Yerel Haberler
Ankara
HÜDA-PAR Genel Başkanı Yapıcıoğlu: "Hayvan saldırgansa, tedavi edilemiyorsa, gerekirse itlaf edilmelidir" 07 Mayıs 2026 Perşembe - 14:48:11 Hür Dava Partisi (HÜDA-PAR) Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, "Hayvan saldırgansa, tedavi edilemiyorsa, gerekirse itlaf edilmelidir. Yani bir tek çocuk öleceğine yüz köpek ölsün" dedi. HÜDA-PAR Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Yapıcıoğlu, TBMM’de gazetecilerle bir araya geldi. Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yapıcıoğlu, ’Terörsüz Türkiye’ sürecine ilişkin, "Kimine göre aslında asıl mesele Kürt meselesidir veya kimine göre bu bir demokratikleşme meselesidir. Eğer bazı adımlar atılırsa zaten diğerleri kendiliğinden yoluna girmiş olacaktır. Dolayısıyla farklı tanımlar olduğu için çözüm önerileri farklılaşabiliyor. Ve herkesin beklediği çözüm farklı olduğu için sürecin ilerleyip ilerlemediği konusundaki yorumlar da farklılaşabiliyor. Bize göre süreç uzarsa tıkanma riski o zaman doğacaktır. Mümkün olan en yakın zamanda, en geniş şekilde bu sorunlarımızı çözmemiz gerekiyor. Sorun ile meseleyi birbirinden ayırmak, yani şiddet sorunuyla Kürt meselesini birbirinden ayırmak gerekir" ifadelerini kullandı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin "Öcalan’ın statü meselesinin konuşulması önemli" sözleri hakkındaki soru üzerine Yapıcıoğlu, "Tabii ki şu son dönemde sıkça tartışılan MHP lideri Bahçeli’nin son çıkışından sonra iyice tartışılan bir mesele vardı. Abdullah Öcalan’ın statüsüyle ilgili, statüsü ne olacak diye veya bir statü gereklidir diye. Sayın Bahçeli’nin çıkışı eğer önceki söyledikleriyle MHP’nin Komisyon’a sunmuş olduğu raporla birlikte değerlenebilirse bence o zaman daha sağlıklı bir değerlendirme yapılmış olur. MHP’nin Komisyon Başkanı’na sunmuş olduğu rapora göre Türkiye’de Kürt meselesi yoktur, sadece şiddet sorunu var. Eğer sorun sadece şiddet sorunuysa elbette bu sorun şiddeti bırakıp, siyasi yol ve meşru yöntemlerle bundan sonra yoluna devam etmeleri isteniyorsa, kimin şiddeti bırakması isteniyorsa onunla konuşulur. Bu gayet doğal ve anlaşılır bir şeydir. Ama eğer sorun değil, mesele konuşulacaksa yani Kürt meselesi konuşulacaksa, ki MHP’ye göre böyle bir meselemiz yoktur, bize göre var olan bir meseledir" dedi. "Bize göre Türkiye yeni bir Anayasa’ya ihtiyaç duyuyor" Yeni Anayasa tartışmaları hakkında da konuşan Yapıcıoğlu, "Yeni bir yüzyıla giriyoruz. Cumhuriyetin 2. yüzyılında bütün ağırlıklarından kurtulmuş, sorunlarını çözmüş, kendi iç barışını tam anlamıyla sağlamış, kardeşliğini pekiştirmiş, iç cepheyi tahkim etmiş bir şekilde girmek zorundayız. Bu da bir tercih değil, bir zorunluluktur. Ya hep beraber birbirimize sıkıca kenetleneceğiz, aramızdaki sorunları adaletle çözeceğiz. Ya da işte çevremizdeki ateş çemberlerini görüyoruz. Bu durum artık herhangi bir izaha ihtiyaç duymayacak kadar açıktır. Dolayısıyla bizim kendi bütün meselelerimizi ve sorunlarımızı, halkın bütün meşru taleplerini karşılayacak tam bir toplumsal mutabakat ile mümkün olan yine en yüksek seviyede bir katılım ile yeni bir Anayasa’ya Türkiye’nin ihtiyacı var. Türkiye, 1980 askeri darbesinin sonucunda yapılan 44 yıllık bir darbe anayasasıyla yönetildi. 44 yıldır bu Anayasa’da 20’den fazla kez değişiklik yapıldı. Anayasa’nın belki yarısından fazlası değişti ama hala o darbeci ruh anayasaya sinmiş durumdadır. Bize göre yeni bir Anayasa’ya Türkiye ihtiyaç duyuyor ve Türkiye’nin vakit geçirmeksizin bunu sakin bir şekilde sükunetle, birbirini anlamaya çalışarak tartışmasının zamanı gelmiştir, hatta geçmektedir" değerlendirmesinde bulundu. "Hayvan saldırgansa, tedavi edilemiyorsa, gerekirse itlaf da edilmelidir" Başıboş köpek sorunu hakkındaki soru üzerine Yapıcıoğlu, "Uzun bir süredir Türkiye’nin gündeminden çıkmış ama bir kez daha başıboş köpeklerle ilgili bir gündemimiz oluştu. Maalesef 5 yaşındaki bir yavrumuz köpek saldırısında hayatını kaybetti. Ben bir kez daha ailesine sabır diliyorum. İnşallah bir daha benzer bir olay yaşanmasın. Şimdi bu sorunlar gündeme getirildiğinde birileri sanki bu sorunları gündeme getirenler için bütün hayvanlara düşmanlık yapıyor ya da merhametsizce bütün hayvanların öldürülmesini istiyor gibi bir propaganda yapıyor. Bu doğru değil. Elbette hayvana merhamet gerekir. Hayvan aç bırakılmamalı, susuz bırakılmamalıdır. Hatta hasta ise tedavi edilmeli. Lakin o hayvan eğer insan sağlığını tehdit eder bir noktaya gelmişse o zaman durum farklılaşır. Mutlaka insanların zarar görmeyeceği bir tedbir almak gerekir. Bu tedbir nedir? Neyse o. Eğer o hayvanı insanlardan uzaklaştırmak, bir yere kapatmak gerekiyorsa, hayvan saldırgansa, iyileştirilemiyorsa, tedavi edilemiyorsa, gerekirse itlaf da edilmelidir. Yani bir tek çocuk öleceğine yüz köpek ölsün" cevabını verdi.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 14:38 İşletmeler için depozito sistemine kayıt süreci başladı Türkiye genelinde 1 Temmuz itibarıyla hayata geçecek Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) uygulamasına işletmelerin kayıt süreci başladı. Ambalajlı içecek satan veya servis eden tüm işletmeler, "dbys.gov.tr" üzerinden Depozito Bilgi Yönetim Sistemi’ne kayıt olarak operatörlerini seçebilecek. Türkiye’de Sıfır Atık Hareketi kapsamında hayata geçirilen ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na bağlı Türkiye Çevre Ajansı (TÜÇA) tarafından yürütülen DOA uygulaması, 1 Temmuz itibarıyla tüm Türkiye genelinde başlayacak. Piyasadaki plastik, cam ve alüminyum içecek ambalajlarının depozito kapsamına alınarak kontrollü ve sürdürülebilir biçimde ekonomiye geri kazandırılmasını hedefleyen sistemin ülke genelinde yaygınlaşmasıyla ekonomiye yıllık 30 milyar lira doğrudan katkı sağlanmasının öngörüldüğü belirtildi. 1 Temmuz’dan itibaren DOA logolu içecek satışı yapan market, bakkal, büfe, otel, restoran ve kafelerin depozito iade noktası haline geleceği ifade edildi. İşletmeler operatörlerle yaptıkları anlaşmalar kapsamında teşvik bedeli elde ederken, iade için yeniden gelen müşteriler sayesinde artan müşteri trafiği ile ek gelir ve rekabet avantajı sağlayacağı açıklandı. Bunun yanı sıra alışveriş merkezi, havalimanı ve hastane gibi işletmelerin de iade noktası olabileceği aktarılırken, depozito sistemine dahil olmak isteyen işletmelerin 1 Temmuz tarihinden önce dbys.gov.tr web sitesi üzerinden Depozito Bilgi Yönetim Sistemi’ne (DBYS) kayıtlarını tamamlaması ve iade süreçlerini yönetecek yetkili operatörlerden birini seçmesinin gerektiği belirtildi. "Geri dönüşüm seferberliği başlatıyoruz" Zaman içinde iade ve geri kazanım odaklı yeni bir tüketim davranışının yerleşmesini desteklediğini söyleyen TÜÇA Başkanı Nurullah Öztürk, "DOA ile Türkiye genelinde güçlü bir geri dönüşüm seferberliği başlatıyoruz. Ambalajlı içecek satışı yapan işletmelerimiz, bu sistemin sahadaki en önemli paydaşlarından olacak. Market, bakkal, büfe, otel, restoran ve kafelerimizin DBYS’ye kayıtlarını tamamlayarak sisteme dahil olmaları, ambalajların doğru şekilde toplanıp geri dönüşüme kazandırılması açısından kritik rol oynuyor. Tüm işletmelerimizi çevresel hedeflerimize ulaşmamız ve döngüsel ekonomiyi güçlendirmemiz açısından büyük önem taşıyan bu dönüşümün bir parçası olmaya davet ediyoruz" dedi. İşletmeler, DBYS’ye kayıt yaptırarak yetkili operatörlerden birini seçecek Türkiye’de 2025 yılı itibarıyla kademeli olarak devreye alınan DOA uygulaması, üretimden geri dönüşüme uzanan sürecin dijital olarak izlenebildiği, dünyaya örnek oluşturacak entegre bir model sunuyor. Sistemle döngüsel ekonomi yaklaşımının önemli bir unsuru olarak atıkların doğaya karışmasının önlenmesi, ambalajların yeniden ekonomiye kazandırılması ve doğal kaynak kullanımının azaltılmasının hedeflendiği dile getirildi. Sistemin sahadaki işleyişinin satış noktaları üzerinden kurulacak iade altyapısı ile yürütüleceği, öncelikle işletmelerin DBYS’ye kayıt yaptırarak yetkili operatörlerden birini seçeceği açıklandı. Büyük mağazalar ile zincir mağazalar statüsündeki satış noktalarında depozito iade makinesi kurulumu zorunlu olurken; diğer işletmelere ambalaj kaydı için el terminalleri, depolama için şeffaf poşetler ve barkodlu klipsler seçtikleri operatörler tarafından ücretsiz olarak sağlanacak. HOREKA (otel, restoran ve kafe) işletmeleri ise kendi bünyelerinde tüketilen içecek ambalajlarını biriktirerek, seçtikleri operatöre teslim edecek. Yeniden hammaddeye dönüştürülecek İşletmelerde toplanan ambalajların operatörler tarafından düzenli olarak teslim alınarak sayma ve doğrulama merkezlerine götürüleceği, ardından geri dönüşüm tesislerinde işlenerek yeniden hammaddeye dönüştürüleceği belirtildi. Sistem kapsamında tüketicilerin ambalaj iade bedellerini "DOA" logolu ambalajları iade noktalarına veya depozito iade makinelerine teslim ederek alabileceği kaydedildi. DOA mobil uygulaması üzerinden kullanıcı hesaplarına aktarılan ambalaj iade bedellerinin banka hesabına transfer edileceği açıklanırken, bu bedeller ATM’den çekilebilecek veya alışverişlerde kullanılabilecek. 2026 itibarıyla yaklaşık 750 milyon kişiye ulaşması bekleniyor Depozito yönetim sistemleri, çevre bilincinin güçlenmesiyle dünya genelinde hızla yaygınlaşmaya devam ediyor. Bugün 20’den fazla ülkede uygulanan ve 350 milyonu aşkın nüfusu kapsayan sistemlerin 2026 itibarıyla 70 ülke veya eyalette yaklaşık 750 milyon kişiye ulaşması bekleniyor. Türkiye de bu dönüşümde güçlü bir adım atarak, hayata geçirdiği uçtan uca dijital altyapısı ile uluslararası ölçekte örnek teşkil eden bir model ortaya koymayı hedefliyor.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 13:41 Eczacıya ilaç vererek, oğlunu kaybetmesine sebep olduğu iddia edilen sanıklar 5’er yıl hapis cezası aldı Ankara’da eczacı kadının yiyecek ve içeceklerine ilaç katıp trafik kazası yapmasına ve 4 yaşındaki oğlunun hayatını kaybetmesine sebep oldukları suçlamasıyla tutuksuz yargılanan eczacı kalfası ile yardımcısı ’nitelikli dolandırıcılık’ ve ’olası kastla çocuğu kasten öldürmek’ suçlamalarından beraat ederken, ‘hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma’ suçundan 5’er yıl hapis ve 40’ar bin lira adli para cezasına çarptırıldı. Ankara 24. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuksuz sanıklar Süleyman Özçelik ve Muaz İslam Bozdoğan katılmazken, taraf avukatları hazır bulundu. Mahkeme başkanı, bu celse karar vereceklerini açıkladı. Verilen aranın ardından kararını açıklayan mahkeme, eczacı kalfası Süleyman Özçelik ile yardımcısı Muaz İslam Bozdoğan hakkında ’nitelikli dolandırıcılık’ ve ’olası kastla çocuğu kasten öldürmek’ suçlamalarından ayrı ayrı beraatlarına hükmederken, ‘hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma’ suçundan 5’er yıl hapis ve 40’ar bin lira adli para cezasına çarptırdı. Olayın geçmişi Ankara’da 20 Aralık 2020’de trafik kazasında yaralanan ve oğlu Ahmet Nazif Yıldız’ı (4) kaybeden eczacı Büşra Akdoğan, yanında çalışan kalfa Süleyman Özçelik ve yardımcısı Muaz İslam Bozdoğan’ın yiyecek ve içeceklerine gizlice şizofreni tedavisinde kullanılan nörolojik ilaç kattıklarını, bu nedenle trafik kazası geçirdiğini iddia edip şikayetçi oldu. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturma sonrası eczacı kalfası Süleyman Özçelik ve yardımcısı Muaz İslam Bozdoğan hakkında iddianame düzenlendi. İddianamede, yapılan incelemenin ardından Süleyman Özçelik ve yardımcısı Muaz İslam Bozdoğan’ın usulsüz ilaç alım satımı yapıp, SGK’yı zarara uğratarak ’nitelikli dolandırıcılık’ suçunu da işledikleri, eczacıya gizlice ilaç vererek kendileri üzerindeki denetim imkanını ortadan kaldırdıkları ve bu sayede de 1 milyon 700 bin lira haksız menfaat temin ettikleri belirtildi. İddianamede ayrıca Özçelik ve Bozdoğan’ın bu iki suçun yanı sıra Büşra Akdoğan’ın yiyecek ve içeceklerine kattıkları ilaç nedeniyle kaza yapmasına neden olarak çocuğunun hayatını kaybetmesine sebebiyet verdikleri için ’olası kastla çocuğu kasten öldürmek’ suçunu da işledikleri kaydedildi. İddianamede, Özçelik ve Bozdoğan’ın üç suçtan ağırlaştırılmış müebbet ve 13 yıldan 25 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edildi. Ankara 24’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın geçen duruşmasında tutuklu sanıklardan Muaz İslam Bozdoğan tahliye edildi.
ÜNİPERSEN’den Samsun’dan TBMM’ye bisikletli eylem
04 Mart 2026 Çarşamba - 16:01 ÜNİPERSEN’den Samsun’dan TBMM’ye bisikletli eylem Üniversite İdari Personel Sendikası (ÜNİPERSEN) üyeleri, yükseköğretim kurumlarında görev yapan idari personelin yükseköğretim tazminatı sorunu için Samsun’dan Ankara’ya bisiklet sürüşü gerçekleştirecek. ÜNİPERSEN, üniversitelerde görev yapan idari personelin mali haklarına dikkat çekmek amacıyla Samsun’dan Ankara’ya bisiklet sürüşü düzenleneceğini açıkladı. Mayıs’ın 15-19’u arasında gerçekleştirilecek etkinlik kapsamında sendika üyeleri ve destek veren katılımcılar, Samsun’dan Ankara’ya kadar pedal çevirecek. Sürüşün 19 Mayıs’ta TBMM önünde tamamlanması planlanıyor. Sendikadan yapılan açıklamada, üniversitelerde görev yapan idari personelin uzun yıllardır yükseköğretim tazminatı konusunda ciddi bir eşitsizlik yaşadığı belirtilerek, "Yükseköğretim kurumlarında görev yapan idari personelin yükseköğretim tazminatı konusunda yaşadığı eşitsizlik 12 yıldır çözülememiştir. Aynı üniversite çatısı altında görev yapan çalışanlar arasında oluşan mali farklılıklar çalışma barışını zedelemekte, kurumsal aidiyeti zayıflatmaktadır. Üniversitelerin akademik başarısının arkasında görünmeyen ancak vazgeçilmez bir emek vardır. O emek, idari personelin emeğidir" dedi. Açıklamada 19 Mayıs’ın tarihi anlamına dikkat çekilerek, sürüşün özellikle Samsun’dan başlatılmasının sembolik bir anlam taşıdığı vurgulanarak, "Bağımsızlık iradesinin başladığı şehir olan Samsun’dan yola çıkarak, millet iradesinin temsil edildiği Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde taleplerimizi dile getireceğiz. Bu etkinlik yalnızca bir bisiklet sürüşü değil, emek, adalet ve hakkaniyet çağrısıdır" ifadelerine yer verildi. ÜNİPERSEN yetkilileri, amaçlarının yükseköğretim tazminatındaki adaletsizliğin giderilmesi ve üniversitelerde görev yapan idari personelin mali haklarının güçlendirilmesi olduğunu belirterek, tüm çalışanları ve kamuoyunu sürece destek vermeye davet etti.
İletişim Başkanı Duran’dan İran’dan ateşlenen füzeye ilişkin açıklama
04 Mart 2026 Çarşamba - 14:53 İletişim Başkanı Duran’dan İran’dan ateşlenen füzeye ilişkin açıklama Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İran’dan ateşlenip Irak ve Suriye hava sahasından geçerek Hatay bölgesinde Türk hava sahasına yönelen füzenin etkisiz hale getirildiğini ve kurumların süreci anlık ve tam bir eş güdüm içerisinde takip ettiğini kaydetti. İletişim Başkanı Duran, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, İran’dan ateşlenip Irak ve Suriye hava sahasından geçerek Hatay bölgesinde Türk hava sahasına yönelen bir füzenin etkisiz hale getirildiğini, bunun sonucunda ise füze parçasının Hatay’ın Dörtyol ilçesinde bir alana düştüğünü ifade etti. Duran, meydana gelen olayda herhangi bir can kaybı ya da yaralanmanın yaşanmadığının altını çizdi. Kurumların süreci anlık ve tam bir eş güdüm içerisinde takip ettiğini aktaran Duran, "Ülkemizin ve aziz milletimizin güvenliğini sağlama konusundaki irademiz ve kapasitemiz en üst seviyededir. Topraklarımızın ve hava sahamızın savunulmasına yönelik gerekli her türlü adım tereddütsüz atılacaktır. Karşılaşılabilecek hasmane tutumlara yönelik uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli karşılık verilecektir. Bu süreçte NATO ve müttefiklerimizle istişare ve iş birliği sürdürülecektir. Tüm taraflara, bölgede gerilimi artıracak ve çatışmaların daha geniş bir alana yayılmasına yol açabilecek adımlardan uzak durması yönündeki uyarımızı yineliyoruz. Tarafların sorumluluk bilinciyle hareket etmesi büyük önem taşımaktadır" ifadelerine yer verdi. Bu süreçte medya kuruluşlarından ve sosyal medya kullanıcılarının daha hassas hareket etmeleri, teyide muhtaç ve kamuoyunu paniğe sevk edebilecek haber ve paylaşımlara itibar etmemeleri gerektiğine vurgu yapan Duran, "Resmi makamlarımız tarafından yapılan açıklamalar dışındaki bilgi ve paylaşımlara karşı dikkatli olunması önem arz etmektedir" diye konuştu. Duran, açıklamasına şöyle devam etti: "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın her vesileyle vurguladığı üzere Türkiye bölgede barışın, istikrarın ve diyalogun hâkim olması için yoğun bir diplomatik çaba yürütmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ülkemiz, gerilimin tırmanmaması, sivillerin korunması ve sorunların uluslararası hukuk temelinde barışçıl yollarla çözülmesi için aktif bir rol üstlenmektedir. Bu tür gelişmeler karşısında milletçe sergileyeceğimiz birlik, beraberlik ve dayanışma en büyük gücümüzdür. Devletimiz tüm kurumlarıyla görev başındadır. Türkiye, bölgede tansiyonun düşürülmesi ve sorunların barışçıl yollarla çözümü için üzerine düşen sorumluluğu yapıcı bir anlayışla yerine getirmeye devam edecektir."
MSB: "Türk hava sahasına yönelen balistik mühimmat Doğu Akdeniz’de etkisiz hale getirildi"
04 Mart 2026 Çarşamba - 14:45 MSB: "Türk hava sahasına yönelen balistik mühimmat Doğu Akdeniz’de etkisiz hale getirildi" Milli Savunma Bakanlığı, İran’dan ateşlenerek Irak ve Suriye hava sahasını geçtikten sonra Türk hava sahasına yöneldiği tespit edilen bir balistik mühimmatın Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından angaje edilerek etkisiz hale getirildiğini açıkladı. Milli Savunma Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, İran’dan ateşlenerek Türk hava sahasına yöneldiği tespit edilen balistik mühimmatın zamanında müdahaleyle imha edildiği belirtildi. Olayda herhangi bir can kaybı veya yaralanma yaşanmadığı belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi: "İran’dan ateşlenip Irak ve Suriye hava sahasını geçtikten sonra Türk hava sahasına yöneldiği tespit edilen bir balistik mühimmat, Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından zamanında angaje edilerek etkisiz hâle getirilmiştir. Hatay ili Dörtyol ilçesinde düşen mühimmat parçasının, söz konusu tehdidin havada imha edilmesi sonrasında önleme yapan hava savunma mühimmatına ait olduğu tespit edilmiştir. Olayda herhangi bir can kaybı veya yaralanma söz konusu değildir. Ülkemizin ve vatandaşlarımızın güvenliğini sağlamak konusundaki irademiz ve kapasitemiz en üst seviyededir. Türkiye bölgesel istikrar ve huzurdan yana taraf olurken, kimden ve nereden gelirse gelsin topraklarının ve vatandaşlarının güvenliğini sağlamaya muktedirdir. Topraklarımızın ve hava sahamızın savunulmasına yönelik her türlü adım kararlılıkla ve tereddütsüz atılacaktır. Ülkemize yönelik her türlü hasmane tutuma karşı cevap verme hakkımızın mahfuz olduğunu hatırlatıyoruz. Tüm taraflara, çatışmaların bölgede daha da yayılmasına neden olacak adımlardan uzak durma uyarısında bulunuyoruz. Bu kapsamda NATO ve diğer müttefiklerimizle istişare içinde olmayı sürdüreceğiz."
İran’ın Ankara Büyükelçiliği’nde Hamaney için taziye defteri açıldı
04 Mart 2026 Çarşamba - 13:56 İran’ın Ankara Büyükelçiliği’nde Hamaney için taziye defteri açıldı İran’ın Ankara Büyükelçiliği’nde, ABD ve İsrail’in düzenlediği saldırılarda hayatını kaybeden İran Dini Lideri Ali Hamaney için taziye defteri açıldı. ABD-İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik saldırıları sonucu İran İslam Cumhuriyeti Dini Lideri Ali Hamaney ve beraberindeki Savunma Bakanı Aziz Nasırzade, Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi, Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutanı Muhammed Pakpur ve Savunma Konseyi Genel Sekreteri Ali Şemhani hayatını kaybetmiş ve İran hükümeti tarafından ülkede 40 günlük yas ilan edilmişti. İran’ın Ankara Büyükelçiliği’nde Hamaney için taziye defteri açıldı. Taziye defterini Irak, Sri Lanka ve Kazakistan’ın Ankara büyükelçileri ile çeşitli ülkelerden yabancı misyon temsilcilerinin yanı sıra Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı İlyas Topsakal imzaladı. Saadet Partisi Genel Başkanı Arıkan deftere şunları yazdı: "Amerika ve İsrail’in bugün yaptıkları saldırılar sadece İran Devleti’ne değil, tüm bölgeye, tüm insanlığa saldırılar düzenlemekte. Bu saldırıların neticesinin tüm bölge ülkelerini kaosa sürüklenmek olduğunu ifade etmek istiyorum." ABD ve İsrail’in saldırıları sonucu hayatını kaybeden sivillerin sayısının her geçen gün arttığını belirten MHP Genel Başkan Yardımcısı Topsakal ise, "Saldırıların ilk gününde 120’ye yakın küçük kız çocuğu şehit edildi. Savaşın artık askerler arasında olmadığını görüyoruz. Çocukların ve kadınların da bu savaşlarda şehit edildiğini görüyoruz. Sadece İran’da değil, Irak’ta, Suriye’de ve tüm bölgeye İsrail’in bu savaşı yaydığını görüyoruz. Dolayısıyla MHP olarak dost ve kardeş ülke olan İran’ın yanında olduğunu göstermek için bugün taziyeye geldik ve taziye defterini MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli adına imzaladım" ifadelerine yer verdi. Taziye defteri, 4-5-6 Mart tarihlerinde 10.00-13.00 ile 14.00-18.00 saatlerinde imzalanabilecek.
23 yaşındaki Hakan’ın bıçaklanarak hayatını kaybetmesine ilişkin davada mütalaa açıklandı
04 Mart 2026 Çarşamba - 13:45 23 yaşındaki Hakan’ın bıçaklanarak hayatını kaybetmesine ilişkin davada mütalaa açıklandı Ankara’da 23 yaşındaki gencin bıçaklı kavgada hayatını kaybetmesine ilişkin 2’si çocuk 8 sanığın yargılandığı davada savcı esas hakkında mütalaasını açıkladı. Savcı, tutuklu baba ve oğlu ile onun arkadaşı hakkında ‘kasten öldürme’ suçundan müebbet, 2 kişiyi ‘öldürmeye teşebbüs’ suçundan ise 45’er yıla kadar hapis cezası talep etti. Yaşı küçük 2 çocuk hakkında 41 yıl ve 26 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep eden savcı, ölen gencin ailesinden 3 kişi hakkında ise ‘basit yaralama’ suçundan beraat talep etti. Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşma suça sürüklenen çocukların da yargılanması nedeniyle kapalı olarak yapıldı ve salona izleyici ve basın mensupları alınmadı. Duruşmaya tutuklu sanıklar Cemal Zeynal, çocukları Ahmet Emir Zeynal, B.S.Z. ve T.Y.Z., tutuksuz sanık Umut Kılınç, aynı dosyada sanık olarak yer alan maktul Hakan Çakır’ın (23) babası Şahin Çakır, ağabeyi Hakkı Can Çakır ve akrabası Eyyüp Demir ile taraf avukatları katıldı. Söz alan cumhuriyet savcısı, esasa ilişkin mütalaasını açıkladı. Savcı, Ankara’da çiğ köfte dükkanı işleten Hakan Çakır’ın bıçaklanarak hayatını kaybettiği kavgaya ilişkin davada sanıklar Cemal Zeynal, Ahmet Emir Zeynal ve Umut Kılınç’ın ‘kasten öldürme’ suçundan müebbet, 2 kişiye yönelik ‘öldürmeye teşebbüs’ suçundan ise 45’er yıla kadar hapisle cezalandırılmalarını talep etti. Savcı, suça sürüklenen çocuklar B.S.Z. hakkında 41 yıla, T.Y.Z. hakkında ise 26 yıl 6 aya kadar hapis cezası verilmesini istedi. Mütalaada aynı dosyada ‘basit yaralama’ suçundan haklarında 5’er yıla kadar hapis talebiyle dava açılan Hakan Çakır’ın babası Şahin Çakır, ağabeyi Hakkı Can Çakır ve akrabası Eyyüp Demir hakkında ise isnat edilen suçun sabit olmadığı gerekçesiyle beraat kararı verilmesi talep edildi. Beyanların ardından ara kararını veren mahkeme, tutuklu sanıkların mevcut hallerinin devamına hükmederek, duruşmayı 8 Nisan’a erteledi. "8 Nisan’da inşallah gerçekler ortaya çıkacak" Duruşmanın ardından Ankara Adliyesi önünde açıklama yapan baba Şahin Çakır, "Mahkememiz 8 Nisan’a ertelendi. Karar duruşması olacak. En küçük çocuğa yıkmaya çalıştılar suçu, diğer üç kişiden almak istediler. Yani tek sadece onlar. Biz de tabii ki buna karşılık sayın avukatımız sağ olsun karşılıklarını verdi. Yani öyle bir şey olmayacağını anlattı. Elimizdeki dosyalarla ve eski verdiği ifadelerden kaynaklı. Yani her verdikleri ifade farklı farklı. Üç tane ifade verdiler, üçü de değişik, birbirine tutmayan, anlamsız ifadeler çıktı. Bunda da geldiler farklı bir senaryoyla karşımıza çıktılar. Kızım o yüzden içeride sinirlendi, sinir krizi geçirdi. Yani baktılar işin içinden sıyrılamayacaklar. Üçü de en küçüklerine, yaşı küçük olduğu için sadece ona yıkmaya çalıştılar. Bakıp göreceğiz. 8 Nisan’da inşallah gerçekler ortaya çıkacak avukatımız sayesinde" dedi. Maktul Çakır’ın kardeşi Melisa Çakır ise, "Suçu yaşı en küçük, yani en az cezayı alacak kişinin üstüne yıkmaya çalıştılar. 14 yaşındaydı kendisi. En en üst sınırdan 24 yıl alıyor, yarısını yatıyor. Yarısı açık, yarısı kapalı şeklinde. 24 yılın tamamında yatmıyor. Ve suçu kendisi kabul etti. Ağabeyimi nasıl katlettiğini anlatmaya çalıştı. Yani biz inanmadık ama yine de bunu duymak çok ağır geliyor insana. Ama savcının mütaalasını biz beğendik. Emsal bir karar olacağını düşünüyoruz. Umarım buradan devam eder. Babamın dediği gibi de üç kere ifade değiştirdiler. Yani yalan oynuyorlar. Umarım mahkememiz daha uzun sürmez. Çünkü geç gelen adalet tamamen adalet değildir. Çünkü biz hala yas tutamıyoruz" diye konuştu. "Sonraki celse karar celsesi olacak" Avukat Umur Yıldırım, dosyadaki bütün delillerin toplandığını ifade ederek, "Savcılık esas hakkında mütaalasını verdi. Bir sonraki celse karar celsesi olacak. Bunun soruşturma aşaması ve ilk celsede karşı taraf hep şunu söylüyordu; ’Biz yapmadık.’ Hani nasıl olduğunu bilmiyoruz, görmedik, duymadık dediler. Bugün aslında ilk defa aralarından en küçük olanı seçip, bütün suçu yani yapılan bütün eylemleri en küçük çocuğun yaptığını söylediler" dedi. Olayın geçmişi 10 Ağustos’ta çiğ köfte dükkanı işleten Hakan Çakır’ın (23) annesi S.Ö. ve kız kardeşi Melisa Nur Çakır (15), dükkandan eve dönerken sokak arasındaki merdivende oturan Ahmet Emir Zeynal (19) ve arkadaşı Umut Kılınç (19) ile yol verme meselesinden tartıştı. Melisa Nur Çakır’ın haber vermesiyle olay yerine gelen Hakan Çakır ile Zeynal ve Kılınç arasında kavga çıktı. İki ailenin diğer yakınlarının da dahil olmasıyla büyüyen olayda Hakan Çakır, bıçaklanarak hayatını kaybetti. Olaya karışan Cemal Zeynal (45) ile çocukları Ahmet Emir Zeynal, B.S.Z. (17), T.Y.Z. (14) tutuklanarak cezaevine gönderildi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, tutuklu sanıklar Cemal Zeynal, oğlu Ahmet Emir Zeynal, onun arkadaşı Umut Kılınç hakkında ‘kasten öldürme’ suçundan müebbet, 2 kişiyi ‘öldürmeye teşebbüs’ suçundan ise 45’er yıla kadar hapis cezası talep edildi. Cemal Zeynal’ın yaşı küçük çocukları B.S.Z. hakkında 41 yıl, T.Y.Z. hakkında 26 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep edildi. Aynı dosyada Hakan Çakır’ın babası Şahin Çakır (53), ağabeyi Hakkı Can Çakır (27) ve akrabası Eyyüp Demir (44) hakkında da ‘basit yaralama’ suçundan 5’er yıl hapis talep edildi.