EKONOMİ - 15 Nisan 2026 Çarşamba 09:04

TZOB Genel Başkanı Bayraktar: "Denizlerde av yasağı 15 Nisan’da başlıyor"

A
A
A
TZOB Genel Başkanı Bayraktar: "Denizlerde av yasağı 15 Nisan’da başlıyor"

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 15 Nisan’da başlayan av yasağıyla birlikte denizlerde trol ve gırgır avcılığının duracağını belirterek, "Sürdürülebilir avcılık, sektörümüzün geleceği açısından hayati önem taşıyor. Balık stoklarının korunması ve geliştirilmesi için bilimsel araştırmaların artırılması, koruma ve kontrol faaliyetlerinin güçlendirilmesi gerekiyor" dedi.


TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar yaptığı açıklamada, "7,5 aydır devam eden balık avlama sezonunun sonuna gelmiş bulunuyoruz. 1 Eylül 2025 tarihinde başlayan balıkçılık sezonu, 15 Nisan 2026 itibarıyla sona eriyor. Bu tarih itibarıyla denizlerde trol ve gırgır ağları ile avcılık yapan balıkçılarımız yaklaşık 4,5 ay sürecek av yasağı dönemine girecek. Av yasağı 1 Eylül 2026 tarihine kadar devam edecek. Ülkemiz, farklı özelliklere sahip denizleriyle su ürünleri üretiminde önemli bir potansiyele sahip. Nitekim son yıllarda su ürünleri üretimimizde dikkat çekici bir artış yaşandı. 2014 yılında 537 bin 345 ton olan toplam üretimimiz, 2024 yılında yüzde 73,67 artarak 933 bin 194 tona yükseldi. Bu artışın önemli bir kısmı yetiştiricilik faaliyetlerinden kaynaklanıyor. 2014 yılında toplam üretimin yüzde 56,3’ü avcılıkla sağlanırken, 2024 yılında bu oran yüzde 38,2’ye geriledi. Aynı dönemde yetiştiricilik üretimi yüzde 145,4 oranında artış gösterdi. Deniz balıkları avcılığı ise yüzde 25,5 oranında arttı. 2024 yılı verilerine göre avlanan deniz balıkları miktarı 290 bin 68 ton olarak gerçekleşti. Tür bazında incelendiğinde 153 bin 175 ton ile hamsi en çok avlanan balık olurken, onu 49 bin 278 ton ile palamut ve 17 bin 818 ton ile sardalya takip ediyor" dedi.



"Sürdürülebilir avcılık sektörün geleceği açısından hayati önem taşıyor"


"Ülkemizde denizlerden elde edilen üretimin büyük ölçüde kıyı balıkçılığına dayanması, açık deniz balıkçılığına yönelik altyapının yetersizliği ve balıkçı teknesi sayısının fazlalığı, kıyı sularımız üzerindeki av baskısını artırıyor" diyen Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Bu noktada sürdürülebilir avcılık, sektörümüzün geleceği açısından hayati önem taşıyor. Balık stoklarının korunması ve geliştirilmesi için bilimsel araştırmaların artırılması, koruma ve kontrol faaliyetlerinin güçlendirilmesi gerekiyor. Öte yandan su ürünleri, özellikle balık, hayvansal protein kaynakları arasında önemli bir yer tutuyor. Ancak ülkemizde kişi başı su ürünleri tüketimi dünya ortalamasının altında kalıyor. Dünyada kişi başına tüketim yaklaşık 20,7 kilogram iken, ülkemizde bu miktar 7,7 kilogram seviyesindedir."


Av yasağı süresince kurallara uyulmasının büyük önem arz ettiğini vurgulayan Bayraktar, şöyle devam etti:


"Boy yasağına aykırı küçük balıkların satışı, yasaklı türlerin avlanması ve hijyen koşullarına uyumsuzluk gibi konularda denetimlerin artırılması gerekiyor. Yasak avcılık faaliyetlerinin Tarım ve Orman İl/İlçe Müdürlüklerine ya da jandarmaya bildirilmesi önem taşıyor. Av yasağı süresince balıkçı tezgâhlarında ağırlıklı olarak kültür balıkları olan çipura, levrek ve alabalığın yanı sıra ithal ürünler ve av sezonunda yakalanarak uygun koşullarda muhafaza edilen balık türleri yer alacaktır. Ayrıca bu dönemde balıkçılarımız, karasularının bitişiğindeki uluslararası sularda ve ilgili tebliğ hükümlerine uymak kaydıyla uzatma ağları ile avcılık yapabilecek. Av yasakları, denizlerimizdeki balık popülasyonunun korunması ve gelecek nesillere aktarılması açısından büyük önem taşıyor. Bu süreçte hem balıkçılarımızın hem de vatandaşlarımızın gerekli hassasiyeti göstermesi büyük önem taşıyor."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana Şehit annesinin "ev mağduriyeti" iddialarına müteahhitten yanıt Şırnak’ın Beytüşşebap ilçesinde 2006 yılında bölücü terör örgütü PKK ile girilen çatışmada şehit olan Uzman Çavuş İsa Çiçek’in annesi Emine Çiçek’in (66) "ev mağduriyeti" iddialarına, müteahhit Timuçin Cankoy’dan açıklama geldi. Cankoy, ortaya atılan iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirterek, sürece ilişkin tüm belgelerin savcılığa sunulduğunu ifade etti. Şehit annesi Emine Çiçek, oğlunun şehit olmadan önce kredi çekerek aldığı evin müteahhit tarafından alındığını, kendilerine 2 daire ve 1 iş yeri sözü verildiğini ancak yalnızca bir daire verildiğini, ayrıca 7 aydır apartmanda elektrik olmadığı için evinde oturamadığını iddia etmişti. İddialar üzerine açıklama yapan müteahhit Timuçin Cankoy ise, "Burası 2017 yılında ruhsatı alınmış bir yapıdır. Emine Çiçek, Yılmaz ve Hüseyin isimli 3 kişi arsa sahibidir. Bir müteahhit ile anlaşmışlar ve bu kişi burada 20 bağımsız bölüm çıkarmıştır. Bu 20 bağımsız bölümden Emine hanıma 4 daire 1 dükkan, Yılmaz’a 2 daire 1 dükkan, Hüseyin’e ise 2 daire 1 dükkan verilmek üzere müteahhit bu yerleri kendilerine satmıştır. Ancak müteahhit bu yerleri sattıktan sonra kaçmıştır. 2021 yılında başka bir müteahhit ile anlaşılmış, fakat pandemi dönemine denk geldiği için o da iflas ederek işi bırakmıştır. 2022 yılının sonunda beni buldular. İkinci müteahhit ile anlaştığınız gibi bana daire ve para borçlarını verirseniz, ben kar etmeden bu işi bitireyim dedim. 2023 yılında binayı oturulabilir hale getirdim. ’Müteahhit kandırdı’ iddiası ortaya atıldı ancak bütün belgeler elimdedir ve savcılığa teslim edilmiştir" dedi. Cankoy, şehit annesine 4 daire ve 1 dükkan devredildiğine dikkat çekerek şunları kaydetti: "Bu devredilen yerler Emine Çiçek adına tapuda kayıtlıdır. 3 daire ve 1 dükkan, kendi oğlu tarafından vekaletle satılmıştır. ‘Annemiz evimde oturamıyorum’ diyerek ağlamıştır. Ancak bu dairelerde 2024 itibarıyla yaşam başlamıştır. Ben, şantiye elektriğimi kullanmalarına dahi izin verdim. Oradan beton ya da demir parası talep etmedim. Sadece kendi yaptığım işlerin ücretini talep ettim. Bunları da bir WhatsApp grubu kurarak yaptığım tüm işleri kayıtlı şekilde gösterip ispatladım. Bu binada iskan yoktur ve şu an kaçak yapı durumundadır. Burayı ben şikayet etmedim. Oradaki asansörleri ben halka açmadım, ancak kullanılıyor. Asansör düşer ve biri hayatını kaybederse bunun tek sorumlusu benim. Bu nedenle belediyeye başvuru yaptım. Asansör ve elektrik tesisatlarıyla ilgili henüz denetim ve halka arz yapılmamıştır. Buna rağmen kullanım vardır, yerinde denetlenmesini talep ettik. Diyarbakır’da iskanı alınmış bir bina yandı. Her şey yapılmış olmasına rağmen tesisat kontrolden geçmediği için müteahhitler 8 aydır cezaevindedir. Sarıçam Belediyesi’ne ve orada hak sahibi olanlara defalarca ‘gelin bu işin çözümünü anlatayım, çözüm yolu bulalım’ dedim." Cankoy, "2024-2025 yılları içerisinde aileler oturdu ve benim elektriğimi kullandılar. Bir kısım ödeme yapılmadığı için adıma icra açıldı. Emine Çiçek ‘oturacak yerim yok’ dedi. Ancak 2024-2025 yılında birinci kattaki kendisine ait olan daireyi oğlu kiraya verdi. Oğluna sorsun, neden kiraya verdin de beni burada oturtmadın diye" ifadelerini kullandı. Öte yandan, taraflar arasındaki anlaşmazlığın yargıya taşındığı öğrenildi.
Eskişehir Polikistik over sendromu sadece jinekolojik bir hastalık değil Acıbadem Eskişehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Semavi Ulusoy, üreme çağındaki kadınlarda sık görülen polikistik over sendromunun (PCOS) yalnızca "yumurtalıklarda kist oluşumu" olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyerek "Hastalığın temelinde hormonal dengesizlikler yer alır. Yalnızca kadın hastalıkları ile sınırlı değildir, çoğu zaman insülin direnci ile birlikte seyreder" dedi. "Asıl sorun hormon dengesizliği" Polikistik over sendromunun adında "kist" ifadesi geçse de hastalığın ana probleminin bu olmadığını belirten Dr. Semavi Ulusoy, "Yumurtalıklarda görülen çok sayıda küçük folikül hormonal dengesizliğin bir sonucudur. PCOS’ta en sık karşılaştığımız durum androjen yani erkeklik hormonlarının normalden yüksek olmasıdır. Bu durum adet düzensizliklerine ve yumurtlama problemlerine yol açar" diye konuştu. Adet düzensizliği ve tüylenme en sık belirtiler PCOS’lu kadınların genellikle seyrek adet görme, uzun aralıklarla adet olma veya hiç adet görememe şikayetleriyle başvurduğunu belirten Ulusoy, "Bunların yanı sıra yüz, çene, göğüs ve karın bölgesinde artmış tüylenme, akne ve saç dökülmesi de sık görülür. Bu belirtiler hem fiziksel hem de psikolojik açıdan hastaları etkiler" dedi. Sadece jinekolojik değil, metabolik bir hastalık Polikistik over sendromunun yalnızca kadın hastalıkları ile sınırlı olmadığını vurgulayan Ulusoy, "Bu durum çoğu zaman insülin direnci ile birlikte seyreder. İnsülin direnci kilo alımını kolaylaştırır, kilo vermeyi zorlaştırır. Bu da uzun vadede tip 2 diyabet, yüksek kolesterol, hipertansiyon ve kalp-damar hastalıkları riskini artırabilir. Ayrıca uzun dönemde rahim içi kalınlaşma gibi jinekolojik riskleri de artırmaktadır. Tüm bunların yansımaları ruhsal olarak da özgüven kaybı, stres, anksiyete ve depresyon gibi sorunlara yol açabilir" ifadelerini kullandı. "Tedavinin temelini ise yaşam tarzı değişiklikleri oluşturur" PCOS tedavisinin kişiye özel planlandığını belirten Ulusoy, "Hastanın yaşı, şikayetleri ve gebelik planına göre tedavi yaklaşımı değişmektedir. Tedavinin temelini ise yaşam tarzı değişiklikleri oluşturur. Dengeli ve düşük glisemik indeksli beslenme, düzenli fiziksel aktivite, yeterli ve kaliteli uyku, stres yönetimi önemlidir. Gerekli durumlarda hormonal tedaviler ve insülin direncine yönelik ilaçlar da kullanılabilir" dedi. "Erken müdahale sağlık risklerinin önüne geçer" Polikistik over sendromunun tamamen ortadan kaldırılamayan ancak kontrol altına alınabilen bir hastalık olduğunu belirten Ulusoy, "Doğru takip ve tedavi ile sağlıklı bir yaşam mümkün olur. Özellikle adet düzensizliği, aşırı tüylenme ve kilo kontrolünde zorlanma gibi şikayetleri olan kadınların vakit kaybetmeden bir uzmana başvurması gerekir. Erken müdahale hem mevcut belirtilerin yönetimi hem de ileride oluşabilecek sağlık risklerinin önlenmesi açısından büyük önem taşır" diye konuştu.
İstanbul "Tek kadın tek motor 81 il Türkiye" yolculuğu tamamlandı: "Hayalleriniz için o ilk adımı atın" İstanbul’dan yola çıkan ve 2 buçuk yıl boyunca 40 bin kilometreyi aşan motosiklet yolculuğuyla Türkiye’nin 81 ilini tek başına gezen Saliha Özkan, turunu Caddebostan Sahili’nde noktaladı. Büyük bir coşkuyla karşılanan Özkan, "Türkiye’de bir ilki başarmanın gururunu yaşıyorum. Hayalleriniz neyse çok düşünmeden o ilk adımı atın, gerisi geliyor" dedi. Motosikletiyle "Tek kadın tek motor 81 il Türkiye" sloganıyla yola çıkan Saliha Özkan, 447 gün süren ve 40 bin kilometreyi aşan destansı turunu İstanbul Caddebostan Sahili’nde tamamladı. 2,5 yıllık zorlu yolculuğu boyunca Türkiye’nin dört bir yanını karış karış gezen Özkan, İstanbul’a dönüşünde sevenleri ve ailesi tarafından coşkuyla karşılandı. Hem bir ilki gerçekleştirmenin haklı gururunu hem de yollardan ayrılmanın hüznünü bir arada yaşayan Özkan, yaşadığı tecrübelerin kendisi için bir kişisel gelişim süreci olduğunu da dile getirdi. "Yolculuk insanın kendisini nasıl daha iyi biri haline getirebileceğini öğretiyor" 2,5 yıl süren yolculuğu sırasında zorluklarla başa çıkabilmeyi daha iyi öğrendiğini ifade eden Özkan, şunları aktardı: "Şu an çok fazla şey hissediyorum, çok büyük bir mutluluk. 2,5 yıl sürdü, 447 gün ve 40 bin kilometrenin üzerinde yol yaptım; anlatacak çok fazla hikaye birikti. Duygularım da dolup taşıyor gerçekten, buradaki bütün karşılamaya gelenler da sağ olsunlar daha çok duygulandırdılar. Türkiye’de bir ilki başarabilmiş olmaktan dolayı gerçekten çok mutluyum, bugünleri özleyeceğim tekrar; hem mutluluk hem hüzün ikisi beraber var şu an. Derler ya, ’Çok gezen mi bilir, çok okuyan mı?’ diye; çok gezdiğinizde hem insanları okumuş oluyorsunuz, hem yolu okumuş oluyorsunuz, hem de doğayı, dünyayı ve kültürleri okumuş oluyorsunuz. Dolayısıyla yolculuk aslında insanın kendisini nasıl daha iyi bir insan haline getirebileceğini de öğretmiş oluyor. Başınıza zorluklar geliyor, onlarla başa çıkmayı öğreniyorsunuz. Çok güzel insanlarla karşılaşıyorsunuz, muhteşem manzaralar eşliğinde gözyaşlarınızı tutamıyorsunuz zaman zaman. Hayatın her yönüne temas ettiğini hissediyorsunuz. Yolculuk çok güzel. "Hayalleriniz neyse çok fazla düşünmeden gerçekleştirmek için o ilk adımı attıktan sonra gerisi illa ki geliyor" Gezgin olma hayali kuranlara tavsiyelerde bulunan Özkan, detaylara takılmadan harekete geçmenin önemine dikkat çekerek şunları söyledi: "Çok fazla düşündüğünüzde daha fazla detay ve fikir gerekiyor. Tabii ki bir plan dahilinde olması gerekir ama hayalleriniz neyse çok fazla düşünmeden o ilk adımı attıktan sonra gerisi illaki geliyor. Benim için de öyleydi. İlk yolculuktan sonra artık hayatımı yollarda geçirmek istediğimi fark ettim. Herkese naçizane bunu tavsiye edebilirim. Elinizdeki imkanlarla ne kadarını yapabiliyorsanız bir yerden başlamanız gerekiyor. Ondan sonra zaten devamı daha güzel bir şekilde geliyor." "Kızım sağ salim bana geri dönebildiyse takipçilerinin duaları sayesinde" Saliha Özkan’ın annesi ise kızının yolculuğu boyunca büyük bir manevi destek hissettiklerini belirterek, "Kızımı tebrik ediyorum ve takipçilerine gerçekten çok teşekkür ediyorum. Eğer kızım sağ salim bana geri dönebildiyse takipçilerinin ettikleri dualar sayesinde geldi. Dualardan bir tanesini okuduğumda çok duygulandım; bir anne-oğul Umre’ye gitmiş ve ’Saliha’cığım senin için orada dua ettik’ demişlerdi. Bu mesajı okuduğumda gerçekten tüylerim diken diken oldu. Buradan bütün dua edenlere ve takipçilerine teker teker teşekkür ediyorum, iyi ki varsınız" şeklinde konuştu.