Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Ankara
Sosyal medyada milyonları etkileyen iyilik hareketi
08 Mayıs 2026 Cuma - 09:33:31
Türkiye’nin özel eğitim alanındaki yarım asırlık çınarı Zihinsel Yetersiz Çocukları Yetiştirme ve Koruma Vakfı (ZİÇEV), zihinsel yetersizliği olan çocukların hayatında kalıcı değişimler sağlamak amacıyla başlattığı #imkansızdeğil hareketiyle toplumsal farkındalığı yeniden inşa ediyor. Arzum Onan’ın içten desteğiyle güçlenen çalışma, bir yardım kampanyası olmanın ötesine geçerek, özel gereksinimli bireylerin potansiyellerine dair toplumsal algıyı dönüştürmeyi hedefliyor. Kampanyanın temelini oluşturan ve iyilik elçisi Arzum Onan’ın yer aldığı kamu spotu, toplumun her kesiminde büyük bir ilgiyle karşılandı. Dijital platformlarda hızla yayılan video, sadece bir izleme oranı yakalamakla kalmadı, binlerce insanın özel eğitim süreçlerine dair kendi deneyimlerini ve destek mesajlarını paylaşmasına vesile oldu. #imkansızdeğil etiketi altında birleşen bu samimi paylaşımlar, toplumda engelleri kaldırma iradesinin ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha kanıtladı. Bilinçli bağışçılıkta yeni bir dönem Bu hareket, dijital mecralardaki etkisini somut bir iyilik dalgasına dönüştürdü. Platformlar üzerinden yayılan farkındalık, bireylerin "bağış yapılacak güvenilir vakıflar" ve "özel eğitim desteği" konularında daha derin araştırmalar yapmasını sağladı. Kullanıcıların gösterdiği bu yoğun ilgi, toplumun şeffaf ve köklü kurumlara olan güvenini ve sürdürülebilir iyilik arayışını dijital verilere de yansıttı. Yarım asırlık tecrübe modern vizyonla harmanlandı ZİÇEV’in 50 yıla yaklaşan köklü geçmişi, bu hareketle birlikte teknoloji odaklı bir eğitim vizyonuna kapı aralıyor. Vakıf, geleneksel eğitim metodlarını dijital materyaller ve teknoloji destekli programlarla modernize ederek, özel gereksinimli çocukların gelişiminde yeni standartlar belirliyor. Türkiye’nin pek çok noktasında referans kurum olma özelliğini koruyan vakıf, her bir çocuğun özgün yeteneklerini keşfetmesini önceliyor. 2026 kurban bağışında sürdürülebilir eğitim modeli Yaklaşan Kurban Bayramı vesilesiyle ZİÇEV, bağışların sadece bir dönemlik yardım değil, yıl boyu süren bir eğitim desteğine dönüşmesi gerektiğini vurguluyor. Vakfın sunduğu modelin temel taşlarını ise dijital şeffaflık ve eğitim odaklılık oluşturuyor. Bağışçılar, sağladıkları desteğin çocukların hayatındaki yansımasını dijital raporlama sistemleri üzerinden güvenle takip edebiliyor. Her kurban hissesi, 14 farklı şehirdeki şubelerin, sanat atölyelerinin ve mesleki eğitimlerin kesintisiz sürmesi için hayati bir kaynak oluşturuyor. Her çocuk için eşit bir gelecek Bu hareketin temel felsefesi; özel eğitimin bir ayrıcalık değil, her çocuğun hakkı ve bir toplumun gelişmişlik göstergesi olduğu gerçeğine dayanıyor. ZİÇEV bünyesinde yürütülen bireysel eğitim programları, doğru destek ve uzman rehberliğiyle zihinsel yetersizliğin bir engel olmaktan çıktığını her gün ispatlıyor. Sosyal medyada yankılanan bu güçlü mesaj, sarsılmaz bir inanç ve şeffaf yönetimle birleştiğinde hayatta hiçbir başarının imkansız olmadığını hatırlatıyor. "Fayda odaklı destek" arayışında büyük artış Haberin dijital platformlardaki yansıması, toplumun yardımlaşma konusundaki hassasiyetini de rakamlarla ortaya koydu. Son dönemde yapılan aramalarda özel gereksinimli çocuklara eğitim desteği, güvenilir ve şeffaf vakıf bağışları, kurban bağışının eğitime katkısı, ZİÇEV eğitim programları başlıkları öne çıktı. Uzmanlar, bu ilginin sadece geçici bir popülerlik değil, toplumda bilinçli ve fayda odaklı bir bağış kültürünün yerleştiğinin önemli bir göstergesi olduğunu belirtiyor.
08 Mayıs 2026 Cuma - 08:21
Ankara Valiliği’nden ses hızının üzerinde uçuş duyurusu
Ankara Valiliği, saat 13.00-17.00 arasında Ankara üzerinde ses hızının üzerinde uçuş olacağını duyurusu yaptı. Ankara Valiliği vatandaşların ses nedeniyle panik olmaması için sosyal medya hesabından yaptığı duyuruda, "08 Mayıs 2026 Cuma günü 13.00 - 17.00 saatleri arasında; planlı ve kontrollü uçuş kapsamında, notam içindeki güzergahları takip edecek uçakların, Ankara üzerinden iniş için Esenboğa Havaalanı’nı kullanacağı ve ‘ses hızının üzerinde’ uçuş gerçekleştireceği bildirilmiştir. Yapılacak olan planlı test uçuşu esnasında ‘ses hızının üzerine’ çıkılması nedeniyle oluşabilecek yüksek düzeyli ses dolayısıyla, herhangi bir telaş ve tedirginlik yaşanmaması için konu vatandaşlarımızın bilgisine sunulur" ifadelerine yer verdi.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 23:47
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığından, İstanbul’daki bakım merkezindeki görüntülere ilişkin açıklama
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, İstanbul’da özel bir bakımevinde ortaya çıkan görüntülerin ardından, ilgili personelin iş akdinin derhal feshedildiğini ve hakkında adli süreç başlatıldığını açıkladı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, "27 Nisan 2026 tarihinde meydana gelen olayın Bakanlığımıza intikal etmesiyle birlikte ivedilikle teftiş başlatılmıştır. Yapılan ilk tespitte olayın, İstanbul Beylikdüzü Kavaklı bölgesinde faaliyet gösteren Özel Huzur Vadisi Bakım Merkezi’nde meydana geldiği belirlenmiştir. Görüntülerde yer alan kişinin kimlik tespitleri yapılmış; ilgili personelin iş akdi derhal feshedilmiş ve hakkında adli süreç başlatılmıştır. Olaydan etkilenen engelli bireyin hastaneye sevki sağlanmış, gerekli tıbbi müdahalesi gerçekleştirilmiş olup tedavi ve takip süreci titizlikle sürdürülmektedir. Bakanlığımız tarafından söz konusu kuruluşa yönelik teftiş süreci başlatılmıştır. İncelemeler tüm yönleriyle devam etmekte olup, engelli bireylerimize yönelik her türlü kötü muameleye karşı sıfır tolerans ilkesiyle hareket edilmektedir. Sürecin tüm aşamaları Bakanlığımız tarafından yakından takip edilmektedir" ifadelerine yer verildi.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 23:38
Bakan Gürlek: "Faili meçhul dosyalarında devlet olarak kararlı bir irade ortaya koyuyoruz"
Adalet Bakanı Akın Gürlek, faili meçhul suçların aydınlatılması amacıyla Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü bünyesinde özel bir daire başkanlığı kurduklarını belirterek, "Şu ana kadar mahkemelerden 638 dosya alındı. Burada amacımız savcılık makamının yerine geçmek değil, teknik destek sağlayarak dosyaların yeniden değerlendirilmesini sağlamak" dedi.
02 Mart 2026 Pazartesi - 21:06
Gri kategoride aranan FETÖ firarisi Şadan Sakınan yakalandı
Adalet Bakanlığı, gri kategoride aranan FETÖ firarisi Şadan Sakınan’ın yakalandığını açıkladı. Adalet Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi firari şahısların tespit ve yakalanmasına yönelik sürdürülen çalışmalar kapsamında hakkında Ankara Ağır Ceza Mahkemelerince ’FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak’ ve iki ayrı ’görevi kötüye kullanma’ suçlarından yakalama emri bulunan ve gri kategoride aranan meslekten ihraç Cumhuriyet Savcısı Şadan Sakınan’ın yakalanmasına 2 Mart’ta operasyonel çalışma gerçekleştirildiği belirtildi. Yapılan çalışmalar neticesinde ikamet adresinde yakalanan Sakınan’ın gözaltına alındığı kaydedildi. Sakınan’ın adli işlemlerinin sürdüğü bildirildi.
02 Mart 2026 Pazartesi - 21:04
Türk Kızılay Genel Başkanı Yılmaz: "Tüm tarafları insanı hukuk kurallarına uymaya davet ediyorum"
Türk Kızılay Genel Başkanı Fatma Meriç Yılmaz, "Her ne olursa olsun, her ne sebeple savaş çıkarsa çıksın tüm tarafları insani hukuk kurallarına uymaya davet ediyorum" dedi. Türkiye’ye tedavi amaçlı gelen Gazzeli 25 kadın, yaklaşık 2 yıldır kendilerini yalnız bırakmayan Türk Kızılay’a teşekkür etmek için Filistin mutfağına özgü olan musakka böreği, tabbule salatası gibi çeşitli yöresel yiyecekleri hazırlayarak Türk Kızılay Ankara Gönüllü Merkezi’nde iftar programı düzenledi. İftar yemeğine Türk Kızılay Genel Başkanı Fatma Meriç Yılmaz da katıldı. Programda konuşan Yılmaz, "Gazze’deki olayların son bulmasını bekliyoruz. Ama Gazze, ateşkes denilmesine rağmen oradaki olayların devam ettiği bir süreci yaşıyor. Hatta son İran olayından sonra Gazze kapıları tekrar kapandı, içeriye hiçbir yardım tırı alınmıyor. Çevremizde kontrol edemediğimiz belli olaylar var. Kontrol edemediğimiz olaylar karşısında bize düşen sabretmektir. Sabredeceğiz, iyileşeceğiz, dirençli olacağız, düşsek de ayağa kalkacağız ama günün sonunda hayatı devam ettireceğiz. Bu günlerin geçmesi noktasında duamı yinelemek istiyorum. Tabii farklı olaylara da uyanıyoruz. Ben tekraren bir sivil toplum kuruluşunun, bir insani yardım kurumunun başkanı olarak her ne olursa olsun, her ne sebeple çatışma, savaş çıkarsa çıksın tüm tarafları insani hukuk kurallarına uymaya davet ediyorum" ifadelerini kullandı.
02 Mart 2026 Pazartesi - 20:58
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Kan akmasın, gözyaşları dinsin, bölgemiz artık yıllardır hasretini çektiği kalıcı huzura kavuşsun istiyoruz"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Biz sulhun tarafındayız. Kan akmasın, gözyaşları dinsin, bölgemiz artık yıllardır hasretini çektiği kalıcı huzura kavuşsun istiyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Genel Merkez binasında gerçekleştirilen AK Parti Genel Merkez 2026 İftar Buluşması’na katıldı. Burada konuşan Erdoğan, AK Parti olarak manevi duyguların doruk noktasına çıktığı, sevginin, muhabbetin, yardımlaşmanın, dayanışmanın daha bir anlam kazandığı Ramazan ayını en güzel şekilde idrak etmenin çabasında olduklarını ifade ederek, genel merkez birimleri, milletvekilleri, kadın kolları, gençlik kolları, ve yerel yönetimlerle tam kadro sahada olduklarını aktardı. Erdoğan, Ramazan ayında yurt içinde olduğu gibi Halep’ten Saraybosna’ya, Varna’dan Prizren’e kadar yurtdışındaki birçok yerde Ramazan coşkusunu birlikte paylaştıklarını da sözlerine ekledi. "Eğer yaraları sarabiliyorsak işte o zaman vazifemizi yerine getiriyoruz demektir" Temel misyonlarının her zaman ve her yerde vatandaşlarla birlikte olmak olduğunu söyleyen Erdoğan, "Eğer yaraları sarabiliyorsak, dertlere derman olabiliyorsak, sorunlara çözüm üretebiliyorsak, milletimizin hayır duasını alabiliyorsak işte o zaman vazifemizi yerine getiriyor ve bulunduğumuz makamın hakkını veriyoruz demektir. Biz 23 yıldır hep bunu yaptık. İnşallah aynı çizgide ilerleyeceğiz. 86 milyonun emanetini ve yüz milyonlarca mazlumun umudunu taşıyan bir kadro olarak durmak, duraklamak, rehavet içine girmek gibi bir şansımız, böyle bir lüksümüz yok. Özellikle çıkar amaçlı suç örgütlerinin dikte ettiği gündemlere hapsolmuş muhalefetin vizyonsuzluğuna bakarak hızımızı düşüremeyiz. Tempoyu sürekli artırmak, çıtayı biraz daha yükseğe çıkarmak zorundayız. Dolayısıyla koşturmaya devam edeceğiz. Daha fazla kalbe dokunmaya devam edeceğiz. Daha çok insanımızın elini tutmaya devam edeceğiz. Durmadan, dinlenmeden özellikle hiçbir insanımızı ayırmadan 86 milyonu muhabbetle kucaklamayı sürdüreceğiz. Son gününe kadar inşallah Ramazan-ı Şerif’i bu şekilde değerlendirmenin sabır ve samimiyet sınavını vermenin mücadelesi içinde olacağız" ifadelerini kullandı. "Dünyanın stratejik olduğu kadar en zorlu bölgelerinden birinde yaşıyoruz" Türk milletinin dünyanın stratejik olduğu kadar en zorlu bölgelerinden birinde yaşadığına dikkati çeken Erdoğan, "Halihazırda uluslararası gündemi meşgul eden sorun, kriz ve çatışmaların kahir ekseriyeti bizim coğrafyamızda vuku buluyor. Mesela ümmetin kalbinde kapanmayan bir yara olan Filistin meselesi 80 yıldır kanamaya devam ediyor. 72 binden fazla şehit verilen katliamların ardından Gazzeli kardeşlerimiz son derece çetin şartlarda hayata tutunmaya çalışıyor. Sudan’da dökülen kardeş kanı hepimizin yüreğini dağılıyor. Geçen yılki saldırıların ardından Lübnan’daki istikrar ortamı maalesef tam olarak tesis edilemedi. Suriye’deki komşularımız bir milyon Suriyelinin hayatına mal olan 13 buçuk yıllık zulümden sonra yeniden ayağa kalkmak, yeniden huzura kavuşmak için yoğun bir mücadele içindeler. Kuzeyimiz aynı şekilde. Geçen hafta beşinci yılına giren Rusya-Ukrayna savaşında gösterilen tüm diplomatik çabalara rağmen barışa giden yol henüz açılmadı. Doğu Akdeniz’den Karadeniz’e ve Basra Körfezi’ne uzanan geniş bölgemiz, sorunlarla gerilimlerle ve ardı arkası kesilmeyen krizlerle boğuşuyor" diye konuştu. "Merhum Hamaney başta olmak üzere hayatını kaybeden İranlı kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyorum" Türkiye’nin etrafında görülen çatışmalara İran’a yönelik saldırıların da eklendiğini belirten Erdoğan, "Şimdiye kadar saldırılarda aralarında İran dini lideri Ali Hamaney’in yanı sıra sivil ve askeri yetkililer ile masum çocukların da olduğu çok sayıda İranlı kardeşimiz hayatını kaybetti. Merhum Hamaney’i başta olmak üzere saldırılarda hayatını kaybeden İranlı kardeşlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet, İran halkına ülkem ve milletim adına bas sağlığı diliyorum. Komşuları ve kardeşleri olarak İran halkının acısını paylaşıyoruz. Her savaşta olduğu gibi burada da çatışmaların tüm yükünü sivillerin ve hiçbir günahı olmayan masum sabilerin çektiği bu acıyı görmekten büyük üzüntü duyuyoruz" açıklamasında bulundu. "Ateşkes tesis edilene ve bölgemizde tekrar sükunet hakim olana kadar her düzeyde temaslarımızı yoğunlaştıracağız" İran, ABD ve İsrail arasında yaşanan ihtilafa Türkiye olarak ilk günden itibaren diplomatik yollarla çözüm bulunması için gayret gösterdiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Taraflar arasındaki tansiyonun daha fazla tırmanmaması için bölgedeki dost ve kardeş ülkelerle birlikte elimizden geleni yaptık. Fakat müzakere masasından umut edilen netice çıkmadı. Kandan ve kaostan beslenen İsrail’in de tahrikleriyle maalesef anlaşmazlık büyüyerek sıcak çatışmaya dönüştü. Karşılıklı misillemelerden Körfez’deki kardeşlerimiz de olumsuz etkilendi. Bunun üzerine hemen harekete geçtik. Cumartesiden bu yana Amerikan Başkanı Sayın Trump, Katar Emir’i Şeyh Temim, Kuveyt Emiri Şeyh Meşal, Birleşik Arap Emirlikleri Başkanı Muhammed Bin Zayed, Suudi Arabistan Veliaht Prens Muhammed Bin Selman, Avrupa Birliği Komisyon Başkanı Von der Leyen, Almanya Şansölyesi Merz, NATO Genel Sekreteri Rutte gibi birçok liderle kapsamlı görüşmelerimiz ve istişarelerimiz oldu. Bu görüşmelerde Körfez’deki kardeşlerimize geçmiş olsun dileklerimizi iletmenin yanı sıra savaşı durdurmak için neler yapabileceğimizi ele aldık. Ateşkes tesis edilene ve bölgemizde tekrar sükunet hakim olana kadar her düzeyde temaslarımızı yoğunlaştıracağız" dedi. "Kan akmasın, gözyaşları dinsin, bölgemiz artık yıllardır hasretini çektiği kalıcı huzura kavuşsun istiyoruz" Türk milletinin kendisi için istediğini komşusu için de istediğini dile getiren Erdoğan, "Tarihimizin hiçbir döneminde komşularımızın evindeki yangınlara bigane kalmadık. İlkeli, onurlu, insan hayatını merkeze alan barışçıl bir politika izledik. Bizim 23 yıldır bölgesel barış ve istikrar için nasıl samimiyetle yola çıktığımızı, uluslararası siyaseti nasıl takip eden bir politika güttüğümüzü herkes biliyor. Hiçbir karşılık beklemeden yürüttüğümüz bu çabaların haklılığı bugün çok daha iyi anlaşılıyor. Biz sulhun tarafındayız. Kan akmasın, gözyaşları dinsin, bölgemiz artık yıllardır hasretini çektiği kalıcı huzura kavuşsun istiyoruz" diye konuştu. "Yangının daha fazla büyümeden söndürülmesi gerekiyor" Özellikle Ramazan ayında Türkiye’nin hemen yanı başında çatışma, savaş, gerilim ve katliam görmek istemediklerine vurgu yapan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "İran’ı hedef alan gayri hukuki saldırılarla bütün ilgili tutumumuz da bu yöndedir. İran bizim komşumuzdur. 1639’tan beri sulh u salah içinde olduğumuz İran halkı da bölgedeki diğer halklar gibi bizim kardeşimizdir. Asırlardır yan yana barış içinde yaşadık. İnşallah daha nice asırlar boyunca İranlı kardeşlerimizle yan yana sulh u sükun içinde yaşayacağız. Önceliğimiz ateşkesin sağlanması ve diyalog kapısının açılmasıdır. Şayet gerekli müdahalede bulunulmazsa çatışma sürecinin bölgesel ve küresel güvenlik açısından ciddi neticeleri olacaktır. Böyle bir sürecin ortaya çıkartacağı ekonomik ve jeopolitik belirsizlikleri ise kimse taşıyamaz. Bunun için yangının daha fazla büyümeden söndürülmesi gerekiyor. Elbette bu hassas süreçte ülkemizin ve vatandaşlarımızın güvenliğiyle ilgili tüm tedbirleri de alıyoruz. Hiçbir ihtimali göz ardı etmeden her gelişmeyi dikkatle analiz ediyor, her hadiseyi en ince ayrıntısına kadar tetkik ve tahlil ediyoruz. Güvenlik ve istihbarat birimlerimiz sağdaki gelişmeleri zaten çok dikkatli biçimde takip ediyorlar. 86 milyonun kılına zarar gelmemesi adına devletimize düşen görev neyse bize hangi sorumluluk düşüyorsa harfiyen yerine getiriyoruz. Milletimiz bize güvenmeye devletine güvenmeye devam etsin." "Türkiye inşallah her türlü badirenin üstesinden alnının akıyla gelecektir" Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin kriz yönetiminde ciddi tecrübe sahibi, dirayetli, liyakatli kadrosuyla emniyette olduğunun da altını çizerek, "İttifak ve iktidar olarak ne yapılmaya çalışıldığını biliyoruz. Kapalı kapılar ardında yazılan senaryoları biliyoruz. Kurulan tuzakları, yapılan sinsi hesapları gayet iyi biliyoruz. Hangi ham hayallerin peşinde koşulduğunu çok iyi biliyoruz. Tüm bunlarla birlikte ne yaptığımızı ve ne yapacağımızı da gayet iyi biliyoruz. Bölgemizdeki diğer tüm krizlerde olduğu gibi inşallah bu fırtınalı sulardan da ülkemizi sahili selamete çıkartacağız. Güçlü dış politikasıyla, güçlü ekonomisiyle, güçlü savunma sanayisiyle, güçlü askeri kapasitesiyle, hepsinden önemlisi güçlenmiş iç cephesiyle Türkiye inşallah her türlü badirenin üstesinden alnının akıyla gelecektir. Hiç kimse endişe etmesin" açıklamasında bulundu.
02 Mart 2026 Pazartesi - 20:47
TBMM Başkanı Kurtulmuş, iftarda Meclis çalışanları ile bir araya geldi
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, düzenlenen iftarda Meclis çalışanları ile bir araya geldi. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM çalışanları ile iftarda buluştu. Kurtulmuş, yaptığı konuşmada TBMM’nin milli iradenin merkezi olduğunu söyleyerek, "Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bir görünen yüzü var. Genellikle şu arkamızdaki genel kurul salonu komisyonlar, siyaset ve fikir üretme, siyaset yapma, yasa çıkarma tarafıyla ilgili görünen bir yüzü var. Bir de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bütün bu faaliyetlerini yaparken görünmeyen bir yüzü var. Aslında Meclisin en zor tarafının burası olduğunu sizler gayet iyi biliyorsunuz. Sizler tam da bu görünmeyen yüzde, yani siyasetin iş yapmasını kolaylaştıracak, siyasetin önünü açacak, Meclisin kararlarını ve işleyişini kolaylaştıracak çok farklı alanlardaki sorumlulukları yerine getiriyorsunuz" dedi. Kurtulmuş, "Her birinizin tam bir takım ruhuyla, tam bir ekip şuuruyla, yan yana, omuz omuza Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin işlerinin daha disiplinli, daha ciddi ve daha güçlü bir şekilde devam etmesi için gayret etmeye devam edeceğinizden hiç şüphem yoktur. Ramazan sofraları paylaşmaktır, yardımlaşmadır, dayanışmadır. Fakirle, fukarayla, yolda kalmışla birlikte evindeki sofrasını açmaktır. Böylece Ramazan’ın aslında zekatlarımızla, sadakalarımızla, fitrelerimizle toplumsal dayanışmaya fevkalade önemli tesir ettiğini biliyoruz ve toplumu ayakta tutan önemli meselelerden birisinin de bu olduğunun farkındayız" diye konuştu.
02 Mart 2026 Pazartesi - 20:35
Gri kategoride aranan FETÖ firarisi Şadan Sakınan yakalandı
Adalet Bakanlığı, gri kategoride aranan FETÖ firarisi Şadan Sakınan’ın yakalandığını açıkladı.
02 Mart 2026 Pazartesi - 20:16
Gri kategoride aranan FETÖ firarisi Şadan Sakınan gözaltına alındı.
Gri kategoride aranan FETÖ firarisi Şadan Sakınan gözaltına alındı.
02 Mart 2026 Pazartesi - 20:16
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Kan akmasın, gözyaşları dinsin, bölgemiz artık yıllardır hasretini çektiği kalıcı huzura kavuşsun istiyoruz"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Biz sulhun tarafındayız. Kan akmasın, gözyaşları dinsin, bölgemiz artık yıllardır hasretini çektiği kalıcı huzura kavuşsun istiyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Genel Merkez binasında gerçekleştirilen AK Parti Genel Merkez 2026 İftar Buluşması’na katıldı. Burada konuşan Erdoğan, AK Parti olarak manevi duyguların doruk noktasına çıktığı, sevginin, muhabbetin, yardımlaşmanın, dayanışmanın daha bir anlam kazandığı Ramazan ayını en güzel şekilde idrak etmenin çabasında olduklarını ifade ederek, genel merkez birimleri, milletvekilleri, kadın kolları, gençlik kolları, ve yerel yönetimlerle tam kadro sahada olduklarını aktardı. Erdoğan, Ramazan ayında yurt içinde olduğu gibi Halep’ten Saraybosna’ya, Varna’dan Prizren’e kadar yurtdışındaki birçok yerde Ramazan coşkusunu birlikte paylaştıklarını da sözlerine ekledi. "Eğer yaraları sarabiliyorsak işte o zaman vazifemizi yerine getiriyoruz demektir" Temel misyonlarının her zaman ve her yerde vatandaşlarla birlikte olmak olduğunu söyleyen Erdoğan, "Eğer yaraları sarabiliyorsak, dertlere derman olabiliyorsak, sorunlara çözüm üretebiliyorsak, milletimizin hayır duasını alabiliyorsak işte o zaman vazifemizi yerine getiriyor ve bulunduğumuz makamın hakkını veriyoruz demektir. Biz 23 yıldır hep bunu yaptık. İnşallah aynı çizgide ilerleyeceğiz. 86 milyonun emanetini ve yüz milyonlarca mazlumun umudunu taşıyan bir kadro olarak durmak, duraklamak, rehavet içine girmek gibi bir şansımız, böyle bir lüksümüz yok. Özellikle çıkar amaçlı suç örgütlerinin dikte ettiği gündemlere hapsolmuş muhalefetin vizyonsuzluğuna bakarak hızımızı düşüremeyiz. Tempoyu sürekli artırmak, çıtayı biraz daha yükseğe çıkarmak zorundayız. Dolayısıyla koşturmaya devam edeceğiz. Daha fazla kalbe dokunmaya devam edeceğiz. Daha çok insanımızın elini tutmaya devam edeceğiz. Durmadan, dinlenmeden özellikle hiçbir insanımızı ayırmadan 86 milyonu muhabbetle kucaklamayı sürdüreceğiz. Son gününe kadar inşallah Ramazan-ı Şerif’i bu şekilde değerlendirmenin sabır ve samimiyet sınavını vermenin mücadelesi içinde olacağız" ifadelerini kullandı. "Dünyanın stratejik olduğu kadar en zorlu bölgelerinden birinde yaşıyoruz" Türk milletinin dünyanın stratejik olduğu kadar en zorlu bölgelerinden birinde yaşadığına dikkati çeken Erdoğan, "Halihazırda uluslararası gündemi meşgul eden sorun, kriz ve çatışmaların kahir ekseriyeti bizim coğrafyamızda vuku buluyor. Mesela ümmetin kalbinde kapanmayan bir yara olan Filistin meselesi 80 yıldır kanamaya devam ediyor. 72 binden fazla şehit verilen katliamların ardından Gazzeli kardeşlerimiz son derece çetin şartlarda hayata tutunmaya çalışıyor. Sudan’da dökülen kardeş kanı hepimizin yüreğini dağılıyor. Geçen yılki saldırıların ardından Lübnan’daki istikrar ortamı maalesef tam olarak tesis edilemedi. Suriye’deki komşularımız bir milyon Suriyelinin hayatına mal olan 13 buçuk yıllık zulümden sonra yeniden ayağa kalkmak, yeniden huzura kavuşmak için yoğun bir mücadele içindeler. Kuzeyimiz aynı şekilde. Geçen hafta beşinci yılına giren Rusya-Ukrayna savaşında gösterilen tüm diplomatik çabalara rağmen barışa giden yol henüz açılmadı. Doğu Akdeniz’den Karadeniz’e ve Basra Körfezi’ne uzanan geniş bölgemiz, sorunlarla gerilimlerle ve ardı arkası kesilmeyen krizlerle boğuşuyor" diye konuştu. "Merhum Hamaney başta olmak üzere hayatını kaybeden İranlı kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyorum" Türkiye’nin etrafında görülen çatışmalara İran’a yönelik saldırıların da eklendiğini belirten Erdoğan, "Şimdiye kadar saldırılarda aralarında İran dini lideri Ali Hamaney’in yanı sıra sivil ve askeri yetkililer ile masum çocukların da olduğu çok sayıda İranlı kardeşimiz hayatını kaybetti. Merhum Hamaney’i başta olmak üzere saldırılarda hayatını kaybeden İranlı kardeşlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet, İran halkına ülkem ve milletim adına bas sağlığı diliyorum. Komşuları ve kardeşleri olarak İran halkının acısını paylaşıyoruz. Her savaşta olduğu gibi burada da çatışmaların tüm yükünü sivillerin ve hiçbir günahı olmayan masum sabilerin çektiği bu acıyı görmekten büyük üzüntü duyuyoruz" açıklamasında bulundu. "Ateşkes tesis edilene ve bölgemizde tekrar sükunet hakim olana kadar her düzeyde temaslarımızı yoğunlaştıracağız" İran, ABD ve İsrail arasında yaşanan ihtilafa Türkiye olarak ilk günden itibaren diplomatik yollarla çözüm bulunması için gayret gösterdiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Taraflar arasındaki tansiyonun daha fazla tırmanmaması için bölgedeki dost ve kardeş ülkelerle birlikte elimizden geleni yaptık. Fakat müzakere masasından umut edilen netice çıkmadı. Kandan ve kaostan beslenen İsrail’in de tahrikleriyle maalesef anlaşmazlık büyüyerek sıcak çatışmaya dönüştü. Karşılıklı misillemelerden Körfez’deki kardeşlerimiz de olumsuz etkilendi. Bunun üzerine hemen harekete geçtik. Cumartesiden bu yana Amerikan Başkanı Sayın Trump, Katar Emir’i Şeyh Temim, Kuveyt Emiri Şeyh Meşal, Birleşik Arap Emirlikleri Başkanı Muhammed Bin Zayed, Suudi Arabistan Veliaht Prens Muhammed Bin Selman, Avrupa Birliği Komisyon Başkanı Von der Leyen, Almanya Şansölyesi Merz, NATO Genel Sekreteri Rutte gibi birçok liderle kapsamlı görüşmelerimiz ve istişarelerimiz oldu. Bu görüşmelerde Körfez’deki kardeşlerimize geçmiş olsun dileklerimizi iletmenin yanı sıra savaşı durdurmak için neler yapabileceğimizi ele aldık. Ateşkes tesis edilene ve bölgemizde tekrar sükunet hakim olana kadar her düzeyde temaslarımızı yoğunlaştıracağız" dedi. "Kan akmasın, gözyaşları dinsin, bölgemiz artık yıllardır hasretini çektiği kalıcı huzura kavuşsun istiyoruz" Türk milletinin kendisi için istediğini komşusu için de istediğini dile getiren Erdoğan, "Tarihimizin hiçbir döneminde komşularımızın evindeki yangınlara bigane kalmadık. İlkeli, onurlu, insan hayatını merkeze alan barışçıl bir politika izledik. Bizim 23 yıldır bölgesel barış ve istikrar için nasıl samimiyetle yola çıktığımızı, uluslararası siyaseti nasıl takip eden bir politika güttüğümüzü herkes biliyor. Hiçbir karşılık beklemeden yürüttüğümüz bu çabaların haklılığı bugün çok daha iyi anlaşılıyor. Biz sulhun tarafındayız. Kan akmasın, gözyaşları dinsin, bölgemiz artık yıllardır hasretini çektiği kalıcı huzura kavuşsun istiyoruz" diye konuştu. "Yangının daha fazla büyümeden söndürülmesi gerekiyor" Özellikle Ramazan ayında Türkiye’nin hemen yanı başında çatışma, savaş, gerilim ve katliam görmek istemediklerine vurgu yapan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "İran’ı hedef alan gayri hukuki saldırılarla bütün ilgili tutumumuz da bu yöndedir. İran bizim komşumuzdur. 1639’tan beri sulh u salah içinde olduğumuz İran halkı da bölgedeki diğer halklar gibi bizim kardeşimizdir. Asırlardır yan yana barış içinde yaşadık. İnşallah daha nice asırlar boyunca İranlı kardeşlerimizle yan yana sulh u sükun içinde yaşayacağız. Önceliğimiz ateşkesin sağlanması ve diyalog kapısının açılmasıdır. Şayet gerekli müdahalede bulunulmazsa çatışma sürecinin bölgesel ve küresel güvenlik açısından ciddi neticeleri olacaktır. Böyle bir sürecin ortaya çıkartacağı ekonomik ve jeopolitik belirsizlikleri ise kimse taşıyamaz. Bunun için yangının daha fazla büyümeden söndürülmesi gerekiyor. Elbette bu hassas süreçte ülkemizin ve vatandaşlarımızın güvenliğiyle ilgili tüm tedbirleri de alıyoruz. Hiçbir ihtimali göz ardı etmeden her gelişmeyi dikkatle analiz ediyor, her hadiseyi en ince ayrıntısına kadar tetkik ve tahlil ediyoruz. Güvenlik ve istihbarat birimlerimiz sağdaki gelişmeleri zaten çok dikkatli biçimde takip ediyorlar. 86 milyonun kılına zarar gelmemesi adına devletimize düşen görev neyse bize hangi sorumluluk düşüyorsa harfiyen yerine getiriyoruz. Milletimiz bize güvenmeye devletine güvenmeye devam etsin." "Türkiye inşallah her türlü badirenin üstesinden alnının akıyla gelecektir" Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin kriz yönetiminde ciddi tecrübe sahibi, dirayetli, liyakatli kadrosuyla emniyette olduğunun da altını çizerek, "İttifak ve iktidar olarak ne yapılmaya çalışıldığını biliyoruz. Kapalı kapılar ardında yazılan senaryoları biliyoruz. Kurulan tuzakları, yapılan sinsi hesapları gayet iyi biliyoruz. Hangi ham hayallerin peşinde koşulduğunu çok iyi biliyoruz. Tüm bunlarla birlikte ne yaptığımızı ve ne yapacağımızı da gayet iyi biliyoruz. Bölgemizdeki diğer tüm krizlerde olduğu gibi inşallah bu fırtınalı sulardan da ülkemizi sahili selamete çıkartacağız. Güçlü dış politikasıyla, güçlü ekonomisiyle, güçlü savunma sanayisiyle, güçlü askeri kapasitesiyle, hepsinden önemlisi güçlenmiş iç cephesiyle Türkiye inşallah her türlü badirenin üstesinden alnının akıyla gelecektir. Hiç kimse endişe etmesin" açıklamasında bulundu.
02 Mart 2026 Pazartesi - 19:49
Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Genel Sekreteri Rutte ile görüştü
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.
02 Mart 2026 Pazartesi - 19:47
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: "Merhum Hamaney başta olmak üzere saldırılarda hayatını kaybeden İranlı kardeşlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet, İran halkına ülkem ve milletim adına baş sağlığı diliyorum."
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: "Merhum Hamaney başta olmak üzere saldırılarda hayatını kaybeden İranlı kardeşlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet, İran halkına ülkem ve milletim adına baş sağlığı diliyorum."
02 Mart 2026 Pazartesi - 19:34
AK Parti Sözcüsü Çelik: "Bir ülkeye saldırı için o ülkenin rejimi bahane edilemez"
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Bir ülkeye saldırı için o ülkenin rejimi bahane edilemez. Bir ülkenin rejiminin bahane edilmesi demek son derece subjektif kriterlerle her isteyenin önüne gelen ülkeye müdahale etmek için bir bahane üretmesi ve bir girişimde bulunması demektir" dedi. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) devam ederken basın açıklaması gerçekleştirdi. Çelik, MKYK toplantısında İran’da yaşanan gelişmeler ve Meclis çalışmalarında gelinen son durumun ele alındığını, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ise İran’da meydana gelen gelişmeler konusunda kapsamlı bir değerlendirme yaptığını ifade etti. Bugün gelinen noktada İran’a yapılan saldırının hiçbir meşruiyeti olmayan bir saldırı olduğunu aktaran Çelik, "Komşumuz İran’a ABD ve İsrail tarafından gerçekleştirilen saldırı hukuksuzdur, uluslararası hukuka aykırıdır, hakkaniyetsizdir ve hukuki meşruiyetten yoksundur. Üstelik nükleer konularla ilgili müzakereler devam ederken böyle bir saldırının yapılması, diplomasinin; masa kurarak çözüm üretme stratejisinin tamamen berhava olduğu bir döneme girildiğini gösteriyor. Diplomasi, daha önceden karar verilmiş bir saldırının taktik örtüsü ya da oyalayıcısı olamaz. Onun için masa kurulmasına rağmen bu saldırı gerçekleşti. Sayın Cumhurbaşkanımız, özellikle böyle bir masanın kurulması konusunda yoğun bir enerji ortaya koyarak Başkan Trump’la, Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’la ve diğer taraflarla görüşmeler gerçekleştirdi. Esasında masa çalışırken böyle bir saldırının gerçekleşmesi son derece yanlış, son derece sıkıntılı sonuçlar doğuracak hakkaniyetsiz ve hukuksuz bir girişimdir" ifadelerini kullandı. ABD ve İsrail tarafından gerçekleştirilen saldırı sonucu İran’da başta dini lider olmak üzere birçok üst düzey askeri ve siyasi ismin ve sivillerin hayatını kaybettiğine değinen Çelik, bu kayıplardan dolayı İran halkına taziyelerini sundu. "Bir ülkeye saldırı için o ülkenin rejimi bahane edilemez" Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile gerçekleştirdiği görüşmeye de değinen AK Parti Sözcüsü Çelik, "Cumhurbaşkanımızın verdiği mesaj; İran konusundaki ilkeleri ortaya koyduktan sonra bir an evvel çatışmanın durması ve bu çerçevede tekrar çözümün masada aranması gerektiğine dairdir. Egemen bir ülkeye dönük olarak, BM üyesi bir ülkeye dönük olarak bu şekildeki müdahalelerin hukuki bir temeli yok. Bunlar herhangi bir şekilde hiçbir şekilde mazur gösterilemez. BM üyesi egemen bir ülkenin toprak bütünlüğüne, devlet aygıtına ve yöneticilerine saldırılması uluslararası düzen açısından bambaşka bir aşamaya geçildiğini gösteriliyor ki bu düzenin ortadan kalkması demektir. Özellikle de bir ülkeye saldırı için o ülkenin rejimi bahane edilemez. Bir ülkenin rejiminin bahane edilmesi demek son derece subjektif kriterlerle her isteyenin önüne gelen ülkeye müdahale etmek için bir bahane üretmesi ve bir girişimde bulunması demektir. Dolayısıyla rejim değişikliği gibi konuların ne kadar büyük facialara yol açtığı çeşitli ülke örneklerinde de görülmüştür ve bunu yanlışın ısrarla tekrar edilmesi, savaşların bitirilmesinden bahsedilirken bütün bölgeyi kapsayacak hatta küresel düzeye sıçrayacak bir savaş mekaniğinin çalıştırılması son derece yanlış bir yaklaşım olmuştur" açıklamasında bulundu. "Kimsenin hiçbir ülkeye rejim değişikliği dayatma gibi bir hakkı yoktur" Bir ülkenin askeri kapasitesinin yanı sıra topyekun devlet mimarisinin hedef alınmasının aslında büyük bir kaosun amaçlanması anlamına geldiğini vurgulayan Çelik, "Bir ülkenin devlet mimarisini çökertmek üzere hareketlenmek ya da Netanyahu’nun kabine üyelerinin ifade ettiği şekilde devlet mimarisini; o toplumu ayaklanmaya çağırarak, o toplum içerisinde iç savaş çıkartmaya çağırarak çökertmeye çalışmak çok daha büyük faciaların tetikleyicisidir. Esasında bu başlı başına bir suçtur. Dolayısıyla herhangi bir şekilde kimsenin hiçbir ülkeye rejim değişikliği dayatma gibi bir hakkı yoktur. O ülkelerin devlet mimarisinin hedef alınması çok büyük facialara davetiye çıkarmak anlamına gelecektir" dedi. Çelik, Türkiye’nin İran sınırından gerçekleşecek büyük bir göç dalgasıyla karşı karşıya kalmasının söz konusu olduğu durumda devlet birimlerinin tam bir koordinasyon içerisinde gereken hazırlıkları yaptığını da sözlerine ekledi. "Tüm küresel ekonomiyi etkileyecek birtakım dalgalar bekleniyor" ABD ve İsrail’in İran’a yönelik gerçekleştirdiği saldırıların ardından küresel olarak etki etmesi beklenen ekonomik durumlara da değinen AK Parti Sözcüsü Çelik, "Tüm küresel ekonomiyi etkileyecek bir takım dalgalar bekleniyor. Bu çerçevede ekonomimiz üzerinde de geçici etkileri olabilecektir. Ekonomi diğer bir başlıktır. Ekonomimiz geçmişte de birçok şokla karşı karşıya kaldı. Bu bakımdan ekonomi yönetimimiz krizleri yönetme konusunda tecrübelidir" şeklinde konuştu. Bir gazetecinin CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in "AK Parti’nin ABD ve İsrail’in saldırganlığına dayanan yeni dünya düzeni arzularına karşı yeterince eleştirmediği"ne yönelik sözlerinin sorulması üzerine Çelik, "Sayın Özel’in dış politikada ne dediği, anlaşılmıyor. Bir siyasi geleneğimiz var. Geçmişteki CHP genel başkanları da bu siyasete riayet etmiştir. Bugün etrafımız ateş çemberi. Siyasi birlik, siyasi dirlik çağrısı yapılacaksa onun söyleneceği gün bugündür. Geçmişteki CHP genel başkanlarının çok sağduyulu açıklamaları olmuştur. Özgür Özel de daha sağduyulu, daha hakkaniyetli, etrafımızdaki durumu iyi analiz eden açıklamalar yapar, CHP’nin bunu yapmasında fayda vardır."
02 Mart 2026 Pazartesi - 18:52
AK Parti Sözcüsü Çelik: "Komşumuz İran’a ABD ve İsrail tarafından gerçekleştirilen saldırı hukuksuzdur"
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Bir ülkeye saldırı için o ülkenin rejimi bahane edilemez. Bir ülkenin rejiminin bahane edilmesi demek son derece subjektif kriterlerle her isteyenin önüne gelen ülkeye müdahale etmek için bir bahane üretmesi ve bir girişimde bulunması demektir" dedi.
02 Mart 2026 Pazartesi - 18:23
Abdullah Öcalan: "Rapor, demokrasi mücadelesinde yeni süreç için kapı aralayan çok önemli bir adım olarak değerlendirilmelidir"
Abdullah Öcalan, "Rapor, demokrasi mücadelesinde yeni süreç için kapı aralayan çok önemli bir adım olarak değerlendirilmelidir. Bütün siyasal çevreleri ayakları yere basan politikalar üretmeye zorlayacaktır" dedi. Abdullah Öcalan, çalışmalarını tamamlayan TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun hazırladığı rapora ilişkin yazılı açıklama yaptı. Öcalan, Komisyonun siyasi açıdan önemine değinerek, "Bu rapor, Sayın Cumhurbaşkanının ortaya koyduğu iradeyle Sayın Bahçeli’nin çağrısına benim cevap olmamla İmralı’da başlayan diyalog sürecinin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. İlgili tüm tarafların bu gerçekliği teslim ederek raporun gerektirdiği yasal ve kurumsal pratik süreci başlatması, silahın kesin olarak gündemimizden çıkmasını garanti edecektir. Raporun çıkarılması için çalışan siyasi partilere ve hitap ettikleri kitlelere, bu sürecin ilerlemesi için canla başla çalışan, emek veren herkese ve barış süreci için çalışırken vefat eden değerli yoldaşımız Sırrı Süreyya Önder’e emekleri için teşekkürlerimi sunuyorum. İmralı’da yürüttüğümüz diyalog süreci ciddi bir mücadeledir. Geleceğimizi kurtarmak isteyen herkesin yoğun emekleriyle sürdürülmektedir. Aynı şekilde Komisyonun değerli üyeleri de oy hesabı yapmadan bu süreci parlamentonun çözümüne sunmuşlardır. Dolayısıyla ortaya çıkan raporu, şimdiye kadar Meclis komisyonlarının çıkardıkları raporlara benzetmek, atılan adımın tarihsel önemini idrak etmemek demektir. Onlarca yılı kapsayan demokrasi ve özgürlük mücadelesinin bir sonucu olarak rapora yaklaşmak en doğrusudur" ifadelerini kullandı. Öcalan şunları kaydetti: "Rapor, demokrasi mücadelesinde yeni süreç için kapı aralayan çok önemli bir adım olarak değerlendirilmelidir. Bütün siyasal çevreleri ayakları yere basan politikalar üretmeye zorlayacaktır. Gerçeklikten kopuk, dar siyasi gündemlere sıkışıp kalmış çevrelerin ucuz siyaset yapma zeminlerini ellerinden almıştır. Rapora karşı çıkan siyasi partilerin gerçek gündem yerine kendi dar bakış açılarında ısrar etmesi en çok sosyalist çevreleri zorlayacaktır. Bir an önce demokrasi ve özgürlük mücadelesinin gerektirdiği görev ve sorumlulukla hatalarından dönmeleri her açıdan önemlidir. Bu raporla sorunların tümden çözüldüğü/çözüleceği yanılgısına da dikkat çekmek gerekir. Bu bir başlangıçtır. Türkiye’nin demokratikleşmesi, demokrasi ikliminin merkeze, yerele ve tüm çevrelere yayılması ve daha sayısız birikmiş sorunlara bir raporla cevap olunamayacağı açıktır. Ancak rapor önemli bir başlangıçtır. Sonuç alıcı hale gelmesi, gereklerinin pratikte gerçekleşmesi yine mücadeleye bağlı olacaktır. Rapor parlamentonun gündeminde de uzun süre kalabilir, çeşitli çevreler diyalog sürecini sabote etmek için bu süreçten yararlanabilir. Bütün bunlar bizler için şaşırtıcı olmayacaktır. Ancak eskisi gibi böylesi provokasyon ve saldırılara karşı kırılgan bir durumda değiliz. Doğru bir yaklaşımla böylesi hamleleri de atlatabiliriz." Raporun bir kavram seti sunduğunu kaydeden Öcalan, "Demokratik bir mücadele ve diyalogla hayata geçirilecek olan kavram ve kurumlar, Cumhuriyetin nasıl demokratikleştirileceğine dair de bir yol haritası sunmaktadır. Bu nirengi noktasıdır. Örgütün sürecin ruhuna uygun adımlar atması, içinde bulunduğumuz tarihi anın gereğidir. Demokratik inşa silahla ve çatışmayla değil, diyalogla ve karşılıklı birbirini anlamayla gerçekleşecektir. Hukuki güvence olduğu müddetçe hiçbir kesim şiddete, silaha, çatışmaya meyletmez; meyletmesi durumunda da tecrit olmaktan kurtulamaz. Artık ülke gündemini silahın değil, siyasetin belirleyeceği bir dönem başlamış olacaktır. Hukuki güvenceyi sağlayacak olan da demokratik bilinçtir, zihindir. Yürekle, bilinçle sürece sahip çıkılmadıktan sonra hangi hukuk maddesi kimi koruyabilir? Hukuki güvencenin sağlanması önemli bir adımdır. Süreci başarıya götürecek olan demokratik siyaset çalışmalarıdır" dedi. Türk-Kürt kardeşliğine vurgu yapılmasının önemli bir adım olduğunu belirten Öcalan, "Eğer siyaset gereği gibi yürütülmezse, bu adımın da diğerleri gibi sönümlenmesi, hiçbir kurumsal gerçekliğe dönüşmeden ve demokratik toplumun yararına bir gelişme oluşturamadan gündemden düşmesi kaçınılmazdır. Demokratik mücadele ve demokratik bilinç olmadan, istenilen tarzda bir anayasa çıksa bile bir anlam ifade etmez. Yine bir norm-dışı güç ortaya çıkacak, anayasayı rafa kaldırıp kendi yasalarını topluma dayatacaktır. Siyasetin gücü silahın gücünden çok daha sonuç alıcıdır. Silah yeni sorunlara yol açarken, siyaset sorunları çözmeyi esas alır. Ancak siyaset de sonuçta ’mümkün olanın sanatıdır’ ve mümkün olanı sağlayacak olan da demokratik mücadeledir. Sürece siyasetin yön vermesi için eskisinden daha fazla emek, sorumluluk ve mücadele gerekecektir. Tekrarlıyorum bu bir sonuç değil, bir kapı aralamadır. Tarihsel kardeşliğe geri dönülmüştür. Cumhuriyetin kuruluşunda Kürtlerin rolü az değildir. Ancak bu emeğine ve çabasına sahip çıkmayan Kürt önderleri, zayıf bir örgütlülükle ve tepkisel isyanlarla durumu kurtarmaya çalışmışlardır. Kürt liderleri, başarısız girişimlerle kendi sonlarını getirmekten kurtulamamışlardır. Rapor içeriği demokrasiye açıktır. Bu da başlangıç için umutlu olmamızı sağlayan en önemli etkendir. Bu sözleşmenin akamete uğramaması, demokrasi güçlerinin elindedir. Parlamentonun büyük bir çoğunluğunun bu sözleşmeyi imzalamış olması, konsensüsün ne kadar geniş olduğunu göstermektedir. Hiç kimsenin rehavete kapılma lüksü yoktur. Asıl mücadele şimdi başlamaktadır. Zor ama başarının imkân dahilinde olduğu bir sürece girmiş bulunuyoruz. Son bir yılda yürütülen diyalog sürecinin bir sonucudur bu. Ancak son yüzyıldaki yaraların sarılması için bu ilk adım sadece bir yol haritası sunmaktadır. Tarihten ders çıkarılıp en küçük bir adıma bile sahip çıkılması doğru siyasal tavırdır. Barış ve demokrasinin topluma mal edilmesi, ona uygun düşünce ve zeminin oluşturulmasıyla mümkün olacaktır. Yeni sürece uygun çalışmalar için daha fazla bekleme şansımız yoktur. Rapor bunun yolunu açıyor. Bu bir imkandır ve sonuna kadar yararlanılmalıdır" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder