Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Ankara
Polatlı’da bulunan kemik parçaları Bünyamin Koçak dosyasını yeniden gündeme taşıdı
29 Nisan 2026 Çarşamba - 21:11:49
Ankara’nın Polatlı ilçesinde yol yapım çalışmaları sırasında ortaya çıkan kemik parçaları, 15 yıldır aydınlatılamayan Bünyamin Koçak dosyasını yeniden gündeme getirdi. İki çocuk babası 38 yaşındaki Bünyamin Koçak, 5 Nisan 2011 tarihinde Polatlı’da ortadan kaybolmuş, bir daha kendisinden haber alınamamıştı. Koçak için eşi Sultan Koçak tarafından kaybolduktan iki gün sonra resmi kayıp başvurusu yapılmış, günler süren aramalarda herhangi bir ize ulaşılamamıştı. Dosya, ailenin olaydan 52 gün sonra televizyon programına çıkarak yardım istemesiyle Türkiye gündemine taşındı. Kamuoyunda geniş yankı uyandıran olay, "cesetsiz cinayet" tartışmalarının en dikkat çeken örneklerinden biri oldu. Kan izleri ve çelişkili ifadeler dava konusu olmuştu Soruşturma sürecinde savcılık; evde tespit edildiği belirtilen kan izleri, telefon görüşmeleri ve çelişkili beyanları gerekçe göstererek Sultan K. ile Özcan E. hakkında 2013 yılında dava açtı. Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada iki sanık ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle yargılandı. Ancak yargılama boyunca Bünyamin Koçak’a ait ceset ya da ölümün kesinliğini ortaya koyan somut bir delile ulaşılamadı. Mahkeme, "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereği beraat kararı verdi. Dosya daha sonra Yargıtay 1. Ceza Dairesi’ne taşındı. Karar bir kez bozulsa da yerel mahkemenin yeniden verdiği beraat hükmü kesinleşerek onandı. Yol çalışmasında çıkan kemikler dikkat çekti Polatlı’da bugün yürütülen yol yapım çalışması sırasında ortaya çıkan kemik parçaları ise akıllara yeniden Bünyamin Koçak dosyasını getirdi. Bulunan kemiklerin kime ait olduğu yapılacak incelemelerle netlik kazanacak. Gelişme, yıllardır cevapsız kalan soru işaretlerini yeniden gündeme taşırken, Koçak dosyasının yeniden açılıp açılmayacağı merak konusu oldu. 15 yıldır çözülemeyen Bünyamin Koçak dosyası, Polatlı’da ortaya çıkan yeni bulgularla yeniden gündeme geldi.
29 Nisan 2026 Çarşamba - 21:04
CHP Genel Başkanı Özel: "Anayasa Mahkemesi, Türkiye’de herkesin, her türlü tartışmadan uzak tutması gereken bir mahkeme"
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Anayasa Mahkemesi bugünlerde Türkiye’de herkesin üzerine titremesi, sakınması gereken, her türlü tartışmadan uzak tutması gereken bir mahkeme. Hepimiz, bütün vatandaşlar için son güvence" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya’yı ziyaret etti. Özel, Anayasa Mahkemesi’nde gerçekleştirilen görüşmenin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Dün Anayasa Mahkemesi’nin kuruluş yıl dönümüne TBMM’deki grup toplantısı saatiyle çakıştığından dolayı katılamadıklarını belirten Özel, bugün bir ziyaret gerçekleştirdiklerini ifade etti. Özel, "Anayasa Mahkemesi bugünlerde Türkiye’de herkesin üzerine titremesi, sakınması gereken, her türlü tartışmadan uzak tutması gereken bir mahkeme. Hepimiz, bütün vatandaşlar için son güvence. Anayasa Mahkemesi’nin kararları yasama, yürütme ve yargı açısından bağlayıcı; son söz hükmünde. Anayasa Mahkemesi’nin hak ihlalleri noktasında vermiş olduğu kararlar, kararların uygulanması, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gittiğinde orada verilen kararların Türkiye’de uygulanması, bunların hepsi aslında hangi siyasi görüşten olursanız olun Türkiye’yi seviyorsanız, Türkiye’nin menfaatlerini düşünüyorsanız, Türkiye’nin ekonomisini düşünüyorsanız, Türkiye’nin dünyadaki itibarını düşünüyorsanız üzerine titrenmesi gereken meseleler" ifadelerini kullandı. Özel, anayasanın bir toplumun birlikte yaşama iradesinin kelimelere dökülmüş şekli olduğunu aktararak, "Anayasa Mahkemesi’nin görev ve yetkilerini tarif eden sayfaya verdiğiniz önem, bir milletvekili için Meclis’e verdiği öneme; eğer yürütmedeyseniz, bakansanız bakanlığa; Cumhurbaşkanıysanız Cumhurbaşkanlığına verdiğiniz öneme; mal ve mülk sahibiyseniz de mülkiyet hakkına karşılık gelir. Sonuçta hepsi bir bütündür ve hepimize hepsi lazımdır" değerlendirmesinde bulundu. Özel’e CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftci, CHP TBMM Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş eşlik etti.
29 Nisan 2026 Çarşamba - 20:38
Ahırdan kaçan danalar oto tamirciyi bastı, o anlar kamerada
Ankara’nın Elmadağ ilçesinde ahırdan kaçan danalar oto tamirciye girdi. O anlar güvenlik kamerasına yansıdı.
29 Nisan 2026 Çarşamba - 20:09
Saksağanın yılanla mücadelesi kameraya yansıdı
Ankara’nın Gölbaşı ilçesinde saksağanla bir yılanın mücadelesi cep telefonu kamerasına yansıdı. Gölbaşı ilçesinde bir parkta bir saksağanın bir yılanla mücadele ettiği görüldü. Bir süre devam eden mücadelenin ardından yılan kaçarken, o anlar yoldan geçen bir vatandaşın cep telefonu kamerasına yansıdı.
22 Mart 2026 Pazar - 12:25
5G’li akıllı yolda testler başlıyor
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Kooperatif ve Akıllı Ulaşım Sistemlerine Yönelik Merkezi Yazılım Platformu Geliştirilmesi Projesi kapsamında kritik bir eşiğin daha aşıldığını bildirdi. Bakan Uraloğlu, "Pilot olarak belirlenen İstanbul Hasdal Kavşağı ile İstanbul Havalimanı arasındaki 40 kilometrelik güzergahta 19 farklı noktada yapılan kurulumla yolun tamamında 5G altyapısını tamamladık. Kurulum çalışmalarını tamamladığımız bu pilot koridorda artık test süreçlerine geçiyoruz. Sahada gerçek zamanlı veri akışını izleyerek sistemin tüm bileşenlerini eş zamanlı olarak deneyeceğiz" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye’nin ulaşım altyapısını yerli ve milli akıllı ulaşım altyapısına kavuşturacak olan Kooperatif ve Akıllı Ulaşım Sistemlerine Yönelik Merkezi Yazılım Platformu Geliştirilmesi Projesi kapsamında önemli bir eşiğin aşıldığını duyurdu. Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Araştırmaları Merkezi (UDHAM) Başkanlığı, Karayolları Genel Müdürlüğü ve Türksat Uydu Haberleşme Kablo TV ve İşletme A.Ş iş birliğinde hayata geçirilen projenin tamamen yerli-milli bir AR-GE çalışması olarak öne çıktığını anlatan Uraloğlu, projede 5G ve fiber altyapısı kurulumlarını tamamladıklarını ve test sürecinin yakında başlayacağını bildirdi. 40 kilometrelik pilot koridor Bakan Uraloğlu, proje kapsamında belirlenen pilot alanın İstanbul Hasdal Kavşağı ile İstanbul Havalimanı arasında 40 kilometrelik bir koridor olduğunu belirterek, yoldaki trafik güvenliğinin ve yol konforunun en üst düzeye çıkartılacağını ve seyahat süresinde de önemli oranda düşüş yaşanmasının hedeflendiğini açıkladı. Uraloğlu, "Pilot olarak belirlenen İstanbul Hasdal Kavşağı ile İstanbul Havalimanı arasındaki 40 kilometrelik güzergahta 19 farklı noktada yapılan kurulumla yolun tamamında 5G altyapısını sağladık" diye konuştu. "Yol kullanıcıları anında bilgilendirilecek" Yolda meydana gelebilecek kaza, duran araç, gizli buzlanma, yola düşen nesne ya da şerit kapama gibi tüm durumların sistem tarafından anlık olarak tespit edileceğini de kaydeden Uraloğlu, "Yol kullanıcıları anında bilgilendirilecek. Kamera, yol sensörleri, yapay zeka tabanlı görüntü işleme, olay algılama, meteorolojik bilgi sistemleri ve değişken mesaj işaretleri devreye girecek. Bu sayede hem vatandaşlarımızın güvenliği artacak hem de yol ağımız daha etkin ve verimli kullanılacak. Artık yollardaki gereksiz beklemeler de en aza inecek" ifadelerini kullandı. Test süreci başlıyor Bakan Uraloğlu, "Kurulum çalışmalarını tamamladığımız bu pilot koridorda artık test süreçlerine geçiyoruz. Sahada gerçek zamanlı veri akışını izleyerek sistemin tüm bileşenlerini eş zamanlı olarak deneyeceğiz. 5G destekli akıllı ulaşım altyapımızı, farklı trafik senaryoları ve değişken hava şartları altında kapsamlı şekilde test ederek en yüksek performansa ulaştırmayı hedefliyoruz. Elde edeceğimiz sonuçlarla sistemi daha da geliştireceğiz" açıklamasında bulundu. Yerli ve milli Merkezi Yazılım Platformu devreye alınacak Uraloğlu, kara yolu altyapısını inşa ederken teknolojideki gelişme ve küresel trendleri dikkate aldıklarının altını çizerek, akıllı ve otonom teknolojiler sayesinde hızlı ve emniyetli yol altyapısı sağladıklarını vurguladı. Araçların otonom sürüş sistemleri için yeni gelişen altyapıyı hazır hale getirmeye devam ettiklerinin de altını çizen Bakan Uraloğlu, "Yollarımızı ulaşımda ’aklın yolu’ dediğimiz akıllı ulaşım sistemleri ile donatmaya devam ederken, tüm sistemlerin de yerli ve milli olmasına özen gösteriyoruz. Karayolları Genel Müdürlüğü Ana AUS Merkezi’nde tüm kurulacak sistemlerin yazılım altyapısını oluşturacak Akıllı Ulaşım Sistemleri (AUS) Merkezi Yazılım Platformu ve Mobil Uygulaması’nı da devreye alacağız" şeklinde konuştu. Teknolojik bağımsızlık hedefi Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, proje kapsamında kurulacak AUS Merkezi Yazılım Platformu ve Mobil Uygulaması’nın tüm sistemin kalbi olacağını belirterek, Türksat tarafından geliştirilen platformda iş zekâsı ve karar destek sistemiyle yüzlerce sensörden toplanan verilerin analiz edileceğini, böylece karayollarında güvenlik ve verimliliğin en üst seviyeye çıkacağını söyledi. Uraloğlu, yine Türksat imzasıyla geliştirilen Karayolları Mobil Uygulaması sayesinde vatandaşların anlık trafik ve güvenlik bilgilerine erişebileceğini vurguladı.
22 Mart 2026 Pazar - 12:15
VGM’den Ramazan ayında kapsamlı sosyal destek
Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü (VGM), Ramazan ayında kapsamlı sosyal destek hizmetlerini sürdürdü. Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü (VGM), Ramazan ayında sosyal desteklerden eğitim yardımlarına, aşevlerinden gönül coğrafyasına uzanan hizmetlere kadar geniş bir yelpazede faaliyetlerini sürdürdü. Bu kapsamda mart ayında toplam 6 bin 816 ihtiyaç sahibine muhtaç aylığı ödemesi gerçekleştirildi. Böylece 3 bin 515 yetim ve/veya öksüz çocuk ile 3 bin 301 engelli vatandaşa kişi başı 9 bin 89 lira 11 kuruş destek sağlandı. Eğitim yardımları ve burslar Eğitime verilen destekler kapsamında ise mart ayında toplam 50 bin öğrenciye burs ödemesi yapıldı. Ortaöğrenim düzeyinde 40 bin öğrenciye bin 750 lira, yükseköğrenimde 9 bin öğrenciye ve yabancı uyruklu bin öğrenciye ise kişi başı 4 bin lira destek verildi. Hafızlık eğitimine destek Diyanet İşleri Başkanlığı ile yürütülen iş birliği çerçevesinde hafızlık eğitimine devam eden 3 bin 240 öğrenciye kişi başı 4 bin lira destek sağlandı. Ayrıca İstanbul Fatih Camii’nde yürütülen program kapsamında 45 öğrenci tarafından her sabah Kur’an-ı Kerim tilaveti gerçekleştirilerek vakıf kurucularının ruhuna hediye edildi. Yurt içinde gıda ve sıcak yemek desteği Türkiye genelinde 75 bin 870 haneye kuru gıda kolisi ulaştırıldı. Bunun yanı sıra imaretler aracılığıyla İstanbul, Ankara, Gaziantep ve Tokat’ta günlük toplam 7 bin 500 kişiye sıcak yemek hizmeti sunuldu. Düzenli destek alan ailelerin sıcak yemekleri, ikamet adreslerine teslim edildi. Ayrıca Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları ile iş birliği içerisinde 50 binden fazla haneye ilave gıda yardımı sağlandı. Yurt dışına uzanan yardım eli Ramazan ayı boyunca Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Bosna Hersek, Kosova, Karadağ ve Suriye’de toplam 40 bin aileye ulaştırılmak üzere 40 tır kuru gıda yardımı gönderildi. Bunun yanında Bosna Hersek ve Kosova’daki aşevlerine destek amacıyla 4 tır temel gıda sevk edildi. Vakıf iftar buluşmaları Ramazan ayı boyunca Türkiye genelinde 81 ilde 150’den fazla noktada düzenlenen iftar programlarında günlük yaklaşık 100 bin kişi aynı sofrada buluştu. Bu kapsamda toplamda yaklaşık 3 milyon öğün iftar yemeği ikram edildi. Programlarda ilahiler dinlendi ve çocuklara yönelik etkinlikler de gerçekleştirildi. Yurt dışında ise Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde günlük 500 kişilik, Bosna Hersek’te günlük 670 kişilik, Kosova’da günlük 500 kişilik, Kuzey Makedonya’da günlük 350 kişilik, Bulgaristan’da günlük 400 kişilik ve Filistin Gazze’de günlük 10 bin kişilik olmak üzere 6 ülkede 13 şehir ve 15 farklı noktada düzenlenen iftar organizasyonlarında günlük 12 bin 270 kişi aynı sofrada buluştu. Toplam 357 bin 780 öğün ikramın yapıldığı bu programlar, geniş bir coğrafyada vakıf geleneğinin paylaşma anlayışını yansıttı. Bayramlık destekleri Ramazan Bayramı kapsamında Türkiye genelinde 26 bin öksüz ve/veya yetim çocuğa kişi başı 5 bin lira değerinde bayramlık kıyafet ve ayakkabı desteği sağlandı. Kuzey Makedonya’da ise 110 ihtiyaç sahibi çocuğa 100 avro değerinde bayramlık yardımında bulunuldu. Kadir Gecesi programları 16 Mart tarihinde idrak edilen Kadir Gecesi’nde, 81 ilde 106 noktada Mevlid-i Şerif programları düzenlendi. Programlara katılan 145 bin 500 vatandaşa sıcak salep ikramında bulunuldu.
22 Mart 2026 Pazar - 10:39
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Tuncer: "Suya sahip çıkmak, geleceğe sahip çıkmaktır"
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Sevilay Tuncer, 22 Mart Dünya Su Günü’ne ilişkin, "Suya sahip çıkmak, geleceğe sahip çıkmaktır. Su, yalnızca bir doğal kaynak değil stratejik bir değerdir" dedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Tuncer, 22 Mart Dünya Su Günü’ne ilişkin açıklamalarda bulundu. Suya sahip çıkmanın geleceğe sahip çıkmak olduğunu kaydeden Tuncer, suyun yalnızca doğal bir kaynak olmadığını, hayatın devamlılığı sağlayan, tarımı besleyen, şehirleri ayakta tutan ve kalkınmayı mümkün kılan stratejik bir değer olduğunu kaydetti. Suyun korunması, verimli kullanılması ve sürdürülebilir biçimde yönetilmesinin günümüzde her zamankinden daha büyük bir önem taşıdığını aktaran Genel Başkan Yardımcısı Tuncer, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, ülkemizde su yönetimi alanında önemli yatırımlar hayata geçirilmiştir. Barajlar, göletler, içme suyu tesisleri, sulama projeleri ve modern altyapı uygulamalarıyla su arz güvenliği güçlendirilmiş; tarımsal üretimde verimlilik artırılmıştır. ’Su Vatandır’ anlayışı doğrultusunda yürütülen çalışmalarla, yalnızca bugünün ihtiyaçları karşılanmamakta; aynı zamanda geleceğin su güvenliği de teminat altına alınmaktadır. Suyun korunması, geliştirilmesi ve etkin yönetimi; Türkiye Yüzyılı vizyonunun temel başlıkları arasında yer almaktadır" açıklamasında bulundu. Su tasarrufunun yalnızca kamu kurumlarının değil toplumun tamamının ortak sorumluluğu olduğunu dile getiren Tuncer, evlerde, iş yerlerinde, tarımda ve sanayide suyun bilinçli kullanılması, israfın önlenmesi ve modern sulama yöntemlerinin yaygınlaştırılmasının önem taşıdığını da sözlerine ekledi.
22 Mart 2026 Pazar - 10:22
TZOB Genel Başkanı Bayraktar: "Eski ve verimsiz sulama kanalları yenilenmelidir"
Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, "Eski ve verimsiz sulama kanalları yenilenmeli, sulama altyapısı modernize edilmelidir" dedi. TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Dünya Su Günü nedeniyle basın açıklaması yaptı. Dünyada yaşanan su krizinin tarımsal üretimi ve gıda güvenliğini tehdit ettiğini belirten Bayraktar, "1993 yılından bu yana her yıl 22 Mart’ta kutlanan Dünya Su Günü, tatlı suyun önemine dikkat çekmek ve 2 milyardan fazla insanın güvenli suya erişimi olmadığı konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla Birleşmiş Milletler tarafından düzenlenen küresel bir etkinliktir. Birleşmiş Milletler tarafından her yıl farklı bir tema belirlenmekte olup, 2026 yılı teması ise ‘Su ve Cinsiyet’ olarak açıklandı. Su, yalnızca bugünün değil gelecek nesillerin de yaşam güvencesidir. Bu nedenle suyun korunması, doğru yönetilmesi ve sürdürülebilir kullanımı tüm ülkeler için hayati bir sorumluluktur. Ancak ne yazık ki su kaynaklarının hızla azaldığı, iklim değişikliğinin etkilerinin her geçen gün daha ağır hissedildiği bir dönemdeyiz" diye konuştu. "Hassas tarım teknolojileri hem kaynak israfını azaltmakta hem de su kullanım verimliliğini artırıyor" Aynı zamanda Şemsi Bayraktar, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi. "Birleşmiş Milletler tarafından yapılan değerlendirmeler, dünyada giderek derinleşen su krizinin artık yalnızca çevresel bir sorun olmadığını, aynı zamanda küresel ekonomi, gıda güvenliği ve siyasi istikrar açısından ciddi riskler oluşturduğunu ortaya koyuyor. Bu durum, özellikle tarım sektörü üzerinde büyük bir baskı oluşturuyor. Modern tarımda su ve bitki besin maddeleri birbirinden ayrı düşünülemez; yeterli su olmadan bitkiler besin maddelerini etkin şekilde kullanamaz, bu da verim kayıplarına ve gıda üretiminde istikrarsızlığa yol açar. Günümüzde dünya tarım arazilerinin ise yaklaşık yüzde 40’ı su kıtlığı tehdidiyle karşı karşıya bulunuyor. Bir bölgede yaşanan su kıtlığı yalnızca yerel üretimi değil, uluslararası gıda fiyatlarını, ticaret dengelerini ve jeopolitik ilişkileri de etkileyebilecek sonuçlar doğuruyor. Dünya genelinde tatlı su kullanımının yaklaşık yüzde 69’u tarım sektöründe gerçekleşiyor. Bu nedenle suyun verimli kullanılması tarımın sürdürülebilirliği açısından kritik bir önem taşıyor. Tarım ve gübre sektöründe geliştirilen hassas tarım teknolojileri, bitki besin maddelerinin su mevcudiyetine göre uygulanmasını sağlayarak hem kaynak israfını azaltmakta hem de su kullanım verimliliğini artırıyor. Bunun yanında bitkilerin besin alımını artırırken su ihtiyacını azaltan yüksek verimli gübrelerin geliştirilmesi, çiftçilere yönelik eğitim programlarının yaygınlaştırılması ve toprak sağlığını güçlendiren uygulamaların desteklenmesi de önem kazanıyor. Gelecekte gıda sistemlerinin dayanıklılığı, su-besin-gıda ilişkisinin doğru yönetilmesine bağlıdır ve bu nedenle su kaynaklarının korunması ile sürdürülebilir tarım uygulamalarının yaygınlaştırılması hayati bir gereklilik haline geldi." "Kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarı yaklaşık bin 301 metreküp seviyesindedir" Dünya nüfusunun hızla artmasının gıda talebini artırdığını, bu durumun ise tarımsal üretimde su ihtiyacını daha da büyüttüğünü belirten Bayraktar, "Dünyada kullanılan suyun en büyük kısmı tarım sektöründe kullanılmasının yanı sıra evsel ve sanayi kullanımının artması da su kaynakları üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor. Türkiye’de teknik ve ekonomik olarak sulanabilir arazi miktarı yaklaşık 8,5 milyon hektardır. Gelişen teknoloji ile bu alanın 10,5 milyon hektara çıkabileceği öngörülüyor. Ancak bugün itibarıyla brüt olarak 7,28 milyon hektar alan sulamaya açıldı. Geriye kalan 1,22 milyon hektarlık alanın sulamaya açılması için gerekli yatırımların hızlandırılması büyük önem taşıyor. Ülkemizin yıllık 112 milyar metreküp kullanılabilir su potansiyeli bulunuyor. Kullandığımız suyun yaklaşık yüzde 79’u tarımsal sulamada tüketiliyor. Kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarı yaklaşık bin 301 metreküp seviyesindedir. Bu rakam, Türkiye’nin su zengini bir ülke olmadığını açıkça gösteriyor. Diğer taraftan nüfus artışı ve iklim değişikliği dikkate alındığında su kaynaklarımız üzerindeki baskı her geçen yıl daha da artıyor. Bu tablo, suyun tarım için ne kadar hayati olduğunun yanı sıra tarımda doğru ve modern sulama sistemlerine daha çok önem vermemiz gerektiğini açıkça ortaya koyuyor" diye konuştu. "Eski ve verimsiz sulama kanalları yenilenmelidir" İklim değişikliğinin yağış rejimini değiştirdiğini, kuraklığı artırdığını ve su kaynaklarını tehdit ettiğini vurgulayan Bayraktar, "Bu durumdan en fazla etkilenen sektör ise şüphesiz tarım sektörü oluyor. Bunun bir örneğine geçtiğimiz haftalarda Aydın ili ziyaretimizde şahit olduk. Aydın’da şubat ayında etkili olan aşırı yağışlar ve Büyük Menderes Nehri’nin taşması sonucu, başta Söke Ovası olmak üzere binlerce dönüm tarım arazisi sular altında kalarak büyük çaplı maddi zarara yol açtı. İklim değişikliğiyle birlikte yağış rejiminin düzensizleşmesi, Aydın’da olduğu gibi ani ve şiddetli taşkınları kaçınılmaz kılıyor; bu nedenle modern taşkın kontrolünde artık sadece beton setler değil, doğa tabanlı çözümler ve erken uyarı sistemleri ön plana çıkıyor. Su akışını yavaşlatmak için üst havzalarda ağaçlandırma ve teraslama yapılırken, şehir ve tarım alanlarında suyun tahliyesini hızlandıracak akıllı drenaj kanalları ile nehir yataklarının ekosistemi bozmadan genişletilmesi hayati önem taşıyor. Bir diğer konu ise eski ve verimsiz sulama kanalları yenilenmeli, sulama altyapısı modernize edilmelidir. Böylece mevcut su kaynaklarından daha fazla verim alınması mümkün olacaktır" şeklinde konuştu. "Tarımsal sulama amaçlı su kullanım hizmet bedelinin yüzde 50 oranında desteklenmesi gerekiyor" Bayraktar, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "İklim değişikliğiyle birlikte artan sıcaklıklar bitkilerin su ihtiyacını artırırken, sulama ücretlerinde yaşanan artışlar çiftçilerimizi zor durumda bırakıyor. Elektrik ve mazot fiyatlarındaki yükselişle birlikte sulu tarım giderek daha maliyetli hale geliyor. Bu nedenle 2023 yılında uygulandığı gibi tarımsal sulama amaçlı su kullanım hizmet bedelinin yüzde 50 oranında desteklenmesi gerekiyor. Çiftçilerimizin üretimde kalabilmesi için bu desteklerin sürdürülmesi artık bir zorunluluktur." "Modern sulama sistemleri için verilen teşviklerin artırılması büyük önem taşıyor" Su ihtiyacı karşısında mevcut kaynakların daha verimli kullanılması gerektiğini ifade eden Bayraktar "Bitkilerde verim kaybına ve toprakta tuzlanmaya yol açan vahşi sulama yöntemleri artık terk edilmelidir. Modern sulama sistemleri hem su tasarrufu sağlamakta hem de üretim verimliliğini artırıyor. Ancak yüksek maliyetler nedeniyle çiftçilerimizin bu sistemlere geçişi oldukça zorlaştı. Bu nedenle modern sulama sistemleri için verilen teşviklerin ve uygun kredi imkanlarının artırılması büyük önem taşıyor" dedi. "Suya sahip çıkmak, geleceğe sahip çıkmaktır" Suyun yalnızca bir doğal kaynak değil, aynı zamanda gıda güvenliğinin ve tarımsal üretimin temeli olduğunu dile getiren Bayraktar, "Su yönetiminde yapılacak her hata, doğrudan tarımsal üretimi ve çiftçilerimizin geleceğini etkiliyor. Bu nedenle su kaynaklarının korunması, verimli kullanılması ve çiftçilerimizin üretimde kalabilmesi için gerekli tüm politikaların vakit kaybetmeden hayata geçirilmesi gerekiyor. Unutulmamalıdır ki suya sahip çıkmak, geleceğe sahip çıkmaktır" diye konuştu.
22 Mart 2026 Pazar - 10:21
ASO’dan ‘Üniversite-Sanayi Etkileşimi: Türkiye’de derinlik ve dönüşüm arayışı’ raporu
Ankara Sanayi Odası’nın (ASO) hazırladığı ‘Üniversite-Sanayi Etkileşimi: Türkiye’de Derinlik ve Dönüşüm Arayışı’ raporu, Türkiye’nin yükseköğretimde erişim sorununu büyük ölçüde çözdüğünü; artık asıl meselenin nitelik, derinlik ve sanayiyle bütünleşme olduğunu ortaya koydu. Ankara Sanayi Odası (ASO), yayımladığı raporlarla Türk sanayisinin değişime uyumunu hızlandıran, yalnızca mevcut tabloyu analiz eden değil, geleceğe yön veren bir perspektif ve politika önerileri ortaya koymaya devam ediyor. Bu kapsamda hazırlanan ‘Üniversite-Sanayi Etkileşimi: Türkiye’de Derinlik ve Dönüşüm Arayışı’ başlıklı raporda, üniversitelerin ileri araştırma, yetkin insan kaynağı ve ticarileşen inovasyonla sanayinin teknoloji ortağına dönüşmesi gerektiğini vurgulandı. Üniversite-sanayi hattı, artık yalnızca eğitim kurumları ile üretim tesisleri arasındaki bir temas alanı değil; Türkiye’nin rekabet kapasitesini, verimlilik artışını ve teknoloji üretme gücünü belirleyecek stratejik bir ana damar olarak ele alındı. ‘Yeni dönem: Erişimden derinliğe geçiş’ Raporda, Türkiye’nin son 30 yılda yükseköğretimde önemli bir erişim hamlesi gerçekleştirdiği, milyonlarca gencin üniversiteyle buluştuğu ancak nitelik olarak bunun karşılığının alınmadığına dikkat çekilerek, yeni dönemin ‘erişimden derinliğe geçiş’ olması gerektiği belirtildi. Günümüzde küresel rekabetin yalnızca üretim kapasitesinde değil; bilgi, yetenek ve teknoloji üretme gücünde de sertleştiği vurgulandı. Türkiye açısından meselenin sadece eğitim sisteminin iyileştirilmesi olmadığı; orta teknoloji tuzağının aşılması, yüksek katma değerli üretimin güçlendirilmesi ve küresel teknoloji yarışının dışında kalınmaması gerektiği ifade edildi. Türkiye yükseköğretim sistemini Güney Kore, Almanya ve ABD gibi ülkelerle karşılaştırmalı olarak analiz eden raporda; ileri araştırma kapasitesi, nitelikli insan kaynağı yetiştirme, sanayi ile ortak proje hacmi ve ticarileşme performansı gibi temel göstergeler esas alındı. Ortaya çıkan tablo, Türkiye’nin yükseköğretimde erişimde önemli bir mesafe katettiğini ancak sanayinin ihtiyaç duyduğu derinlik ve teknoloji üretiminde ciddi bir dönüşüme ihtiyaç duyduğunu ortaya koydu. Yüksek öğretim yükü, düşük araştırma derinliği Çalışmada, üniversitelerin yalnızca eğitim veren kurumlar değil; bilgi, ileri beceri, inovasyon ve rekabet gücü üreten stratejik yapılar haline gelmesi gerektiğinin altı çizildi. Rapora göre Türkiye, yaklaşık 7,1 milyon öğrenci ve yüzde 45 mezuniyet oranı ile yükseköğretimde güçlü bir erişim performansı sergiliyor. Ancak akademisyen başına düşen öğrenci sayısının 32,1 gibi yüksek bir seviyede olması; Almanya’da 7,1, ABD’de ise 13,1 olan oranlarla kıyaslandığında, temel araştırma kapasitesinin sınırlı kaldığına işaret ediyor. Bu durum, Türkiye’nin yükseköğretimde ‘geniş ama seyrelmiş’ bir yapı görünümü verdiğini ortaya koyuyor. AR-GE’de derinlik ve yetenek açığı Türkiye’de yüksek lisans ve doktora mezunu oranı yüzde 3-4 bandında kalırken, bu oran Güney Kore’de yüzde 20, Almanya’da yüzde 18 seviyesinde bulunuyor. Yıllık doktora mezunu sayısının Türkiye’de yaklaşık 10 bin 500 olması; Almanya’da 30 bin, ABD’de ise 75 bin seviyesine ulaşması, ileri araştırma kapasitesindeki farkı ortaya koyuyor. Raporda, alan dağılımındaki dengesizlik de dikkat çekiyor. Türkiye’de doktora mezunlarının yaklaşık yüzde 50’si sosyal bilimler alanından gelirken, mühendislik ve fen bilimlerinin payı yüzde 20 bandında kalıyor. Buna karşılık gelişmiş ülkelerde teknik alanların payı yüzde 60-70 seviyesinde bulunuyor. Bu durum, sanayinin ihtiyaç duyduğu yetkinliklerle üniversitenin yetiştirdiği insan kaynağı arasındaki uyumsuzluğu ortaya koyuyor. İşverenlerin yüzde 72’sinin aradığı nitelikte eleman bulamaması da sorunun yalnızca işsizlik değil; yetenek ve beceri açığı olduğunu gösteriyor. Raporda bu nedenle derinleşmenin; doktora mezun sayısını artırmak, doktora içindeki STEM ağırlığını büyütmek, özel sektör Ar-Ge payını yükseltmek ve üniversiteyi bilgi üreten yapıdan girişim üreten yapıya dönüştürmek üzerinden ele alınması gerektiği vurgulanıyor. Demografik risk: Zaman daralıyor Raporda, yaşlanmaya başlayan Türkiye nüfusunun genç nüfustan kaynaklı demografik avantajını kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğu vurgulanıyor. OECD projeksiyonlarına göre 2030 sonrasında demografik fırsat penceresi kapanmaya başlayacağı tahmin ediliyor. Gelecek 10 yıl içinde yaklaşık 7 milyon mevcut üniversite öğrencisinin sadece istihdam edilebilirliğinin değil, teknolojiyi tasarlama ve yönetme yetkinlikleriyle donatılmasının sanayinin üretkenlik sıçramasını sağlayacak kritik bir unsur olduğu vurgulandı. Raporda, "Aksi halde, Türkiye zenginleşmeden yaşlanan bir ülke kategorisinde yer alacaktır" değerlendirmesi yapılarak yükseköğretimde derinlik hamlesinin ertelenebilir bir eğitim reformu değil; zamanla yarışan bir sanayi ve rekabet politikası olduğu belirtildi. "Üniversiteler sanayi 4.0 yolculuğumuzun doğal yol arkadaşı" Raporu değerlendiren ASO Başkanı Seyit Ardıç, üniversite-sanayi ilişkisinin artık yeni bir aşamaya geçmesi gerektiğini belirerek, küresel rekabette asıl farkın üretimin derinliğiyle oluştuğunu vurguladı. Başkan Ardıç, şu değerlendirmeleri yaptı: "Sanayimiz yapay zeka, otomasyon, veri, ileri malzeme ve biyoteknoloji ekseninde Sanayi 4.0 yolculuğuna çıkmıştır. Üniversitelerimiz ise bu yolculuğun doğal yol arkadaşı ve destekleyicisidir. Ancak şunu da açıkça ifade etmeliyiz: Üniversite 2.0’da kalan bir sistem, Sanayi 4.0 sürecine gerekli desteği vermekte zorlanabilir. Sanayinin ihtiyaç duyduğu teknoloji; doktorayla, ileri araştırma altyapısıyla, kamu-sanayi eş fonlu projelerle ve ticarileşen inovasyonla üretilir. Bu zinciri kurabilen üniversiteler, yalnızca mezun değil; gelecek üretecektir. Bugün mesele yalnızca eğitim sistemi meselesi değildir; bu aynı zamanda Türkiye’nin teknoloji yarışında güçlü kalması, kendi bilgi ve teknoloji kapasitesini büyütmesi meselesidir." "Üniversiteleri sanayinin teknoloji ortağına dönüştürmeliyiz" Türkiye’nin son 30 yılda milyonlarca genci üniversiteyle buluşturduğuna dikkat çeken Başkan Ardıç, artık yeni bir aşamaya geçilmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi: "Şimdi önümüzde çok daha kritik bir görev vardır. Yükseköğretimdeki niceliksel başarıyı, niteliksel bir sıçramaya dönüştürmek. Mezun vermekle değil yetkinlikle, yayınla değil teknolojiyle, nicelikle değil rekabet gücüyle derinliğin ölçüleceği bir sistem, Türkiye için önemli kazanımlar getirecektir. Üniversiteleri sanayinin teknoloji ortağına dönüştürmeliyiz. Çünkü Türkiye’nin ihtiyacı, yalnızca diploma üreten değil; araştırma yapan, ürün geliştiren, patent çıkaran, girişim doğuran ve sanayinin dönüşümüne omuz veren üniversitelerdir." ASO’nun raporunun Türkiye için yeni bir üniversite vizyonu önerdiğini ifade eden Ardıç, "Az sayıda ama güçlü, odaklanmış ama küresel, bilgi üreten ama aynı zamanda değer oluşturan üniversiteler. Bu vizyon; son dönemde de tekrar gündeme gelen geleneksel bir yapıyla yani üniversite, sanayi ve kamunun birlikte hareket ettiği güçlü bir ‘Üçlü Sarmal’ anlayışıyla hayat bulacaktır" dedi. Ardıç, Ankara’nın bu dönüşüm için güçlü bir pilot alan sunduğunu, ASO’nun da bu süreçte yalnızca destek veren değil; yön gösteren, tasarlayan ve hızlandıran bir rol üstlenmeye hazır olduğunu vurguladı. Başkan Ardıç, raporun yükseköğretim-sanayi ilişkilerinin derinleştirilmesine yönelik veriye dayalı bir başlangıç çerçevesi sunduğunu belirterek, "Ortaya konulan tespit ve önerilerin, paydaşlarla yürütülecek tematik çalıştaylar, pilot uygulamalar ve geri bildirim mekanizmalarıyla olgunlaştırılması hedeflenmektedir" dedi.
21 Mart 2026 Cumartesi - 20:36
İYİ Parti’den CHP’ye bayram ziyareti
İYİ Parti heyeti, Ramazan Bayramı dolayısıyla CHP’yi ziyaret etti. Ramazan Bayramı dolayısıyla partiler arası bayram ziyareti sürüyor. Bu kapsamda İYİ Parti heyeti Ar-Ge ve Parti İçi Eğitimden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Volkan Yılmaz, Genel İdare Kurulu Üyesi Sevim Elif Babaoğlu ve Kocaeli Gençlik Kolları Başkanı Mustafa Mutlu Sarı CHP’yi ziyaret etti. Heyeti, CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, Parti Meclisi Üyesi Elif Leyla Gümüş, Kadın Kolları MYK Üyesi Armağan Akyüz, Gençlik Kolları MYK Üyesi Özlem Akpınar karşıladı. Yavuzyılmaz, Türkiye’nin ekonomik kriz içinde olduğunu belirterek, "Gelecekten umudunu kesmiş toplum içindeki kitle kim derse gençler. Bir genç şu anda bir araba almayı hayal edemiyor. Bir ev almayı hayal edemiyor. Evlenmeyi hayal edemiyor. Evlenecek olsa çocuk yapmaya cesaret edecek durumda değil. Ekonomik krizin altında ezildikçe eziliyor. Diğer yandan bu gençlerin bahsettiğiniz gençlerin anneleri, babaları çalışıyorsa şanslıysa ve iş bulmuşsa çalışıyorsa ağırlıklı olarak ortalama bir asgari ücret seviyesinde çalışmak durumunda asgari ücret şu anda ortalama ücrete dönmüş vaziyette. Eğer emeklilerse zaten bu kez de bir bayramda bile yılda iki bayramda bile asgari ücretin 28 bin lira olduğu yerde 4 bin lira adı ikramiye yani desek ki harçlık desek harçlık değil. Bir aileyi geçindirmek bakımından dolayısıyla böyle bir sıkıntıyla karşı karşıyayız. Bugün dün zordu ülke açısından çünkü AK Parti’nin yirmi üç yıllık kurduğu bir rant sistemi var. Bu rant sistemi tabii birilerini beslerken birilerinin lüks ve şatafat içinde yaşamasını sağlarken diğer yandan halkın kalanını büyük ölçüde fakirleştirdi" ifadelerini kullandı. İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Yılmaz da, "Trafikte kesilen cezalar, işte bir yılda toplanması gereken veya bütçeye konulan cezanın bir ayda kesilmesi hatta iki üç katı yüksek oranda kesilmesi artık hükümette şöyle bir şey var, enerjileri yok. Türkiye’yi bu ekonomik krizden kurtaracak planları, programları yok. Üç yıldır yoğun bir program uygulanıyor. Ya da uygulandığını söylüyorlar ama enflasyon hala 30’lu rakamlarda. Önümüzdeki altı ayda bu ekonomi düzelmeyecek. Maalesef bu konuların üstüne gidilmesi lazım. Şartlar öyle ağır hale geldi ki şimdi bir emeklinin bir öğrenci okutması mümkün değil. Veya bir çalışanın çocuğunu okutması mümkün değil. Artık bunları konuşur hale geldik. Maalesef. Ama tabii ekonominin gölgenin olması için konuşulmaması için ülkede başka başka gündemler konuşturuyorlar. Üzüntü duyuyoruz" dedi.
21 Mart 2026 Cumartesi - 20:17
İYİ Parti’den CHP’ye bayram ziyareti
İYİ Parti heyeti, Ramazan Bayramı dolayısıyla Cumhuriyet Halk Partisi’ni (CHP) ziyaret etti. Ramazan Bayramı dolayısıyla partiler arası bayram ziyareti sürüyor. Bu kapsamda İYİ Parti heyeti Ar-Ge ve Parti İçi Eğitimden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Volkan Yılmaz, Genel İdare Kurulu Üyesi Sevim Elif Babaoğlu ve Kocaeli Gençlik Kolları Başkanı Mustafa Mutlu Sarı CHP’yi ziyaret etti. Heyeti, CHP Genel Başkan Yardımcısı Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, Parti Meclisi Üyesi Elif Leyla Gümüş, Kadın Kolları MYK Üyesi Armağan Akyüz, Gençlik Kolları MYK Üyesi Özlem Akpınar karşıladı. Burada konuşan Deniz Yavuzyılmaz, Türkiye’nin derin bir ekonomik krizin içinde olduğunu vurgulayarak, "Gelecekten umudunu kesmiş toplum içindeki kitle kim derse gençler. Bir genç şu anda bir araba almayı hayal edemiyor. Bir ev almayı hayal edemiyor. Evlenmeyi hayal edemiyor. Evlenecek olsa çocuk yapmaya cesaret edecek durumda değil. Ekonomik krizin altında ezildikçe eziliyor. Diğer yandan bu gençlerin bahsettiğiniz gençlerin anneleri, babaları çalışıyorsa şanslıysa ve iş bulmuşsa çalışıyorsa ağırlıklı olarak ortalama bir asgari ücret seviyesinde çalışmak durumunda asgari ücret şu anda ortalama ücrete dönmüş vaziyette. Eğer emeklilerse zaten bu kez de bir bayramda bile yılda iki bayramda bile asgari ücretin 28 bin lira olduğu yerde 4 bin lira adı ikramiye yani desek ki harçlık desek harçlık değil. Bir aileyi geçindirmek bakımından dolayısıyla böyle bir sıkıntıyla karşı karşıyayız. Bugün dün zordu ülke açısından çünkü AK Parti’nin yirmi üç yıllık kurduğu bir rant sistemi var. Bu rant sistemi tabii birilerini beslerken birilerinin lüks ve şatafat içinde yaşamasını sağlarken diğer yandan halkın kalanını büyük ölçüde fakirleştirdi" ifadelerini kullandı. İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Volkan Yılmaz, "Trafikte kesilen cezalar, işte bir yılda toplanması gereken veya bütçeye konulan cezanın bir ayda kesilmesi hatta iki üç katı yüksek oranda kesilmesi artık hükümette şöyle bir şey var, enerjileri yok. Türkiye’yi bu ekonomik krizden kurtaracak planları, programları yok. Üç yıldır yoğun bir program uygulanıyor. Ya da uygulandığını söylüyorlar ama enflasyon hala 30’lu rakamlarda. Önümüzdeki altı ayda bu ekonomi düzelmeyecek. Maalesef bu konuların üstüne gidilmesi lazım. Şartlar öyle ağır hale geldi ki şimdi bir emeklinin bir öğrenci okutması mümkün değil. Veya bir çalışanın çocuğunu okutması mümkün değil. Artık bunları konuşur hale geldik. Maalesef. Ama tabii ekonominin gölgenin olması için konuşulmaması için ülkede başka başka gündemler konuşturuyorlar. Üzüntü duyuyoruz" dedi.
21 Mart 2026 Cumartesi - 20:05
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Aşık Veysel’i vefatının 53. yıldönümünde andı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, halk ozanı Aşık Veysel’in vefatının 53’üncü yıldönümünde anma mesajı yayımladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan mesajında, "Anadolu halk ozanımız Aşık Veysel’i ebediyete irtihalinin 53’üncü yılında rahmetle, hürmetle yad ediyorum" ifadelerini kullandı.
21 Mart 2026 Cumartesi - 18:33
Yalçın Koşukavak: "Oyuncularım rakipten bağımsız ciddiyette oynadılar"
Ankara Keçiörengücü Teknik Direktörü Yalçın Koşukavak, Adana Demirspor müsabakasının ardından, "Bizim açımızdan böyle maçlara konsantre olmak kolay oluyor ama oyuncularım sağ olsunlar rakipten bağımsız ciddiyette oynadılar" dedi. Trendyol 1. Lig’in 32. haftasında Ankara Keçiörengücü, sahasında ağırladığı Adana Demirspor’u 7-0 mağlup etti. Maç sonu düzenlenen basın toplantısında değerlendirmelerde bulunan Ankara Keçiörengücü Teknik Direktörü Yalçın Koşukavak, "Kazanmamız açısından önemli bir maçtı. 2 haftadır Sakaryaspor ile içeride berabere kaldık. Deplasmanda bir mağlubiyet aldık. Milli araya girerken 3 puan yukarıda kalmamız açısından önemliydi. Rakip Adana Demirspor, maalesef ülkenin önemli futbol anlamında mihenk taşı olan kulüplerin yaşadığı bir durumu yaşıyor. Genç oyuncuları vardı. Zaten ligdeki durumları da ortada. Bizim açımızdan böyle maçlara konsantre olmak kolay oluyor ama oyuncularım sağ olsunlar rakipten bağımsız ciddiyette oynadılar. Böyle bir skor oldu. Bu milli ara bizim için çok önemli. Kadro değerliğimiz açısından formsuz oyuncularımız birkaç sakat oyuncumuz var. Bizim maçımız da tam zamanında geldi, toparladık. Kalan 6 maçta play-off iddiamızı sürdürmek istiyoruz. Adana Demirspor da inşallah eski günlerine döner diye umut ediyorum" ifadelerini kullandı.
21 Mart 2026 Cumartesi - 18:24
Hilmi Bozkurt: "Çalışacak çok işimiz var"
Adana Demirspor Teknik Direktörü Hilmi Bozkurt, Ankara Keçiörengücü karşılaşmasının ardından, "Sporcularımıza hep söylüyorum çalışacak çok işimiz var. Onların da gayretleri ile bu problemlerin üstesinden gelmemiz gerekiyor. Çalışmaya devam edeceğiz, yapacak bir şey yok" dedi. Trendyol 1. Lig’in 32. haftasında Adana Demirspor, deplasmanda Ankara Keçiörengücü ile karşılaştı. Müsabakanın ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulunan Adana Demirspor Teknik Direktörü Hilmi Bozkurt, "Keçiörengücü takımını tebrik ediyorum. 6-7 haftanın bireysel hatanın en yoğun olduğu maçı yaşadık. Gönül isterdi ki bayramda iyi bir futbol izletelim hem de pozitif oyun anlamında çocuklarımıza katkı koyalım ama dediğim gibi son haftalardaki en hatalı oyunların olduğu bir maç izledik. Sporcularımıza hep söylüyorum çalışacak çok işimiz var. Onların da gayretleri ile bu problemlerin üstesinden gelmemiz gerekiyor. Çalışmaya devam edeceğiz, yapacak bir şey yok" diye konuştu.
21 Mart 2026 Cumartesi - 18:16
Endonezya’nın Ankara Büyükelçiliğinden bayramlaşma programı
Endonezya Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği tarafından Ramazan Bayramı dolayısıyla bayramlaşma programı düzenledi. Endonezya’nın Ankara Büyükelçiliği tarafından düzenlenen programda, Türkiye’deki Endonezya topluluğu bir araya geldi. Kutlamaya öğrenciler, çalışanlar ve diasporasından oluşan 600’den fazla Endonezya vatandaşı katıldı. Ayrıca Sri Lanka Demokratik Sosyalist Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Singapur Cumhuriyeti, Filipinler Cumhuriyeti, Kamboçya Krallığı, Bangladeş Halk Cumhuriyeti, Brunei Darussalam büyükelçileri ile Malezya Maslahatgüzarı da etkinlikte hazır bulundu. Türkiye’de Ramazan Bayramı, Endonezya’dan bir gün önce, yani 21 Mart 2026’da kutlandı. Etkinlikte ayrıca Endonezya mutfağının zenginliği de ön plana çıkarıldı. Endonezya mutfağı, TasteAtlas 2025/2026 Ödülleri’nde dünyanın en iyi 10 mutfağı arasında yer alarak uluslararası alanda önemli bir takdir kazandı. TasteAtlas listesinde öne çıkan nasi Padang, opor ayam ve rendang gibi sevilen yemekler de etkinlikte sunularak Türkiye’de yaşayan Endonezyalılara memleket lezzetlerini hatırlattı.
21 Mart 2026 Cumartesi - 18:06
Trendyol 1. Lig: Ankara Keçiörengücü: 7 - Adana Demirspor: 0
Trendyol 1. Lig’in 32. haftasında Ankara Keçiörengücü, sahasında ağırladığı Adana Demirspor’u 7-0 mağlup etti. Maçtan dakikalar 15. dakikada sağ kanattan İbrahim Akdağ’ın ortasında ceza sahası içinde Diouf, topu ağlara gönderdi. 1-0 23. dakikada sağ kanattan Hüseyin Bulut’un ortasında ceza sahası içinde Mame Diouf, kafaya topu filelere yolladı. 2-0 34. dakikada Süleyman Luş’un sol kanattan pasında Hüseyin Bulut’un şutu ağlara gitti. 3-0 52. dakikada sağdan Odise Roshi’niz ceza yayına doğru pasında topla buluşan İshak Karaoğul’un şutunda top filelerle buluştu. 4-0 76. dakikada sağ kanattan Hüseyin Bulut pasıyla buluşan Ousmane Diaby, ceza sahasına girerek yaptığı vuruşta meşin yuvarlağı ağlara gönderdi. 5-0 88. dakikada sağ kanattan Hüseyin Bulut’un içeri çevirdiği topu Ali Akman filelere yolladı. 6-0 90+6. dakikada Ankara Keçiörengücü’nün kazandığı penaltıda topun başına gelen Mehmet Efe Çakmak, meşin yuvarlağı ağlarla buluşturdu. 7-0 Stat: Keçiören Aktepe Hakemler: Berkay Erdemir, Enes Biroğlu, Batuhan Bıyıklı Ankara Keçiörengücü: Emre Satılmış, Hüseyin Bulut, Wellington, Abdullah Çelik, Süleyman Luş, İshak Karaoğul, İbrahim Akdağ (Erkam Develi dk. 46), Odise Roshi (Enes Yılmaz dk. 67), Halil Can Ayan (Junior Fernandes dk. 67), Ousmane Diaby (Mehmet Efe Çakmak dk. 78), Mame Diouf (Ali Akman dk. 46) Yedekler: Aykut Özer, Oğuzcan Çalışkan, Eduart Rroca, Mexer, Alper Duman Teknik Direktör: Yalçın Koşukavak Adana Demirspor: Murat Eser, Enes Demirtaş (Halil Eray Aktaş dk. 78), Yusuf Buğra Demirkıran (Eymen Namlı dk. 59), Ali Fidan, Yücel Gürol (Ahmet Yılmaz dk. 46), Mert Menemencioğlu, Kürşat Türkeş Küçük, Kayra Saygan (Çağlar Çelenk dk. 59), Toprak Bayar (Aykut Sarıkaya dk. 46), Osman Kaynak, Gökdeniz Tunç Yedekler: Eren Fidan, Arda Özkanbaş, Doğuhan Dübüş, Mert Baş, Muhammed Ergen Teknik Direktör: Kubilayhan Yücel GolLER: Mame Diouf (dk. 15 ve 23), Hüseyin Bulut (dk. 34), İshak Karaoğul (dk. 52), Ousmane Diaby (dk. 76), Ali Akman (dk. 88), Mehmet Efe Çakmak (dk. 90+5 pen.) (Ankara Keçiörengücü) Sarı kartlar: Abdullah Çelik, Hüseyin Bulut (Ankara Keçiörengücü)
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder