayının manevi iklimine rağmen Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çeken Bahçeli, İsrail’in Batı Şeria’daki son kararlarının uluslararası hukukun açık ihlali olduğunu söyledi. Bahçeli, Ramazan ayının sabır, merhamet, hoşgörü ve dayanışma ayı olduğuna vurgu yaparak, "Ancak Filistinli kardeşlerimize bu insani ve vicdani erdemler çok görülmekte, makus kaderleriyle baş başa kalmalarına taammüden göz yumulmaktadır" dedi. "Yasa dışı ilhak hamleleri hükümsüzdür" İsrail hükümetinin Batı Şeria’da arazi tesciline ilişkin aldığı kararlara değinen Bahçeli, "İsrail hükümetinin geçtiğimiz günlerde Batı Şeria’da arazi tesciline ilişkin aldığı son karar uluslararası hukukun çiğnenmesi olduğu kadar süregelen soykırım suçunun farklı kanallardan ilerlediğinin de teyididir. Yasa dışı ilhak hamleleri elbette hükümsüzdür. Filistin halkını yerinden yurdundan zorla çıkarmayı hedefleyen, Yahudi yerleşimcilere alan açmayı gözeten her türlü gayri meşru ve gayri hukuki adım inanıyorum ki hakkın ve hakikatin barajını aşamayacaktır. Siyonist vandallığın bir bildiği varsa hiç kuşkusuz Allah’ın da bir bildiği vardır ve hiçbir zalim buna güç yetiremeyecek, bununla boy ölçüşemeyecektir. İsrail’in işgal ettiği Filistin topraklarında hak iddiası ve egemenlik kurma iştahı sonuçsuz kalmaya mahkumdur. Bu son vahim gelişmeler barışçıl arayışları gölgelemektedir. İki devletli çözüm iklimini de zehirlemektedir." "Uluslararası düzen yıkım sürecindedir" Bahçeli, 13-15 Şubat tarihlerinde Almanya’nın Münih kentinde düzenlenen Münih Güvenlik Konferansına da değinerek, küresel sistemin ciddi bir çözülme içinde olduğunu dile getirerek, "Yıkım Altında temasıyla düzenlenen mezkur konferans, bir nevi malumun ilanına da sahne olmuştur. 19-23 Ocak tarihinde yapılan Davos Zirvesi’nde de benzer tartışmalar yaşanmıştır. Yıkılan bellidir, yıkanlar da bellidir; fakat neyin kurulacağı, nasıl kurulacağı, ne zaman kurulacağı belirsizliğin ve bilinmezliğin dibine oturmuştur. Ankara’dan dünyanın genel tablosuna baktığımızda ümitvar olacağımız, memnuniyet duyacağımız, yüreklerimize su serpecek bir aydınlık, bir arayış veya dört başı mamur bir amaç görülmemektedir. Buna karşılık Türkiye hem bölgesinde hem de küresel arenada istikrar adası gibi sivrilmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın, Sayın Dışişleri Bakanımızın ve Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’nin kesintisiz diplomatik hamleleri, ihtilafları diyalogla çözme çabaları gerçekten takdir ve tebrike ziyadesiyle layıktır. Masada ve sahada aynı anda olabilmeyi başaran bir Türkiye’yle hepimizin iftihar etmesi esasen bir manevi görevdir" ifadelerini kullandı. "ABD-İran müzakereleri makul bir uzlaşıya ulaşmalıdır" Ramazan ayında sağduyu ve sükunetin hakim olması gerektiğini belirten Bahçeli, ABD ile İran arasındaki müzakerelerin kesintiye uğramadan ilerlemesinin samimi temennileri olduğunu söyledi. Bahçeli, "Kuzeyimiz çalkalanırken, güneyimizin de savaş ortamına sürüklenmesi bölgesel dengelerle birlikte küresel dengeleri de sarsacak, yaygın ve küresel bir çatışma hali karşımıza çıkacaktır" şeklinde konuştu. "Püskeviti olmayan çocukların çağrısını duyalım" Ramazan ayında dayanışma ve yardımlaşma çağrısı yapan Bahçeli, mütevazı sofralarda bir araya gelinmesi gerektiğini belirterek şöyle devam etti: "Ülkemin her yerinde gönül gönüle vererek kardeşliğimizi yüceltmeliyiz. Bol yıldızlı otellerin restoranlarında değil mütevazı sofralarda yerimizi almalıyız. Milletvekillerimiz ve tüm teşkilatımızla eşzamanlı şekilde daha hızlı, daha aktif, daha sorumlu, daha özenli, daha müşfik, daha kucaklayıcı, daha hazır olmalıyız. Biz gelin fakir fukaranın konuşan dili, bakan gözü, duyan kulağı, dokunan eli olalım. Hatırlayınız, yıllar önce bir konuşmamda, anasının, babasının gözlerine bakan yurdumun masum çocuklarının sözcüsü olmak istemiştim. Onların mahrumiyetini yüreğimde hissedip imrenen ruhlarına tercüman olmayı dilemiştim. Ve memleketim olan Gavur Dağı’nın söyleyişiyle; ‘Hani benim püskevitim, çukulatam’ demiştim. Şairin ifadesiyle; çaresiz ve yalnızların, ‘gel diyecek kimsesi’ olmayı hedeflemiştim. O gün bu konuşmayı anlamayan gafiller haftalar boyu müstehzi ifadelerle püskevit kelimesini dillerine dolamışlardı. Ve ne üzücüdür ki bizim arkadaşlarımız da bu seslenişin hak ettiği derinliği fark edememişlerdi. Varsın olsun, hata da insanlar içindir. Bu Ramazan’da hep birlikte, sofraların, ocakların, çocukların, gençlerin, yaşlıların ve kadınların sesi olalım. Yeter ki, onların dertlerine ortak olalım. Püskeviti olmayan çocukların çağrısını işitelim. Biz öylesine büyük bir medeniyetin, öylesine kutlu bir tarih ve kültür zenginliğinin varisleriyiz ki, felaketin kayalıklarından fidan fidan serpilen, ağır sorunların çorak bağrından filiz filiz yeşeren birlik ve kardeşlik bahçemizde el ele tutuşmasını çok şükür biliriz." Bahçeli, devlet-millet dayanışmasının önemine vurgu yaparak, MHP ve Cumhur İttifakı’nın ahlaki ve soylu duruşunu koruduğu sürece hiçbir engelin aşılamayacağını ifade etti. 6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli depremlere de değinen Devlet Bahçeli, devletin tüm imkanlarıyla seferber olduğunu belirtti. "CHP yönetimi, doğal afetten siyasi afet çıkarmak için elinden geleni ardına koymamıştır" Depremde 53 bin 537 kişinin hayatını kaybettiğini, 107 bin 213 kişinin yaralandığını hatırlatan Bahçeli, bugüne kadar 455 bin 357 bağımsız bölümün tamamlanarak hak sahiplerine teslim edildiğini söyledi. Ana muhalefet partisini eleştiren Bahçeli, CHP’nin deprem üzerinden siyasi istismar yaptığına dikkati çekerek, "Hatırlarsanız, devletimiz depremin ilk anından itibaren tüm kaynak ve imkanlarını seferberlik ruhuyla harekete geçirmiştir. Hiçbir insanımız mağdur edilmemiştir. Bugüne kadar depremin toplam maliyeti de 150 milyar doları bulmuştur. Yıkılan yapılmış, ihtiyaçlar karşılanmış, nitekim her zorluğun üstesinden Allah’ın izniyle gelinmiştir. İnsanüstü emek ve çalışmanın sonunda yeni bir hayatın müjdesi verilmiştir. Asrın İnşa Seferberliği kapsamında; 367 bin 995’i konut, 65 bin 672’si köy evi, 21 bin 690’nı iş yeri olmak suretiyle toplam 455 bin 357 bağımsız bölüm inşası tamamlanmış, hak sahibi vatandaşlarımıza da teslim edilmiştir. Eğri bakan doğruyu göremezmiş, gönlü pak olanın da yolu şaşmazmış. Cumhuriyet Halk Partisi’yle bilumum muhalefet bakiyesinde toplaşan siyasi garabetler yapılanı kötüleyerek, hizmeti karalayarak, devasa eserleri yok sayarak istismar ve rant peşine düşmüşlerdir. Yalana bin yalan katmanın adı siyaset olamaz. Depremle ilgili dedikodu üretmenin izahı yapılamaz. Doğruyla yanlışı tefrik edemeyen bir siyasetçinin vicdanından bahsedilemez. İyiyle kötüyü fark edemeyen bir siyasetçinin erdemli olmasını beklemek ise boşa kürek çekmekle eşdeğerdir. CHP yönetimi, doğal afetten siyasi afet çıkarmak için elinden geleni ardına koymamıştır. Konutlarına kavuşan vatandaşlarımıza boş senet imzalatılıyor demek yalnızca bühtan değil, siyasi namusla çelişen bir hezeyandır. CHP’nin işi gücü fitne fesattır. CHP’nin geçim kapısı kriz ve kargaşaya oynamaktır" değerlendirmesinde bulundu. "Gazi Meclis şov alanı değildir" TBMM’de yeni atanan bakanların yemin töreninde yaşanan olaylara da değinen Bahçeli, "Gazi Meclis aciz Meclis değildir. Gazi Meclis kürsü işgaliyle üçüncü dünya ülkelerini andıracak bir Meclis değildir. Yeni atanan bakanlarla ilgili eğer varsa merak edilen bir husus yasal ve demokratik kanallar açıktır, ortadadır. Muhalefetin sahip olduğu imkanları kullanmaya yanaşmadan Meclis’i karıştırması, yasal ve anayasal bir hakkı engellemeye çalışması yeni sürüm bir siyasi eşkıyalık değilse nedir? Ali kıran baş kesen misiniz? Nesiniz, kimsiniz? Deli Dumrul gibi hareket etmenin neresi demokrasidir? Gazi Meclis’i şov ve savaş alanına çevirmenin kime ne faydası vardır? Sözün hükmü yerine yumruğun gücüyle oraya buraya sataşmak bir siyasetçiye yakışıyor mu? CHP’nin siyasi çizgisiyle bağdaşıyor mu? Özellikle yeni atanan Adalet Bakanımızla ilgili rahatsızlığınızın kaynağını nasıl yorumlayalım? İstanbul’daki tezgahınız bozuldu, öfkeniz buna mı? Rüşvet ve yolsuzluk çarkınız kırıldı, sinir nöbetiniz bundan mı? Maskeleriniz düştü, ipliğiniz pazara çıktı, foyanız ortalığa döküldü; anormal stres ve gerilim sebebinizin nedeni buna mı dayalı? Tekraren ifade ediyorum; geçtiğimiz hafta çarşamba günü yapılan yemin merasiminde TBMM’nin saygınlığına leke düşüren müfsit ve müflis CHP zihniyetini ayıplıyor, haddinizi bilin diyorum" dedi. "MHP 57 yıldır siyaset çınarıdır" Bahçeli, MHP’nin 9 Şubat 2026’da 57’nci kuruluş yıl dönümünü kutladığını hatırlatarak, "57 yıl demek siyasette çınarlaşmak demektir" dedi. Geleceğe yönelik kararlılık mesajı veren Bahçeli, "Bir kere başaran yeniden başarır" ifadesini kullandı.
Bakan Gürlek: "Adalet hizmeti tek bir makamın değil, yargının tüm unsurlarının ortak emeğiyle yükselir"
17 Şubat 2026 Salı - 12:11 Bakan Gürlek: "Adalet hizmeti tek bir makamın değil, yargının tüm unsurlarının ortak emeğiyle yükselir" Adalet Bakanı Akın Gürlek, yargı teşkilatına hitaben yaptığı konuşmada, "Adalet hizmeti tek bir makamın değil, yargının tüm unsurlarının ortak emeğiyle yükselir. Bu bütünün ayrılmaz unsurlarından biri de savunma makamıdır" dedi. Adalet Bakanı Akın Gürlek paylaştığı video ile yargı teşkilatı mensuplarına hitap etti. Güçlü bir adalet sistemi ancak aynı ideale inanan birbirine güvenen ve sorumluluğu birlikte taşıyan güçlü bir teşkilatla mümkün olabileceğini ifade eden Gürlek, "Bugün sizlerle aynı kürsüde görev yapmış, aynı dosyaların arasına sabahlamış, aynı vicdani muhasebeleri yaşamış bir meslektaşımız olarak hitap ediyorum" dedi. "Göreve başladığımız andan itibaren yapısal sorunların çözümü için çalışmalar başlattık" Adliye koridorlarının sesini ve mahkeme kalemlerinin bitmeyen mesaisi hakkında bilgi sahibi olduğunu ifade eden Gürlek, "Dosyaların yalnızca sayılardan ibaret olmadığını, her birinin bir insan hayatına dokunduğunu bilirim. Yirmi yıl boyunca hakim ve cumhuriyet savcısı olarak görev yaptım. İddianame düzenledim. Duruşma yönettim. Karar verdim. O nedenle adalet teşkilatımızın meselelerini biliyorum. İş yükünün farkındayım. Fedakarlığınızı görüyorum. Göreve başladığımız andan itibaren yapısal sorunların çözümü için çalışmalar başlattık. İş yükü analizleri yeniden yapılacak. Norm kadro sistemi güncellenecek. Performans ölçütleri daha adil ve objektif bir zemine oturtulacak. Hakim ve savcılarımızın mesleki gelişimini güçlendiren uzmanlaşma ve eğitim modellerini hayata geçireceğiz. Adalet personelimizin özgü haklarını iyileştirmek için somut adımlar atacağız. Çünkü güçlü bir adalet ancak huzurlu ve motive güvende hisseden bir teşkilatta mümkündür. Yönetim anlayışımız açık ve nettir. İstişare edeceğiz. Sahaya kulak vereceğiz. Verilere dayalı karar alacağız" diye konuştu. "Adalet hizmeti tek bir makamın değil yargının tüm unsurlarının ortak emeğiyle yükselir" Hakim ve savcılara seslenen Bakan Gürlek, "Adalet yalnızca kanunu doğru uygulamak değildir. Kendi teşkilatımız içinde hakkaniyeti yaşatmaktır. Kurum içinde güveni ve adaleti yüceltmektir. Bu nedenle şeffaflığı artıracağız. Liyakatı esas alacağız. Kurumsal aidiyeti güçlendireceğiz. Mesleki itibarı daha da yukarı taşıyacağız. Ben de sizler gibi aynı cübbeyi giydim. Aynı sorumluluğun ağırlığını hissettim. Bugün o sorumluluğu daha geniş bir görev alanında sürdürüyorum. Bu teşkilat benim yuvamdır. Bu büyük adalet ailesinin her ferdi benim yol arkadaşımdır. Birlikte başaracağız. Birlikte güçleneceğiz. Çünkü adalet hizmeti tek bir makamın değil yargının tüm unsurlarının ortak emeğiyle yükselir. Bu bütünün ayrılmaz unsurlarından biri de savunma makamıdır" dedi. Avukatlara seslenen Bakan Gürlek konuşmasını şöyle noktaladı: "Sizler yargının üç sac ayandan birisiniz. Adaletin vazgeçilmez parçasısınız. Mahkeme salonlarında üstlendiğiniz sorumluluk, gösterdiğiniz mesleki kararlılık ve emeğiniz adaletin tam anlamıyla tecelli etmesinin temel şartıdır. Hakim hüküm kurar, savcı iddia eder. Ancak savunma güçlü olduğunda adalet gerçek anlamda hayat bulur. Avukatlarımızın mesleki güven işinde saygınlıkla ve etkin biçimde sürdürülebilmeleri için gerekli ortamı güçlendirmeye devam edeceğiz. Barolarımızla daha yakın ve düzenli istişare mekanizmaları kuracağız. Fiziki şartlardan dijital erişime kadar her alanda işbirliğini artıracağız. Savunmanın güçlenmesi yargının güçlenmesidir. Yargının güçlenmesi ise toplumun adaleti olan güveninin güçlenmesidir. Biz 26 bin 765 hakim ve savcımızla 96 bin 53 üç adalet personelimizle 83 bin 929 ceza ve tevkifevleri teşkilatı mensubumuzla 208 bin 223 avukatımızla büyük bir adalet ailesiyiz. Aynı ideale inanan, aynı vicdana yaslanan, aynı sorumluluğu paylaşan güçlü bir bütünüz. Bu bilinçle yargı teşkilatımızın tüm mensuplarını, savunma makamını ve adalet hizmetine emek veren herkesi saygı ve muhabbette selamlıyorum. Birlikte daha adil bir gelecek inşa edeceğiz."
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yalçın: "Muhalefet partileri LGBT meselesinde açık bir pozisyon üretmiş değiller"
17 Şubat 2026 Salı - 11:50 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yalçın: "Muhalefet partileri LGBT meselesinde açık bir pozisyon üretmiş değiller" AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İnsan Hakları Başkanı Hasan Basri Yalçın, "Muhalefetin, LGBT saldırganlığına karşı ne dediklerini bilmiyoruz. LGBT meselesinde açık bir pozisyon üretmiş değiller" dedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İnsan Hakları Başkanı Yalçın, AK Parti İnsan Hakları Başkanlığı tarafından partinin Genel Merkez binasında gerçekleştirilen ’İnsan Hakları ve Aile Zirvesi’ programında konuştu. Yalçın, AK Parti olarak aileye verilen önem doğrultusunda birçok meselede aileyi merkeze aldıklarını ifade ederek, "AK Parti iktidarlarının 24 yıllık icraat performansına baktığınız zaman hep merkezinde insan olan; insanın hayatını kolaylaştırmak, yaşam standardını geliştirmek ve insana hizmet etmek gibi bir perspektif vardır. Hastane inşaatından bile insanın hayatını kolaylaştırmak veya bir okul inşaatında bile insanın yaşamının kalitesini artırmak gibi hedefler vardır. Bunların ötesinde AK Parti devlet-millet kucaklaşmasını sağlayarak, ülkedeki vesayet mekanizmalarının çökmesini sağlayarak, insanın merkezde olduğu bir ülkeyi inşa etme siyasetini 24 yıldır devam ettirmektedir" ifadelerini kullandı. "İnsan hakları ve insanı korumak için ailenin ne derece önemli olduğunu hepimiz biliyoruz" Son dönemde özellikle küresel siyasette meydana gelen bazı gelişmeler doğrultusunda aile meselesini çok daha önemli yere koyduklarını aktaran Yalçın, "Biliyoruz ki aile olmadan insan olmaz. Bir insanın, insani olarak var olabilmesini ve yaşamını huzurlu bir ortamda sürdürebilmesini sağlayan en temel yapı taşı ailedir. Birileri kendi menfaatleri çerçevesinde aile yapısını tüm dünyada ortadan kaldırmaya yönelik eğilimlerin içerisine girmiş durumdadır. Bizim aileye dair pozisyonumuz başından beri belli. Ailenin bir kadın ve bir erkekten meydana geldiğini ve bir nikah akdi ile gerçekleştirilebileceğini, bunun dışındaki herhangi bir dayatmanın AK Parti tarafından kabul edilemez olduğunu ve toplumumuza yönelik propagandaların, eğilim üretme çabalarının karşısında olduğumuzu defalarca dile getirdik. İnsan hakları ve insanı korumak için ailenin ne derece önemli olduğunu hepimiz biliyoruz" diye konuştu. "Muhalefet partileri olarak LGBT meselesinde açık bir pozisyon üretmiş değiller" Türkiye’de başta ana muhalefet partisi olmak üzere birçok muhalefet partisince aileye dair tutumun net bir şekilde ortaya konulmadığını kaydeden Yalçın, "LGBT saldırganlığına karşı ne dediklerini bilmiyoruz. LGBT meselesinde açık bir pozisyon üretmiş değiller. Aileyi savunup savunmadıklarını, kadın-erkek ilişkilerinde neyi söylediklerini çok net bilmiyoruz. Bunun değerlendirmesini vatandaşlarımız yapacak ama bizim ne dediğimiz belli. Biz ailenin en kutsal birlikteliklerden bir tanesi olduğunu, aileyi ister küresel ister yerel olmak üzere her türlü saldırıdan, insana verdiğimi değer nedeniyle korumaya devam edeceğimizi açık ve net bir şekilde söylüyoruz" değerlendirmesinde bulundu. Gelecek dönemde dünya siyasetinin en merkezi konularından bir tanesinin ’aile meselesi’ olacağını dile getiren Yalçın, sözlerine şöyle devam etti: "Nüfus planlaması yapmaya çalışanlar birçok yerde açıkça ilan ettiler ki aslında insanlığın nüfusunun bu gezegen için fazla olduğu ve bu nüfusun bir şekilde indirilmesi gerektiği kanaatlerini açık bir şekilde dile getiriyorlar. Belki de bir insanlık soykırımından bahsediyorlar. Belki de insan nüfusunu düzenlemek için çok ciddi insan sayısını azaltmaya yönelik çalışmaları yakından takip ediyoruz. Sosyal medya mecrasında kadın-erkek ilişkilerinden ziyade erkek-erkek, kadın-kadın ilişkileri gençlerimize yoğun bir şekilde propaganda yapılıyor. Bir dizi mecrasında çok normal bir genç erkek ya da kadın her türlü yaşamında mutlu olmasını gerektirici şartlar olmasına rağmen kadın kadına veya erkek erkeğe ilişkiyi tercih etmediğinde huzur bulmayacağına yönelik propagandaların yapıldığı dizileri gençlerimize izletiyorlar. Sosyal medya mecralarında bunları sanki çok normalmiş, insan fıtratı bu yöne de evrilebilirmiş gibi bir propagandayı, zihin bulandırma işlemini gerçekleştiriyorlar."