Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Ankara
Bakan Tekin: "Teknolojiye yön verecek insanı yetiştiren ülkeler, geleceğin dilini de kendi değerleriyle kurma imkanına sahip olacaklar"
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 12:29:19
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin teknolojinin sürekli olarak gelişmesi hakkında, "Teknolojiye yön verecek insanı yetiştiren ülkeler, geleceğin dilini de kendi değerleriyle kurma imkanına sahip olacaklar. Zira her teknoloji, arkasındaki insan tasavvurunun izini ve rengini taşıyacaktır" dedi. Bakan Tekin, Ankara Ticaret Odası’nda (ATO) düzenlenen "İnsan Değer ve Teknoloji" temalı eğitim zirvesine katıldı. Eğitimde dijitalleşme, yapay zeka uygulamaları ve insan odaklı eğitim anlayışının ele alındığı programda konuşan Bakan Tekin, teknolojinin eğitim süreçlerinde önemli bir araç olduğunu ancak insan değerlerinin her zaman ön planda tutulması gerektiğini söyledi. ATO ev sahipliğinde gerçekleştirilen zirvede eğitim dünyasının temsilcileri, akademisyenler ve sektör paydaşları bir araya geldi. Programda teknolojinin eğitim sistemine etkileri, dijital dönüşüm süreci ve geleceğin eğitim modelleri masaya yatırıldı. Yapay zeka ve dijital uygulamaların eğitim süreçlerine entegrasyonunun önemine değinen Tekin, öğrencilerin sadece akademik başarıyla değil; ahlaki, sosyal ve kültürel yönleriyle de desteklenmesi gerektiğini ifade etti. Ayrıca zirve kapsamında eğitimde teknoloji kullanımı, dijital okuryazarlık ve geleceğin öğrenme modellerine ilişkin çeşitli oturumlar gerçekleştirildi. "Dün güç daha çok toprakta, sanayide, sermayede, orduda ve enerji kaynaklarında aranıyordu" Teknolojinin gelişmesiyle birlikte hayatımızı kolaylaştıracak birçok alanlar oluştuğunu belirten Bakan Tekin, "Bugün teknoloji başlığını ele aldığımızda ekranlarımızdaki yeni uygulamaları, hayatımızı kolaylaştıran araçları ve üretimi hızlandıran yazılımları aşan, insanlığın geleceğine doğrudan temas eden kritik bir eşiğin önünde bulunduğumuzu hep beraber görüyoruz. İnsan hayatına dair bilginin kimlerin elinde toplanacağı, bu bilginin hangi maksatla işleneceği, hangi karar süreçlerine yön vereceği, insanın mahrem alanına nerede temas edeceği ve nihayetinde insan iradesinin bu büyük dijital düzen içinde nasıl korunacağı gibi hayati başlıklarla karşı karşıyayız. Dolayısıyla teknoloji meselesi, çağımızın bugün en temel egemenlik başlıklarından birisi dönüşmüş durumda. Dün güç daha çok toprakta, sanayide, sermayede, orduda ve enerji kaynaklarında aranıyordu. Bugün bütün bunların yanına veri merkezleri, algoritmalar, yapay zeka modelleri, dijital platformlar ve göremediğimiz karar sistemleri eklenmiştir. İnsanlığın geleceğine dair mücadele artık ekranda görünen kolaylıkların arkasında, görünmeyen veri akışlarında, insan davranışlarını okuyan sistemlerde ve toplumların kaderine temas eden dijital iktidar alanlarında şekillenmekte" diye konuştu. "Teknolojiye yön verecek insanı yetiştiren ülkeler, geleceğin dilini de kendi değerleriyle kurma imkanına sahip olacaklar" Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) olarak çocukların dijital dünyayla kurduğu ilişkiler için birçok proje geliştirdiklerinin altını çizen Bakan Tekin, "Teknolojiye yön verecek insanı yetiştiren ülkeler, geleceğin dilini de kendi değerleriyle kurma imkanına sahip olacaklar. Zira her teknoloji, arkasındaki insan tasavvurunun izini ve rengini taşıyacaktır. İnsana nasıl bakıyorsanız, kurduğunuz sistem, geliştirdiğiniz yazılım, kullandığınız veri, inşa ettiğiniz dijital düzen de o bakışın rengini taşır. İnsanı haysiyetiyle, iradesiyle, vicdanıyla ve anlam arayışıyla birlikte kavrayan bir akıl, teknolojiyi hayatı mamur kılan bir imkana dönüştürecektir. İnsanı araç eden bir zihin ise en parlak buluşları dahi insanlığın omzuna yüklenmiş ağır bir yük haline getirebilir. MEB olarak biz, evlatlarımızın dijital çağla kurduğu ilişkiyi dar bir kullanım becerisi alanına hapsetmeden ele almaya çaba gösteriyoruz. Çocuklarımızın teknolojiyle teması, ekran karşısında geçirdiği zamanla, kullandığı programla, öğrendiği kodla sınırlı görülmemeli. O temas, çocuklarımızın aynı zamanda düşünme biçimine, sabrına, dikkatine, mahremiyet duygusuna, vatan sevgisine doğruyu arama cesaretine ve insanla kurduğu ilişkinin ahlakına kadar uzanan çok geniş bir perspektifle ele alınmalıdır. Bizim için asıl mesele ise çocuklarımızın dijital dünyada hangi içerikle karşılaştığı kadar, o karşılaşma içinde kendi özgü muhakemesini, edebini, mahremiyetini ve iç bütünlüğünü koruyabilecek tedbirleri almaktır" şeklinde konuştu. "Büyük bir dönüşümün yaşandığı bir çağdayız" Teknolojinin gelişmesiyle birlikte yapay zekanın mesleklerde köklü bir değişim oluşturduğunu ifade eden ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran ise, "Büyük bir dönüşümün yaşandığı bir çağdayız. Dördüncü sanayi devrimi olarak tanımlanan dijitalleşme, yapay zeka, otomasyon ve yeşil dönüşüm gibi başlıkları gündemimizi belirlediği bu süreçte hayatımız, üretim biçimimiz ve mesleklerimiz köklü bir şekilde yeniden şekilleniyor. Bu gelişmeler iş piyasalarında yeniden yapılanmaya itiyor. Yeni meslekler ortaya çıkarken bazı meslekler dönüşüyor. Bazıları ise tamamen ortadan kalkıyor. Böylesine hızlı ve derin bir dönüşümün yaşandığı bir çağda, insanı inşa etmenin en temel yolu olan eğitimin aynı kalması da elbette düşünülemez. Eğitim her ne kadar ilkokuldan üniversiteye kadar öğrencilere okumayı, yazmayı, matematiği, fiziği, kimyayı öğretmek bilgi aktarmak gibi görülse de esasen insanı yetiştirmek, toplumu inşa etmek demektir. Eğitim bilgiden başlar, pratikle gelişir. Onu tamamlayan ve anlamlı kılan şey ise değerlerle buluşmasıdır. Değerler olmadığı zaman topluma fayda sağlayan bir eğitimden bahsetmek mümkün değildir" dedi. "Düşünebilen, sorgulayabilen, çözüm üretebilen, değişime uyum sağlayabilen bireyler yetiştirmek zorundayız" MEB’in projesi olan Türkiye Yüzyılı Maarif Modelinin teknoloji konusunda son derece önemli bir gelişim olduğunu vurgulayan Baran, "Düşünebilen, sorgulayabilen, çözüm üretebilen, değişime uyum sağlayabilen bireyler yetiştirmek zorundayız ama bunun ötesinde tüm bu yetkinlikleri güçlü bir değerler zemini üzerinde inşa etmek durumundayız. Çünkü ilk üç sanayi devrimi de dördüncüyü de gerçekleştiren ve yönlendiren unsur sadece insandır. İnsanı güçlü, hayatı anlamlı kılan ise sadece teknik bilgi değil, ahlak, vicdan ve sorumluluk bilincidir. Tam bu noktada Milli Eğitim Bakanlığımızın hayata geçirdiği, bizzat sayın Bakanımızın projesi olan Türkiye Yüzyılı Maarif Modelinin son derece kıymetli bir yaklaşım olduğunu da özellikle ifade etmek isterim. Bu model bilgiyi, beceriyi ve değeri bir arada ele almasıyla sadece akademik bir başarıyı değil karakter ve şahsiyet inşasını merkezi koymasıyla çok önemli bir ihtiyaca da cevap veriyor" ifadelerini kullandı. Düzenlenen programa, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in yanı sıra, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan, Özel Öğretim Derneği Başkanı Ahmet Akça, ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, öğrenciler ve akademisyenler katılım sağladı. Program, hatıra fotoğrafları çekimi ile son buldu.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 12:26
Gençlerbirliği - Kasımpaşa maçının VAR koltuğunda Eren Özyemişçioğlu görev yapacak
Trendyol Süper Lig’in 33. haftasında bugün oynanacak Gençlerbirliği-Kasımpaşa maçının Video Yardımcı Hakemi (VAR) Eren Özyemişçioğlu oldu. Trendyol Süper Lig’in 33. haftasında saat 20.00’de Gençlerbirliği ile Kasımpaşa karşılaşacak. Zorlu müsabakada Cihan Aydın düdük çalacak. Aydın’ın yardımcılıklarını Furkan Ürün ve Süleyman Özay yapacak. Berkay Erdemir de maçın 4. hakemi olacak. Gençlerbirliği - Kasımpaşa maçının VAR koltuğunda Eren Özyemişçioğlu görev yapacak. Özyemişçioğlu’na AVAR’da Hüseyin Aylak eşlik edecek.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 12:21
Arakçi’den Fidan’a: "ABD’nin bölgedeki adımları diplomasi sürecini zedeliyor"
İran’ın Ankara Büyükelçiliği, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile yaptığı telefon görüşmesinde, ABD’nin Fars Körfezi’ndeki faaliyetleri ve Amerikalı yetkililerin söylemlerinin diplomasi sürecine ilişkin kuşkuları artırdığını söylediğini açıkladı. İran’ın Ankara Büyükelçiliği, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile Dışişleri Bakanı Hakan Fidan arasında bir telefon görüşmesi gerçekleştirildiğini bildirdi. Büyükelçiliğin sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, görüşmede bölgesel gelişmeler ve diplomasi sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunulduğu belirtildi. Paylaşımda, Arakçi’nin görüşmede, "Amerikan güçlerinin son dönemde Fars Körfezi’nde gerilim oluşturan faaliyetleri ve ateşkesi ihlal eden çok sayıdaki eylemleri, Amerikan tarafının diplomasi yolundaki niyeti ve ciddiyetine ilişkin kuşkuları artırmıştır" ifadelerini kullandığı aktarıldı. Arakçi’nin ayrıca, bazı üst düzey Amerikalı yetkililerin "aşağılayıcı ve hakaret içeren söylemlerine" değinerek, Washington yönetiminin yaklaşımının diplomasi sürecini zayıflattığını savunduğu kaydedildi. Paylaşımda, Arakçi’nin, "Amerikan tarafının yıkıcı yaklaşımının diplomasi sürecini zayıflattığını ve İran halkının Amerikan tarafının niyetlerine yönelik güvensizliğini derinleştirdiğini" ifade ettiği belirtildi. İranlı Bakanın, mevcut diplomatik sürecin ilerletilebilmesi için "karşı tarafın yasa dışı saldırıları ile maksimalist ve mantıksız yaklaşımlarının durdurulmasının gerekli olduğunu" söylediği bildirildi.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 12:18
Havayolunda bahar yoğunluğu
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 2026’nın ilk dört ayında 67 milyon 496 bin 871 yolcunun havayolu ile seyahat ettiğini bildirdi. Bakan Uraloğlu, "2026’nın en yoğun yolcu trafiği nisan ayında gerçekleşti. Ay boyunca direkt transit yolcular ile toplam 18 milyon 190 bin 494 yolcu havayolunu kullandı" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürlüğünün 2026 yılı Nisan ayına ait havayolu uçak, yolcu ve yük verilerini değerlendirdi. Söz konusu ayda yolcu ve çevre dostu havalimanlarında iniş-kalkış yapan uçak sayısının, iç hatlarda 83 bin 603, dış hatlarda ise 67 bin 510 olduğunu kaydeden Bakan Uraloğlu, "Böylece toplam uçak trafiği üst geçişler ile 183 bin 876’ya ulaştı" ifadelerini kullandı. Bir ayda 18 milyon 190 bin 494 yolcu seyahat etti Bakan Uraloğlu, Nisan ayında iç hat yolcu trafiğinin 8 milyon 152 bin 578, dış hat yolcu trafiğinin ise 10 milyon 29 bin 706 olarak gerçekleştiğini belirtti. Bakan Uraloğlu, "2026’nın en yoğun yolcu trafiği nisan ayında gerçekleşti. Ay boyunca direkt transit yolcular ile toplam 18 milyon 190 bin 494 yolcu havayolunu kullandı" dedi. Uraloğlu ayrıca, Nisan ayında taşınan yük miktarının iç hatlarda 68 bin 58 ton, dış hatlarda 341 bin 570 ton olmak üzere toplamda 409 bin 627 tona ulaştığını kaydetti. 4 ayda havayolu ile seyahat eden yolcu sayısı 67 milyonu geçti Uraloğlu, Ocak-Nisan döneminde; havalimanlarına iniş-kalkış yapan uçak trafiğinin, iç hatlarda 296 bin 29, dış hatlarda 241 bin 126 olduğunu, böylece üst geçişler ile toplam 688 bin 293’e ulaştığını kaydetti. Uraloğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Türkiye geneli havalimanları iç hat yolcu trafiğinin 31 milyon 427 bin 204, dış hat yolcu trafiğinin 36 milyon 31 bin 243 olduğu bu dönemde direkt transit yolcular ile birlikte toplam 67 milyon 496 bin 871 yolcuya hizmet verildi. 2026 yılı Nisan sonunda hizmet verilen yolcu trafiği 2025 yılının aynı dönemi ile kıyaslandığında; direkt transit dâhil olmak üzere toplam yolcu trafiğinde yüzde 4,8 artış oldu." Uraloğlu ayrıca, söz konusu dönemde havalimanları yük trafiğinin; iç hatlarda 275 bin 764 ton, dış hatlarda 1 milyon 280 bin 763 ton olmak üzere toplamda 1 milyon 556 bin 527 tona ulaştığını da bildirdi. İstanbul Havalimanı 25 milyon 679 bin 7 yolcuya hizmet verdi Bakan Uraloğlu, Türkiye’nin mega projelerinden İstanbul Havalimanı’nda ise Nisan ayında, uçak trafiğinin iç hatlarda 9 bin 604, dış hatlarda 33 bin 863 olmak üzere toplamda 43 bin 467’ye ulaştığını ifade etti. Uraloğlu, İstanbul Havalimanı’nda iç hatlarda 1 milyon 339 bin 948, dış hatlarda 5 milyon 233 bin 793 olmak üzere toplamda 6 milyon 573 bin 741 yolcuya hizmet verildiğini de kaydetti. Ocak-Nisan döneminde ise söz konusu havalimanında iç hatlarda 36 bin 999, dış hatlarda 133 bin 929 olmak üzere toplamda 170 bin 928 uçak trafiği gerçekleştiğini anlatan Uraloğlu, "İç hatlarda 5 milyon 165 bin 82, dış hatlarda 20 milyon 513 bin 925 olmak üzere toplamda 25 milyon 679 bin 7 yolcu trafiği gerçekleşti" dedi. Sabiha Gökçen’de 15 milyon 252 bin 137 yolcu trafiğine hizmet verildi İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’nın uçak ve yolcu trafiği hakkında da bilgi veren Uraloğlu "Nisan ayında iniş-kalkış yapan uçak trafiği iç hatlarda 10 bin 159, dış hatlarda 12 bin 69 olmak üzere toplamda 22 bin 228 olarak gerçekleşti, yolcu trafiği ise; iç hatlarda 1 milyon 747 bin, dış hatlarda 1 milyon 927 bin 362 olmak üzere toplamda 3 milyon 674 bin 362 oldu" dedi. Sabiha Gökçen Havalimanı’nda dört aylık süreçte iç hatlarda 37 bin 899, dış hatlarda 50 bin 472 olmak üzere toplamda 88 bin 371 uçak trafiği gerçekleştiğini ifade eden Uraloğlu, iç hatlarda 6 milyon 781 bin 507, dış hatlarda 8 milyon 470 bin 630 olmak üzere toplamda 15 milyon 252 bin 137 yolcu trafiğine hizmet verildiğini açıkladı. Uraloğlu ayrıca, İstanbul Atatürk Havalimanı uçak trafiğinin söz konusu ayda 2 bin 75, dört aylık dönemde ise 8 bin 250 olarak gerçekleştiğini de bildirdi. Turizm merkezleri 4 ayda 10 milyon 350 bin 681 yolcu ağırladı Bakan Uraloğlu, turizm merkezlerindeki havalimanlarında hizmet sunulan yolcu sayısının dört ayda iç hatlarda 5 milyon 538 bin 375, dış hatlarda 4 milyon 812 bin 306 olmak üzere toplamda 10 milyon 350 bin 681’e ulaştığını kaydetti. İç hatlarda 43 bin 576, dış hatlarda 34 bin 670 olmak üzere toplamda 78 bin 246 uçak trafiği gerçekleştiğini ifade eden Bakan Uraloğlu sözlerine şu şekilde devam etti: "4 aylık dönemde, İzmir Adnan Menderes Havalimanı’nda 3 milyon 623 bin 93, Antalya Havalimanı’nda 5 milyon 457 bin582, Muğla Dalaman Havalimanı’nda ise 587 bin 185 yolcuya hizmet verildi. Muğla Milas-Bodrum Havalimanı’nda toplamda 525 bin 544 yolcuya hizmet verilirken Gazipaşa Alanya Havalimanı’nda toplamda 157 bin 277 yolcu trafiği gerçekleşti."
27 Şubat 2026 Cuma - 12:02
HAK-İŞ Genel Başkanı Arslan: "28 Şubat, Türk demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçmiştir"
Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ) Genel Başkanı Mahmut Arslan, "28 Şubat, Türk demokrasi tarihine bu ülkenin gerçek sahiplerinin tasfiye edilmeye çalışıldığı bir süreç ve kara bir leke olarak geçmiştir" dedi. HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, yaptığı yazılı açıklamada konfederasyon olarak 28 Şubat darbesini 29’ucu yıldönümünde lanetlediklerini ifade ederek, Türkiye demokrasisini hedef alan tüm antidemokratik müdahalelere karşı duracaklarını kaydetti. Arslan, HAK-İŞ olarak darbe ve başka kılıflara bürünmüş bütün antidemokratik müdahaleleri reddettiklerini söyleyerek, "28 Şubat, Türk demokrasi tarihine bu ülkenin gerçek sahiplerinin tasfiye edilmeye çalışıldığı bir süreç ve kara bir leke olarak geçmiştir. İnsan onuru ve haysiyetinin ayaklar altına alındığı bir süreç bütün dünyanın gözleri önünde yaşanmıştır. Başörtülerinden dolayı üniversite kampüslerine alınmayan, coplanan, yerlerde sürüklenen, ikna odalarına alınan kız öğrencilerin kendi ülkelerinde eğitim hakkı ellerinden alınmıştır. Kadınların başörtülerinden dolayı kamuda çalışma hakkı ellerinden alınmış, ehliyet ve pasaport dahi verilmemiştir" açıklamasında bulundu. "28 Şubat darbesi ile tam olarak hesaplaşılamamıştır" 28 Şubat darbesiyle insanlık onurunun ayaklar altına alındığını kaydeden Arslan, "Bütün dünyanın gözleri önünde yaşanan bu utanç verici duruma maalesef bir kısım işçi, işveren ve meslek kuruluşları ile sözde STK’lar sessiz kalmış, hatta bu sürecin taşeronluğunu yapmıştır. Bazı sivil toplum örgütleri yine kendi deyimleriyle oluşturdukları ‘Beşli Çete’ ile üyeleri olan işverenlere, esnafa ve emekçilere ihanet etmiştir. 28 Şubat darbesinde sendikaların kullanılması maalesef büyük bir utanç olarak sendikal tarihimize geçti. 28 Şubat darbesine destek veren bütün kesimlere, kurumlara, aktörlere yargı önünde hesap sorulmadığı, sorulamadığı için 28 Şubat darbesi ile tam olarak hesaplaşılamamıştır. Bu durumun demokrasimizin geleceği açısından endişe verici olduğunu her fırsatta dile getirdik" ifadelerine yer verdi. "28 Şubat dönemini anımsatan çıkışlar, aziz milletimizin sağduyusunda karşılık bulmayacaktır" Arslan, 28 Şubat sürecinin önemli aktörlerinden bir kurumun da içinde yer aldığı kimi çevreler tarafından yapılan açıklamaların ve yayınlanan bildirilerin 28 Şubat’ın karanlık ve baskıcı vesayet dönemlerini hatırlattığını belirterek, "Millet iradesine rağmen şekillenen her türlü vesayet arayışı, hangi kavramın arkasına sığınırsa sığınsın darbe zihniyetinin bir yansımasıdır. Bugün yeniden benzer tartışmaları körükleyenler, 28 Şubat’ın karanlık iklimini hatırlatmakta ve demokratik Türkiye idealine zarar vermektedir. 28 Şubat gibi milletimizin hafızasında derin yaralar açmış, inanç hürriyetini ve emeği ayaklar altına almış bir dönemin yöntemlerini anımsatan bu çıkışlar, aziz milletimizin sağduyusunda karşılık bulmayacaktır. Türkiye artık vesayet odaklarının ‘bildirilerle’ istikamet çizdiği o ‘eski Türkiye’ değildir. Milletimiz, kendi iradesine sahip çıktığını 15 Temmuz’da açık bir şekilde göstermiştir" dedi. HAK-İŞ Konfederasyonu’nun 50 yıllık onurlu tarihinde darbelere, olağanüstü dönemlere, demokrasiye yönelik bütün müdahalelere karşı demokrasiden, milli iradeden, halktan ve özgürlükten yana tavır aldığını dile getiren Arslan, "Bugün de toplumsal kutuplaşmayı tetikleyen bu tür yapay gündemlerin karşısında kararlılıkla durmaktadır. HAK-İŞ olarak Türkiye’de demokrasinin askıya alındığı bütün süreçlerin çalışanların ve emekçilerin zarar görmesine neden olduğuna dikkat çekiyor, nereden gelirse gelsin her türlü darbeye ve başka kılıflara bürünmüş antidemokratik müdahalelere dün olduğu gibi bugün de karşı olduğumuzu bir kez daha ilan ediyoruz" dedi.
27 Şubat 2026 Cuma - 11:55
Sincan’da iftar sofraları kuruluyor, gönüller buluşuyor
, Sincan’da Ramazan ayında belediye tarafından kurulan iftar çadırlarında vatandaşlar oruçlarını hep birlikte açıyor. Millet kıraathanelerinde ders çalışan öğrencilere ise iftar ve sahur vakitlerinde çeşitli ikramlarda bulunuluyor. Sincan, Ramazan ayında paylaşmanın ve birlik ruhunun en güzel örneklerine sahne oluyor. Sincan Belediyesi tarafından Lale Meydanı ve Yenikent’e kurulan iftar çadırlarında her gün binlerce kişi aynı sofralarda oruçlarını açıyor, dualarda buluşuyor. Millet kıraathanelerinde iftar ve sahur ikramları Ramazan ayının manevi atmosferi Sincan’da birlik ve beraberliği pekiştirirken, öğrenciler de unutulmuyor. İlçede faaliyet gösteren 12 millet kıraathanesinde ders çalışan öğrenciler için iftar vakti yemek ikram ediliyor. 24 saat açık olacak Abdurrahim Karakoç, Yavuz Sultan Selim, Evliya Çelebi, Fatih ve Merkez Millet Kıraathanelerinde öğrencilere sahur vakti de ikramlarda bulunuluyor. Sınavlara hazırlanan ve geç saatlere kadar ders çalışan gençler, ikramlarla hem moral buluyor hem de ihtiyaçlarını karşılayabiliyor. Sincan Belediyesi, Ramazan ayında sıcak yemek hizmetiyle de ihtiyaç sahiplerine kucak açıyor. Her gün 594 aile 827 kişiye iki öğün sıcak yemek ulaştırılıyor.
27 Şubat 2026 Cuma - 11:47
ATO Başkanı Baran: "AB’nin yeni stratejisi rekabet gücümüzü etkiler"
Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, Avrupa Birliği’nin (AB) Hindistan ile imzaladığı "Serbest Ticaret Anlaşması (STA)" ve Latin Amerika’ya açılma stratejisi doğrultusunda Güney Ortak Pazarı ile yürüttüğü "Mercosur Bloğu" görüşmelerinin Türk üretici ve ihracatçılarının rekabet gücünü etkileyeceğini kaydederek, "AB’nin Hindistan ile imzaladığı STA ve Güney Ortak Pazarı ile gelişen ilişkileri, Türk üretici ve ihracatçılarını rekabette dezavantajlı duruma getiriyor. Bu süreçte Gümrük Birliği’nin güncellenmesi önemli" dedi. Ankara Ticaret Odası’nın 29. dönem şubat ayı Olağan Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Mustafa Deryal başkanlığında gerçekleşti. ATO Başkanı Gürsel Baran, toplantıda yaptığı konuşmada dünya ekonomisindeki gelişmelere değinerek, AB’nin küresel ekonomide riskleri dağıtmaya yönelik hayata geçirdiği yeni ticaret mimarisi ve üçüncü ülkelerle serbest ticaret anlaşmalarının Türk ekonomisi açısından doğurabileceği olumsuz etkilere değindi. ABD’nin serbest piyasa ideolojisinden uzaklaşarak ekonomik güvenliği önceleyen gümrük vergileri gibi önlemleri hayata geçirmesi, Çin’in yapay zekâ, yarı iletkenler ve yeşil enerji teknolojilerinde katettiği mesafe ve küresel rekabette elde ettiği üstünlükler ile devam eden Ukrayna-Rusya savaşı gibi etkilerin AB ekonomisini kıskaca soktuğunu belirten ATO Başkanı Baran, özellikle ABD’nin uluslararası ticaret kurallarını devre dışı bırakan uygulamalarının ve kendi sanayisine büyük sübvansiyonlar sağlamasının Avrupalı şirketleri yer değiştirmeye zorladığını ifade etti. Avrupa’daki birçok önemli markanın sanayi ve tesislerini ABD ve Çin’e kaydırma planları yaptığını ifade eden Baran, "Avrupa Birliği, sanayisinin ABD’ye yönelmesini ve Çin’e olan bağımlılığını dengelemek için stratejik çeşitlendirme yoluna gidiyor. Bunlardan biri, Hindistan ile yaklaşık 20 yıldır süren müzakerelerini sonuçlandırarak, Serbest Ticaret Anlaşması imzalaması. Bir diğeri ise, Latin Amerika’ya açılma stratejisi doğrultusunda Mercosur yani, Güney Amerika ülkeleri arasında kurulan Güney Ortak Pazarı ile gelişen ilişkiler. AB, bu blokla anlaşmak için de son aşamaya gelmiş durumda. Özetle Avrupa artık riskleri dağıtan bir ticaret mimarisi kurmaya çalışıyor. Tüm bu gelişmelerin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın yürürlüğe girme sürecinde gerçekleşmesi de ayrıca kritik. Tüm bu gelişmeler bizi yakından ilgilendiriyor. Bu sürecin olumsuz etkilerini en aza indirmek için Gümrük Birliği’nin güncellenmesi çok önemli" dedi. Hindistan ürünleri sıfır gümrükle Türk pazarına girebilir AB’nin Hindistan’la imzaladığı "Serbest Ticaret Anlaşması" ile yaklaşık 2 milyar nüfuslu dev bir pazara açıldığını ve Gümrük Birliği gereği Hindistan menşeli ürünlerin Türkiye’ye de AB üzerinden sıfır gümrükle girebilme ihtimalinin söz konusu olduğunu kaydeden Baran, "Buna karşın Türk ihracatçısı Hindistan pazarına girmek istediğinde gümrük duvarıyla karşı karşıya kalacak. Ayrıca Hindistan, sahip olduğu nüfusla bir pazar olmanın yanı sıra AB sermayesi için ülkemize rakip bir üretim üssü haline de gelebilir" dedi. Baran, AB’nin Hindistan ile olduğu gibi Mercosur Bloğu’yla da "Serbest Ticaret Anlaşması" imzalamasının ve bunun sonucunda Güney Amerika’dan gelebilecek ucuz et, tarım ürünü ve endüstriyel hammaddelerin AB pazarına entegre olan Türk tarım ve sanayi sektörünü fiyat rekabetinde zorlayabileceğini kaydetti. "Gümrük Birliği güncelleme çalışmaları devam ediyor" Gümrük Birliği’nin güncellenmesine yönelik çalışmaların devam ettiğini ve ilgili bakanların gereken müzakereleri gerçekleştirerek, tarım ve hayvancılık sektörünün kapsama alınması da dâhil olmak üzere revize taleplerini masaya koyduğunu ifade eden ATO Başkanı Baran, "Bunlar çok kıymetli çalışmalar, ancak geldiğimiz noktada AB ile ilişkilerimizde vize konusu başta olmak üzere pek çok sıkıntı yaşıyoruz. Malların serbest dolaşabildiği yerde, o malı üreten ve ticaretini yapana aynı hak tanınmaması kabul edilebilir bir durum değil. Avrupa Birliği ile Türkiye’nin ilişkisi başlangıcından bu yana bir denge gözetilerek gelişmiştir. Bundan sonra da bir tarafın lehine ya da aleyhine şekillenmesi söz konusu olamaz" dedi. Baran, toplantının ardından meclis üyeleriyle iftarda bir araya geldi.
27 Şubat 2026 Cuma - 11:47
Dualar, ilahiler ve ezgilerle Pursaklar’da Ramazan başladı
Pursaklar Belediyesi, vatandaşların on bir ayın sultanını en verimli ve huzurlu şekilde geçirebilmesi için dopdolu bir program hazırlayarak Ramazan etkinliklerinin startını verdi. Pursaklar’da Ramazan ayının manevi iklimi, Yaşam Merkezi’nde düzenlenen, gencinden yaşlısına tüm yaş grubuna hitap eden, kapsamlı etkinliklerle ilçe genelinde hissedilmeye başlandı. ‘‘Çocuklarımızın neşeyle, büyüklerimizin huzurla, ailelerimizin ise birlikte vakit geçirerek Ramazan’ın bereketini hissetmeleridir’’ Açılış konuşmasın Ramazan’ın birlik ve kardeşlik ayı olduğuna vurgu yapan Belediye Başkanı Ertuğrul Çetin; ‘‘Ramazan ayı; paylaşmanın, dayanışmanın ve manevi huzurun zirveye ulaştığı müstesna bir zaman dilimidir. Bizler de hemşehrilerimizin bu güzel ayı dolu dolu yaşayabilmesi için her sene olduğu gibi bu sene de kapsamlı bir etkinlik programı hazırladık. Yaşam Merkezimizde her akşam farklı bir programla vatandaşlarımızı buluşturacağız. Amacımız; çocuklarımızın neşeyle, büyüklerimizin huzurla, ailelerimizin ise birlikte vakit geçirerek Ramazan’ın bereketini hissetmeleridir’’ dedi. Açılış konuşmasının ardından program, Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı. Manevi atmosferin hâkim olduğu gecede sanatçı Resul Aydemir sahne alarak seslendirdiği ilahi ve ezgilerle katılımcılara huzur dolu anlar yaşattı. Seymen Gösterisi ile milli kültürün izleri sahneye taşınırken, gölge oyunu ve Bubble Şov özellikle çocuklardan büyük alkış aldı. Eğlenceli yarışmaların düzenlendiği gecede, katılımcılara çeşitli hediyeler takdim edildi. Ramazan ayı boyunca her akşam düzenlenecek etkinliklerle Pursaklar’da manevi atmosfer kültür ve sanatla iç içe yaşanacak. İlçe halkı, Ramazan’ın huzurunu ve coşkusunu Yaşam Merkezi’nde bir arada paylaşmaya devam edecek.
27 Şubat 2026 Cuma - 11:43
SATKOF ve USTKON’dan üç ülkeyle sağlık ve ticaret diplomasisi atağı
Guatemala, Hindistan ve Moldova büyükelçiliklerine ziyaret gerçekleştiren SATKOF ve USTKON heyeti, sağlık turizmi ve yatırım alanlarında stratejik iş birliği adımları attı. Sağlık Turizmi Konfederasyonu Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) ile Uluslararası Sanayi ve Ticaret Konfederasyonu Uluslararası Sanayi ve Ticaret Konfederasyonu (USTKON) heyeti, Guatemala, Hindistan ve Moldova’nın Ankara büyükelçiliklerine resmi nezaket ve iş birliği ziyaretleri gerçekleştirdi. Genel Başkan Prof. Dr. Aysun Bay Karabulut öncülüğündeki temaslarda sağlık turizmi, medikal yatırım, tarım teknolojileri ve ticaret diplomasisi başlıkları ele alındı. Heyet, Guatemala Büyükelçiliği ziyaretinde Türkiye’nin uluslararası akredite hastaneleri, uzman insan kaynağı, hasta yönlendirme mekanizmaları ve kalite güvence sistemleri üzerine iş birliği imkanlarını değerlendirdi. Tıbbi aromatik bitkiler, bitkisel ekstrakt üretimi ve sürdürülebilir tarım alanında ortak projeler ile Latin Amerika-Türkiye ticaret köprüsünün güçlendirilmesi gündeme geldi. Hindistan temasları kapsamında Hindistan’ın Ankara Büyükelçisi Muktesh Kumar Pardeshi ile bir araya gelen heyet, Hindistan ile sağlık turizmi, medikal teknoloji, geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları ile yatırım alanlarında geliştirilebilecek stratejik iş birliklerini ele aldı. Uluslararası akreditasyon standartları, hasta güvenliği, ortak bilimsel kongreler ve medikal cihaz alanında ortaklıklar görüşüldü. Heyet ayrıca Moldova Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği’ni ziyaret ederek Büyükelçi Dmitri Croitor ile görüştü. Görüşmede sağlık turizmi, hastane iş birlikleri, tarım ve doğal ürünler ile karşılıklı yatırım forumları gündeme alındı. Ziyaretlerin sonunda taraflar, teknik çalışma gruplarının oluşturulması ve önümüzdeki süreçte karşılıklı heyet programları ile yatırım ve sağlık forumlarının planlanması konusunda mutabık kaldı.
27 Şubat 2026 Cuma - 11:14
Milli İstihbarat Akademisi’nin raporu yayınlandı: "Uluslararası sistem tarihte az görülen çok katmanlı bir dönüşüm sürecinden geçiyor"
Milli İstihbarat Akademisi tarafından hazırlanan "Jeopolitik Rekabetin Dönüşümü, Yeni Meydan Okumalar ve Türkiye" başlıklı raporda, uluslararası sistemin tarihte az görülen çok katmanlı bir dönüşüm sürecinden geçtiği belirtildi. Milli İstihbarat Akademisi tarafından hazırlanan "Jeopolitik Rekabetin Dönüşümü, Yeni Meydan Okumalar ve Türkiye" raporu yayınlandı. Raporda güç rekabetinden savunma ekonomilerine, yeni nesil harp teknolojilerinden uzay ve siber alan mücadelelerine kadar uzanan geniş bir yelpaze, kritik mineraller jeopolitiğiyle birlikte bütüncül bir analitik çerçevede değerlendirildi. Hazırlanan raporda, mevcut güvenlik paradigmasının yerini devletler arası rekabetin sertleştiği ve konvansiyonel güç unsurlarının ileri teknoloji ile iç içe geçtiği yeni bir stratejik dönemin aldığına dikkat çekildi. Bu dönüşümün yalnızca askeri kapasiteyle sınırlı kalmadığı; karar alma mekanizmalarını, ittifak yapılarını ve küresel güç dağılımını da yeniden şekillendirdiği ifade edildi. Belirsizliğin artık yönetilmesi gereken bir risk olmaktan çıkarak uluslararası rekabeti doğrudan biçimlendiren bir değişkene dönüştüğü kaydedildi. Raporun mevcut gelişmeleri tasvir etmekle yetinmeyerek geleceğin muhtemel çatışma patikalarına ilişkin stratejik bir okuma sunduğu aktarıldı. Stratejik öngörü kapasitesinin devletlerin güvenlik ve dış politika performansını belirleyen temel dinamiklerden biri haline geldiğinin de altı çizildi. Devletlerarası rekabetin yeniden yükselişi ve harp teknolojilerinin dönüşümü Raporda, 21. yüzyılın ilk çeyreği geride kalırken uluslararası sistemin tarihsel bir kırılmaya tanıklık ettiği ifade edildi. 11 Eylül sonrası dönemin düşük yoğunluklu çatışma ve terörizmle mücadele merkezli stratejik okumalarının yerini, devletler arası rekabetin sert geometrisinin aldığına işaret edildi. Uluslararası düzenin bir yandan çatışmacı köklerine dönerken, diğer yandan teknoloji jeopolitiğinin asimetrik etkileriyle yeniden şekillendiği değerlendirildi. Harp sahasına ilişkin enformasyon akışının hızla arttığı ve askeri-siyasi zeminin yeniden konvansiyonel unsurlar etrafında şekillendiği belirtildi. Zırhlı tugaylar, hava indirme tümenleri, balistik füzeler ve siber-elektronik muharebe ağlarının belirleyici unsurlar olarak öne çıktığı aktarıldı. Mevcut görünümün Soğuk Savaş’ı andıran bir disiplin taşısa da hiper harp teknolojilerinin belirleyici olduğu yeni bir döneme işaret ettiği kaydedildi. Bulut muharebe ağları, robotik harp, algoritmik harp ve yapay zekanın savaşın doğasını yeniden tanımladığına dikkat çekildi. Teknolojik dönüşümün askeri kapasitenin ötesinde jeopolitik rekabetin alanlarını genişlettiği ifade edildi. Rusya-Ukrayna savaşı ve stratejik teknolojilerin yaygınlaşması Raporda, Rusya-Ukrayna savaşının yalnızca büyük güç rekabetini değil, stratejik teknolojilerin geniş kitlelerin kullanımına açıldığı bir konjonktürü de ortaya koyduğu belirtildi. Uydu görüntülerinin artık açık kaynak istihbarat zincirinin rutin verisine dönüştüğü ve düşünce kuruluşlarının olağan girdileri haline geldiği ifade edildi. Muharip dronlarla elde edilen hedefleme verilerinin sosyal medyada yayımlanmasının yeni bir harp epistemolojisinin inşasına zemin hazırladığı kaydedildi. Bu dronların önemli bir bölümünün ticari olarak temin edilebildiği ve start-up düzeyindeki yapılar tarafından üretilebildiği aktarıldı. Rusya’nın savunma harcamalarının devlet kapitalizmi tarafından taşınabilir bir seviyede tutulduğu değerlendirildi. 2022’den bu yana Rus savunma harcamalarının direnç gösterdiği ve harp ekonomisinin sürdürülebilirliğine işaret ettiği belirtildi. Rusya’nın ikinci bir cephe açabilecek askeri-endüstriyel kapasiteye sahip olduğuna dair analizlere yer verildi. Küresel fay hatları ve stratejik kutuplaşmalar Raporda, Asya-Pasifik cephesindeki risklerin küresel stratejik denklemin ağırlık merkezini belirsizleştirdiği ifade edildi. Tayvan çevresinde çıkacak bir savaşın ekonomik maliyetinin 10 trilyon doları aşabileceğine yönelik hesaplamalara dikkat çekildi. ABD’nin stratejik önceliklerinin Batı Yarım Küre dominasyonu ve Asya-Pasifik’te caydırıcılığın tahkimi doğrultusunda kaydığı belirtildi. Avrupa’nın kendi askeri kapasitesini inşa edebilmek için yüz milyarlarca dolarlık ilave savunma harcamasına ihtiyaç duyacağı değerlendirildi. ABD’nin Avrupa müdafaasından çekildiği senaryolarda konvansiyonel kuvvetler için gerekli tedarik bütçesinin 1 trilyon doları aşabileceği kaydedildi. CRINK olarak adlandırılan Çin-Rusya-İran-Kuzey Kore ekseninin klasik bir ittifak şemasına oturmayan esnek bir güvenlik ekosistemi oluşturduğu ifade edildi. İran-İsrail hattında nükleer meseleler ve balistik füze envanteri bağlamında diplomatik bir formülün henüz bulunamadığı belirtildi. Muhtemel bir İran-İsrail savaşının hidrokarbon piyasaları üzerinden küresel ekonomik krize ve ciddi göç dalgalarına yol açabileceği değerlendirildi. Türkiye’nin direnç kapasitesi ve özerk kabiliyetleri Raporda, Türkiye’nin jeopolitik konumu ve son 20 yılda yaşanan krizlerin odağında yer alması nedeniyle küresel belirsizlik ortamının etkilerini erken hissettiği ifade edildi. Bu süreçte yaşanan çatışma ve istikrarsızlıkların Türkiye’nin güçlü bir direnç geliştirmesine imkan sağladığı kaydedildi. Türkiye’nin bu direnç sayesinde kendi istikrarını muhafaza ettiği ve bir istikrar odağı olarak öne çıktığı belirtildi. Komşu bölgelerin güvenliğine ve istikrarına katkı sunan etkili bir paydaş konumuna geldiği aktarıldı. Geleneksel müttefiklerin son 10 yılda güvenlik ve savunma alanında beklenen ölçekte katkı sunmadığı, bu durumun Türkiye’nin özerk kabiliyetlerini geliştirme çabalarını ivmelendirdiği vurgulandı. Savunma, istihbarat, güvenlik ve diplomasi alanlarında geliştirilen kapasitenin Türkiye’yi yeni küresel jeopolitik atmosfere görece daha hazırlıklı kıldığı vurgulandı. Türkiye’nin güçlü yönlerini avantaja dönüştürmesi ve riskleri kurumsal kapasitesini pekiştirerek karşılaması halinde önümüzdeki dönemde de kriz ve belirsizlikler karşısında istikrarlı ve güçlü kalacağı değerlendirildi.
27 Şubat 2026 Cuma - 11:08
Adalet Bakanlığı’ndan 81 il başsavcılığına yasa dışı bahis yazısı
Adalet Bakanlığı, "Sanal Ortamda Yasa Dışı Bahis, Şans Oyunları ve Kumarla Mücadele Eylem Planı" kapsamında 171 Ağır Ceza Cumhuriyet Başsavcılığına resmi yazı gönderdi. Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yasa dışı bahis ve sanal kumarla mücadelede yeni bir süreci başlattığı bildirildi. Bakan Gürlek’in 11 Şubat 2026’da göreve başlamasının ardından, 16 Şubat’ta Ceza İşleri Genel Müdürlüğü tarafından Bakan adına 171 Ağır Ceza Cumhuriyet Başsavcılığına "GÜNLÜDÜR" ibareli yazı gönderildiği doğrulandı. Bakan Gürlek, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, "Yasa dışı bahis ve sanal kumarla mücadelemiz sonuna kadar devam edecek" ifadelerini kullanarak 81 il başsavcılığına özel yazı gönderildiğini duyurmuştu. 6 ayda bir zorunlu toplantı Cumhurbaşkanlığı’nın 31 Ekim 2025 tarihli, "Sanal Ortamda Yasa Dışı Bahis, Şans Oyunları ve Kumarla Mücadele Eylem Planı" doğrultusunda gönderilen talimatta; yasa dışı bahis ve kumar suçlarına ilişkin soruşturmalarda etkinliğin artırılması, uygulamada karşılaşılan sorunların tespiti ve çözümü ile kolluk ve adli birimler arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi hedeflendi. Bu kapsamda her ağır ceza merkezinde, bilişim suçları alanında görevli cumhuriyet savcılarının katılımıyla emniyet ve jandarma birimleriyle birlikte en geç 6 ayda bir "Bilgilendirme ve Koordinasyon Toplantısı" yapılması talimatı verildi. İlk toplantının ise bir ay içinde gerçekleştirilmesi istendi. Para trafiği ve dijital deliller masada Toplantılarda özellikle; dijital materyallerin incelenmesi, delil toplama süreçleri, malvarlığına el koyma ve tedbir uygulamaları, istinaf ve temyiz kararları ve kurumlar arası bilgi paylaşımı başlıklarının ele alınacağı belirtildi. Toplantı sonuçlarının ise raporlanarak Adalet Bakanlığına gönderilmesi de zorunlu tutuldu. Suç gelirlerine odaklı mücadele Bakanlık kaynakları, yurt dışı merkezli bahis siteleri, kiralanan banka hesapları ve panel sistemleri üzerinden yürütülen yasa dışı bahis faaliyetlerine karşı kapsamlı bir çalışma başlatıldığını ifade etti. Ankara kulislerinde söz konusu adım, yasa dışı bahisle mücadelede, "Türkiye genelinde eş zamanlı ve kurumsal bir seferberlik" olarak değerlendiriliyor.
27 Şubat 2026 Cuma - 10:59
TÜRKYED Genel Başkanı Çelik: "Hayvan refahı artık yalnızca vicdani bir başlık değildir"
Tarımsal Üretim ve Küçükbaş Yetiştiricileri (TÜRKYED) Genel Başkanı Nihat Çelik, "Hayvan refahı artık yalnızca vicdani bir başlık değildir. Bu mesele doğrudan milli ekonomimizi ilgilendiriyor" dedi. TÜRKYED Genel Başkanı Çelik, Türkiye’nin en önemli ticaret ortaklarından Avrupa Birliği ile yürütülen ticari ilişkilerde hayvan refahının bağlayıcı kriter haline geldiğine dikkat çekti. Türkiye’nin iklim değişikliğinden yoğun şekilde etkilendiğini belirten Çelik, artan sıcaklık ve kuraklığın hayvanlarda stres oluşturduğunu, bunun da verim kaybına ve hastalık riskine yol açtığını söyledi. Refah odaklı barınak sistemleri, doğru havalandırma ve çevresel düzenlemelerin hem hayvan sağlığını hem de üretim sürdürülebilirliğini koruduğunu vurgulayan Çelik, refahı güçlendirmenin aynı zamanda üretimi korumaktan geçtiğini belirtti. Çelik, politika yapıcılar, akademi ve üreticiler arasında kurulacak güçlü iş birliğiyle mevzuatın güçlendirilmesi, eğitim programlarının yaygınlaştırılması ve etkin teşvik mekanizmalarının hayata geçirilmesi gerektiğini de belirterek, Türkiye’nin hayvan refahı standartlarında daha ileri bir seviyeye taşınmasının mümkün olduğunu sözlerine ekledi. "Hayvan refahı artık yalnızca vicdani bir başlık değildir" Hayvan refahı uygulamalarının bir maliyet unsuru olarak görülmemesi gerektiğini ifade eden Çelik, "Hayvan refahı artık yalnızca vicdani bir başlık değildir. Bu mesele doğrudan milli ekonomimizi ilgilendiriyor. Üretim kalitesi, verimlilik, ihracat kapasiteleri ve uluslararası pazar erişimi hayvan refahı standartlarıyla yakından ilişkilidir. AB ülkelerinde üretim ve ithalat süreçlerinde hayvan refahı temel bir standarttır. Türkiye bu alandaki uygulamalarını güçlendirmezse, küresel pazarda rekabet avantajını zayıflatır. Güçlü üretim, güçlü standartlarla mümkündür. Hayvan refahı bir gider kalemi değildir. Uzun vadede verim artışı, kalite yükselişi ve ihracat avantajı sağlayan stratejik bir yatırımdır. Refahı ihmal eden üretim modeli, zamanla hem üreticiyi hem de ülke ekonomisini zarara uğratır" dedi.
27 Şubat 2026 Cuma - 10:45
MSÜ’ye 645 bin aday başvurdu
Milli Savunma Üniversitesi Askeri Öğrenci Aday Belirleme Sınavı (MSÜ) 1 Mart Pazar günü yapılacak. Sınava 645 bin 406 adayın başvurduğu açıklandı. Milli Savunma Üniversitesi Askeri Öğrenci Aday Belirleme Sınavı (MSÜ) 1 Mart Pazar günü yapılacak. 645 bin 406 adayın başvurduğu MSÜ, 81 ilde 133 sınav merkezinde düzenlenecek. Sınav için bin 467 bina ve 28 bin 879 salon kullanılacağı belirtilirken, sınavda adaylara ortaöğretim düzeyinde Türkçe (40 soru), Sosyal Bilimler (20 soru), Temel Matematik (40 soru) ve Fen Bilimleri (20 soru) testlerinden oluşan 120 soru sorulacak ve 165 dakika cevaplama süresi verilecek. Saat 10.15’te başlayacak ve saat 13.00’te sona erecek olan sınavda, adaylar saat 10.00’dan sonra sınav binalarına alınmayacak. İl ve ilçe nüfus müdürlükleri açık olacak Kimlik kartını kaybeden, nüfus cüzdanı olmayan veya nüfus cüzdanında kimlik numarası ve fotoğraf bulunmayan adaylar için il ve ilçe nüfus müdürlüklerinin sınav günü saat 07.00-10.00 arasında açık tutulacağı açıklandı. Adayların sınava girecekleri yer bilgisini gösteren sınava giriş belgesi, ÖSYM’nin https://ais.osym.gov.tr adresinde 19 Şubat tarihinden itibaren erişime açıldı. MSÜ’ye katılacak adayların Harp Okulları ikinci seçim aşamalarına katılabilmeleri için 2026 yılı Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nın (YKS) 1. oturumu olan Temel Yeterlilik Testi’ne ve YKS’nin 2. oturumu olan Alan Yeterlilik Testleri’ne (AYT) girmeleri gerektiği ifade edilirken, MSÜ’ye katılacak adayların Astsubay Meslek Yüksekokulları ikinci seçim aşamalarına katılabilmeleri için 2026 yılı Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nın (YKS) 1. oturumu olan Temel Yeterlilik Testi’ne (TYT) girmeleri gerektiği vurgulandı. Sonuçlar 26 Mart’ta açıklanacak Sınav sonuçları ise 26 Mart’ta açıklanacak. Sonuçların yalnızca sınavın yapıldığı yıl için geçerli olacağı vurgulandı. MSÜ sonuçlarının diğer yükseköğretim kurumlarına yerleştirme, yatay geçiş, dikey geçiş ve benzeri işlemlerde kullanılmayacağı belirtildi. "Sınav güvenliği için 7 bin 803 emniyet görevlisi sahada olacak" MSÜ hakkında açıklamalarda bulunan ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy, sınavda güvenliğin üst seviyede olduğunu belirterek, "340 bin 514 kadın, 304 bin 892 erkek aday olmak üzere toplamda 645 bin 406 adayın başvurduğu 2026-MSÜ’de 84 bin 996 kişi görev alacak. Sınav güvenliği için 7 bin 803 emniyet görevlisi sahada olacak. Sınavlara başvuran gaziler ile şehit ve gazilerin eş ve çocukları sınav ücretinden muaf tutuldu. Bu kapsamda bin 336 aday bu haktan yararlandı. Sınava başvuran 87 engelli aday için uygun sınav ortamı oluşturuldu. Milli Savunma Üniversitesi Askeri Öğrenci Aday Belirleme Sınavı, gençlerimizin ülkemize hizmet edecek nitelikli askeri personel olma yolunda attıkları en önemli adımlardan biridir. Bu sınav, sadece akademik bilgiyi değil, aynı zamanda disiplinli çalışma alışkanlığını, azmi ve kararlılığı da ölçmektedir. Amacımız, her bir öğrencimizin eşit şartlar altında kariyer yolculuğuna başlamasını sağlamaktır. Gençlerimizin kendilerine güvenmelerini ve sınav günü sakin kalmalarını tavsiye ediyorum. Adaylarımız sınavdan bir saat önce sınav yerlerinde hazır bulunmalı. Yanlarında sınava giriş belgeleriyle geçerli kimlik belgelerini bulundurmayı unutmamalı. Sınava girecek adaylara başarılar, görevlilere de kolaylıklar dilerim" ifadelerini kullandı.
27 Şubat 2026 Cuma - 10:29
Kırmızı bültenle aranan 23 suçlu ve ulusal seviyede aranan 18 suçlu Türkiye’ye getirildi
İçişleri Bakanlığı kırmızı bültenle aranan 23 suçlu ile ulusal seviyede aranan 18 suçlunun yurtdışından Türkiye’ye getirildiğini bildirdi. İçişleri Bakanlığı, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, kırmızı bültenle aranan 23 suçlu ile ulusal seviyede aranan 18 suçlu olmak üzere toplam 41 suçlunun yurtdışından, Türkiye’ye getirildiğini duyurdu. Bakanlığın konuya ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verildi: "Kırmızı bültenle aradığımız 23, ulusal seviyede aradığımız 18 suçlu olmak üzere toplam 41 suçlu; Gürcistan (27), Bulgaristan (5), Almanya (2), Arnavutluk, Azerbaycan, Belçika, Irak, İngiltere, Karadağ ve Slovenya’dan ülkemize geri getirildi. Kırmızı bültenle uluslararası seviyede arananlar; B.K., S.D., M.K., U.K., A.K.Ç., H.C., G.K.Ö.D., M.K., B.Y., R.A., D.K., T.G., H.K., R.K.S., E.O., A.G., Ü.D., T.S., B.A., S.A., R.R., S.K., Ö.G. Ulusal seviyede arananlar; E.Z., Y.Ş., M.Ş.A., M.H.A., M.E.K., H.K., Y.Y., Ü.K., V.T., K.A., U.A., S.A.M., K.A., U.Ö., Ö.G., Ü.Ö., M.Z., M.C. isimli şahıslar yakalandı ve ülkemize iadeleri sağlandı. EGM Interpol-Europol Daire Başkanlığı, Adalet Bakanlığı görevlileri, KOM, İstihbarat ve Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlıkları, Siber, Asayiş ve Terörle Mücadele Daire Başkanlıklarınca; yurt dışına kaçan ve haklarında arama kararı bulunan şahısların izini titizlikle sürdük. İlgili ülkelerin kolluk birimleriyle yürütülen ortak iş birliğiyle yakalanan şahısların ülkemize iadeleri sağlandı. Emeği geçen daire başkanlıklarımızı ve kahraman polislerimizi tebrik ediyoruz."
27 Şubat 2026 Cuma - 10:16
Yaşlı, engelli ve hasta vatandaşların ihtiyaçları için 5,1 milyar lira kaynak ayrıldı
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, yaşlı, engelli ve hasta vatandaşların temel ve zaruri ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla sürdürülen Ulusal Vefa Programı için bu yıl 5,1 milyar lira kaynak ayrıldığını açıkladı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesindeki ‘Vefa Ekipleri’, Ramazan ayında da yaşlı, engelli ve ağır kronik hastalığı bulunan vatandaşlara yardım etmeye devam ediyor. İftar sofralarının kurulmasından ev ve kişisel temizliğe kadar pek çok alanda destek veren Vefa Ekipleri, temel ihtiyaçlarını kendi başına karşılamakta güçlük çeken bireylerin toplumsal hayata katılımlarının artırılması amacıyla 2022 yılından bu yana Ulusal Vefa Programı’nı yürütüyor. 5,1 milyar lira kaynak ayrıldı Program kapsamında öz bakımını yerine getiremeyen yaşlı, engelli ve ağır kronik hastalığı bulunan vatandaşlar düzenli aralıklarla evlerinde ziyaret edilerek, ihtiyaçları yerinde tespit edilip, gerekli destek sağlanıyor. Ramazan ayında da çalışmalarını sürdüren ekipler, talep olması halinde vatandaşların iftar yemeklerini hazırlıyor, ev temizliğini gerçekleştiriyor ve kişisel bakım süreçlerine destek oluyor. Yaşlı, engelli ve hasta vatandaşların temel ve zaruri ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla sürdürülen Ulusal Vefa Programı için ise bu yıl 5,1 milyar lira kaynak ayrıldığı açıklandı. Söz konusu kaynağın ocak, şubat ve mart aylarını kapsayan ilk çeyrek ödemesi olan 1,3 milyar lira Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarına aktarılmıştı. Geçen yıl yaklaşık 128 bin vatandaşın yararlandığı Ulusal Vefa Programı ile bu yıl 132 bin kişiye ulaşılmasının hedeflendiği belirtildi.
27 Şubat 2026 Cuma - 00:09
Pursaklar’da Ramazan ayı coşkusu
Pursaklar Belediyesi, Ramazan ayı boyuncu vatandaşlara çeşitli etkinlikler düzenliyor. Ramazan ayında Pursaklar Belediyesi, ilahi, ezgiler ve birbirinden keyifli etkinliklerle, ilçe halkını buluşturuyor. Pursaklar Belediyesi, Ramazan ayında Yaşam Merkezi’nde gencinden yaşlısına tüm yaş grubuna hitap eden, birçok programı içerisinde barındıran etkinlikleri Pursaklar halkı ile buluşturuyor. 26 Şubat-15 Mart tarihleri arasında Pursaklar’da Ramazan etkinlikleri kapsamında, ilahi, ezgi, rap müziği, söyleşi ve şiir naat dinletisi, seymenler gösterisi, ebru sanatı, cam üfleme sanatı, kaliagrafi sanatı, çömlek sanatı, tokat baskısı, ahşap yakma sanatı, yüz boyama, minik ressamlar atölyesi, taş boyama atölyesi, hint kınası, bubble World, şişme oyun evi, air hockey, rodeo, uçan balon, nostaljik salıncak, kinetik kum alanı, yetenek parkuru, kara tahta boyama, kapla alanı, geoboard, puzzle bloklar ve konserler başta olmak üzere her gün birçok gösteri düzenliyor.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder