Yerel Haberler
Ankara
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 22:11 Ankara’da ‘Kalbin Emeği’ sergisi sanatseverlerle buluştu Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından Ankara Kalkınma Ajansı aracılığıyla yürütülen Nallıhan İğne Oyası Projesi kapsamında düzenlenen ‘Kalbin Emeği’ fotoğraf sergisi sanatseverlerle buluştu. Ankara Kalkınma Ajansı aracılığıyla Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürütülen "Anadoludakiler Kültürel Mirasın Korunması, Kadın Üreticilerin Güçlendirilmesi: Nallıhan İğne Oyası Projesi" kapsamında düzenlenen ‘Kalbin Emeği’ fotoğraf sergisi, Arı Kültür Merkezi’nde açıldı. Çankaya Üniversitesi Kadın Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin küratörlüğünü üstlendiği sergide, fotoğraf sanatçısı F. Dilek Yurdakul’un objektifinden yansıyan 60 eser yer aldı. "Kültürümüzün kadınların eliyle yaşatılması beni çok etkiledi" ‘Nallıhan İğne Oyası Projesi’ kapsamında kadınlara çeşitli eğitimler verildiğini ve bu sayede küçük işletmelerin kurulmasına katkı sağlandığını belirten Çankaya Üniversitesi Kadın Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Direktörü Prof. Dr. Zeynep Karahan Uslu, "2007 yılında Nallıhan’ı ziyaret etmiştim ve orada ipek iğne oyası üreticisi kadınlarla tanışmıştım. Orada kültürümüzün kadınların eliyle yaşatılması beni çok etkiledi. O zaman kendime verdiğim bir söz vardı, bir gün mutlaka döneceğim ve Nallıhan için bir şey yapacağım demiştim. Bu proje çağrısı da buna vesile oldu. Öncelikle bir kadın kooperatifimiz var, birlikte çalışıyoruz. Onlara dijital pazarlamadan, muhasebeden, ürünlerini dijital zeminde satmaya kadar, çeşitli boyutlarda eğitimler vererek aslında iş yapma tarzlarını geliştirecek ve diğer taraftan Nallıhan’da yeni küçük işletmelerin kurulması vesile olmak üzere bir süreç başlattık. Üniversite olarak bunları destekledik ve akabinde tabii toplumsal farklılığını da arttırmak gerekiyor ki birileri ellerini daha tutsun, birileri iğne oyalarımızı çok daha fazla fark etsin" dedi. "Geçmişle gelecek arasında bir köprü oluşturduk" Projeye çeşitli büyük firmaların destek olduğunu ifade eden Prof. Dr. Uslu, "İlk sergimizi emekçi kadınlarımızın ürünleriyle yaptık. Satış boyutuyla da çok iyi karşılık oldu. Ama bugün dedik ki o ürünlerin arkasındaki elleri görelim, bu hikayeleri görelim, hikayelere dokunalım. Bu sergide de Dilek Yurdakul sanatçımız defalarca emekçi kadınlarımızın o anını çekti ve sonrasında biz o anı alarak belki de dünyada bir ilke imza attık. Şöyle ki, iğne oyası yaparken kadınların duygu durumlarını yapay zeka ile analiz ettik, söze döktük. Oradan da dijital sanat eserleri oluşturduk. Böylece geçmişle gelecek arasında bir köprü oluşturduk. İnşallah ülkemizin insanlarında iğne oyasının güzelliğini, zarafetini ve kadın emeğinin kıymetini, hayata neler kattığını gösterme imkanımız olur" diye konuştu. Sergi, 18 Mayıs’a kadar ziyaret edilebilecek.
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 20:48 Başkentte ‘Kalbin Emeği’ fotoğraf sergisi, sanatseverlerle buluştu Ankara Kalkınma Ajansı aracılığıyla, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürütülen Nallıhan İğne Oyası Projesi" kapsamında düzenlenen ‘Kalbin Emeği’ fotoğraf sergisi sanatseverlerle buluştu. Ankara Kalkınma Ajansı aracılığıyla, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürütülen "Anadoludakiler Kültürel Mirasın Korunması, Kadın Üreticilerin Güçlendirilmesi: Nallıhan İğne Oyası Projesi" kapsamında düzenlenen ‘Kalbin Emeği’ fotoğraf sergisi, Arı Kültür Merkezi’nde sanatseverlerle buluştu. Çankaya Üniversitesi Kadın Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin küratörlüğünü üstlendiği sergide, fotoğraf sanatçısı F. Dilek Yurdakul’un objektifinden yansıyan 60 eser yer aldı. Sergi, 18 Mayıs’a kadar ziyaret edilebilecek. "Kültürümüzün kadınların eliyle yaşatılması beni çok etkiledi" ‘Nallıhan İğne Oyası Projesi’ kapsamında kadınlara çeşitli eğitimler verildiğini ve bu sayede küçük işletmelerin kurulmasına katkı sağlandığını belirten Çankaya Üniversitesi Kadın Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Direktörü Prof. Dr. Zeynep Karahan Uslu, "2007 yılında, Nallıhan’ı ziyaret etmiştim ve orada ipek iğne oyası üreticisi kadınlarla tanışmıştım. Orada kültürümüzün kadınların eliyle yaşatılması beni çok etkiledi. O zaman kendime verdiğim bir söz vardı, bir gün mutlaka döneceğim ve Nallıhan için bir şey yapacağım demiştim. Bu proje çağrısı da buna vesile oldu. Öncelikle bir kadın kooperatifimiz var, birlikte çalışıyoruz. Onlara dijital pazarlamadan, muhasebeden, ürünlerini dijital zeminde satmaya kadar, çeşitli boyutlarda eğitimler vererek aslında iş yapma tarzlarını geliştirecek ve diğer taraftan Nallıhan’da yeni küçük işletmelerin kurulması vesile olmak üzere bir süreç başlattık. Üniversite olarak bunları destekledik ve akabinde tabii toplumsal farklılığını da arttırmak gerekiyor ki birileri ellerini daha tutsun, birileri iğne oyalarımızı çok daha fazla fark etsin" açıklamasında bulundu. "Geçmişle gelecek arasında bir köprü oluşturduk" Projeye çeşitli büyük firmaların destek olduğunu ifade eden Prof. Dr. Zeynep Karahan Uslu, "İlk sergimizi emekçi kadınlarımızın ürünleriyle yaptık. Satış boyutuyla da çok iyi karşılık oldu. Ama bugün dedik ki o ürünlerin arkasındaki elleri görelim, bu hikayeleri görelim, hikayelere dokunalım. Bu sergide de Dilek Yurdakul sanatçımız defalarca emekçi kadınlarımızın o anını çekti ve sonrasında biz o anı alarak belki de dünyada bir ilke imza attık. Şöyle ki, iğne oyası yaparken kadınların duygu durumlarını yapay zeka ile analiz ettik, söze döktük. Oradan da dijital sanat eserleri oluşturduk. Böylece geçmişle gelecek arasında bir köprü oluşturduk. İnşallah ülkemizin insanlarında iğne oyasının güzelliğini, zarafetini ve kadın emeğinin kıymetini, hayata neler kattığını gösterme imkanımız olur" diye konuştu.
Sağlık çalışanları iftar sofrasında buluştu
19 Şubat 2026 Perşembe - 21:11 Sağlık çalışanları iftar sofrasında buluştu AK Parti Genel Merkezi’nde, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Halit Yerebakan’ın ev sahipliğinde düzenlenen iftar programında Ankara’da kamuda görev yapan sağlık çalışanları aynı sofrada bir araya geldi. AK Parti Genel Merkezi’nde, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Sağlık Politikaları Başkanı Prof. Dr. Halit Yerebakan’ın ev sahipliğinde düzenlenen iftar programında Ankara’da kamuda görev yapan sağlık çalışanları aynı sofrada bir araya geldi. Ramazan ayının ilk günlerinde gerçekleştirilen buluşma; destek hizmetleri personelinden hemşirelere, teknikerlerden şoförlere, hekimlerden akademisyenlere uzanan geniş bir katılımla, sağlık camiasının "büyük aile" ruhunu yansıttı. Ramazan ayının ilk gününde gerçekleştirilen programda; Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, geçmiş dönem Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Ankara Üniversitesi Rektörü Necdet Ünüvar ve TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu’nda görev yapan AK Parti milletvekilleri yer aldı. İftar programında yapılan değerlendirmelerde, Ramazan’ın yalnızca bir ibadet ayı değil; aynı zamanda dayanışmayı büyüten, aile bağlarını güçlendiren, toplumsal birlikteliği tazeleyen "ortak sofra" olduğu vurgulandı. Sağlık hizmetinin, sadece bir meslek değil; emanet bilinciyle yürütülen, ekip ruhuyla ayakta duran bir sorumluluk alanı olduğunun altı çizildi. Programda konuşan Yerebakan, Ramazan ayının sadece bir ibadet zamanı değil; aynı zamanda "yılın en uzun süren aile buluşması" olduğunu vurguladı. Ramazan sofralarının Türkiye’nin en büyük aile şenliği olduğunu ifade eden Yerebakan, sağlık çalışanlarının bu büyük ortak sofranın huzur ve güven içinde kurulmasındaki rolüne dikkat çekti. Sağlık hizmetinin bir meslekten öte bir "mesai arkadaşlığı ve vicdan sözleşmesi" olduğunu belirten Halit Yerebakan, güçlü sağlık altyapısının siyasi irade ile sahadaki emeğin birlikte yürüyüşünün sonucu olduğunu ifade etti. Sağlıklı Türkiye Yüzyılı hedefinin merkezinde sağlık çalışanlarının emeği ve birikiminin bulunduğunu söyleyen Yerebakan, sağlık politikalarının sadece fiziki altyapıyı değil, çalışanların huzurunu ve sistemin insani boyutunu güçlendirmeyi esas aldığını ifade etti. Programın ev sahibi AK Parti Sağlık Politikaları Başkanlığı, sağlık çalışanlarının fedakârlığının toplumun huzuru ve güveni için taşıdığı öneme dikkat çekerek; sahadan gelen tecrübelerin, önerilerin ve ihtiyaçların politika süreçlerine yansıtılması konusunda kararlılık mesajı verdi. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu da konuşmasında sağlık çalışanlarının fedakârlığına dikkat çekerek, Türkiye’nin sağlık alanında ulaştığı seviyenin ortak emeğin sonucu olduğunu belirtti. Program, Ramazan ayının birlik, dayanışma ve ortak sorumluluk ruhuna vurgu yapan mesajlarla sona erdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: ""Yıllarca bize ahlak satan, demokrasiden dem vuran, hak, hukuk, özgürlük kavramlarını sopa olarak kullanan aktörlerin çirkin yüzleri tek tek ortaya çıkıyor."
19 Şubat 2026 Perşembe - 20:16 Cumhurbaşkanı Erdoğan: ""Yıllarca bize ahlak satan, demokrasiden dem vuran, hak, hukuk, özgürlük kavramlarını sopa olarak kullanan aktörlerin çirkin yüzleri tek tek ortaya çıkıyor." Cumhurbaşkanı Erdoğan: ""Yıllarca bize ahlak satan, demokrasiden dem vuran, hak, hukuk, özgürlük kavramlarını sopa olarak kullanan aktörlerin çirkin yüzleri tek tek ortaya çıkıyor."- "Şehitlerimizin aziz emanetleri olan siz kıymetli ailelerimize Rabbimden sabr-ı cemil niyaz ediyorum. Bizim inancımıza göre nübüvvetten sonra en yüce makam şehadettir. Vatanı, milleti, inancı ve istikbali uğruna canını feda etmek; fedakârlığın ve kahramanlığın en ulvî mertebesidir."- "Bugün dünya siyaseti yeni baştan şekilleniyor. Yakın çevremizde çok ciddi, krizler, çatışmalar ve gerilimler yaşanıyor."- "Bugün İHA’lar, SİHA’lar, füzeler, roketler, gemiler, helikopterler ve tanklar dahil hemen her alanda kendi ihtiyaçlarımızı kendimiz karşılayabiliyoruz."- "Günde beş vakit semaya yükselen ezan-ı Muhammedi’yi susturamadılar. Gönderde nazlı nazlı dalgalanan bayrağımızı indiremediler. Devletimizi işgal, milletimizi esir edemediler."- "Can verdik, canımızdan aziz bildiğimiz evlatlarımızı toprağa verdik. Fakat tarihimizin hiçbir döneminde istiklalimizden taviz vermedik" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bugün geldiğimiz noktada Türkiye kendi güvenliği için yalnızca sınırları dahilinde değil sınırların ötesinde de her türlü adımı atmaktadır. Nerede bir tehdit ve tehlike varsa kimseden icazet almadan kaynağında etkisiz hale getiriyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu yıl da Ramazanın ilk iftarını Çankaya Köşkü’nde şehit yakınları, gaziler ve gazi yakınlarıyla birlikte yaptı. İftar programının ardından konuşma gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, gündeme dair konuştu. Terörsüz Türkiye süreciyle ilgili değerlendirme yapan Erdoğan, "Şehit yakınlarımızı ve gazilerimizi rahatsız edecek hiçbir girişime söze tavır ve eyleme müsamahamızın olmadığını ve olamayacağını en iyi sizler biliyorsunuz" ifadelerini kullandı. "Şehitlik mertebesine ulaşmak hakkın katında ne kadar kıymetliyse geride kalanların sabırlı ve metanetli olmaları da aynı derecede kıymetlidir" Ramazan ayının tüm İslam alemi için hayırlar getirmesini dileyen şehitlik mertebesinin öneminden bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sözlerimin hemen başında vatanı, milleti, bayrağı ve canından aziz bildiği değerleri uğruna hayatlarını feda etmiş tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Bu kutlu yolda mücadele ederken gazilik mertebesine erişmiş kardeşlerimizi de şükranla yad ediyor, hepsine bereketli ömürler temenni ediyorum. Şehitlerimizin aziz emanetleri olan sizlere, şehit ailelerine Rabbim her daim sabrı cemil ihsan eylesin. Bizim inancımıza göre nübüvvetten sonra en yüce makam şehadettir. Vatanı için, milleti için, inancı için, milletinin istikbali için canından geçmek şüphesiz fedakarlığın kahramanlığın en büyüğüdür. Şehitlik mertebesine ulaşmak hakkın katında ne kadar kıymetliyse geride kalanların sabırlı ve metanetli olmaları da aynı derecede kıymetlidir. Şehit ailelerimizin bu hassasiyeti her zaman gözettiğinin asaletlerini ve metanetlerini her zaman koruduğunun bizler yakın şahidiyiz. Sizlerle milletçe iftihar ettiğimizi burada tekraren vurgulamak istiyorum" diye konuştu. "Can verdik, canımızdan aziz bildiğimiz evlatlarımızı toprağa verdik. Fakat tarihimizin hiçbir döneminde istiklalimizden taviz vermedik" Türk milletinin Anadolu’yu vatan haline getirmek için birçok mücadele verdiğini belirten Erdoğan, "Milletimiz bin yıldır yaşadığı bu toprakları kendisine ebedi vatan kılmak için çok çetin imtihanlardan geçti. Haçlı seferlerine, Moğol saldırılarına, işgal teşebbüslerine maruz kaldık. Nice şehrimiz talan edildi. Kasabalarımız, köylerimiz defalarca yakıldı, yıkıldı, harap oldu. Ama ne yaptılarsa bizi bu topraklardan söküp atamadılar. Günde beş defa gökyüzüne yükselen Ezan-ı Muhammedileri susturamadılar. Gönderde nazlı nazlı dalgalanan bayrağımızı indiremediler. Devletimizi işgal, milletimizi esir edemediler. Şunu bugün bir kez daha gururla söylemek isterim. Can verdik, canımızdan aziz bildiğimiz evlatlarımızı toprağa verdik. Fakat tarihimizin hiçbir döneminde istiklalimizden taviz vermedik. Karşılaştığımız bütün badirelerden şehitlerimizden aldığımız ilhamla, Malazgirt ruhuyla, Çanakkale ruhuyla kurtulduk. İstiklal Harbi’nde yedi düvele karşı bu ruhla galip geldik. Kıbrıs’ta akan kanı bu ruhla durdurduk. 15 Temmuz destanını bu ruhla yazdık. Ekonomik saldırıları milli birliğimizi ifsad etmeye yönelik manipülasyonları ve dezenformasyon kampanyalarını bu ruhla bertaraf ettik. Yaklaşık elli yıldır devam eden terörle mücadelemizi bu ruhla sürdürdük" ifadelerini kullandı. "Oynanan oyunların da kurulan tuzakların da tuzak kuranlarla birlikte kuzu postu giydirilmiş sırtlan sürülerinin de gayet farkındayız" Şehitlerin hayatları pahasına kendilerine emanet ettiği değerlerin vatan, ezan, bayrak, bağımsızlık milletin hak ve hukukunu korumak olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz de tam 23 yıldır bu emanetlere sahip çıkmanın bu emanetlere gölge düşürmemenin mücadelesini veriyoruz. Bakınız bugün dünya siyaseti yeni baştan şekilleniyor. Yakın çevremizde çok ciddi krizler çatışmalar ve gerilimler yaşanıyor. Yıllarca bize ahlak satan, demokrasiden dem vuran tek ellerine aldıkları halk hukuk, özgürlük kavramlarını bir sopa olarak kullanan aktörlerin çirkin yüzleri tek tek ortaya çıkıyor. Medeniyet dediklerinin tek dişi kalmış canavar olduğunu hepimiz bir kez daha görüyoruz. Devletimiz tecrübeli ve liyakatli kadroların yönetiminde bu zorlu süreçleri hamdolsun çok başarılı bir şekilde yönetmektedir. Oynanan oyunların da kurulan tuzakların da tuzak kuranlarla birlikte kuzu postu giydirilmiş sırtlan sürülerinin de gayet farkındayız" açıklamasında bulundu. "Türkiye kendi güvenliği için yalnızca sınırları dahilinde değil sınırların ötesinde de her türlü adımı atmaktadır" Türkiye’nin artık birçok alanda kendi ürünlerini yapmaya başladığını, bir karar alacağı zaman kimseye danışmak zorunda olmadığını söyleyen Erdoğan, "Bugün geldiğimiz noktada Türkiye kendi güvenliği için yalnızca sınırları dahilinde değil sınırların ötesinde de her türlü adımı atmaktadır. Nerede bir tehdit ve tehlike varsa kimseden icazet almadan kaynağında etkisiz hale getiriyoruz. Kahraman ordumuzun ve diğer güvenlik birimlerimizin operasyonları sayesinde terör örgütlerinin hareket kabiliyetini ciddi ölçüde sınırlandırdık. Savunma sanayinde 23 yılda geldiğimiz seviye zaten ortada. Daha önce yüzde 80 oranında yurt dışına bağımlı olduğumuz bu alanda şimdi yüzde 80 yerlilik oranına ulaştık. Bugün İHA’lar, SİHA’lar, füzeler, roketler, gemiler, helikopterler ve tanklar dahil hemen her alanda kendi ihtiyaçlarımızı kendimiz karşılayabiliyoruz. İnşallah yarın sıra savaş uçaklarına, uçak gemilerine gelecek. Cenabı Allah’a sonsuz şükürler olsun. Azmettik, çalıştık, kendimize güvendik ve işte 23 yılda buralara geldik. Aziz kardeşlerim, şimdi sahadaki tüm bu kazanımları kalıcı hale getirmek istiyoruz" dedi. "Şehit yakınlarımızı ve gazilerimizi rahatsız edecek hiçbir girişime söze tavır ve eyleme müsamahamızın olmadığını ve olamayacağını en iyi sizler biliyorsunuz" Terörsüz Türkiye sürecine dair de konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti: "Bundan 16 ay önce başlattığımız Terörsüz Türkiye çalışmalarında kısa sürede kayda değer mesafe alındı. Sınırlarımız içinde ve dışında ülkemize yönelik güvenlik risklerinde ciddi manada azalma oldu. Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde kurduğumuz komisyonumuz beş Ağustos’tan beri yürüttüğü çalışmaları dün itibariyle nihayete erdirdi. Ülkemizde bunlar yaşanırken komşumuz Suriye’de de güzel gelişmeler yaşanıyor. Suriye’nin kuzeyindeki sorunun kan dökülmeden çözülmesin noktasında geçen ay anlaşmaya varıldı. Tam entegrasyona giden süreç başlamış oldu. Büyük bir hassasiyetle ve çok boyutlu olarak yürüttüğümüz bu çalışmaları inşallah kazasız belasız menziline ulaştıracağız. Başta şehit yakınlarımız olmak üzere 86 milyonun emanetini taşıdığımızın bilinciyle fevkalade dikkatli tedbirli ve titiz hareket ediyoruz. Yaklaşık yarım asırdır milletimizin yüreğini yakan bu musibetten Türkiye’yi inşallah ebediyen kurtarmakta kararlıyız. Bunu da 23 yıldır olduğu gibi şehitlerimizin uğruna canlarını feda ettikleri emanetlere leke sürdürmeden, o kahramanların aziz ruhlarını incitmeden, şühedanın kemiklerini asla sızlatmadan başarmak niyetindeyiz. Şehit yakınlarımızı ve gazilerimizi rahatsız edecek hiçbir girişime söze tavır ve eyleme müsamahamızın olmadığını ve olamayacağını en iyi sizler biliyorsunuz. Çözümsüzlükten beslenenler gerilime ve çatışmaya bel bağlayanlar Türkiye’nin ayağındaki kanlı prangadan kurtulmasını istemeyenler bizim hüsnü niyetimizi görmese de sizler samimiyetimizi görüyorsunuz. Allah’ın izniyle bunların oyunlarına gelmeyeceğiz. Uyanık olacak aramıza nifak sokmaya çalışanlara prim vermeyeceğiz. Değerli kardeşlerim şunu lütfen hiçbir zaman unutmayınız; Sizler bize aziz şehitlerimizin emanetlerisiniz. Emanete layıkıyla sahip çıkmak bizim boynumuzun borcudur. Devletimiz dün olduğu gibi yarın da tüm imkanlarıyla yanınızda olmaya devam edecektir." "1995 ile 2002 yılları arasında sadece 6 bin 315 şehit yakını ve gazimizin kamuda istihdamı sağlanmıştı. 18 Eylül’de 630 atama ile bu sayı 52 bine ulaştı" Şehit yakınları için son 23 yılda daha önce gündemde bile olmayan nice hizmeti, imkanı, hakkı, kolaylığı devreye aldıklarını dile getiren Erdoğan, "İlave istihdam hakkından aylıklara, gazilerimize bakım desteğinden araç alımında ÖTV muafiyetine. Yavrularımızın özel eğitim kurumlarından ücretsiz yararlanmasından, faturalarda ve seyahatlerde indirim hakkına çok geniş bir yelpazede şehit yakınları ve gazilerimizin yanında olduk. Şurası da son derece önemlidir; 1995 ile 2002 yılları arasında sadece 6 bin 315 şehit yakını ve gazimizin kamuda istihdamı sağlanmıştı. 18 Eylül’de 630 atama ile bu sayı 52 bine ulaştı. Şehitlerimizin aziz hatıralarını yaşatmak için 4 bin 227 okul, cadde, sokak ve kamu alanına onların isimlerini verdik. Kıbrıs Barış Harekatı şehitlerimizin ailelerine ve gazilerimize 31 bin 271 madalya tevcihini tamamladık. Daha burada sayamayacağımız pek çok hizmeti ve imkanı Allah’a hamdolsun şehit yakınlarımızın istifadesine sunduk. Aile, İçişleri ve Milli Savunma Bakanlıklarımız bir yandan, Milli Savunma Komisyonumuz diğer yandan. AK Partimizin ilgili birimleri bir başka koldan seferberlik ruhuyla şehit yakını ve gazilerimizin derdiyle yakından dertlenmekte talep ve beklentilerine çözüm üretmektedir. Şehit yakınları ve gazilerimizin her an yanında yakınında olmaya çalışan bakanlıklarımızı ve tüm kurumlarımızı yürekten tebrik ediyorum. İnşallah bundan sonra da sizi asla yalnız bırakmayacak sizlere her türlü desteği vermeyi sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı. (ÖZ-Y)
Adalet Bakanı Gürlek: "Yasa dışı bahis ve uyuşturucuyla mücadele 81 ilde sürecek"
19 Şubat 2026 Perşembe - 16:06 Adalet Bakanı Gürlek: "Yasa dışı bahis ve uyuşturucuyla mücadele 81 ilde sürecek" Adalet Bakanı Akın Gürlek, yasa dışı bahis ve uyuşturucuyla mücadelenin ülke genelinde kesintisiz sürdürüleceğini belirterek, "Bu konuda kararlılığımız 81 ilde devam edecek" dedi. Bakan Gürlek, yasa dışı bahis, uyuşturucu, sosyal medya hesaplarına kimlik doğrulaması, FETÖ ile mücadele ve ALO Adalet hattı dahil birçok konuda açıklamalarda bulundu. Suçla mücadelenin tavizsiz ve kesintisiz süreceğini vurgulayan Gürlek, özellikle gençleri hedef alan suç ağlarına karşı yürütülen yasa dışı bahis ve uyuşturucu operasyonlarının 81 ilde kararlılıkla süreceğini söyledi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olduğu dönemde yasa dışı bahisle "sonuna kadar" mücadele ettiğini ifade eden Gürlek, "Bu konuda çok büyük operasyonlarımız oldu. Yasa dışı bahis sistemini çözdük. Bu bahis şirketleri sürekli olarak dolandırıcılıkta olduğu gibi yöntem değiştiriyorlar. Yasa dışı bahiste de aynı yöntem takip ediliyor. Ancak bu konuda kararlıyız" dedi. "Doğrulanmayan hesaplar için BTK devreye girecek" Sosyal medya alanında yürütülen düzenleme çalışmalarına da değinen Gürlek, "Sosyal medyayla ilgili bildiğim kadarıyla bir yasa çalışması var. Aile Bakanlığımız ile bu konuda da yakın temas içerisindeyiz ve birlikte bu çalışmamızı yöneteceğiz" diye konuştu. Yasanın Meclis’ten geçmesinin ardından Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun (BTK) devreye gireceğini belirten Gürlek, doğrulanmayan hesaplara süre tanınabileceğini ifade ederek "Yasanın Meclisten geçmesinin ardından devreye BTK girecektir. Söz konusu hesaplara bir süre verilecektir. O süre içerisinde doğrulamalar yapılabilir" diye konuştu. "Sosyal medyada bir şahıs yorum yapacaksa kimliği belli olacak" Kimlik doğrulamanın esas olacağını vurgulayan Gürlek, "Yani sosyal medyada bir şahıs yorum yapacaksa, bir yazı yayınlayacaksa kesinlikle kimliği belli olacak. Kimliği doğrulanmadan sahte hesapla ya da yurt dışından bir fake hesapla bunu yapmayacak" değerlendirmesinde bulundu. Cezai sorumluluk vurgusu yapan Gürlek, "Eğer sosyal medyada şahıs bir açıklama yapıyorsa, bir hedef gösteriyorsa o kişinin kimliği belli olduğu için artık onun da cezai sorumluluğu başlayacak. Bu konuda sosyal medyayla ilgili yasa çalışmasına önem veriyorum" ifadelerini kullandı. "Suça sürüklenen çocuk tanımını da değiştirmek istiyoruz" Son dönemde kamuoyunu meşgul eden ‘suça sürüklenen çocuk’ kavramının 12. Yargı Paketi’nde ele alınacağını vurgulayan Bakan Gürlek, "Suça sürüklenen çocukla ilgili 12. Yargı Paketi’ne bir ekleme çalışması yapacağız. Bu konuyu Aile Bakanlığımız ile birlikte istişare halinde olarak yürüteceğiz" diye konuştu. Çalışmaların takvimine ilişkin bilgi veren Gürlek, "Özellikle bu konuda hızlanarak yaza kadar bunu yüce Meclisimize getirmeyi planlıyoruz. Suça sürüklenen çocuk tanımını da değiştirmek istiyoruz. Avrupa’da özellikle suça sürüklenen çocuk tanımında bulunan kişilerin yaşları on. Bu konularda da çalışmalarımızı sürdürüyoruz" ifadelerini kullandı. "Biz kesinlikle sokak çetelerine göz açtırmayacağız" Suç örgütleri ve sokak çetelerinin kanuni boşluklardan yararlanıp bunu istismar ettiğini vurgulayan Bakan Gürlek, "11’inci Yargı Paketi’nde bu alanda bazı düzenlemeler yapıldı. 12’nci Yargı Paketi hazırlıkları ise devam ediyor" diye konuştu. Atlas ve Minguzzi cinayetleri sonrasında acılı aileleri aradığını anlatan Gürlek, "Çocuk kavramını ele almamız gerekiyor. Ceza hukukumuz bakımından 12-18 yaş aralığındaki çocukların cezai sorumlulukları var. İşte bizim ceza kanunumuzda 12-15 yaş grubu var, bir de 15-18 yaş grubu var. Bunlarla ilgili çalışacağız. Biz kesinlikle sokak çetelerine göz açtırmayacağız" dedi. "FETÖ ile mücadeleye kararlılıkla devam edeceğiz" Konuşmasında terörle mücadelede kararlılık mesajı veren Adalet Bakanı Gürlek, "FETÖ ile mücadeleye kararlılıkla devam edeceğiz. Bu konuda herhangi bir gevşeme asla söz konusu olamaz" dedi. "’Alo Adalet’ hattını kuracağız, pilot bölge İstanbul olacak" Vatandaşın yargı kurumlarına erişimini kolaylaştırmak ve yaşadığı sorunlara hızlı çözüm bulabilmesi amacıyla ‘Alo Adalet’ hattının kurulacağını vurgulayan Gürlek, pilot uygulamanın İstanbul’da başlatılacağını söyledi. Bakan Gürlek, "Alo Adalet hattını kuracağız. Pilot bölge İstanbul olacak. Vatandaş ya adliyeyi ya da Alo Adalet hattını arayacak. Yapay zekâ destekli bir çalışma yürüteceğiz. Nerede ne eksiklik var ise bununla ilgili yapay zekâdan da destek alarak bu hattın verimli çalışmasını sağlayacağız. Vatandaşlarımız Alo Adalet hattına ulaşacak. Bu telefonla da olabilir, e-maille de olabilir, aynı şekilde CİMER üzerinden de olabilir" diye konuştu.